Kuva-yı Millîye'nin Askerî Açıdan Etüdü

Tarih olan olayları burda paylaşabilir, yorumlayabilir ve öğrenebilirsiniz

Kuva-yı Millîye'nin Askerî Açıdan Etüdü

İletigönderen Türk-Kan » Cum Oca 09, 2009 1:42

Kuva-yı Millîye'nin Askerî Açıdan Etüdü I

Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bu günlerde "Kuva-yı milliye", "Kuva-yı milliye ruhu" terimleri daha çok anlam kazanmaktadır.

Yrd. Doç. Dr. Kadir KASALAK, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi T. C. Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi

ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 42, Cilt: XIV, Kasım 1998, Türkiye Cumhuriyeti'nin 75. Yılı Özel Sayısı



1. GİRİŞ

Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bu günlerde "Kuva-yı milliye", "Kuva-yı milliye ruhu" terimleri daha çok anlam kazanmaktadır.

Kuva-yı Milliye deyiminin sözlük anlamı "Milli Kuvvetler, Milli Güçler" veya başka bir ifade ile "Milis Kuvvetleri" demektir. Geniş kapsamlı özel bir tanım yapmak mümkündür. Bu durumda; "Kuva-yı Milliye, yurdumuzu parçalamak üzere harekete geçen İngiliz, Fransız, Yunan, İtalyan kuvvetlerine karşı açılan cephelerde çarpışmak üzere teşkilâtlanan bölge milis kuvvetleridir" 1 denilebilir. Hareketin özelliği sebebiyle, Milli mücadeleye katılan ve bu mücadeleye taraftar olan herkese de "Kuva-yı Milliyeci" denilmiştir.

Kuva-yı Milliye deyimi dar ve geniş anlamda olmak üzere iki anlamda kullanılmıştır. Dar anlamda Kuva-yı Milliye, düzenli ordu birlikleri dışında bir tür gerilla savaşı ile mücadele veren, sevk ve idareleri merkezi bir komutanlığa bağlı olmayan silahlı gruplardır. Geniş anlamda Kuva-yı Milliye ve İstiklâl Harbi'nin tümünü ifade eder. 2 Pek çok tarihçi de Kuva-yı Milliyeci ifadesini İstiklâl Harbi, Milli Mücadele yanlısı anlamına kullanmıştır. Aynı zamanda şu belgede de bu hususlar vurgulanmakta ve doğrulanmaktadır. "Kuva-yı Milliye" adı altında çıkarttıkları fitne ve fesat, Anayasa'ya aykırı olarak halktan zorla para toplamak, asker almak, bunun aksine hareket edenlere işkence ve eziyet ederek, şehirleri yakıp yıkmaya kalkışmak suretiyle içgüvenliği bozanların tertipçisi ve teşvikçisi oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan, Üçüncü Ordu Müfettişliğinden alınarak askerlik mesleğinden çıkartılmış bulunan Selânikli Mustafa Kemal Efendi, eski Yirmiyedinci Fırka Kumandanı 3

İstiklâl Harbi'ni Mondros mütarekesinden sonra başlatırsak yaklaşık 4 yıl sürmüştür. 4 yıl sürekli savaş olmamakla birlikte iki yılı kuva-yı milliye'nin etkin olduğu dönemdir. Biz burada kuva-yı milliye tâbirini yukarıda açıkladığımız birinci manada kullanıyoruz.

Bugün günlük hayatta pek çok kişinin kullandığı "Kuva-yı Milliye Ruhu"na da değinmekte yarar var sanıyorum. Kuva-yı Milliye birlikleri halkın içinden milli duygularla oluşmuş, meslek, gelir düzeyi, genç. yaşlı v.b. pek çok hususlar dikkate alınmaksızın bir nevi kendiliğinden oluşmuş birliklerdir. Yukarda bir tanımda da belirttiğimiz gibi yurdu düşmana karşı korumak amacıyla oluşmuş birliklerdir. Bunların oluşumunda gönüllüğün önemli bir yer tuttuğunu unutmamak lâzımdır. Mustafa Kemal ATATÜRK bu istek ve arzuyu milli ahlâka dayalı bir husus olarak şöyle ifade etmiştir

