Küresel Sermayenin Beyni Mont Pelerin Cemiyeti

Ubi solitudinem faciunt, pacem appelant

Küresel Sermayenin Beyni Mont Pelerin Cemiyeti

İletigönderen Türk-Kan » Pzr Kas 30, 2008 18:35

Küresel Sermayenin Beyni Mont Pelerin Cemiyeti'nin Tüm Gizleri Açığa Çıkarıldı

Mont Pelerin, İsviçre’nin Cenevre Gölü yöresinde ve Vevey’in kuzeyinde küçük bir dağ kasabasıdır. Montreux’ye çok yakındır. Ünü ne Chasselas, Dezaley, Chardonnay, Pinot Gris, Pinot Blanc, Riesling, Gewuerztraminer, Freisamer ve Muscat türü beyaz ya da Pinot Noir türü kırmızı üzümlerden üretilen Freiburg türevi şaraplardan ne de dağcılık faaliyetlerinden gelir.

1959 yılında yeniden örgütlenen papaların kişisel korumasını üstlenen İsviçre’de silah altına alınmışlardan oluşan Vatikan Birliği’nin bir albay komutası altındaki dört subay, yüz kadar astsubay ile teber muhafızlarının büyük çoğunluğunun bu yöreden oluşları da bu ünü fazlaca etkilemez. Midi dağ kesitinin ormanlık alanında ağaçlar arasında gizlenmiş Laclinic estetik cerrahi ve tıp merkezi olağanüstü zenginlerce iyi bilinir ama Mont Pelerin’in ününe katkısı yoktur. 1907 yılında açılmış olan ve gölün tüm görkemine egemen olarak genellikle toplantı ve konferanslar için hizmet veren Mirador oteli çok tanınmış bir tesistir ama yine de kasabanın ününe hizmet etmez. Olağanüstü leziz yerel ürünler ve şaraplar sunan Buvette du Défiran, Hostellerie Chez Chibrac, Hotel du Parc, Le Chalet de kendi çaplarında oldukça tanınmışlardır ama kasabanın ünü bunlarla da teyetlenmez. Kasabanın uluslararası ünü, kendisinin adını taşıyan Mont Pelerin Cemiyeti’nden gelir.


İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Orta ve Doğu Avrupa’da birçok sosyalist devletin oluşmasıyla birlikte “Batı medeniyetinin bir çok değerlerinin risk altına girdiği” savını güden –içlerinde birkaç tarihçi ve çoğunlukla iktisatçılar egemen– 36 meslek grubundan oluşan bir grup başlarında Prof. Friedrich Hayek olmak üzere Mont Pelerin’de gözden uzak bir toplantı yaptılar ve 1947 Nisan ayında 10 gün süren görüşmelerden sonra yayınlanan “Hedef Raporu” ile cemiyet kuruldu. Yöneticilerinden biri de neo-liberal saldırının mimarlarından Milton Friedman olan, 1968 yılının öğrenci olaylarına işçi sınıfının varlığını küçümseyen ve toplumcu eylemi anarşiye taşıyan CIA kökenli Herbert Marcuse'ü karıştırtmadan tutun “Hıristiyan Siyonistler”i (yani George W. Bush’un da tarikatdaşı olduğu Evanjelistler) örgütleyen; Ayn Rand adıyla tanınan Alişya Rosenbaum'un "objektivizm”ini kurgulayan; Margaret Thatcher ve Ronald Reagan“İngilizce Konuşan Ülkeler Birliği” (The English Speaking Union) ülküsünde birleştirip Irak saldırılarında ne denli güçlendiği görülen "Anglo-Amerikan Birliği" yapısını yeniden yapılandıran; bor madenlerinin çetesel şirketi Rio Tanto PLC'nin arkasında bulunan; Bilderberg Grubu, Trilateral Komisyon, CFR (Dış İlişkiler Konseyi) ve Chatham House (RIIA - Royal Institute of International Affairs) gibi küresel hegomonya kuruluşlarını yönlendiren; Guatemala'da General Lucas Garcia’nın başlattığı “Resmi Terör Devrimi”nde kontgerilla egemenliği sürecinin başlaması ve binlerce kayıp kişinin sorumlusu; Harrods Mağazalarının sahibi Mısırlı Muhammed Al Fayed'den Muhafazakâr Parti (Tory) üyesi Neil Hamilton'a uzanan rüşvet ve kara paranın arka cephesi; İngiltere'deki Kürt kurum temsilcilerinin hamisi Lord Harrisin yönetiminde bulunduğu; Özalizm'in tez kotarıcısı; Fethullah Gülencilerin Washington’daki “Abant Platformu”na temsilcilerini gönderen, denetimindeki çeşitli kuruluş ve vakıflarca Türkiye'deki birçok STK'yı yüklü bağışlarla kendi amaçlarına bağlayan; halen İtalya Savunma Bakanı olan Antonio Martino'nun yönetim döneminde ABD lehine provokasyonlar sergileyen; Liberal Düşünce Topluluğu gibi Türkiye kuruluşları ve birçok adı önde giden kurum ve kişilerle doğrudan bağlantılı; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Devlet Bakanı Ali Babacan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Türk Amerikan İşadamları Derneği Başkanı Dr. Zeynel Abidin Erdem ve DEIK Türk Amerikan İş Konseyi Başkanı Vural Akışık'la 29 Ocak 2004 tarihinde bir toplantıda bulunan Emekli Orgeneral Daniel Christman'ın yönettiği CIPE (Center for International Private Enterprise - Uluslararası Özel Girişim Merkezi) kuruluşunun hamisi ve daha nice nice küresel bağlantıları kendinde merkezileştiren Mont Pelerin Cemiyeti'nin giz perdesini bizzat kendi gizli belgeleri ve video bantları ile kaldıran bir kitap Talat Turhan ve Mehmet Eymen'in ortak imzalarıyla İleri Yayınları tarafından okura sunuluyor.

Talat Turhan ve Mehmet Eymen’in kaleme aldıkları MONT PELERIN – KÜRESEL SERMAYENİN BEYNİ adlı kitap


İm (Kod): Tümünü seç
http://www.radyokassel.de/modules.php?name=News&file=article&sid=2187
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

İletigönderen Türk-Kan » Pzr Kas 30, 2008 18:38

MONT PELERİN CEMİYETİ - Uluslararası Sermayenin Gizli Beyni

"Talat Turhan ve Mehmet Eymen’in kaleme aldıkları MONT PELERIN – KÜRESEL SERMAYENİN BEYNİ adlı kitap çıktı."


Mont Pelerin Cemiyeti, adını İsviçre’nin Cenevre Gölü yöresinde, Vevey’in kuzeyinde ve Montreux’ye çok yakın küçük bir dağ kasabasından alır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Orta ve Doğu Avrupa’da birçok sosyalist devletin oluşmasıyla birlikte “Batı medeniyetinin bir çok değerlerinin risk altına girdiği” savını güden çoğunlukla iktisatçıların oluşturduğu 36 kişilik bir grup bu kasabada toplanıp cemiyeti kurmuşlardır. 10 Nisan 1947’de kurulan cemiyetin ilk başkanı Prof. Friedrich von Hayek’tir.

Kuruluş Bildirgesinin daha ilk maddesinin ilk satırında “Medeniyetin temel değerleri tehlikededir. Hukuk ve adalet dünya üzerinden silinmiş, haysiyetin temel ilkeleri ve insan hakları kaybolmuştur” diyerek sosyalizme karşı kin ve nefretini alenen ilan eden cemiyet, “özel mülkiyete ve rekabet pazarına inanan, devletin egemenliğine ve sosyalist gelişime karşı, azınlıkların ayrıcalıklarını savunan, dinsel inancı yaymayı ve düşünce ve ifade özgürlüklerini savunan insanları bir araya getirmek ve birbiriyle bağlantılandırmak için yeryüzünde hazırlık niteliğinde bir tarama yaparak onlarla çalışmalar yürütmek” kararı almıştır.

Önceleri liberal bir Ortodoks yapılanma içine giren cemiyet, zamanla, anglo-sakson değerlerin ve küresel egemenliğinin planlama merkezi durumuna gelmiştir. Bu çalışmalarını dünyanın çeşitli ülkelerinde yaptığı 60’dan fazla toplantı ile sürdürmüştür.

Cemiyetin ilk kurucu başkanı olan ve 1974 yılında Nobel Ekonomi Ödülü alan Avusturya kökenli İngiliz iktisatçı Von Hayek, Amerika ve İngiltere'de sosyalizme doğru olan eğilimleri hedef alan “Kölelik Yolu” adlı kitabıyla tanınır. Tanınan diğer kitapları "Konjonktür Dalgalanmalarının Moneter Teorisi", “Özgürlüğün Anayasası”, “Saf Sermaye Kuramı” ve “Paranın Devlet Denetiminden Çıkarılması” başlıklarını taşır ve bu başlıkları bile nerede durduğunu göstermeye yeter.

