KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen Türk-Kan » Pzt May 09, 2011 9:57

Tuncay ÖZKAN yazdı:“Milletin Anasını iyilikle s.k.ceksin…başka türlü büyüyemeyiz”

Anlaşılan Tuncay haklı, sindirim organları gayet iyi çalışıyor bu milletin.
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen K. Milliyeci Torunu » Pzt May 09, 2011 10:23

Türk-Kan yazdı:[color=darkred]
Söyleyeceğim şudur:

Dünyada her toplumda “analarını sinkaf” eden kişilerden hoşlanan bazı sapkınlar bulunur.

Bizde de aynı nitelikte bazı kişilerin, analarının Tuncay Özkan tarafından sinkaf edilmesinden çok hoşnut olduklarını görmekteyiz.

Bu kişilerin tercihlerine karışmayız.
[align=right]Yılmaz DİKBAŞ, 6 Mayıs 2011


Anlaşılan bu iğrenç lafların da aynı şeyin laciverdi olduğu anlaşılmamış.

özkanı savunuyor filan değilim, ancak üçüncü referansda yani mektup olayınca ciddi bir ÇARPITMA varken, ben bu küfürün yekten böyle edilip edilmediğine güvenemiyorum.yine bir çarpıtılma, cımbızla alma, (farklı sunum) olduğu şüphesi doğuyor bende.

Çok sevdiğim ve Saygı duyduğum sayın Sabahattin Önkibar bu çarpıtma meselesini son makalelerinden birinde benden çok daha iyi açıklamış. Ne diyordu Sn. Önkibar kastamunudaki suikast ile ilgili makalesinde?

" Ortada zaten Başbakan’a suikast falan yok, sadece onun istismarı var!
Başbakan yerden binlerce metre yüksekte ve Amasya üstlerinde seyrederken Kastamonu’da ona suikast olur mu?
Tamam, yandaş medya çarpıtıp hadiseyi günlerdir öyle sunuyor da hakikat budur!
Zaten o çarpıtma yani farklı sunum ya da dezenformasyon benim en çok zihnimi bulandıran şeydir!Yaşananlardan hareketle ciddi kuşkularım var ve soruyorum; yoksa PKK ambalajlı bu suikast olayı AKP derin devletinin meçhul partnerleri ile yaptığı bir imaj operasyonu mu?" S.Önkibar.

Benim esnetilme dediğim konuyu çok iyi anlatmış Sn. Önkibar sağolsun.

Son olarak çok değer verdiğim Sn. Erdal Sarızeybek ne diyor 7 mayıs tarihli makalesinde ....
"
Biz devekuşu değiliz, başımızı kuma sokmayız, gerçek ise onu görürüz ve gördüğümüz gerçeği de halkımıza açık açık anlatırız, bugün söz konusu olan vatandır…

12 Haziran bizim için bir dönüm noktasıdır…

AKP iktidar olursa, PKK ile kol kola girip anayasa üzerinde oynayacaklar, hatta PKK ile bir olup ŞEMAME oynayacaklar, çünkü birbirlerinden güç alıyor bunlar…

Bu oyunu bozmanın, demokratik sistem içinde bozmanın artık tek çıkışı kalmıştır, birlik olmak ve ne pahasına olursa olsun oylarımızı bölmemek…
Kimseye saygısızlık yaptığımız yok, kimseyi küçümsediğimiz yok, yüzde onu aşmayan siyasi partilere oy vermeyeceğiz, sadece bu seçim için, şu tehlikeyi bir atlatalım, ondan her siyasi parti çıksın ortaya, koştursun, bir şey dediğimiz yok…" Erdal Sarızeybek


Tuncay Özkan 1. bölgeden seçilebilir mi ? evet
seçilirse AKP bir vekil kaybedecek mi ? evet.
bri vekil az AKP , bir vekil çok AKP den iyi değil mi ? öyle

E nedir bu saldırı , çarpıtma, farklı sunum, dezenformasyon ozaman kardeşim, demezler mi adama ? derler.

Sokak jargonu ile söylenen bu parçalayıcı lafların arkasında hala durmak, yakışıyor mu ? onun da yanıtını bir zahmet siz verin.

Kalınız Sağlıcakla

Kuvvai Milliyeci Torunu




"
Kullanıcı küçük betizi
K. Milliyeci Torunu
Üye
Üye
 
İletiler: 43
Kayıt: Cmt Eki 09, 2010 21:52

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen Türk-Kan » Pzt May 09, 2011 10:28

Obama'dan yardım dilenen AB'ci küfürbaz seçilsin AKP seçilmesin, Türk milleti kurtulsun.

"Sandık kafalı" olunca ne anlatsan boş.
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen K. Milliyeci Torunu » Pzt May 09, 2011 10:58

peki tamam madem boş, anlatmayayım ozaman ;)
Kullanıcı küçük betizi
K. Milliyeci Torunu
Üye
Üye
 
İletiler: 43
Kayıt: Cmt Eki 09, 2010 21:52

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen Türk-Kan » Pzt May 09, 2011 11:02

K. Milliyeci Torunu yazdı:peki tamam madem boş, anlatmayayım ozaman ;)

Pek güldüm Alicengiz :)
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen Türk-Kan » Pzt May 09, 2011 15:41

Mehmet AKKAYA yazdı:Merhaba Yılmaz bey.
Size eleştirimi yazma sebebi olan notun sahibi arkadaşları arayarak, konu hakkındaki yazılarınızı istedim.
Daha sonra da siz bu ileti ile kendiniz göndermişsiniz.
Dikkatle baktım hepsine.
Eleştirinizin Tuncay Özkanla sınırlı olduğunu gördüm ve yanıldığımı kabul etmeliyim.
Sizden özür diliyorum.
Size dair eleştiri yazımı sildim.
Ayrıca hatamı belirten bir yazı yazacağım.
Tekrar özür diliyorum.
Başarı dileklerimle.

