Tayyip Erdoğan'ı ABD hazırladı iktidar yaptı

Tayyip Erdoğan'ı ABD hazırladı iktidar yaptı

İletigönderen Çetin Taş » Sal Nis 29, 2008 18:50

ŞEVKET KAZAN ANLATIYOR: ABDULLAH GÜL AMERİKAN ELÇİLİĞİ’NDEN HİÇ ÇIKMAZDI

--------------------------------------------------------------------------------

Exeter’de yetişti Amerika seçti!

Yaklaşık 12 yıl önce İstanbul’da bir Kafkaslar Toplantısı düzenlenmişti! Toplantıya gazeteci olarak davetliydim. Graham Fuller de oradaydı. Kendisinden bir röportaj talebim oldu, kabul etmedi. Ertesi gün, Yenişafak gazetesinde Graham Fuller ile yapılmış bir röportaj çıktı! Bunun üzerine istihbarat servisleri ile diyaloğu iyi olan bir muhabire görev verdim. Graham Fuller, konferanstan ayrıldıktan sonra nereye gitmiş ve kimlerle görüşmüştü? Bunu araştırmasını istedim. Kısa bir süre sonra bilgi geldi: Graham Fuller, Topkapı’daki Yenişafak gazetesine gitmiş, röportajdan sonra o zaman gazetenin üst katında bulunan Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nda Abdullah Gül ile görüşmüştü!
Yıllar sonra bu durumu Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a “Neden böyle oldu? Bu kadrolar, nasıl böyle birdenbire değişim gösterdi? Siz, hepsinin hocası olarak onların bu değişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sorduğumda şu cevabı aldım:
“Bu arada önemli husus şudur: Maya çok mühim bir şey. Mayasız ekmek olmaz. O cevher sizde yoksa, ekmeği yapamazsınız.”

ABD derin devleti ile...
DSP’nin çökertilmesi sırasında Abdullah Gül ABD’de idi. İki kişiyle görüştü: CFR’nin beyni Morton Abramowitz ve ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Mark Grossman!
Tayyip Erdoğan da daha RP Beyoğlu İlçe Başkanı iken, Morton Abramowitz ile görüşmüş ve CIA’nın önemli şeflerinden Graham Fuller ile temasa geçmişti. Amerika’nın Adana Konsolosu Elizabeth Shelton, ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Caroline Hagins, ABD Büyükelçilik Müsteşarı Silwer Lawrens ve CIA görevlisi Kenny Bob ile de görüşüyordu!
312-2’den aldığı cezanın onanmasından bir gün sonra 28 Eylül 1998’de, ABD’nin İstanbul başkonsolosu Caroline Hagins, Tayyip Erdoğan’ı makamında ziyaret ederek, “Bu tür gelişmeler, Türkiye demokrasisine olan güveni azaltır” demiş ve Erdoğan’a destek vermişti!
Erdoğan’ın AKP’yi kurmadan önce 18 Temmuz 2001’de İsrail büyükelçisi David Sultan ile görüştüğü de basına yansıdı. Erdoğan’ın “Yeni oluşacak partinin İsrail ve ABD politikalarına asla ters düşmeyeceği” yolunda garanti verdiği yazıldı. Abdullah Gül de bir taraftan İngiltere Büyükelçisi Sir David Logan’ı makamında ziyaret ederek parti çalışmaları hakkında bilgi veriyordu!
Londra Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Türkiye Uzmanı Dr. Andrew Mango, Abdullah Gül’ün sık sık ABD ve İngiltere’ye giderek görüşmeler yaptığını açıklıyordu!
CIA şefi Graham Fuller de tam o sıralarda Türkiye’de artık Kemalizm’in modasının geçtiğini ve “ılımlı İslam” a öncülük etmesi gerektiğini ileri sürüyordu! Fuller, “Fazilet Partisindeki gençlerin baskın çıkacağı ve Yenilikçi Hareketin ılımlı İslama liderlik yapacağı” nı söylüyordu!
Sonunda, Tayyip Erdoğan gayrımeşru bir ara seçimle TBMM’ye sokuldu, AKP’nin başına getirildi. Bu arada AKP’nin parti programı, yerel yönetimlere otonomi vermeyi önören gizli bir CFR memorandumundan aynen kopyalanmıştı. AKP, CFR’nin verdiği gizli programla kurulmuştu! Bunu yayınladığımız halde yüksek yargı organları kapatma davası için harekete geçmedi!
Gazeteci Yavuz Selim’in “Milli Görüş Hareketindeki Ayrışmaların Perde Arkası: Yol Ayırımı” kitabında ise ilginç bilgiler veriliyordu:

Yoldan nasıl çıktılar?
Mehmet Bekaroğlu anlatıyor:
-Daha Refah Partisi kapanmadan Talat Halman, FP kapanmadan da Güneri Civaoğlu, Milliyet gazetelerinde yazdıkları makalelerinde, Milli Görüş Partilerinin kapatılmasının yetmeyeceğini, mutlaka bölünmesi gerektiğini söylediler; hatta nasıl bölüneceğini de ifade ettiler. Güneri Civaoğlu, 24 Eylül 1998 tarihli yazısında, bölünme konusunda Sayın Erdoğan’a bir misyon da yüklemektedir. Nitekim gelişmeler bu doğrultuda oldu. Bölünme, öngörüldüğü gibi bir proje olarak adım adım gerçekleşti.

Amerikalıların ilgisi
SP Genel Başkanı Recai Kutan anlatıyor:
-Abdullah Gül, Fazilet Partisi döneminde Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıydı. Dolayısıyla, özellikle dış ülkelerin temsilcilikleriyle, elçilikleriyle en yakın ilişkide olan bir arkadaş idi. Sonradan aldığımız intiba o ki, Abdullah Gül’e karşı özel bir ilgileri ve sempatileri varmış. Bunu daha sonraları çeşitli vesilelerle gördük. Bizimle beraber çalıştığı dönemde bu durumdan herhangi bir gocunmamız da olmamıştır. Fakat sonradan Amerikalı makamların, “Acaba hangi isim bizimle en iyi uzlaşma halinde olabilir” diye özellikle seçim yaptıklarını ve Abdullah Gül’e özel bir ilgi gösterdiklerini hissettik.

Boyuna Amerika ile fakslaşıyorlar
Şevket Kazan anlatıyor:
-Abdullah Gül, hiçbir zaman Refah Partisi için çalışmadı. Hep kendisi için çalıştı. Erbakan Hoca, Abdullah Gül’e Politik Araştırma Merkezi diye bir merkez kurdurmuştu. Dış ilişkilerden sorumluydu ya, Refah Partisi’ni Avrupa’ya, elçiliklere tanıtacağı yerde, sadece kendisini tanıttı. Danışmanı olan Murat Mercan, ki aynı zamanda Melih Gökçek’in danışmanıydı, Amerika’ya boyuna fakslar gönderiyormuş. Oradan da boyuna fakslar geliyormuş. Sekreteri de bir hanım kız. Bu hanım kızın annesi de benim hanımın arkadaşı. Annesine anlatmış, “Böyle böyle, bunlar devamlı Amerika ile fakslaşıyorlar, hep Abdullah Gül’ün propagandasını yapıyorlar” demiş. Hanım da bana söyledi. Ben de “Belki yanlış tespit etmiştir. Öyle bir şey varsa, bir gün o fakslardan bir tanesinin fotokopisini alsın, sana getirsin, ben de göreyim” dedim. Kızı yakalıyorlar ve işine son veriyorlar. Şimdi Amerika’da kendisini tanıtan bir kitap bastırmış...
Refahyol Hükümeti’nde, Türk Cumhuriyetleri’nden Sorumlu Devlet Bakanlığını biz almıştık. Gül, Türk Cumhuriyetlerine bir tek seyahat yapmıştır, o kadar. Adamın aklı, fikri Amerika’daydı. Bir de Amerikan Elçiliği’nde ne vardı, bilmiyorum, oradan hiç çıkmazdı!
Recai Kutan anlatıyor:
-AKP’deki arkadaşlarımız, teslimiyetçi bir anlayış içerisindedirler. İMF’cilerle, Dünya Bankası ile ilişki içinde olmak ayrı bir şeydir, onların telkinlerine ve empozelerine açık olmak ayrı şeydir..

