MISIR’IN NASIR’I, TÜRKİYE’NİN ATATÜRK’Ü

MISIR’IN NASIR’I, TÜRKİYE’NİN ATATÜRK’Ü

İletigönderen gamze köse » Prş Mar 28, 2019 12:40

1952 yılı gecesi gelen darbe ile bir devrim yaşandı Mısır’da.
Metin Aydoğan’ın yazımıyla: Nasır Devrimi’ni ideolojik ölçülere dayanarak nitelemek gerekirse, bu devrimi; anti-emperyalist, anti- feodal, ulusçu bir demokratik devrim olarak tanımlamak gerekir.

Yönetime ilk yerli Mısırlı Başkan Cemal Abdül Nasır, İngiliz ve Fransız sömürgesine son vermiş, Süveyş Kanalı’nı millileştirmişti.
Ekonomiyi millileştirmiş, yabancı sermaye sömürgesine son vermişti. Toprak reformu ile çöllerin tarıma açılmasıyla ilgili çalışmalar hazırlamıştı.
Sanayi yatırımlarıyla, eğitim ve sağlık alanındaki dönüşümlerle, tekkelerle mücadelesiyle, ulusal savunma ve ulusal bağımsızlık anlayışıyla Mısır’da kalıcı bir demokrasi ve “ulusallaşma baharı” söz konusuydu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğindeki Türk Devrimi’nin tesiri altında Mısır’ı Batılı Devletlerin tepkisini çekecek hale getirmişti.

Ne yazık ki; Nasır’ın ölümüyle son bulan “Ulusallaşma Baharı”, Batılı güçlerin içerden de aldığı destekle “Arap Baharı” yani “Kan Baharına” dönüştürmüştü.

Amerika’nın Mısır ile Başlayan Orta Doğu Siyaseti

Enver Sedat döneminde başlayan Amerika ile dostluk, Mısır’ın tekrardan sömürgeleşmesiyle günümüze kadar süregelmektedir.
Mısır petrol zengini bir ülke, halk ise yoksul… Petrol zenginliği ise; küçük bir kesim elitin elindedir. O elit de Amerika’nın elindedir!
Bağımsız politikası olmayan Mısır, Amerika ve diğerlerinin kıskacında hareket etmektedir.

Totaliter rejimlerle yönetilen Orta Doğu ülkelerine sözde “demokrasi” kartını gösteren Amerika, kendi çıkarları ve İsrail’in korunması doğrultusunda Orta Doğu siyasetine başlayacaktı.

Amerika Gelmeden Önce Yoksulluk Gelir!


Amerika’nın aracı olduğu Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat, İsrail ile Camp David Sözleşmesi'yle 6 Ekim 1973 Savaşı’ndan sonra İsrail'i tanıyan ilk Arap lider oldu.
Diğer Arap ülkeleri, bu anlaşmaya şiddetle karşı çıkarak, Mısır'la olan diplomatik ve ekonomik ilişkilerini kesmiştir.

Yüzünü Batı’ya döndüren Mısır, Arap ülkeleri içinde yalnızlaşmasının bedelini; ABD'nin büyük çaplı askeri ve ekonomik yardımını kabul ederek ödeyecekti.

Günümüzde izlemiş olduğum internet kanalındaki bir filmde Pakistan yönetimine karşı CIA direktörü tarafından şu ifadeler kullanılıyordu: “Sizin de göz yumduğunuz terör örgütü tarafından kaçırılan adamımızı bırakmazsanız, size verdiğimiz 2 Milyar Dolarlık yardım paketini tekrar değerlendiririz.”

Burada Pakistan için geçerli olan tehdit, Amerika’nın ekonomik yardımlarını kabul eden tüm ülkeler ve Mısır için de geçerlidir.

Git gide yoksullaşan Mısır halkının hiçbir zaman yaşayamayacakları batılı hayatı dizi filmlerle, şarkılarla halka şırıngalayanlar zenginleşecekti.

Mısır’ın bir tarafında yükselen binalar, alış veriş merkezleri diğer tarafında da özelleştirilen, satılan ve kapatılan fabrikalardan atılan işçileri görmekteyiz. Alış veriş merkezlerin çoğalmasıyla övünenlerin en düşük ücretlerle işçi çalıştırılmasına göz yumanların içler acısı halinin ikiyüzlülüğünü görmekteyiz.

Ekonominin boğazından tutanlar zenginleşiyordu. İşsiz bırakılan halk, çareyi Müslüman Kardeşler Örgütü’nün yardım adı altındaki “sadakalarına” sığınacak, cemaat ve tarikatların dini kullanarak uydurdukları masallara kapılacaktı. Nasır’ın getirdiği Cumhuriyet, Siyasi İslam’la (kullanılan İslam) yıkılacaktı.

Artık “demir yumrukla” yönetilen Mısır halkı batı destekli muhalif örgütlere yem oluyordu. Dış destekli örgütler, halkın zayıf noktası olan işsizliği kullanarak ve “diktatör” olarak nitelendirdikleri bir zamanlar kendilerinin başa getirdikleri yöneticilere karşı halkı galeyana getirme operasyonlarıyla Mısır halkını sokaklara dökmüşlerdir.
Mısır sokaklara dökülen halkı ile yangın yeri… Bölünmüş ve açlık sınırında olan halk ve sürekli iflas halindeki devlet, Amerikan yardımlarına muhtaçtır!
Mısır’ı yangın yeri haline getirenlerle, sözde yardım edenlerin aynı güçler olması kaderin bir parçası değil; Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir parçası olan planın keskin kılıcıdır.
Başa getirilen liderler ile önce, ülkelerinin menfaatlerini hiçe sayacak gizli saklı anlaşmalar imzalanır. Sonra ise; ekonominin gırtlağını tutarlar, halka medya sayesinde göstermek istediklerini gösterirler… Ülkenin bir tarafında zenginlik, diğer tarafında fakirlik boy gösterir. Türlü türlü oyunlarla halkın elinden alınan ekmeğini geri vermek adına “yardım” yani "sadaka" sistemini geliştirirler. Ve böylelikle halklar, ekmeğim elimden gitmesin diye ülkesinin bağımsızlığına vurulan zinciri görmezden gelir!
Amerika yerleşmek istediği ülkelere “yardıma geldik” diye yerleşir. Ve bu ülkelerde kaldıkları sürece; ülkelerin ekonomisini, kültürünü, dinini, dilini değiştirmeden de gitmez!

Mısır'ı değil de sanki Türkiye’yi yazmışım gibi!

Gamze Köse
28.03.2019
Kullanıcı küçük betizi
gamze köse
Üye
Üye
 
İletiler: 27
Kayıt: Prş Oca 12, 2012 16:30

Şu dizine dön: Sizin Makaleleriniz

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x