Salgın Diyerek Geçme, Tanı!

Salgın Diyerek Geçme, Tanı!

İletigönderen Feza Tiryaki » Çrş May 27, 2020 19:09

Salgın Diyerek Geçme, Tanı!

Virüs virüs diyerek dünyayı kıçüstü oturttular.

Senaryosu, çok önceden yazılmış bu filmin.

Herkesi içine oyuncu olarak kattılar, her ulusu, her inancı, her bir kişiyi...

Daha ortada fol yok yumurta yokken, iş Çin’in düzmece haberleriyle sınırlıyken,

Daha 11 Mart’ta Dünya Sağlık Örgütü, “Her yere bu virüs girmiştir, olmuş da bitmiştir,

“Dünyadaki 114 ülkede 118 bin vaka görülmüştür, duyduk duymadık demeyin,”
dedi.

"Örgüt olarak salgını 24 saat izlemedeymişler,

Virüsün yayılma şeklinden, şiddetinden ve de virüse karşı yeterince harekete geçilmemesinden

“Derin” endişe duymuşlar, bu yüzden bu virüse salgın adını verivermişler."

Böylece, “Küresel Salgın” düğmesine basıldı, okullar, işyerleri kapatıldı, sokaklar boşaltıldı.

Görüntülü, cep telefonlu, televizyonlu, doğadan kopuk sanal yaşama geçildi.

Sanal dünyaya bağımlılık arttı, gözler ekranda, parmaklar tuşlarda, algılarsa teslim...

Yalnız yaşayana beter ol dendi, kalabalık evlerde saygı sevgi azaldı, kavgalar arttı.

Yapılacak şey belli ya, tek dünya devleti, filmi çevrilmiş, romanı yazılmış.

İş yalnızca korku körüklemeye, insanlığı gütmeye kalmıştı.

“Dünyayı saran bir salgın” algısına, dört ayda dört bine yakın ölü, yeterli bulundu,

Kısaca, bu duyuruyla, dolaylı yoldan, tüm ülkelere dediler ki:

“Bu sayı küçük bir ülkenin olağan günlük ölüm sayısı diye düşünmeyin,

Dünyada her gün değişik hastalıklardan şu kadar insan ölüyor, bu nasıl salgındır demeyin,

Orasını karıştırmayın, siz verdiğimiz sayıya bakın, korkun, korkudan titreyin!


Bizi takip edin, günde en az beş on haberi sistemden alın, ortalığa korku salın!

Bütün bildiklerinizi unutun, bize odaklanın, yanlış yapanı susturun, uslu olun.”

Bizde de biliyorsunuz hemen bir anda olaya katılındı, zaten örgüt de “salgınla mücadelede” kesenin ağzını açtıydı.

Yunan sınırında oynanan sığınmacı tiyatrosu anında bitirildi, durum şöyle anlatıldı:

“Sorun küreseldir, mücadelemiz ulusaldır. Burada güçlü aktör medya olacaktır.”

*

İnsanın bu kadar güdüme - güdülmeye elverişli olduğunu bilmezdik daha önce.
Çevremizdeki kandırılanlara bakar, kanmayı, kişilerin karakter zayıflığına bağlardık:

Böylelerine, zavallı, iradesizmiş, karşısındaki hem edepsiz hem eli sopalıymış, denirdi.

Aç gözlüye acınmazdı yalnızca, “Boğazına dursun yediklerin, daha doymadın mı?”

Boğazından bağlanmışa, “yoksulluğun gözü kör olsun! denir, acınırdı.

Ne yapsın, “Adamcığın burnu koku almaz,” hem, “Adem oğlu hilekardır,”

Çekinmeli, “Adamın yere bakanından, suyun sessiz akanından...”

“Adem nefsinden, hayvan yularından yedilir...” “Babasına hayrı olmayanın kime hayrı olacak?”

Kimi sopadan cayardı, kimini belki büyüyle, ruhsal etkilemeyle kucağa oturturlardı.

Algısı tutsak edileni de kurtarmak zordu, kendisi kurtulmayı istemezse...

Böyle umutsuz vakalarla insanı çözmeye, olanı biteni anlamaya çalışırdık.

Ta ki, bu virüslü çirkin oyun, gökten düşen üç elma gibi başımıza düşene kadar.

Kim kel, kim fodul, kim akıllı, kim deli, kim uyur, kim uyanık hepsi ortalıkta artık...

“Ben suçluyu tanırım ara yerde borçlu olmasa.”

Sağlıkçılar bu oyunda kullanılınca, insanlar deney tahtası olunca,

Sözün bittiği yere geliniyor, güvensizlik toplumları sarıyor, doğruyu söyleyen mumla aranıyor.