Exeter lobisi ve Gül
İngiltere’de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri arasında “Kürt Araştırmaları Enstitüsü” olan tek yüksek öğretim kurumudur. Exeter Üniversitesi’nde ayrıca Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü de bulunuyor! Başında, Abdullah Gül’e fahri doktora unvanı veren Tim Niblock vardır.
İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi’nde eğitim görür. Ayrıca Arap ve İslam Dünyası ile Kürtler hakkında uzmanlaşması gereken İngiliz ajanlar da bu üniversitenin hocaları tarafından eğitilir. Üniversite yayınlarında, Irak’ın kuzeyinden “Irak Kürdistanı” diye söz edilir.
Green Peace (Yeşil Barış) örgütü de Exeter Üniversitesi’nde bir laboratuvar sahibidir!
Exeter Üniversitesi’nden mezun olan veya doktorasını burada yapan kişileri, daha sonra özellikle İslam ülkelerinde önemli ekonomik ve siyasi kuruluşların başında veya devlet görevlerinde görmek mümkündür. Mesela İslam Kalkınma Bankası’nın bütün önemli yöneticileri Exeter Üniversitesi’nde yüksek lisans veya doktora yapmıştır! Tabii buraya gönderilecek öğrencileri de kendi ülkelerindeki “İslami kuruluşlar” seçer!
İstanbul Milletvekili Nevzat Yalçıntaş seneler önce İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın kendisini Londra’ya ve güneye Exeter Şatosuna davet ettiğini, burada medyanın demokrasiyi tahrip etmesi üzerine bir beyin fırtınasına katıldığını bir Meclis konuşmasında açıklamıştır. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Exeter Üniversitesi’nde iki yıl eğitim-öğretim görmüştür. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz da Abdullah Gül’ün bu üniversiteden arkadaşıdır! Abdullah Gül, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ve Prof. Sebahattin Zaim gibi hocalarının teşviki ve sağladıkları Milli Kültür Vakfı bursu ile 1976-1978 yıllarında Fehmi Koru ve Şükrü Karatepe ile birlikte İngiltere’ye gönderilmiştir.
Gül, burada İslam ülkelerinde ileride görev alacak olan doktora öğrencileri ile sıkı bir arkadaşlık kurmuştur. Dönüşte Sebahattin Zaim’in daveti ile Sakarya Üniversitesi’nde görev almıştır. Abdullah Gül, 12 Eylül’den birkaç gün sonra evinden alınıp götürülür ve İstanbul’da Metris Askeri Cezaevine kapatılır!
Çıktıktan bir süre sonra Merkezi Cidde’de olan ve 48 İslam ülkesinin üye olduğu İslam Kalkınma Bankası’nda diğer Exeter mezunu arkadaşları ile birlikte ekonomi uzmanı olarak görev alır. İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğu, Exeter Üniversitesi’nde doktora sonrası çalışmalar yapmıştır.
Exeter Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ian Markham’ın “Said Nursî’nin başarısı: Hakikat ve hoşgörü” başlıklı bir makalesi vardır! Yani bu üniversite “dinlerarası diyalog” un kurgulanmasında da vardır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı adayı olan Abdullah Gül, görüldüğü gibi özellikle ABD ve İngiltere’nin derin devleti ile yakın ilişkiler içinde olan bir kişidir.


Üniversiteyi bitirdikten sonra İngiliz istihbaratına eleman yetiştiren Exeter Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan Abdullah Gül, CIA istasyon şefi Graham Fuller ile gizli bir görüşme yaptıktan sonra Yenilikçi Hareket’in başına geçti!

İslam ülkelerine yönetici yetiştiriyorlar
İngiltere’de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri arasında “Kürt Araştırmaları Enstitüsü” olan tek yüksek öğretim kurumudur. Exeter’de Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü de bulunuyor! Başında, Abdullah Gül’e fahri doktora unvanı veren Tim Niblock vardır. İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter’de eğitim görür. Ayrıca Exeter’den mezun olan veya doktorasını burada yapan kişileri, daha sonra özellikle İslam ülkelerinde önemli ekonomik ve siyasi kuruluşların başında veya devlet görevlerinde görmek mümkündür.