Hayek, Margaret Thatcher’in 1970'lerin ortasında başlayan İngiliz politika sahnesinde öne geçişinden 1990'a dek varan Başbakanlığını şekillendirip destekleyen ve onun birçok konuşmasının fikir babalığını yapmış olmakla da tanınır. Ölümünden bir yıl önce, 1991'de Margaret Thatcher Vakfı'nın kuruluşunda da aktif rol üstlenmiştir.

İktisat ideolojisinin en dogmatik ve saldırgan mezhebini oluşturan neo-liberalizmin 1980'lerde bir çığ gibi tüm dünyayı kaplamasının ardında Mont Pelerin Cemiyeti vardır. Sosyal adalet amaçlı büyüme hedeflerinin gündemden kalkmasına, yeni bir Ortaçağ veya vahşi kapitalizm görünümü sunan malî sermaye birikimi rejiminin küreselleşerek toplumlara egemen olmasını koşullayan neoliberal hareket, Mont Pelerin Cemiyeti tarafından dayatılan yeni bir sınıf hegemonyasının küstah dili olmuştur. 'Hâkim ve düzenleyici piyasalar' tehdidiyle, toplumun ekonomiyi denetleme ve yönlendirme talepleri bastırılıp, susturulmaya çalışılmıştır. Bu hegemonyanın oluşumunun ardında cemiyetin tüm başkanları, onların denetledikleri çeşitli küresel oluşumlar vardır.

Şu andaki başkanı Victoria Curzon-Price’dır (2004-2006). Bu İsviçreli ekonomist AB uzmanıdır ve cemiyetin bir süredir şekillendirmekte olduğu AB siyasaları uzmanıdır. Hem Cemiyetin ilk kadın başkanıdır hem de geçen yıl Sri Lanka’daki özel toplantıda söylediği şu sözlerle dikkat çekmiştir : “Çok uluslu şirketlerin ortaya çıkması ve sembol ekonomisinin dünya pazarı için belirleyici etken durumuna gelmesinden sonra artık ekonomik süper güç diye bir şey kalmamıştır. Bir ülke ne kadar büyük, güçlü ve verimli olursa olsun, dünya pazarındaki konumu için başkalarıyla rekabet halindedir. Bu liberalizmin zaferidir. Tek başına hiçbir ülke teknolojide, yönetimde, araştırma ve geliştirmede, reformsal süreçlerde, girişimcilikte rekabet öncülüğünü uzun süre koruyamayacaktır. Fakat uluslar ötesi bir şirket için hangi ülkenin ya da hangi ülkeler birliğinin o süreçte öncü olduğu fazlaca önemli değildir. Bu tür bir şirket artık bütün ülkelerde iş yapabilir ve bütün ülkelerde kendini rahat hissedebilir. Hayek’ten bugüne gerçekleştirilen en büyük düş budur”

Mont Pelerin Cemiyeti toplantılarına katılan Türklerden en önde geleni, Liberal Düşünce Topluluğu yöneticisi ve Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Atilla Yayla’dır. Yayla, Zaman gazetesine de yazmaktadır. Bu gazete bilindiği gibi Fethullah Gülen grubunun kontrolündedir. Liberal Düşünce Topluluğu, 15-17 Eylül 1996’da İstanbul’da 28. Uluslararası Atlas Toplantısı’nı gerçekleştirmiştir. Bu toplantıya Atlas Ekonomik Araştırma Vakfı ve Friedrich Naumann Vakfı katılmıştır. Toplantı katılımcıları arasında Cüneyt Ülsever, Prof. Vural Fuat Savaş, Eser Karakaş, Osman Okyar, Mehmet Aydın, Serdar Aktan, Hüseyin Sak, Orhan Morgil, Özlem Çağlar, Sibel Yaman, Gözde Ergözen ve Ataç Ünlü de vardır.

Mont Pelerin Cemiyeti ile bağlantılı bir kuruluş ABD’nin dış politikalarında etkili olan Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Araştırmalar Bölümü’dür. (School of Advanced International Studies - SAIS). Geçtiğimiz yıl SAIS’de Fethullah Gülen’cilerin Abant Platformu Toplantısı yapılmıştı. Forumun konusu “İslam, Demokrasi ve Laiklik: Türkiye Tecrübesi” idi. Türkiye ve Amerika’dan çok sayıda gazeteci, akademisyen ve uzmanın katıldığı toplantının ilk gününde BOP’a (Büyük Ortadoğu Projesi) destek mesajları gönderilirken, ABD ve İsrail katliamlarına karşı “çıt” çıkmamıştı. Fethullah Gülen’in toplantıya gönderdiği yazılı konuşma ise “Türkiye’nin BOP içindeki yeni rolüne” atıflarla doluydu. Hatırlanacağı üzere Abant Platformu’nun fikir babalarından Diyanet İşleri’nden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın da bu toplantıya katılmış ve “Laiklik ve din, hayatın içinde bir arada var olabilir, ama devlet mekanizmasında değil” demişti. Toplantının katılımcıları arasında Hakan Yavuz (Utah Üniversitesi) ; Cengiz Çandar (Tercüman Gazetesi), Mete Tunçay (Bilgi Üniversitesi) Ahmet Hadi Adanalı (Ankara Üniversitesi), Şahin Alpay (Bahçeşehir Üniversitesi), Adnan Aslan (İSAM), Zeyno Baran (Nixon Center), Ruşen Çakır (TESEV), Seda Çiftçi (CSIS), Hüseyin Gülerce (Zaman), Kenan Gürsoy (Galatasaray Üniversitesi), Şükrü Hanioğlu (Princeton Üniversitesi), Fehmi Koru (Yeni Şafak Gazetesi), Burhan Kuzu (TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı), Mithat Melen (İstanbul Üniversitesi), Zach Messitte (St. Mary’s College), Elisabeth Özdalga (İsveç Araştırma Enstitüsü), Zeki Sarıtoprak (John Carroll Üniversitesi), Sabri Sayarı (Georgetown Üniversitesi), Edibe Sözen (İstanbul Üniversitesi), Ömer Taşpınar (Brookings Institution) ve Cüneyt Ülsever (Hürriyet Gazetesi) de vardılar.

Bu kuruluş aynı zamanda İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi web sitesinin bağlantıları arasında yer alır ve son günlerde başta Amerika halkı olmak üzere tüm toplumları Rusya aleyhine koşulama çabası içinde görünüyor. “
Soğuk Savaş’ın ardından Rusya kaynaklı nükleer tehlikenin sona erdiğini düşünenler büyük yanılgı içinde” başlığıyla yayınladıkları raporda “Geçim sıkıntısına düşen Rus atom bilimcilerin, çalıştıkları nükleer silah tesislerini ek iş uğruna terk etmeleri ya da görevden ayrılmaları yüzünden, dünya yeni bir nükleer tehlikeye sürükleniyor” deniyor ve “Rusya, nükleer silah tesislerinin güvenliğini sağlamak için gerekli uzmanları yetiştiremiyor” yorumu yapıldıktan sonra Rusya’nın nükleer etkinliklerinin uluslararası denetimi isteniyor.

Curzon-Price, Washington merkezli Atlantik ötesi bir kurum olan Avrupa Enstitüsü’nün (European Institute) Başkanı idi. Enstitünün yöneticilerinden bir diğeri ise AB Komisyonu eski Başkanı, Fransız sosyalisti Jacques Delors’du. Biz Delors’u 1993 yılında Fener Rum Patriği Bartholomeos’u özel konuğu olarak ağırlamasıyla ve ertesi yıl ona Avrupa Parlamentosu’nda hararetli bir konuşma yaptırmasıyla da tanıyoruz. Ne ki Başbakan Tayyip Erdoğan da Yahudilerden madalya aldığı ve Bush'la görüştüğü Amerika gezisinde, Amerikan Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu ve Patrik'ten sonraki en yetkili kişi Demetrios'la New York Türkevi'nde biraraya gelmişti. Rum Lobisinin en etkin kişileri olan 3 Rum işadamının da katıldığı bu görüşmede, Demetrios, ısrarla Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını istemişti. Bu isteme ne yanıt aldı bilmiyoruz. Ama ne rastlantıdır ki ayni istem Fethullah Gülen tarafından da dile getirilmişti.

