Kültür Zemin İle Mütenasiptir! / Attilâ İLHAN

Şair-Gazeteci-Yazar

Kültür Zemin İle Mütenasiptir! / Attilâ İLHAN

İletigönderen Oğuz Kağan » Sal Şub 02, 2010 5:12

Kültür Zemin İle Mütenasiptir!

... ha, bir de o lâf! Denilmek isteniyor ki, Gâzi'nin ısrarla 'muasırlaşmak'tan bahsettiğine, bununla 'Çağdaşlaşma'yı kastettiğine bakmayınız; aslında onun söylediği 'Garplılaşmak', yâni 'Batılılaşmak'tı; zaten, yaptığı da odur! Gerçekte bu, bir 'son dakika' savunması; yarım yüzyıldan fazla Kemalizm'i, başlangıçtaki çağdaş ve özgün, ulusal kültür sentezi teşebbüsünden; Neo-Tanzimatçı bir 'alafrangalığa' kaydıranların, şimdi sığınmaya çalıştıkları, bir savunma!

Geçersizliği, neresinden baksan üstünden akıyor ya, yine de bazı örnek ve tespitlerle, tartışabiliriz.

İki çarpıcı örnek...

( Örnek/1. Cumhuriyet basınında, yurtdışı röportajlarının 'pîri' sayabileceğimiz Hikmet Feridun Bey (Es), ilk Avrupa ve Amerika gezilerinde, en çok Osmanlı'dan oralara gitmiş göçmenler üzerinde dururdu: Türk, Arap, Kürt, Ermeni, Musevi, vs. Şunun altını ısrarla çiziyor: Kim, ne zaman, hangi amaçla, bu topraklardan uzaklaşmış olursa olsun; geride bıraktığı yaşama tarzını unutamıyor; -mutfağından musikisine, tâbiat-ı şâirânesinden, çeşitli örf ve âdetine kadar- her şeyini, hem de özlemle hatırlıyor.. Kimbilir, belki çocukluğumdan, belki hınzırlığımdan, onun yaptığı bu saptamalarda 'gayretkeşlik' arar; gelişmiş ülkelere kapağı atmış Osmanlı göçmenlerinin 'nostaljisini' abarttığını düşünürdüm. Yanılmışım.

''... a/Madame Victoire, evliliğinin en mutlu yıllarını İstanbul'da yaşamış, o zarif Mûsevi kadın; doğup büyüdüğü 'sihirli' şehirden geldiğimi öğrenince; beni, Claude aracılığıyla, evine davet etmişti. Gittim, zira Alman işgâlinde Museviliği, onun ve eşinin başına ağır işler açmıştı; Nice taraflarına göçüp, sahte kimlikle kaçak yaşamışlar; bu arada, vaktiyle Beyoğlu'nda ünlü bir kuyumcu olan, eşini de kaybetmiş!..

Paris banliyösündeki, küçük fakat son derece kullanışlı evine, girer girmez şaşırdım kaldım. Herhangi bir İstanbul evi gibi döşenmişti, bu ev; pufla, yer minderleri; seccâdeler; divan, duvarlarda, yağlıboya Boğaziçi tabloları! Hizmetçisi, -o da Balat'lı bir İstanbul Mûsevisi kadın- düzgün bir Türkçeyle, kahvemi 'sâde' mi yoksa 'az şekerli' mi içeceğimi sordu. Fakat asıl, Madame Victoire'un, cevabını öğrenmek istediği, çok daha şahâne bir soruydu... İstanbul'da muhallebiciler, hâlâ o güzel tavukgöğsünü yapıyorlar mı?''.

''... b/Maria Missakian, malûm; 1950 Paris'inde, Fransızların deyişiyle hoş bir amitie amoureuse/aşıkâne dostluk yaşadığımız, Ermeni kızı!.. O gerçi Paris'te doğmuş, Ermenice bilmiyor ama; anne ve baba tarafı, biri Bursa, biri Yozgat! Madame Missakian, basbayağı temiz tirendaz, bir Anadolu kadını; evine girerken, pabuçlar çıkarılıyor; sofrada dumanı üstünde tarhana çorbası, yaprak sarması ve turşu. Köhne gramofonunda çaldığı, nostaljiyi tamamlayan, çocukluğumdan hatırladığım bir şarkı: '... kasabamın koyunları / sonra çıkar oyunları!...' Kulaklarımda hâlâ, kirpikleri nemli kadıncağızın, hâlis bir Anadolu Türkçesiyle vedalaşırken söylediği, o birkaç söz: '... Aramıza girenlerin, gözü kör olsun oğul!' ...''

