Petrol Savaşları

Genel & Güncel Konular

Petrol Savaşları

İletigönderen Balasagun » Pzt Tem 18, 2016 16:24

PETROL SAVAŞLARI -1-


Putin 2030 yılına kadar petrol ve gaz planı yaptı



Petrol 20’nci yüzyılın en büyük savaş nedeni oldu. Bu yüzyılda da ABD’nin kaya gazı, petrolün en büyük rakibi olacak. Putin yeni oyuncuların ABD ve Kanada olduğuna dikkat çekiyor


Resim
Birinci dünya savaşından bu yana yapılan savaşların yüzde 99’u petrol bulunan bölgelerde gerçekleşiyor. ABD İngiltere gibi emperyalist ülkelerin öncelikli hedefi başta Ortadoğu olmak üzere petrol bulunan yerlerdeki gücünü artırmak. Son yıllarda da petrolün yerine ikame edilecek enerji üzerinde çalışılıyor. Devler arası mücadele bu yüzden giderek kızışıyor.

2012 Ekim ayı bir Salı günü Moskova; Putin, Başkanlık Akar Yakıt ve Enerji komisyonunu toplantıya çağırmıştı. Ortamın keyifli olması hiç düşünülemezdi. Aslında ABD kaya gazı çalışmaları ve sonuçları ile ilgili çok daha fazla bilgi sahibi olmayı o kadar çok isterlerdi ki...

Putin; “Bir sonraki toplantı da 2030 yılına kadar gaz ve petrol sanayi ile ilgili bir plan” istedi. Yeni oyunculardan bahsediyordu, ABD ve Kanada. Ve ilave ediyordu; “Politikacılar, uzmanlar, iş çevreleri gerçek bir devrimden bahsediyoruz” diyordu...


RAKİP OLACAK

(1) Putin’in Başkanlık komisyonundan raporlar istediği anlarda, Sberbank Enerji analisti Valery Nesterov; “ABD’nin belki de yakın zamanda Rusya’ya gaz piyasasında rakip olacağından bahsetmekteydi.”

(2) 2012 Ekim ayında Rusya, ABD’nin “kaya gazı devriminin” ne gibi sonuçlar doğurabileceğini fark etmişti. Ama artık her şey çok geçti ve çarklar geri dönülemez şekilde çalışmaya başlamıştı. Mutlu ve mesut geçecek son 1-2 yıl kalmıştı.

Ancak henüz 2013 yılına girmeden önce ABD’de bin metreküp gaz 90 dolar civarı satılırken Türkiye, Rusya’dan 446 dolar, İran’dan 530 dolar civarında fiyatla doğal gaz almakta idi.

(3) Avrupa’nın Rusya’dan aldığı doğal gaz yine bin metre küp için 400 dolar civarında idi. ABD kendi üreticisine 90 dolar üzerinden sattığı gaz ile başta Avrupa olmak üzere dünyanın her bölgesine göre inanılmaz bir enerji maliyeti avantajı elde ediyordu. Bu fiyatlar Rusya ve Doğal gaz ihracatçıları için bir rüyanın son günleri oldu. 2015 yılına gelindiğinde Türkiye doğal gazı yaklaşık 200 dolar fiyatla alırken indirim görüşmeleri veya tahkim duruşmaları da devam ediyordu.

Resim

KÖKTEN DEĞİŞTİRDİ

“Petrolün zamanı doldu” 2003 Ekim ayında The Economist’in makalesi böyle başlıyordu; 2003 Ekim ayı ilginç bir tarihtir ki büyük ihtimal ile bu makalede gönderme içeren bilinçli bir tercihtir. Çünkü Ekim 1973 ABD’yi ve bütün dünya ekonomisini kökten değiştiren 1973 Arap Petrol ambargosunun 30. yıl dönümüdür. Ancak sadece The Economist değil dünyada hemen kimse bu yazıdan sadece 10 yıl sonra ABD’nin enerji ve petrol bağımlılığından kurtulacağını ve dünyanın yeni bir döneme gireceğini tahmin edemez idi. Belki bir isim hariç; Zeki Yamani makalenin ilk satırları onlarca yıl sonrası için o zamanlar hiç fark edilmeyen ancak sonuçlan dünya sermaye piyasalarından, para ve kredi piyasalarına kadar bütün sistemi yeniden yapılandıracaktı. ABD’nin kaya gazı devrimi ve 2008 krizi sanki bütün bu yeni zemini onaylamak ve olayı hızlandırmak içindi.. 2016 yılbaşında başlayan Suudi Arabistan-İran gerginliği aslında bütün bu değişimin sadece ufak bir görüntüsüdür. Ahmet Zeki Yamani, petrol tarihinin en önemli isimlerinden biri kabul edilir.


TAŞ DEVRİ

2000 yılında The Telegraph’dan Mary Fagan’a şöyle diyordu; “Taş devri taş bittiği için son bulmadı ve petrol çağı da petrol bittiği için son bulmayacak” Ve devam ediyordu; “Bundan 30 yıl sonra petrol bol miktarda olacak ve hiçbir alıcı olmayacak” “Petrol toprağa terk edilecek.”

Yamani, Kahire, Exeter ve New York Üniversitelerinde okumuş ve Harvard Hukuk mezunu. Birçok öngörü ise bir nevi “kehanet” cinsinden; 2000 yılında, “Asya’da talebin yükseleceğini ancak Hazar Denizi, Mısır ve Afrika gibi bölgelerde yeni büyük petrol sahaları bulunacağını ve bu talep etkisinin geçici olacağını” söylüyor. 2000 sonrası tam olarak olan buydu.


“Kuzey Yolu” Norveç

Norveç, egemenliği altında olduğu İsveç’ten 1905 yılında ayrıldığında yarım yüzyıl sonra dünyanın en zengin ülkesi olacağını kimse bilemezdi. 90’lı yıllardan sonra tamamen değişen Norveç şimdi 5 milyon nüfusu ve 500 milyar doların üzerinde GSYH’sı ile faklı bir dünya.

Ama Norveç’te “Camları karartılmış süper otomobiller, ünlü markaların çantalarını satan mağazalar, seçkin gece kulüplerinin dışında kuyruğa girmiş insanlar görülmüyor.” Bunun en önemli sebeplerinden bin Norveç’te petrol işi en başından beri biraz farklı yürüdü. Belki de bütün dünya sermaye piyasalarını etkileyecek kadar farklı.


