Milli Merkez (1) Yürütme Kurulu Ne Kadar Gerçekçi? / Erhan SANDIKÇI

Milli Merkez (1) Yürütme Kurulu Ne Kadar Gerçekçi? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen Erhan Sandıkçı » Prş Nis 25, 2013 11:19

Milli Merkez (1)

Yürütme Kurulu Ne Kadar Gerçekçi?

Resim

23 Nisan 2013’te Ankara’da “Milli Merkez Kurultayı” gerçekleştirildi. Uzun bir süredir Milli Anayasa Forumları düzenleyen siyasetçiler, gazeteciler, avukatlar, sivil toplum kuruluşu başkanları ve akademisyenlerden oluşan topluluk, sömürgeciliğin bölgedeki plânlarını ve AKP’yi yıkmak için Milli Merkez’de “birleşerek” mücadele etme kararı aldı. Milli Merkez’e yön vermek ve sistemli bir şekilde ilerlemek için Yürütme Kurulu oluşturuldu.

Toplantıda konuşanların çoğu ve Ulusal Kanal ile Aydınlık, Milli Merkez’i sürekli Kuvayı Milliye, Kurtuluş Savaşı’na ve gerçekleştirilen toplantıyı 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasına benzettiler. Bu hareketin, Atatürk’ün önderliğini yaptığı millî mücadelenin devamı olduğunu söylediler. Milli Merkez dedikleri oluşumun, tüm Türk milletine önderlik edecek tek araç olduğunu vurguladılar.

Peki Milli Merkez adı verilen oluşum gerçekten de Kurtuluş Savaşımızın devamı niteliğinde mi? Kurtuluş Savaşımızın özelliklerini taşıyor mu? Türk milletiyle birlikte düşman işgâline son veren Mustafa Kemâl Atatürk ve arkadaşlarının izlediği yolu mu izliyorlar?

Bu soruları iki yönde sınıflandırabiliriz. Birincisi, oluşturulan Milli Merkez Yürütme Kurulu’nun yapısının 1919 millî mücadelesiyle karşılaştırılması. İkincisi, Milli Merkez’in bugüne dek izlediği yöntem, seslendiği kitle, politik çizgisi, tutarlılık açısından değerlendirilmesi ve Atatürk’ün Kurtuluş Savaşında yaptıkları.

İncelemeye başlamadan önce yazıyı okuyanların vicdanına seslenmek istiyorum. Gerçekler; önyargılara, kaygılara, çıkarlara, endişelere ve hayâllere göre değişmez. Gerçeklerden yola çıkılmadıkça bağımsızlığımızı kazanmak ve millî bütünlüğümüzü korumak olanaksızdır. Vicdanınızla okuyun ve klişeleşmiş savunma kalıplarınıza sarılmadan önce anlamaya çalışın.

Milli Merkez Yürütme Kurulu ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti

Bilindiği gibi Sivas Kurultayı’nda tüm yurttaki direniş örgütleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiş, yurdun temsilcisi olarak Heyet-i Temsiliye oluşturulmuştur. Millî mücadelenin dizgesel kurallarını belirleyen Sivas Kongresi’nin Nizamnamesinde ve Beyannamesinde üç kez particilik fikri açıkça dışlanmıştır. Verilen mücadelenin bir parti öncülüğünde, parti çıkarları önemsenerek, partiyi yükseltmek için değil vatanı korumak ve savunmak için partilerin egemenliğinden bağımsız bir şekilde gerçekleştiği vurgulanmıştır. Örneğin: “İşbu cemiyet, her türlü parti cereyanlarından uzaktır.” (7 Eylül 1919, Sivas Kurultayı Nizamnamesi) “Bu cemiyet her türlü particilik cereyanlarından ve şahsî ihtiraslardan külliyen arınmış ve uzaktır.” (11 Eylül 1919, Sivas Kurultayı Beyannamesi)*

Demek ki Milli Merkez Kurultayı’nda “Bu toplantılar daha önce Erzurum’da, Sivas’ta yapılmıştı.” diyen İlker Yücel’e hak vermemiz için Milli Merkez’in de “her türlü particilik cereyanlarından külliyen arınmış ve uzak” olması gerekir.

