SALDIRAN ABD OLUNCA TÜRKMENLER SOYDAŞIMIZ OLMUYOR MU ? / Mithat Akar

Üniversiteli Gençler Burada Yazıyor

SALDIRAN ABD OLUNCA TÜRKMENLER SOYDAŞIMIZ OLMUYOR MU ? / Mithat Akar

İletigönderen mithat akar 1923 » Sal Mar 08, 2016 20:49

SALDIRAN ABD OLUNCA TÜRKMENLER SOYDAŞIMIZ OLMUYOR MU? / Mithat Akar


Önce Suriye rejimi, dışarıdan bir müdahale ve içeride örgütlenen bir iç savaşla ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Batı merkezli bu operasyona AKP, Batı merkezli ülkelerden daha hırslı bir şekilde sarıldı. Suriye'de rejime karşı örgütlenen terör örgütleri için Türkiye bir cephe gerisi ülke haline getirildi.


Musul - Kerkük'te katledilen ve 2003 – 2007 arasında bölgede etkisizleştirilen Türkmenleri görmeyenler, Suriye'de Türkmenlerin varlığını bir anda hatırlayıverdi. ABD Dış İşleri Sözcüsü John Kirby, AKP ve R.T.Erdoğan “benim” diyen Turancılara taş çıkaracak ölçüde, Türkmenleri savunan sözlerle, bölgede Suriye'nin ABD ve terör örgütlerine karşı kazandığı üstünlüğü ve Rusya'nın bölgedeki etkinliğini kırmaya çalıştılar.


AKP iktidarı, Suriye rejimine karşı desteklediği terör örgütü IŞİD'e karşı, 2014 döneminde desteklediği PYD/YPG'nin, "birden bire" terör örgütü olduğunu hatırladı. AKP'nin izlemiş olduğu Suriye ve Rusya politikasından dolayı, daha önce bölücü terör örgütüne karşı nötr ( tarafsız, yansız ) olan bu devletler de ABD gibi, terör örgütüne açıktan destek verir hale geldiler. Politik iktidar bir dönem kendisinin de destek verdiği PYD/YPG'yi destekleyen Rusya ve Suriye'ye "Zalim, diktatör." suçlaması yaparken, aynı terör örgütüne açıktan askeri ve siyasi destek veren ABD'ye "Birimizi tercih et." diyerek, Türk Devleti ile bir terör örgütünü, başka bir devlete karşı eşitledi. Oysa her üç devletin de destek verdiği aynı bölücü terör örgütü idi.


Üstelik politik iktidar PYD adlı terör örgütünün elebaşı olan Salih Müslim’i ise "resmi" olarak beş kez Türkiye’ye davet etmişti. Gerçi Esad'a "Kendi halkını katlediyor, diktatör, zalim " diyen Erdoğan, Darfur'da 300.000 kişinin ölümüne, 2,7 milyon kişinin bölgesini terk etmesine yol açan Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el Beşir'le de sıkı bir dostluk sürdürmüştü.


Bu kadar kısa zamanda "dost" olduğu devlet başkanlarını "diktatör" olarak nitelendiren, destek verdiği terör örgütlerini, kendi denetiminden çıktıktan sonra "terörist" ilan eden; bu kadar kısa zamanda makas değiştiren başka bir iktidar biçimini Türkiye "90 yıllık" tarihinde gördü mü acaba?


Şimdi ABD ve Peşmerge Musul'da yeni bir operasyona hazırlanıyor. 2003'te Musul - Kerkük'te Türkmenler katledilirken "ABD askerlerinin sağ salim evlerine dönmeleri için" dua eden, ancak Suriye'de Batı emperyalizminin dengeleri sarsılınca "Bayır Bucak'ı hatırlayan" politik iktidar, Musul'daki Türkmenleri ortadan kaldırmayı hedefleyen bu yeni operasyon sürecine ne diyecek?


Eğer IŞİD'e karşı yürütüleceği iddia edilen bu operasyon gerçekleşirse Irak'ta Türkmen varlığı tamamen sona erecek ve bölgede Türkmenler tamamen Peşmerge denetiminde olacak. Suriye'de oluşturulması düşünülen kuzeydeki Kürt Kantonları ile Irak'ın kuzeyinde tamamen peşmergenin kontrolündeki otonom bölge birleşirse ABD, BOP stratejisinde çok önemli bir mesafe kaydedecektir.