Emeklilik fonu

Rusya ile Katar’dan sonra dünyanın üçüncü en büyük doğalgaz ihracatçısı konumunda olan Norveç’te 1967 yılında “Hükümet Emeklilik Fonu-Küresel” ismiyle bir fon kurdu. 2000’li yılların ortalarında petrol ve gaz fonuna çevrildi. Avrupa’nın en büyük emeklilik fonuna dönüşen yapının gelirleri ülkenin petrol gelirlerinden oluşuyor. Fonun kanunlar ile koyulan kurallarına göre, fondan arda katan paranın sadece %4’ü kamu projelerinde kullanılabiliyor veya harcanabiliyor Norveç Petrol ve Enerji Bakanı Tord Lien bir konuşmasında şöyle diyordu, “Bizim Sovereign Wealth Fonumuz şubat 2016 itibarı ile yaklaşık 6.9 trilyon Norveç Kronu bu da 806 miyar dolar yapmaktadır. Nüfusumuzun 5 milyon 156 bin kişi olduğu düşünülür ise bu her Norveç’li erkek, kadın ve çocuk için 156.000 dolar demek”

Şu anda yaklaşık 800 Milyar dolar olan fon dünyadaki tahvillerin %1’ine sahip olduğu düşünülüyor Bunun anlamı şu dünyada tahvil piyasalarından 100 USD borçlanıyorsanız bunun 1 dolarını Norveç halkı size borç veriyor başka bir deyiş ile siz her ödediğiniz faiz miktarının %1’ini aslında Norveçlilerin gelecek nesillerine bırakıyorsunuz..!


ABD-RUSYA MÜCADELESİ

2014 yılı başında 110 dolar olan petrolün varil fiyatının 50 dolar seviyelerine düşmesi ekonomileri petrole bağımlı Rusya ve İran’ı vuruyor Petrol fiyatlarındaki düşüş, Mart ayında Kırımı ilhak ederek ABD ve Avrupa’yı hiçe sayan Rusya’nın ekonomisinde uzun süreli Dır resesyonunun habercisi olarak kabul ediliyor. Birçok analiste göre ABD, enerji gelirlerine hayatî derecede ihtiyaç duyan Rusya’yı cezalandırıp İran’ı kontrol altında tutmak, Suudi Arabistan ise bölgesel rakibi İran’ı ekonomik olarak daha çok dibe çekmek için petrol fiyatlarını kasıtlı olarak düşürüyor.

2012-13 yıllarında peş peşe devalüasyonlar yasayan İran, içerde de ciddi toplumsal olayların baş göstermesinden endişeli. 2005-2013 yılları arasında İran’ın Cumhurbaşkanı olan Mahmud Ahmedinecad döneminde, yaptırımların halka yansımaması için “yârane” adında halk yardımları yapılıyordu. Yani devlet, fiili olarak değer kaybeden paranın halkın alım gücünü düşürmemesi için ülkede her fert için bir banka hesabı oluşturarak yılda üç kez bu hesaplara belli bir miktarda para yatırıyordu.

Orta-alt sınıf

İran’da att-orta ve alt sınıflar için “yâraneler” oldukça önemliydi. Ancak 2012 yılındaki yeni yaptırımlar, Suriye savaşı ve Hızbullah’a giden kaynakların oluşturduğu açıklar yüzünden Hasan Ruhani döneminde devlet artık bu halk sübvansiyonlarını ödeyemeyecek durumda Halk sübvansiyonlarının duracağını açıkça ifade etmese de Ruhani, bu konuda “gerçekçi” bir düzenlemeye gideceklerini, devlet bütçesinin bu yardımları karşılamakta zorlandığını açıkladı.

Ağır yaptırımlar altında inleyen İran ekonomisi bir taraftan Suriye ve Irak’ta bir savaşı beslemek zorunda ki bu savaşlar İran ekonomisinde doymak bilmeyen bir kara delik oluşturmuş durumda Yaptırımların bu yıl kaldırılması iyice zora giren İran ekonomisine nefes aldırdı. Batı sermayesi için de yeni bir pazar oluştu.


S. Arabistan anahtar

Suudi Arabistan’ın Petrol Bakanı ise, Petrol İhraç Eden Ülkeler’in (OPEC) fiyattaki düşüşe rağmen petrol üretimini azaltmayacağını duyurdu. Suudi Arabistan Petrol Bakanı Ali el Naimi 27 Kasım’da, petrol arzında sorun yaşanması durumunda ülkesinin günlük petrol üretimini arttırmaya hazır olduğunu da söyledi. Bu açıklama açık bir biçimde ABD lehine Rusya ve İran’a yönelik bir mesaj olarak okundu çünkü Rusya ve İran’ın fiyatlardaki düşüşe bağlı olarak ortaya çıkan büyük ekonomik kaybı ancak petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi ile durdurulabilir. Bunun için de “yüksek talep-düşük arz” politikası gerekiyor ki Suudiler dünya piyasasına daha çok petrol verdikçe bu denge oluşmayacak. Petrol fiyatlarına dayalı yeni savaşta. ABD ve Suudi Arabistan aynı cephe de yer alıyor. Suudi Arabistan’ın öncelikli hedefi bölgesel rakibi İran’ı ekonomik olarak daha derin bir dar boğaza sürüklemek Ancak ABD, bir taraftan politik ve askeri olarak Ukrayna ve Ortadoğu’da baş edemediği Rusya’nın canını ekonomik olarak acıtmaya, bir yandan da nükleer müzakereler yürüttüğü İran’ı “yeni yaptırımlar uygulamaksızın ödün vermeye zorlamaya” dayalı çift yönlü bir politika izliyor.


Parayı kontrol edenler

1969’dan 1977’ye kadar ABD’de Başkanın ulusal güvenlik danışmanı ve ABD Dışişleri Bakanı olan, ABD’nin Sovyetler Birliği politikasının da mimarı kabul edilen Henry Kissinger, “enerjiyi kontrol eden bölgeyi, parayı kontrol eden dünyayı kontrol eder” demişti. Bu ifadeden yola çıkarak, sahip oldukları enerji ile kendi bölgelerini dizayn edebileceklerini hesaplayan İran ve Rusya, parayı kontrol eden ABD tarafından cezalandırılıyor denilebilir.