Toplantıda seçilen, -‘atanan’ mı demeliydim? Çünkü her şey önceden hazırlanmış şekilde, el kaldırıp indirme yöntemiyle gerçekleşti- Yürütme Kurulu’nun üyelerine bakmak gerekiyor. 26 kişilik liste şöyle: Hüsamettin Cindoruk (Başkan), Çağdaş Cengiz, İlker Yücel, Yekta Güngör Özden, Ufuk Söylemez, Ali Topuz, Şahin Mengü, Ataol Behramoğlu, Erdoğan Özer, Serhan Bolluk, Türker Ertürk, Ferit İlsever, Fevzi Durgun, İsa Gök, Kemal Alemdaroğlu, Mehmet Cengiz, Kemal Anadol, Necla Arat, Nusret Senem, Sönmez Targan, Göksan Soner, Şule Perinçek, Haluk Dural, Zekeriya Beyaz ve Arslan Bulut.

Türk devriminin kadrosuna benzetilen 26 kişilik kadroda tam 10 kişi İşçi Partisi’nde veya organlarında üst düzey noktalarda! İşte o isimler:

  1. Haluk Dural: İP MKK Üyesi
  2. Ferit İlsever: İP Genel Başkan Yardımcısı
  3. Göksan Soner: ÇEV Yönetim Kurulu Üyesi, İP Üyesi
  4. Çağdaş Cengiz: TGB Genel Başkanı
  5. İlker Yücel: Aydınlık Genel Yayın Yönetmeni, TGB Eski Genel Başkanı
  6. Erdoğan Özer: Avukat, 22. Dönem İP Milletvekili Adayı
  7. Mehmet Cengiz: İP Genel Başkan Yardımcısı
  8. Nusret Senem: İP Genel Başkan Yardımcısı
  9. Serhan Bolluk: İP MKK Üyesi, Aydınlık Eski Genel Yayın Yönetmeni
  10. Şule Perinçek: İP MKK Üyesi

26 kişilik listenin neredeyse yarısı İşçi Partililerden oluşuyor. Türk milletinin tamamına seslendiğini iddia eden kadroda İP’in 3 Genel Başkan Yardımcısının olması, toplamda 10 İşçi Partilinin olması nasıl açıklanabilir? Böyle bir yapıdaki kurulu “her türlü particilik cereyanından uzak” Müdafaa-i Hukuk’a nasıl benzetebiliriz? İşçi Partisi yüzde seçimlerde tarihi boyunca 160 bin oy sayısını geçememiş, siyasetle ilgilenmeyen apolitik insanlar, eğitimsiz köylüler tarafından adı bile az oranda bilinen bir partidir. Türk milletine öncülük edecek, halkı örgütleyecek kadronun bu saydığım 10 isminin tamamı insanlarımız tarafından tanınan, yetkin kişiler mi? Herhâlde halkın tanıyıp benimsemesi açsısından, Aydınlık Genel Yayın Yönetmenliğine yatay geçiş yapmadan önce TGB Genel Başkanlığı yapan İlker Yücel hariç, hayır.

Şuna dikkatinizi çekmek istiyorum, millî mücadele halkla birlikte yapılır, bölge, sınıf, eğitim düzeyi gözetmeksizin tüm ulusla! Sözgelimi Rize’nin Çayeli ilçesinde çarşının tıklım tıkım dolduğu Çarşamba günlerinden birinde insanlara bu 10 kişiden kaç tanesini tanıdıklarını sorun, ortalama biri-ikiyi geçmeyecektir. Millî mücadelenin yürütme kurulu olma iddiasıyla oluşturulmuş listede 10 İşçi Partilinin olması, kısaca halkın tanımadığı ve benimsemediği kişileri halka önder yapma girişimidir!