"... Bir iş, her neye ait olursa olsun, insanın kuvvet kullanmasını, yorulmasını gerektirir, insanlar mecbur olmadıkça kendilerini yormak istemezler. Halbuki bazı işler vardır ki kendiliğinden, insanda onu yapmak için, içte bir arzu, bir eğilim doğar, o iş arzulanmaya değer olur. işte ahlâki işler aynı zamanda hem mecburi ve hem de arzulanabilir işlerdir. Bir işin ahlâki bir değerinin olması, ayrı ayrı insanlardan, daha yüce bir kaynaktan meydana gelmiş olmasıdır. O kaynak, cemiyettir, millettir! Hakikatte, ahlâklılık kişilerden ayrı ve bunların üstünde, ancak toplumsal, millî olabilir. Milli ahlâk, milletin sosyal düzeni ve huzuru, şimdiki ve gelecekteki refahı, saadeti, selameti ve güvenliği medeniyette ilerleme ve yükselmesi için insanlardan, her hususta ilgi, gayret, nefsin feragatini ve gerektiği zaman seve seve canının verilmesini isteyen ahlâktır. Mükemmel bir millete milli ahlâkın gerekleri, o milletin fertleri tarafından adeta düşünmeksizin, vicdani, hissi bir sebeple yapılır. En büyük milli his, milli heyecan işte budur..." 4
İşte burada ifade etmek istediğimiz "Kuva-yı Milliye Ruhu" budur. İçten gelen bir istekle birlik ve beraberlik içinde millet fertlerinin ülke çıkarlarım ön plana çıkarması yüce önder ATATÜRK'ün milli ahlâkın tanımında belirttiği hususların uygulama alanına konulmasıdır. İstiklâl Harbi'nin başarısının da bu ruha bağlı olduğu herkesin malumudur.

Bu kavramları bu şekilde açıkladıktan sonra Kuva-yı Milliye nasıl olmuştur. Nedenleri, doğuşu ve amaçları üzerinde durmak konumun incelenmesi bakımından önemlidir.

2. KUVA-YI MİLLİYE'NİN OLUŞUMU VE AMAÇLARI

a. Kuva-yı Milliye'nin Doğuşu:


Kuva-yı Milliye'nin doğuşu bir takım nedenlere dayanmaktadır. Bu nedenleri iyice ortaya koyabilmek için 1918 yılı sonları Osmanlı Devleti'nin durumuna bakmak gerekir.

I. Dünya Harbi'nin galipleri 30 Ekim 1918 yılında imzalanan Mondros Mütarekesi hükümlerini diledikleri şekilde (hedefleri doğrultusunda) yorumlayarak Osmanlı Devleti'ni paylaşma arzularını yerine getirmek istemişlerdir. Bunun içinde hiç vakit kaybetmeden 3 Kasım 1918'de Musul İngilizler tarafından işgal edilirken, 13 Kasım 1918'de İngiliz ağırlıklı İtilâf donanması İstanbul'a gelerek bir askerî yönetim kurmuşlardır. Böylece Birinci Dünya Harbi'nde geçemedikleri Çanakkale'yi savunmasız bir biçimde geçmişlerdir.

1919 yılının ilk aylarından itibaren Adana, Urfa, Antep, Maraş bölgesi Fransızlar, Çanakkale Boğazı civarını, İstanbul ve bazı Anadolu'daki stratejik noktalar (Irak'ta olduğu gibi) İngilizler, Muğla, Antalya bölgesini İtalyanlar işgal ederken, limanlar ve demiryolları da İtilâf kuvvetlerince kontrol altına alınmıştır.

Türk milletinin en çok ağırına giden işgal hareketi ise İzmir'in İtilâf devletlerinin destek ve onayıyla Yunanlılar tarafından işgal edilmesi olmuştur. Milli mücadele hareketi yukarıda değindiğimiz gibi bir ruhla ortaya çıkmış, aynı kaynağa dayanmış Anadolu'nun her yerinden fışkırmıştır, işgal edilen yerler büyük mücadelelere sahne olduğundan, mücadelenin yoğun olduğu yerler daha çok ön plana çıkmış bir nevi efsaneleşmiştir. Bunun sonucunda Batı Anadolu Kuva-yı Milliye hareketleri, birlikleri bakımından adından daha çok söz ettirmiştir.

15 Mayıs 1919 sabahı başlayan Yunan işgaline karşı Batı Anadolu'da ilk direniş 16 Mayıs sabahı Urla'da olmuştur, İzmir'in işgalini öğrenen 800 kadar yerli Rum, Türk köylerine saldırmaya, savunmasız insanları öldürmeye, mallarını yağmalamaya başladılar. Urla'nın Türk mahallelerini kuşattılar. Bunun üzerine Urla'da bulunan 173 ncü Aday Komutanı Yarbay Kâzım Bey yanında bulunan 18 er ve birkaç jandarma ile birlikte kasabayı savunmaya başladı, ilk Rum saldırısı püskürtüldü. Rum çetelerinin taarruzu karşısında dehşet verici ve mezalimi öğrenen Urla halkı kasabadaki silah deposunu zorla açmış, mevcut 120 tüfek ve cephaneyi alarak bir milis kuvveti meydana getirmişlerdir. 173 ncü Alay'ın emrine girerek onun vurucu gücünü arttırmışlardır. 5

Bu olayla birlikte Batı Anadolu'da ilk Kuva-yı Milliye mücadelesi başlamıştır. Bunu 172 nci Alay Komutanı Ali Bey'in (Çetinkaya) Ayvalık'taki çalışmaları izledi. Ali Bey 24 subay ve 150'ye yakın askerinin yanında halktan 300 kişilik bir milis kuvveti de kurmuştu. 6