Oyunun dışındaki yürekli doktorlar, bir kişi bile bu virüsten ölmedi diyorlar,

Borçlular, gelecekten korkanlar, işlerinden olmak istemeyenler gönüllü askeri küresel örgütlerin.

Sözü uzatmadan, gazetelerden haber başlıkları verelim, son üç günden,

Nereye götürülüyoruz, nasıl algılar tutsak edildi, ediliyor, acıyla seyredelim.
*

Doğruyu diyene inanmıyorlar, garipsiyorlar.

“Bıldırki turnalar, bu yıl gözünü tırmalar...”

Gerçeği görmüşü döndürebilir misin geri, “bilgi güçtür,” yalanlayabilir misin?

“Bereket versin tipiye, sürdü geldi kapıya.” İşte, bakın şu açıklamaya:

Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro’dan garip koronavirüs açıklaması: “Basit bir grip!”

Neresi garipmiş bu açıklamanın demeyin, sisteme tersse, buyruk dışıysa artık öyle!

Bir Akit yazarı (Dilipak) gerçeği görür uyarırsa, “aşı karşıtlarını sevindirecek iddialar ortaya attı” deniyor mesela, anında.

Dünyada gribin aşısının olamayacağını, bir aşının çok uzun yıllarda hazırlandığını bilmiyor mu çağdaşım diyen basın yayın?

Aşı adı altında herkesi kısırlaştıracaklar diyene daha başında alınıyor tavır.

Karadağ başbakanı ise kendine has bir kişilik, aşı karnesi onun fikri,

Her durumda ortaya atlayan, miniminicik ülkesine bakmayan bir sahibinin sesi:

Gazetede bir haber; “O ülkede aktif vaka kalmadı, virüs bitti, müjde!”

Bakıyorsun Karadağ, bu denilen ülke, bu güne kadar dokuz kişi ölmüşmüş koronodan,

Üç yüz yirmi dört de vaka – ne demekse vaka- pek tuttular bu sözü virüscüler,

Savaşı kazanmış Dujukanoviç, bravo, böyle savaşa, savaşçıya, akla, bunu haber yapana!

Bu kişi profesörmüş, Mustafa Öztürk. Ona göre, insansız kalınca, sokaklar, denizler temizlenmiş.

Dünyada birçok şehirde hava kirliliği azalmış; hemen eklemiş iletisine: “Temiz hava şifadır.”

Yine, kendi deyişiyle şehirlerde gürültü kirliliği azalmış,

Yunuslar sahillerde görülmeye başlamış,

Küresel ısınmanın nedeni sera gazı salımı şu kadar milyon ton azalmış,

Bir o mu demiş bunları, böyle diyen diyene, insanlık hazırlanıyor insansız günlere...

Yani neymiş, dünyada insan sayısı fazlaymış...

Ortadan çekince insanları, tıkayınca bir yerlere dünya rahatlamış...

Böyle böyle alıştırıyorlar insanları, insanların bir kısmının kıyılmasına, ortadan kaldırılmasına...

Ya eve tıkılacaksın, görünmeyeceksin ortada, ya dünyayı terkedip gideceksin, çünkü fazlasın!

Uçuşlar azalınca hava temizlenmişmiş, kimse demiyor ki, uzaya gönderilen on binlerce uydu aracı ne?

Küresel efendilerin sezdirmeden yaptıkları bu uygulama ne için, kimin için?

Nedir, hücreleri oksijensiz bırakan, felç ederek öldüren, 5G istasyonlarıyla,

Bu salgın dedikleri çirkin “borsa oyununun” arasındaki ilişki?

Sabah akşam vaka, iyileşen, ölen sayısı veriliyor televizyonlarda, sanırsınız dünyada başka şeyden ölüm yok,

Daha önce ölüm yoktu, “korona” geldi, ölüm getirdi, diğer ölümler ölüm değil,

Kayda “korona” diye geçmeyenle işleri yok küreselcilerin, buyruk böyle olmalı,

Öleceksen “koronadan” öleceksin, çevrende uzaylılar, upuzun koridorlar, mavi torbalar...

Maskeli, eldivenli, tulumlu, cinsiyeti belirsiz birileri, siperlikli, gözlüklü, elleri de şişeli, ampüllü, iğneli...

Dünyada köleleşmenin adım sesleri, genelgelerle eve kapatılma, evden salınma,

Polisleri bekçileri insanların üstüne salma, özgürlükleri kısıtlama,

Bilgilerinin bir merkezde toplanması, nefesinin bile hesabını verme, tutanağını tutturma...

Kapısının önüne çıkanı uyarma, kapıdan bakanı azarlama, köyüne döneni çevirme...

