Sözün ve yazının bittiği yerdeyiz, yardımına ihtiyacımız var Allah’ım !

Sözün ve yazının bittiği yerdeyiz, yardımına ihtiyacımız var Allah’ım !

İletigönderen Alp Ergenekon » Cmt Eyl 03, 2011 9:55

Sözün ve yazının bittiği yerdeyiz, yardımına ihtiyacımız var Allah’ım !

Etnik ve mezhep ayrıştırma temelinde DEMOKRASİ ve İNSAN HAKLARI yalanı ile millet ve devletleri parçalayarak emellerini gerçekleştiren emperyalist güçler, yerli işbirlikçi vatan hainleri ile birlikte ülkemizde de hamle üstüne hamle peşindeler.

Ne yazık ki her hamleleri -şimdilik olanları izlemekten başka çaresi olmayan- vatan ve Allah aşkı ile dolu yürekleri biraz daha acıtıyor biraz daha kanatıyor.

İşte Irak gerçeği… Yaklaşık olarak 10. Yılını dolduran insanlık dışı olaylar sonrasında Irak, hala acı ve kan içinde. Olayın çirkin yüzünün artık yeterince görülebilmesi için yazmak zorundayım: Irak’lı Müslüman kızlarımız, başlangıçta DEMOKRASİ ve İNSAN HAKLARI yalanı ile Irak’a giren katil Amerika’nın yamyamlarının piçlerini doğuruyorlar. Tıpkı Boşnak Müslüman kızlarımızın Sırp saldırganların piçlerini doğurdukları gibi!

İşte Mısır, Libya ve son olarak da Suriye gerçeği…

Bütün bu olanlara bakıldığında değişmeyen dört ortak özellik olduğunu görüyoruz.
1. Saldırılan ülkelerin hepsi İslam ülkesi ve saldırı ve tecavüze maruz kalan hep Müslümanlar.
2. Saldıranlar; görünürde, Devlet Başkanlarının “Haçlı Seferi” düzenleyeceğiz dediği ABD güdümlü emperyalist güçler. Ancak gerçek komuta merkezi İSRAİL!
3. Saldırılan İslam Ülkelerinin nerede ise tamamı petrol zengini.
4. Petrol zengini bu İslam Ülkelerine saldıran İsrail komuta merkezli emperyalist güçlere AKTİF destek veren bir tek müslüman ülke var: TÜRKİYE ! Dizimizin dibinde BOP için düzenlenen bu operasyonlara karşı AKP hükümeti önce hiddetleniyor ancak üstünden 24 saat geçmeden en büyük desteği veriyor!

Hatırlayalım; Peygamberimize dil uzatan aşağılık Rasmussen’in Nato Sekreterliğine itirazı 24 saat sürmedi. Libya ya NATO müdahalesin önce itiraz etti ancak yine üzerinden 24 saat geçmeden İzmir’i NATO Operasyonlarının merkezi haline getirdi ve buda yetmedi Kıbrıs Barış Harekatında bize yakıtı dahil savaş Uçağı yardımı yapan Libya’yı abluka haline almak için donanma görevlendirildi.

Yazık !

Milli ve dini olmak üzere çifte bayram yaşadığımız bugünlerde bunları düşünmek yüreğimizi biraz daha kanatıyor, içimizi biraz daha acıtıyor.

Artık çok çok kolay söylediğimiz “inşaAllah”, “maşallah” çizgisinden çıkıp, gerçekten bir şeyler yapmak, çareler üretmek zorundayız: Dizimiz dibinde yaşananların bizimde başımıza gelmemesi için millet olarak kendimizi toplamamız gerekiyor.

Aksi halde, hiçbir şey yapmadan sadece “…İnşaAllah bizim ülkemizde bu tür saldırılar olmaz” dilek ve temennisinde bulunma durumu, felaket bizim ülkemize geldiğinde, “…atılan ve sıkılan küffar bomba ve kurşunları inşaAllah bize değmez” noktasına götürür. Dilim varmıyor ama dün Bosna’da, bugün Irak’ta yaşananlara bakarak “…İnşaAllah beniz karıma, benim kızıma, benim namusuma musallat olmazlar” deme noktasına götürür!


Hani “…adım adım Anadolu” diye bir laf vardır ya. İşte emperyal güçler tarafından adım adım Büyük Ortadoğu Projesi inşa ediliyor!

Son kale Suriye’nin düşmesinden sonraki hedef eğer bir şaşırtmaca değilse kendini göstermeye başladı!
Fransa Devlet Başkanı bu hedefi açıkladı ve saldırgan üslubunu hiç utanmadan sıkılmadan açıkça ortaya koydu: “…İran’a saldırırız!”