Yine Batı Anadolu'daki Kuva-yı Milliye birliklerinin oluşumuyla ilgili olarak şu örnekte dikkate değer gözükmektedir. "Batıda Kuva-yı Milliye" konusundaki girişimlerden önemli biri de 57 nci Tümen Komutanı Albay Şefik Bey'in (Aker) çalışmalarıdır. Şefik Bey, 23 Mayıs 1919'da Harbiye Nezareti'ne gönderdiği bir yazıda: "Durumun düzeltilmesi için, Kuva-yı Milliye teşkilâtı kurmanın en iyi tedbir olacağını" bildirmesi ve Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa'nın (Çobanlı) da bu yazının altına: "Son fıkra çok önemlidir. Acele edilmesi lâzımdır" diye not düşmesi üzerinde durulacak bir noktadır. Görüldüğü gibi Harbiye Nezareti bu fikri desteklemiş, ancak hiçbir yardım yapacak güçte olmadığından her şeyi onun girişimine bırakmıştı. Diğer yandan 17 nci Kolordu Komutanlığı'na atanan Albay Bekir Sami Bey de İstanbul'dan hareketinden önce Harbiye Nazın Şevket Turgut Paşa'dan aldığı direktifte böyle bir yetkiye sahip olmuştu" 7

1919 yılı Haziran ayı başlarından itibaren Kuva-yı Milliye teşkilatlanması ve mücadelesi hızla gelişmeye başlamıştır. Batı Anadolu'nun iç kısımlarına da yayılmıştır. Nitekim yine Haziran başlarında İsparta ve Burdur'daki çok sayıda yedek subay, Kuva-yı Milliye kurmaya hazır olduklarını belirterek Burdur Askerlik Şubesi başkanına müracaatta bulunmuşlardır. Binbaşı İsmail Hakkı Bey durumu, Çine'de bulunan 57 nci Tümen Komutanı Alb. Şefik (Aker) Bey'e 7 Haziran'da bildirmiştir. Yazısında askerlerce kurulacak milli bir teşkilâta müsaade istemiştir. Bazı yöneticilerin bu fikre olumlu bakmadığım bilen Şefik Bey'de verdiği cevapta "milli teşkilâtın ahaliye ait bir keyfiyet olduğunu ve firari erlerin nizami kıtalarına iadesi hususunda çalışmasını" belirtmesine rağmen, gizli olarak, milli teşkilâtın el altından desteklenmesi emrini vermiştir. 8

Kuva-yı Milliye birliklerinin oluşumunu sadece batı bölgesinde değil, Anadolu'nun her yerinde olmuştur. Güney Cephesinde şu olay Kuva_yı Milliye'nin kuruluşunu başlatmıştır:

"Güneyde Fransız işgaline ve Fransız Ermeni işbirliği ile Türklere yapılan zulüm, hakaret, yağma ve öldürme olaylarına karşı ilk direnme 19 Aralık 1918'de Dörtyol'a bağlı Karakese Köyü'nde oldu. Hayatlarından endişe eden köy halkı Fransızlara silâhlı savunmaya geçtiler. Çarpışma sonunda Fransızlar 15 ölü vererek çekilmek zorunda kaldılar". 9

Özellikle Sivas Kongresi'nden sonra Güney Cephesinde çeşitli rütbelerdeki subaylar, Kuva-yı Milliye hareketlerini sivil kıyafet ve takma adlarıyla organize etmişlerdir. Şu belgede bu bölgedeki Kuva-yı Milliye'nin faaliyetlerinden bahsedilmektedir. 3 ncü Kolordu Komutanı Selahattin Bey, Heyet-i Temsiliye Başkanlığına gönderdiği 28.3.1920 tarihli yazısının 3 ncü maddesinde

"Kılınç Ali Bey'in komutasında bir kısım Kuva-yı Milliye Kilis'ten Antep'e ilerleyen düşmanı uzaklaştırmak üzere 27.3.1920'de Akça koyunlu istikâmetine hareket etmiştir." 10

demektedir.

Kuva-yı Milliye'nin oluşumuyla ilgili pek çok örnek mevcuttur. Ancak biz burada tümünü veremeyeceğimiz için bu kadar örnekle yetiniyoruz.