YARIN: ENERJİ FONLARI, KAYNAK


Yeniçağ, 6 Temmuz 2016
“Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki aslî cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin”
Kullanıcı küçük betizi
Balasagun
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 3524
Kayıt: Cum Eki 17, 2008 13:18

Re: Petrol Savaşları

İletigönderen Balasagun » Pzt Tem 18, 2016 19:32

PETROL SAVAŞLARI -2-


Enerji fonları dünya ekonomisinin kaynağı



Norveç Kamu Fonu’nun Türkiye’deki yatırımları Hazine tahvillerinde 1.5 milyar dolar iken 1.2 milyar dolarlık da hisseyi elinde tuttu. 2014’te ise fon hem hazine kâğıtları hem de toplam büyüklükte en büyük pozisyonuna ulaştı


Resim
Norveç Hükümet Emeklilik Fonu Türkiye’deki yatırımlarını 2013 yılına kıyasla 2014 yılında iki katına çıkardı. Dört yıl içerisinde dört kat bir artış gösteren Norveç’ten Türkiye’ye gelen yatırımlar, toplamda yaklaşık 12.75 milyar TL ulaştı. Norveç Fon’unun Türkiye’deki yatırımlarının 2014’de dikkate değer bir şekilde artırmasının nedeni, portföylerinde tahvillere önemli bir yer açmak için alınan ilke kurarından kaynaklanmaktadır. Fon, Türk Hava Yolları ve Yapı Kredi Bankası gibi Türk şirketlerinin hissedarıdır.

Fon aynı zamanda Norveç Hükümeti’nin belirlediği şekilde orta derecede risk ile mümkün olan en yüksek dönüşü alma hedefiyle birçok farklı ülkeye, firmaya ve mevduata yatırım yapmayı amaçlıyor. Fon değerlerinin yüzde 60’ı öz sermaye, yüzde 35-40’1ık bir oranı sabit gelir ve yüzde 5 kadarı ise gayrimenkulden oluşuyor. Türkiye örneği üzerinden dünyanın petrol-sermaye piyasaları ve finans döngüsü resmi daha belirgin hale getirir.


KATAR FONU

Resim
2013’te Norveç Kamu Fonu’nun Türkiye’deki yatırımları Hazine tahvillerinde 1.5 milyar dolar iken 1.2 milyar dolarlık da hisseyi elindi tuttu. 2014’te ise fon, hem hazine kâğıtları hem de toplam büyüklükte en büyük pozisyonuna ulaştı. Yani siz otomobilinize yakıt alırken, konutunuzu ısıtırken veya elektrik santralleri petrol veya doğal gaz kullanırken aslında ödediğiniz paranız bir yere gitmiyor “yeniden size borç veya ortaklık olarak” geri dönüyor. Eğer siz bu kaynakları verimli ve doğru kullanırsanız aslında kendi enerji maliyetiniz ile kendinizi fonlamış oluyorsunuz! Dolayısı ile 2000 sonrası yıllarda gördüğümüz gibi petrol fiyatları yükseldikçe petrol ithal eden ülkeler büyüdü.. Aynı örneğe bir de dünya çapında bakalım. The Qatar Investment Authority, 2005 yılında kurulmuş esas olarak tıpkı Norveç Petrol Fonu gibi bir Devlet Yatırım Fonudur.

Bu yatırım kuruluşu da Katar’ın gaz veya petrol gelirlerinin fazlasını yatırıma dönüştürür. Fonun 2005 sonrası yaptığı bazı ortaklıklardan veya hisse alımlarından örnekler verelim: Barclays, Volkswagen Grubu, Porsche, Sainsbury, Lagardere, Total, Vivendi, Royal Monceau, France Telecom, Film Yard Holdings-Miramax, Royal Dutch Shell, Vinci SA ve hatta Paris Saint-Germain Futbol Kulübü. Devlet (Kamu) Yatırım Fonları. Bu fonlar son zamanlarda. Rezerv Fonları (Rusya), Emeklilik Fonları, Stratejik Fonlar gibi çeşitli sınıflara ayrıldılar.


7 TRİLYON DOLAR

Son yıllarda petrol yükseldikçe gelişmekte olan piyasalar daha da büyüdü ama çalıştığınız şirketin, bankanın önemli ortağı artık belki Çin, Katar, Norveç. Singapur devleti. Veya semtinize yapılan otel veya AVM inşaatının sahibi belki adını bile hiç duymadığınız ama dünyada 7 trilyon doları yöneten başka kamu fonu.

Yapıyı şöyle sadeleştirelim, petrol ihraç eden birçok ülke artık para almak yerine petrol ithal eden ülkelerin şirketlerinize ortak oluyor gayrimenkullerini alıyor. Artık para için ülkeler kimle görüşmesi gerektiğini biliyor; Rusya haziran ayında Çin, Abu Dabi, Katar, Bahreyn, Güney Kore, İran, Fransa ve İtalya Kamu Fonları başkanları ile toplantı yaparak yatırım veya borç talebinde bulundu...


KÂBUSA DÖNDÜ

Ama 2014 yılından itibaren işler tersine dönmeye başladı. Petrol fiyatları dayanılmaz bir hızla düşmeye başladı. Düşen petrol fiyatları önce bu fon gelirlerini azalttı.

Sonra da bu fonlar artık gelirleri hızla düşen devletler için ilk akla gelen kaynak oldu. Suudi Arabistan, Katar fonları Avrupa ve çevre ülkelerde yüklü miktarda hisse senedi sattılar.

Norveç dünyadaki en büyük SWF bile artık varlık sattıracak pozisyonlar almaya başladı. Rusya, Kazakistan ve benzer ülkelerde de durum farklı değil. Peki güzel bir rüya neden bazıları için kabusa döndü... 150 dolar iken petrol peşinde koşan alıcılar 35 dolar olan Petrolün yüzüne bakmaz oldu. Petrol depolanacak tesisler yetmiyor milyonlarca ton ham petrol dev tankerlerde açık denizde veya liman girişlerinde bekletilmeye haşlandı...