Bu enstitüde Scowcroft Group’un da etkinliği vardır. Scowcroft Group’un başında baba George Bush döneminin ulusal güvenlik danışmanlarından CFR üyesi General Brent Scowcroft vardır ve kendisi Amerikan - Türk Konseyi ATC'nin Onursal Başkanıdır. Başkan Yardımcılığını Koç Holding Başkanı Mustafa Koç’un yaptığı Konseyin Amerika’da 2004 yılı Nisan ayında düzenlenen konferansına TBMM eski Başkanvekili ve AKP Hükümeti Milli Savunma Bakanı M.Vecdi Gönül de katılmıştır. FBI'da çalışırken işine son verilen Türk kızı Sibel Edmonds’un ABD aleyhine açtığı 10 milyon dolarlık tazminat davasının mahkeme belgelerine bakıldığında, Edmonds'un avukatları Roy W. Krieger ve Mark S. Zaid tarafından Columbia Bölge Mahkemesi'ne verilen 10 milyon dolarlık dava dilekçesinde Türkiye'yi çok yakından ilgilendiren birçok konunun yanısı sıra Amerikan - Türk Konseyi’nden de söz edildiğini görürüz. Edmonds, FBI'da çalışan bazı Türkler'in bu kuruluşlarla yakın ilişkisi olduğunu iddia ediyor ve bu kuruluşların uluslararası çok güçlü bir istihbarat ağına sahip olduklarını söylüyor. Dava dilekçesinin 6'ıncı sayfasında bu kuruluşlara ilişkin şu bilgilere yer veriliyor: "Edmonds'un FBI'da birlikte çalıştığı Melek Can Dickerson ve eşi Yarbay Douglas Dickerson, Sibel Edmonds ve eşine Amerikan Türk Derneği (ATA) ve Türk Amerikan Konseyi'nden (ATC) bahsederek bunlardan özellikle ATC için çalıştıklarını belirtmişler ve Edmondslar'ın bu kuruluş için çalışmalarını istemişlerdir."

Amerikan - Türk Konseyi ATC'nin 14 Mart 2005 tarihi itibariyle Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşmaktadır : Emekli General Brent Scowcroft (The Scowcroft Group ve Avrupa Enstitüsü Yöneticisi), Mustafa Koç (Koç Holding), George H. Perlman (Lockheed Martin), Ronald L. Whitehead (The Whitehead Group), Charles R. Johnston, Jr. (Baker Donelson), Canan Büyükünsal (Yönetici Müdür), Engin Artemel (Artemel International), Elizabeth Avery (Pepsico, Inc.), Özer Baysal (Pfizer), Terence Bedford (Raymond James & Associates), Sedat Birol (Eczacıbaşı), Kern Everett Briggs (Eli Lilly), Andy Button (Boeing), Brian Cavey (Washington Group International), Sahir Erozan (Garsonlukla başlayıp ABD'de ünlü Cities restoranlarını kuran, ABD eski başkanı Clinton'ın danışmanı), Sherrie Grandjean (UT/Sikorsky), Tulu Gümüştekin (CPS Danışmanlık Şirketi), Charles D. Hartman (Alarko Holding), Emekli Albay Preston Hughes (Savunma ve Güvenlik Komitesi Eşbaşkanı), Carolyn B. Lamm (White & Case), Emekli Büyükelçi Alan W. Lukens (Gama Industries), John R. Miller (Raytheon), Donald Nelson (Altria Group Inc), Büyükelçi Mark Paris (AFOT - American Friends of Turkey - Türkiye’nin Amerikalı Dostları Kuruluşu), Emekli General Elmer D. Pendleton (Askeri Danışman), Ronald M. Singer (General Electric) ve Hal E. Sunar (2 Mayıs 2002’de Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tahkim davası açan Kuzey Amerika Kömür Şirketi PSEG Yöneticisi)

MONT PELERIN – KÜRESEL SERMAYE’NİN BEYNİ adlı kitapta Cemiyetin akıllara durgunluk veren küresel hegemonya yönetimini, Türkiye’deki etkinliklerini, kendisine tabi kıldığı Bilderberg Grubu, Trilateral Komisyon, Chatham House vb. kuruluş ve vakıflara uzanan elini, George Soros’un Açık toplum Enstitüsü’ne dek varan genişleme ilişkilerini, bunların ülkemizdeki temsilcilerini, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin gizini ve daha birçok ayrıntıyı bulacaksınız.


İm (Kod): Tümünü seç
http://groups.yahoo.com/group/turkistanhaberleri/message/3609
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

İletigönderen Türk-Kan » Pzr Kas 30, 2008 19:10

KİTABIN II. BÖLÜMÜNDEN ALINTI

Leoni, 1960’ların ortasında Çin üzerine geliştirdiği bir tezinde de, ülkenin “komünist baskıdan kurtulma ve yeniden gelişmeye açılması için izlenecek temel yol Taoizmin anti-otoriter mistisizmine geri dönüşe bağlı” olduğunu öne sürüyordu. Bugün İtalya Torino’da bir Bruno Leoni Enstitüsü kurulmuştur. Enstitü 1981’de Antony Fisher tarafından kurulmuş görünen Atlas Ekonomik Araştırma Vakfı tarafından desteklenmektedir.

Sloganı “Dünyaya Özgürlük Getirir” olan ABD Arlington merkezli Atlas Ekonomik Araştırma Vakfı (Atlas Economic Research Foundation) Türkiye’ye hiç de yabancı değildir. Son süreçte hızla bitiveren “Liberal Düşünce” kuruluşları bu vakıfla iç içedir. Örneğin Liberal Düşünce Topluluğu bunlardan en önde gelenidir. Bu dernek, kendi tanımlamaları ile “26 Aralık 1992'de Ankara'da informel bir şekilde tesis edildi. Kuruluşunu ise 1 Nisan 1994'te tamamladı ve bu tarihten itibaren faaliyetlerine resmen başladı. Topluluğun amacı, çağdaş medeniyetin temelinde yatan fikri geleneklerin Türkiye'de tanıtılmasını temin etmek; piyasa ekonomisi, etik, özgürlük, insan hakları, adalet, barış, eşitlik, hoşgörü, hürriyetçi demokrasi gibi, insanların güven, düzen ve refah içerisinde yaşamasını sağlayan değerlerin ve kurumların anlaşılmasına ve benimsenmesine yardımcı olacak çalışmalar yapmak; vatandaşlarımızın düşünme ve muhakeme kabiliyetlerini geliştirmek için başvurabilecekleri fikrî, felsefî, emprik kaynakların oluşumuna katkıda bulunmak; dernek amaçlarına uygun araştırma ve inceleme faaliyetlerinde bulunan kimselere maddî ve manevî destek sağlamak ve buna benzer faaliyetlerde bulunmaktır. Topluluk, ayrıca bu doğrultuda Türkiye'nin temel problemlerine liberal ilkelerle bağdaşan çözüm yolları bulmayı ve kamu politikasının oluşturulmasında etkili ve yetkili odakları yeniden eğitmeyi ve bilgilendirmeyi hedeflemektedir.”

Ankara Maltepe’de kurulu derneğin Başkanı Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Atilla Yayla’dır. Yayla, Zaman gazetesine de yazmaktadır. Liberal Düşünce Topluluğu, 15-17 Eylül 1996’da İstanbul’da 28. Uluslararası Atlas Toplantısı’nı gerçekleştirmiştir. Bu toplantıya Atlas Ekonomik Araştırma Vakfı ve Friedrich Naumann Vakfı katılmıştır. Toplantı katılımcıları arasında Atlas Ekonomik Araştırma Vakfı Başkanı Alejandro Chafuen, Friedrich Naumann Vakfı’ndan Wilhelm Humman, Hardy Bouillon, Dan Peters, Dr. Fred Singer, Imad Ahmad, Antony Sullivan, Judge Ricardo Rojas, Detmar Doering, Deepak Lal, Zef Preci, Claudio Doltu, Barun Mitra, Beyong Ho Gong, Maria Ghersi, Cüneyt Ülsever, Prof. Vural Fuat Savaş, Eser Karakaş, Osman Okyar, Mehmet Aydın, Serdar Aktan, Burhan Ghalioun, Hüseyin Sak, Orhan Morgil, Özlem Çağlar, Sibel Yaman, Gözde Ergözen ve Ataç Ünlü de vardır.

