Medyanın adaleti

Medyanın adaleti

İletigönderen zafer atun » Pzr Eyl 02, 2018 8:34

Adalet, tek başına bile, cümle haricinde vakarlı bir kelime. Günümüzde adalet ne kadar düzgün çalışıyor ne kadar adil, bu artık tartışılır oldu. Daha doğrusu sokaktaki insan, adalete olan güvenini kaybetti. Adaletin çalışmadığı noktada devreye medya giriyor ve maalesef adaletin yapamadığını medya yaparak bir nevi adalet kurucu kollayıcı oluyor.

Konuyla ilgili o kadar çok örnek var ki buna sayfalar yetmez. En son gündemde olan olayı örnek olarak alalım. Bir küçük kız çocuğu arkadaşları ile parkta oynarken, çocukların cıvıltılarından rahatsız olan hoşgörüsüz başka bir vatandaş çocuklara tabanca ile ateş ediyor. Mermi bu kız çocuğun sırtına isabet ediyor ve kemiğe saplanarak duruyor. Hastanede çekilen röntgende de bu rahatça görülüyor.(Mermi vücuttan çıkartılmadı) Aile şikayetçi oluyor, polis zanlıyı yakalıyor.
Fakat zanlı mahkemece serbest bırakılıyor. Olay bundan sonra medyaya intikal ediyor ve televizyon ekranlarından tüm Türkiye olayı öğreniyor. Herkesin çocuğunun başına gelebilecek olan bu olay insanları sinirlendirip öfkelendiriyor ve tepki dalga dalga yükseliyor. Sonuç zanlının tekrar yakalanıp bu sefer tutuklanması oluyor. Anlamadığım şu birincide tutuklama vermeyen mahkeme ikinci seferde nasıl tutuklama veriyor. Eskiden bu olayın yüzde biri gibi bir durumda, yani adaletin kuvvetli ve adil olduğu zamanlarda, sonuç çok farklı olur ilgili kişiler veya kişi içeri tıkılır, cezasını çekerdi. Bugün adaleti neredeyse medya yönlendiriyor. Tepki ne kadar fazla ise yaptırımlar (kanunlar) devreye hemen giriyor, tutuklamalar yapılıp, cezalar veriliyor tepki cılız ise olay yok olup unutulup gidiyor.

Peki neden böyle ; adalet mekanizması içerisindeki Hakim ve Savcılar siyasi olarak baskı altında olurlar ve kanunları sarih bir şekilde yorumlayamaz iseler ve kanunlar da devamlı revize edilip değiştirilir ise bu istenmeyen sonuçlara erişilir.
Türk adalet sisteminin kanunları, İsviçre’den medeni kanunu, İtalyadan ceza kanununu, Fransadan idare kanununu alarak 1926’den 1932’ye kadar olan sürede oluşturulmuştur.
Diğer kanun maddelerinin de hepsi bu üç ülke kanunlarının bileşkesidir. Fakat günümüzde bu kanunlar değişmiş, esnetilmiş, aslından uzaklaştırılmıştır.
Sokaktaki adam adalete olan güvenini yitirir ise adaleti kendi tesis etmeye çalışır. İşte en tehlikeli nokta da budur. Artık bundan sonrasını toparlayamazsınız (Bu süreç başladı, Ankara’da bir baba kızını taciz eden bir sapığı sokak ortasında hadım etti. Örnekleri çoğaltabilirim).
Güveni kaybetmek çok kolay kazanmak ise çok meşakkatlidir.
Şimdilik adalet ve medya kol kola gitmektedir. Ancak adalet mekanizmasının elden geçirilip yoruma açık halden arındırılması net olması gerekmektedir. Ve adaletin terazisinin hakkaniyetli tartması, şaşmaması lazımdır.
Konuyu bir de şu noktadan kısaca ele alırsam bugün ülkenin her tarafında açılmış olan hukuk fakülteleri her yıl yüzlerce mezun vermektedir. Okulu bitiren çocukların içerisinden Avukatlar, Savcılar, Hakimler çıkmaktadır. Okuldan mezun olan bu çocuklar ne kadar yetkin ne kadar bilgili ve deneyimlidir o ayrı. Ülkemizde yurtdışındaki gibi uzun süre stajyerlik ardından branşlaşma süreci yaşanmamaktadır (staj sonunda Avukat mı Savcı mı Hakim mi olunacağının belli olması) Parası olan çevresi olan son sınıfta Avukatlık stajını yapıp bitirip anında bürosunu açarak Avukatlığa başlamaktadır, diğer mezunların içerisinden de Hakim ve Savcılar çıkmakta. Onlar da kısa bir stajın ardından atamaları yapıldıktan sonra direk göreve başlamaktadırlar.
Tüm bu hukuk fakültesi mezunları okul bittikten sonra direk işin içerisinde yoğurulmakta tecrübe ve deneyim kazanmaktadırlar. Bu süreç içerisinde verilen yanlış ve eksik kararlar, uğranılan hak kayıpları ise hiçbir şekilde telafi edilememektedir. Yani sistem komple elden geçirilmek zorundadır.

Son söz, adalet onun bunun baskısıyla, etkisi ile sağlanamaz. Kuralları cezaları yaptırımları net ve açıktır. Bunları esnetemezsiniz, kişiye göre duruma göre yorumlayamazsınız.
Biz muz Cumhuriyeti bir ülke değiliz veya gelişmekte olan bir Afrika ülkesi hiç değiliz.
Tarihin karanlık çukuruna yuvarlanmamak ve yok olmamak için bir an önce çağdaş, laik, medeni ve modern yaşamdan yana tavır almalı bunun gereğini yapmalıyız.

Zafer ATUN
31/08/2018
Kullanıcı küçük betizi
zafer atun
Üye
Üye
 
İletiler: 56
Kayıt: Pzr Ara 09, 2012 15:26

Şu dizine dön: Sizin Makaleleriniz

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x