Psikolojik ve Örtülü Savaş Unsuru Olarak Terör...

İzlem (Strateji) - Bazen barışın, bazen de savaşın sanatı...

Psikolojik ve Örtülü Savaş Unsuru Olarak Terör...

İletigönderen bezgin » Prş Eki 08, 2009 17:10

Psikolojik ve Örtülü Savaş Unsuru Olarak Terör ve "Psikodelik" Maddeler



Ramazan K. Kurt - Ortadogu Gazetesi

ABD İç Savaşı'nda (1861 - 1865) ve Alman - Fransız Savaşı'nda (1870 - 1871) morfin, yaralı askerlere ağrı kesici olarak deri altına enjekte edilerek yaygın şekilde kullanıldı.

Ancak aynı askerler, cephe gerisine çekildiklerinde baş ağrısı, titreme, bulantı, kusma, kasılma belirtileri göstermeye başlıyorlardı. Bu klinik tabloya "Asker hastalığı" (Soldiers Disease adı verildi. Sonraları bu klinik bulguların, ağrılarını dindirmek için morfin tedavisi uygulanan yaralı askerlerin morfin bulamadıkları hallerde maruz kaldıkları kriz olduğu ortaya çıktı.

Morfin, hidroklorid tuzu, afyon - haşhaş bitkisinin kozasının çizilmesiyle elde edilen eriyik içerisinde bulunur.

Avrupa'da pipoyla içiliyor, çiğnenerek yutuluyor ve asiller arasında yaygın olarak kullanılıyordu.

1804 yılında Fransız kimyager Seguin renksiz morfin kristallerini ayırmayı başardı. Alman kimyacı Serturner 1812 yılında "afyonun analizi" adıyla bu maddeyi ilmi olarak tanımlayıp yayımladı. Ancak morfini enjekte edilebilir hale getirebilmek 1853'te mümkün oldu.
Yunan mitolojisindeki "uyku ve rüya tanrısı Morphiumis"tan ikame edilen morfin adı "mutluluk veren madde, mucize ilaç" diye reklam edildi. Ağrı kesici, keyif ve uyku verici özelliği ile ismi özdeşleşti. Morfin kullanmak "Tanrı Morphium"un kolları arasına girmek olarak değerlendiriliyordu Avrupa'da. Zenginler morfini ipek mendil içinde şırıngada taşıyarak, canları istediği zaman deri altına kolayca yaptırıyorlardı.

Fakat kazın ayağı iki taneydi. Pichan 1890'da yayımlanan "Morphinisme" adlı kitabında, morfinin sebep olduğu bağımlılığı ortaya koydu. Ünlü Doktor Mazhar Osman 1934 yılında "keyif veren zehirler" adlı kitabıyla Türkiye'de de benzer bilgileri yayımladı. Ancak morfin kullanma hastalığı sağlık çalışanları arasında öyle bir yayılıyordu ki, savaşta yaralı askerler için bile kullanımına son verildi.

Günümüzde morfinin yerini "Ecstasy"nin aldığını söyleyebiliriz.

2003 yılında basında yer alan bir habere göre, Srilanka (Seylan) adasında yetişen bir otun yok edilmesi için Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) 110 milyon dolar yıllık bütçe ayırmıştı.

Bu otu çiğneyen gençler de ölüm korkusu yok oluyor, gençler intihar ediyorlar.

Bundan 10 - 12 yıl önce mutluluk hapı olarak bilinen Fluoksetin (Prozac) ın hastalarda intihar duygusunu uyandırdığının açıklanması psikiyatri bilim çevrelerinde büyük yankı uyandırmıştı. İki üç yıl önce de, güçlü anti depresanlardan olan Paroksetin (Serotat) benzer intihar dürtüsü uyandırdığı için İngiltere'de yasaklandı.

Bu gelişmeler psikofarmokoloji bilimi ile uğraşanlarda "tehlike" olarak algılandı.