Bu toplantıdan bir süre sonra Prof.Dr. Atilla Yayla’ya, Mont Pelerin Cemiyeti’nin 3-6 Nisan 2004'te Hamburg-Almanya'da düzenlenen Bölgesel Toplantısına katılıp “Süper Devletler, Küçük Devletler ve Özgürlük - Super States, Small States an Freedom" başlıklı bir tebliğ sunarken rastlarız. Liberal Düşünce Derneği'nin yöneticileri arasında ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İhsan Dağı ve Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Mustafa Erdoğan da vardır. “Liberal Düşünce Topluluğu aktif politikayla ilgilenmemektedir. Partilere karşı bağımsızdır. Bir fikir grubu olarak faaliyet göstermektedir. Topluluk bu çerçevede özgürlüğe, piyasa ekonomisine, insan haklarına, liberal demokrasiye inanan, bunu fikrî veya meslekî çalışmalarıyla kanıtlamış, bu değerlerin ve kurumların gelişmesi ve yaygınlaşması için entellektüel düzlemde mücadele etmeye istekli, kabiliyetli ve verimli insanları bünyesinde toplamaya yönelmektedir” ama yukarıda adı sayılan yöneticilerinin bir diğer ortak noktaları ise yazı ve çalışmalarında AKP hükümetini desteklemeleridir.

Topluluk, Avrupa Komisyonu’nun katkısı ile “Dinlerarası İlişkiler: Seküler ve Demokratik Bir Sistemde Barış İçinde Varoluş”, "Yasal ve Sosyal Çerçevede Türkiye'de İfade Hürriyeti: Sınırlamalar, Tavsiyeler ve Teşvikler"; Uluslararası Serbest Teşebbüs Merkezi (Center for International Private Enterprise) CIPE'nin katkısı ile "Yasama Danışmanlığı Hizmeti" ve "İslam, Sivil Toplum ve Piyasa Ekonomisi"; Merkezi Hollanda Den Haag'da Postbus 16440 - 2500 BK adresinde bulunan ve amacı 3.dünya ülkelerindeki sosyal amaçlı projelere destek vermek olan, finansmanı Avrupa Birliği tarafından sağlanan CORDAID'in katkısı ile "Dernekleşme Özgürlüğü" gibi projeler yürütmektedir.

Son olarak liberalist düşüncenin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Hans Herman Hoppe’yi 13-23 Mart 2005 tarihleri arasında Türkiye'ye getiren topluluk, Ankara, İstanbul ve İzmir'de hem Bahçeşehir, Yaşar, Fatih ve İstanbul Üniversitelerinde konferanslar verdirdi ve hem de danışma ve tartışma toplantılarına katılımı sağladı. Öte yandan topluluk, yine bu yıl, iktisatçılar ile siyaset bilimciler ve hukukçular kongreleri birleştirerek 14 - 15 Mayıs 2005 tarihinde Ankara'da –Demokrat Parti’nin iktidara gelişinin 55. yılı nedeniyle- "Özgürlük ve Demokrasi" başlıklı ortak bir kongre toplayacaktır.


Sayfa : 43-44-45



İm (Kod): Tümünü seç
http://www.montpelerin.8m.net/al1.htm
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

İletigönderen Türk-Kan » Pzr Kas 30, 2008 19:17


KİTABIN EKLERİNDEN BİR ALINTI

Merkezi Hollanda Den Haag'da Postbus 16440 - 2500 BK adresinde bulunan ve amacı 3.dünya ülkelerindeki sosyal amaçlı projelere destek vermek olan, finansmanı Avrupa Birliği tarafından sağlanan CORDAID'in destek olup finanse ettiği Türkiye faaliyetlerinden bazıları :

    - Liberal Düşünce Topluluğu tarafından 2002-2003 yılları arasında "gelecekte siyasî ve bürokratik süreçlerde görev almaya talip gençlerin bu yönde yetiştirilmesi, onlara özellikle demokrasi ve siyaset bilimi alanında teorik dersler yanında pratik dersler vererek bilgi, tecrübe ve uzmanlık kazandırılması amacıyla düzenlenecek bir dizi seminer ve proje gruplarından oluşan Demokrasi Okulu" isimli bir program yürütülmüştür. Demokrasi Okulu Programı ayrıca, Ankara dışında, Konya, Samsun ve Sivas'ta da gerçekleştirilmiştir. Bu proje tamamlanmış olmakla birlikte, Liberal Düşünce Topluluğu, ileriki zamanlarda da yerel sivil inisiyatifler ve üniversitelerle işbirliği yaparak bölgesel demokrasi okulları düzenlemeyi planlamaktadır.

    - Yine Liberal Düşünce Topluluğu tarafından 2001 yılında "Dernekleşme Özgürlüğü" projesi yürütülmüştür. "Günümüzde, demokrasinin tesisinde ve sürdürülmesinde sivil toplum kuruluşlarının vazgeçilmez bir yeri olduğu konusunda genel bir mutabakattan söz etmek mümkündür. Bu çerçevede, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Avrupa Birliği'ne üyeliği sürecinde, pek çok yasal düzenlemenin yanında, dernek yasalarının da uluslararası standartlara kavuşturulması öncelik kazanmaktadır. Liberal Düşünce Topluluğu, bu proje çerçevesinde, Türkiye'de dernekleşme özgürlüğünü teşvik etmeyi, dernekleşme özgürlüğünün önündeki sınırlamalara dikkat çekerek, yasal ve anayasal koruyucularını kuvvetlendirmeyi ve muhtelif engelleri kaldırmak için çözüm önerileri geliştirmeyi öngören bir önrapor hazırlamıştır. Bilahare bu raporun sunulduğu ve rapor çerçevesinde dernekleşme özgürlüğünü düzenleyen normların ele alındığı ve bu alanda yapılması gereken reformun niteliğinin muhtelif boyutlarıyla tartışıldığı bir konferans düzenlemiştir. Bu konferansın ardından nihai bir Dernekleşme Özgürlüğü raporu yayınlanmıştır." (Buna ilişkin rapor http://www.liberal-dt.org.tr/files/derneklesme_raporu.pdf (link calışmıyor, şöyle bir açıklama var: Liberal Düşünce Topluluğu, kimisini yabancı dillerden Türkçe'ye çevirdiği, kimisi de Türk yazarların telifi olan yüzden fazla eseri ya bizzat yayınlamıştır ya da birçoğunu Liberte Yayınları ve başka yayınevleri tarafından okuyuculara sunmuştur. Ayrıca İfade Hürriyeti konulu proje çerçevesinde tercüme telif kitaplar ve mevzuat tarama değerlendirme raporları yayınlanmıştır ve ücretsiz olarak ilgililere dağıtılmaktadır.) adresinde görülebilir.)

    - Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı Şirketi (BTC Şirketi) tarafından Kars'ta 2003 yılında köylerde hijyen eğitimi projesi başlatıldı. CORDAID, şirketin toplumsal yatırım programı faaliyetlerini desteklemek üzere, köy kadınları, ergenlik çağındaki kızlar ve ilkokul öğrencilerine yönelik hijyen eğitimi için 13.000 $ sağladı.

    - CORDAID, Başkanlığını Yüksel Selek'in yaptığı Kadınlarla Dayanışma Vakfı'nın (KADAV) da destekçisidir. Vakıfın, bugüne kadar olan faaliyetlerine finansal destek sunan diğer kuruluşlar arasında American Friends Service Committee (AFSC), NGO Kobe, UMCOR, ECHO-Mercy Corps, İstanbul Hollanda Konsolosluğu ve Başbakanlık Teşvik Fonu SRAP Programı da vardır.

    - CORDAID, Anafilya Vakfı'nın Van'daki ilköğretim okullarına Doç. Dr. Abdurrahman Aksoy'un faaliyetleriyle yaptırdığı ünitelerin destekçisidir.

    - Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi tarafından 1999 yılında Bitlis Valiliği'nce desteklenen Aygır Gölü'nde (Adilcevaz/BİTLİS) Ağ Kafeslerde Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss) Yetiştiriciliği projesine TÜBİTAK ile birlikte CORDAID (proje no. H-333/1073) de katılmıştır.

    - T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü'nün duyurduğuna göre KADAV tarafından Kocaeli Köseköy'de yaptırılan Yeni Adım Sitesi'nin 2003 yılındaki açılış töreninde Devlet Bakanı Güldal Akşit de katılmış ve konuşmasında desteğinden dolayı CORDAID'e teşekkür etmiştir.