Listede ayrıca resmî olarak CHP’de görev yapmış 4 kişi bulunmaktadır:

  1. İsa Gök: CHP Milletvekili
  2. Şahin Mengü: CHP Eski Milletvekili
  3. Ali Topuz: CHP Eski Milletvekili, Eski Bakan
  4. Kemal Anadol: CHP Eski Milletvekili, HEP Kurucularından, SBP Kurucusu
  5. Necla Arat: CHP Eski Milletvekili, ÇEV, ÇYDD, ANAÇEV Kurucularından

Demokrat Parti-Adalet Partisi-Doğru Yol Partisi geleneğinden gelme 2 kişi vardır:

  1. Hüsamettin Cindoruk: AP ve DYP Eski Milletvekili, Bakan, DYP Eski Genel Başkanı ve TBMM Eski Başkanı
  2. Ufuk Söylemez: DYP Eski Milletvekili, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Eski Başkanı ve Eski Devlet Bakanı

Listedeki sol-sosyal demokrat kökenli diğer üyeler:

  1. Fevzi Durgun: USİAD Genel Başkanı
  2. Sönmez Targan: 68’liler Birliği Vakfı Genel Başkanı
  3. Yekta Güngör Özden: ADD Eski Genel Başkanı ve Ankara Barosu Eski Başkanı
  4. Ümit Ülgen: ADD GYK Eski Üyesi, Cumhuriyet Güçbirliği 23. Dönem Milletvekili Adayı
  5. Kemal Alemdaroğlu: İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü
  6. Ataol Behramoğlu: Şair, Yazar, Akademisyen.

Yürütme Kurulu’ndaki diğer üyeler:

  1. Türker Ertürk: Emekli Tuğamiral
  2. Zekeriya Beyaz: İlahiyatçı, Emekli Akademisyen
  3. Arslan Bulut: Gazeteci, Yazar


Listede açıkça particilik yapıldığı, 26 üye içinde 10 tane İşçi Partili, -hattâ Fevzi Durgun ve Ümit Ülgen’le birlikte 12 tane- İşçi Partili olduğundan dolayı particilik içeren bu kurul ve hareketin Müdafaa-i Hukuk’un devamı olmadığı bu yönüyle çok açık ve net. Ayrıca ÇEV, ÇYDD gibi NED ve AB’den yardım alan sivil örümcek kuruluşlarının önde gelen isimleri de tam bağımsızlık davasında olduğunu söyleyen bu hareketin içinde olması büyük çelişki. ABD’de 1982’de kurulan NED’in amacı, bağımlı bir politika izlemesi istenen ülkelerde para yardımı yaptığı dernek ve vakıflara ABD’nin çıkarları doğrultusunda yaymaca (propaganda) yaptırmak ve görünmez bir elle sömürgeciliği yürütmektir.

Sömürgeciliğin aracı olan ÇEV, ÇYDD kurucuları, yıllarca özelleştirmeyi savunan, hattâ Tansu Çiller’in Başbakan, Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı olduğu dönemde Özelleştirme İdaresi Başkanlığına getirilen Ufuk Söylemez, BDP-DTP halkasının başı olan HEP’in kurucularından olan ve 90’larda Kürtçü sol çizgide yer alan Kemal Anadol da bu listede. Bağımsızlığa, milliyetçiliğe, devletçiliğe düşmanca bir tavır alan bu gibi insanların yer aldığı kadronun “2. Kurtuluş Savaşının yönetici kadrosu” olmasını söylemek, kusura bakmayın ama, yalan söylemektir yalan!

Yürütme Kurulu’nda DP kökenliler, Zekeriya Beyaz, Türker Ertürk ve Arslan Bulut dışında kalan 21 kişi, soldan gelen, sosyal demokrat veya sosyalist çizgiden insanlar. Türk milletinin millî kurtuluş savaşına önderlik edecek kadronun yüzde 80’inin sol eğilimli olmasının gerçekçi bir yanı var mıdır? Bu listede Arslan Bulut dışında ülkücü-milliyetçi kesime yakın –içinde olmasa bile yakın, sevilen- bir kişi var mı? İzmir’de bayrak mitinginde milyonlar olup ihanet sürecine karşı çıkanların pek çoğu ülkücü insanlardı. Peki Türk milleti adına hareket ettiğini söyleyenler nasıl olur da bu millî tepkiyi görmezden gelebilir? Ulusal Kanal ve Aydınlık bu mitingi neden “milyonlar ayağa kalktı” diye müjdeleyerek vermedi? Acı ama, nedeni mitingi İP’in düzenlemiyor olması. Sırf İP-TGB dışındaki bir siyasi güç öncülük yaptı diye içinden geçtiğimiz zorlu dönemde millî bir uyarıyı görmezden gelen İşçi Partisinin 10 üyesinin bulunduğu bu kurul nasıl olur da tüm milletimizin ortak paydası olabilir?