Tedavi edilmeye çalışılan insanlar nasıl oluyor da potansiyel intihar cesareti kazanıyordu. İlaçla hipnotize edilmiş bir insan robot haline mi dönüşmekteydi?

Elbette psikofarmokoloji biliminin bazı müstehzarları cesaret artırıcıydı, kullananı da ölümü tiye aldıracak kadar terminatörleştiriyordu.

Araştırmalar gösteriyor ki, bir grup insanı izci eğitimi gibi bir eğitimden geçirdikten sonra, kendilerine mutluluk verici bir hap ve ölüm korkusunu yok eden ikinci bir hap vererek onları intihar eylemcisi haline getirmek mümkün.

11 Eylül 2001 saldırısı, Türkiye'nin yıllardır canını acıtan, 30 binden fazla Türk insanının canını alan terör saldırıları, yukarıdaki perspektiften değerlendirildiğinde, büyük çapta gizli servis organizasyonu, sistematik operasyonlar olduğu tezini güçlendirmektedir.

"psikodelik", insanların ruhi hayatını açık ve görünür hale getirmek anlamına gelir.

Bunu sağlayan madde ilk kez 1954 yılında LSD ve meskalin olarak tanımlandı. "Vietnam Sendromu" yaşayan Amerikan askerleri, hippiler, sanat, moda ve müzik dünyasını etkisi altına aldı.

"Peyot", Güney Amerika'daki kaktüste bulunan meskalin türü, şuuru aralayan, zihni rahatlatan maddeler Aztek kültüründe dini merasimlerde kullanılmış.

Kaktüsün yaprak kısmını yiyip kendilerinden geçen Kızılderililer ve Aztekler bu bitkiye "Tanrısal Bitki" adını vermişler.

İlk kez 1895'te meskalinin orijinal molekülü ayrılmıştır. 1940'lardan sonra benzer farmakoloji ile LSD (Çavdar mahmuzu alkoloidi) ve psilosibin (Aztek mantarı) üretilmiştir. Meskalin ve LSD grubu maddeler, aşırı neşe vererek ve taşkınlık yaparak uzaklık ve derinlik algısını da değiştirirler.

Böylece kişi sürekli konuşur, geçmiş ve gelecek arasında gidip gelen sözler sarf eder. Dini ve kutsal algıları, güçlülük duyguları uyandırır. Kullanıcı kişinin bastırdığı bütün şuuraltı dehlizlerinde bulunanlar ortaya çıkar.

Alkol alıp sarhoş olan kişilerde denetim kısmen devam ederken, psikodelik maddeleri alanlar, her şeyi anlatırlar. Bunun için başta CIA gibi gizli servisler 1960'lı yıllarda bu maddeyi büyük projelerde kullanmışlardır. Hadisenin basına yansıması ile Amerikan kamuoyunda büyük tepki gören bu kirli proje resmen "yasaklanmıştır".

19 Nisan 1943'te kendisinde meydana gelen değişiklikleri fark eden Hopmann tarafından bulunan LSD, çavdar mahmuzu (ergo) alkoloidlerinden üretilmiştir. 1950 - 1966 yılları arasında LSD, casuslar, gizli servisler ve mafya örgütleri tarafından karşı tarafın düşüncelerini anlamak ve değiştirmek için yoğun şekilde kullanılmıştır.

1964'te Helsinki Anlaşması ile insanlar üzerinde böylesi deneyler yapılması yasaklandığı için bu madde üzerindeki çalışmalara "resmen son verilmiştir".

Bir kişinin yiyecek ve içeceğine bu türden maddeler koyup, sonra onun sergileyeceği tavır, davranış ve söyleyeceği sözlere dayanarak sonuçlar çıkarmak, ne ilmi, ne etik ne de insanidir.