Mehmet Akkaya
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen bezgin » Pzt May 09, 2011 17:53

Icerigine takilmis gitmisiz "Biz kac milyon kontörüz, sen biliyon mu?" mektubunun. Cezaevinden, ülkeme düsman zalim bir devletin baskanina mektup yazanin saglam pabuc olmadigi kesin. Sen, ilk önce kontörlerini topladigin vatandasa mektup yaz.

Icerigi icin herkes farkli birsey söyleyebilir, söyleyecektir. "Biz kac kontörüz" Tuncay'in ne kadar basarili bir sarraf oldugunu meydanlarda gördük. Bir kere; AKP muhalefetinden, telefon kontörü gibi cok önemli bir silah gelistirdi. Insanlar aradaki baglantiyi düsünmedi bile.
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen Ram » Pzt May 09, 2011 22:55

Ne kadar yanıt versek de, yanıt verilmiyor, yalnızca karşılık veriliyor; daha çok sormanın yararı yok. Örneğin şöyle bir yanıt olabilir mi:

Özkanla ne derdiniz var, ne husumetiniz var, beni hiç ilgilendirmiyor


Bu olsa olsa karşılıktır. Buna şöyle bir karşılık versek, başımız göğe erişir mi:

Dikbaş'la ne derdiniz var, ne husumetiniz var, beni hiç ilgilendirmiyor



Bundan özetle oluşan bu karşılık bütünü içinde tek bir yere yanıt vereceğim; o da konuyla doğrudan ilgisiz, Türkçeyi ilgilendiren bir noktadır.

Esnek, esneme, esnemek, esneklik, esnetmek, esnetilmek, esnettirmek vesaire... Bunların hiçbirinin "çarpıtma" anlamı taşımadığı, "esnek" sözcüğünün mecazî bir anlamının "değişik yorumlara elverişli" olduğu, diğer mecazî anlamının da "görüş ve tutumlarında katı olmayan" olduğu kaynağında saptanmıştır.

Sözlüklere geçmese de, halk arasında kullanılagelen, "lastik gibi oraya buraya çekmek/çekiştirmek" deyişinden ilerleyerek "esnemek", "esneklik" sözcüklerinden "çarpıtmak" / "hedef saptırmak" anlamı çıkartmak çok da mantıksız değil, ancak böyle bir kullanım olmadığı gibi, ilgili sözün "değişik yorumlara elverişli" veya "görüş ve tutumlarında katı olmayan" anlamları ile aynı anda "çarpıtmak", "saptırmak" anlamına gelmesi çelişki doğurur. Karıştırılan söz, yine halk ağzında kullanılagelen "eğmek" olabilir.

Tartışma alanında tartışılırken "söz dalaşı"na girmek derdinde olmayan arkadaşımıza duyurulur.
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen K. Milliyeci Torunu » Sal May 10, 2011 8:53

Sayın Ram,

8000 e yaklaşan mesaj ile Siteye harcamış olduğunuz emeğe saygımdan nazik olmaya çalışıyor ve konu ile ilgisi olmayan polemiklere girmek istemiyor, çekilmek istenildiğim saçma sapan (dikbaş ile ne husumetiniz var konusunda olduğu gibi ) bataklıklarına girmiyorum.

İnternette hele de forum sitelerinde yazan insanların profillerini tanıyacak kadar bu alanda deneyimliyim. Belki de o nedenle bu siteye değerli bir aydınımız tarafından yönlendirildim, bir yardımım olabileceği düşünülmüştü, öncelikle izlemeyi seçtim. Sn. Türk- Kan bu konuda bilgilidir.

Sağlıklı düşündüğüne, objektif olabildiğine dair emeraler göstermeyen kişiler ile hele hele satır satır, yanıt verecek, ve verdiği yanıtları kendi amacı doğrusunda çarpıtarak, algı yönetmeye çalışanlara karşı da oldukça deneyimli ve bilgiliyim. Modern tıp bu gibi olguları artık bir hastalık olarak - adı da internet bağımlılığı-tanımlamakta ve tedavi etmektedir.

İnternet bağımlılığı hastalığının bir semptomu daha var. Sizde şimdilik sadece şüpheleniyorum, ama bu şüphe kuvvetli bir şüphe. Yeri gelirse söylerim. Umarım bir önceki mesajda olduğu gibi başka bir mugalata ile karşılaşmayız.