Yöntem? Üslup? Gerçekçilik? Ciddiyet?

15 Mayıs 1919’da İzmir Yunanlılar tarafından işgâl edildikten bir gün sonra Atatürk Samsun’a doğru yola çıkmıştır. İşgâlciler kanlı bir şekilde İzmir’e ayak basmıştır. Yunan ordusunun ilk gün İzmir’de yüzlerce kişiyi katletmesi, bölgedeki Rumların sevinç gösterileri yapması, vatanın sahipsiz kalması; Anadolu’daki halkı göreve sahip çıkmaya ve direniş yolları arayama yönlendirecektir. Atatürk bu kanlı işgâlin farkındadır ve gerçekleşir gerçekleşmez Anadolu’ya geçmiştir. Halk tarafından oluşturulan yerel direniş örgütleri, millî cemiyetler Sivas’ta Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirmiştir. Atatürk, milletin savaşma arzu ve refleksinin yükseleceğini öngörerek milletteki bu reflekse güven aşılamayı ve direnişi sistemleştirerek güçlendirmeyi düşünmüştür. Gâzi’nin her hareketi akıl doludur ve iyi okunmalıdır.

“Teşkîlâtın diğer ayrıntılarına bakacak olursak, işe köyden ve mahalleden ve mahalle halkından yani, kişiden başlıyoruz. Kişiler düşünce sahibi olmadıkça kütleler istenilen yöne, herkes tarafından iyi veya kötü yönlere gönderilebilirler”

Mustafa Kemâl Atatürk, 28.12.1920


23 Nisan 2013’te toplanan Milli Merkez’in yöntemi nedir? Yerel örgütlenmeler gerçekleşmeden, köylerde, mahallelerde örgütlenilmeden üst (yönetici) yapı oluşturulmuştur. Bu yapının halk kısmı ise Milli Anayasa Forumları’yla tamamlanmış sanılıyor ise bu yanılgı gerçekçilikten çok uzaktır. Asıl ulaşılması gereken halk forumdan, merkezden habersizdir. İlker Yücel, toplantıda yaptığı konuşmada, aynı şehirde aynı yerde bir daha forum yapılmasına gerek olmadığını, artık ilçelere gidileceğini söylüyor. Daha ilçelerde bile henüz yoksanız nasıl Türk milletine önderlik yapacaksınız, Türk milletinin ne kadarı sizinle birlikte yürüyecek, ne kadar insanı vatan mücadelesine katmışsınız? Yüzde 80 sol ağırlıklı bir yapıya sahip, İP egemenliğinde olan, Erdal Sarızeybek, Banu Avar gibi Anadolu’yu karış karış gezen gerçek halk önderlerini barındırmayan bir yapıya Anadolu’nun milliyetçi ve muhafazakâr insanını nasıl katacaksınız?

Daha aylardır bir arada çalıştığınız insanları bile caydırıyorsunuz. Gerçekleştirilen etkinliğin tam olarak ne anlama geldiğini sorgulayan Mümtaz Soysal’ın sözünü kesiyor, ona saygısızca davranışlarda bulunuyorsunuz. Vatan, Emek ve Cumhuriyet Birlikteliği’nin “siyasi partiler var diye” uzakta kaldığını söylüyorsunuz. “Siyasi partiler var” diyerek örttüğünüz gerçek İP’in egemenliğinin ve partici yaklaşımının doğurduğu olumsuz sonuçlar olmasın?