*

Bu da ABD’den bir bilim adamı, adı Bromage,

Yok günümüzün bilim adamlarının birbirinden farkları, hepsi aynı tornanın malları.

Demiş ki, “Koşarken, bisikete binerken maske takmayandan korkmayın,

Asıl kapalı ortamlarda, kalabalıkta yüksek sesle konuşandan korkun!”

Gördünüz mü, insanları nasıl birbirinden ayırdılar, mesafeli durdurdular, yetmedi,

Son yaptırımları kalabalıkta yüksek sesle konuşanlara.

Kim konuşur kalabalıkta toplum önünde? Konuşmacılar, toplumu aydınlatanlar.

Sanatçılar, bilim insanları, siyasetçiler, halk kahramanları, şairler, yazarlar...

En çok konuşan da öğretmendir, sınıfında sesiyle duruşuyla, varlığıyla öğretendir.

Artık onlara da izin yok, her şey sanal olacak, sanaldan, ekrandan, ekran gerisinden.

Karşı karşıya gelmeyecek insanlar, gözlerinin içine bakamayacaklar birbirlerinin,

Eller diğer bir eli tutamayacak, yasak, torununu kucaklayamayacak büyükanne,

Annesine doyasıya sarılamayacak evladı, komşu, komşusuna gidemeyecek...

Ne o, o “Deyvit” virüsü geliyor, uçuyor, zıplıyor, ağzından burnundan gözünden, açık yaralarından giriyor!

Kim demiş girmiyor ? Bilimi bırak, denilene bak!

Kapan, örtün, sarın, çarşaflı, peçeli Afgan -Arap kadını artık senin modelin.

Ameliyat yapan doktorun, bağışıklığı zayıflamış kanser hastasının, ilaçlamada çalışanın, kaynakçının, kömürcünün... nezlelinin, hapşıranın tıksıranın...

Korunma örtüsünü de aldılar elinden, milyarları hizaya getirdiler...

Gerekene gerekmeyene, bin bir model, “sana inandım, biat ettim,” ağız burun örtüsü...

İster bikiniden boz, ister kes biç elinle dik, renk renk, desen desen...

Artık küçük büyük tüm insanlık maskeli! Maskeli baloda, dansta...

*

Sen bir robot ol, hastan da robot nasılsa, oğulların kızların robot...

Seni köleleştirenlerin istediği de bu, ne aileni tanı, ne soyunu sopunu,

Ne vatan, ne millet, ne ulusal bayramın var bundan böyle, ne atan ne anan...

Nasıl tanıdın mı şimdi sana “salgın” diye okuttukları yeni dünyayı?

Bekle ikinci dalga da gelecek, sen hâlâ anlayamadınsa neler oluyor,

Üçüncü de gelecek, dördüncü de, ortalık tam kıvama gelene dek...

Tanı, iyi tanı, sor efendilere;

“Ben benim ama sen kimsin?” Sonra vurma kafanı duvarlara.

Atalarımız yüzyıllardır dememiş mi, uyarmamış mı insan evlâdını:

“Ben eşek olduktan sonra bana semer vuracak çok bulunur.”

“Bin bilirsen de bir bilene danış!”

Bu günler de geçecek deme, bu üstüne saldıkları şeyi,

“Bu virüslü salgını (?)”, arkasındaki gücü, “küresel çeteyi” tanımanın tam vakti!

Feza Tiryaki, 27 Mayıs

“Ek: Bugün 27 Mayıs. 60’lı yılların, uzun yıllar kutlanan (63-80) “Hürriyet ve Anayasa Bayramı”

.
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 826
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Re: Salgın Diyerek Geçme, Tanı!

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Pzt Haz 01, 2020 18:26

Muhteşem ve büyüleyen bir şiir gibi özlü ve içli bu yazıyı yazmış olan sevgili F'EZA'nın öpülesi güzel ve zarif eline ve meleklere özgü üstün ve özgün yüreğine sonsuz sağlık ve bağışıklık, mut ve kut, utku ve umut dilekleri sunan ben Gönül'den bir ithaf :
BU VİRÜSLÜ SALGINI, ARKASINDAKİ GÜCÜ, KÜRESEL ÇETEYİ TANIMANIN TAM VAKTİ.
BU ÇETEYİ, Türkiye'ye de sokan BOP'cuları ise Yüce Divan'a sevketme zamanı geldi.
Kahrolsun Korona denen o illet.
Ve BOP'culuk adındaki bu zillet.
Yaşasın bu ihanete ve melanete karşı savaşan bütün ülkelerin melekleri ve erkekleri
Yani bu yüce ve kutsal savaşda kendi canlarını bile veren kahraman sağlık emekcileri.

,
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 770
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02


Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x