DİPNOTLAR

1 ÇAY Abdülhaluk-KALAFAT Yaşar; Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Kuva-yı Milliye Hareketleri, Sistem Matbaacılık, Ankara 1990, s. 7.
2 ERCAN, Yavuz; "Kuva-yı Milliye'nin Yapısı ve Niteliği Üzerinde Bir Tahlil" İkinci Askeri Tarih Semineri Bildiriler, Gnkur. Basımevi, Ankara 1995, s. 231.
3 Atatürk ile ilgili Arşiv Belgeleri, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayınlan, Ankara 1982, s. 83.
* 16 Mayıs 1920 tarihli İstanbul Bir Numaralı Sıkıyönetim Komutanlığı Mahkemesi tarafından Mustafa Kemal Paşa ve beş arkadaşı için verilen idam kararı ile bunu onaylayan Padişah Vahdettin'in fermanı ihtiva eden 24 Mayıs 1920 tarihli Sadrazam Damat Ferid'in yazın (Daha geniş bilgi için bkz: Dipnot 3, 87 sayılı belge)
4 Atatürkçülük (Birinci Kitap), Gnkur. Basımevi. Ankara 1983, s. 57.
5 Türk İstiklâl Harbi, Batı Cephesi, C II, Ks. 1. Gnkur. ATAŞE Bşk lığı Yayınlan. Ankara 1994, s. 46-47.
6 ERCAN, Yavuz; a.g.m., s. 232.
7 A.g.m., s. 233 (Ayrıca bkz. Nuri KÖSTÜKLÜ; "Millî Mücadele'de Denizli, Isparta ve Burdur Sancaklarında "Kuva-yı Milliye Fikri Üzerine İlk Çalışmalar", Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, C.V, Mart 1989. s. 14'den ayrı basım, s. 481.)
8 KÖSTÜKLÜ, a.g.m, s. 481-482.
9 ERCAN; a.g.m, s. 235.
10 Gnkur. ATAŞE Bşk.lığı Arşivi, Kol: 1st, Kls. 2S8, Dos: 16, Fih: 41 (Ayrıca bkz: Askeri Tarih Belgeleri Dergisi s. 103,104,105)



Kaynak
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

İletigönderen Türk-Kan » Cum Oca 09, 2009 2:16

Kuva-yı Millîye'nin Askerî Açıdan Etüdü II

Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bu günlerde "Kuva-yı milliye", "Kuva-yı milliye ruhu" terimleri daha çok anlam kazanmaktadır.

Yrd. Doç. Dr. Kadir KASALAK, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi T. C. Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi

ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 42, Cilt: XIV, Kasım 1998, Türkiye Cumhuriyeti'nin 75. Yılı Özel Sayısı



b. Kuva-yı Milliye'nin Doğuş Nedenleri:

Kuva-yı Milliye dediğimiz birlikler olsun, Kuva-yı milliye hareketi dediğimiz faaliyetler olsun elbette pek çok nedene dayalı olarak ortaya çıkmıştır. Türk İstiklâl Harbi'nde önemli bir yeri olan bu düşünce ve faaliyetlerin nedenlerini şu şekilde sıralamamız doğru olacaktır.

(1) Türk Devleti'nin parçalanarak ortadan kaldırma düşüncesi. Bu düşüncenin somutlaşmasını, biz 18 Ocak 1919 tarihinde başlayıp, yıl sonuna kadar devam eden Paris Konferansındaki konuşma ve pazarlıklardan anlamamız mümkündür. Sevr antlaşması yine bir başka somut örnektir. Mondros Mütarekesine dayalı işgaller diğer bir örnektir.

(2) Damat Ferit Paşa hükümetinin, işgallere seyirci kalan ve itidal tavsiye etmekten başka herhangi bir girişimde ve faaliyette bulunmaması. Padişah Vahdettin'in de aynı düşünceyi paylaştığı şu sözlerinden de anlaşılmaktadır: "bağıralım, fakat elimizi kaldırmayalım." 11

(3) İzmir'in Yunanlılar tarafından işgali ve Yunan mezalimi; Paris Barış Konferansı'nında itilâf devletlerinin almış olduğu bir kararla, İzmir'in Yunanlılar tarafından işgali Türk milletinde büyük bir infial yaratmıştır. Yunanistan bağımsız bir devlet haline gelmesinden (1829) sonra Osmanlı Devleti ile sürekli savaş halinde olmuş, Osmanlı aleyhine topraklarını genişletmiştir. Bu durum ister istemez bir düşmanlık yaratmıştır. Tarihten gelen Yunanistan'ın bu uzlaşmaz, kin dolu tutumuna Yunan vahşeti eklenince Atatürk'ün yukarıda ifade ettiğimiz sözlerinde belirttiği gibi, içten gelen millî, vicdani duygularla kendini koruma düşüncesi ortaya çıkmıştır. Yunan vahşeti o kadar büyük boyutlara ulaşmıştır ki, yapılanlar Türklere karşı bir soykırımdan başka bir şey değildir. Bu olaylarla ilgili pek çok belge mevcuttur. "Subayların yalnız askerî teçhizatı değil, para çantaları, alyans yüzükleri, saat, sigara tabakası, çakmak, yenice görünen elbise kalpaklarına kadar her şeyleri soyulmuştu. Soygunculuk pek yaygın olmuş; Türk evlerine zorla girilerek birçok ailelerin çamaşırlarına varıncaya kadar bütün eşyaları alınmıştı." 12 denirken, bir başka belgede de "İşgalin ilk 48 saati içinde İzmir ve banliyölerinde (Urla yarımadası ve köyleri dahil) öldürülen Türklerin sayısı 2000'in çok üstünde idi" 13 ifadelerine yer verilmiştir.