İçimden hoşt demek hatta iyi bir tekme atmak geliyor bu hırlayan yaratığa ama Türk Dış İşleri Bakanlığından yapılan “Nato, füze kalkanını Türkiye’ye yerleştirecek” mealindeki açıklama, bu saldırının olabileceği izlenimini güçlendiriyor.

O halde bu hırlayan yaratıklara tekme atmadan daha etkili birşeyler yapmak lazım. Millet olarak çare üretmek lazım. İran’a bir saldırı yapılması sonrasında İran’ında düşmesi halinde acaba sıra kime gelecek!

Bu gidişat gidişat değil ve dilim varmıyor ama bu durum; küffar kurşunlarının başımıza yağacak olmasını geçtim, dün Bosna’da, bugün Irak’ta yaşananlar için “…İnşaAllah beniz karıma, benim kızıma, benim namusuma musallat olmazlar” deme noktasına kadar götürür!

Anlaşılacağı üzere artık ne komşu devletlerde ne de bizde verilecek sarı öküz kalmadı!

Genç Türk Cumhuriyetimize yönelik çirkin saldırılar artık herkesin malumudur ve asıl yapılmak istenen, SEVR’İ hortlatarak Devletimizi TÜRK DEVLETİ olmaktan çıkarmak ve yerine emperyalist güçlerce daha kolay yönetilebilen bir federetif bir yapı kurmaktır!

Dillere pelesenk olmuş DEMOKRASİ yalanına oldum olası inanmayan birisi olarak ANADOLU coğrafyasında yaşamanın ve bu coğrafyaya EGEMEN olabilmenin ön şartının GÜÇLÜ ORDU ile mümkün olabileceğine inananlardanım.

Ancak ordumuzun durumu diğer tüm yaşananlardan farklı değil ve bizleri dış güçlere karşı koruyabilecek yegane güç olan ordumuzun durumu malesef içler acısı bir görüntü vermekte.

Elliye yakın general rütbeli ordu mensubu, muhtelif suçlamalarla ceza evlerinde tutuklu. Komşu ülkelerdeki gelişmeler ve ülkemizde yaşanan terör olaylarına rağmen üç-dört yıldır devam eden ancak bir türlü sonuçlanamayan bu tutukluluk hali yeterince manidar değil midir?

Üstelik her geçen gün bir general daha tutuklanıyor ve TSK’yı hedef alan yeni yeni gelişmeler yaşanıyor!

Dilim varmıyor amma şu ana kadar paylaştıklarım nedeniyle oluşan düşüncemi seslendirmek zorundayım: Acaba sarı öküz sırası ordunun tamamı mı? Hatta daha açık yazayım; ordu içerden mi çökertilmeye çalışılıyor?!

Eğer sarı öküz sırası orduya gelmiş ve bununla da ordunun tamamı kast ediliyor ise ortada sarı öküz falan kalmamış demektir! Bu noktada hatırlamış olduğum Ulu Önder’in subaylara yönelik açıklamasını yazının sonunda paylaşmamın uygun olabileceğini düşündüm.

Eğer böyle ise “…Allah’ım bize güç ver. Bize yardım et. Bayrağımızın inmemesi, ezanımızın dinmemesi ve devletimizin sonsuza dek bağımsız ve egemen kalabilmesi için kuvvet ve kudretini Türk Milleti ve O’nun silahlı güçlerinden esirgeme Allah’ım !” duaları ile geleceğe kendimizi hazırlamaktan başka bir çare şimdilik görünmüyor!

___________________________________________________________________________________________________________

Gazi Mustafa Kemal’in Subaylara Hitabı:
İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler.

Mütareke şartlarının tatbikatı ile silahlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar.

Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler. Ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu.

Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta, engeller ve müşkülat kalmaz.

Malum bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; “ordunun ruhu subaylardadır.”

Şahsi ve özel hayatları itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.
Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürür.
Onları aşağılar ve hor görürler.
Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz.

Onun yaşamak için bir çaresi vardır. Şerefini korumak!

Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına atmaktır.
Dolayısıyla subay için “ya istiklâl, ya ölüm” vardır.
Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız!’

MUSTAFA KEMAL / 31 Temmuz 1920 / Afyonkarahisar Kolordu Dairesi
Bu memleket, dünyanın beklemediği bir müstesna mevcudiyetin tecellisine sahne oldu. Bu sahne, 7 bin senelik bir Türk Beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvelâ korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu. Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
ATATÜRK
Kullanıcı küçük betizi
Alp Ergenekon
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 38
Kayıt: Cmt May 02, 2009 14:42
Konum: Ankara

Şu dizine dön: Alp Ergenekon

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x