“Milli Şehit” Kemal Bey unutulmasın / M. Hanefi BOSTAN

“Milli Şehit” Kemal Bey unutulmasın / M. Hanefi BOSTAN

İletigönderen Balasagun » Pzt Nis 13, 2015 18:59

“Milli Şehit” Kemal Bey unutulmasın

Resim
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, 96 yıl önce “Ermeni Kırımı” suçlamasıyla Mustafa Nazım Paşa (Nemrut Mustafa)’nın başkanlığındaki Divan-ı Harb-i Örfî Mahkemesinde idama mahkûm edildi.

I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Ermeniler, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde olduğu gibi Yozgat’ta da Müslüman Türklere karşı yoğun saldırılara geçtiler. Nitekim 2 Eylül 1915’te Boğazlıyan ilçesine bağlı köyleri ateşe verdiler ve duruma müdahale etmek üzere bölgeye gönderilen jandarma kuvvetlerine ateş açtılar. Bakanlar Kurulu, Ermenilerin Anadolu’da gerçekleştirdiği benzer olayları üzerine 30 Mayıs 1915’te Tehcir Kararı aldı. Bu karar gereği; İçişleri Bakanlığı’nın talimatı ile jandarmaya ateş açan Ermenilerin 24 saat içinde bölgeden çıkarılarak Suriye istikametine sevk edilmesi emredildi. O tarihlerde Boğazlıyan Kaymakamı olan Kemal Bey de bu emri yerine getirdi.

1918 yılı Haziranında İngiliz ve Ermenilerin baskıları sonucunda dönemin hükümeti, Kemal Bey’in görevine son vererek tutuklanmasını sağladı. Kemal Bey, Konya “İstinaf Mahkemesi”nde yargılandı ve sonunda suçsuz olduğu tespit edilerek beraatına karar verildi. Ancak, İngilizlerin ve Ermenilerin yoğun baskısı sonucu tekrar tutuklanarak Divan-ı Harpte yargılanmak üzere işgal altındaki İstanbul’a getirildi.

Mondros Mütarekesi’nden sonra, kurulan Divan-ı Harb-i Örfî Mahkemesi’nin ilk icraatı Yozgat Tehciri yargılamasıdır. İlk duruşma 5 Şubat 1919’da Adliye Nezareti’ndeki Cinayet Mahkemesi salonunda yapıldı. Aleyhte dinlenen 25 kadar şahidin önemli bir kısmı yalancı şahit olarak ifade verdi ve ifadelerindeki tezat mahkemede açıkça ortaya çıktı.

Mahkeme heyeti aleyhte şahitlik edeceklerin vilayetlerden getirilmelerini sağlarken, lehte ifade verecek olanlar için olumsuz tavır sergiledi.

Kemal Bey savunmasında; Mahkeme heyetinin söz konusu olayları, sadece oluş tarzı ile değil, aynı zamanda meydana geliş sebepleri ve amilleri ile ele alması gerektiğini savundu. Kemal Bey, Ermeni komitelerinin bağımsız bir Ermenistan için çalıştıklarını, Rus Çarlığının maddi ve manevi destekleriyle birçok vilayette, neye mal olursa olsun Türkleri öldürdüklerine dikkat çekti. Bu kadar büyük cinayetleri işleyenlerin mahkemesi görülmedikçe, hem insanlığın, hem de İslâmiyet’in vicdanı aydınlanmayacaktır dedi.

Osmanlı toplumunun en sakin, hoşgörülü ve hakperver bir unsuru olan Türklerin, bahsedilen zulümlerin müsebbibi olmayacağını vurgulayan Kemal Bey, I. Dünya Savaşı yıllarında ve tehcir esnasında binlerce dindaşının ve ırkdaşının Ermeniler tarafından öldürüldüğünü hatırlattı. Türk unsurunun uğramış olduğu onca zulme rağmen mağlubiyetin ülke aleyhinde meydana getirdiği cereyanı gidermek için, iddia makamının kararı ve basının isteği ile eğer bir siyaset gereği kurbanlar verilmesi gerekiyorsa, kendisinin vatanı için canını vermeye hazır olduğunu belirtti. Daha sonra Kemal Bey, mahkeme reisine hitaben; Ermenilerin yalan söylediklerini, kendisinin adam öldürmediğini, sadece ordunun önünde ve arkasında silahlarını günahsız Müslümanlara çeviren Ermenileri sevk ettiğini, bunu da aldığı emir üzerine yaptığını söyledi.

Ancak mahkeme, savunma ve itirazları kale almayarak 8 Nisan 1919 tarihinde Kemal Bey’i idama mahkûm etti. 9 Nisan’da Damat Ferit Paşa hükümetinin idamla ilgili gönderdiği kararname Padişah tarafından onaylandı. 10 Nisan 1919 tarihinde gereği yerine getirilmek üzere Harbiye Nezareti’ne gönderildi. Karar aynı gün Kemal Bey’e bildirildi ve idamın infazı için kendisi Beyazıt Meydanı’na getirildi.

Kemal Bey’e son sözü soruldu, o da suçsuz olduğunu ve çocuklarını millete emanet ettiğini söyledi. Ağzından çıkan son söz de “Fertler ölür, Millet yaşar. İnşallah Türk Milleti ebediyete kadar yaşayacaktır. Yaşasın Millet...” oldu. Kemal Bey’in cenazesi acil bir şekilde Kadıköy’e gönderildi ve 11 Nisan 1919 Cuma günü, Türk Bayrağına sarılarak çok büyük bir kalabalığın katıldığı merasim ile Kadıköy-Söğütlüçeşme Kuşdili’nde bulunan Mahmut Baba Türbesi mezarlığında yatan oğlunun yanına gömüldü.

Bir milyon Müslüman’ın Ermeniler tarafından katledilmesi konusunda hiçbir girişimde bulunmayan Damat Ferit Hükümetinin siyasi bir tavır ile verdiği bu cezayı kabullenmeyen halk cenaze merasiminde büyük protesto gösterilerinde bulundu. Cenazeyi “Türklerin Büyük Şehidi Kemal Bey” yazılı çelengi ile karşılayan Tıp öğrencilerinden başka, Aziz Mahmut Hüdayi Dergâhı temsilcileri ve Kadıköy Mecidiye Dergâhı Şeyhi Münip Bey de merasime katıldı.

Kemal Bey’in idam edilmesini Türk milleti hiçbir şekilde tasvip etmedi. Ona “Milli Şehit” unvanını vererek sahip çıktı. TBMM de eşi ve çocuklarına 14 Ekim 1922’de çıkarılan bir kanunla “Hidemat-ı Vataniye” tertibinden maaş bağladı.

Milli Şehidimizi, günümüzde halkımız, gençlerimiz ve çocuklarımız yeterince tanımakta mıdır? Bu soruya verilecek cevap elbette “hayır” olacaktır. Millet için kendini feda eden kahramanları tanımayan toplumlar, hafızasını kaybeder. Milli hafızayı diri tutmak için öğretmenler, öğretim üyeleri, yazılı ve görsel basının güzide temsilcileri haydi görev başına...

M. Hanefi BOSTAN, 12 Nisan 2015
hanefibostan@mynet.com
“Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki aslî cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin”
Kullanıcı küçük betizi
Balasagun
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 3524
Kayıt: Cum Eki 17, 2008 13:18

Şu dizine dön: Gazete Köşe Yazarları

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

x