Sn. Genelkurmay Başkanına Açık Mektup ve Yiğit Bulut’a Cevap

Sn. Genelkurmay Başkanına Açık Mektup ve Yiğit Bulut’a Cevap

İletigönderen Alp Ergenekon » Pzr Oca 17, 2010 15:15

Sn. Genelkurmay Başkanına Açık Mektup ve Yiğit Bulut’a Cevap!

Önce, şu; tez-antitez, analiz-sentez Yiğit Bulut’a cevap verelim.

Yiğit Bulut !

Seni Milliyetçi-Ulusalcı çıkışlarınla tanıdım.

“…Bir şey yapmalı!” diye feryat eden kesim ağzın iyi laf yaptığı içinde bağrına bastı.

Bende öyle yaptım.

Kısa bir süre sonra Habertürk TV ye geçtiğini duyduk ve sevindik. Ancak izlediklerimiz ve yazdığın yazılar şaşırtmıştı bizleri.

Bağrımıza bastığımız Yiğit Bulut, dinci ya da solcu liberal bir avuç kötü adama adeta göz kırpıyordu. Bu da yetmedi AKP ve Genel Başkanını öven, onlara övgüler dizen yazılar ardı ardına gelmeye başladı.

Yiğit Bulut gerçekten şaşırtmıştı izleyenlerini.

Ancak sanırım bir şeyler oldu ve son bir hafta içinde değişmeye başladı Yiğit Bulut ! “…Türkiye nereye gidiyor…” gibi ifadeleriyle hükümeti eleştirmeye ve sorgulamaya başlamış olması dikkat çekiciydi.

Bu değişiklik; “acaba değişiyor mu? Liberal tutumundan vazgeçip yine Milliyetçi-Ulusalcı çizgisine mi dönüyordu ?” türünden beklentiler oluşmasına neden olmuştu.

Ancak !

“Ya gereğini yap, ya istifa et !” başlıklı yazısında Genelkurmay Başkanına yaptığı haksız ve muhtemelen yanlı eleştiriler bardağı taşırmaya yetti !

Sen ya da başka bir yazar “TSK ya asimetrik bir harekat yapılıyor” ifadesini ima eden bir yazı yazdınız mı?

Bu tarz bir yazıyı kaleme almak bir tarafa, TSK bu olanlara nasıl bir tepki verecek ya da darbe yapılma olasılığı var mı düşüncesiyle gözünün ve kulağınız sürekli Genelkurmay üzerinde oldu !

Hadi adın gibi gerçekten yigitsen "hayır" de !

Sen bunları yazma, siyasetçinin, istediği sonucu almak için her yolu mübah saydığı tüm çirkin yöntemleri karşısında, hatta Soros ve CIA destekli tüm medya saldırıları karşısında onurlu mücadelesini veren TSK ve Komutanını sorgulamaya kalk ve hatta istifasını iste !

Hadi oradan !

“Ya gereğini yap, ya istifa et !” başlıklı yazını, birtakım haddini bilmezlerin “…yeni bir ordu lazım, yeni bir Genelkurmay başkanı lazım!” diye çığırtkanlık yapmalarının ardından yazıyor olmanda manidar değil mi ?

Bir zamanlar bağrımıza bastığımız değer verdiğimiz bir kalem olmandan dolayı SEN diye hitap ediyor olmamdan rahatsız olmayacağını umuyor ve bir çağrıda bulunmak istiyorum : Yiğit Bulut önce haddini, sonra kimleri sorgulaman ya da eleştirmen gerektiğin bil!

Bilge Kağan atamın dediği gibi “…Titre ve kendine, özüne dön !!”

Bu bahsi kapatalım ve Sayın Genelkurmay Başkanımla ilgili yazacaklarıma dönelim:

Komutanım;

Bülent Arınç kamuflajlı, hukuki zemini ayarlanmış son saldırı karşısında, TSK’nin kurum olarak takındığı tavır nedeniyle şahsınıza ve kahraman Türk Subaylarına teşekkürlerimi bir borç bilirim.

Kozmik odalardaki aramalara izin vererek geçmişte yaşananlarda olduğu gibi, siyasilere mağduriyet malzemesi veren yanlış tutumlara bir yenisini eklemediniz.

TSK, bu davranışınız ile :”Buyursun diledikleri yerleri arasınlar. TSK hiçbir zaman hukuksuzluğa ve hukuku tanımayanlara prim ve izin vermemiştir.” mesajını çok net olarak verme başarısını göstermiştir.

Komutanım:

Son olarak bir çağrıda bulunmak istiyorum. Göreve geldiğinizde yaptığınız konuşmalardan birinde dinsel odaklı cemaat yapılandırmalarına işaret ederek bunların sahip oldukları ekonomik güçlerle ciddi tehlike olabileceklerine yönelik açıklamalarda bulunmuştunuz.

Bu konuyu MGK da gündeme getirmiş olmanızı ve hükümetin de bu açıklamalarınıza ne tür bir reaksiyon verdiğinin Devlet arşivlerinde yer almış olduğunu umuyorum !