( Mugalata : ( Genç kuşaklar için Türkçe karşılığı : (Galat. dan) Karşısındakini yanıltmak için söz söylemek. Doğruya benzer yanlış sözler. Safsata. Hatalı ve yanlış söz. Demagoji. * Man: Vehimlerden terekküb eden kıyastır.) Kısaca laf salatası yani. )

Sn. Türk-Kan a katılıyorum, ne anlatsam boş :D , ancak şu kadarını söyleyeyim, dikbaşı tanımam, izlemem, bilmem, bugüne kadar bir tek AB den beslenen yazarlar ile ilgili çalışması hakkında Sn. Avarın yazdığını bilirim. Hepsi o kadar. Siz de sitenizde en son sırada ( belki de alfabetik olduğu içindir ) yer vermişsiniz, ancak yer verilen makale sayısı da oldukça az.

[mod="Yönetici"]Süre doldu.

duyuru-kanitsiz-kaynaksiz-one-surulen-nitelemeler-tanimlamalar-hakkinda-t28455.html#p146321[/mod]

Bugüne kadar siz, Sn. Önkibarın, Sn. Arslan Bulutun, Sn. Avarın, Sn. Sarızeybeğin, Sn. Balbayın, Sn.Bekir Coşkunun, Sn. Y. Özdilin, hiç eleştirilmediğini mi düşünüyorsunuz ?

Kendilerine hiç ana avrat sövülmediğini mi düüşünüyorsunuz ? Yedikleri küfürler buradan fizana yol olmaz mı sanıyorsunuz ?

Saydığım bu aydınların hiç mi tepesi atmadı, hiç mi kendilerini kontrol altına almakta zorlanmadılar.?

[mod="Yönetici"]Süre doldu.

duyuru-kanitsiz-kaynaksiz-one-surulen-nitelemeler-tanimlamalar-hakkinda-t28455.html#p146321[/mod]

Kalınız Sağlıcakla

Kuvvai Milliyeci Torunu
Kullanıcı küçük betizi
K. Milliyeci Torunu
Üye
Üye
 
İletiler: 43
Kayıt: Cmt Eki 09, 2010 21:52

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen Ram » Sal May 10, 2011 13:44

Sayın Ram,

8000 e yaklaşan mesaj ile Siteye harcamış olduğunuz emeğe saygımdan nazik olmaya çalışıyor ve konu ile ilgisi olmayan polemiklere girmek istemiyor, çekilmek istenildiğim saçma sapan (dikbaş ile ne husumetiniz var konusunda olduğu gibi ) bataklıklarına girmiyorum.


Caydım söylemimden... Sorun sınır sorunundan da öte, algı sorunu...

Anlayacağınız dilden anlatalım: "çekilmek istenildiğim saçma sapan abc bataklıklarına girmiyorum"

Soru: Şark kurnazı mısın-ız¿?

"Özkanla ne derdiniz var, ne husumetiniz var, beni hiç ilgilendirmiyor" diyorsun-uz ve ben bunu bir yanıt değil yanlızca -altta kalmamak için yazılmış bayağı bir karşılık- olarak nitelendirerek yazdığını-zı önemsemiyorum. Buna karşılık "bataklığa çeken ben, çekilen siz" olmuş oluyorsun-uz. Öyle mi¿?

Sağlıklı düşündüğüne, objektif olabildiğine dair emeraler göstermeyen kişiler ile hele hele satır satır, yanıt verecek, ve verdiği yanıtları kendi amacı doğrusunda çarpıtarak, algı yönetmeye çalışanlara karşı da oldukça deneyimli ve bilgiliyim. Modern tıp bu gibi olguları artık bir hastalık olarak - adı da internet bağımlılığı-tanımlamakta ve tedavi etmektedir.


Soru soruyoruz, yanıt yok; boş söz çok. Satır satır yazabilirmiş-miş! Oysa onun adı satır satır yazmak değil, çözümlemeli yazmaktır. Böyle yapıldığında tartışma kısalır, her şey apaçık görünür. Buna uymazsanız "polemik" dediğin-iz söz dalaşına siz girmiş oluyorsun-uz; anlayacağın-ız, "salata" oluyor.

Madem deneyimli ve bilgilisin-iz açık sorulara neden yanıt vermedin-iz de söz dalaşına girdin-iz¿? Söz dalaşından kaçındığnı-zı söylüyor ve söz dalaşına girdiğin-izin ayrımında dahi görünmüyorsun-uz. Nasıl bir deneyimmiş bu, nasıl bir bilgililikmiş, anlaşılır değil.

Biz de zorunlu olarak sürdürmüş oluyoruz bu söz dalaşını; yine de ısrarla, bu bayağı karşılıklara, karşılık vermekten çok yanıt vermeye çalışıyoruz belki anlar diye! Ne ki, bazı bayağı karşılıklar yanıt verilecek türden değil, öyleyse biz de oralara denk geldiğinde karşılığını veririz.

Çok şükür, tartışmada sıkışınca karşıdaki tartışmacıya, üstü kapalı veya açık olarak, ilgisizce ve kışkırtıp aşağılarcasına "modern tıp"tan, "internet bağımlılığından" söz edecek ve "tedavi" önerecek kadar düşmedim.

Yoksa şöyle mi karşılık vereceksiniz: "Ben öyle bir şey demedim. Ayrıca bu oldukça olağandır, bir insanda bir hastalığın bulunması ve bunun dile getirilmesi onu neden aşağılamak olsun ki..."

Yok yok, ben yalnızca böyle bir karşılık vermeyesin-iz diye yazıyorum. Hem suçlu, hem güçlü örneklerinde gözlemlediğim üzere biçemin ayarı çok kaçınca pek iyi sonlanmıyor.