Yunanlılar bu mezalimi yaparken, Anadolu'daki Rumlarla işbirliği yaparak faaliyetlerini akıl almaz boyutlara çıkarmışlardır. Niyetlerini de çıkarmadan önce belli etmişlerdir. Şu kısa örnekte bunu açıkça ortaya koymaktadır. "Çıkarmadan aylar önce silahlandırılmış, yerli Rum çetelerinin, Yunan askerleriyle işbirliği ederek giriştikleri bu menfur cinayetler pek vahşiyane bir hal almıştı. Yağma ve soygunculuk da son haddini bulmuştur. Sivil ve askerî bütün devlet daire ve müesseselerinin kasaları kırılmış toplam olarak 21 kasadan 231426 liralık nakit para alınmıştı". 14

(4) Türk halkının kendi bölgesini savunma düşüncesi; İzmir'in işgali ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Ermeni katliamları, Fransız Ermeni işbirliği Türk insanın kendi yurdunu savunma düşüncesine itmiştir. Milli duygularla ortaya çıkan bu düşünce Kuva-yı Milliye'nin kurulmasında etkili olmuş, Türk halkı hiç olmazsa önce kendi bölgesini kurtarma fikriyle hareket etmeye başlamıştır. Bilhassa Sivas Kongresi'ne kadar bu düşünce etkili bir biçimde halkta yer etmiştir. 15 Halk bu düşüncesini eylem alanına Kuva-yı milliye olarak geçirirken, daha sonra organize hareket etme mecburiyeti bağımsızlık fikrinin pekişmesini sağlamıştır. Mevcut ihtiyaçlar, mevcut şartların gereği ne ise Türk milleti o yola başvurmuştur.

Sadece ülkeyi yönetenlerin veya bir kısım aydınların fikirleri peşinde koşmamıştır. Yani sonuçta milletin sağ duyusu galip gelerek bağımsızlık mücadelesi başarıya ulaşmıştır. 16 Bölgesel olarak başlayan Kuva-yı milliye hareketi de bu mücadelede önemli bir basamak olmuştur.

(5) Ordunun terhis edilmesi ve zayıf durumda olması: Kuva-yı Milli'nin doğmasının önemli nedenlerinden birisi de ordunun terhis edilmesi ve mevcut kuvvetlerinin de yetersiz olmasıdır. Mondros Mütarekesine göre ordunun terhis edilmesi gerekiyordu. Nitekim bu büyük oranda yapılmış, ordunun mevcudu 50 bin civarına indirilmiştir. Bu mevcut asayişi sağlamakla görevliydi. Türk ordusuna bırakılan silâh ve cephanenin büyük kısmı zaten İstanbul'da depolanmıştı, İstanbul'da itilâf devletlerinin kontrolü altında. Bu durum karşısında yapılabilecek tek şey halkın kendi başının çaresini bakmak olmuştur. Teçhizat ve mühimmat bakımıdan yetersiz olmakla birlikte dağınık kuvvetlerin yanında en dedi toplu gözükeni Erzurum'da bulunan 15'nci Kolordudur. 17 Atatürk Büyük Nutuk'un başında bu durumu çok güzel tasvir etmiştir. Bu durumda yapılacak tek şey topyekün savaştan başka şey değildir. Bu savaşı yürütmek için mevcut şartlarda Kuva-yı milliye'yi doğurmuştur.

c. Kuva-yı Miliye'nin Amaçları:

Türk milletinin kendi içerisinden, milli duygularla teşekkül eden Kuva-yı Milliye'nin kurulmasının belli başlı amaçlarını şu şekilde ifade etmek mümkündür.

(1) Türk milletinin yunan işgalleriyle başlayan saldırılara boyun eğmeyeceğini ve işgalleri onaylamadığını dünya kamuoyuna duyurmak.

Bu amaçlarla yapılan mitingler, protesto telgraflarının çekilmesi Kuva-yı milliyenin amaçlarından biri olduğunu açık göstermektedir. İzmir'in işgalinden bir gün önce 14 Mayıs 1919 tarihinde "Yahudi Maşatlığında yapılacak miting" için dağıtılan bildiride şöyle denilmektedir:

"Ey bedbaht Türk!...

Wilson prensipleri unvan-ı insaniyetkâranesi altında senin hakkın gasp ve namusun hetkediliyor.

Buralarda Rum'un çok olduğu ve Türkler'in Yunan'a iltihakım memnuniyetle kabul edeceği söylendi ve bunun neticesi olarak güzel memleket Yunan'a verildi.