Belki gün olur…

Kim bilir !
Bu memleket, dünyanın beklemediği bir müstesna mevcudiyetin tecellisine sahne oldu. Bu sahne, 7 bin senelik bir Türk Beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvelâ korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu. Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
ATATÜRK
Kullanıcı küçük betizi
Alp Ergenekon
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 38
Kayıt: Cmt May 02, 2009 14:42
Konum: Ankara

Re: Sn. Genelkurmay Başkanına Açık Mektup ve Yiğit Bulut’a Cevap

İletigönderen yigitler » Pzr Oca 17, 2010 17:25

Boyle donekler Turkiye icin buyuk tehlikedir. Ama paranin gozu kor olsun, hem de haram paranin! Yigit Bulut'u cemaati ile birlikte bas basa birakalim, bizden biri degil artik.
Kullanıcı küçük betizi
yigitler
Üye
Üye
 
İletiler: 600
Kayıt: Pzr Ara 07, 2008 21:41

Re: Sn. Genelkurmay Başkanına Açık Mektup ve Yiğit Bulut’a Cevap

İletigönderen Deli Haydar » Pzr Oca 17, 2010 18:43

Yazıda milliyetçi-ulusalcı diye bir ayrım yapılma nedenini pek anlayamadım. Bilindiği gibi millet ve ulus, aynı kavramı tanımlayan Arapça ve Türkçe sözcüklerdir. Doğal olarak milliyetçi de, ulusalcı da aynıdır. Ancak ülkeyi düze çıkaracak, ne -güya komünizm tehdidine karşı- sömürgecilerce yaratılan ve Türklüğü 1071'e tutsak edip tüm ulusal simge ve değerlere ipotek koyan saltanat milliyetçiliği, ne de yine aynı dönemlerde Gazi Kemal Atatürk'ten başka herkesin adını diline dolayıp sömürgecilerin diğer silahı sosyalizm/komünizm düşüncesinin dağıtıcılığını yapan bugünün ulusalcıları değil, yalnız ve yalnız Gazi Kemal Atatürk'ün düşüncesinin peşinden yürümeye ant içmiş Türk Gençliği olacaktır. Bu işin sağı-solu yoktur. Ulusun ve gezegenin çıkarlarını savunarak, yurtta ve gezegende gerçek barışı sağlayıp yeniden bir Dünya Devleti kuracak güç, Gazi'nin gösterdiği gibi bu ulusun damarlarındaki soylu kanda bulunmaktadır.

Çoktan ulusunun yönetiminden çıkarılmış Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde bugün hala -matematiğinde evrenin sırrını barındıran- baldan tatlı Türkçemizi özgürce konuşabiliyorsak, millet-ulus ya da milliyetçi-ulusalcı gibi ikilikler yalnızca Yiğit Bulut gibilerin gizli ajandalarının yapraklarına sardıkları ekmeklerine yağ sürer. Bu açıdan düşüncede ve eylemde birliğe, her zamankinden daha çok gereksinim olduğu düşüncesindeyim.

Gün, Gazi Kemal Atatürk'ün aramızdan bedenen ayrılışının ardından, topraklarımıza ekilmeye başlanan nifak tohumlarınının, bugün toprağın üstünü kaplamış yabani otlarını kökten yolma günüdür. Bu toprakları elleriyle yola yola temizleyecek olan da Sn. Genelkurmay Başkanı değil, kendilerine yalnızca Türk Gençliği diyen her yaştan yurttaşlar olacaktır.
Feragat-ı nefs.
İstihkar-ı hayat.
Kullanıcı küçük betizi
Deli Haydar
Meydan Delisi
Meydan Delisi
 
İletiler: 714
Kayıt: Çrş Eki 14, 2009 11:21

Re: Sn. Genelkurmay Başkanına Açık Mektup ve Yiğit Bulut’a Cevap

İletigönderen gerçeği arayan » Pzt Oca 18, 2010 23:48

Yiğit Bulut’un yazısını ben de garipsemiştim. Şu açıdan: Başbuğ’un görevini yeterince iyi yapamadığından yola çıkarak yapamayacaksan çekil istifa et diyor. Peki neden öncelikle memleketi bu hale getirenlerin, kurumları biribirine düşürenlerin, yolsuzluklara karartma getirenlerin istifasını istemiyor?

Fakat TSK’yı ben de bir yönden yetersiz buluyorum. Asimetrik prikolojik savaşlar, casus faaliyetleri dahil her türlü dış destekli saldırıyla başetmek TSK’nın görevi. TSK’ya güven demek biraz da TSK’nın yeteneklerine güven demektir. Bu saldırıların amacı ne? TSK’yı halkın gözünden düşürmek, hatta TSK içinde üst kademelerde bölünmelere (Avrasyacı, Natocu, Cemaatçi...) yol açmak. Bu saldırılara karşı TSK ne yapıyor? Yetenekli bir halkla ilişkiler ekibi tutamıyor mu? Neden üstü örtülü şifreli sözler sarfetmek yerine düzenli bildiriler yayınlayıp halka olup bitenleri açıkça anlatmıyorlar?

Asimetrik psikolojik savaş laflarından halk ne anlasın? Ben de tam anlamıyorum. Düşman kim? Kimlerle işbirliği yapıyor? Asimetrik psikolojik savaş da neymiş? Bunları örneğin internet sitelerine düzenli bildiriler koyarak, somut verilerle açık ve net anlatabilirler. Bu üstü kapalılık gizemlilik niye? Sürekli saldırı olduğuna göre askerin cevap hakkı var. Yok hükümet ne der, yok ABD ve AB ne der diye halkı bilgilendirmekten çekinmemesi gerekir. TSK’ya saldıranlara asker öyle akıllıca tepkiler verebilmeli ki saldıran saldırdığına pişman olsun. TSK’dan beklentim budur.
Kullanıcı küçük betizi
gerçeği arayan
Üye
Üye
 
İletiler: 55
Kayıt: Pzt Oca 18, 2010 22:56


Şu dizine dön: Alp Ergenekon

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x