Suriyelileri Türkiye'ye Kim, Neden Gönderiyor / Metin AYDOĞAN

Suriyelileri Türkiye'ye Kim, Neden Gönderiyor / Metin AYDOĞAN

İletigönderen Oğuz Kağan » Cmt Ağu 03, 2019 17:14

Suriyelileri Türkiye'ye Kim, Neden Gönderiyor

Beş milyondan çok yabancıyı yani küçük bir ülke nüfusu kadar insanı, ülkesine kabul etmek örneği olmayan bir olaydır. Dünya tarihinde; savaşlar, işgaller ve zora dayalı göçler yaşanmıştır. Ancak, en yoğunlarda bile bu kadar insan, bu kadar kısa sürede bir yere yerleştirilememiş, böyle bir işe girişilmemiştir. Ülkesi ne denli büyük olursa olsun hiçbir devlet bu kadar insanı içine almamıştır. Hükümet, ilerde hiçkimsenin altından kalkamayacağı bir işe girişmiştir ve Türkiye’ye büyük zarar vermektedir. Yapılanlar, güncel politikanın sınırlarını aşarak doğrudan ulusal varlığa yönelmiştir. Suriyelilere vatandaşlık düşüncesi, emperyalist isteklerle örtüşen ve Anadolu’nun Araplaştırılmasına yönelen bir girişimdir. ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne uygun olarak, Suriye’nin Kuzeyi Araplardan temizlenip Kürtleştirilirken, Güneydoğu başta olmak üzere Anadolu’da binlerce yılda dengelenen etnik yapı, Türk, Arap, Kürt karmaşası haline getirilmektedir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Ortadoğu, Amerikalıların ‘kaos kuramı’ adını verdikleri emperyalist girişime uygun olarak sürekli karmaşa ortamına sürüklenmektedir.

Çelişkili Açıklamalar

Recep Tayyip Erdoğan, 3 Temmuz 2016 günü Kilis’te yaptığı konuşmada, Suriyeliler için kardeşlerim tanımını kullandı ve “Kardeşlerimizin içerisinde inanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak isteyenler var. Bakanlığımız oluşturduğu bir ofisle takip etmek suretiyle bu kardeşlerimize bu yardımı, bu desteği yaparak, onlara vatandaşlık imkanını vereceğiz.” dedi. 1 

Bu açıklamadan 6 ay önce 11 Şubat 2016’da, Türkiye Genç İş Adamları Konfederasyonu (TÜGİK) Genel Kurulu’nda ise, Avrupa ülkelerini kast ederek; “Dünyadaki diğer ülkelerin kabul ettiği mülteci sayısı ne kadar? Bazıları 100 tane almış, öbürü 300 tane, 500 tane, bin tane. Bizim alnımızda ‘enayi’ yazmıyor. Kusura bakmayın. Bu işin hakkı neyse, bunu yaparız. Biz bir yere kadar ‘sabır, sabır, sabır’ ondan sonra da gereği neyse bunu yaparız. Herhalde otobüsler, uçaklar boşuna durmuyor. Gereği neyse bundan sonra o yapılır”demişti. 2 

Almadan Vermek

Erdoğan’ın 11 Şubat’ta yaptığı açıklamanın, AB’yle yapılan Suriyeli pazarlığında kullanılan gözkortma olduğu anlaşılıyordu. Açıklamadan kısa bir süre sonra, Avrupa’ya ulaşan sığınmacıların geri gönderilmesi ve Türkiye’de tutulması konusunda AB’yle bir anlaşma yapıldı. Anlaşmaya göre, AB Türk yurttaşlarına Avrupa’da serbest dolaşım hakkı tanıyacak ve Türkiye’ye Suriyeliler için 3 milyar euro verecekti.

Ancak AB, TBMM’nin terörle mücadele yasasında yaptığı değişikliği ileri sürerek Anlaşma’ya uymadı. Parayı taksitler halinde ödedi ama serbest dolaşım hakkı vermedi. Avrupa, Suriyeli akınından kurtuldu, Türkiye sığınmacı deposu haline geldi.

Avrupalılar, rüyalarına giren bir kabustan yalnızca para vererek kurtulmuştu. Sığınmacılar onların gözünü öylesine korkutmuştu ki, yabancı karşıtlığı İngiltere’nin AB’den çıkmasına yol açan halk oylamasında belirleyici etmen olmuştu. Avrupa, Türkiye ile yaptığı anlaşmayla rahat bir nefes almıştı.

Uygulamaya halkın hoşnutsuzluğu yaygındı ama sığınmacı sorununun gerçek nedeni bilinmiyordu. Muhalefet partilerinden doyurucu bir açıklama ve tepki gelmiyor, az sayıda ulusçu aydının yaptığı sağlıklı değerlendirmeler ise halka ulaşmıyordu.

