Sömürenin Ayak İzleri(1) - Gülcan KÜÇÜK

Sömürenin Ayak İzleri(1) - Gülcan KÜÇÜK

Mesajgönderen Gülcan Küçük » Pzr Kas 20, 2011 0:35

Sömürenin Ayak İzleri(1) - Gülcan KÜÇÜK

(Okuyucuya Not: Bu yazı okulumuzun gazetesinde yayınlanmak üzere yazıldığından bazı bölümlerde sesleniş bulunmaktadır.)

Oktay Sinanoğlu, Kazakistan Milli Eğitim Bakanı Murat Cirikov’a sorar: “Bu çocuklar kendi aralarında Rusça konuşuyorlar, dersleri Kazakça alıyorlar.” Cirikov yanıtlar: “Bunu kökten halletmek için bir kanun çıkararak anaokulunda Rusçayı yasakladım.” der ve ardından ders veren nitelikte sorar: “Bize Ruslar o kadar çektirdiği için Rusça konuşuyoruz. Peki size ne oluyor, sömürge değilsiniz ki!
Bu konuşma yapıldığında yıllardan 1996’ydı. Bir çoğumuzun dünyaya gözlerini yeni açtığı yıllar. Aradan geçen onca yıl var… Eski coşkusunu, milli ruhunu kaybeden bir 29 Ekim sabahı, daha doğrusu 28 Ekim okul çıkışı. Tören yapılacaktır okulumuzda o ruhu kaybetmemek adına, yok ya da şöyle; artık “zorunluluktan” çıkarılmış alışılagelmiş bir “şey” demeli, adına.

Milli duyarlılığa sahip, Atatürk’ün ve tüm vatanseverlerin açmış olduğu aydınlık yolu takip eden, yaşayan ve yaşatan, okuyan ve okutan kısacası milli varlığımıza, vatan sevgimize hakaret edilmesi durumunda susmayacak arkadaşlarıma sesleniyorum: İşgal edilmeyi, sömürge olmayı kabul etmeyip; vatan savunmamızı, kurtuluş mücadelemizi taçlandırdığımız; egemenliği milletin eline verdiğimiz o günün kutlamalarında dünya devletlerinin Ata’mız hakkındaki görüşlerini yabancı dillerden dinler olmuşuz. Sorarım: Hangi gerekçeyle? Yıllardır dilimizde okunmasına rağmen kimilerinin “hala” anlayamadıklarını; bir başka dilde, en önemlisi hepimize “yabancı” dilde, seslendirildiğinde daha iyi mi anladık yoksa törenimize ayrı bir hava mı kattı?