ABD KENDİNE YETİYOR

Mart 2015’de ABD 1971 yılından sonraki en yüksek aylık hanı petrol üretim rakamına ulaştı 9.600.000 varil/gün. 2000 Yılında ABD Doğal gaz üretiminde kaya gazı oranı %1 bile değildi. Şu anda bu rakam %20’nin üzerinde ve 2035 yılında bu oranın %46 civarında olacağı tahmin ediliyor. Daha ilginç olanı ise 2017 yılından itibaren ABD’nin net Doğal gaz ihracatçısı olacak olmasının beklenmesi. Ve bunların tümü bir araya geldiğinde Amerika Birleşik Devletleri 2015 yılından itibaren genel anlamı ile arttık petrol ve gaz üretiminde net anlamı ile kendine yeter bir ülke..!


Rusya’da rezervler rekor kırdı

Resim
Petrol fiyatlarındaki çöküş bazı Amerikan petrolcüleri için felaket oldu. 2016 başında 170 milyar dolar banka kredi borcu, petrolcüleri daha fazla üretim yapmaya itti.

Tabi dayanabilenler 2000’li yıllardan sonra Rusya doğal gaz ve petrol fiyatlarının etkisi ile ekonomik toparlanma yaşadı Avrupa’nın doğal gaz tedarikçisi rolü Rus Merkez Bankası’nın döviz ve altın rezervlerini tarihi zirvelere taşıdı. Rus Merkez Bankası’nın uluslararası rezervleri 2000 yılında sadece 27.6 milyar dolar iken 2008 krizinin ilk günlerine gelindiğinde Temmuz 2008 tarihinde 596.5 milyar dolar ile tüm zamanların rekorunu kırdı. Aynı tarihlerde Brent Petrol varil fiyatı 145 dolar ile rekor seviyelerinden birini görmekte idi. Bundan sadece 6-7 ay sonra ise Brent Petrol 35 dolar seviyelerini görürken Rus Merkez Bankası Uluslararası rezervleri 383.8 milyar dolar olacaktı.

2011 Yılında petrol fiyatları FED’ın QE Parasal Genişleme paketleri ile 125 dolar seviyelerine geri gelirken Rusya Merkez Bankası rezervleri 545 milyar dolara geri dönmüştü.

2015 sonunda ise rezervleri 364 milyar dolar kalan Rusya artık bir “petrol-gaz bağımlısı” idi. Petrol ve doğal gaz, zaman içinde meydana geldiği ana kaya parçasından başka farklı kayaç oluşumlarına kayar. Bu hareket esnasında ana kayada kalan petrol veya doğal gazı ise kaya gazı olarak anılır.


Gelecek nesillerin serveti

Bir kaç tanesi daha önceki tarihlerde kurulsa da 90’lı ve 2000’li yıllardan sonra Dünya finans ve sermaye piyasalarında yeni ve ezici bir güç doğdu:

Genellikle ödemeler dengesinde fazla veren ülkelerin kamu yönetimleri bu fazlalığı gelecek nesillere taşımanın anlamını fark ettiler. Bu kaynaklar genellikle emtialara dayalı idi ve aslen sadece şu andaki nesile değil gelecek nesillere de ait bir servetti. Özellikle 2000’li yıllardan sonra sayıları hızla artan bu bir nevi “Devlet-Kamu Fonları” artan petrol fiyatları ile devasa boyutlara ulaştılar. Son rakamlara göre yaklaşık olarak 7 trilyon 193 milyar 200 milyon dolar


Sermaye piyasaları

Bu büyüklüğün yaklaşık 4 trilyon doları Petrol ve Gaz fonlarından oluşuyor. Birkaç örnek vererek bu petrol fonlar hakkında fikir vermek faydalı olabilir; Norveç Petrol Fonu; 824 milyar dolar, Abu Dhabı Invest: 773 milyar dolar, SAMA (Suudi Arabistan): 668 milyar dolar, Kuveyt Yatırım Fonu: 592 milyar dolar, Katar Yatırım Fonu: 256 milyar dolar. Bunlar sadece büyük petrol fonlarının bazıları ki daha küçük ölçekli bir çok fon daha mevcut.

Yukarıdaki ülkelerin farklı fonları olduğu gibi Kazakistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya gibi ülkelerinde görece daha küçük fonları mevcut. İşte dünyada petrol kavramının zeminini son 10 yılda değiştiren temel resim burada saklı. Petrol ihraç eden ülkeler petrol ithal eden ülkelerden elde ettikleri gelirlerin büyük bir bölümünü yeniden o ülkelerin sermaye ve finans çevrelerine geri vermekte! Doğru ve yerinde yatırım ve yapılanma içinde olan gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler 2000 sonrası aslında enerji için dışarı ödedikleri paranın büyük bölümünü sermaye ve kredi piyasaları yolu ile geri çektiler.


ABD stratejik birikimleri sattı

ABD’nin hiç elini sürmediği stratejik petrol rezervlerini satmaya karar verdiğini duymamış olabilirsiniz... 6 Ekim 2015 ABD’nın Stratejik rezervlerini satmaya karar vermesi o günlerin en ciddi haberi olmalıydı..

Miktar piyasaları etkileyecek boyutta olmasa dahi stratejik değişiklik aslında piyasaları sarsmalıydı ama o günlerde “bir kaç kişi hariç kimse bu kadarını beklemiyordu”. ABD Enerji Bakanlığı’na bağlı Enerji Bilgi İdaresi’nin (EIA) Kısa Vadeli Enerji Görünümü raporuna göre, ABD hükümeti ham petrol üretiminin 2016 yılında 740 bin varil/gün azalmasını bekliyor. 2016 yılı için petrol üretiminde düşüş tahminini 700 bin varil/günden 740 bin varil/güne çıkaran EIA, 2017 yılında ise üretimin 230 bin varil/gün daha azalarak 8,46 milyon varil/güne gerileyeceğini öngördü.


Uzun bir yolu yok

2016 yılı için talepte büyüme tahminini 160 bin varil/günden 110 bin varil/güne indiren EIA, 2017 yılı için büyüme tahminini de 280 bin varilden 260 bin varile revize etti. EIA 2017 için talepte büyüme beklentisi de 40 bin varil düşürerek 1,46 milyon varil/güne indirdi.