İlker Yücel’in konuşmasında şu bölüm dikkat çekici:

“Vatanseverliğin kıstasını teşkîlatçılık olarak belirlememiz gerekiyor. Teşkîlatlı olmak bugün vatanseverliğin temel kıstasıdır. Ben vatanseverim diyene şunu soracağız: teşkîlatın ne? -‘Teşkîlatsızım.’ O zaman vatansever değilsin arkadaşım! (…) Bu teşkîlatın adresi belli oldu: Milli Merkez’dir.”

Örgütlü olmayan mücadele başarısızlığa mahkûmdur. Bu doğru. Vatansever insanların örgütlenmesi gerektiği de doğru. Hadi bugün çeşitli nedenlerle örgütlenemeyen vatanseverleri de vatanseverlikten çıkarttık! Ama toplayınca “Milli Merkez’de değilsen vatansever değilsin” anlamına gelen cümleler vatanseverlere hakarettir! İçinde milliyetçiler, muhafazakârlar, gerçek halk önderleri olmayan; İP egemenliği bulunan bir kurulun çatısı altına girmem, girmeyeceğim, İzmir’de yok saydığınız milyonların da girmesini beklemeyin ve o insanlar en az sizler kadar vatansever!

Kurultayda değinilmesi gereken birtakım başka aksaklıklar da var: ciddiyet ve gerçekçilik.

Milli Hükûmet nasıl oluşturulacak, hangi adımlar atılacak, ulus nereye sürüklenecek, hangi araçlar kullanılacak, bunlar anlatılmadı. Bolca slogan attırıldı, tabiri caizse gaz verildi, “yumruğumuzu kaldıralım…yumruğumuzu masaya vuracağız” denildi, ama kurultaya tanık olmaya gelen halk somut ve net ifadelerle bilgilendirilmedi. İnsanlara akşam evlerine dönerken “Şimdi somut olarak ne yapacağız, yol haritamız nedir?” diye sorsanız, doğal olarak “vallahi bilmiyorum, bir şekilde AKP’yi yıkacağız ama…” diye yanıtlayacaklardır. Bu bir tür fren yapma, gaz alma, halkın enerjisini boşa harcatma operasyonuna benzemektedir.

Kurultayı yerinden gören Hayrullah Mahmud, ortamın gayrı ciddiliğinden bahsediyor. İçeride ve dışarıda bin-iki bin kişi olmasına rağmen kürsüden “10 bin kişiyi aştık!” diyerek halkın kandırıldığını anlatıyor. “Dinleyiverin gari” şarkısıyla eğlenildiğini yazıyor.[1]

23 Nisan 1920’de toplanan meclisin ciddiyeti, gerçekçiliği, yöntemleri, tam bağımsızlığı, milliyetçiliği ve halkçılığı Milli Merkez’de var mı?

Bu Milli Merkez, Mustafa Kemâl’in ve vatanseverlerin Temsilciler Heyeti mi?

Kendinizi ve diğer vatanseverleri aldatmadan yanıtlayın.

Erhan SANDIKÇI, 25 Nisan 2013
sandikcierhan@gmail.com



* “Partisiz olmaz arkadaş!” diye yazı yazanlar, partilerinin olmazsa olmaz olduğunu sürekli vurgulayanlar verdiğim bu kararlara inanmayabilir. O durumda kolaylıkla bulabileceklerini bildiğim kaynağı aktarayım: Doğu Perinçek, Kemalist Devrim-6, 2. Basım, İstanbul, 2008, s.49-50-57
[1] http://ultra-turkler.blogspot.com/2013/ ... _4221.html
En son Erhan Sandıkçı tarafından Prş Nis 25, 2013 20:44 tarihinde düzenlendi, toplamda 2 kez düzenlendi.
İki Mustafa Kemâl vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemâl... İkinci Mustafa Kemâl, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemâl sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemâl odur!
Kullanıcı küçük betizi
Erhan Sandıkçı
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 145
Kayıt: Cmt Şub 19, 2011 21:34

Re: Milli Merkez (1) Yürütme Kurulu Ne kadar Gerçekçi? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen Erkan Güçiz » Prş Nis 25, 2013 14:03

Mümtaz Soysal Odatv'ye konuştu

25.04.2013

Milli Merkez Kurultayı’nda konuşmasını yaparken kürsüden inmek zorunda kalan eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Odatv'ye konuştu. Mümtaz Soysal'a göre hareketin geleceği kuşkulu. Böyle bir hareketin ancak geniş katılımla hayata geçebileceği görüşünde.

