Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen Erhan Sandıkçı » Pzr Haz 02, 2013 15:42

Ne Oluyor? Ne Yapmalı?

Gezi Parkı için yapılan eylem korkunç bir polis vahşeti sonrası katlanarak artan bir destekçi kitlesini buldu. Eylemcilere uygulanan terör yurt çapında bir dalgalanma yarattı. Dün gece İstanbul’un ilçelerinde ve diğer illerde de tepki protestoları gerçekleşti. Milyonlarca insan uyumadı. Sosyal medyada yalnız bu konu konuşuluyor, herkesin gündemi Gezi Parkı için mücadele verenler ve onlara uygulanan polis terörü, yaralı ve ölü haberleriydi. Süreç hâlâ devam ediyor. Ülkenin her yerinde bir hareketlilik söz konusu.

Bu sürecin kimler tarafından yönetildiğini, nereye sürüklenmek istediğini iyi düşünmek gerek. Kimine “aşırı” gelen komplo teorileri olduğu gibi hayâl ettiği tablonun gerçek olmadığını düşünmek istemeyenler de var.

Beni böyle bir yazı hazırlamaya iten, burnuma gelen çok pis kokular oldu. Bazı şeyler iyiye işaret etmiyor. Bazı şeyler rahatsızlık veriyor. Kuşkulandırıyor.

En başta bazı bilinenleri yineleyelim:


1) AKP bir küresel proje olarak 3 Kasım 2002’den itibaren Türkiye Cumhuriyeti yönetimine getirildi. Yaptıkları küresel çetenin emirleridir. Orta Doğu’nun ABD çıkarları doğrultusunda şekil değiştirmesi, Irak’ta Barzani devletinin giderek bağımsızlaşması (Bağdat’tan bağımsızlaşıp ABD’ye bağlanması) ve egemen (ABD egemenliği) olması, Esad’ın devrilip Suriye’nin parçalanması, Türkiye’nin parçalanıp Kürt devletinin oluşturulması, bunun için İran’a da gerekli müdahalenin yapılması küresel çetenin bu bölgedeki hedefleridir.

2) AKP her geçen gün otoriterliğini arttırmış, muhaliflere yönelik baskıyı dünyada az görülmüş bir şiddetle sürdürmüştür. Gerçekten demokrasi, özgürlükler, insan hakları kısıtlanmıştır.

3) 2011’de Kuzey Afrika’dan başlayıp Suriye’ye yayılan “Arap baharı” küresel çetenin işidir. Sosyal medya ve Sivil Örümcek Örgütleri öne çıkmıştır. Devrilenler ABD’ye sırtlarını vererek o günlere gelmişti, fakat ABD çıkarları ile birleştirilen kişisel gelecekleri ABD’nin ve küresel çete içindeki ayrışmaların yeni yol haritasında yoktu. Toplumlar isyana teşvik edildi, turuncu devrimler meydana geldi, demokrasi, özgürlük lâflarıyla daha Amerikancı yönetimler oluşturuldu. Küresel çeteye bağlı örgütlerin başı çektiği hareketler sömürgeciliğe, ABD’ye karşı değildi. Turuncu darbeler Orta Doğu’dan önce Gürcistan, Ukrayna gibi ülkelerde gerçekleştirilmişti.

Dönelim Gezi Parkına…

31 Mayıs’ta akşam ve gece süren eylemlerde bulundum. İstiklâl Caddesindeki büyük kalabalıktan önce gerçekleşen eylemde, grubun önünde polisle tartışan bazı kişilerin kafasına taktığı kaskta “#OCCUPYTURKEY” yazması dikkatimi çekti.

Tıvitırda da en çok kullanılan etiketlerden biri “#occupyturkey”di. Türkiye ve dünya gündemi listesinde ise en üstte “#DirenGeziParkı” vardı.

Facebook’ta ise “Occupy Turkey” adlı sayfa, bu eylemler hakkında en hızlı bilgilerin paylaşıldığı, güncel gelişmelerin aktarıldığı sayfa oldu. Sayfa 1 Haziran saat 3.00 civarında 16 bin üyeye sahipken aynı gün saat 23’te 40 bin üyeye ulaşmış durumda. Büyük olasılıkla da eylemlerin gidişâtı bu sayfadan yönlendirilmeye çalışılacaktır.

“Occupy” işgâl etmek anlamına geliyor. Bu slogan ilk kez 2011’de Wall Street’teki eylemler için kullanıldı.

"Occupy Wall Street" eylemlerinin başını OTPOR-CANVAS çekiyordu. OTPOR, Balkanlarda ortaya çıkmıştı ve Yugoslavya'yı parçalayan "sivil" direnişleri örgütlemişti. ABD'nin dış ülkelerdeki satılık görevlileri beslemek için kurduğu NED'den aldığı destekle ABD'nin "devrim" plânlarını gerçekleştiren bu örgüt daha sonra isim değiştirerek farklı ülkelerdeki "sivil" operasyonlarda da kullanıldı. CANVAS, OTPOR'un kurucuları tarafından kuruldu ve OTPOR çalışmalarını yine dürdürdü.

CANVAS'ın internet sitesi ve sol üstte CANVAS'ın simgesi:

Resim


CANVAS'ın sitesindeki "dış bağlantılar" bölümünde Freedom House, George Mason Üniversitesi gibi küresel çetenin denetimindeki kurumlar bunların kim tarafından desteklendiğinin en açık göstergesi:

Resim


OTPOR/CANVAS farklı ülkelerde operasyonlar-turuncu devrimler gerçekleştirdi demiştik. Farklı ülkelerdeki örgütlenmelerin simgeleri:

Resim


2011'de başlatılan Arap baharında da OTPOR/CANVAS'a büyük iş düşüyordu. 6 Nisan Gençlik Hareketi vb. oluşumlarla küresel çetenin oyunları oynandı. NED'in "yumruk"u yine sahnede:

Resim......Resim

ResimResim

Resim Resim

İşte OTPOR'un simgesi ve "Occupy Turkey" sayfasının resmi:

Resim....... Resim

"Occupy Turkey" sayfası Gezi Parkı sürecinin, başından itibaren etkili bir parçası oldu. Sayfanın tam adresi [url]facebook.com/DirenAnadolu[/url]. Yani sayfa kurulduğunda "diren" sözü belirlenmişti. Günlerdir Türkiye'de ve dış dünyada en çok kullanılan "#DirenGeziParkı" sözü buradan çıktı. Sayfa Aralık 2012'de kurulduğunda "DirenAnadolu" bağlantı adını seçerken, livestream adlı video-yayın sitesindeki hesaplarının adı da "revoltistanbul"du. "Revolt" İngilizce "ayaklan" veya "diren" demek.