Dünyanın büyüme senaryolarının zayıflığı da dikkate alındığında aslında petrolün bir nesilden daha uzun bir yolu yok.

YARIN: KÜRESEL GAZ PİYASASI

Yeniçağ, 7 Temmuz 2016
“Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki aslî cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin”
Kullanıcı küçük betizi
Balasagun
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 3524
Kayıt: Cum Eki 17, 2008 13:18

Re: Petrol Savaşları

İletigönderen Balasagun » Sal Tem 19, 2016 14:45

PETROL SAVAŞLARI -3-


Küresel gaz piyasasında ABD depremi yaşanıyor



Cheniere Energy Pazarlama Müdürü Meg Gentle, dünyada en düşük maliyetle LNG üretimi yapan ABD’nin, 2020’de küresel LNG piyasasında ilk 3 ihracatçı ülkeden biri olacağına inandığını söyledi


Resim
Ve Şubat 2016; Dünya doğal gaz piyasasında biç bir şey eskisi gibi olmayacak, ABD’nin ilk LNG ihraç gemisi Brezilya yolunda. “ABD’nin Houston kentinde düzenlenen IHS CERAWeek 2016 Enerji Konferansı’nda konuşan Cheniere Energy Pazarlama Müdürü Meg Gentle, şirketin ilk LNG kargosunun, Louisiana eyaletindeki sıvılaştırma tesisinden Brezilya’ya gitmek üzere yola çıktığını duyurdu.” Kargo için “küresel gaz piyasasını değiştirecek gemi” tanımlamasını kullanan Gentle, dünyada en düşük maliyetle LNG üretimi yapan ABD’nin. 2020’de küresel LNG piyasasında ilk 3 ihracatçı ülkeden biri olacağına inandığını kaydetti.


Dönüm noktası

ABD Enerji Bakanı konferansta yaptığı konuşmada, ihracatı; “Büyük bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. ABD’nin giderek artan kaya gazı üretimi sayesinde dışa bağımlılığını azalttığının, anık doğalgaz ithalatçısı bir ülke olmadığının altını çizen Enerji Bakanı, kaya gazının küresel doğal gaz piyasasını değiştireceğine inandığını söyledi.

“ABD hükümeti olarak LNG ihraç eden özel şirketlere karışamayız. Ancak Türkiye üzerinden geçecek Güney Gaz Koridoru ve Doğu Akdeniz’den gelecek doğal gaz kaynaklarını destekliyoruz. Bu sayede Avrupa’nın gaz kaynakları çeşitlenecek. ABD gazının küresel piyasaya arzıyla da kaynak çeşitliliği oluşacak.” ABD Enerji Enformasyon İdaresi verilerine göre, ülkenin toplam doğalgaz üretimi 2007’de 546 milyar metreküpten 2014’te 727 milyar metreküpe çıktı. Aynı yıllar arasında kaya gazının üretimi ise 36 milyar metreküpten 380 milyar metreküpe yükseldi. ABD’de 2014’te üretilen doğal gazın yüzde 48’e yakını kaya gazından geldi.


Resim
S. Arabistan’ın planı

Suudi Arabistan, 2014 yılından itibaren sanki, eski Petrol Bakanı Zeki Yamani’nin her kelimesini uygulayan bir master plan geliştirdi. 2008 krizi sonrası oluşan hava aslında akıllarda olan bir çok düşünceyi tetiklemişti. Yenilenebilir enerji konuşmaları, elektrikli otomobil teşvikleri, en çok haber yapılanlar arasında idi. Nükleer enerji çalışmaları çok hızlı ilerledi yeni nesil santraller dünyanın her tarafından ihaleler alıyordu. Şu anda dünyada 438 nükleer santral var ve 42 tanesi inşaat halinde. Almanya başta olmak ve Avrupa’daki bir çok ülke rüzgar-güneş her türlü temiz enerji için devasa adımlar ile ilerliyor. Yamani 2000 yılında Irak’ın büyük bir üretici olacağını tahmin ediyordu. Ama bu durum 15 yıl kadar gecikti..! Irak 2015 yılında önümüzdeki dönemde 12 milyon varil gün ile dev üretim rakamlardan bahsetmekte.


Amerikan petrolcüleri

2014 sonrası çoğu analiz Suudi Arabistan’ın Rusya ve İran’ı cezalandırmak istediğine inanıyor. Bu teoriler gerçekte olabilir ama arka tarafta yatan başka büyük zemin mevcut. Konu sadece İran ve Rusya olmayabilir. Başka bir açıdan bakarsak aslında Suudi Arabistan’ın nerdeyse sınırsız üretim artışından en büyük zararı gören başkaları da var, ABD’de kaya gazı ve petrol için milyarlarca dolar yatırım yapan Amerikan Petrolcüleri gibi..!

ABD’de 2014 yılında 1600 civarında olan sondaj kule sayısı 2015’de 500’1ü rakamlara geriledi. Ancak bunun yanında daha ucuz bölgelerde üretim artışı devam ediyor. Sanki Amerika’nın içinde bazıları “Suudi America” rolü üstlenmiş durumda. Ama Amerikan hükümetinin aynı rahatsızlık içinde olduğu söylenemez.


Altyapı yatırımı

Çünkü 2008 sonrası hanehalkı harcanabilir gelirlerine en büyük destek petrol fiyatlarından geldi. Üretim için dünyanın her yerinden çok daha avantajlı enerji fiyatları ve otomobilinin deposunu ucuza dolduran Amerikalılar varken hükümetin yıllardır “çok para kazandıklarını” düşündükleri petrolcüler için üzülmesi beklenemezdi, üstelik 2016 seçim yılında.

Petrol sanayi çalışanları 100 bin dolar yıllık ortalama ile ABD’nin 51 bin dolarlık ortalamasının %95 üstünde kazandılar. Petrol sanayi ABD’de sadece 2008-2012 yıllan arasında 174 milyar dolar alt yapı yatırımı yaptı. Milyonlarca yüksek ücretli iş gücü yarattı öyle ki 2008 sonrası artan ABD istihdam rakamlarının büyük çoğunluğu direkt veya dolaylı petrol sektöründendi. The American Petroleum Institute’ye göre petrol ve doğal gaz sektörü de ABD’de ekonomik büyümenin önemli bir kaynağıdır.