Milli Merkez hareketinin anayasa konusunda tam bir fikir birliğinde bulunmadığını da belirten Soysal, şu aşamada birleşmenin zarar vereceğini düşündüğünü kaydetti. İşçi Partisi'nin hazırladığı metinleri dağıttığını belirterek, "ben de onlarla birlikte görünüyordum, ama değildim," diye konuştu.

Hareketin arkasında bütünüyle İşçi Partisi'nin bulunduğunu belirten Anayasa Profesörü Mümtaz Soysal, birleşmenin zarar vereceğini düşündüğünü de sözlerine ekledi. İşçi Partisi'nin hazırladığı metinleri insanların eline tutuşturduğunu, serpiştirdiğini belirterek, "ben de bunların arasında görünüyordum, ama değildim," dedi. Soysal, İşçi Partisi gençlik kolunun olay yarattıklarını belirtti.

Mümtaz Soysal, "harekete katılmadım. Yanlış olduğunu düşündüm hep. Gitmemeye karar verdiğim halde, ısrarlar sonucu gittim. Konuşmamı kestiler, 'sonra konuşursunuz' dediler. Bu gibi şeylerin içinde İşçi Partisi'nin fikirlerini görüyor ve endişeleniyorum. İki gün önce bu toplantıyı düzenleyenlerde başkanlık sistemine karşı da bir duruş yok. Bu yüzden de yanlarında olmak istemedim," şeklinde konuştu.

Kürsüdeyken bu tür eleştirileri dile getirdiğini belirten Soysal, "kürsüden inmemi istediler, sonra konuşursunuz dediler. Ama sonra da konuşturmadılar," dedi.

Değişik biçimde daha geniş bir cephe oluşturulması grektiğini belirten Mümtaz Soysal, bu cephede cumhuriyetçilerin de bulunması gerektiğini vurguladı ve ekledi: "Bu haliyle ben bu harekette bir gelecek göremiyorum."

http://www.odatv.com/n.php?n=mumtaz-soysal-odatvye-konustu-250413120
Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.
Gazi Mustafa Kemâl Atatürk

Erkan Güçiz
erkanguciz@gmail.com
Kullanıcı küçük betizi
Erkan Güçiz
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 139
Kayıt: Çrş Eyl 29, 2010 5:18

Re: Milli Merkez (1) Yürütme Kurulu Ne Kadar Gerçekçi? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen ondtsn » Cum Oca 17, 2014 13:27