Resim


"Occupy Wall Street" yani "Wall Street'i işgâl et"in Türkiye'deki devamı olan "Occupy Turkey" feysbuk sayfası Aralık 2012'de kurulmadan önce, Wall Street eylemlerinin başladığı dönemde "Ayaklan İstanbul / Occupy İstanbul" adıyla bir sayfa oluşturulmuştu. Sayfa üyeleri çeşitli aralıklarla "Revolt (Ayaklan) İstanbul" eylemleri düzenliyor, OTPOR/CANVAS denetiminde bir halk hareketi için nabız yokluyordu.

O sayfadan da bir görüntü ("Biz yüzde 99'uz.", Wall Street eyleminin ana temalarından biriydi.):

Resim


"Occupy Turkey" sayfası ise Tayyip Erdoğan'ın ODTÜ'ye tanklarla girmeye çalıştığı, muhalif öğrencilerin biber gazı ve tazyikli suya boğulduğu dehşet olaylar gerçekleşirken kuruldu. O tarihteki paylaşımlara bakıldığında ODTÜ'ye destek eylemlerine de yön vermeye çalıştı görülüyor.

Belki de ODTÜ olaylarına karşı gelişen tepkilerle bir halk hareketi oluşturmayı düşünmüşlerdi, o yüzden sayfayı o dönemde açtılar. Ancak o günlerde büyük toplumsal bir hareket meydana gelmedi. Ancak Gezi Parkını koruma eyleminde belirleyici rol oynadılar. Bahsettiğim gibi, 31 Mayıs günü, büyük eylemden önceki eylemde kafalarında "#occupyturkey" yazan, polis terörüne karşı "gelirlerse üstlerine atalım" diyerek kaldırım taşlarını ufalayan, "katil devlet" diye bağıran kişiler ön saftaydı. Anlaşılıyor ki OTPOR ve CANVAS'ın sözlerini kafalarına ve duvarlara yazmış, kışkırtıcılıkta polisten geri kalmayan bu kişilerin amacı gerginliğin artması ve "demokrasi, özgürlük" kılıfında Amerikancı bir turuncu devrimin gerçekleşmesiydi.

Belki bu satırları okuyanlar bir feysbuk sayfası üzerinden gereğinden fazla sonuca ulaştığımı düşünebilir. Fakat Arap baharının en büyük etkenlerinden birinin WikiLeaks ve örgütlenmesini sağlayanın sosyal medya olduğu unutulmamalı. Ayrıca Türkiye'deki sosyal medya kullanımı Tunus ve Mısır'dakinden daha fazla ve bu yolun etkisi çok daha fazla olur.

"Occupy Turkey" sayfasının çizgisini daha iyi anlamak için bazı paylaşımlarına göz atalım:

Burada Kürt kökenli Türklerin "nasıl özgürleşeceği"ni gösteriyor!


Resim


Burada eylem anlayışlarını ve eylemcilere öğütlediklerini göz önüne seriyorlar.

Resim


Burada Uludere'de ölenlere sahip çıkmak bahanesiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanlığı pompalanıyor. Ayrıca Uludere'ye "Roboski" denerek ulusal birliği ve dil birliğini yıkmaya yönelik bir tutum sergileniyor. Diğer paylaşımlarda doğal olarak Tunceli'ye de "Dersim" deniyor.

Resim


Burada, eylemlerde molotof kokteyl kullanılması öğütleniyor.

Resim


Burada TSK aleyhindeki iğrenç iftira ve karalamalardan biri paylaşılıyor.

Resim


Görüldüğü ve incelenirse görüleceği üzere "Occupy Turkey" sayfası millîlikten uzak, demokrasi-özgürlük-devrimcilik adına millî birlik ve beraberliği yıkıcı propagandalar yapan bir sayfa. Elbette Amerikan karşıtı-tam bağımsızlık yanlılarını toplamak adına sayfada ABD karşıtı bazı yayınlar da yapılıyor(du). Ancak bu "örgütlü" güç meydanda bir kez dahi bağımsızlık üzerine, ABD sömürgeciliği üzerine bir slogan atmadı. Çünkü plânlanan "devrim" ABD'ye karşı, tam bağımsızlık ve millî çıkarlar için değil, "demokrasi, özgürlük" kılıfıyla ABD'nin, ABD'yi yöneten küresel çetenin amaçları için yapılacak bir hareket.

Pis kokulardan söz etmiştik...

Pek çok kez Silivri'de insanlara karşı acımasızca polis şiddeti uygulandı, Anayasal hakları engellendi, gözü çıkan insanlar oldu. Millî bayramlarını kutlamak için Ankara'ya giden kişilerin otobüsleri durduruldu. Güç bela Ulus Meydanına ulaşan on binlerce insana da aynı zulüm uygulandı. Bu faşist uygulamalar neden dünya basınında yankı bulmadı? CNN, BBC gibi kanallar neden ana haberlerde, haber sitelerinin baş taraflarında bu haksızlıkları gündeme getirmedi? Rihanna neden mağdurlara destek için tıvit atmadı? Neden yabancı ülkelerdeki insanların Silivri, Ulus Meydanı veya başka yerde polis terörüne maruz kalan Türkler için yaptığı video haber sitelerinde ve paylaşım sitelerinde yayılmadı? Norveç televizyonu olayları canlı yayınla neden aktarmadı?

Çünkü o gün küresel çete medyasıyla, sosyal medyasıyla, Sivil Örümcek Örgütleriyle böyle bir hareket amaçlamıyordu. Ama bugün amaçlıyor!

31 Mayıs gecesi Taksim'den döndüğümde durumu tartıştığım bir dosta, yarın Ertuğrul Özkök Taksim'i Tahrir'e benzetecek mi acaba, diye sormuştum. Zira kendisi "Türkiye'nin Tahrir'i neresi olacak?" diye yazılar yazıp Amerikancı "bahar" özlemini dile getiriyordu. Ve beklediğim gibi kendisi dün Taksim'in artık Tahrir olduğunu anlatan bir yazı kaleme aldı...

