SİYASAL PARTİ ve HAREKET

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

SİYASAL PARTİ ve HAREKET

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Cmt Haz 29, 2019 16:52

SİYASAL PARTİ ve HAREKET
Bir ara, Türkiye’de Atatürkçü Düşünce Dernekleri temelinde bir ‘hareket’ ve giderek, becerilebilirse, bir ‘politik parti’ kurulmasını önermiştim.
Ve bunun varolan ‘siyasal parti’lerden ayrı bir özellik taşıması gerektiğini söylemiştim.
Dikkat edilirse, ‘siyaset’ ile ‘politika’ arasına bir ayırım koyuyorum.
‘Demôs-Kratos’ başlıklı yazıda, demiştim ki, “‘siyaset’, en geniş anlamıyla yönetim mekanizması, karar merkezleri ve seçimler gibi toplumsal bütün (tout social) düzeyinde tasarlanıp biçimlenenlerdir.
‘Politika’ ise, toplumun ‘örgütsel yapılanma ilkeleri’nin de (principes organisationels) dahil olduğu itiraz ve kopuş anlarını tasarlamak demektir.
Demek ki, ‘politika’, toplumun ya da ‘statu-quo’nun ‘potansiyel’ değişim olanaklarını dile getirmekte, dolayısıyla daha çok ‘felsefî’ bir içerik taşımaktadır.”
Siyaset’in ise en belirgin özelliği ‘pragmatiklik’tir: Günü gün etme de denilebilir.
Şimdi bu ‘kuramsal’ olarak söylenenlerin ‘pratik’teki örneklerine bakılabilir.
Üzerinde çok konuşulan ama hiç ‘anlaşılmadan’ konuşulan bir örnek, 80’li yıllarda, Polonya’daki ‘Solidarnosc’ (Dayanışma) ‘hareketi’dir.
Dünya medyası, o arada bilisiz Türk medyası ve üniversiteleri, konuyu hep ‘komünizme karşı liberal bir hareket’ olarak göstermeye çalışmış, sözde ‘demokratik’ bir gelişme olarak değerlendirmişlerdir.
Gerçekte ise hem ‘demokratik’ ve hem de ‘politik’ bir ‘hareket’ olmasına karşın, ne ‘siyasal’ ve ne de ‘liberal demokratik’ bir ‘hareket’ olarak başlamamıştır.
Konuyu içeriden ve yaşayarak gözlemleyen Goldex Poldex adlı ‘düşünce klübü’nün (*) değerklendirmelerini, bilinmeyenleri ortaya koyması bakımından çok önemli görduğümüz için burada özetlemeye çalışacağız.
Başlangıçta iki saptama yapılabilir diye düşünüyorum.
Bunlardan biri, Ağustos 1980 tarihinde Polonya’da başlayan Sendikal Hareket’in, aynı dönemde Türkiye’deki ‘sendika’ların etkinlikleri de gözönüne alındığında, Türkiye’ye ‘sıçraması kuşkusuyla’, hemen bir ay içinde, yani 12 Eylül 1980’de, faşist bir ‘Darbe’yle önlenmeye çalışılmış olabileceğidir.
Daha sonra, Solidarnosc hareketinin, ‘dışsal etkenler’le, nitelik değiştirmesi ve başlangıçtaki ‘amaç ve hedef’lerinden saptırılmış olduğu da ayrı bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır.
İkinci saptama, Solidarnosc hareketi ile Türkiye’deki ‘Gezi Hareketi’nin, siyasal değil ama daha derinlikli bir ‘politik hareket’ olmaları konusundaki benzerliktir.
Şimdi Solidarnosc hareketinin kimi özelliklerine yakından bakabiliriz:
Öncelikle bu ‘hareket’in ne ‘kapitalizm’ ve ne de ‘piyasa’yı savunmayı ‘başlangıç hedefleri’ arasına koymadığını belirtmek gerekiyor.
Bu bağlamda, liberallerin anladığı anlamda bir ‘özgürlük’ ve ‘demokrasi’ hereketi değildir.
Ve ne de ‘güleryüzlü sosyalizm’ hedefi vardır.
O değil bu değil de ne diye sorulacak olursa; iktidarda olan ‘Parti-Devlet’inin, ‘hareket’i bir ‘bağımsız işçi örgütlenmesi’ olarak tanımasıdır.
Demek ki başta Polonya Devleti olmak üzere, Moskova’da bir ‘Parti-Devlet’inin varlığı ileri sürülmekte ve bu ‘Parti-Devleti’inden ‘tanınma’ istenmektedir.
Bu ‘tanınma isteği’ bir ‘politik özne’nin ortaya çıkmış olduğunun kanıtıdır.
Hızla ilerliyoruz ama, her tümce ve her satırda biraz durarak üzerinde düşünülmez ise, yazının anlaşılmayacağını anımsatmak gerekebilir.
Örneğin ‘özne’ ve hele ‘politik özne’ olmak, istenildiğinde olunabilecek şeyler değildir.
‘Politik özne’ olabilmek, kurulu düzenin ‘bilincinde olmak’ ve varolan düzeni, önce eleştirmek ve aynı anlamda ‘değiştirme’yi en azından ‘düşünce’de geliştirmiş olmak demektir.
Bir ‘İde’si olmak da denilebilir.
Polonya’ya dönülecek olursa, ‘Solidarnosc’ hareketine karşı, 1981 Aralık ayında ülke genelinde ‘Sıkıyönetim’ ilan edilecektir.
Yani sözde sosyalist-komünist bir Devlet yine sosyalist-komünist olan bir ‘hareket’e karşı ‘sıkıyönetim’ ilan etmektedir.
‘Hareket’in ülke nüfusunun % 25’ine yakın bir bölümünü (on milyon civarı) harekete geçirdiği dikkate alınırsa, ‘Devlet’in ‘Millet’i karşısına aldığı söylenebilecektir.
Demek ki, adı sosyalist-komünist ya da liberal-demokrat olsa da, ‘Devlet’ her zaman ve her yerde ‘Hareket’e karşı olabilmekte, ve hatta her zaman böyle olmaktadır.
(Sürecek)
(*) Groupe ‘Goldex Poldex’, “L’Evenement dans la chambre froide: Le carnaval de Solidarnosc (1980-1981), Explosion de l’imaginaire politique”
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1041
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 5 konuk

x