Türkiye'de Üçüncü Güç Fetullah Gülen Cemaati (FGC)

Sivil örümcekler ile ilgili gelişmeler, yazılar ve değerlendirmeler

Türkiye'de Üçüncü Güç Fetullah Gülen Cemaati (FGC)

İletigönderen Ram » Cum Şub 06, 2009 21:28

GM Haber | 2 Şubat 2009 / Cumhuriyet

Gülen Cemaati Türkiye'nin Üçüncü Büyük Gücü

Türkiye'de, kurucusu ve lideri Fethullah Gülen'den ötürü adı Gülen hareketi diye de geçen Fethullah Gülen Cemaati (FGC) genelde akademik çevrelerin gözünden kaçmaktadır. Ancak şu var ki, yüksek mevkilerdeki Gülenci denilen pek çok müridiyle oldukça sistemli ve merkezi bir işleyişe sahip olan hareket gereğince ele alınmadan yapılacak bir Türkiye analizi eksik kalır. Türklerin bir kısmı dalga geçercesine "F Tipi" veya "Fethullahçı" (Fethullah'ın yandaşları) diyor bu hareketten söz ederken.

FGC üyelerine göre, hareket, kurduğu örgütler ve ağlar sayesinde milyonlarca doları kontrol etmenin yanı sıra dünyanın çeşitli yerlerinde hareketin karargâhları gibi işlev gören bir lise ağını da içeren pek çok teşkilata sahip. Ayrıca FGC'nin diğer ülkelerde olduğu kadar Türkiye'de de üniversitesi, bankası, sivil toplum örgütü ve televizyon kanalları var. FGC, Türk Emniyet gücü üzerinde, polisin etkili iç istihbarat kanadı da dahil, büyük bir nüfuza sahip. FGC'nin siyasi gücü, onu, Türkiye'de bir tabuya dönüştürmüş durumda, dolayısıyla da halk bu konuyu alenen tartışmaya çekinmektedir. Türkler Gülen konusunda kutuplaşmış halde: Kimi için, o, İran'ın Ayetullah Humeyni'si gibi siyasi bir lider iken, kiminin gözündeyse İslam'ın modern, şiddete dayanmayan, hatta ıslah edilmiş yüzü. İşte tüm bunlar ve FGC'nin siyasi gücü örgütü, diğer ülkelerdeki kolları, mesajı, siyasi nüfuzu ve Türkiye'deki geleceğini daha yakından irdelemeye değer kılmaktadır.

Hareketin Geçmişi

FGC, Türkiye'deki Sufi Nurcu tarikatın modernist kolu olarak görülüyor ve Türkiye'yi muhafazakâr sosyal değerler çerçevesinde değiştirmeyi amaçlıyor. Pek çok akademisyen, FGC'yi, yeni Nurcu hareket olarak tanımlamakta. Verdiği mülâkat ve vaazlarda ağlamasıyla tanınan ruhani ve karizmatik hoca Gülen, Nurcu İslam içinde kendi kanadının kurucusu ve lideri. 1970'lerin sonunda İzmir'de ortaya çıkan hareket, 80'lerin sonunda büyük şehirlerde Gülen'in etrafında birleşti. Gülen başlangıçta, taktik olarak bir demokrasi görüşü benimsedi, hem de ideal Müslüman topluma kavuşmak için "her yöntem ve yolun -yalanın bile- mübah" olduğunu söyleyerek. Gülen, hareketin nihai hedefine varmak için gizli çalışılması gerektiğini ve bunun, "hareketinin kuruluş prensibi olduğunu" da telkin ediyordu.

90'ların sonlarına gelindiğinde Gülen, Türkiye'nin laik demokrasisiyle çatışmaya girdi. Türkiye o dönemde İslamcı bir hükümet deneyimi yaşıyordu. Refah Partisi (RP) 1996'da kurulan koalisyon hükümeti içinde yer alarak kısa bir dönem için iktidar oldu. Sonrasında ülkenin ordu dahil tüm laik güçlerinin zoruyla RP Hükümeti düştü. Bunun ardından Türkiye, İslamcı hareket ve tarikatlarla mücadeleye girişti. Gülen hakkında, "Türkiye'nin laik devletini yıkmaya çalışmak" suçuyla dava açıldı.

1998'de laiklik karşıtı faaliyetlere karışmaktan hüküm giymemek için Türkiye'yi terk etmek zorunda kalan Gülen ABD'ye sığındı ve orada da hareketini, önce New Jersey, ardından da Pennsylvania'da kontrolündeki çeşitli kuruluşların üst düzeylerindeki yardımcıları sayesinde faaliyete geçirdi.

