'Sistem' Kimi Yeğler? / Attilâ İLHAN

Şair-Gazeteci-Yazar

'Sistem' Kimi Yeğler? / Attilâ İLHAN

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzr Kas 11, 2012 17:28

'Sistem' Kimi Yeğler?

Devlet-i Aliyye'nin batış döneminde, hiç dikkat ettiniz mi, 'Büyük' sayılan devlet adamları ve kumandanlar, ancak uz­laşma ya da savunma başarısı gösterenler olmuştur; 'satvet' dö­neminde 'fetihleriyle' anılanların yerini, 'savunmalarıyla' anı­lanlar alıyor: Kanije 'müdafii' Tiryaki Hasan Paşa, ya da Plevne müdafii' Gazi Osman Paşa!

Devlet katında büyük sayılanlar ise, Düvel-i Muazzama'dan ('Sistem' devletlerinden) birisine sırtını da­yayarak, ondan yana çıkıp, ötekilerini idare edebilenlerdir; hemen bütün Tanzimat paşaları, -başta Koca Reşit Paşa, Ali Paşa, Fuat Paşa olmak üzere- bu tür 'çaresiz' paşalardı; Türk halkı aslında bunların kime ve neye hizmet ettiğini 'şaş­maz' sağduyusu ile sezmiş, ya adlarını değiştirerek, ya da onlara unutulmaz lâkaplar takarak tarihe geçirmiştir. 'İngiliz' Sait Paşa gibi, Mahmut Nedimof gibi.

İçlerinden birisi, Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa, Padişah'a 'vasiyetnamesinde şöyle bir tavsiyede bulunabilmektedir:
"...bendenizce Babıâli'yi (yani hükümeti) İngiltere'nin dostluğundan mahrum görmektense, birkaç vilayetimizi elden çıkmış görmek, daha iyidir." (The Levant Herald)

Gâzi Mustafa Kemal, işte bu zihniyete karşı, 'ya is­tiklal, ya ölüm' bayrağını açan adamdır; çünkü Mütareke yıllarında Osmanlı tahtında bu zihniyete sahip bir padişah oturmaktaydı: Sultan Mehmet Vahdettin!

Vaktiyle Gâzi'yi öldürmeye teşebbüs edenleri, 'aklamaya' kalkışanlar, gerçekte Türkiye'yi Sultan Vahdettin kafasının kurtaracağına inananlardır; o karanlık dönemde de, onların ter­cihi Vahdettin idi; iyi de, Vahdettin'in tercihi ne idi? Üç yıl kadar önce, onu şöyle açıklamaya çalışmamış mıydım?

"...hemen her cümlesini İngiliz belgelerine dayandırarak yazan tarihçi Sina Akşin'e göre, padişah 1918 Kasım'ından itibaren İngilizlerle gizli temas aramış, el altından anlaşmaya varmaya çalışmış. (İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücade­le, 1976, Cem Yayınevi, İst. s. 144) İkinci teşebbüs, 16 Aralık 1918'de yapılıyor: Padişah adına biri İngilizlere, 'mümkün olan en kısa zamanda İngiltere'nin, yönetime el koyma­sı için 'yalvarmakla' (implore) görevlendirilmiştir.' (s. 45) Üçüncü teşebbüs 1919 Ocak'ında araya Türkiye'de uzun yıllar yaşamış bir İngiliz konularak gerçekleştiriliyor, istek aynı­dır: İngiltere Sultan'a sahip çıksın! Sina Akşin bu teşebbüsle­ri şöyle değerlendirmiştir:

"...böylece Vahdettin, İngilizlerle özel ilişki uğrun­da Tevfik Paşa'yı, eniştesinin üvey oğlunu (?), 'bir İngi­liz centilmenini', Damat Ferit'i kullandıktan sonra, bu beşinci sefer Dahiliye Nazırı'nı ve bir Kürt ulusçusunu, altıncı sefer de bir Arnavut ulusçusunu kullanmış bulu­nuyordu. Adeta çılgınlık derecesindeki bir ısrarla karşı­sına çıkan İngiliz temsilcilerinin olumsuz tavırlarını gördükçe, bu duvarda bir gedik bulabilmek ümidiyle hem sözcülerini, hem başvurduğu kapıları değiştirerek, çabasını sürdürüyordu." (s. 168)

Çabaları boşa çıkmayacaktı.

En önemli teşebbüs, 30 Mart 1919'da Damat Ferit Paşa tarafından yapılacak, Amiral Calthorpe'a Vahdettin adına 'Osmanlı devletinin İngiltere'ye tamamen boyun eğdiği ('total submission') bildirilecektir', Sultan, 15 yıl bo­yunca Osmanlı mülkünü İngiltere'ye açıkça peşkeş çe­kiyor, gerekli gördüğü yerleri 'işgal etmesini', 'nezaretlere İngiliz müsteşarlar, valilerin yanına İngiliz baş­konsoloslar atamasını'; 'bütün Osmanlı Maliyesi üze­rinde de denetim kurmasını' kabul ediyordu;ülkede seçimler İngiliz konsoloslarının denetimi altında ya­pılacaktı, (s. 234/235)

İş bu kadarla kalmamış, 12 Eylül 1919'da Sultan Vah­dettin, İngilizler'le 'gizli bir anlaşma' imzalamıştır; buna göre 'Türkiye'nin tamamiyet ve istiklâli İngiliz mandasına veriliyor; Türkiye, Suriye ve Irak'tan vazgeçtiği gibi, ba­ğımsız bir Kürdistan oluşturulmasına razı oluyordu; ay­rıca Padişah 'hilafeti' Müslümanların bulunduğu İngiliz sömürgelerinde İngiltere'nin çıkarına kullanmayı ta­ahhüt etmişti.' (s. 571/573)

Şimdi anlaşılıyor mu, niye İngiltere, Vahdettin'i özel bir zırhlı ile alıp götürmüştü? Aslında Mustafa Kemal'i hır­palamak için Sultan Vahdettin'in itibarını iade etmek isteyenler, 'resmi tarih'in yanlışını düzeltmiyor; Lausanne'a karşı Sevres'i gündeme getiriyorlar; malum-ı âliniz, Sevres Anlaşması'nı güncelleştirmekten fayda uman çok!" (Meydan, 17 Kasım 1991)

Gâzi'nin kabahati büyük; o yıllarda oyuna gelmediği gibi, hâlâ oyuna getirilemiyor! Oysa 'Sistem'in kimi ve kimleri yeğ­lediği meydanda!

Kaynak: ATTİLA İLHAN - HANGİ LAİKLİK
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12098
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Attilâ İLHAN

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x