    - CORDAID, Iğdır’da açılan AB destekli Kadın Toplum Merkezi'ni de finanse etmiştir. Örgütün yönetim kurulu başkanlığını yürüten ve aynı zamanda Hollanda Hıristiyan Demokrat Partisi (CDA) kadın kolları komisyon üyesi de olan Iğdırlı Fatma Aktaş, konu ile ilgili olarak Iğdır’da belediye düğün salonunda kalabalık bir topluluğa konuşmuş ve 4 yıllık bir çalışma sonunda Iğdır ve Nahçıvan’ı kapsayan rapor hazırladıklarını, Cordaid’in vasıtası ile Iğdır’da böyle bir merkez açmayı uygun gördüklerini belirterek şunları söylemiştir: “4 kişilik Hollandalı ekiple bir haftadır Iğdır’dayız. Şimdilik sadece bir bina kiralayarak merkezimizi oluşturduk. Bu proje Iğdırlı kadınların desteği ile faaliyet gösterecek. Bu projede çalışmak isteyen sivil inisiyatifli insanları eğitim amaçlı olarak 3–6 aylık zaman dilimlerinde Hollanda’ya götüreceğiz. Kuruluşumuz kadınlarımızın bilinçlendirilmesi konusunda yoğun çalışma içerisinde olacak. Bütçe olarak ilk yıl için 55 bin Euro ödenek ayrıldı. Projelerin işlemesine göre destek artacak.”

    - "Herkes için eşit ve ulaşılabilir yaşam" şiarını öne süren ve “yoksullaşan insan topluluklarının, etkin katılımları ile öznel sorunlarına yönelik çözüm geliştirebilme olanaklarını teşvik eder. İhtiyaç alanları etrafında sivil toplum kuruluşu, kooperatif, iktisadi işletme, vakıf gibi kuruluşlar kurarak ve/veya olan kuruluşlarıda yönlendirerek birleşmelerini" desteklemeyi hedeflediğini söyleyen Ulaşılabilir Yaşam Derneği'nin (UYD) Tunceli Kırsal Kalkınma ve Bingöl Psiko - Sosyal Destek Projeleri de CORDAID tarafından finanse edilmiştir.

    - Adapazarı Büyükşehir Belediyesi de İtfaiye Teşkilatı'nın eğitimi için gerekli finansmanı CORDAID'den almış ve çalışmalar ICET Eğitim Organizasyonu bünyesinden Uluslararası Eğitmen Charles Mc Clung tarafından yürütülmüştür.



Yukarıda listelenen Sivil Toplum Kuruluşları arasında Türkiye merkezli uluslararası insani yardım örgütü International Blue Crescent (IBC-Uluslararası Mavi Hilal İnsani Yardım ve Kalkınma Vakfı) da yer almaktadır.

2000 yılında kurulan vakıf, amaçlarını "Türkiye ve Dünya da insanlığın karşılaştığı savaş, deprem, sel vb. doğal ve insani felaketlerin yol açtığı gıda, sağlık, barınma ve diğer acil ihtiyaçlarının giderilmesi konularında insani yardımlarda bulunmak; Bu gibi durumlarla karşılaşan insanların acil ihtiyaçlarının giderilmesinin ardından eğitim, sağlık, altyapı vb. konularda yaşamın sürdürülebilmesi ve yeniden yapılanmasına katkıda bulunacak kalkınma projelerini temin etmek ve uygulanmasını sağlamak konusunda her türlü çalışmayı planlamak ve yürütmek; Bütün bunların gerçekleştirebilmesi için ulusal ve uluslararası alanlarda gerekli hazırlıkları yapmak, ilgili kuruluşlarla ilişki kurmak ve gerekli organizasyonları sağlamak" şeklinde açıklamaktadır ve "Kuruluşundan günümüze; yurtiçi ve yurtdışında gerek kendi imkanları, gerekse Birleşmiş Milletler, diğer uluslararası kuruluşlar ve Sivil Toplum Kuruluşlarıyla anlaşmalar yaparak ortak hareket eden Vakfımız, insanlığın yararına önemli çalışmalar yürütmüş ve yürütmeye devam etmektedir" demektedir.

Vakfın yönetiminde örneğin Başkan Yardımcısı Muzaffer Baca gibi Mülkiye kökenli ve “Türkçü-Milliyetçi” eğilimli bir yazar (Namık Kemal Zeybek, Erol Altunoğlu, Ziya Başkan, Feyzullah Budak, Altemur Kılıç, Mustafa Kahramanyol, Kürşat Zorlu, Hamdi Mert, Yalçın Özkan ile birlikte Ay Gazete'de yazmaktadır) bulunmaktadır. Ama işin ilginç yanı IBC de Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ile ilgilenmektedir. Vakıf tarafından, BTC Konsorsiyumu tarafından ihaleyle duyurulan Boru Hattı Çevresindeki yerleşim birimlerinin kalkındırılmasına yönelik proje çağrısına başvurma kararı alınmış ve bu çerçevede Ardahan İlinin kalkınması için proje hazırlanıp sunulması kararlaştırılmıştır. Vakıf proje grubu Ardahan'ı ziyaret ederek Valilik, Posof, Hanak, Damal kaymakamlıkları ve belediye başkanlarıyla birlikte bölgenin kalkındırılması için ortak bir proje hazırlamış ve projeyi BTC konsorsiyumuna sunmuştur. Proje başarılı bulunup Ardahan için 2003-2005 döneminde BTC tarafından 900 bin dolar kaynak vakıf vasıtasıyla kullanıma sunulmuştur. Vakıf, Maliye Bakanlığına başvurarak bu proje için KDV muafiyeti almıştır. Muafiyet BTC ile Türk hükümeti arasındaki protokol çerçevesinde temin edilmiş ve Ardahan İli Kalkınma Projesi çerçevesinde 2003 yılında çeşitli faaliyetler gerçekleştirmiştir. Öte yandan vakıf, Irak ile de ilgilidir. Irak'taki savaşın başlamasının ardından Kuzey Irak'ta mağdur durumdaki Türkmenlere yardım için vakıf harekete geçmiş ve gelen yardım taleplerini işbirliği protokolü imzaladığı merkezi Ankara'daki Türkmeneli Kültür ve İşbirliği Vakfı aracılığıyla Kuzey Irak'a ulaştırmaya başlamışır. Bu çerçevede Almanya ve ABD'deki kuruluşlar Malteser, Americares ve Adra ile işbirliği yapmıştır. 2004 yılı sürecinde de faaliyetlerini genişleten vakıf, yine Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı BTC konsorsiyumundan Kahramanmaraş ilinin Toplumsal Kalkınma Projesi için destek istemiş, Ardahan'daki çalışmalarına Avrupa Birliği ihalelerine katılarak yenilerini eklemeyi hedeflemiştir. Öte yandan da Erzincan Refahiye ilçesi kaymakamlığıyla ortak bir kalkınma çalışması başlatmıştır. Ne ki, vakıfın "Türkçü-Milliyetçi" eğilimli yöneticisine karşın işbirliği içinde olduğu uluslararası örgütler şöyle sıralanmaktadır : Action Aid India - (Hindistan), ADRA Adventist Development and Relief Agency - (ABD), AJWS American Jewish World Service - (ABD), CIDA Canadian International Development Agency - (Kanada), Canadian Relief Foundation - (Kanada), CRS Catholic Relief Services - (ABD), Feed The Children (USA), DRF International Development And Relief Foundation - (Kanada), IPC International Protestant Churches - (ABD), Islamic Relief - İngiltere, SDCA Swiss Development and Cooperation Agency - (İsviçre), UMCOR United Methodist Committee on Relief - (ABD) ve Worldcare - (ABD).

Vakfın yardım kampanyalarına ayni ve nakdi katkıda bulunarak destek verenler arasında da Ankara Protestan Kiliseleri Yardım Grubu, Gemini Foundation - HSBC (İngiltere), Huntsman Corporation (ABD), OEM General Electric (ABD), Reuters Foundation (İngiltere) ve Trocaire (İrlanda) bulunmaktadır. Şu günlerde de yoğun çalışmalarda bulunan vakıf, Sivil Toplum Kuruluşlarının eğitimiyle ilgili bir merkez kurmayı ve yönetimine Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara'yı getirmeyi planlamaktadır.



Sayfa : 335-336-338-339-340



İm (Kod): Tümünü seç
http://www.montpelerin.8m.net/al3.htm
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

İletigönderen Türk-Kan » Pzr Kas 30, 2008 19:37

Yeni bir tartışma: MONT PELERİN nedir?

Kitabın üzerinde Mont Pelerin yazıyor. Altında da ilave bir tarif: Küresel Sermayenin Beyni. Kastettiği bir organizasyon. İşte tarafların ağzından hayatımıza yeni giren Mont Pelerin tartışması...

Etrafta bir sürü kapalı örgüt ve dine ilişkin ritüellerin uçuştuğu şu günlerde, akla ilk mont ve pelerin giyen gizli bir cemiyet üyesi insanlar geliyor... Ama örgütün bununla hiçbir ilgisi yok.