10 trilyon dolarlık yatırım

Yamâni’nin ana fikri artık hem dünya petrol fiyatlamasını ve hem de; sermaye finans piyasalarını sardı. Petrol çıkarmak ve sanayilerini desteklemek için 2040 yılına kadar harcanması gereken 10 trilyon dolar petrol yerine kullanılacak yeni enerji türleri için harcanmış olsa zaten Petrol Çağı bitmiş olacak. Bu Yamâni’nin 2000 yılındaki temel düşüncesi idi. Petrol parası fiyatların düşmesi ile belki bir süre sadece ülkelerin cari harcamaları veya bütçe açıkları için kullanılacak ama stabilite sonrası yeniden şirketlerinize ortak olmak üzere akmaya devam edecek.



Resim
“Petrol yeraltına terk edilecek”

SUUDİ Arabistan başta olmak üzere birçok petrol üreticisi ülke petrol çağının bitmekte olduğu üzerine yapılanmaya bağladı Bu durumdan çıkış için kendilerine buldukları yol ise sermaye ve finans piyasaları üzerinden geçiyor. Ülkelerin ve şirketlerin büyümesi ve petrol talebi aynı zamanda bu ülke ve şirketlerin sermaye piyasaları yolu ile desteklenmesini ve daha da büyümesini sağlıyor.


İran gerginliği

Düsen petrol talebi ve yavaşlama ise Petrol Fonlarını daralttığında aynı zamanda sermaye piyasalarını da bu anlamı ile daraltıyor Jeopolitik gerginlikler ABD’nin enerji bağımsızlığını sağlaması ve dünyanın bir çok bölgesinde yeni arz yollarının bulunması ile artık petrol fiyatlarını eskisi gibi yukarı itmiyor Tam tersi jeopolitik gerginlikler daralan ticaret hacmi ve ekonomik faaliyet petrol fon gelirlerini düşürüyor ve petrol ihraç eden ülkelerin bütçe açıkları için daha ucuza daha çok petrol satmalarına sebep oluyor.

Suudi Arabistan ve İran arasında yaşanan gerginliğin Orta Doğu’nun yanı sıra tüm küresel enerji pazarını etkiliyor. Çünkü gerginlik talebi azaltırken ihraçcı ülkelerin “para talebi” agresifleşiyor. Jeopolitik gerginlikler ABD kendi enerji talebini karşıladığı ve dünyanın her tarafında bu kadar bol petrol varken fiyatı arttırmıyor tam tersine düşürüyor. İran için petrol sanayinin acil yatırım ihtiyacı sebebi ile durum daha da karışık. Brookings Enstitüsü Uzmanı ve ABD’nin Eski Bakü Büyükelçisi Kauzlarich’in “Petrolde arz fazlası ve talebin azalması sonucu olarak büyük şirketler İran’a yatırım yapmakta riskli olduğu düşüncesiyle daha yavaş davranacaktır” yorumu olayı net şekilde açıklamakta.

Avrupa ise yakın dönemde böyle bir talep yaratacak ekonomik aktiviteye sahip olmadığı gibi yenilenebilir enerji kaynakları konusu özellikle Almanya, İngiltere, İspanya gibi en büyük alıcılarda gittikçe gelişiyor Suudi Arabistan ise çıkarma maliyeti düşük havzalarından bol ucuz petrol satışına devam ediyor.


Resim
Aramco halka açılacak

Suudi Arabistan, petrol şirketi Aramco’yu satmayı değerlendiriyor Suudi Arabistan devlet petrol şirketi Aramco halka arz edilecek. Borsaya açılacak Aramco’nun Apple’ı da geçerek tarihin en değerli şirketi olması bekleniyor. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’in de bu halka arzı ciddi şekilde desteklediği biliniyor.

Aramco yaptığı açıklamada şirketin halka arzıyla ilgilendiğini doğruladı. Fakat ne kadarlık bir kısmın halka açık olacağını belirtmedi. Aramco adına açıklama yapan Suudi Arabistan Prens yardımcısı Muhammed bin Salman, “Kraliyetin reformları kapsamında bu halka arza sıcak bakıyoruz. Suudi Arabistan ekonomisi de bu işi destekliyor” diye konuştu.

Suudi Arabistan’ın Zahran kentinde bulunan şirket ilk petrol kuyusunu 1935’te açtı.

Firmanın 261 milyar varil petrolü olduğu biliniyor. Bu ABD’nin en büyük petrol şirketi Exxon mobile’ın potansiyelinden 10 kat daha fazla. Dünyada üretilen 8 varil petrolden birini Aramco üretiyor. Aramco’da 51 bin Suudi 10 bin 254 yabana çalışıyor.

Suudi Arabistan Prensi Muhammed bin Salman kurulması planlanan Kamu Yatırımları Fonu’nun Aramco varlıklarının eklenmelisiyle zaman içerisinde 2 trilyon dolara ulaşması ve Suudi Krallığı’nın petrolden kazanım elde etmesine yardım etmesi bekleniyor.


YARIN: YENİLEBİLİR ENERJİ

Yeniçağ, 8 Temmuz 2016
“Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki aslî cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin”
Kullanıcı küçük betizi
Balasagun
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 3524
Kayıt: Cum Eki 17, 2008 13:18

Re: Petrol Savaşları

İletigönderen Balasagun » Sal Tem 19, 2016 15:07

PETROL SAVAŞLARI -4-


Yenilenebilir enerji arzı hızlanacak



Bio yakıtların da aralarında bulunduğu yenilenebilir enerjinin yılda yüzde 6,6 civarında büyümesi ve bunun sonucunda da, bugün yüzde 3 olan karışımdaki paylarının 2035’e kadar yüzde 9’a çıkması bekleniyor

Resim
British Petrol’ün (BP) Enerji Görünümü 2016 Raporu aynı zamanda sektörün genel beklentilerini yansıtmakta. Dünyanın düşük karbonlu bir geleceğe geçişi başlıyor. Global enerji piyasalarındaki zayıflığa ve Çin’in büyümesinde görülen yavaşlamaya rağmen enerji talebindeki artış, dünya ekonomisindeki büyümeye paralel olarak, gelecek 20 yılda ve sonrasında da devam edecek. “BP Enerji Görünümü 2016 Raporu”na göre, global enerji talebinin 2014 ile 2035 yılları arasında yılda ortalama yüzde 1,4 artış ile toplamda yüzde 34 büyümesi bekleniyor. Genel talepteki bu yükseliş, enerji karışımında meydana gelecek önemli değişiklikleri de içinde barındırıyor. Dünya daha düşük karbonlu bir geleceğe geçişini başlatırken, daha düşük karbonlu yakıtlar karbon yoğun yakıtlardan daha hızlı büyüyecek.