Pek çok kaynakta yer alan bilgilere göre, bir kısım insanlara bir kampta her gün LSD verip beyinlerini yıkamak ve sonra telkinlerle bir hedefe yöneltmek, onları intihar komandosu haline dönüştürmek mümkündür.

Terör örgütlerini perde arkasından yöneten gizli servislerin kapı kulları yetiştirmede kullandıkları başka biyoteknolojik ve kimyasal maddeler de vardır.

Mesela "Ecstasy", bilimsel adıyla MDMA (Metilen dioksimetam fetamin) bunlardan biridir. Yasadışı sentetik bir madde olup, gece kulüplerinde gece boyu kullanıcılara neşe sağlaması sebebiyle "clup drug" (kulüp ilacı) adıyla da anılır.

Ecstasy'nin bileşiminde, kafein, "ölümsüzlük şurubu" ve kokain yer alır. Yaygın olarak "spead" adı da verilen bu madde, kullanıcıyı saatler boyunca hiperaktif ve uyanık tutar. Dikkati olağanüstü derecede artırır. İnsana kendini güçlü ve cesur hissettirir. LSD'den farklı olarak, bu tesirleri yaptığı dozlarda gerçeklik duygusu ve algısını bozmaz.

Beyindeki mutluluk duygusu ile ilgili "serotonin" maddesinin depolarını boşaltır. Etkisi geçtikten sonra ise kişinin günlerce yorgun, bitkin ve ümitsiz kalmasına sebep olur. (NIDA - 2004)

Zamanla kişi, hep enerjik kalmak için hapı tekrar istemeye başlar. Kullanıcıda intikam ve nefret hisleri varsa onları açığa çıkarır ve onu ölümü göze alarak hedefe yöneltir. Elbette kin ve nefret hisleri ile hedef dışarıdan telkin edilerek de sağlanabilir.

Günümüzde psikofarmokoloji sahasında, beyinde panik bozukluk denilen ölüm korkusundan sorumlu alanı etkileyerek bu korku hastalığının tedavisi için çalışmalar yapılmaktadır.

Aslında eski metotlar yeni fikir ve teknolojilerle kullanılıyor.

10 asır önce İslam dünyasının liderleri, âlimler ve devlet yönetimine karşı terör estiren Haşhaşiler, çektikleri afyonla rahatça ölüme gitmişlerdi. Bugün ise biyoteknolojinin yardımıyla sentetik olarak üretilen kimyasal ajanlarla beyni yıkanıp belirli eylemlere kişileri yönlendirmek daha kolay hale gelmiş durumda.

Biyoteknolojideki gelişme ile küçük bir laboratuara sahip herhangi bir gizli servis, yer altı örgütü, mafya veya bir grup insan, önce LSD ile kullanacakları kişi / kişilerin düşüncelerini boşaltıp, belirli hedefe yönelik beyin yıkama - propaganda ile yeniden doldurulduktan sonra, Ecstasy ve benzeri kimyasallarla bu insanlarda enerji ve güç depolayarak 8 -10 saat sürecek bir eyleme yönlendirebilirler.

Türkiye farklı tür ve görüntülerde ortaya çıkan terörle 40 yıldır, evet 1968'den beri karşı karşıyadır. Ve Türkiye'nin karşılaştığı terör saldırılarının arkasında bir devletin istihbarat gizli servisi değil birden fazla ülkenin gizli servislerinin bulunduğu küresel bir organizasyon vardır.

Sadece etnik ve dini değil, Türkiye biyoteknolojik - kimyasal, teröre yönlendirici maddelerle yürütülen bir savaşla karşı karşıya.

Kaynaklar: NIDA Forteens, Fact on Drugs - Ecstasy

http://www.teensdrugabuse.gov.2004 ve muhtelif internet - web dosyası.

Harvey J and Kosofsky B, Cocaine, Effects on the Developing Brain, Annals of the New York Academy of Sciences, Vol: 846, 1998.
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Şu dizine dön: İzlem (Strateji)

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x