Hiçbir ritüeli de yok. Adını, ilk toplantısını yaptığı, İsviçre Montreaux yakınlarındaki bir kasabadan alıyor. İlk toplantı 36 ekonomistin biraraya gelmesiyle 1947’de yapılmış. İlk başkan ise Nobel ödüllü ekonomist Prof. Friedrich von Hayek. Amaçları, liberal düşüncenin ilerlemesi. Örgütü gündeme getiren kişi, 1960 darbesinde solcu kimliğiyle adı duyulan emekli Kurmay Topçu Albay Talat Turhan. Turhan, son dönemlerde yazdığı küreselleşme karşıtı kitaplarına bir yenisini daha ekledi ve bu sefer Mont Pelerin örgütünü yazdı.

Turhan’a göre bu örgüt küresel sermayeye hizmet ediyor. Hatta daha ötesi yönlendiriyor. Kimi kaynaklarca üyelerinin ‘Post Nazi’ olarak tanımlandığını da savunan Turhan, çokuluslu şirketlerin diktasını temel alan ekonomik ve politik anlayışın, Mont Pelerin’in kuruluşundan beri Yeni Dünya Düzeni adıyla dayatıldığını iddia ediyor. Çokuluslu şirketler, bu örgüt üzerinden ülkelerin güçlerini yok ediyor ve liberalizm mutlak bir zafer kazanıyor.

İleri Yayınları’ndan çıkan ve Talat Turhan-Mehmet Eymen imzasıyla çıkan kitapta, bu amaca ulaşmak için sivil toplum kuruluşlarının (STK) kullanıldığı öne sürülüyor. Kitapta yazılanlara göre, CFR (Dış İlişkiler Konseyi), CIPE (Uluslararası Özel Girişimciler Merkezi), RIIA (Uluslararası Kraliyet Enstitüsü), NDI (ABD Ulusal Demokrasi Enstitüsü), NAD (Demokrasi için Ulusal Yardım) gibi kuruluşlar, 1980’lerden beri cemiyetin himayesinde.

Turhan, bu kuruluşlardan özellikle CIPE ve NAD’in, Türk STK’larına yönelik yardımlar yaptığından bahsediyor. Turhan’a göre yardım alan STK’lar ise kısa sürede finansör kuruluşlarının sesi haline geliyor. Liberal Düşünce Topluluğu, Toplum Sorunları Araştırma Merkezi, Kurumsal Yönetim Derneği, Ekonomistler Platformu, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV), TÜSİAD bunlardan bazıları...

Turhan’ın iddiaları burada da bitmiyor. Gazi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Prof. Atilla Yayla, Turhan’a göre Mont Pelerin’in tek Türk üyesi. Yayla, Zaman Gazetesi’nde yazıyor ve Türkiye’deki Liberal Düşünce Topluluğu’nun da üyesi. Turhan, örgütün Yayla üzerinden Fethullah Gülen Cemaati’yle de ilişki içinde olduğunu iddia ediyor. Başka bir iddiası ise örgütün Amerika’daki John Hopkins Üniversitesi üzerinden Bilgi Üniversitesi’ne ulaştığı ve orada da bazı yönlendirmelerde bulunduğu...

Turhan’ın iddiaları üzerine konuştuğumuz Yayla’ya göre Mont Pelerin, dünyanın ünlü filozoflarının üye olduğu kendi halinde bir düşünce topluluğu. Tüm bu iddialar ise sadece bir komplo teorisi...

İşte tarafların ağzından hayatımıza yeni giren Mont Pelerin tartışması...

TALAT TURHAN

Trilateralizm iktisat fakültelerinde ders olarak okutulmalı

Mont Pelerin’in adına nasıl ulaştınız?

- İnternet ilk kullanılmaya başlandığı zamanlarda arkadaşlara sörf yaptırırken bu cemiyetin adını gördüm. Sayfanın adının Türkçe çevirisi ‘Tehlikeli İrtibatlar’dı. Buradan yola çıkarak, aralarında Bilderberg’in de bulunduğu birçok yapılanma hakkında bilgi edindim.

Sizce dünyada gizli bir yapılanma mı var?

- Sermaye, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra birkaç ailenin eline geçti. Bu aileler, dünyayı kendilerine göre geliştirmek istediler. ABD’de Rockefeller, Avrupa’da da Rothschild karşımıza çıkıyor. Yani aslında Yeni Dünya Düzeni R&R düzeni. 1800’lerde Disraeli (İngiltere Başbakanı, 1874-80), daha sonra Franklin Roosevelt (ABD Başkanı, 1933-45) de dünyadaki gizli yapılanmadan şikayet etmişlerdi. Bunun bin yıllık geçmişi var ama 1920’lerde somutlaşıyor. 1954’te Avrupa’ya, Zbigniew Brzezinski (ABD’li stratejist) aracılığıyla da Japonya’ya atlıyor.

Kitabınızda trilateral coğrafyadan ve trilateral komisyondan söz ediyorsunuz? Bunları anlatır mısınız?

- Bu konuda birçok kitap da var. Ben trilateralizmin iktisat fakültelerinde ders olarak okutulmasından yanayım. Trilateral coğrafya ABD, AB ve Japonya’yı kapsar. Yani bizim klasik olarak bildiğimiz Kuzey-Güney ayrılığı. Trilateral Komisyon da bu yapılanmanın bir örgütü. Rockefeller, Kissinger (ABD eski Dışişleri Bakanı) ve Brzezinski tarafından kurulmuştur. Üç yıllık üyeleri arasında eski bakanlardan Hüsnü Doğan’ı ve eski Merkez Bankası Başkanı Rüştü Saraçoğlu’nu görüyoruz.

Küresel sermayeye hizmet ettiğini söylediğiniz bu yapılanmalar, nasıl etkili oluyor?

- STK’lar yoluyla. Türkiye’de bu Soros’un şahsında Açık Toplum Enstitüsü ve desteklediği 30’u aşkın STK’yla yapılıyor. Zaten bilinen bir şey. Ama ülke düzeni küresel düzene hizmet etmiyorsa, darbeler yoluna gidiyorlar. Ukrayna’da olduğu gibi.

Kendinizi politik olarak nereye koyuyorsunuz?

- Bu 17’nci kitabım. 65 yıldır makaleler yazıp, konferanslar veriyorum, 80 yaşındayım ve hiçbir ideolojik bağlantım yok. Yazarlar Sendikası’ndan başka dernek üyesi değilim. Bundan sonra diğer cemiyetlerin yapılanması ve Türkiye bağlantılarını da yazacağım.


PROF. ATİLLA YAYLA

Liberaldirler, devletçiliğe gıcık kaparlar ben de camianın tek Türk üyesiyim

Mont Pelerin, entelektüel bir camiadır. Yeri adresi bellidir ve organize bir yapısı yoktur. İki yılda bir dünyanın çeşitli yerlerinde toplanır. Toplantı yerlerine, üyelerin teklifiyle karar verilir. Her evsahibi, ülkesindeki toplantıyı, çeşitli kuruluşlardan yardım alarak düzenler. Ben bu camianın tek Türk üyesiyim ve param olduğunda toplantılarına gidiyorum. Turhan’ın kitabına göre ben küresel sermayenin Türkiye temsilcisiyim (gülüyor). Mont Pelerin üyeleri, herhangi bir siyasi ya da dini taraf tutmazlar. Sadece liberaldirler, devletçiliğe gıcık kaparlar. Ancak katılımcılar arasında az da olsa sosyal demokratlar da vardır. Çokuluslu şirketler filan da yok, burası entelektüellerin yeri. Toplantılara, dünyanın ünlü filozofları geliyor.



İm (Kod): Tümünü seç
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=174651
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

İletigönderen Türk-Kan » Pzr Kas 30, 2008 19:51

Atilla Yayla ve Ardındaki Örgüt: MONT PELERİN

Atilla Yayla’nın kimliğini çok önceden açığa çıkarmıştık

AKP İzmir teşkilatının düzenlediği bir panelde konuşan Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Atilla Yayla’nın sözleri tüm Türkiye’de tepki yarattı.

Atilla Yayla konuşmasında Kemalizmin gerilemeye tekabül ettiğini ve yarın öbür gün AB’ye Kemalizm ile ilgili hesap vermemiz gerekeceğini iddia eden Yayla’nın özellikle şu sözleri büyük tepki topladı: “İleride artık bizlere ‘Neden her yerde bu adamın heykelleri, fotoğrafları var?’ diye soracaklar. Üstünü örtemezsiniz.”

Atilla Yayla’nın kastettiği “adam” Mustafa Kemal Atatürk’tür. Dolayısıyla Türk milletinin bu şahsa gösterdiği kızgınlık anlaşılabilir.