Söz konusu Rusya veya Suriye olunca, sınırda nöbet tutan, eylem üstüne eylem yapan, konsolosluklardan ayrılmayan ve AKP ile ağız birliği yapan siyasi parti ve STK’lar, acaba ABD ve peşmerge söz konusu olunca, aynı eylemi ve duyarlılığı gösterecekler mi? Yoksa 2003'te yaptıkları gibi Musul ve Kerkük Türkmenlerini yok mu sayacaklar?
Burada dikkat çeken olgu, birilerinin “cici” emperyalist gösterilmeye çalışılırken, başka bir devletin “sürekli düşman” ilan edilmesi oluyor. Daha farklı bir ifade ile Türkmen soydaşlarımıza saldıran ve farklı adlarla örgütlenen ( PYD/YPG/PKK/Suriye Demokratik Birliği v.vb. ) bölücü terör örgütüne destek veren ABD ve diğer Batı merkezli ülkeler olduğunda tepkisiz kalınıyor veya onlara “birimizi tercih et” şeklinde bir iltimas tanınıyor. Benzer biçimde, açık veya örtülü fark etmez, Rusya veya Suriye aynı yönelimi taşıyınca “Zalim, diktatör, terörist” ilan ediliyor.

ABD VE AKP’NİN KUYRUĞUNA TAKILANLAR

Sormak lazım: Acaba terör örgütüne destek veren ve Türkmen soydaşlarımızı Musul – Kerkük’te katledenler ABD ve ABD destekli kuvvetler olunca bu durum “meşru” mu olmaktadır? Yoksa “müttefiklerin” bölücü örgütlere destek vermesi ve Türkmenleri katletmesi, “müttefik” oldukları için mazur mu görülüyor?

Burada politik iktidarın kuyruğuna takılarak sözde milliyetçilik yapanları ise ayrıca anmakta fayda var.


ABD'yi şirin gösteren "Rus karşıtlığı" veya Rusya'yı şirin gösteren “ABD karşıtlığı” anti emperyalizm olamaz.


Türk Milli Devletine karşı düşmanlık besleyen devletin adı ne olursa olsun, bu duruma, Türk ulusunun varlığını korumak ve dahası bağımsızlığımızı yeniden tesis etmek adına karşı çıkılmalı.

Ancak, özellikle 2011 yılından itibaren, ABD emperyalizminin Ortadoğu'yu kendi ekonomik - politik çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmeye ( tasarlamaya ) çalıştığı son beş yılda, Rusya ve Suriye'ye karşı olmak adına; Amerikan emperyalizminin ve AKP iktidarının belirlediği çerçevenin dışına çıkamayan siyasal “milliyetçilik” dikkat çekmektedir

Esad ve Rusya’yla bir dönem sıkı ittifak kuran, ancak ABD emperyalizmi devreye girince çark eden; Suriye rejimine karşı önce IŞİD’i, sonra IŞİD’e karşı PYD/YPG’yi destekleyen ve sonra bu her iki örgütün de terörist olduğunu birden bire anlayan bir “stratejik derinlik” le yönetilmekteyiz.

Şimdi ise 2006 – 2014 arasındaki dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri’ni “terör örgütü” ilan eden, terör örgütü ile “mutabakat” ve “müzakere” süreci yürüten iktidar; Güneydoğu’daki operasyonların bitişi için tarih veriyor. İyi de bölücü terör örgütünün Batı illeri olan Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Gaziantep gibi illere terör eylemlerini taşımaya başlayacağı bir süreçte, siz neye dayanarak tarih veriyorsunuz, diye sormazlar mı?

Ortadoğu bölgesel bir iç savaş yaşarken bu iç savaşın dalgaları Türkiye’yi de vurmaktadır. Terörün Batı illerinde yaşandığı, Güneydoğu’da zor koşullarda bir operasyon sürecinin devam ettiği şu dönemde R.T.Erdoğan’ın Gine’de “Gine’ye yakışır bir saray “ yaptırma, hali hazırda bir iç savaş yaşayan Suriye’ye ise düzenli ordularla savaş ilan etmek istemesini ise gafletin ötesinde bir ihanetle yorumlayabiliriz ancak.

Türkiye her şeyden önce kendi egemenliğini ve milli bağımsızlığını düşünerek adım atmalı. “Devletler aşk yaşamazlar.” Ancak kendi milli çıkarları doğrultusunda bağ kurarlar.

Devletler aşk yaşamaz ama kendi celladının bıçağını yalamak ise ancak ihanetle karşılanacak bir kelimeyle adlandırılabilir.

Mithat Akar – Gaziantep.


,
Kullanıcı küçük betizi
mithat akar 1923
Üye
Üye
 
İletiler: 298
Kayıt: Çrş Ağu 28, 2013 16:18

Şu dizine dön: Gençlik Diyor ki

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x