Meğer Ne Kadar Yanılmışız…

Meğer Ne Kadar Yanılmışız…

İletigönderen faruk haksal » Çrş Ara 07, 2011 11:44

Sabah uyandım ki, bahçedeki güller rengârenk açmış, bülbül sesleri neşeli bir türkü tutturmuş, birbirleri ile tatlı bir muhabbet içinde şakıyorlar, şakırdıyorlar…
Gazetelere bir göz attım: Manşetler güler yüzlü… Şen ve gümrah.
Ülke, tam bağımsız olmuş, ekonomi şaha kalkmış, cari açık tam takır/sıfır…
Silivri’ye bir sandık yasa getirtilmiş, Hastal pür neşe, HSYK yeniden bağımsız olmuş, yargı tümü ile sadece adaleti dağıtmakla meşgul.
Suriye ile aramız düzelmiş, ABD kendi ekonomik sıkıntılarının içine dalmış, kimse ile uğraşacak hali yok.
Oturduğum beldede ise, her şey mükemmel, çok daha iyi, çok daha güzel…
Çarpık kentleşme yürürlükten kaldırılmış.
Ormanların imara açılması mahkeme kararı ile durdurulmuş, iptal edilmiş, yer ile yeksan bir halde.
Deniz tertemiz.
Artık bazıları gece yarıları denize atık boşaltmıyor.
Vidanjörler doğruca arıtma tesisinin yolunu tutuyor, üç kuruşluk çıkarları için çevreyi kirletmiyor, yeraltı sularını zehirlemiyor.
Yetkililer ve tüm belde halkı kendi aralarında bir hizmet yarışına girmiş, kişisel çıkar peşinde koşmak tedavülden kaldırılmış, her bir kişi birey olmuş ve sorumlu bir yurttaş olma yetkinliğine kavuşmuş.
Çevre değerleri beldenin Anayasa’sı olmuş, Anayasa’yı ihlal suçu insanlıktan tart edilme cezası ile donatılmış, “insanlık” en yüce değer olarak yöre kültürünün en üstü katına itina ile yerleştirilmiş.
Siyaset meşgalesi, koltuk kapma, insan eksiltme, çıkar bölüşme ve adam kayırma sanatı olmaktan çıkartılmış, sorumlu ve yetkin bireylerin topluma hizmet etme içtenliklerinin kültürel platformu haline yükseltilmiş.
Beldenin orta yerine kocaman bir ateş yakılmış.
Tüm belge halkı o ateşin etrafına toplanmış, içlerini ısıtmış, gönüllerini sermiş meydanın orta yerine…
Herkes birbiri ile sarmaş dolaş olmuş, birbirinin elini sıkarken başka taraflara doğru değil, doğrudan karşısındakinin gözlerine bakmayı öğrenmiş…
Derken, bir sazın ince telli sesi yükselmiş yanan ateşin yanı başından.
Müzik ruhun gıdası olmuş, kitap aklın aydınlığını arıtmış.
Dedikodunun beldeye girişinin önlenmesi yönünde bazı tedbirler oluşturulmuş. Kimileri gümrük vergilerini artıralım, demiş; kimileri ise, tümü ile yasaklayalım dedi/kodu’nun beldeye giriş çıkışını, buyurmuş…
“Önce İnsan” sloganı, siyasi propaganda kimliğinden soyundurulmuş, kardeşliğin omurgası haline getirilmiş, saygı, özveri, doğruluk, hukuka uygunluk ve sevgi gibi kavramlar bu omurgayı oluşturan sinir sisteminin yörüngesine oturtulmuş.
Yalan, fitne, çekiştirme, çukurunu kazma, tuzak kurma, çelme takma ve benzeri “haslet”ler yeteneğin ve öne çıkma bencilliğinin birer unsuru olmaktan çıkartılmış, geçmişin kültürel çöplüğünün içine gömülmüş.
Genelde özgür, bağımsız, gelişmiş ve adaletli bir ülke… Yerelde ise, çevre değerlerine saygılı, temiz, uygar ve kardeşçe yaşanan bir belde haline dönüştürülmüş bir dünya serilmiş önümüze…
Ve develer tellal, pireler berber olmuş bu fırsattan istifade…
Edebiyat kitaplarını gül ile bülbülün öyküleri doldurmuş.
Televizyon ekranlarında sevgi, gazete sütunlarında saygı, komşuda/pazarda ilgi, kardeşlik, hemdert olma içtenliği…
Gel de keyifle yaşama böyle bir ortamda, elinden geliyorsa doldurma boşalan kadehini “kahır”la…
Ne güzel gül ile bülbülün hikâyesini yazmak, zevkle, özlemle…
Ve böyle bir Dünya’ya uyanmak sabahları ve gün “aydın” diyebilmek ele/güne karşı…
Haklı… Yalaka milleti gerçekten haklı!

farukhaksal@superonline.com

LÜTFEN “TIK”LAYINIZ:
http://www.soruyusormak.com
http://www.dnm-ler.com
Faruk Haksal
Kullanıcı küçük betizi
faruk haksal
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 344
Kayıt: Pzt May 24, 2010 10:01

Şu dizine dön: Faruk HAKSAL

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

cron

x