"Eğer bu eylemlerde küresel parmak varsa neden güdümlü Türkiye medyası bu eylemleri göstermedi?" diye soranlar oldu. Doğru, ilk gece televizyonlar sessiz kaldı. Sorunun haklılık payı var ama sosyal medyanın bu tür "devrim"lerde öne çıkması zaten hükûmet denetimindeki görsel-yazılı medyaya karşı bir alternatif olarak oluşmadı mı? Dış basın ve son yıllarda inanılmaz bir biçimde yaygınlaşan sosyal medya bu eksikliği kısmen kapatacak güçte.

OTPOR ve CANVAS, küresel çetenin denetiminde. "Occupy" oluşumları, OTPOR ve CANVAS'ın denetiminde. Bu oluşumların denetiminde, yönendirmesinde olan hareketler de küresel çetenin denetiminde olacaklardır.

Gezi Parkından tüm yurda yayılan dalgaya karşı sessiz mi kalınmalı?

Aşırı aydınlıktan gözleri kararmış kimileri için toplumsal bir hareketin gelişmesi, "devrim geliyor!" nidalarıyla sevince boğulmak için yeterli olsa da bizce durumun kim tarafından nereye sürüklenmek istediği düşünülmeli. Elde olmayan şeyleri eldeymiş gibi göstermek aynı amaç uğrunda yürüyenlere zarar verir. Turuncu devrim hevesi görülmeden çizilen yol haritalarıyla doğru yere varılamaz. Ayrıca muhafazakâr-dindar kesimi kapsamayan, onların en azından bir bölümünü içine alamamış bir hareket meşru olamaz. Tabiî mükemmel bir medya gücü yoksa!

Gezi Parkı savunulmalı. Sermayeye peşkeş çekilmesine karşı konulmalı. Bunun için meydana da çıkılmalı. Ancak Gezi Parkını korumayı aşan eylem, polis terörünün uygulanmasıyla da birlikte AKP'nin faşist uygulamalarına karşı biriken tepkinin ortaya dökülmesi durumunu aldı. Bu durumda OTPOR ve CANVAS ilişkili örgütler, BDPKK, Kürtçü-sol gruplar, Nor Zartonk gibi Ermenici örgütler dışında elinde Türk bayrağı, Atatürk posteri olan, vatansever insanlar da meydanın parçası olacaktı. Öyle de oldu. Taksim'de kolunda üç hilâl ve bozkurt dövmesi olanı da gördüm, solcusunu da. Az veya çok, "Mustafa Kemâl'in Askerleriyiz" sloganlardı atıldı, defalarca Gençlik Marşı söylendi... 31 Mayıs gecesi gerçekleşen Taksim eylemindeki polis terörüne tepki olarak meydana çıkan insanların pek çoğu millî bir anlayışa sahip olduğunu belli ediyordu. Ama önemli bir kesim de bunun tam tersi. Söyleyebiliriz ki, etnik düşüncelerden uzak, vatansever insanlar bu sürecin önemli bir parçası durumuna geldi.

Bu fitilin Soros tezgâhıyla yakıldığını bilen vatanseverler, olabildiğince yüksek sesle meydanlara çıkıp sürecin denetimini ele almalı."Tam bağımsız Türkiye" diye inlemeyen bir meydandan çıksa çıksa karşıdevrim çıkar. Vatanseverler, kendileriyle birlikte Türk bayraklarını, Atatürk posterlerini, millî marşları, milliyetçi söylemleri, sömürgeciliğe ve ABD'ye karşı sloganları da öne çıkarmalı. Halk içinde AKP'den rahatsız olanların "diktatör, baskıcı, anti-laik ve İslâmcı Tayyip devrildi" diye rahatlatılıp farkında olmadan başka yollardan aynı sonuca varmasına gidilebilir! Buna engel olabilmek için "devrim"den önce, halk hareketine dönüşen bu toplumsal tepkiyi çok büyük oranda tam bağımsız ve millî bir çizgiye getirmek gerekiyor. Görev bunu sağlamak ve OTPOR-CANVAS bağlantılıların ve bölücülerin geniş tabanlı kitleye "öncü" diye ortaya çıkmasına engel olmaktır! Hazır henüz yönetimsel bir yapı oluşmamışken bunları yapmak gereklidir.

"Kişiler düşünce sahibi olmadıkça kütleler istenilen yöne, herkes tarafından iyi veya kötü yönlere gönderilebilirler."
Mustafa Kemâl Atatürk, 1920

"Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yeterli değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gereklidir."
Mustafa Kemâl Atatürk, 1930


Erhan SANDIKÇI, 2 Haziran 2013
sandikcierhan@gmail.com
İki Mustafa Kemâl vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemâl... İkinci Mustafa Kemâl, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemâl sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemâl odur!
Kullanıcı küçük betizi
Erhan Sandıkçı
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 155
Kayıt: Cmt Şub 19, 2011 21:34

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen baragakal » Pzr Haz 02, 2013 16:14

Bu fitilin Soros tezgâhıyla yakıldığını bilen vatanseverler,


Çok emin değilim, Soros'ta çok ciddi ön hazırlık gördük sen de yukarda sıralamışsın, ben görüntülerde raslamadım!
Varsa da münferittir! Doğru gözleme dayanmak önemli, sen de oraya, gerekiyosa izle girme içlerine, korkma bişey olmuyor...
Bir de borsa, bizim gibi şişirme borsası olan yerde bu hareket öncesi yabancılardan tüyen olur, Soros dedigin neticede bu tayfa, ben de ilk ona baktım Taksim mevzu boyut değiştirdiğinde, olaylar devam ederse pazartesi fatura çıkacaktır, şimdilik fena yakalanmışa benziyorlar.

Olabildiğince yüksek sesle meydanlara çıkıp sürecin denetimini ele almalı.