KÖMÜR TÜKETİMİ

Resim
“BP Enerji Görünümü 2016” raporu, diğer kaynaklardaki hızlı büyümeye rağmen, fosil yakıtların 2035 e kadar olan dönemde hakim enerji çeşidi olmaya devam ederek, talepte yaşanması beklenen artışın yüzde 60’ını ve dünyanın 2035 yılındaki toplam enerji arzının yüzde 80’ini oluşturacağını öngörüyor. Gaz, yılda yüzde 1,8 artış ile en hızlı büyüyen fosil yakıt olurken petrol, enerji karışımındaki payında devam eden düşüşe rağmen, yılda yüzde 0,9’luk istikrarlı büyüme sergileyecek. Kömür tüketimindeki büyümede görülecek keskin yavaşlamayla, kömürün enerji karışımındaki payı 2035 yılına kadar tüm zamanların en düşük seviyesine inecek ve en büyük yakıt kaynakları sıralamasında ikinciliği gaza bırakacak.

Fosil dışı yakıtların ise, geçen yılın yayınlanan “BP Enerji Görünümü” raporunda beklenenden daha hızlı bir büyüme sergileyeceği öngörülüyor. Bio yakıtların da aralarında bulunduğu yenilenebilir yakıtların yılda yüzde 6,6 civarında büyümesi ve bunun sonucunda da, bugün yüzde 3 olan enerji karışımındaki paylarının 2035’e kadar yüzde 9’a çıkması bekleniyor. BP Grubu Baş Ekonomisti Spencer Dale, yaptığı değerlendirmede enerji talebinin büyüyeceğini belirtti ve şunları söyledi “Gelecek 20 yılda, dünya ekonomisindeki genişlemeye ve yükselen aktivite düzeylerine güç vermek için daha fazla enerji gerekmesine paralel olarak enerji talebi de büyümesini sürdürecek gibi görünüyor.” Artan enerji talebinin arkasındaki temel güçleri ise gelir ve nüfus oluşturuyor. 2015 yılına kadar, dünya nüfusunun yaklaşık 8,8 milyara ulaşarak enerjiye ihtiyaç duyan insan sayısına 1,5 milyar kişi daha eklenmesi bekleniyor. Yükselen ekonomilerdeki güçlü büyüme petrol talebini güçlendirirken, dünya üzerindeki taşıt sayısının bugünkünün iki katının üzerine çıkması ile dünyadaki talep artışının yarısından fazlası Çin ve Hindistan’dan gelecek.


KAYA GAZI

“BP Enerji Görünümü 2016” raporuna göre, doğal gaz arzı, dünya çapında kaya gazı üretimindeki güçlü artışların etkisi ile sağlam bir büyüme sergiliyor ve bunun yılda yüzde 5,6 artması öngörülüyor. Kaya gazının 2014’te toplam gaz üretimindeki yüzde 10’luk payı 2035’te neredeyse yüzde 25’e yükselecek. Global sıvı yakıt arzı, ağırlıklı olarak OPEC üyesi olmayan ülkelerin arzındaki artış sayesinde 2035 yılına kadar günde 19 milyon varil civarına ulaşacak. OPEC’in, yüzde 40 civarındaki pazar payını korumak için harekete geçmesi bekleniyor.


Türkiye’den 40 milyar dolar çıktı

Petro Fiyatlarında 2014 sonrası yaşanan hareketin Türkiye’ye doğrudan ve dolaylı etkileri:

Türkiye petrol fiyatlarındaki sert düşüşü iki farklı açıdan yaşamakta. Bunlardan ilki petrol fiyatlarında düşüşe sebep olan temel talep eksikliği konusu. Bu global büyümedeki yavaşlama ve ticaret hacimlerindeki düşme ile birlikte Türkiye ekonomisini etkiledi. İkinci etkisi ise sermaye piyasalarındaki daralma ile Türkiye’den çıkan yatırımların TL değeri ve varlık fiyatları üzerinde oluşturduğu baskıdır 2015 Yılında tüm dünyada 2008 yılından daha büyük miktarda fon başta Çin olmak üzere gelişmekte olan piyasalardan çıktı... Türkiye’den de bu trende uygun olarak yaklaşık 40 milyar dolarlık bir para çıkışı yaşandı.


İthalat faturası

Türkiye bu petrol fiyatlarındaki çöküşten bir petrol ithalat ülkesi olarak fiyat anlamında olumlu etkiler gördü. Türkiye’nin petrol ithalatını günlük 550 bin varil olarak kabul etmemiz mümkün. Yıllık 22 milyon ton kadar bir ithalatımız söz konusu. Varil fiyatının 100 dolar civarında olduğu durumlarda günlük ham petrol ithalatımız 55 milyon dolar oldu. Petrol fiyatları 45 dolar ortalamaya geldiğinde günlük faturamızdaki düşüş 30,25 milyon dolar olur. Bu toplamda ham petrol bazında 14 milyar dolardan fazla bir ekonomik avantaj anlamına gelir. Tabi bununla birlikte doğal gaz ve petrol ilişkili hammadde ve ürünler ithalatından elde edilen dolaylı etkilerde hesaba katıldığında bu rakamın daha yüksek olacağını bu konuda spekülatif rakamların telaffuzunun mümkün olduğunu belirtmek gerekir. Ki petrol ve hammadde fiyatlarındaki hareketin Türkiye’ye sadece fiyatlar üzerinden etkisinin 20 milyar dolar üzerinde olması muhtemel.