Şimdi sana soruyoruz.

Rum senden daha mı çoktur?

Yunan hakimiyetini kabule taraftar mısın?

Artık kendini göster. Tekmil kardeşlerin maşatlık'tadır. Oraya yüz-binlerle toplan. Ve kaahir ekseriyetini orada bütün dünyaya göster, ilân ve ispat et. Burada zengin, fakir, alim, cahil yok. Fakat Yunan hakimiyetini istemeyen kütle-i kahire vardır.

Bu sana düşen en büyük vazifedir. Geri kalma. Hüsran ve nekbet faide vermez. Binlerce, yüzbinlerce Maşatlığa koş ve Heyet-i Milliye'nin emrine itaat et!...

İlhak-i Red

Heyet-i Milliyesi"
18

İzmir'in işgali üzerine 16 Mayıs 1919 tarihinde, Denizli'den İstanbul hükümetine çekilen protesto telgrafında şu ifadelere yer verilmiştir.

"Sadaret Makamına

Denizli
No: 3670
16 Mayıs 1335 (1919)

Meşrutiyetin ilânından pek elim ve kanlı feci olaylara uğradık, fakat bunların hiç biri sevgili İzmir'imizin Yunan kuvvetleri tarafından işgali haberinden doğan teessürleri meydana getirmemiştir. Harp senelerinde hiçbir fedakârlık esirgemeyen, milletin cidden vicdanlarını yakan şu haber karşısında irade ve ihtiyarını kaybetmiş ve yarın buraların Yunan çetelerine geniş bir saha olacağını düşünerek hayatın bir esirlik ve azap olacağı fikri ile şimdiden şerefle ölmeyi göze almışlardır. Bu sebeple bu işgali katiyyen kabul edemeyeceğimizi ve hükümetin emirlerine hazır bulunduğumuzu arzeyleriz.

Bütün Ahali Adına

Ahmet Hulusi"
19

Bildiri ve telgraftan açıkça anlaşılacağı üzere, Yunan işgalleri reddediliyor ve bunlar dünya kamuoyuna duyurulmaya çalışıyordu. Çeşitli ülkelere çekilen protesto telgrafları, Anadolu'nun çeşitli yerlerinde ve İstanbul'da yapılan mitingler Kuva-yı Milliye'nin değindiğimiz amacını anlatıyordu.

(2) Yunan, Ermeni-Fransız işgallerine engel olmak, işgal kuvvetlerini kayba uğratarak Anadolu içlerine ilerlemelerini durdurmak.

Yukarıda değindiğimiz Urla olayı, 57 nci tümenin Ege'deki faaliyetleri, Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe'nin Yunanlılarla girmiş oldukları çatışmalar, Güney cephesindeki Sütçü İmam ve Şahin Bey'in faaliyetleri bu amacı açıkça ortaya koymaktadır. Kısaca şu örneği bakmakta yeterli olacaktır.:

"... doğan çocuğun adının konması yani "Kuva-yı Milliye" adı Denizli havalisine nasip olmuştur. Öte yandan bu bölgede kurulan milli kuvvetler düşmana çok büyük darbeler indirmiştir. Mesela, 30 Haziran 1919'da Aydın'ın düşmandan geri alınmasında en büyük pay, Denizli, Isparta ve Burdur gönüllülerinden teşekkül etmiş olan Sarayköy Müfrezesine aittir nitekim, Mustafa Kemal, Sivas kongresine gelen Denizli sancağı temsilcilerine hitaben: "İstanbul'da şurada mitingler yapıydı. Devletlere Yunan işgali protesto edildi. Fakat sizin Aydın Kuva-yı Milliyesi cephesinde patlattığınız silâh sesleri Versay Sarayını çınlattı". 20

(3) Türklerin yerleşim yerlerini şehir (köy, kasaba) Rum ve Ermeni çetelerin saldırılarına karşı korumak, bölgeyi bu çetelerden temizlemek.

Birinci Dünya Harbinde Ermeni çetelerinin yapmış olduğu katliamları. Batı Anadolu ve Trakya'da yunanlılar Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yeni Ermeniler yapmışlardır. Özellikle Batı Anadolu'da Yunanlılar İzmir'e çıktıktan sonra bölgede yaşayan Rumlarla işbirliği yaparak Türk halkına karşı vahşiyane hareketlere girişmişlerdir. Bu konular pek çok örnekler olmakla birlikte biz birer örnekle yetineceğiz.

"15 Şubat 1919'da Söke'nin Yoran Köyü Rumları jandarma karakoluna saldırdılar, tahkikata gelen Jandarma bölük komutanına ateş ettiler; 4 eri yaraladılar, 8 er kayboldu 19 Şubat'ta gümrük memurunu ve eşini dövdüler, Jandarma karakolu Akköy'e çekildi. Bölgedeki Rum köylerinin de ayaklanmasını önlemek için Ödemiş'teki 135 nci Piyade Alayı takviye edildi. Asilerin, Birinci Dünya Savaşı sırasında Yoran Bucağı'ndan kaçarak yabancı ordularda görev yaptıktan sonra Yunan ve İngiliz üniformaları ile dönen Rumlar olduğu anlaşıldı.