İnternet bağımlılığı hastalığının bir semptomu daha var. Sizde şimdilik sadece şüpheleniyorum, ama bu şüphe kuvvetli bir şüphe. Yeri gelirse söylerim. Umarım bir önceki mesajda olduğu gibi başka bir mugalata ile karşılaşmayız.


Allah Allah; şüpheleniyormuş! Geveleme-yin ağzın-ızdaki baklayı, çekinmeyin, düştün-üz düşeceğin-iz kadar gülünç duruma; zorlamaya eveleyip gevelemeye gerek yok sayın(!) "bilgili" ve "deneyimli" arkadaş. Biraz yürekli olunmalı, açık olunmalı, değil mi ama¿? Hem belki tedaviye açık biriyimdir, iyiliğiniz dokunur, sevap kazanırsınız.

Sizin husumet diye yaftalamaya ÇARPITTIĞINIZ ( çalıştığınız yazacaktım ama bir kez daha iyice anlaşılsın istiyorum çarpıtmalarınız ) , ancak benim için eleştiri boyutunu kesinlikle aşmayan konu, mektup konusunu dikbaşın da Çarpıtmış oluşudur, bu çarpıtma kendisine karşı bende bir güvensizlik doğurmuştur.


Anlaşılan, bana tanı koymaya yeltenirken kendi algısal sorunlarını-zı açık etmeyi sürdürmeye niyetlisiniz.

Tayyipçiler gibi "onu savunmuyorum ama ..." gibi anlamsız savunmalara giren birinin, "Özkanla ne derdiniz var, ne husumetiniz var, beni hiç ilgilendirmiyor" gibi gereksiz söylemine, -altta kalmamak için verilmiş bayağı bir karşılıktan başka bir şey değil- demeye getirerek, alaycı bir biçemle "Buna şöyle bir karşılık versek, başımız göğe erişir mi" deyip verdiğim örnek karşılığı ciddiye alıp üstüne beni çarpıtmayla, yaftalamayla suçlaması başka neyle açıklanabilir. Ardından bir de tanı koymuş [düzeltelim: henüz "şüpheleniyormuş"] ve işi ilerletmiş. Daha ne denilebilir ki¿?

TRT de çıktığı programlar ile AKP ye hizmet ettiği açıktır. Bu da kendisine güvensizlik doğurmuştur.


Varsa Yılmaz DİKBAŞ'ın ampûle hizmetini belgelendiriniz. Ancak bu size göre değil, değil mi¿? Siz, belgeleri önemsemeyip kişiye göre pembe gözlük takan biriydiniz. Oysa BİZ böyle durumlarda kimseyi tanımayız. Yılmaz DİKBAŞ'ın ampûle hizmetini belgelendiriniz. Nasıl hizmet etmiş, açık seçik gösteriniz. BİZ de tepkimizi koyalım; ne de olsa kişiye göre esneyen, genleşen yapımız yok.

Bu hizmeti belgelendiremezseniz, "karalayıcı" veya "kara çalıcı" olarak duyurulacağınızı biliyorsunuzdur.

Saldırdığı kesimler, mahkemelik olduğu kesimler, ile kendisine karşı bende güvensizlik doğurmuştur.


Tedavi gerek diyorsunuz. Hmm... Tanıları koyduğunuza göre önce kimi tedavi etmeyi düşünüyorsunuz¿? Beni mi, Yılmaz DİKBAŞ'ı mı¿? Yoksa buradan topluca küme sağlatımı mı uygulaycaksınız¿? Sağlığın-ıza duacıyız.

Truva atı değilse, cephe ve mücadele bilinci olamayan, sık karşılaştığımız az biraz mürekkep yalamışlardan biridir der geçerdim.


Bunlar da önemli suçlamalar elbette; hele ki "az mürekkep yalamışlardan biridir" kısmı için ayrıca kutlarım.

Ancak, son olarak hiç de şık olmayan, hiç de aydın sorumluluğuna yakışmayan, kendisini eleştirenlerin ( ağır ya da hafif, küfürlü ya da küfürsüz eleştiriler olabilir ) analarını da karıştırarak iğrenç imalarda bulunmasını eleştirmekteyim, bütün söylemlerim de buna dairdir.


Tuncay Özkan şöyle demiş: "Program yazılıyor MİLLETİN ANASINI İYİLİKLE S…… başka türlü büyemeyiz"

Yılmaz Dikbaş, karşı çıkmış, tepki koymuş; Yılmaz Dikbaş'a edilmedik küfür kalmamış. Yılmaz Dikbaş da çıkıp öfkeyle "herhalde bazıları zevk alıyor" demeye getirmiş. Yılmaz Dikbaş'ın kaçırdığı nokta, algısız militanların bolluğudur. Algısız olmasalar militan da olmazladı.

Militanlardan biri şöyle yazmış örneğin bir yere:

Güncel Meydan'a yeni isim bulduk: "Çamur Meydan"

Orada burada edilen başka küfürleri de geçiyorum.