Yandaş basının yorum ve değerlendirmeleri, her zaman olduğu gibi çok geri ve çok ilkeldi. Tepki gösterenlere saldırılıyor; ‘Rusya’dan 200 bin nataşa vatandaş yapsak sevinirdiniz’ ya da ‘Müslümanlar yerine ateistleri mi vatandaş yapalım’ gibi bilimsel! açıklamalar yapılıyordu.

Yurttaş Olmak

Yurttaşlık, yalnızca hükümet politikalarına bağlı yasal düzenlemelerle sağlanacak bir kavram değildir. İstemle, maddi güçle ya da kısa sürelere sıkıştırılan devlet uygulamalarıyla elde edilemez. Yurttaşlık kavramı, uzun dönemlerden geçerek tarihsel süreçler içinde olgunlaşan duygu ve düşünce birliği üzerinde oluşur. Bu yakınlaşma, toplumun ruhsal yapısını biçimlendirir ve kuşaktan kuşağa geçen kalıtlar bütünü olarak milletin özyapısını belirler. Yurttaşlık kavramıyla tanımlanan ruhi şekillenme birliği; dil birliği, toprak birliği ve ekonomik çıkar birliğinden sonra, toplumları ulus yapan dört temel koşuldan biridir.

Yabancıyı yurttaş yapmak, uluslaşmış ülkelerin yöneticileri tarafından çok dikkatlice ele aldıkları, nicel artışlara asla izin vermedikleri bir konudur. Kabul edecekleri az sayıdaki yabancıyı, uzun süre toplumun değerleri yönünde eğitirler yani asimile ederler, sonra yurttaş yaparlar. Bu işin; demokrasiyle, insan haklarıyla değil, ulusal varlığın korunmasıyla ilgili bir sorun olduğunu bilirler. Ulusal varlığı ayakta tutan değerlere uyum göstermeyen yapılanmalara yani farklı kültürlerin siyasi topluluklar oluşturmasına izin vermezler. Toplumsal karmaşaya yol açacak böyle bir girişimin, feodalizme geri dönüş anlamına geldiğinin bilirler.

Yeni “Vatandaşlar”

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 11 Temmuz 2019 tarihi itibarıyla Türkiye’deki biyometrik verileriyle kayıt altına alınan geçici koruma altındaki Suriyeli sayısını açıkladı. Açıklamaya göre Türkiye’deki kayıtlı Suriyeli sayısı 3 milyon 630 bin 575 kişi oldu. Bu kişilerin 1 milyon 965 bin 595’i erkek, 1 milyon 664 bin 980’i ise kadın. 1 milyon 26 binini ise 0-9 yaş grubundaki çocuklar oluşturuyor. 3  Kasım 2018 itibarıyla Türkiye’de doğan Suriyeli çocuk sayısı 405 bin 52. Doğum sayısı bugün 500 bini aşmış durumda. 4 

Türkiye’ye kabul edilen Iraklı, Afgan ve Afrikalı sığınmacılar ile Avrupa Birliği’yle yapılan Geri Kabul Anlaşması nedeniyle Türkiye’ye gönderilmesi planlanan, yaklaşık 1 milyon kaçak göçmen de eklenirse, sığınmacı sayısı 6 milyonu aşıyor. 5 

Uygulamalar

AKP, Türk siyasetinde yer almaya başladığı günden bugüne dek, dönemler içinde gitgeller yapsa da, gerçek amacını gizlemedi. 14 yıl boyunca sayısız siyasi zikzak yaptı ama bir konuda tutumunu değiştirmedi. Atatürk’e ve devrimlerine karşı nefret duydu ve kurduğu Cumhuriyet’i ortadan kaldırarak, yerine ‘Osmanlı nizamını’ getirmek için yılmadan mücadele etti. 2023’ü, hedefine ulaşma yılı olarak belirledi ve yapacaklarını 63 başlıktan oluşan bir program haline getirerek adım adım uyguladı. Bunları yaparken, ABD ve AB ile ilişki içinde oldu, onların istekleri yönünde hareket etti.

Baş örtüsüyle başlayan mücadelesi, makamı ve siyasi gücü arttıkça çeşitlendi. Eğitim’den Diyanet’e, İmam-Hatip kurslarından üniversitelere, kamu çalışanlarından dış siyasete dek; topluma biçim veren hemen her alanda, laikliğe karşı dinci-mezhepçi bir siyaset yürüttü. Cumhuriyet’in sağladığı yurttaşlık kavramını ve Anadolu’da binlerce yılda oluşan nüfus yapısını bozacak uygulamalar yaptı. Sunnileşmeyi, bağlı olarak Araplaştırmayı öne çıkardı. Suriyeliler başta olmak üzere bölgenin en geri unsurlarını sığınmacı olarak kabul etti. Onlara TC yurttaşlarında bile olmayan haklar verdi.

Suriyeliler konusunda yaptıkları, kendi özgür iradesiyle belirleyip uyguladığı bir politika değildi. ABD ve AB’nin istekleri yerine getiriliyordu. Yapılanlar, emperyalizmin öngördüğü küresel boyutlu politikanın parçalarıydı. Anadolu’daki Türk varlığının yalnızca bugününe değil, geleceğine yönelik yıkıcı bir girişim tasarlanmıştı ve tasarı uygulamaya sokulmuştu.