İsrail ile özel ilişki
Abdullah Gül, İsrail ile ilişkileri çok sıkı tutan bir politikacı olarak dikkat çekti. Kasap Şaron olarak bilinen ve sonradan İsrail Başbakanlığı da yapan Ariel Şaron ile de görüşen Abdullah Gül, ABD derin devletine hizmetleriyle tanınan Ahmet Ertegün’ün Özbekler tekkesindeki cenaze töreninde ön saftaydı.


ARSLAN BULUT


27.04.2007


http://www.yenicaggazetesi.com/newsdeta ... ewsID=5521

Not:Yazıyı aşağıda ki linkte buldum ve verilen linki tıkladığımda artık geçersiz olduğunu gördüm ama netice olarak yazıyı alıntıladığım site halen aktiftir ve bu yazıyı orada da göreceksiniz

http://hayrethaber.blogcu.com/2737822/ )
Kemalistim.Vatanımı her şeyden çok seviyorum.
Kullanıcı küçük betizi
Çetin Taş
Üye
Üye
 
İletiler: 2354
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:02

İletigönderen tuba » Sal Nis 29, 2008 19:38

Yalnız anlamadığım birşey var: Yalçın Küçük, ABDullah Gül'ün tek kelime ingilizce bilmediğini söyler durur, adam Exeter üniversitesinde iki yıl okumuş, hem de dil bilmese bu bağlantıları nasıl bu kadar büyük bir beceriyle(!!!) yürütecek...;-) ;-)


...şaka bir yana Türkiye'nin karanlık ama gerçek tablosunu çizen bu yazı için teşekkürler Çetin Abi....
Kullanıcı küçük betizi
tuba
Üye
Üye
 
İletiler: 1113
Kayıt: Cmt Ara 29, 2007 21:09
Konum: Güneşin doğduğu yerden...

İletigönderen Çetin Taş » Sal Nis 29, 2008 21:17

Tubacığım,ben Yalçın Küçük'ü çok fazla izlemem.Böyle bir şey dediğini senden duyuyorum bu yüzden ama Abdulah Gül İngilizce bilir ve iyi konuşur(bu kısmı düşündüm de iddialı olmuş çünkü hatırladığım kadarı ile kullandığı kelimeler açısından zengin fakat konuşma-speaking-olarak kötü bir İngilizcesi var).Ben pek çok kez televizyonda konuşurken duydum.
Yazıyı beğendiğine sevindim.Ben de beğendim ve vatanseverlerin okuması gereken bir yazı olduğuna inandığım için sizlerle paylaştım.Fetuşlarla da,Çarlsgillerle de mesafeli ol.Ayrıca Çarls için de Said-i Nursi'nin Kıbrıs'taki uzantısı olan şeyhin müridi olduğu,dolayısıyla gizli Müslüman olduğu şeklinde ciddi rivayetler var.Dolayısıyla Fetuş veya Çarls;gerçekten fark etmiyor.Dinde,dilde,siyasette(ülküde) birlik :D Anlayacağın onlar aynı milletin insanları.
Kemalistim.Vatanımı her şeyden çok seviyorum.
Kullanıcı küçük betizi
Çetin Taş
Üye
Üye
 
İletiler: 2354
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:02

İletigönderen sessiz sedasız » Sal Nis 29, 2008 21:26

Merdan Yanardağ Bir ABD Projesi Olarak AKP adlı kitabında sadece bu konuyu detaylı bir biçimde işliyor.150 sayfalık kısa bir kitap.tavsiye ederim.
Sen ne kadar bilirsen bil,Senin bildiğin karşındakinin anladığı kadardır.
Kullanıcı küçük betizi
sessiz sedasız
Üye
Üye
 
İletiler: 988
Kayıt: Cum Mar 28, 2008 1:55
Konum: istanbul

İletigönderen rafet » Sal Nis 29, 2008 22:36

Gercekten Yalcin Hoca cok yerde soyledi, A.Gul ingilizce bilmez diye.

