Mustafa Kemal Paşa Anadolu'da

Mustafa Kemal Paşa Anadolu'da

İletigönderen Erkan Güçiz » Prş May 19, 2016 4:08

Üç gün önce İstanbul limanından ayrılan Bandırma vapuru Mayısın 19'unda Samsun limanında, sahilden bir hayli uzakta demirledi. Dokuzuncu Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, büyük işler görmek üzere geldiği Anadolu'nun kapısı önündedir.

Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'ya büyük ümitlerle olduğu kadar önemli endişelerle de yüklü olarak gelmişti. Samsun'da edindiği ilk bilgiler ise pek de hoş şeyler değildi. Samsun'a iki gün önce (17 Mayıs) yüz kadar İngiliz askeri daha ihraç edilmişti. Bu askerlerle beraber gelen iki İngiliz yüzbaşısının Sivas'a kontrol subayı olarak gideceklerini öğrenmişti.

Halkı, Pontuscu çetelerden tedirgin ve yılgın bulmuştu, İzmir'in Yunanlılar tarafından işgalini bir başlangıç sayıyor ve bunun arkasından İtalyanların Antalya ve Konya taraflarında askeri işgali genişletmelerini, Samsun ve Trabzon'a Yunan veya diğer işgal kuvvetlerinin çıkmalarını mümkün görüyordu. Doğu bölgesi için ayrıca endişeleri vardı ve bu hususta bazı haberler almıştı.

Asayişin sağlanabilmesi için jandarmayı çok yetersiz bulmuştu. Orduda, askerlerin geniş ölçüde firar etmekte bulunduklarını öğrenmişti. Bunun bulaşıcı hastalık gibi olduğunu ve güç önlendiğini biliyordu. Genel Kurmaya gönderdiği asayiş raporları böyle üzücü gözlemlerle dolu idi.

Sağlık durumu bozuktu.

İşte, bütün bu sebeplerden dolayı, Mustafa Kemal Paşayı zaman zaman karamsar bir psikoloji içinde görmekteyiz. 21 Mayısta, XV. Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir Paşaya gönderdiği bir telgrafta söyle demektedir: “Genel durumun almakta olduğu acıklı şekilden pek elemli ve özgünüm. Millet ve memlekete borçlu olduğumuz en son vicdani görevi yakından ortak çalışma ile en iyi yerine getirmek mümkün olacağı kanaati ile bu son memuriyeti kabul ettim.

Genel Kurmaya gönderdiği 22 Mayıs tarihli raporun son cümleleri, endişeli, acı bir feryadı hatırlamaktadır: “Bu münasebetle belirtmek istediğim nokta şudur: Varlığımıza önem vermiyorlar, âdeta memleketimizi açık bir sahra gibi telâkki ederek kuvvetlerini kendi arzularına ve gizli düşüncelerine göre ayırıyor ve yerleştiriyorlar. Yavaş yavaş başlamış olan bu harekât yine aralıklı olarak ve aynı usullerle artmakta ve genişlemektedir. Bir gün her tarafta emrivakiler karşısında kalmanın pek çok muhtemel olduğunu kemali hürmet ve saygiyle arzeylerim.”

Mustafa Kemal Paşanın 29 Mayısta III., XV. ve XX. Kolordu Kumandanlarına gönderdiği şifreli telgraf dikkatle okununca, anlaşılıyor ki, bugünler memleketin durumunu en karanlık gördüğü bir dönemdir. Nitekim, bir gün sonra Kâzım Karabekir Paşaya yazdığı telgrafta şu cümleye rastlamaktayız : “Evvelce de arzettiğim şekilde siyasi vaziyetimizi ben çok karanlık görüyorum.” Durum, Mustafa Kemal Paşanın gördüğünden farklı değildi.

Fakat O, bu gerçeği görürken hiç bir zaman ümidini yitirmemiştir. Çünkü başka gerçekleri de görüyordu. Gözlerinin önünde gerili duran karanlık tablonun gerisinde gizli, başka bir âlem vardı ki, bunu Mustafa Kemal Paşa çok iyi biliyordu. Bu âlem, geniş Anadolu toprakları ile onun üzerinde yaşayan halk idi. Milli bir hareket yaratılırsa karanlığın yırtılabileceğine güveniyordu. “Büyük mikyasta fiilî tecrübelere rağmen yine milliyet hissinin öldürülmediği ve yine Kuvvetle yaşadığı” hakkındaki inancı bu güvenin esasını teşkil etmektedir.

Mustafa Kemal Paşa, bir gazete muhabirine Amasya panayırında kendisini alkışlayan halkı göstererek şöyle der: “Bak birader, böyle milletten nasıl ayrılırsın. Bu palaspareler içinde perişan gördüğün insanlar yok mu. Onlarda öyle yürek, öyle cevher vardır ki, olmaz şey. Çanakkale'yi kurtaran bunlardır. Kafkasta, Gailçya'da, şurada burada arslan gibi çarpışan, mahrumiyete aldırmayan bunlardır.”

Mustafa Kemal Paşa Türk milletine güveniyordu. Belki de güvendiği yegâne kuvvet millet idi. Çünkü biliyordu ki: “Canına kıyılan bir millet her şeyi göze alır.”


Sabahattin Selek – Anadolu İhtilâli
Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.
Gazi Mustafa Kemâl Atatürk

Erkan Güçiz

Facebook - TC ERKAN GÜÇİZ
Kullanıcı küçük betizi
Erkan Güçiz
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 421
Kayıt: Çrş Eyl 29, 2010 5:18

Şu dizine dön: Erkan GÜÇİZ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x