Aynen öyle, oturulup da internet başında yorum yapılacak mevzular değil bunlar, kendiniz gibi bu olayın içine karışacak tuzakları görebilecek insanlarla oraya gidin,
gelen yok ise orada bulursunuz merak etmeyin, yerinde görün. Istanbul'u bilmem, bilen anlatsın, OTPOR Çarşı'yı mı yönlendirecek şaşarım! Ankara Kızılay'da
bu tür yaklaşımlar dün yoktu, olursa orda olun müdahale edin. Çekin alım elindeki soytarılığı, Türk Bayrağı verin.

Bağlantı çok zayıf oralarda, video çeken yükleyemiyo, fotoğraf falan atılmıyor, elinde başka tür cihaz olan pirim yapabilir anında yayınlayabilir, provokasyona çalışabilir değil çalışacaktır, amaaa... 16-20 yaşında çocuklar var orada, boynunda Türk bayrağı, onları polis şiddetinden korumaya gidin, kendini bilmezlik yapanların kolundan çekmeye gidin,
en önemlisi bu...

Yalnız gaz be sefer tehlikeli, biber gazı değil, siniüsleri açmaya yaramıyo, başka bişey...






1 Haziran 2013

Ankara Kızılay'dan dört saat önce döndüm.
Ciğerler ve gözler portakal gazı denen şerefsizliğe bi yere kadar dayanabildi, devam edenleri Mevla sakınsın.

18.00'de polisin çekilmesiyle eski Vakko'nun önüne kadar ilerleyen kalabalığın içindeydim.
Meydanda Tunus'ta Mısır'da gördüğümüz basılı malzemelerden, şaklabanlıklardan bir tanesine dahi raslamadım.
Slogandan çok küfür vardı "hükümet istifa" dendiğinde herkes katılıyordu, "faşizme karşı omuz omuza'ya" da bir miktar teveccüh gösteriliyordu.
Bayrak flama fazla değildi, zaten yoğun gazdan olanlara bakan da yoktu, Kaldıraç, Sdp, Dev-lis vs. hatırlıyorum, hatta Gökbörü Derneği bayrağına bile denk geldim.
Özellikle bu site eşrafından çok kişi benim gibi, dünkü olayların şekil şemal değiştirmesine bakıp pimi birileri mi çekti diye düşündü.
O yuzden saat 16:00'da Yüksel caddesindeydim, yerinde görmek istedim, 18-20-25 yaş çok fazlaydı, peşinde 30'lu yaşlar geliyordu,
aralarda bizim gibi ortaya yaklaşanlar hatta geçenler de mevcuttu. Yüksel'in esnafını tanırım, incik boncukçusu, kitapçısı, sigortacısı,
doktoru, kafecisi vs. Üniversteli kızlar süt, viks, sirke dağıtıyordu, eczacı kalfasından maske aldım, sigortacıdan limon.

18:00 gibi gima önü çok şiddetlendi, gaz yedikçe yüklenildi, polis Başbakanlığa çekildi.
Polisten gelen sayısız fişeği yerden toplayan, su dolu kovada ya da orta refüjdeki havuzlarda imha eden çocukları kahraman görmek lazım.
Hatta emliyetten olduğunu bildiğim bir arkadaş maskesiz en az 3-4 tane gaz fişeğini Karanfil'e çıkan yokuşun altında imha etti,
bir süre sonra artık gözler mi ciğer mi bitti, yığıldı. İmhada kullanılan kova metro çıkışındaki milli piyangocunun çöp kovasıydı.

Bakana yanlış gelecek bazı fotoraflar da vardı ortada, yakılan ateşler gibi ama ben provokasyon için olduğunu düşünmedim, kendi yorumum.
Tehlike hatta tuzak şeyler de gördüm, mesela Meşrutiyet caddesinin ortasındaki 3 belediye otobüsü, Gökçek fotoraf çıksın iştemiş de bırakmış gibiydi
ama muhtemelen lpgli araçlar ve biri yakmaya kalksa kabus olur, buna yeltenilmesin diye 1 saatten fazladır orda durduklarını söyleyen bir karı-kocaya
rasladım. Bizim milletin kimseye benzemediğini bir kez daha farkedip Banu hanım'ı andım, çok emeği var hepimizde.

Istiklal Marşımızın okunacağı ortam pek yoktu, gaz ortalığa hakim olunca olmuyor.
Yeltenenler oldu ama gaz ortamı başka, 100 kişi varsa 80'i kendine gelme derdinde, kısa sloganlara güç anca yetiyor.
Gençlerden 10. Yıl Marşı'na başlayanlar da gördüm ama başlayıp bitiremediler, iyi niyetimden mi bilmem,
fırsat olsa safi marş söyleyecek bir kalabalığa benzettim.

Yarın ne olacak mevzuundaki kaygılara katılmamak mümkün mü?
Bir yandan soruyo insan: Tayyib'e çok kısa bir zaman aralığında bu kadar gerginlik yarattıran ne ya da kim?
Birkaç gün önce açıklanan rekor cari açık tesadüf mü?
Olaylar Pkk'nın ekmeğine yağ sürecek cinsten ama ortada görünmüyorlar!

Neyse, meydandaki insanlar güzeldi, onurluydu, ben böyle gördüm, artık gazı fazla yediğimizden mi bilmem.
Kendini bilmez vardı ama azdı, saatler geçtikçe insan sayısının azalacağı ama gerginliğin artacağı kesin.

Yarın ne olacağının, işlerin nereye evrileceğinin, birilerinin ajandasında yazılı olduğuna pek emin değilim.
Denklem fazla karışık. Hukukçu bir arkadaştan duyduğuma göre, ortada gezen "olay bir gün daha sürerse hükümet düşecek"
lafı doğru değil ama Cumhurbaşkanı'nda yetki var, hükümeti görevden alabilir ama Gül bunu yapar mı?
Tayyib'i düşürüp, pazartesi günü çıkacak süpriz faturayı üslenir mi? Bana mümkün gibi gelmiyor, aslında faturaya bakınca
Akp'nin ne şekilde dağılacağı da anlaşılır. Abd ve Ab, bu filme kaldığı yerden başka aktörle devam etmek isteyecek,
ama bunu YChp-Bdp alternatifiyle yapabilmesi bana mümkün gelmiyor. Olaylar, Abd ve Ab'ye, kağıt karmaya zaman tanıyacak
şekilde gelişmemişe benziyor, mutabakat içinde hareket etmeyi deneyecekler çünkü korktular.
Bu arada, Türkiye de şansını deneyecek...
Meydanlardaki çocukları partiler getirmedi.
Sağdaki soldakini tanımıyordu ama güveniyordu, tehlikeli ama çok değerli.
Portakal gazı kafa yapar mı bilmem, ama ordaki veletleri :)
bu milletin onurlu gençliğine benzettim, Mevla kerim.

selamlar-banu-avar-t34627.html




-
Kullanıcı küçük betizi
baragakal
Salık Takımı
Salık Takımı
 
İletiler: 377
Kayıt: Prş Şub 21, 2008 11:51

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen zumbaci » Sal Haz 04, 2013 1:20

Sayin Erhan Sandikci,

Bu yazinizda bir hata var.....