Şimdi bunları önemseyip de Yılmaz Dikbaş'ın dediğini demek mantıksız olur, öfkeyle ilerlemek olur. Yine de yıkım dönemindeyiz, öfke hakkımızdır, öfkeden doğan mantıksızlık da hakkımızdır, bu ayrı. Madem ki Tuncay Özkan'ı savunduğunuz için karşınıza çıkan Yılmaz Dikbaş'ın bu küfür imasını içinize sindiremiyorsunuz, bu kadar seviyeli ve onurlusunuz, öyleyse Tuncay Özkan'ın küfürüne ne diye karşı çıkmıyor ve onu savunuyorsunuz¿? Yok eğer Tuncay Özkan'ın küfrüne karşı çıkıyor ve savunmuyorsanız, ne diye o küfüre yapılan vurguyu üzerinize alıyorsunuz¿? Çünkü böyle bir durumda Yılmaz Dikbaş'ın vurgusu geçersiz olacaktır. Çünkü Dikbaş'ın bu iması, bu küfüre karşın adı geçeni -güdülmüş gibi- savunup sağa sola saldıranlar içindir.

Dedik ya, algı sorunu.

Bugüne kadar siz, Sn. Önkibarın, Sn. Arslan Bulutun, Sn. Avarın, Sn. Sarızeybeğin, Sn. Balbayın, Sn.Bekir Coşkunun, Sn. Y. Özdilin, hiç eleştirilmediğini mi düşünüyorsunuz ?

Kendilerine hiç ana avrat sövülmediğini mi düüşünüyorsunuz ? Yedikleri küfürler buradan fizana yol olmaz mı sanıyorsunuz ?

Saydığım bu aydınların hiç mi tepesi atmadı, hiç mi kendilerini kontrol altına almakta zorlanmadılar.?

HAngisinin ağzından, ya da kaleminden dikbaşın ikinci mesajında yer alan iğrenç imalar, ya da o tarz imalara benzer cümleler döküldü ? Hangisinin kendisi ile ortak cephede savaştığını kabul ettiği insanlara küfür ettiğini gördünüz ?


Bu aynı durum değil. Burada militanlık var ancak edilen hakaretler, kara çalmalar, küfürler "ulusalcıyım", "Atatürkçüyüm", "tam bağımsızlıkçıyım" diye kendini tanıtan ahmaklarca edilmektedir. Hem kendini böyle tanımlayıp hem de sevdiğinin, peşinden gittiğinin yanlışları ortaya serildiğinde her türlü kara çalmayla birlikte küfür edersen, bu durum, ampûle, F hocasına, şuna-buna veasire kişiye/davaya gönül verip de küfredenlerle aynı olmaz; çünkü bu tür militanların belleği zaten dönüştürülmüş, bütünüyle denetim altına girmiştir ve kendi çemberlerine zarar verirler. Bu durumda bu yarı dönüştürülmüş/yarı cahil militanlar -kendilerini ulusal saydıkları ve tanıttıklarından dolayı- ulusal davaya, Mustafa Kemâl'e, küfürleriyle, hakaretleriyle, yalanlarıyla zarar verir; veriyor da. Buna sessiz kalacaksın-ız, bir Yılmaz Dikbaş öfkelendi diye karşılık olarak küfre vurgu yaptı diye bir tek onu kötüleyeceksin-iz.

Hem vurgu yapılan küfür etmiş A şahsı korunacak, hem A şahsının peşinden gittiğini söyleyen küfürbaz militanlar korunacak, bir tek Yılmaz Dikbaş suçlu olacak. Bu yağma neredeydi, bize de gösterin.

"Söz Dalaşı" Dışı: Saydıklarınız ortak tek cephesi ampûl karşıtlığıdır. AVAR, BULUT ve SARIZEYBEK diğerlerinden ayrı niteliklere iyedir, bir tutulamaz.

İşte yurdumun aydınlık aydınları ile, pabucumun aydını arasındaki fark budur.


"Bilgili" ve "deneyimli" olarak siz böyle diyorsanız bize halt etmek düşer.


Dipçe: "Sen" yerine "siz" yazmakta zorlandım birçok yerde. Bu da olsa olsa hastalığımın hayli ilerlediğinin bir göstergesi olabilir; değil mi "bilgili" ve "deneyimli" -tanı koysa da şüphelenen- arkadaşım¿?
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen K. Milliyeci Torunu » Sal May 10, 2011 23:45

Ram yazdı:
"Söz Dalaşı" Dışı: Saydıklarınız ortak tek cephesi ampûl karşıtlığıdır. AVAR, BULUT ve SARIZEYBEK diğerlerinden ayrı niteliklere iyedir, bir tutulamaz.

İşte yurdumun aydınlık aydınları ile, pabucumun aydını arasındaki fark budur.


"Bilgili" ve "deneyimli" olarak siz böyle diyorsanız bize halt etmek düşer.


Dipçe: "Sen" yerine "siz" yazmakta zorlandım birçok yerde. Bu da olsa olsa hastalığımın hayli ilerlediğinin bir göstergesi olabilir; değil mi "bilgili" ve "deneyimli" -tanı koysa da şüphelenen- arkadaşım¿?


Sayın Ram,

Ben karnımdan konuşmam, sayın diye başladı isem mesaja muhattabım benim için sayındır.