Ben yine de Hoca'ya inaniyorum.Bu kadar israrli, emin soyluyorsa dogrudur valla.
Kullanıcı küçük betizi
rafet
Üye
Üye
 
İletiler: 185
Kayıt: Sal Kas 06, 2007 2:07

İletigönderen zfrtxt » Çrş Nis 30, 2008 0:48

Çetin Taş yazdı:Ayrıca Çarls için de Said-i Nursi'nin Kıbrıs'taki uzantısı olan şeyhin müridi olduğu,dolayısıyla gizli Müslüman olduğu şeklinde ciddi rivayetler var.


batililarin doguda musluman gorunme siyaseti yeni degildir , osmanlinin son donemlerinde almanlarla isbirligine gidildiginde de alman imparatoru wilhelmde haci wilhelm olarak bilinir olmustu ortadogu musluman aleminde , sonra almanlar gitti ingilizler geldi unlu ajan Lawrence ve benzerleri ortadoguyu musluman gibi yasayarak bir guzel dizayn etmislerdi , prens carls altta kalirmi oda gizli musluman oldu tabi hatta bir ara blair ile ilgili soylentiler bile dolasti . artik bunlara gerek yok tabi icimizde bir suru haktan gorunumlu devrisilmis beyinler var . bunlara mankurt demek daha yerinde olur.

seyh nazim adil kibrisi , ingiliz veliahti prens carlsin sunnet oldugunu acikladi . kimdir bu adam? size unlu seyhi biraz tanitayim. seyhimiz ismindende anlasilacagi gibi kibris dogumludur. turk mucahitlerinin adada yasam ve bagimsizlik mucadelesi verdigi 1950-1960 li yillarda nazim beyin ingiliz ajani oldugu tesbit edilir. turklerin lideri dr. fazil kucuk , ankaraninda onayiyla seyh kibrisiyi adadan surer.ingilizlerin protestolarina ragmen seyhimiz turk idareciler tarafindan hain-i vatan ilan edilir. o zamanki istihbarat orgutumuz milli istihbarat teskilatimizda seyhin kalin bir dosyasi olusmustur. ingilizler kendilerine son derece bagli bu dini liderin pesini birakmaz,onu vatandasliga kabul eder,ozel bir ikametgah tahsis ederve maasa baglar. seyhin musluman dunyadaki yukselisi bundan sonra baslar . once turkiyede orgutlenir .............
yildirim cavli, 4 ocak 1996, hurriyet gazetesi

daha genis bilgi icin bknz : turkiyenin siyasi intihari yeni osmanli tuzagi, cengiz ozakinci

simdi bu seyh hala turkiyede bazi tv kanallarinda hala islam alimi olarak tanitiliyor ve kabul goruyor yada itiraz eden cikmiyor. su durumda akp yi kim kurarsa kursun bu ulkede semer vurulacak bu kadar essek varken .
Kullanıcı küçük betizi
zfrtxt
Üye
Üye
 
İletiler: 106
Kayıt: Pzt Eki 22, 2007 3:43

İletigönderen Çetin Taş » Çrş Nis 30, 2008 7:57

zfrtxt benim detayına girmediğim güzel bilgiler aktarmış.Sağol kardeşim.
Kemalistim.Vatanımı her şeyden çok seviyorum.
Kullanıcı küçük betizi
Çetin Taş
Üye
Üye
 
İletiler: 2354
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:02

İletigönderen Ram » Çrş Nis 30, 2008 15:28

Yalçın KÜÇÜK, birçok ithamında kesin ve abartılı konuşur. Abdullah İngilizce bilmez olur mu hiç¿? Eğer Yalçın KÜÇÜK, "bu İngilizce bilmez" diyorsa, bundan şunu anlamamız gerekecektir: "Bu Abdullah'ın İngilizcesi; bırakın bir Dışişleri bakanının, bir büyükelçinin yahut herhangi bir diplomatın konuştuğu İngilizce düzeyinde olsun, yurt dışında bir-iki yıl kalıp İngilizce öğrenen birinin konuştuğu İngilizce düzeyinde dahi olamaz."

Kimisine göre bu da abartı olabilir. Tabi Yalçın KÜÇÜK'ü, birkaç İngilizce makale okurken dinlediğimizde, kelimeleri eski İngilizce olarak telâffuz ettiğini görüyoruz. Bir de aksanlar var. Kulağım iyidir, bu Abdullah Türkilizce konuşuyor, yahut dilinde bir problem var. Tabi bu, 4 yıl Dışişleri Bakanı oluşundan mühim, yoksa CIA ile anlaşmak için, kendi dilini bile bilmesen mühim değil.

