Lozan 91 yaşında / Prof. Dr. Ünal EMİROĞLU

Tartışma Alanı

Lozan 91 yaşında / Prof. Dr. Ünal EMİROĞLU

İletigönderen Başkomutan » Prş Tem 24, 2014 4:21

Resim
Lozan 91 yaşında

Bugün 24 Temmuz, Lozan Barış Sözleşmesi’nin 91. Yıldönümü. Birinci Dünya Savaşı’nı sona erdiren antlaşmalardan yürürlükte kalan yegâne sözleşmedir bu.

Nedeni, savaştan sonra uyuyan dünyanın tek uyanık lideri Atatürk’ün siyasi dehası.


Birinci Dünya Savaşı’nın hikâyesini insanlık genellikle galiplerin kaleminden, sinemasından izledi. Kazanan yüceltilirken kaybedenler yerin dibine batırıldı. Osmanlı İmparatorluğu da, oynanan oyunlar sonucu, kaybedenlerdendi.

Savaşın galipleri barış maskesi altında ganimet peşindeydi; Osmanlı’nın, Avusturya-Macaristan’ın, Almanya’nın topraklarının kendi aralarında paylaşılmasıydı dertleri. Nitekim, savaşı kaybedenlerle ayrı ayrı mütarekeler (silah bırakışması) yapılmış, daha doğrusu imzaya zorlanmışlardı.

Osmanlı’yı da fiilen bitiren 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi olmuştu.

Savaşın galibi Müttefikler, imzalattıkları her mütarekede, düşmanlarının güçlerini tümüyle yitirdiklerini ve teslime hazır olduklarını varsaymış ve koşulları da ona göre dayatmışlardı.

Savaşı durduracak antlaşmaları da aynı şekilde dikte ettirmişlerdi. Bize de Sevr Muahedesi’ni uzatmışlardı.



22 Temmuz 1920 günü Sultan’ın başkanlığında toplantı yapılarak barış(!) antlaşması aynen kabul edilmiş, 10 Ağustos 1920’de Osmanlı Hükûmeti’nin temsilcileri, adına Sevr Antlaşması denen idam fermanına imzalarını atmışlardı.


Sevr, sadece İmparatorluğu paramparça etmekle yetinmiyor, halkının çoğunluğu Müslüman Türklerden oluşan Anadolu’yu da parçalara bölüyordu; şöyle ki, doğu illerinde, İngiliz himayesi altında bağımsız bir Ermenistan ve Kürdistan oluşturuluyordu.
Şimdiki açılımcıların kulakları çınlamasın, yürekleri sızlasın!



Türk vatanını ve milletini yok sayan Sevr’i tanımadığını dünyaya ilân eden TBMM Başkanı Mustafa Kemal, işin garibi, ülkeyi düşmana teslim edenler tarafından vatan haini ilân edilerek “katli vaciptir” fetvası aldılar.


Mustafa Kemal, işgalcileri anavatandan sürüp atmadıkça, askeri alanda zafer kazanmadıkça siyasi alanda sonuç alınamayacağının bilincindeydi. Mustafa Kemal’le “hasta adam”, “genç adam”a dönüşerek, İstiklâl mücadelesini vermiş, zaferin siyaseten tesciline sıra gelmişti.


Versailles’de Almanya’yı, Saint Germain’de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nu, Neuilly’de Bulgaristan’ı en sıkı ve ağır koşullarla bağlayan İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ve onlarla birlikte hareket eden Balkan Devletleri, şimdi de İstiklâl (Bağımsızlık) Savaşını kazanan Yeni Türkiye Devleti ile Lozan’da yüz yüze geliyorlardı.


Türkiye, zafer sonrası Mudanya Mütarekesi koşullarıyla Lozan’a geldiğini öne sürerken, buna karşın İngiliz temsilci Lord Curzon ise Mondros Mütarekesi’ne sığınıyordu. Konferansta müzakere ve çekişmelerde asıl muhatabımız İngiltere oluyordu. Nasıl olmasın ki, sömürgecilerin önde gideni, “hasta adam”a kabul ettirdiği “Sevr”i “genç adam”a yutturamamıştı. Üstelik haçlı kılıcı olarak kullandığı Yunanistan’ı da bozguna uğratmıştı bu “genç adam”.


Sözün özü İngiltere’nin büyük hıncı vardı Türkiye’ye. Başta İngiltere olmak üzere öbür emperyal güçler de hazmedemiyordu Lozan’ı ve Türkiye’nin buradan çıkardığı sonuçları.
Şimdi anlaşılıyor değil mi, Lozan’ı haksızca eleştirenlerin kimin ve kimlerin ajanı olduğu, içimizdeki işbirlikçilerin ne mal olduğu!



Müttefiklerin savaşı kaybedenlerle yaptığı ve yukarıda saydığımız antlaşmalar dikte ettirildiği halde, Lozan’da Türkiye, bağımsızlık savaşını kazanmış bir ülke olarak masaya oturmuş, antlaşma hükümleri karşılıklı müzakere ile tespit edilmiştir, asla bize dikte ettirilmemiştir.


Devleti meydana getiren unsurlar başta insan(millet) olmak üzere ülke (vatan), örgütlenme gelirse de, “benzerleri tarafından tanınma” da işin olmazsa olmazıdır. Örnek mi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), diğer devletler (patronlar) tanımadığı için fiilen devlettir ama hukuken devlet olarak güzellik yarışmasına, sportif müsabakalara bile katılamaz, vazgeçtik diplomasiden. Bizim sıfırcı dış politikamız ne yapabilmiştir? Koskocaman bir ‘0’!



Lozan’ı hafife alan insafsızlar!

Yedi düvel, Lozan Barış Konferansı’nda Dünya devletler ailesinin şerefli bir üyesi olarak Türkiye’nin bütünlüğünü ve tam bağımsızlığını tanımışlardır.




Prof. Dr. Ünal Emiroğlu
Yeni Mesaj, 24 Temmuz 2014
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Şu dizine dön: Devlet ve Siyaset

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 7 konuk

x