Dezenflasyon süreç

Belki de yüz yılın değil, iki yüz yılın fırsatı... Tüm dünyada dezenflasyon bir süreç, düşük faiz ve finansman yükü (en geniş cari açık dönemini en düşük faiz ile geçiyoruz), sadece petrolde değil hemen birçok ham maddelerde düşen fiyatlar. Kısaca enflasyon konusunda bu kadar olumlu dışsal zemin gerçekten tarihi ‘durum’. Ancak bu, şu anda sadece bir ‘durum’. Bu durumun ‘fırsata’ döndürülmesi için gereken her şey tam olarak şimdi-şu an yapılmalı


Irak üretim devi olacak

Bütün bu gelişmeler yanında farkında olunması gereken bir durum vardır ki;

Aslında üretimini günlük 12 milyon varile çıkarma potansiyeli ile gerçek bir petrol üretim devi olması ihtimali en yüksek ülke Irak. Yakın zamanda ise Irak, gelecek 5 yılda günlük petrol üretimini 7 milyon varile çıkarmayı hedefliyor. Aynıca, dikkat çeken bir cümlede Irak Petrol Bakanı’na aittir; “Irak’ın gaz üretiminin tamamını elektrik üretimi ve sanayide kullanacak”!

Irak Petrol ve gaz sektörünün gelecek 15 yılda ki yatırım ihtiyacı ise; 300 milyar dolar...

Kargaşa içinde arka planda kalan Irak aslen oyunun temel taşlarından biri...


İsveç, fosil yakıtlarla bağı koparıyor

İsveç Enerji Bakanı İbrahim Baylan, İsveç’te fosil yakıtlara bağımlılığını sonlandıran Dünya’daki ilk ülkelerden biri olma yolunda önemli adımların atıldığını belirtirken “İsveç, 2030’a kadar, petrole ve fosil yakıtlara bağımlılığı tamamen sona erdirmek için büyük yol katetti” dedi. İbrahim Baylan, fosil yakıtlara bağımlılığını sonlandırma ve yenilenebilir enerji üretme konusunda değerlendirmelerde bulundu. İbrahim Baylan, “Yenilenebilir enerjide, hidroelektrik, jeotermal enerji, rüzgâr enerjisi, orman atıklarından üretilen enerji ve deniz dalgalarından üretilen enerji sayesinde, 2030 yılına kadar fosil ve petrol yakıtlarına son vermeye hazırlanıyoruz” dedi. İsveç’te 10 nükleer santral olduğuna dikkati çeken İbrahim Baylan, 10 santralden 4’ünün 2020 yılında kapatılacağımı ifade etti.


Petrol endüstrisinin yerini alacak yeni kaynaklar

Resim
2012 yılı itibariyle, tüm dünyanın ihtiyacı olan toplam enerjinin %87’si karbonun formaları olan kömür, petrol ve doğal gazdan sağlandı. Bu fosil yakıtların oluşumu milyonlarca yılda gerçekleşiyor Ekzon, BP ve fosil yakıtlardan yüksek kar elde edilmesine rağmen alternatif enerjinin farklı olması bekleniyor. 275 milyon yıl öncesinden günümüze kadar gelen fosil yakıtların yerine uzmanlar ve dünya liderleri yenilenebilir (alternatif) enerji kaynaklarına yönelmeye başlamışlardır.


Rüzgarın gücü

Bu yakıtların yerine çevreye ve canlılara zarar veremeyen, güvenilir, doğa dostu, bitmek tükenmek bilmeyen ve insanoğlunun üretmeye gücünün yetmeyecek yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgi ve ihtiyaç her gecen gün artmakta Yapılan çalışmalar sonucunda, 20 yıl içerisinde tüm dünyanın ihtiyacı olan enerjinin dörtte birinin yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilecek tahmin ediliyor. Çernobil’de olduğu gibi çevreye yayılan nükleer radyoaktif kalıntılar birçok insanın hayatını olumsuz yönde etkiledi. Peki, fosil yakıtlarla nükleer enerjinin zararlarını kıyasladınız mı hiç? Hangisi daha zararlı olabilir sizce? Tabi ki fosil yakıtlar daha zararlı ve herkes tarafından bilinen bir gerçek!

Rüzgar doğal bir oluşumdur, hiçbir yere gitmiyor, ozon tabakasına zarar vermiyor ve en önemlisi kimse onun sahibi değil! Bu enerjiden ilk olarak yel değirmenleri ve yelkenli gemiler yapılarak yararlanıldı. Şimdi kullanım amacı ise daha çok elektrik üretmek üzerinedir... Fosil yakıtlar yüzünden atmosfere salınan zararlı gazlarla hava ve su ciddi ölçüde kirleniyor Tertemiz bir enerji olan rüzgar enerjisi ile ne sularımız ne de havamız kirleniyor. Panellerinden çıkan gürültü yarattığı tek kirliliktir, ancak son teknolojiyle üretilen panellerle bu gürültü minimum seviyelere indirildi. Dünyadaki ilk rüzgar santralı Kaliforniya’da kurulmuştur. Amerika’nın en açık alanlarından birine ise 2014 yılında 13 bin adet rüzgar panel kuruldu. Su kullanımı gerektirmeyen ve ucuz olan bu enerji için kurulan rüzgar türbinlerin sayısı artmaktadır. Hatta 10 yıl içersinde dünya elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unun rüzgar enerjisinden sağlanacağı düşünülüyor.

B İ T T İ

Yeniçağ, 9 Temmuz 2016
“Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki aslî cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin”
Kullanıcı küçük betizi
Balasagun
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 3524
Kayıt: Cum Eki 17, 2008 13:18

Re: Petrol Savaşları

İletigönderen Güncelolsun » Prş Mar 01, 2018 11:43

Uzmanların dün yaptıkları yorumda; 66 dolar seviyesinde seyreden Brent petrol için yıl boyunca düzenli bir artış bekliyor denilmişti. Ham petrol şu an 61.61 0.13% seviyesinde. Benzin ise 1.9245 -0.13% düşüş seviyesinde. Canlı olarak fiyatları ve grafikleri takip ediyorum. Uzman yorumları sayesinde neler olabileceği hakkında bilgi ediniyorum. Bakalım sonuç ne olacak?

ham petrol anlık takip: http://piyasa.paratic.com/forex/emtia/ham-petrol/

benzin anlık takip: http://piyasa.paratic.com/forex/emtia/benzin/
Kullanıcı küçük betizi
Güncelolsun
Üye
Üye
 
İletiler: 61
Kayıt: Sal Kas 08, 2016 11:43


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x