Resim

Kıbrısî, hâlâ ajandır. Bakınız, bu yaşına gelmiş, etrafındakiler işin gırgırında ama bizim şeyh objektifi kaçırmıyor. Kim çekiyor, neden çekiyor, kaç defa çekiyor dikkatlice inceliyor. Gözlere dikkat, kim bilir belkide alışkanlıktır eski günlerden...
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

İletigönderen tuba » Çrş Nis 30, 2008 16:04

...bu arada şeyhin bakışları da çok fena yakıyor...;-) ;-)
Kullanıcı küçük betizi
tuba
Üye
Üye
 
İletiler: 1113
Kayıt: Cmt Ara 29, 2007 21:09
Konum: Güneşin doğduğu yerden...

İletigönderen Çetin Taş » Çrş Nis 30, 2008 19:52

tuba rica ederim ne demek kardeşim.
RAM valla o adamın bakışına uyuz oldum.Karanlıkta görsem korkarım(kardeşim şu sana gönderdiğim dosya ile ilgili yorumunu merak etmiştim,benim için önemli,paylaşırsan sevinirim).
Kemalistim.Vatanımı her şeyden çok seviyorum.
Kullanıcı küçük betizi
Çetin Taş
Üye
Üye
 
İletiler: 2354
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:02

İletigönderen atikta » Çrş Nis 30, 2008 19:55

başlık ilgi çekici olmuşta,bunu bilmeyen mi var ,yeni bişey yok mu?
Kullanıcı küçük betizi
atikta
Üye
Üye
 
İletiler: 19
Kayıt: Pzt Nis 28, 2008 7:08

İletigönderen Çetin Taş » Çrş Nis 30, 2008 20:00

atikta.Taze bitti.Olsa dükkan senin.
Kemalistim.Vatanımı her şeyden çok seviyorum.
Kullanıcı küçük betizi
Çetin Taş
Üye
Üye
 
İletiler: 2354
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:02

İletigönderen Nihan » Çrş Nis 30, 2008 23:26

zfrtxt yazdı:
Çetin Taş yazdı:Ayrıca Çarls için de Said-i Nursi'nin Kıbrıs'taki uzantısı olan şeyhin müridi olduğu,dolayısıyla gizli Müslüman olduğu şeklinde ciddi rivayetler var.


batililarin doguda musluman gorunme siyaseti yeni degildir , osmanlinin son donemlerinde almanlarla isbirligine gidildiginde de alman imparatoru wilhelmde haci wilhelm olarak bilinir olmustu ortadogu musluman aleminde , sonra almanlar gitti ingilizler geldi unlu ajan Lawrence ve benzerleri ortadoguyu musluman gibi yasayarak bir guzel dizayn etmislerdi , prens carls altta kalirmi oda gizli musluman oldu tabi hatta bir ara blair ile ilgili soylentiler bile dolasti . artik bunlara gerek yok tabi icimizde bir suru haktan gorunumlu devrisilmis beyinler var . bunlara mankurt demek daha yerinde olur.

seyh nazim adil kibrisi , ingiliz veliahti prens carlsin sunnet oldugunu acikladi . kimdir bu adam? size unlu seyhi biraz tanitayim. seyhimiz ismindende anlasilacagi gibi kibris dogumludur. turk mucahitlerinin adada yasam ve bagimsizlik mucadelesi verdigi 1950-1960 li yillarda nazim beyin ingiliz ajani oldugu tesbit edilir. turklerin lideri dr. fazil kucuk , ankaraninda onayiyla seyh kibrisiyi adadan surer.ingilizlerin protestolarina ragmen seyhimiz turk idareciler tarafindan hain-i vatan ilan edilir. o zamanki istihbarat orgutumuz milli istihbarat teskilatimizda seyhin kalin bir dosyasi olusmustur. ingilizler kendilerine son derece bagli bu dini liderin pesini birakmaz,onu vatandasliga kabul eder,ozel bir ikametgah tahsis ederve maasa baglar. seyhin musluman dunyadaki yukselisi bundan sonra baslar . once turkiyede orgutlenir .............
yildirim cavli, 4 ocak 1996, hurriyet gazetesi

daha genis bilgi icin bknz : turkiyenin siyasi intihari yeni osmanli tuzagi, cengiz ozakinci

simdi bu seyh hala turkiyede bazi tv kanallarinda hala islam alimi olarak tanitiliyor ve kabul goruyor yada itiraz eden cikmiyor. su durumda akp yi kim kurarsa kursun bu ulkede semer vurulacak bu kadar essek varken .