Asiler, Yoran'da bulunan 56 ncı Tümen'e ait silah, cephane ve bombaları ele geçirmişler ve pusuya düşürdükleri Jandarma müfrezesinden bazı erleri şehit etmişlerdi".
21

Güney cephesi ile ilgili bir başka belge ise Fransızların yardımıyla Ermeni çetelerin katliamından söz edilmektedir. 2 Kasım 1919 tarihli Mustafa Kemal Paşa tarafından Malatya Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkeziyesine gönderilen yazıda şu hususlara yer verilmiştir.

"Mütareke şartlarına aykırı İngiliz işgal kuvvetlerinin takviye ettiği Maraş'a Fransız kuvvetleri girmekte ve aradaki Ermeniler vasıtasıyla müslüman kardeşlerimize karşı bir katliam icra etmekte oldukları haber alındı. Cemiyetimizin nizamnamesi gereği haksız işgale karşı birlikte hareket etmek esası kabul edilmiş olduğundan oradan yardım isteyen din kardeşlerimize karşı Malatya'nın uygun coğrafyası nedeniyle derhal yardım yapılması gerektiği Elbistan kazasıyla orada toplanan milli kuvvetlere yardım ederek Kuva-yı Milliye'nin yakın mahallelerde takviyesiyle milli müdafaanın basan kazanması gerekmektedir...". 22

Ermeni çetelerinin yaptıklarıyla ilgili olarak Prof. Dr. Azmi Süslü bildirisinde şu bilgileri vermektedir,

"yerli-yabancı arşiv belgelerine müracaat eserlerine, bölgedeki canlı şahitlere, saha araştırmalarına ve arkelolojik -antropolojik kazılara dayanarak diyebiliriz ki, bugün Doğu ve Doğu Anadolu'da Ermeniler tarafından katledilmiş 1 milyonun üzerindeki Türk'e ait 100'e yakın toplu mezar bulunmaktadır. Adana'dan Kars'a, Erzurum-Erzincan'dan Çankırı-Sivas'a, Van'dan Bitlis'e Muş'a kadar uzanan bölgelerde yer alan bu toplu mezarların en yoğun olduğu yerler ise, Kars ve çevresindedir". 23

Belgelerden de anlaşıldığı gibi Ermeni ve Yunan vahşetini ortadan kaldırmak Kuva-yı Milliye'nin önemli amaçları içinde yer almıştır.

(4) Zaman kazanmak suretiyle teşkilâtlanmaya ve düzenli ordunun kurulmasına imkân sağlamak.

Kuva-yi Milliye'nin Türk milletinin organize olmasını, teşkilâtlanmasını ve zamanla düzenli orduya geçiş amacını da gerçekleştirmiştir. Nitekim, Anadolu'nun her tarafından yapılan kongreler bunun en güzel somut örnekleridir. Bu hususta bir araştırmacının fikirlerine katılmamak mümkün değildir.

"... Pek çok subay ve sivil memur yerli ileri gelenlerle bir araya gelerek yerel komiteler kurdular. Her kasabanın Ulusçuları, tutucu ve işbirlikçilerle didişmek pahasına, kendi direniş örgütlerini yarattıkları Yunanlılarla dolaylı işbirliği demek olan ulusçu örgütlenmeyi baltalamak, ulusçu subayları ve örgütlenmeyi savunan aydınları kasaba ve kentlerden çıkarmak, tehdit etmek, hatta öldürmek türünden pek çok engelle savaşmak zorunda kaldılar. Bütün bu çabalatın sonucunda oluşturulan yerel örgütler Ege'deki ilk kongrelerini, Erzurum Kongresi'nden yaklaşık bir ay önce toplandılar...

Kongre başarıyla yapıldı ve Kuva-yi Milli'yenin resmileşmesi doğrultusunda ilk ciddi adım atılmış oldu. Kongrenin sonuçlarından biri de bölge içindeki Reddi-İlhak ve Müdafaayı Hukuk Cemiyetleriyle ilişki kurup onları da örgütsel bağdaşmaya katmak olmuştur"
24

(5) Bağımsızlık, işgallere karşı koyma amacını taşıyan, teşkilâtlanma düşüncesine karşı çıkan, bozgunculuk yapan, düşmanla çeşitli nedenlerle (menfaat temini, makam isteği, para alma v.b.) işbirliği yapanları tesirsiz hale getirmek:

Kuva-yı Milliye'nin kuruluşu sırasında, Milli mücadele hareketinin teşkilâtlanması veya düzenli ordunun kurulması sırasında bozgunculuk yapanlar, bu faaliyetlere karşı çıkarak engel olmaya çalışanlarda olmuştur. Aynca,

