"Osmanlı Torunları"na Kısa Bir Osmanlı Masalı / Prof. Dr. Cihan DURA

"Osmanlı Torunları"na Kısa Bir Osmanlı Masalı / Prof. Dr. Cihan DURA

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Haz 11, 2018 11:01

"Osmanlı Torunları"na Kısa Bir Osmanlı Masalı

Bu yazı sizler için, evet siz Osmanlı torunları için… O göklere çıkardığınız Osmanlı Devleti var ya, son demlerinde öyle sefil, öyle acınacak hallere düşmüştü ki, Allah düşman başına vermesin. Tarih kılıç kalkan şakırtısından ibaret değil ki, akıl var, bilim var, sonra bir şeyin sonuna bakmalı, değil mi… Ne demiş atalarımız: Allah encamımızı hayretsin.

Aşağıda size Ulu Hakanlı (1876-1909), Vahdettin Hanlı (1918-1922) son Osmanlı yıllarının çok kısa bir tarihçesini sunacağım. Kulak verir misiniz, gerçeği fark eder misiniz, bilmem. Azıcık da olsa ilgilenir misiniz, kuşkulu… Sanırım, her zaman olduğu gibi başınızı kuma gömer, sağırı, körü oynarsınız.

* * *

Bundan iki yüzyıl kadar önce…, 1800’lü yıllar… Osmanlı deyince Avrupalının aklına ne geliyor biliyor musunuz? Kolay yutulur lokma, parsellenecek, sömürülecek ülke!...

Bir devlet ki, Avrupalı tüccarların, faizcilerin, hain danışmanların istilasına uğramış: Sürekli imtiyazlar koparılıyor; serbest ticaret, borçlanma dayatılıyor. Ekonomi çöküşe geçmiş… Devlet tam bir dış borç bağımlısı olmuş. Borçlarını ödeyemiyor, ödeyemeyince de gelirlerine el konuluyor; ödün üzerine ödün koparılıyor. Para politikası Avrupa’nın denetimine girmiş; devletin mali bağımsızlığı mı, hak getire… Tümüyle İngiliz’in, Fransız’ın, yabancı güçlerin elinde.

Gayrimüslim sınıf, Avrupa’nın uzantısı azınlıklar kapitalist bir sınıfa dönüşmüş, toplumsal hiyerarşinin tepesinde. Türklere karşı geniş imtiyazlarla donatılmışlar, servet ve refah içinde yüzüyorlar; Müslüman Türkler ise yoksul, kimsesiz…, giderek daha da yoksullaşıyor. Modernleşmeden de, ülkenin yönetiminden de dışlanmış.

Bütün vergi yükü fakir köylülerin sırtında.

Tam bir yarı sömürge düzeni kurulmuş; kapitülasyonlar, Düyun-ı Umumiye İdaresi, yabancı bankalar, İstanbul Borsası, Aşar vergisi ve imtiyazlı yabancı şirketler gibi kurumları olan... Devlet Avrupa’nın siyasal ve ekonomik vesayeti altında, sürekli aşağılanıyor.

Hiçbir köyde tam bir devlet okulu, İstanbul dışındaki hiçbir ilde kız lisesi yok. Hiçbir ilçede hastane yok. Halk hastalıklardan kırılıyor. Bebek ölüm oranı yüzde 60’tan fazla. Tarım bin yıllık usullerle yapılıyor, yol yok, taşıt yok. Büyük modern çiftlikler yabancıların elinde. Köylünün pek azı çiftçi, büyük bölümü topraksız, ortakçı, ırgat, yanaşma…. Ağır sanayi sıfır. Orta sanayi çok zayıf. Bütün Türkiye’de sadece 300 kadar küçük sanayi kuruluşu var. Bunun da yalnızca yüzde 15’i Türklerin, geri kalanı yabancıların… Yerli sanayiler çöküş halinde… Millî sermaye diye bir şey yok.

Başkentte ve büyük şehirlerde yabancı kültürü, Fransız kültürü egemen… Fırsat bu fırsat diyen Amerikalılar da kendi kültür kurumlarını yerleştirme çabası içinde...

Azınlıklar arasında ayrılıkçılık akımları almış yürümüş.

Ve geliyor son darbeler… Siyasi çöküş başlıyor: 1918 Mondros Mütarekesi…, Osmanlı, sırtı minderde, teslim oluyor kayıtsız koşulsuz. 1920’de Sevr Antlaşması…, devletin üzerinde “Uluslararası Mali Denetim Komisyonu” kuruluyor. Devlet, egemenlik hakkını, devlet olarak yaşama hakkını tümden yitirmiş.

Ve final… son ve kaçınılmaz felaket: Ülke İngiliz, Fransız, İtalya ve Yunan askerleri tarafından fiilen işgal ediliyor.

* * *

Siz, şerefli Türkiye Cumhuriyeti’ne hayasızca, haincesine saldıranlar… Onu “90 yıllık reklam arası”, “100 yıllık pranga” olarak göstermeye kalkışacak kadar bayağılaşanlar! Biliyorum, siz hem okuma hem düşünme özürlüsünüz. Gerçeklerden, doğru bilgiden yarasalar gibi kaçarsınız, işinize böyle geliyor çünkü. İlla ki, uydurmalar, iftiralar ve yalanlarla ördüğünüz o karanlık tekkelerinizde yaşayacaksınız.

Hele bir durun, benim de size söyleyeceklerim var: Bakın yukarda…, “reklam” öncesi de yukarda, “pranga” öncesi de!... Kaçırmayın gözlerinizi, gerçekler sizi bu kadar mı rahatsız ediyor? Sonra, dahası da var: Özetlediğim trajik olayların hemen hemen aynısı, aynı şekil ve sırada günümüzde de, yani sizin “devri saltanatınız”da da tekrarlanıyor. Sayenizde tabii… Osmanlı torunlarısınız ya, memnun musunuz?

Bilim ne diyor: Aynı faktörler bir araya gelince, sonuç da aynı olur. Einstein ne demiş: “Aptallığın en açık kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp değişik sonuç almayı beklemektir.”

Hiç mi iki satır okumuyor, hiç mi kafanızı çalıştırmıyor, hiç mi öğrenmiyorsunuz?

“Biz okumayız, öğrenmeyiz, biz aslında deve kuşu neslindeniz, yalnızca işimize geleni görürüz” desenize!

Yazıklar olsun size!

Yazıklar olsun, bu güzel ülkeyi, şanlı Cumhuriyetimizi sizin gibi değersiz şahıslara “demokrasi” icabıdır diye teslim edenlere!

Prof. Dr. Cihan DURA, 9 Haziran 2018
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 11237
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Cihan DURA

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x