zfrtxt, ben de Şeyh Nazım'ın yaptığı hainliği anlatayım. İngiliz ve Kıbrıs Cumhuriyeti dönemlerinde Türk Mukavemet Teşkilatı Kıbrıs'ta Türk nüfusunun göçlerle azalmasını önlemek için bir dizi tedbir almışken bu Şeyh Nazım, köy köy, kasaba kasaba gezerek kıyametin çok yakın olduğunu, Hz. Mehdi'nin ve Hz. İsa'nın geleceğini ve Şam'daki Ümeyye Cami'inde buluşup bir ordu kurarak Deccal'le savaşacaklarını ve bu orduya katılıp savaşmanın kutsal bir görev olduğunu dolayısıyle adadaki Türklerin mallarını satarak Suriye'ye göç etmeleri gerektiğini söyleyerek bazı saf insanların vatanlarını terk etmelerine neden olmuştur. Hatta bu insanlar saflıkta o kadar ileri gitmişlerdir ki bütün mallarını satıp Hz Mehdi'ye vakfetmişler ve o gelene kadar da Şeyh Nazım'a vekalet vermişlerdir. İngilizler de adadaki Türk nüfusun azalmasını istiyorlardı. Bu faaliyetleri fark edilince hemen önlem alınmıştır. Şeyh Nazım Kıbrıs'ta meczup olarak görülür. İngiltere'de müslüman ettiği (artık ne derece doğruysa!) bir grup insanla birlikte bir konakta yaşar ve sarıklı, cübbeli, şalvarlı olarak gezer. Müridleri de aynı şekilde giyinir. CTP döneminde ticaretle uğraşan müridleri köşeyi dönmüştür. Kıbrıstaki en büyük et fabrikasının sahibi müridlerinden olup Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildiğinde ilk kutlamaya gidenlerden biridir.
[img]http://img340.imageshack.us/img340/5780/nihanimza1kx5.jpg[/img]
Artık beklemiyorum.
Açık bir kapı gördüm.
Şimdi sevgi şehrindeyim.
Boşuna beklemişim.
Kullanıcı küçük betizi
Nihan
Üye
Üye
 
İletiler: 832
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:55

İletigönderen Çetin Taş » Çrş Nis 30, 2008 23:33

bazı saf insanların vatanlarını terk etmelerine neden olmuştur. Hatta bu insanlar saflıkta o kadar ileri gitmişlerdir ki bütün mallarını satıp Hz Mehdi'ye vakfetmişler ve o gelene kadar da Şeyh Nazım'a vekalet vermişlerdir.

Nihan kardeşim iyi niyetli ve kibar.Bunlar saf insanlar değil,geri zekalı,cahil,din mevzubahis olduğunda ödü bokuna kaçan şerefsizler.Türk Milleti'nin özellikle İslamiyet'i kabul etmesinden sonra ki aleyhine olan tüm kritik dönemeçlerde böyle beyinsizler sürüsüne rastlıyoruz.Tanrısı ile arasına bu kadar çok insanı(Said-i Nursi,Fetuş ve bilimum hoca sıfatlı hepsi aynı ince sese sahip kılıksızlar ve tabi ki bahsedilen Kıbrısi gibi insanları kastediyorum) sokan insanların aldığı nefes bana göre gereksizdir,vatana ve millete zarardır.
Kemalistim.Vatanımı her şeyden çok seviyorum.
Kullanıcı küçük betizi
Çetin Taş
Üye
Üye
 
İletiler: 2354
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:02


Şu dizine dön: Arslan BULUT

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 12 konuk

x