Sokrates in Mahkemesi ve Cezasının İnfazı

Sokrates in Mahkemesi ve Cezasının İnfazı

İletigönderen MedceziR » Cmt Ağu 04, 2007 12:35

Sokrates in Mahkemesi ve Cezasının İnfazı

Resim


Beşinci yüzyılda Atina'da bir yurttaş veya yurttaşlar grubu başka bir yurttaşa suçlamada bulunabiliyordu. Şuçlanan kişi ayağa kalkarak kendi savunmasını yapıyordu . Avukat yada yargıç yoktu.Çoğunluk tarafından seçilen 500 kişilik jüri kupaların içerisine taş koyarak oy kullanıyordu.

Sparta ile uzun yıllar süren savasın ardından yaşanan bozulmada günah keçisi aranıyordu.Sokratesin sürekli sorular sorması üç vatandaşın onun hakkında suçlama yapmasına neden oldu.Gençleri süpheci yaptığı, kuşak çatışmasına neden olduğu gibi kendisine yöneltilen suçlamaları tek tek çürütmesine karsın
Yapılan birinci oylama sonucunda oylama sonucunda 31 oy fark ile suçlu bulundu ve ölüm cezasına çarptırıldı. Sokrates savunmasında 'suçunun elinden gelenin en iyisini yaparak hizmet etmek olduğunu 'söyledi.

Resim

Kendisine birkaç alternatif sunuldu Atinayı terk edersen ve asla bir daha geri gelmeyeceğine söz verirsen kendini ölümden kurtarabilirsin(sürgünde yiyecek verilerek masrafları karşılanarak şehrin dışında yaşaması koşulları bulunmaktadır).Ya da Atina'da kalmak istersen konuşmayı bırak ve sessiz ol o zaman biz insanları yaşamana ikna ederiz.Aksi taktirde gün doğarken zehri içmek zorunda kalacaksın dediler.


Sokratesin cevabı ;

Zehri yarın yada bugün , zehir ne zaman hazırsa almaya hazırım ama hakikati söylemekten vazgeçmem. Canlıysam son nefesime kadar söylemeye devam edeceğim.Ve Atina'yı hayatımı kurtarmak için terk edemem Çünkü ozaman kendimi ölümden korkmuş, ölümden kaçmış,ölümün sorumluluğunu almamış güçsüz birisi olarak hissedeceğim.Ben kendi düşüncelerime, hislerime, varlığıma göre yaşadım; bu şekilde de ölmek isterim.

"ve suçlu hissetmeyin.Kimse benim ölümümden sorumlu değildir, sorumlu benim.Bunun olacağını biliyordum çünkü yalanlara, dolanlara, yanılsamalara dayanarak yaşayan bir toplumda hakikatten bahsetmek ölmeyi istemektir.Ölmem için karar alan şu zavallı insanları suçlamayın.Eğer bundan sorumlu olan birisi varsa oda benim.Ve hepinizin bilmesini istiyorum ki kendi sorumluluğumu alarak yaşadım ve kendi sorumluluğumu alarak ölüyorum. Yaşarken bir bireydim.Ölürken bir bireyim.Benim için kimse karar veremez; kendimle ilgili ben karar veririm."


ikinci mahkemede büyük çoğunluk kararıyla ölüme çarptırılır Sokrates.
Bir dostu;

"Ben senin sebepsiz yere ölüme çarptırılmana dayanamıyorum" dediğinde Sokrates dönerek

"Rahat ol, dostum, benim suçlu olarak ölüm cezasına çarptırılmamı mı tercih ederdin" demiştir.

Resim

Cezanın infaz zamanı gelmişti gün doğmak üzereydi. Mahkemenin vermiş olduğu cezanın zamanı gelmek üzereydi , Sokrates yatakta yatıyor ve zehri verecek adam zehiri hazırlıyordu. Zehri hazırlayan adam sürekli vakti erteliyordu , güneş doğmak üzereydi. Sokrates adama sordu; " Zaman geciyor, güneş doğuyor, bu gecikme neden?"

Adam Sokratesi seviyordu,onu mahkemede duymuş, içindeki güzelliği görmüştü ,tek başına Atina'dan daha zekiydi:Biraz geçiktirmek ,biraz daha yaşaması için zaman kazandırmak istiyordu.