Ancak esas anlaşılmaz olan Atilla Yayla’yla ilgili yaşanan şaşkınlıktır. Olaydan sonra AKP yöneticileri konuyla ilgili yan çizerek kendilerini kurtarmaya çalıştı. Atilla Yayla’yı çok iyi tanımadıklarını, kazayla panele çağırdıklarını kendilerinin de pişman olduklarını söyleyerek her zamanki takiye politikasına başvurdular.

Oysa Atilla Yayla’nın kimliği, düşünceleri, AKP’yle ve Fethullahçı Zaman gazetesiyle uzun süredir devam eden işbirliğini İleri Yayınlarından 2005 yılında çıkan “Mont Pelerin: Küresel Sermayenin Beyni” isimli kitabımızda açıkça ortaya koymuştuk.

Atilla Yayla Liberal Düşünce Topluluğunun Başkanı olarak kendisini tanıtmaktadır. Ancak düşüncelerinde ve eylemlerinde somutlaşan Atatürk karşıtı gerici-liberal misyonu aslında tüm dünyayı saran küresel hegemonya örgütleriyle kurduğu bağlantılardan kaynaklanır.

Mont Pelerin örgütünün Türkiye temsilcisi

Atilla Yayla, liberalizmin peygamberi olarak adlandırılan Friedrich Van Hayek’in 1947’de kurduğu uluslararası Mont Pelerin örgütünün Türkiye’deki tek temsilcisi ve üyesidir. Bu örgütün amacı İkinci Dünya Savaşından sonra tüm dünyada yayılan bağımsızlık dalgasının yarattığı devletçilik ve sosyalizm uygulamalarına karşı açık ve gizli savaş yürütmektir.

Kitabımızda da belirttiğimiz gibi bazıları Atatürkçülüğü sadece laiklik sanmaktadır ancak Atatürkçülük devletçilik ve anti-kapitalizm olmadan içi boş bir kabuğa dönüşür.

Atilla Yayla gibi küresel sermayenin hizmetkarları bu gerçeği bazı sözde Atatürkçülerden daha iyi gördükleri için en azgın gericilerden bile daha fazla Atatürk’e ve Kemalizme kin kusmaktadır. Ancak bu sefer baltayı taşa vurmuşlardır. Kendilerine sahne sunan gerici güçler bile bir günde kendisini satmıştır. Ne de olsa gericiler siyasi davranmak ve Türk halkından kopmamak zorundadırlar.

Kitabımızda Atilla Yayla’nın Mont Pelerin örgütüyle kurduğu parasal ve organik ilişkileri kısaca özetlemiştik. Küresel egemenlerin Türkiye’de kimleri nasıl kullandığını saptayan bir öngörüyle ortaya koyduğumuz bu bilgileri bugün de hatırlamanın yararlı olacağını düşünüyorum.

Resim

Atilla Yayla liberalizmin nimetlerini ilmen ve şahsen kanıtlıyor

Atilla Yayla’yla ilgili bilgileri açıkladığımızda Hürriyet gazetesi konuya kayıtsız kalamamıştı. Kitabımızdaki iddialara pazar ekinde oldukça geniş yer ayıran gazeteye Atilla Yayla’ya da iddiaları yanıtlama fırsatı tanımıştı. Ancak kendisi işi sulandırarak şu şekilde yan çizmeye çalışmıştı:

“Ben bu camianın tek Türk üyesiyim ve param olduğunda toplantılarına gidiyorum. Turhan’ın kitabına göre ben küresel sermayenin Türkiye temsilcisiyim (gülüyor). Mont Pelerin üyeleri, herhangi bir siyasi ya da dini taraf tutmazlar. Sadece liberaldirler, devletçiliğe gıcık kaparlar.”

Yaşanan son skandaldan sonra Emin Çölaşan’a yaptığı açıklamalarla Atilla Yayla uluslararası bağlantılarının daha da geniş olduğunu itiraf etti. Fikir özgürlüğü için düzenlenen iki proje çerçevesinde AB’den tam 450 bin euro aldığını açıkladı.

Böylelikle, Hürriyet gazetesine “param oldukça Mont Pelerin toplantılarına giderim” diyen Atilla Yayla’nın son zamanlarda para açısından oldukça rahatlamış olduğunu da öğrenmiş olduk. Arkadaşlarıyla hasretlik çekmeyeceği için sevindik diyebiliriz.

Mont Pelerin kitabında ortaya koyduğumuz gibi daha önce Zaman gazetesinde Kemalizme defalarca “çürümüş, köhnemiş, tahakkümcü” suçlamalarıyla saldıran Atilla Yayla, Nur cemaatinin köhne yapısıyla Türk milletinin genel görüşünü karıştırma hatasının faturasını ağır ödüyor. Zaman’da sınırlı sayıda gericinin okuduğu fikirlerinin Türk milletinin ezici çoğunluğu tarafından öfke ve nefretle karşılanması doğaldır.

Gelişmelere şaşıran Atilla Yayla son günlerde bilim adamı ve düşünce özgürlüğü zırhına bürünerek mazlum rolüne soyunuyor. “Benim düşüncelerim bilimsel tezdir. Kemalistler tezlerimi çürütemez” diyor. Gerçekten de liberal sistemde herkese havadan 100 binlerce euro yağsaydı liberalizmi bir tez olarak çürütmek çok zor olurdu. Ancak yurtdışı kaynaklı bu tatlı transferler hep Atilla Yayla ve küresel sermayenin benzer hizmetkarları için sınırlı kalacağı için, Fethullahçıların Atilla Yayla’dan liberal “Galileo” yaratma çabalarının başarı şansı sıfırdır.

Türk halkının en temel değeri olan Atatürkçülüğün devletçilik anlayışından niçin asla koparılamayacağını da Atilla Yayla zıt bir örnek olarak bir kez daha göstermiş oldu.


İm (Kod): Tümünü seç
http://www.turksolu.org/121/turhan121.htm
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

İletigönderen Türk-Kan » Pzr Kas 30, 2008 20:15

NOBEL ödüllü Mont Pelerin üyeleri:




F. A. von Hayek, Economics 1974













Milton Friedman, Economics 1976













George Stigler, Economics 1982













James M. Buchanan, Economics 1986













Maurice Allais, Economics 1988













Ronald Coase, Economics 1991













Gary Becker, Economics 1992













Vernon Smith, Economics 2002











İm (Kod): Tümünü seç
http://www.montpelerin.org/mpsMembers.cfm
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

İletigönderen Türk-Kan » Pzr Kas 30, 2008 20:37

MONT PELERİN Cemiyeti Başkanları

    * Professor F. A. von Hayek, İngiltere, 1947-61

    * Professor Wilhelm Ropke, İsviçre, 1961-62

    * Professor John Jewkes, İngiltere, 1962-64

    * Professor Friedrich Lutz, Almanya, 1964-67

    * Professor Bruno Leoni, İtalya, 1967-68

    * Professor Günter Schmölders, Almanya, 1968-70

    * Professor Milton Friedman, A.B.D., 1970-72

    * Professor Arthur Shenfield, İngiltere, 1972-74

    * Professor Gaston Leduc, France, 1974-76

    * Professor George Stigler, A.B.D., 1976-78

    * Professor Manuel Ayau, Guatemala, 1978-80

    * Professor Chiaki Nishiyama, Japonya, 1980-82

    * Lord Harris of High Cross, İngiltere, 1982-84

    * Professor James Buchanan, A.B.D., 1984-86

    * Professor Herbert Giersch, Almanya, 1986-88

    * Professor Antonio Martino, İtalya, 1988-90

    * Professor Gary Becker, A.B.D., 1990-92

    * Professor Max Hartwell, İngiltere, 1992-94

    * Professor Pascal Salin, Fransa, 1994-96

    * Dr. Edwin J. Feulner, A.B.D., 1996-98

    * Dr. Ramon P. Diaz, Uruguay, 1998-00

    * Professor Christian Watrin, Almanya, 2000-02

    * Professor Leonard P. Liggio, A.B.D., 2002-04

    * Professor Victoria Curzon-Price, İsviçre, 2004-06

    * Mr. Greg Lindsay, Avustralya, 2006-08


İm (Kod): Tümünü seç
http://www.montpelerin.org/mpsPresidents.cfm
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Talat Turhan kimdir?

İletigönderen Balasagun » Sal Oca 13, 2009 10:37

Talat Turhan kimdir?



1924 Yılında Elazığ’da doğdu. O tarihte babası Elazığ Müdde-i Umumisi (Savcı) idi. Baba tarafı Rize ilinin Çayeli ilçesinintanınmış ailelilerinden (Şerifoğulları)’na mensuptur. Anne tarafı Elazığ Harput’un tanınmış ailelerinden (Efendigiller) ‘dendir.