Siz o şekilde başlamadığınız için hiç zorlanmanıza da gerek yoktu. Ne o öyle her bir yüklemde teker teker oya gibi işlemişsiniz , - ile ayırmışsınız. Sırf sonunda zorlandım diyebilmek hesapta inceden geçirebilmek için. Keşke o değerli vaktinizi benim ilk mesajlarımdaki ana itiraz ettiğim, yani temelde yazık dediğim , ilk maileri okuyarak değerlendirseydiniz. Böylece benim tüm mesajlarımdaki fikir bütünlüğünün belki ayırdına varabilirdiniz.

Çok tekrar, algılama güçlüğü çekenlere önerdiğimiz bir yöntemdir.

Tuncay özkanı savunmuyorum, siz o küfürü ettiğini kabul edip asmışsınız, ben bağımsız referanslardan edip etmediği kontrol edilmeli, teyid edilmeli diyorum çünkü mektup konusunda da ciddi ve güven sarsıcı bir çarpıtma içindesiniz. o nedenle iddiaların konfirme edilmeye gereksinimi var diyorum.

Sorulara yanıt vermediniz diyorsunuz, ilk mesajımdan beri sorularıma yanıt verilmiyor. hatta vermediğinzi yanıtları okuyamadım diye bile yazdığımı göreceksiniz.

Benim üzerinde durduğum temel konu, birlik olmamız gereken bu dönemde, insanlar ama kendi çıkarları, ama kitaplarının reklamları, ama var olduklarını gösterme, ama önceden gelen bri husumet her ne hikmetse işte bir nedenden dolayı, aslında aynı cephede olması gereken kişilere iğrenç bri şekilde saldırıyorlar.

Ve bu sitenin en baş sayfasında bir anket yok mu ? ikinci kurtuluş savaşı için partiler üstü bri örgüt kurulsa görev alırmısınız diyen ?
Siz Ram olarak ne yanıt verdiniz o ankete ?

adama, hem de 8000 mesaj yazmış adama sormazlar mı, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye ?

Onu bunu yaftala, onu bunu dışla, yazılanları kendi görmek istediğin gibi göstermek için esnetmekten/çarpıtmaktan kaçınma, klavye başında ulen ne biçim geçirdim herife, en bi entellektüel benim diye kendi kendine masturbasyon yap.
Bu mudur yani partiler üstü birlik olacak örgütü gündeme taşıyan sitenin 8000 mesaj yazan yöneticisi/üyesi ?

Her neyse dostum, bilgili, deneyimlinin yanına eksik olan resmi diplomalı yı da koyayım da bari, tanı koymak konusunda en azından bir profesyonel ile yazıştığını bil. Tanı koymak konusunda halt etmek mi düştüğüne yoksa, halk ekmek mi düştüğüne sonra sen karar ver.

O diploma sayesinde kaç yüz kişiye akli melekeleri yerindedir/değildir raporu verdiğimin kayıdı bende değil. Ancak devlet bana bu işi sen yapacaksın, al bu da diploman dedi. Konuya dönecek olursak, internet bağımlılığı hastalığında önemli semptomlardan biri "illa son sözü ben söyleyeceğim, dürtüsüdür". Bir türlü yenemez hastalar bu dürtüyü. Bakalım siz yenebilecekmisiniz o dürtüyü. ( lütfen , Ne olur beni şüphelerimde yanıltınız )

Son olarak , daha önce sitesinde editörlük yaptığım (deneyim buradan geliyor ) bir aydınımız ile, beni bu siteye yönlendiren diğer bir aydınımızın iyeliklerini daha önceden saydığım diğer aydınlardan farklı görmüşsünüz. tek ortak noktaları ampül karşıtlığı olduğunu yamışsınız

Yani, sizce, tümü, sadece tek ortak nokta olarak ampul karşıtı, hepsi o kadar,
ama bunun yanında
1) Tümü tam bağımsızlıkcı değil
2) Tümü antiemperyalist değil
3) Tümü kamucu değil
4) Tümü Türk inanç ve değerlerine saygılı değil.
5) Tümü Atatürkçü değil. öyle mi ?

Sonra da kalkıp beni sığlıkla ve algılayamamakla suçluyorsunuz öyle mi ?

:)

Saygılar
Kuvvai Milliyeci Torunu

Dip not: Neyse en azından söz ettiğimiz, partiler üstü birlik için, farklı siyasal düşünceden köken alan kitleleri ortak cephede bir araya getirecek ilkeleri sıralamış oldum. Kısa günün karı diye görüyorum. /KMT
Kullanıcı küçük betizi
K. Milliyeci Torunu
Üye
Üye
 
İletiler: 43
Kayıt: Cmt Eki 09, 2010 21:52

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen Türk-Kan » Sal May 10, 2011 23:53

K. Milliyeci Torunu yazdı:Tuncay özkanı savunmuyorum, siz o küfürü ettiğini kabul edip asmışsınız, ben bağımsız referanslardan edip etmediği kontrol edilmeli, teyid edilmeli diyorum çünkü mektup konusunda da ciddi ve güven sarsıcı bir çarpıtma içindesiniz. o nedenle iddiaların konfirme edilmeye gereksinimi var diyorum.

İyi ki savunmuyorsun Alicengiz :) Diplomanı boşuna mı astın duvara veya elini tutan mı var? Araştır, teyid et, istersen "konfirme" et, ne edersen et! Araştırmadan anana küfredeni savunma!