Türkiye’ye gelen Suriyelilerin hemen tümü Suriye’nin Kuzeyi’nden geldi. Bu kendiliğinden oluşan bir göçmen akını değil, ABD’nin düzenlediği bir insan sevkiyatıydı. Kuzey Suriye boşaltılıp PYD’ye teslim edilirken, Türkiye Arapların oluşturduğu bir sığınmacı deposu haline getiriliyordu. Arslan Bulut’un tanımıyla, Türkiye’de ‘Türk-Arap-Kürt Federasyonu’nun alt yapısı’ oluşturuluyordu.

Suriyeli Ayrıcalığı

Suriyeli sığınmacılara, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından daha ileri haklar verildi ve ayrıcalıklı bir kitle haline getirildi. Yalnızca onların yararlandığı sağlık birimleri oluşturuldu, hastahanelere ücretsiz kabul edildi ve ücretsiz ilaç almaları sağlandı. Pasaport yerine geçen bir kart verildi, bu kartla pirim desteği alarak çalışmaları kabul edildi. Türkçe bilmeyenler dahil, KPSS sınavına girmeden özel sınavla devlet memuru olmaları sağlandı.

Suriyelilerin kamu kuruluşlarında işe alınacağı açıklanmış, doktor olduğunu söyleyen 28 Suriyeliye çalışma izni verilmiştir. Değişik sektörlerdeki işletmelerde, Suriyeli çalışan kontenjanları oluşturulmuştur. Türk öğrencilere, geri ödeme koşuluyla aylık 450 TL kredi verilirken, Suriyeli öğrencilere geri ödemesiz aylık 1200 TL burs verilmektedir. 6 

Olacaklar

Beş milyondan çok Arap, Anadolu’nun değişik bölgelerine gruplar halinde yerleştirilerek kimliklerini korumaları sağlanmıştır. Türkler, Suriyelilerin yerleştikleri yerleri terk etmektedir. Türk yaşam biçimine uyumsuz gelenekleriyle kültürel bozulmanın taşıyıcıları durumundadırlar. Suriyelilere verilen ayrıcalıklar yurttaş olduklarında da sürecek, koloniler halinde ülkenin değişik yörelerinde yaşayacaklardır. Türkiye’de yeni bir azınlık kitlesi yaratılmaktadır.

Bu büyük kitle örgütlenmeye başlayacak ve anadilde eğitim adıyla Arapça eğitim isteyecektir. Bu istek, müfredata Arapça dersi koyarak Türk milli eğitimini Araplaştırmaya çalışan AKP tarafından yerine getirilecektir.

Diyanet, Suriyelilerle yeni bir Sunni kitle bulacak ve bu kitleyi amaçları yönünde kullanacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı, şimdiden, Türkiye’ye gelen bin kadar Suriyeli ‘alim ve ilahiyatçı’ için harekete geçmiş ve ‘tarih, tefsir, hadis’ gibi konularda Türkiye’ye katkı yapacak Suriyeli sığınmacıya, vatandaşlığa alınmada öncelik tanınmasını istemiştir. 7 

Sığınmacılar, yurttaşlık hakkı aldıktan sonra örgütlenecek ve giderek artan isteklerde bulunarak, yurt dışıyla bağlantılı siyasi çalışmalar içine gireceklerdir. Bu eğilimin ön uygulamaları şimdiden başlamıştır.

Türkiye’de yaşayan Arapların partileşme çalışmalarını yürüten Beyt Nahreyn Arap-Arami Birliği adlı örgütün Sözcüsü Mim Yavuz Binbay; Türkiye’de 8 milyon Arap ve Arami yaşadığını ve diğer halklar gibi “anadilde eğitim” hakkı başta olmak üzere, tüm hakların verilmesini istedi. Binbay, ayrıca partileşme kararı aldıklarını, partileşme çalışmalarını yürütmek üzere bir komisyon kurduklarını açıklamıştır. 8 


 1  “Suriyeli Göçmenlere Vatandaşlık Hakkı Geliyor!” politikmotto.com
 2  Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sert mesajlar: “Bizim Alnımızda ‘Enayi’ Yazmıyor” http://www.hurriyet.com.tr
 3  https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/
 4  https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/
 5  “Türkiye’nin Yeni Seçmenleri: Suriyeliler” http://www.hurriyet.com.tr
 6  http://bmshaber.com/suriyeli-ogrencilere-karsiliksiz-1200-lira-burs-verildigi/
 7  “Vatandaşlık Hakkı ve Enternasyonalist Tutum” http://www.evrensel.net
 8  “Türkiye’de Araplar Partileşiyor” https://t24.com.tr/


Metin AYDOĞAN, 3 Ağustos 2019
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12048
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Metin AYDOĞAN

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x