Sorarım size: “çağdaş uygarlık düzeyinin üstü”ne çıkmak mıydı bizim yaptığımız? Nerede görülmüştür küresel çetenin “dayattığı” dili konuşarak ilerleyebilen toplumlar? (Biz bunları söylerken, birileri “yeni bir dil öğrenmeye karşı olduğumuzu” sanacaktır. “Varsın, sansınlar!” diyorum.) Cumhuriyetin temeline ters düşen bu hareketi, “cumhuriyetin” kutlandığı bir günde susarak seyreder olmuşuz. Nasıl mı? Uzun yıllardır, “İngilizce konuşabilmenin aydınlık kapıları kolayca açabildiği yalanı” aşılandı topluma. Tabi bu, çok önceden Fransızcaydı. Ülkemizi tiyatro, yalanı oyun gibi düşünürsek; oyun yine aynı da “perde” değişti, tabi oyuncunun nesli de. Bu süre içinde oyun yazarları da geliştirdi kendini. Romanlarını Fransızca kalıplar üzerine kurdu yıllarca kimi “büyüklerimiz”. Bizim ardımızda ne bırakacağımız ise merak konusu! Bir göklere çıkardığımız diller var; bir de küçümsediğimiz, adeta yoksaydığımız dilimiz, “ana”dilimiz. Şunu unutmamalıyız ki, bugün nasıl konuştuğumuz; yarın kimlerle ne konuşacağımızı belirleyecek. Yarınlarımız, bugün dilimize sahip çıktığımız kadar aydınlık olacak. Çünkü dil, sadece düşüncelerimizi ifade etmede kullandığımız “araç” değil; benliğimizi, özümüzü, kültürümüzü özgürce yaşayabilmek için tutunduğumuz dal, “amaç”tır. Atatürk: “Milli kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız.” demiştir. Onunki kültürümüzü yok sayarak, özümüzü unutarak; yabancı devletlerin kuklalığından , yabancı milletlerin kültür taklitliğinden apayrı bir “çağdaşlaşma” düşüncesiydi. Gerçi bahsettiğim “yabancılar” bize yabancı olmaktan uzak hale gelmiştir ne yazık ki.
Ancak hala gerçeğiyle “çakma”sı arasındaki ucuzluğu temsil ediyoruz!
İngilizce konuştuğunda çağı yakaladığını sananlar ve en acısı “küreselleşmenin” bir nimet olduğunu düşünenler var dedik. Bir de İngilizce öğrettiğinde “bilim” denen şeyi öğrettiğini (öğretebileceğini) sanan eğitim düzenimiz, bunu adeta ilke gibi benimseyen eğitimcilerimiz var. Oysa bilimde, üretimde anadil esasken; anadilimizde bile zor anlayabildiğimiz şeyleri “el”in dilinde anlatılmaya zorlanan eğitim kurumlarımız varken; kimi evrenkentler “Türk Dili ve Edebiyatı” bölümünü bile İngilizce okuttururken; aileler çocuklarını anadillerinden önce İngilizce eğitimi veren anaokullarına yollamayı planlarken; İngilizce şaşırıp, İngilizce gülerken; biz bir şeylerin hep iyiye gittiğini, çağ atladığımızı sanar olmuşuz. Biz boşuna her bayram “Cumhuriyet ‘cumhur’ sözcüğünden gelmiş olup…”larla anlatmışız kavuştuğumuz o yönetim biçimini. Özünü anlamadıktan sonra, özüne aykırı yaşadıktan sonra ezberlerimizi konuşturmuşuz, ne anlamı var! Bağımsız olamadığımız bir Cumhuriyetten söz etmeye ne hakkımız var!

21. yüzyıl ülkeleri sadece topla tüfekle işgal edilmiyor, sömürü sadece ekonomik anlamyla olmuyor; seni “sen” olmaktan çıkarıp başkalaştırıyorlar. Çok kolay yönlendirebileceği “robot” topluluklar yaratıyor. Sonra alıyorlar kumandayı elllerine; ister madenlerine, en önemli şirketlerine el koy. “Gık”ı çıkmıyor toplumun. Basın yayın yoluyla “kara”yı “ak” gibi göstermek kolay hale geliyor. Her şeyden önce, başta tepki toplayabilecek şeyler topluma çok önceden aşılanıyor. Kim uğraşır sanıyorsunuz birbirine kenetlenmiş, kültürüne sahip çıkan bir milletle! Bu düzen böyle işliyor. Hediye paketine sarılı bombalar, “bilim, eğitim, öğretim” sözleriyle elimizde patlıyor; yüreğimizi gözümüzü parçalıyor. Kimi zaman “barış”, kimi zaman “demokrasi” diyorlar adına. İhtiyacı olan ülkelere ihraç ediliyor.

Sonucu değiştirecek olan; Ata’mın saygıdeğer öğretmenlerimize emanet ettiği, güvendiği yeni nesil biziz. Ne ekersek onu biçeceğiz. Cehaletimizle bizden sonrakileri esir etmeyeceğiz. Çünkü iki Mustafa Kemal’den biriyiz biz!

Toprağı “toprak” yapanlara, Ata’ma, bizim on yediye gelebilmemiz için gözünü kırpmadan ateşin önünde duran on yediliklere, Demirci Mehmet Efe’ye, Kara Fatma’ya, Seyit Onbaşıya ve daha nicelerine, aynı yürekliliği bugün de gösterebilecek olanlara ve daha nicelerine selam olsun kucak kucak. Yaşlanmayan, ölümsüz Mustafa Kemallere selamlar…


Gülcan KÜÇÜK
17.11.11
“Dünyanın yarısını her zaman ve dünyanın hepsini bir zaman aldatmak mümkündür; fakat bütün dünyayı her zaman aldatmak mümkün değildir.” Mustafa Kemal ATATÜRK
Kullanıcı avatarı
Gülcan Küçük
Üye
Üye
 
Mesajlar: 2
Kayıt: Çrş Haz 29, 2011 22:30

Dön Sizin Makaleleriniz

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

x