K. Milliyeci Torunu yazdı:Onu bunu yaftala, onu bunu dışla, yazılanları kendi görmek istediğin gibi göstermek için esnetmekten/çarpıtmaktan kaçınma, klavye başında ulen ne biçim geçirdim herife, en bi entellektüel benim diye kendi kendine masturbasyon yap.

Abazalık var galiba! Kişiyi kendin gibi görmen olağandır!

Yazmayayım diyorum ama diplomalı densizlik karşısında susulmuyor ki!
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen Ram » Çrş May 11, 2011 2:09

Ah çocuk ah... Sen kendine bir tanı koysan, şöyle bir külahını önüne koyup düşünsen daha iyi olacak. Bu dakikadan sonra sana ne yazsak yararsız ilgili konuda...

Önüne geleni dava adamı sanan esneklikler ustası -kendine uymuyor diye- Yılmaz DİKBAŞ'ı Truva ajanı olarak suçlamaya yeltenip "ampûle şöyle hizmet etmiş" diyerek atıp tutarak diplomasını sopa olarak gösterebiliyor. Yozlaşmış kimlikler, yanılgıyla beslenir.

Yani, sizce, tümü, sadece tek ortak nokta olarak ampul karşıtı, hepsi o kadar, ama bunun yanında

1) Tümü tam bağımsızlıkcı değil


Evet, değil. Ermenilerden "özür" dileyen Bekir Coşkun mu tam bağımsızlıkçı¿? Çölaşan konusunda "patronlarımın arkasından konuşmam" deyip patronlarının önünden de konuşamayan Yılmaz Özdil mi¿?

Sabahattin Önkibar'a gelince; geçmişinde içli-dışlı olduğu kimseler üzerinden yazdığı yazılar ortada. Şimdi bunları unutup Ulusal Kanal'da iktidara vurması, Cumhuriyeti savunması ortak paydadır. Peki ya ömrünü davaya adamış mıdır¿? Ödünvermez "Mustafa Kemâl" anlayışı ruhuna egemen olabilmiş midir¿?

Sayılanların reddedilmemesiyle, hatta edilgin olarak savunulmasıyla, ne bunlar tam anlamıyla benimsenilmiş ve ilke edinilmiş oluyor, ne de böylelikle ödünvermez ve davaya kendini adamış kimseler olunabiliyor.


2) Tümü antiemperyalist değil


Aynı yanıt.


3) Tümü kamucu değil


Aynı yanıt.

4) Tümü Türk inanç ve değerlerine saygılı değil.


Herhalde öyledir. Aykırı bir durum anımsayamadım. Ha, Hürriyet'te yazıp Ayşe Arman'ın arkasında vagon olmayı bilen Yılmaz Özdil, Yenigün Bayramı hakkında saygısızca atıp tutmuştu bir yazısında; o kadar kusur kadı kızında da olur deyip geçebilirsiniz.

5) Tümü Atatürkçü değil. öyle mi ?


Aynı yanıt.

İlgili değerleri ilke edinmemiş, ilgili değerleri etkin değil edilgin olarak savunan, yarım yamalak savunan, yıkımda olduğumuzun ayrımına tam olarak varamayan (Önkibar yine diğer ikisine göre bunun daha çok bilinicinde), suya sabuna dokunmadan -sanki bu iktidar tek engelmiş gibi- bir tek bunlara sağlam vurabilen kimselerdir adı geçenler. Yarın öbür gün bundan da ödün vermeyecekleri kesin olmayan kimselerdir.

Ne bileyim; örneğin Federal Amerikan devletinin güdümünde genç yetiştiren hukukçu veya ortaya karışık magazin yerinin Ulusal Dava'nın savunucuları olduğu öne sürülebiliyor, gülünç.

Ulusal Dava'yı, bu davaya ömrünü adamış, yaşamını hiçe saymışlar yönetmedikçe başarı olanaksızdır. Katılımcı veya ek parça olarak eklemlenebilecek olanlar nasıl olur da Ulusal Dava'yı yönetip yönlendrirebilirler¿? Ya kıyısından köşesinden ihanete bulaşmışlar¿? Onlar nasıl Ulusal Dava'nın içinde yer alabilirler¿?

Eninde sonunda bu anlaşılacak; kıyısından köşesinden de olsa az biraz ödün verenler değil, SARIZEYBEK gibi yıkımı gördüğü anda onurluca, namusluca ömrünü bu davaya adamışlar el üstünde tutulacak, Ulusal Dava'yı yönetecek. Kazanılırsa bu davanın sonucu açık, İstiklâl Mahkemeleri kurulacak.

Sizi buraya yönlendiren aydın kimseye de bu soruları ve daha çoğunu yöneltebilirsiniz.

Biz bu ayırdığımız birçok kimseyi elbette karşımızdaki açık düşman olarak görmeyiz, içimize karışmış edilgin ve ödüncü düşmanlar olarak algılarız.

Her adı sanı duyulmuş ampûl düşmanını veya sayılanları edilgin, yarım yamalak savunup ilke edinmemişlerin, ödün veren veya verebilecek olanları, davaya kendini adaymamışları ne diye "Atatürkçü" "tam bağımsızlıkçı" diyerek destekleyelim¿? Sınırı esnek olan yarı bilinçliler öyle diyebilir.