"İstanbul hükümeti karışıklık çıkacak korkusuyla ulusal kuvvetlere (Kuva-yı Milliye) yardım etmediği gibi, onların dağılmasını da istiyordu" 25

Kuva-yı İnzibatiye'nin kuruluş amacıda zaten bu idi. Kuva-yı Milliye aynca; bağımsızlık fikrine karşı olan mandacı, himayeci ve bolşevikliği kabullenen ve bunun için isyanlar çıkaran, bozgunculuk yapan, İngiliz, Fransız, Yunanla işbirliği yapan yerli işbirlikçilerle de mücadele etme amacını taşımış ve bunu da gerçekleştirmiştir. 26

Özellikle İngilizlerin milli mücadeleye karşı el altından çeşitli faaliyetlerde bulundukları, makam, mevki hırsı içindeki pek çok Osmanlı yöneticisi ve aydınları da kullandıkları bilinmektedir. Hikmet imzalı ve "Necati Bey"e hitabıyla başlayan ve Sivas'tan 19.9.1335 (1919) tarihinde çekilen telgrafta çeşitli para yardımlarından söz edilmektedir.

"İstanbul'dan alınan mevsuk malumata göre İngilizler tarafından İngiliz Muhipleri Cemiyeti namına dersaadetden hükümetin dahiliye nazırı Adil beye 150 bin lira vermiştir. Konya valisi Cemal beye 200 bin lira, Ankara valisi Muhiddin Paşa'ya da bundan daha fazla miktarda bir meblağ gönderilmiştir....". 27

Belge de açıkça İngiliz yardımlarından söz edilmektedir, İşte Kuva-yı Milliye'nin amaçlarından birisi de bu yerli düşman işbirlikçileriyle mücadele etmek olmuştur.



DİPNOTLAR

11 İNÖNÜ; Hatıralar (Yayıma Hazırlayan: Sabahattin Selek), İstanbul 1985, s. 176.
12 ATAŞE Arşivi Kol: 1st, Kls: 14, Dos: 55, Fih: 78/17.
13 ATAŞE Arşivi Kol: 1st., Kls: 14, Dos: 55, Fih: 78/11.
14 ATAŞE Arşivi Kol: 1st., Kls: Dos: 55, Fih: 78/12.
15 Kadir KASALAK; Milli Mücadele'de Manda ve Himaye Meselesi, Gkur. Basımevi, Ankara 1993, s. 14.
16 KASALAK; a.g.e., s. 9-19.107-110,121-167.
17 TSK Tarihi; C. X, Gnkur. ATAŞE Bşk.lığı Yay., Ankara 1985, s. 489-490.
18 TAÇAUAN, Nurdoğan; Ege'de Kurtuluş Savaşı Başlarken, Milliyet Yay., s 232.
19 PARLAK. Türkmen: Yunan Ege'ye Nasıl GeIdi I, İzmir 1982. s. 372.
20 KÖSTÜKLÜ. a.g.m., s. 480.
21 IŞIK. Hüseyin; "Anadolu'da Yunan Mezalimi". Üçüncü Askeri Tarih Semineri Bildirileri, Gnkur. ATAŞE Bşk.lığı Yayınları, Ankara 1986, s. 379.
22 ATAŞE Bşk.lığı Arşivi; Kol: 1st., Kls: 255, Dos: 6-2, Fih: 44.
23 SÜSLÜ, Azmi; "Doğu Anadolu ve Kars'ta Oynanan Oyunlar", Yakın Talibimizde Kars ve Doğu Anadolu Sempozyumu, Ankara 1992, s. 33.
24 ERGİL, Doğu; Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi, Çağ Matbaası, Ankara 1981, s. 72. 25A.g.e.,s. 81.
26 KASALAK; a.g.e.
27 ATAŞE Arşivi; Kls: 322. Dos: 3. Fih: 36.



Kaynak
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

İletigönderen İlteriş » Cum Oca 09, 2009 2:24

Sanirim zamani geldi yine. Yazik, bir Kurtulus Savasi'na daha mecbur kalacagiz.
"Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir"

Mustafa Kemal Ataturk
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş
Üye
Üye
 
İletiler: 1197
Kayıt: Cmt Eki 20, 2007 23:05

Re: Kuva-yı Millîye'nin Askerî Açıdan Etüdü

İletigönderen erhantitiz » Cum Eki 19, 2018 23:10

istanbul evden eve nakliyat istanbulda evden eve nakliyat hizmet için bizlere bu web sitemizden ulaşabilirsiniz.

eşya depolama emeyi geçen herkese teşekkür ederim.
Kullanıcı küçük betizi
erhantitiz
Üye
Üye
 
İletiler: 1
Kayıt: Cum Eki 19, 2018 23:03


Şu dizine dön: Türk Tarihi

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

x