Hicbir Occupy facebook grubunda ve Occupy hareketinde yumruk amblemi yoktur... Bakabilirsiniz.


Bu amblemin oldugu tek grup da 1 Haziran 2013 'te facebook'ta acilmistir. Halbuki Occupy 2011 senesinden beri vardir.

Dolayisiyla Occupy ile OTBOR arasinda veya herhangi bir sivil orgut arasinda baglanti yoktur. OCCUPY halkin hareketidir ve politik bir karakteri kesinlikle yoktur.

Inanmiyorsaniz OTBOR 'u wikipedia'da okuyun, OCCUPY ile ilgili tek bir kelime gecmez.

Occupy'in tum gruplarina facebook'tan bakin, tek bir yumruk resmi bulamazsiniz (yukarida bahsettigim istisna haric)

Bu istisna neyi gostermektedir??

Birileri Occupy ile Otbor'u es tutup insanlari Occupy hareketinden sogutmaya calismaktadir.

Saygilarimla
Kullanıcı küçük betizi
zumbaci
Üye
Üye
 
İletiler: 8
Kayıt: Sal Haz 04, 2013 1:16

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen Zerre » Sal Haz 04, 2013 11:33

Yazınızdan alıntı: "Occupy” işgâl etmek anlamına geliyor. Bu slogan ilk kez 2011’de Wall Street’teki eylemler için kullanıldı."

ve: ""Occupy Wall Street" eylemlerinin başını OTPOR-CANVAS çekiyordu."

ve de: "ABD'nin "devrim" plânlarını gerçekleştiren bu örgüt"

Şimdi benim merak ettiğim konu şu;

Wall Street eylemi bağlamında, oradaki amaç neydi, OTPOR-CANVAS orada ne yapmaya çalışıyordu, ABD'nin "devrim" planları içinde ABD'yi parçalayıp bölmek de mi var?

Naif bir soru olabilir ama beni aydınlatırsanız çok sevinirim.

Şimdiden teşekkürler.
Kullanıcı küçük betizi
Zerre
Üye
Üye
 
İletiler: 1
Kayıt: Sal Haz 04, 2013 10:08

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen Champione » Sal Haz 04, 2013 14:04

Konuya pek hakim değilim ama ;

https://www.facebook.com/emrtellen/post ... 6866741409

Bunlarda var?
Kullanıcı küçük betizi
Champione
Üye
Üye
 
İletiler: 1
Kayıt: Sal Haz 04, 2013 14:03

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen Erhan Sandıkçı » Sal Haz 04, 2013 20:05

zumbaci,

Verilen sayfanın profil resmi yazıdaki resimlerde var. Ancak okurlar bu yazıdan hareketle o sayfaya tepki göstermeye başlayınca sayfayı yönetenler önce resmi değiştirmiş, sonra da sayfayı silmiştir.

"OCCUPY halkin hareketidir" diyemezsiniz, çünkü OCCUPY WALL STREET'te slogan attıran, öncülük yapan Ivan Marovic OTPOR'un liderlerindendir.

_____________________________

Zerre,

Küresel çete tek sesli değil. Örneğin Obama ve bazı demokratlar Suriye'ye Amerikan askerini sokmak istemiyor ama bazı cumhuriyetçi bankerler istiyor. OCCUPY WALL STREET de bunun için bir iç hesaplaşma olabilir. Ve daha sonra gerçekleşecek renkli devrim hareketlerine örnek olmak, motivasyon kaynağı olmak, uluslararası bir isyan dalgası oluşmasına katkı sağlamak da olabilir.

______________________________

Prof. Michael Chossudovsky'nin OCCUPY WALL STREET'le ilgili yazısını okursanız yardımcı olacaktır.
İki Mustafa Kemâl vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemâl... İkinci Mustafa Kemâl, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemâl sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemâl odur!
Kullanıcı küçük betizi
Erhan Sandıkçı
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 155
Kayıt: Cmt Şub 19, 2011 21:34

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen zumbaci » Sal Haz 04, 2013 21:01

Erhan Sandikci,

Occupy Otbor'la aynidir, iste o kadar demissiniz. Buna inandiginiz veya bir karalama icinde oldugunuz ortada. Hangisi oldugunu bilemiyorum, lakin bu konuyla ilgili "Bu boyledir, iste o kadar" demek yerine neden boyle dusundugunuzu ve delillerini aciklayabilir misiniz?

Occupy ile Otbor arasinda kurmus oldugunuz tek iliski Bu bahsettiginiz profil resmidir, bunu da yazinizda yayinlamissiniz.

Lakin bu profil resminin bulundugu sayfa 1 Haziran 2013 'te olusturulmus. Bu sayfa tesadufen Turkiye de ki hareketlenme basladiktan sonra alelacele olusturulmus ve ne hikmetse sizin yaziniz da hemen bu resmi kullanmis?

Occupy'in herhangi bir grubunda veya fotosunda bu yumruk yoktur, facebook'ta arastirabilirsiniz. (Yumruk olmamasi Otbor ile iliskisi oldugunu gostermeyebilir, LAKIN iliskisi oldugunu gosteren bir delil yok ortada) Ben tarafsiz ve mantikli dusunen bir kisiyim, ve sadece bu nedenle kanidiniz varmi diye soruyorum? Cunku yazinizda bu baglantiyi gosterecek bu resimden baska bir fotograf yok. Internette de wikipedia dahil boyle bir bilgi yok. "Boyle bir bagin yoklugu bile yeterince kanittir" derseniz, kiminle konustugumu anlamis olacagim.