Düne kadar "birlik" de "birlik" deyip Yeni-turuncu CHP ile bütünleşmek isteyenlerin, istedikleri olmayınca bugün Yeni-Turuncu CHP'yi yermesindeki gibi yanar dönerlikle yaklaşmıyoruz konuya. Onaylamıyorsak onaylamıyoruzdur ve bunu en başından aktarıyoruzdur.

Biri veya birileri yanlışa sapmışsa, hata yapıyorsa önce onlar düzeltecek kendilerini; pişmanlıklarını duyuracaklar. Böyle bir durum yokken Ulusal Dava'ya uymayan yapıdakilere ve hatta Ulusal Dava'yı zedeleyen ödünler verenlere karşı "birlik" için ödün mü verecekmişiz¿?

"Şaşarım akl-ı perişanına ..."
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen K. Milliyeci Torunu » Çrş May 11, 2011 10:16

Türk-Kan yazdı:Abazalık var galiba! Kişiyi kendin gibi görmen olağandır!
Yazmayayım diyorum ama diplomalı densizlik karşısında susulmuyor ki!



Sn. Türkkan,

Saldırganlığa da başladınız hayırdır ?

Bir önceki mesajımdan hatırlatmadır.

internet bağımlılığı hastalığında önemli semptomlardan biri "illa son sözü ben söyleyeceğim, dürtüsüdür". Bir türlü yenemez hastalar bu dürtüyü. Bakalım siz yenebilecekmisiniz o dürtüyü. ( lütfen , Ne olur beni şüphelerimde yanıltınız )

Gerçi bu sözleri ben Sn. Ram a söylemiştim ama sanki size de bulaşmış gibi görünüyor bu hastalık, ama sevinin ki sizin ki oldukça hafif.

Latife yapıyorum , gerçek sanmayınız :)
Amacım kızım sana söylüyorum Sn. Ram sen anladan daha ötesi değildir.

Saygılar.

Kuvvai Milliyeci Torunu
Kullanıcı küçük betizi
K. Milliyeci Torunu
Üye
Üye
 
İletiler: 43
Kayıt: Cmt Eki 09, 2010 21:52

Re: KINAMA / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen K. Milliyeci Torunu » Çrş May 11, 2011 10:42

Ram yazdı:"Şaşarım akl-ı perişanına ..."


Sn. Ram

"Primum Non Nocere"

Türkçe meali, "ilk olarak zarar verme" ilkesi tıp fakültesinde bize öğretildi.

Gördüğüm kadarı ile büyük kitlelerin ardına düştüğü aydınlarımıza da salvoya başladınız.
Züccaciye dükkanına girmiş fil gibi kendinizi kontrol edemiyor, kendinizden başka tüm fikirleri, fikir liderlerini, ve tüm duruşları kıyasıya eleştiriyorsunuz.

Yazılan bir makalenin okuyucu sayısındaki azlığa dikkat ettiniz mi hiç, sizin aktif olduğunuz bu sitede ?

Resmi görevle izleyenler de dahildir eminim ki o sayıya. Onları da çıkardığınızda geriye kalan bir avuç insan da bu kontrolsüz tartışma uslubunuz ile kırılacak, ve onlar da uzaklaşacaklardır diye korkarım.

Bu tartışmanın yukarıda belirttiğim ilkeye göre hem sitenize, hem size olan bakışın değişmesi ile şahsınıza zarar vermeye başlayacağından çekiniyorum, o nedenle lütfen daha fazla yorulmayınız.

Mustafa Kemal, bu vatanı kurarken, bağımsızlığımızı kazanırken, KUVVA-İ MİLLİYE yani ulusal tüm güçlerin birliğinden yararlanmıştı.
Anladığım kadarı ile, şunun gözünün üzerinde kaşı var, bunun kaşının üzerinde beni var eleştirileri ile devam etmek istiyorsunuz.

Kumandan fikren ve beceri açısından ordusunun çok ilerisinde bulunabilir,bulunmalıdır da. Ancak, savaş alanında ordusu ile birlikte, ordusunun hemen önünde değil de, fersah fersah önünde yalın kılıç saldırsa düşmana, başarımı gelir, hezimet mi gelir siz takdir ediniz.

Partiler üstü birlik/örgüt çağrısı yapılan değer verdiğim bir sitede, tam aksi şekilde gösterdiğiniz tavır, siteye oldukça büyük zarar vereceğini düşünerek, bu tartışma konusu başlığı altında yer alan yazılarıma son veriyorum.

Dİğer sitelerde yazdığım birleşmeye çağıran yazılarımı gerek görürsem tıpkı daha önceki bri kaç makalemi eklediğim gibi, sitenizin sizin makaleleriniz köşesine ekleyebilirim.

Kalıplaşmış bu davranış modelinizden sonra çok işe yarayacağını sanmasam da, belirttiğiniz bu yıkım günlerinde ilk önce zarar verme prensibini bir araştırsanız diyorum.

Lütfen bu sefer şaşırtınız beni :)

Kalınız Sağlıcakla

Kuvvai Milliyeci Torunu
Kullanıcı küçük betizi
K. Milliyeci Torunu
Üye
Üye
 
İletiler: 43
Kayıt: Cmt Eki 09, 2010 21:52

ÖncekiSonraki

Şu dizine dön: Yılmaz DİKBAŞ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x