... zamanla bazı başka izlenimler, değişik görgü tanıkları, sonuç hep aynı: Osmanlı'nın gerçekleştirdiği kültür ve yaşama tarzı (yâni üstyapı), o topraklarda yaşamış ve yaşayan, bütün halkların niteliklerini özümsemiş, öyle toplumsal ve beşeri bir sentezdir ki, o halk nereye giderse gitsin, başka ve yabancı düzenlerdeki yaşama tarzını yadırgar; alıştığını sürdürür; yoksa Madame Victoire'ın şişman ve sevimli hizmetçisi, 'orta şekerli kahvemin' yanıbaşında, neden bana bir bardak da su getirsin? Aynen İstanbul 'daki gibi!...)

Yeni bir Tanzimat çıkmazı...

(Tesbit/1. Bunun karşıtı, Tanzimat sonrası Osmanlı'nın, batıncaya kadar; Mustafa Kemal sonrası, Cumhuriyet'in, günümüze kadar; 'yaşadığı, Batılılaşma' (Kültürsüzleşme) sürecidir ki, çarkı tamamiyle tersine işler: Bu topraklarda, aynı kültür bileşimi içinde, halkın bir kesimi, 'asrileşiyorum' diye 'kopya bir alafrangalığa' özenir; 'çağdaşlaşma'nın bir metod ve sentez sorunu olduğunu kestiremediğinden; 'ecnebi'yi 'taklit etmeyi', 'modernleşmek' sanır.

'Genç Osmanlılar' öyleydi; 'Jöntürkler' bunun başka türlüsü; Gâzi'ye karşı, 'komprador liman şehirlerinde' -dolayısıyla Meclis'te- oluşturulan, 'alafranga muhalefet' ise, bunların Cumhuriyet versiyonu! İsmet Paşa'dan itibaren 'çağdaşlaşma' yeniden 'Batı'nın taklidi' (Batılılaşma) rayına oturtulmuş; ve 'tarih tekerrürden ibarettir' sözünü doğrularcasına, o, Cumhuriyeti, içinde bulunduğumuz Osmanlı Tanzimatı çıkmazına sürüklemiştir: Eğer Tanzimat'ta 'Misyoner maarifinin' ürettiği 'ecnebi' kafalı yurttaşı; sen bu defa, ecnebi dille ecnebi kültürü veren 'kendi maarifinin' okullarında üretirsen, olacağı elbette buydu. Oysa Gâzi 'nin tercihi ne kadar net ve açıktır?...''

Oysa, Gâzi demişti ki...

(Gâzi'nin Tesbiti/1. ''... şimdiye kadar tâkip olunan tahsil ve terbiye usûllerinin, milletimizin tarih-i tedenniyâtında, en mühim âmil olduğu kanaatındayım. Onun için, milli bir terbiye programından bahsederken, (buraya dikkat!) eski devrin hurâfatından; ve evsaf-ı fıtriyemizle, hiç de münasebeti olmayan, yabancı fikirlerden; şarktan ve garpten gelen bilcümle tesirlerden uzak, seciye-i milliye ve tarihiyemizle mütenâsip, bir kültür kastediyorum...''

''... çünkü dehâ-yı millîmizin inkişâfı ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir. Laâlettayin bir ecnebi kültürü, şimdiye kadar takip olunan yabancı kültürlerin tahrip edici neticelerini tekrar ettirebilir. Kültür (haraset/i fikriyye) zemin ile mütenâsiptir; o zemin, milletin seciyesidir...'' (Temmuz 1921).

Yaaa!...)


Attilâ İLHAN, Cumhuriyet, 25.10.2004
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12110
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Attilâ İLHAN

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x