Bahsetmis oldugunuz Occupy facebook grubuna gelirsek:

Bu grup 1 haziran 2013,te Turkiye'deki olaylardan sonra kurulmus ve OTBOR logosu profil fotosu olarak konmus. Birkac olasilik var:

1. Bilincsiz bir kisi, "Heryerde Occupy sayfasi var ve populer, ben de kendime occupy sayfasi yapicam, netten bulup begendigim bir fotoyu da profil fotosu yapicam" mantigiyla bu grubu kurdu. Bulmus oldugu fotonun oraya konmasiyla nasil bir karisikliga neden olacagini farketmeyerek.... Occupy 'dan birileri onu uyardi, o da bu sayfayi kapatti.

2. Bu sayfa ozellikle 1 haziran tarihinde olaylarin bu boyuta ulasmasiyla yaratildi. Occupy ile Otbor arasinda gercekte varolmayan bir bag kurulup halkin kafasini karistirmak istendi. Inancini kirmak ve direnisini bitirmek amaclandi. Bu nedenle bu sayfa kuruldu ve sizin yazmis oldugunuz yazilara benzer yazilmasi icin emirler verildi. Sosyal medyada bil paylasilmasi saglandi ve insanlarin hic yoktan Occupy'a karsi supheci yaklasmalari basarilmaya calisildi.

Bu iki senaryodan hangisi dogru? Bana siz soyleyeceksiniz?

Yazdiklarinizi bu facebook grubunda gormus oldugunuz fotoya mi dayandirdiniz? Yoksa birisinden emir mi aldiniz?
Kullanıcı küçük betizi
zumbaci
Üye
Üye
 
İletiler: 8
Kayıt: Sal Haz 04, 2013 1:16

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen zumbaci » Sal Haz 04, 2013 22:43

Yukarida belirtmedigim bir senaryo daha var tabi ki... Bu da sizin savundugunuz senaryo. Bunu gozardi etme amacinda degilim.

Yani;
Senaryo 3: Occupy arkasinda Otbor var. Otbor kuresel bir sirket olarak kursel guclere calisiyor. Sirketin en onemli urunu ise "devrim" satmasi. Occupy hareketi de Otbor'un hizmetlerinden bir tanesi. Otbor'un musterileri kim olabilir?

Amerika veya Amerika'nin basi cektigi bir guc olabilir -> Kendinden suphelenilmesin diye Amerika dahilinde de ufak capta eylemlerin yapilmasini istemis, ama kontrol altinda tutulmasi gerektiginin kesin emrini vermistir.

Amerika disinda lakin Amerika'ya dost gorunen lakin arkasindan kuyusunu kazmaya calisip pastadaki en buyuk payi almak isteyen diger bir guc veya gucler birligi olabilir.

Bu varsayim sanirim Zerre'nin sorusuna da cevap olmustur.

LAKIN ben halen Occupy ile Otbor'un isbirligi hakkinda somut kanit bulamadim sayin Erhan Sandikci.... Teoriler cok...
Kullanıcı küçük betizi
zumbaci
Üye
Üye
 
İletiler: 8
Kayıt: Sal Haz 04, 2013 1:16

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen zumbaci » Sal Haz 04, 2013 23:05

Arastirdikca elime bazi yeni bilgiler geciyor. Bu yazilari okuyup bizler gibi merak eden arkadaslar icin biraz once buldugum su sayfayi paylasmak istiyorum. http://rt.com/news/anonymous-internet-t ... otest-140/

Burada "anonymous" adli kuresel hacker grubunun Turk hukumetine karsi acik saldirisi ilani var. Internet uzerinden yapacagini belirttigi acik saldirinin icerigi ve hatta anonymous isimli twitter kullanicisinin post'u var. Nedense bu post'u Rusca oldugunu tahmin ettigim (onay gerekiyor?) bir metin var.... Nedense Anonymous islerinde Otbor kokusu var?
Kullanıcı küçük betizi
zumbaci
Üye
Üye
 
İletiler: 8
Kayıt: Sal Haz 04, 2013 1:16

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen Erhan Sandıkçı » Çrş Haz 05, 2013 3:14

1) "OTBOR" değil OTPOR.

2) ["Occupy'in herhangi bir grubunda veya fotosunda bu yumruk yoktur, facebook'ta arastirabilirsiniz"] demişsiniz.
"Occupy Wall Street" tıvitır sayfasının resminde var: https://twitter.com/OccupyWallSt
Yazıda incelediğim sayfanın (Occupy Turkey) profil resminde de var(dı): http://4.bp.blogspot.com/-lZoq2-OV7xw/U ... +revlo.png

3) ["bu profil resminin bulundugu sayfa 1 Haziran 2013 'te olusturulmus. Bu sayfa tesadufen Turkiye de ki hareketlenme basladiktan sonra alelacele olusturulmus"] demişsiniz. Yanlış veya yalan söylemişsiniz.
Aşağıda verilen resimler, hepsi de 1 Haziran 2013'ten önce yayınlanmış gönderilerdir ve hepsinde de o profil resmi vardır, dolayısıyla sayfa 1 Haziran'da oluşturulmamıştır.

29 Aralık 2012: http://3.bp.blogspot.com/-kybliAAD5AM/U ... +polis.png
31 Aralık 2012: http://3.bp.blogspot.com/-GPvdk6l3KdQ/U ... OCC+tr.png
29 Mart 2013: http://2.bp.blogspot.com/-G7APZPVtBqg/U ... tr+TSK.png
15 Mayıs 2013: http://4.bp.blogspot.com/-lZoq2-OV7xw/U ... +revlo.png

4) OTPOR ile Occupy Wall Street eylemleri arasında bağ kurmak için yeterli delil sunmadığımız söylemişsiniz.

Ivan Marovic, OTPOR'un liderlerinden birisidir. Tıvitır adresi https://twitter.com/ivanmarovic ve kişisel sitesi http://www.retiredrevolutionary.com/ sitelerinde de bunu belirtiyor. Ivan Marovic Occupy Wall Street eylemlerinde öne çıkan isimlerin başında gelir. Örneğin şu videoda kendisini görebilirsiniz: http://www.youtube.com/watch?v=YUOmwRfPrL4 Yetmediyse yabancı sitelerden haberleri bulabilirsin.