Babasının görevi nedeniyle yurdun çeşitli yörelerinde öğrenim hayatını sürdürdü. Örneğin; 1929 Yılında Ardahan’da başladığı İlkokulu 1935 yılında Zonguldak Gazi Mustafa Kemal İlk Okulunda tamamladı. Zonguldak’ta başladığı Ortaokul yaşamını 1939 yılında Elazığ’da bitirdi.

Daha sonra 1940 yılında İstanbul Çengelköy’de bulunan Kuleli Askeri Lisesinde öğrenimini sürdürdü. II. Dünya savaşının başlaması nedeniyle İstanbul’un seyrekleştirilmesi planı çerçevesinde okulu Konya’ya taşındı, devam eden öğrenimini 1942 yılında orada tamamladı. Mezuniyetinde Tarih dersi birinciliği nedeniyle ödüle laik görüldü. O dönemde Askeri Lisesini bitirdikten sonra Samsun’da 15.Topçu Alayında askerlik stajını tamamladı.

(1944 Yılında Harp Okulu mezuniyet sonrasında başarı durumuna göre meslek seçimi yapabildiği için Topçu sınıfına ayrıldı.)

Staj sonrası 1942/1944 yılları arsında Ankara’da Harp Okulunda öğrenimini tamamladı ve 30 Ağustos 1944’de Asteğmen rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerine katıldı. Daha sonra 1944/1946 yılları arasında Polat’ta bulunan Topçu Okuluna Mesleki öğrenim gördü. Asteğmenliğinden 6 ay sonra Teğmenliğe yükseldi. Okulu bitirdiğinde Adapazarı’nda bulunan 17.Tümene bağlı 17.Koşulu Topçu Alayına (Atlı) atandı. Bu arada bir süre Kandıra’da görevini sürdürdü. Bir yıl orada görev yaptıktan sonra şark (Doğu) hizmeti için 156.Ağır Topçu Taburu Müstakil Takım Komutanı Erzurum Tafta Köyüne atandı ve sırasıyla; 1948 Topçu Okulu emrinde Müstakil Topçu Takım Komutanı (kıta ile naklen) Polatlı; 1948/1950 Topçu Üsteğmen Erzurum Gez Köyü ve Aziziye Tabyası 13’cü Uçaksavar Alayı Topçu Takım Komutanlığı ve Batarya Komutanlığı (vekaleten); 1948-1949 Kursiyer Uçaksavar Okulu Ağır Uçaksavar M-8 Komuta Aleti ve SCR 584 Radarı Kursu Tuzla; 1950 1. Uçaksavar Alayı Topçu Takım Komutanı: İstanbul – Rami,

Bandırma (kıta ile naklen); 1950 Yedek Subay Taburu Takım Komutanı Tuzla Uçaksavar Okulu; 1950 Kursiyer (Kurs Birincisi) İzmir Gaziemir Ulaştırma Okulu Motor ve Bakım Kursu; 1950/1951 Üçüncü Bakım Kademesi Komutanı, Öğretmen Subay Kursu Tuzla; 1951-1953 Genel Konular Bölümü Motor Öğretmeni – Tuzla Uçaksavar Okulu (orada Motor bölümü kürsüsünü kurarak ilk bölümün öğretmenliğini yaptı); 1953 Yılı Kara Harp Akademisi Sınavı Giriş Birincisi İstanbul-Yıldız; 1953/1954 5’ci Kore Tugayı Uçaksavar Batarya Komutan mv. Ankara ve Seferihisar (Türkiye’de hazırlık); 1954-1955 5’ci Kore Tugayı Uçaksavar Batarya Komutanı mv. (Batarya Birleşmiş Milletler Birincisi) Topçu Yüzbaşı Kore 1955/1956 Uçaksavar Alayı 187’ci Hafif Uçaksavar Batarya Komutanı İstanbul Orhaniye Kışlası; 1955 Kursiyer Polatlı Topçu Tekamül Kursu; 1958/1959 2’ci Odu karargah Harekat Başkanlığı kurmay Stajyeri Topçu Binbaşı Konya; 1959/1960 39’cu Tümen Topçu Komutanlığı Ağır Topçu Tabur Komutanlığı mv. – Kurmay Binbaşı Dörtyol; 1959/1960 39’cu Tümen Harekat ve Eğitim Şube Müdür vk. İskenderun; 1960 Genel Kurmay Harekat Başkanlığı Plan harekat Dairesi Plan Kısım Amiri Ankara; 1960/1962 Milli Savunma Bakanlığı Kara Emir Subayı Topçu Kurmay Yarbay Ankara( 1960 Yılında atandığı bu görevinde 30 Ağustos 1962 yılında Yarbaylığa terfi etmiştir); 1960/1962 Milli Savunma Bakanlığı Özel Kalem Müdür vk. Ankara; 1961/1962 Ordu Dil Okulu İngilizce bölümü (9 Ay süreli bu kurs devam ederken 22 Şubat 1962 başkaldırı girişimi meydana gelmiş bu olay nedeniyle Kursu tamamlamadan ilişkisi kesilerek Afyon Batı menzil Komutanlığı Plan ve Prensipler Şubesi Kısım Amirliğine sürgün edilmiştir. Daha sonra Danıştay’da dava açarak, dil kursunda bıraktığı yerden devam etme hakkını geri kazanmıştır.

27 Mayıs 1960’dan sonra Ankara’da Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Özel Kalem Müdürlüğü görevinde bulunduğu evrede Silahlı Kuvvetler içindeki dalgalanmalarda yer aldı. O dönemden itibaren ülkemizin yakın tarihine ilişkin olaylara devrimci inançları doğrultusunda doğrudan yada dolaylı olarak katıldı. Silahlı Kuvvetler Birliğine üye oldu.

Özellikle Ankara’daki görevi sırasında ABD Emperyalizmin güdümüne sokulan ülke düzeninin kokuşmuşluğunu algıladı. Bu tavrı düzene egemen olan güçler tarafından gözden kaçırılmadığı için, 22 Şubat 1962 olaylarına katılmış olma bahanesiyle Afyon'a sürgün edildi.

Daha sonra Genç Kemalistler Ordusu adlı bir dava nedeniyle Mamak askeri Ceza ve Tutuk Evinde 1963 yılında 4 ay 17 gün tutuklu kaldı ve üç buçuk yıl Askeri yargıda yargılandı. Dava devam ederken hiçbir gerekçe gösterilmeksizin 42 sayılı yasayla emekliye ayrıldı. Emekli edildiğinde devresinde bulunan kurmay subaylar arasında kıdem bakımından birinci konumda bulunuyordu.

Kurmay Yarbay rütbesiyle emekliye ayrıldığı 1964 yılından bu yana kendisine yapılan tüm iş önerilerini reddedip düzen dışında kalmayı yeğledi ve 1965 yılında yazın yaşamına başladı.

Egemen güçler peşini bırakmadılar. 1972/1974 yılında Bomba Davası adlı üst düzey cuntacı generallerin birbirleriyle olan makam ve çıkar çatışmaları üzerine düzenlenen komplo bir davanın baş sanığı olarak Ziverbey İşkence Köşkü'nde bir ay işkence gördü ve iki yılını Selimiye Askeri Ceza ve Tutukevi'nde geçirdi. İdam istemiyle yargılandığı bu davada af kabul etmemesine karşın, politik durumdaki değişime uyarlı olarak davası örtbas edildi. 1973 yılında Cezaevinde yatarken Kontrgerilla İşkencecileri hakkında TBMM Araştırması isteyerek bu konuyu ülke gündemine soktu.

1990 yılında İtalya'da patlak veren Gladio gizli örgütü, öne sürdüğü tüm savları doğrulamasına karşın. TBMM'deki bu konudaki tüm girişimler bugüne kadar sonuçsuz kalmıştır.

Susurluk Kazası'yla da daha önce öne sürdüğü savlar Türkiye yönünden doğrulandı.
37 yıldan bu yana çeşitli gazete ve dergilerde politik, stratejik, istihbarat ve güvenlik örgütleri, insan haklan, olağanüstü yargı, Kontrgerilla, terörizm ve emperyalizmin örgütleri vb. yakın konularda araştırma ve inceleme türü dizi yazıları yayınlandı.

Özellikle 1990'dan beri ilgi alanı içine giren konularda 17'si yurtdışında olmak üzere 120'ye yakın konferans, açıkoturum, panel vb. gibi etkinliklere katıldı. Bazı Özel TV kanallarındaki belgesel ve söyleşilerde yer aldı. Basın toplantıları düzenledi.


Talat Turhan
Kullanıcı küçük betizi
Balasagun
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 3524
Kayıt: Cum Eki 17, 2008 13:18


Şu dizine dön: Novus Ordo Seclorum | Ordo Ab Chao

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x