- Sokrates "Tembellik yapma, hadi zehri getir" dedi

Zehri veren adam " Niçin bukadar heyecanlısın? Yüzünde öyle bir ışıltı görüyorum ki, gözlerinde öyle bir merak görüyorum ki... Anlamıyormusun ? öleceksin!"

Resim

Sokrates : " Bu bilmek istediğim birşey. Hayatı tanıdım, o güzeldi; Tüm kaygılarıyla, kederleriyle o hala bir keyiftir. Yanlızca nefes almak yeterli bir mutluluktur. Yaşadım, sevdim; canım ne isterse yaptım, içimden ne geldiyse söyledim. Artık ölümü tatmak istiyorum.Ve ne kadar çabuk olursa o kadar iyi."
"ve iki olasılık var: Ya doğulu mistiklerin söylediği gibi ruhum başka şekillerde yaşamaya devam edecek;bedenin yükünden özgür bir şekilde ruhun yolculuğunu sürdürmesi çok büyük bir heyecandır, beden bir kafestir, onun sınırları vardır; ya da belkide, materyalistler haklıdır:Bedenim öldüğünde herşey ölür.Geride kimse kalmaz.Bu da , olmamak da- çok bir heyecandır! Olmanın ne olduğunu biliyorum. Ve olmamanın ne olduğunu bilme anı geldi. Ve artık olmadığımda sorun nedir? Niçin onla ilgili endişeleneyim? Endişelenmek için burada olmayacağım, o halde ne için vakit kaybedeyim?"
Resim

"Vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki hangi istiklal varki ecnebilerin nasihatlarıyla ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin!
Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir..."


Söylesem tesiri yok
Sussam gönül razı değil...
Kullanıcı küçük betizi
MedceziR
Üye
Üye
 
İletiler: 1763
Kayıt: Pzr Nis 08, 2007 15:54
Konum: Yiğidin Harman Olduğu Yerden...

İletigönderen jejo » Prş Eyl 04, 2008 22:28

bu konuya ilgili midir bilmiyorum ama sokrati'in savunmasini okumustum birkez, daha dogrusu okutmuslardi okulda. klasik retorik'in agababasi olarak bilinirmis bu savunma, ancak tumu okundugunda cok zayif argumanlar icerdigi de gercektir vefakat 10 numara mantik yaniltmacalari kullanilmaktadir; tum siyasilerin ve hukukcularin gunumuzde kullandigi turden.
Kimin odul ve cezaları daha açık belirtilmisse, zafer onun olacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
jejo
Çeviri Takımı
Çeviri Takımı
 
İletiler: 50
Kayıt: Pzt Tem 14, 2008 15:15

İletigönderen SOKRATES » Cum Eyl 05, 2008 3:46

Doğrusunu isterseniz bu topiğin başlığını görünce birden kendime'''' Aha! İşte! Yine darağacını kurdular beni banlama töreni düzenliyorlar!'''' diye içimden geçirdim.

Ama açıp okuyunca, Tarih boyu insanların farklı düşüncede olan insanlara karşı neden bir türlü tahammül edemediği aklıma geldi.
Biz insanlar neden Afrika yerlileri gibi Klansal davranıyoruz?
Mesela dinci bir foruma gidip orda yazı yazıp azıcık'' yahu bu Atatürk'ün hiç mi iyi yanı yok?''' diye sorduğunda herkes birbirine' ''Kim la bu zındık? :) diyor.

Veya Atsızcı foruma gidip'''Yahu siz aklınızı mı yediniz? Herkesi düşman zannediyorsunuz? :) diye sorduğunuzda, sizi hemen ''''Yüüüürrrrüüü ulan ümmetçi çapulcusu,bacısını Arab'a,Kürt'e dölleten şerefsiz''' diye kovuluyorsunuz!
Halbuki onlara tek tavsiyem,Paranoyaklıktan acilen bir psikiyatriye başvurmaları olacaktı :) :) :)

Kemalistlerin sitesine takıldığınızda onlara' '''' Yahu etmeyin, tamam ilerici olalaım ama neden halkın dinine sövüp, halkı hiçbirşey akledemeyen aşağılık sürüsü gibi görüyor ve neden illa da Atatürk ile komünizmi yanyanaymış gibi göstermeye çalışıyorsunuz?''''''