5) ["Occupy ile Otbor arasinda gercekte varolmayan bir bag kurulup halkin kafasini karistirmak istendi. Inancini kirmak ve direnisini bitirmek amaclandi. Bu nedenle bu sayfa kuruldu ve sizin yazmis oldugunuz yazilara benzer yazilmasi icin emirler verildi. Sosyal medyada bil paylasilmasi saglandi ve insanlarin hic yoktan Occupy'a karsi supheci yaklasmalari basarilmaya calisildi."] demişsiniz. Oysa yazıda ve bu yorumdaki 4. maddede belirttiğim gibi OTPOR ile Occupy Wall Street arasındaki bağ açıktır.
İki Mustafa Kemâl vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemâl... İkinci Mustafa Kemâl, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemâl sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemâl odur!
Kullanıcı küçük betizi
Erhan Sandıkçı
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 155
Kayıt: Cmt Şub 19, 2011 21:34

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen zumbaci » Çrş Haz 05, 2013 4:12

OTPOR evet. Otobur gibi bir kelime... Herneyse..

Erhan Sandikci,

Gondermis oldugunuz Ivan'a ait videyou Youtube'da OTPOR ustune yapilmis bircok belgesel niteligindeki videoda ve hatta Ivan ile yapilmis roportajlarda gordum. LAKIN: Cok kolay manipule edilebiliriz. Bu video'da bu kisinin Ivan oldugu net gorunmuyor. Ayrica mekanin ve bulunulan ortamin OWS ile iliskili oldugu da gorunmuyor. Soylenen metinde Occupy Wall Street geciyor. Bunu kanit olarak gormuyorum ben henuz.

Ivan ile yapilan roportajlarda, Ivan kisisi cok gururlu bir sekilde hangi ulkelerde islerini yuruttugunden bahsetmis (orn: misir etc) Amerika'ya ve OWS'ye deginmeyi unutmus. Bu kadar boburlenmeye CV'sinde duracak en iyi isimi ABD ve OWS olurdu. Neden acaba?

OTPOR ve Anonymous'un su anda Turkiye'deki olaylari ellerinden geldigince yonetmeye calistiklarini dusunuyorum. Bu konuda sanirim hemfikiriz. Hatta baslatmis olduklarina da inanabilirim. (kanit gorursem inanirim)

Lakin Occupy hareketinin kuresel bankaciliga karsi olmasi, OWS'de devrim ile direk ilgisi olmamasi dikkat cekici degil mi?

Ayrica, OTPOR'un el kitabi seklinde kullanmakta oldugu, "From dictatorship to Democracy" isimli ve Gene Sharp tarafindan yazilmis kitap internette kolaylikla bulunup download edilinebilir. Occupy hareketini bankacilik sistemine karsi baslatmis olan kisiler, acaba OTPOR'un tekniklerini hem bu kitaptan hem de deneyimlerinden ogrendikten sonra, bankacilik sistemine karsi protestolarinda kullanmis olamazlar mi? Bu sadece bir dusunce ama gercek olma olasiligi yok mu?
Kullanıcı küçük betizi
zumbaci
Üye
Üye
 
İletiler: 8
Kayıt: Sal Haz 04, 2013 1:16

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen zumbaci » Çrş Haz 05, 2013 4:25

Bir konu daha var.... Facebook'daki Occupy Turkey gruplari hakkinda....

Cok fazla kisi Turkiye'ye destek olmak adina kendi kafalarina gore grup acip fotograf koyuyorlar. Bunun bir ornegini dakikalar once yasadim. facebook'da yine Occupy Turkey USA adi altinda kurulmus bir grubun fotosu yumruk seklindeydi. Mesaj atip OTPOR ile ne iliskileri oldugunu sordugumda haberleri olmadigini soylediler. Resmi de internetteki Occupy Turkey websitesinden bulup koyduklarini soylediler. Bu tarz bilincsizce isler yapiliyor, hem de cok kolay. Kendileri de yurtdisinda yasayn bazi Turklermis ve hareketi desteklemek adina bu grubu kurmuslar.

Simdi ben bunlarin hepsine inandim mi? Belki.... belki de inanmadim.. Ama gordugume gore profil foto degisti, grubun ismi Support Turkey oldu. Ben 1 hafta sonra yine bakarim, gruba nolmus. Grupta anonymous'tan biri vardi ayica.

Suna da degineyim, yeni koyduklari resim, cok enteresan. Bir agacin kokunden el cikiyor yukari dogru. Yumruga benziyor, lakin yumruk seklinde degil..... Kusku uyandirdi bende tekrar.
Bakiniz: https://fbcdn-sphotos-d-a.akamaihd.net/ ... 6023_n.jpg


Son olarak sizin bahsettiginiz grup ile benim bahsettigim Occupy grubu ayni degildir. Bunu surdan biliyorum. Benim bahsettigim grup gercekten 1 haziranda acilmisti ve benim bookmarklarimda kayitliydi. Su anda tikladigimda boyle bir sayfa olmadigini soyluyor facebook. Kisacasi silinmis....

Sizin bahsettiginiz Occupy Turkey sayfasinin adresi nedir? (onceden beri aktif olan)
Kullanıcı küçük betizi
zumbaci
Üye
Üye
 
İletiler: 8
Kayıt: Sal Haz 04, 2013 1:16

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen zumbaci » Çrş Haz 05, 2013 12:48

Malesef Otpor burnunu sokmaya calisiyor, buna katiliyorum. Bakiniz yeni piyasaya surdukleri Gezi parki ve direnis fotograflarina:

Resim
Resim

Size kendi agzimla bugun yasamis oldugum bir olayi anlatacagim. Eski lise arkadasimin profil fotosu yukaridaki fotograflardan biriydi. Direk mesaj atip OTPOR ile ilgili uyarma geregi hissettim. Oncelikle cok kizgindi Polisle ilgili hakli olarak sikayetciydi. Lakin sakince beni dinlemesini saglamayi basardigimda, soylediklerimi anladi ve bu logoyu degistirdi. Dedigi suydu: "Sana inaniyorum, icin daha rahat olacaksa bu logoyu degistiririm" ve degistirdi.

Sunu anladim ki bu tepki, hangi fotograf ve hangi logo kullanildigina bakilmadan ve buna onem verilmeden, estetigine bakilip begenilen ve icinde her tur "gezi, direnis, occupy, birlik" kelimesini barindiran fotograf ve logolar araciligiyla SAYISIZ TURK tarafindan paylasiliyor ve yayiliyor.