TÜRKİYENIN BUGUNKI DURUMU NU HİÇBİR PARTİ TEK BAŞINA YUKLENEMEZ..TÜRKİYEYİ TEK BAŞINA KURTARAMAZ..MİLLİ BİRLİK SAĞLANMALI MİLLİ HUKUMET KURULMALI..BU ÜLKEDE ATATÜRK DEVRİMLERİNİN TEKRAR UYGULAMAYA KONMASI ABD -AB GÜDÜMÜNDE EMPERYALIZMDEN KURTULMAYA VE NATO DAN ÇIKILMASINA BAĞLIDIR..HİÇBİR PARTİ BUNU TEK BAŞINA GÖĞÜSLEYEMEZ.. EMPERYALIZME UŞAK OLMUŞ VE TÜRKİYEYİ PARA İLE ELE GEÇİREN EMPERYALIZM REJIMIN YIKIL MASI İLE ARTIK BUNA MUSAADE ETMEZ NOKTASINA GELİNMİŞTİR..ANCAK TÜRK MİLLETİNİN BİRLEŞMİŞ DİRENEN TOPYEKÜN GÜCÜ BUNA MANI OLABİLİR!
BU MANADA MİLLİ MERKEZİ KURANLAR KİM OLURSA OLSUN ATATÜRKTE BİRLEŞTİK DİYENLERE İNAT ETMEDEN KATILMALI VE MİLLİ DİRENİŞ BUYUTULMELİDİR.BÖYLE SIĞ KOMIK ŞÜPHELER YARATARAK YOK ŞU PARTİ AĞIRLIKLI YOK BU PARTİ AĞIRLIKLI DİYEREK TÜRLÜ
BAHANLERLE MİLLİ OLUŞUMA GECİKMELER YARATMAK ANCAK EMPERYALIZMIN İŞİNE YARAMAKTADIR.NE YAPALIM YANİ İP BU ÜLKEDE ATATÜRKTE BİRLEŞELİM DİYOR DİĞERLERİ AMERİKAN MANDASI PEŞİNDE MEDETLER UMUYORSA NE YAPACAĞIZ YANİ?..ORADA KATILIM BEKLEYEN MİİLİ DİRENİŞ SİNERJISINI YARATACAK OLUŞUMU GÖZ ARDI MI EDELİM..MUMTAZ SOSYAL O TOLANTIDA MİLLİ MERKEZ OLUŞUMUNA KATKIDA BULUNMAK İÇİN ÇAĞRILIYOR AMA MUMTAZ HOCA ÇIKIP MİLLİ MERKEZ NEDİR NE YAPMAK İSTER GİBİ SAÇMA SAPAN KUŞKULARI YAYMAYA ÇALIŞIR SAÇMALARSA SİZCE NE YAPILIR? TABİİ Kİ KURSÜDEN İNER..ATATÜRK TE BİRLEŞELİM DİYENLERE INANMAYANLARIN YERİ ANCAK EMPERYALIZMIN YANINDADIR.VARSA BAŞKA YOL KURTULUŞ İÇİN GÖSTERİN DE MANTIKLI ISE ONU DESTEKLEYELİM; ARTIK GECİKMEDEN: TÜRKİYE NİN BOŞ ŞÜPHELER MUGALATALAR İLE HARCAYACAK ZAMANI VARMI? ÜLKE EKONOMISI BATIYOR..EMPERYALIZM DAYANMIŞ KAPIYA SİYASİ ÖDÜN İSTİYOR..SİZLER HALA ÇIKMIŞ ATATÜRKTE BİRLEŞMEYİ KINIYOR TAKKIYE SAYIYORSUNUZ..BIR TAKKIYE VARSA BUGUN ABD VE AB KULVARLARINDA SAHTE İLERİ DEMOKRASI YALANLARI İLE HALKI KANDIRANLARIN BİZZAT KENDİLERİNDE ARANMALI...
SAYGILARIMLA
ÖNDER TSN
Kullanıcı küçük betizi
ondtsn
Üye
Üye
 
İletiler: 1
Kayıt: Cum Oca 17, 2014 13:14

Re: Milli Merkez (1) Yürütme Kurulu Ne Kadar Gerçekçi? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen Erkan Güçiz » Cum Oca 17, 2014 22:46

İçinde bulunduğumuz günlerin gelişini ta 1980'li yıllarda gören, bizleri uyarmaya çalışan Uğur Mumcu'yu rahmet ve hasretle anıyoruz. Bakın ne diyor Uğur Mumcu bize.

"Önemli olan bugünkü adaletsiz düzenin, adaletsiz olduğunun halka bıkmadan usanmadan anlatılmasıdır. Bunun hangi örgüt içerisinde ve hangi koşullarda yapıldığı ayırt edilmeden, tüm namuslu aydınları etkin bir devrimci savaşın, ulusçu ve toplumcu ilkeleri çevresinde toplamak. Gerisi lafügüzaftır. Birbirimizi aldatmayalım.
Evet. Savaştığımız güçler aynı. Öyleyse neden ayrılıyoruz? İzninizle söyleyeyim: Aydın ukalalığı, sosyalistlik fobileri, ilericilik kompleksleri…
"

http://www.guncelmeydan.com/pano/milli-merkez-kurultayi-hakkinda-ugur-mumcu-ne-diyor-t34379.html
Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.
Gazi Mustafa Kemâl Atatürk

Erkan Güçiz
erkanguciz@gmail.com
Kullanıcı küçük betizi
Erkan Güçiz
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 139
Kayıt: Çrş Eyl 29, 2010 5:18


Şu dizine dön: Erhan SANDIKÇI

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x