Onlar da hemen, ''' Senin gibi dincilerin kanını içeceğiz, giyotinde keseceğiz, sonra vs vs.'''

Ve bir an sanki beni kasaba götürmüşler de, kellemden paça, ciğerlerimden sote, bağırsaklarımdan kokoreç yapacaklarmış gibi bir hisse kapılıyorum!


Arkadaşlar!
Bu dünyanın temeli sevgidir!Barıştır,kardeşliktir!
Birbirimizi öldürmek,asmak,kesmek, birbirimize hakaret etmek değildir!
Her insan topluluunda aşırı uçlarda bulunan, kendini çözememiş, olumlu ve uyumlu bir kişilik yapısına sahip olmayan veya olamayan FANATİK kimseler bulunabilir!

Biz hangi görüşü savunuyor olursak olalım, öncelikle görüşümüzün ne kadar insancıl ve ne kadar özgürlükçü, eşitlikçi hakları kısıtlamayan,bazılarına hayatı zehretmeyen görüşler olduğunu sorgulayalım.
Aksi takdirde sevginin yeryüzünden alındığı, ve merhamet zincirlerinin koparılarak herkesin bir canavara dönüştüğü bu dünya çocuklarımız için yaşanmaz bir hale gelir!

O halde ilk önce hoşgörü göstermekle işe başlayabiliriz!
Ne kadar zor olsa da......----Güçlü ve kendini bulmuş kişilik bundan anlaşılır------
"Ey millet! Allah birdir, Şanı, büyüktür. Allah�ın selameti, atifeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kur�ani azimüşşandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor.ATATÜRK
Kullanıcı küçük betizi
SOKRATES
Üye
Üye
 
İletiler: 346
Kayıt: Çrş Nis 04, 2007 20:59

İletigönderen jejo » Cmt Eyl 06, 2008 4:40

guzel solemissin
Kimin odul ve cezaları daha açık belirtilmisse, zafer onun olacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
jejo
Çeviri Takımı
Çeviri Takımı
 
İletiler: 50
Kayıt: Pzt Tem 14, 2008 15:15

İletigönderen Çetin Taş » Cmt Eyl 06, 2008 9:35

Sokrates arkadaş.
Son kısımda söylediklerin son derece romantik ama ne yazık ki gerçekler çok farklı.

Şeriatçının varlık sebebi KEMALİST'ten farklılıklarıdır.Bu farklılıklar ne kadar derinleşirse ve ne kadar belirginleşirse o kadar yararındadır şeriatçının.Bu Kemalist içinde geçerlidir.Çünkü iki ayrı uçtur Kemalist ile şeriatçı.
Ya da bir ülkücünün varlık sebebi ne yazık ki Türk-İslam sentezi üzerine bina edilmiş ideolojik düşünce yapısıdır.Ve komünizm aleyhtarlığı en önemli besin kaynağıdır.Dolayısıyla ülkücü-komünist-Kemalist-şeriatçı belki çok güzel sohbet edebilir ya da iyi arkadaş olabilir.Hepimizin vardır zıt ideolojik görüşlerden arkadaşlarımız.Ama iş ideolojik tarışmalara gelince bu düşüncelerin uzlaşması diye bir şey sözkonusu olamaz.Çünkü hepsi bir diğerinin varlığından beslenmektedir.

Askerdeyken silah arkadaşlarımızın kaç tanesi bizimle aynı görüşteydi?Ya da bir başka,soru silah altındayken ideolojilerin önemi kalıyor muydu?Hepimizi ideolojilerimizden sıyrılmıyor muyduk?Silah arkadaşlığı ideolojisini benimsemiyor muyduk?Buradan şu tespite gelmek istiyorum,demek ki millet olabilmiş toplumlar memleket savunması sözkonusu olduğunda ideolojileri bir tarafa bırakabiliyorlar.Doğrusu da budur.
Kemalistim.Vatanımı her şeyden çok seviyorum.
Kullanıcı küçük betizi
Çetin Taş
Üye
Üye
 
İletiler: 2354
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:02


Şu dizine dön: Dünya Tarihi

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x