Bu ne demek? Otpor logosunu ve arkasinda art niyetin oldugunu bilmeden, neye hizmet ettigini bilmeden bu tarz paylasimlari yapan sayisiz HAKLI ve OFKELI kisi oldugunu gostermektedir.

Benim soylemek istedigim ise kuresel bankacilik ve sermaye karsisinda duyulan tepkiyi farkli yonlere cekmek isteyen ve kafa karistirmak isteyen gruplarin, kitlelerin, aracilarin oldugu.

Su video'yu izlemenizi tavsiye ederim:
http://www.youtube.com/watch?v=6LXNe9VZ ... e=youtu.be
Kullanıcı küçük betizi
zumbaci
Üye
Üye
 
İletiler: 8
Kayıt: Sal Haz 04, 2013 1:16

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen NURCAN YILMAZ » Prş Haz 06, 2013 2:04

Bütün bu bahsettiklerinizden, Banu Avar'ın Arap Baharı tahlillerinden ve şuan ki vaziyeti analizinden, facebook listemde olaylara aktif katılım sağlayan bir kaç arkadaşıma bahsettim. yazılanları, videoları paylaştım. İçinde bulunduğum bu paranoyayı anlattım. Bunlardan biri doktorasını bitirmş, biri avukat biri üniv. öğretim görevlisi.. ve listemde en az 30 arkadşım direnişle yatıp direnişle kalkıyor. kendi sayfamda da bunları paylaştım. Ama çok üzülerek söylüyorum hiçbiri ilgilenmedi. Biri benim muhtemelen paranoyak komplocu olduğumu düşünüyor. biri izlemedi bile yüksek ihtimal. biri AKP liler tarafından kandırıldığımı vs. sonuçta saçlarımı yolacak hale geldim. Aynı yolda yürüdüğümüz kişiler bile bunlardan tamamen uzak, orda birbirine yardım eden herkesi dost sanıyor,bu direnişi halk başlattı sanıyor. İktidar gitsin de nasıl giderse gitsin derdine düştüler. AKP lilerle düşman oldular. uçurumlar daha da derinleşti.. neticede bu darbeci gruplarla aynı saftalar. gözlerimle göreibliyorum. umutsuzum. Taksime gidip direnişe destek olduğum için kullanıldığımı hissediyorum.bütün bunları öğrendikten sonra direnişe destek olamıyorum ama evde sessiz de oturamıyorum, kimseye de derdimi anlatamıyorum..
Kullanıcı küçük betizi
NURCAN YILMAZ
Üye
Üye
 
İletiler: 1
Kayıt: Prş Haz 06, 2013 1:49

Re: Ne Oluyor? Ne Yapmalı? / Erhan SANDIKÇI

İletigönderen Benbey » Prş Haz 06, 2013 4:06

Kullanılan taktiklere baktığınızda aşağıdaki listeyle tesadüf olması çok zor olan bir uyum göze çarpıyor. Nonviolent Intervention kısmındaki maddelerde, iş makinesi ile polise direnme maddesi dahil uygulandı. Bu işin kitabıyla mukayese edilerek incelendiğinde sanki doğaçlama değil de gayet planlı ve profesyonel şekilde yürütülen dış kaynaklı bir darbe/isyan/iç savaş organizasyonu görüntüsü veriyor. Şu listeyle Türkiye'de olanları karşılaştırın. Bu bile iddia edilen bağlantıya yeterli delildir. Ekşi sözlükte eylemi koordine edenler ve ortaya atılan fikirleri de ek delil olarak kullanırsanız, burnunuza çok pis kokular gelmekle kalmayıp pisliğin motifini, yöntemini ve taşeronlarını ayan beyan görebilirsiniz. BTK sansür eylemleri (Pornoma dokunma) bu işin adeta minyatür bir ikiziydi, yani tatbikatıydı. Hatırlarsanız Anonymous o zaman da devlete aynı şekilde saldırıya geçmişti. Bu tüm Ortadoğu'da planları doğrultusunda haritaları değiştiren küresel şeytanın Türkiye'deki ayağı Sedat Kapanoğlu'dur. Bunu devletin bu işle ilgilenebilecek birimlerine nasıl ulaştırıp, izah edebileceğini bilen biri varsa, üzerine vatani bir görev saymalı. Aşağıdaki liste Wikipedia Otpor sayfasından alıntıdır:



Strategy and tactics of Otpor:

Principles of the movement
Otpor operated on the basis of three principles: unity, planning, and nonviolent discipline.[16]

It used the following ten strategies to achieve success:
1. Take an offensive approach
2. Understanding the concept "power in numbers"[17]
3. Developing a superior communication strategy[18]
4. Creating the perception of a successful movement[19]
5. Investing in the skills and knowledge of activists[20]
6. Cultivating external support[21]
7. Inducing security force defections[22]
8. Resisting oppression[21][23]
a. By means of decentralized leadership, education, using humor to maintain morale, and supporting members who had been arrested
9. Using elections to trigger change[24]
10. Enabling peaceful transition of power[25]


TACTICS

Protest and persuasion
Public theater and street acts to mock Milosevic
Extensive branding by hanging posters and stickers in widely trafficked areas
Rallies, marches, and demonstration
Electoral politics - campaigning & coalition-building
Concerts and cultural celebrations
Distribution of anti-Milosevic materials
Strategic use of internet, fax, and email to organize and distribute information and volunteers
Covert and public communication important community leaders to cultivate allies
Public statements, press releases, petitions, and speeches
Distribution of training manuals, frequent workshops for activists

Noncooperation
Boycotts and strikes by students, artists, actors, and business owners
General strikes
Defection of both security forces and members of the media
Organization that occurred outside the electoral system
Election monitors and well-organized election results reporting system


Nonviolent Intervention
Blockades of highways in order to debilitate the economy and show the regime the people's power
Occupation of key public buildings, occasional nonviolent invasions of said buildings
Bulldozers moving aside police barricades
Kullanıcı küçük betizi
Benbey
Üye
Üye
 
İletiler: 1
Kayıt: Prş Haz 06, 2013 3:38

Sonraki

Şu dizine dön: Erhan SANDIKÇI

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x