Gülen'in mesajı, ABD'de bulunduğu dönemde önemli bir değişim geçirdi. O eski, laik devleti yıkma söyleminden bir parça vazgeçerek İslam'da hoşgörü, Yahudiler ve Hristiyanlarla diyalogu vurgulamaya ve şiddetten sakınmaya başladı. 90'ların sonlarında erkek müritlerine, eşlerinin başlarını açabileceklerini, başörtüsü meselesinin İslam içinde yoruma açık bir konu olduğunu telkin etti. Bu tutumuysa, hareketini, İslami köktendinciliğin daha hoş görülebilir bir biçimi olarak gören liberal Türkler arasında Gülen hayranlığını artırdı. Fethullahçı kadınlar başlarını örtmeyi sürdürseler de Gülen'in bu söylemi, orta sınıf muhafazakârlar kadar dünyanın her yerinde kurduğu okullarda okuyan öğrencileri bir kat daha cezbetti.

Küresel Ağ

FGC üyelerinin sayısını tam olarak kestirmek oldukça zor, çünkü bir kesim hareketle yakınlığını reddetmekte ve Gülen'in ismini alenen ağza almayıp kendisinden "o" ya da "Hoca Efendi" diye bahsetmekte.

Hareket Türkiye'den çıkmış olmakla birlikte bugün küresel bir ağa sahip. ABD'de yaşamayı sürdüren Gülen 2008'de oturma izni aldı. Bilinen o ki Gülen'in ABD'ye yerleşmesiyle birlikte bazı Amerikalı politikacıların seçim kampanyaları FGC tarafından desteklenmiştir. Hareket, siyasetçileri, etkinliklerine davet ederek desteklerini alma arayışına gitmiştir. Örneğin, Hillary Clinton'ın ABD'deki FGC etkinliklerine katıldığı; New York'ta Gülen'e yakınlığıyla bilinen Türk Kültür Merkezinin Eylül 2007'de düzenlediği sahur yemeğine katıldığı bilinmektedir. FGC'nin ABD'de kurduğu yeni üs, Türkiye'de Washington düşmanlığı doğurdu. Zira pek çok ordu mensubu da dahil kimi laik çevreler, ABD'nin Gülen hareketine laik Türk Devletini güçsüz düşürmek için destek verdiği sonucuna varmıştı. Gülen ve diğer FGC liderlerinin ABD'de rahatça varlığını sürdürmesi, Türk ordusu içinde ABD karşıtı tutumun doğmasında büyük etken olmuştur.

FGC küresel nüfuzunu modern iletişim araçları sayesinde kullanıyor. Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonu da bu araçlar arasında. Galaktik, kozmik ve zamanla ilgili isimler FGC kurumlarının varlığını açığa vuran işaretler. Örgütün ABD'deki Ebru TV, Mehtap TV, Cihan Haber Ajansı, Zaman gazetesinin İngilizce versiyonu Today's Zaman gibi pek çok farklı medya kolu var ve bu kollar, FGC'nin İngilizce konuşan ülkelere açılmış birer penceresi. Zaman gazetesi, aralarında ABD, Türkmenistan, Bulgaristan ve Azerbaycan'ın da bulunduğu bazı ülkelerde de yerel nüshalarını yayımlamakta.

FGC şemsiyesi altında, ABD, Avrupa, Orta Asya, Ortadoğu ve Afrika'nın yanı sıra Türkiye'deki yüzlerce yatılı okulu da içine alan pek çok kuruluş var. Bu okullar tam burs, mükemmel tesisler ve yüksek kalite eğitim sunarak üçüncü dünyadaki elitlerin ve Batı'daki FGC üyelerinin çocuklarını eğitmektedir. Türkiye'de okullar her iki işlevi de yerine getirmektedir. Bu hareketin ayrıca İstanbul Fatih Üniversitesi ile - FGC'ye ait bir web sitesine göre- "Gülen kaynaklı" bir okul, ABD'deki Virginia International Üniversitesi de var. Bu okullar, FGC markasını, hareketin hayır kolunu temsil ediyor. Okulları ve diğer kamusal kolları, FGC üyelerince düzenli olarak yapılan bağışlarla finanse ediliyor.

Türkiye'de FGC, muhtelif eğitim kurumlarında öğrencilere ulaşıyor. İlk sırada Ankara'da burs ve harçlık veren Samanyolu Lisesi gelmekte. En azından bu öğrencilerden bir kısmının FGC'ye katıldığı bilinmektedir. Bu hareket ayrıca, Türkiye genelinde FEM ve ANAFEN gibi dershaneler de işletmekte ve çoğunlukla yoksul lise öğrencileri ile FGC'ye sempati duyan öğrencileri zorunlu yoğun çalışmayla üniversite giriş sınavına hazırlamaktadır. Bu işi de genellikle yurtlarda ve yine tam bursla yapmaktadır. Bu dershanelerde eğitim alanlarsa hayat boyu bu hareketin sempatizanı, üyesi veya çalışanı olmaktadır. FGC, ayrıca kendilerine burs da bağlanan yoksul üniversite ve lise öğrencileri için misafirhaneler (Işıkevleri) işletmektedir. FGC okulları, dershaneleri ve Işıkevleri merkezi bir teşkilat altında toplanmıştır. FGC okulları ve eğitim alanındaki diğer girişimler akademik açıdan gelişmekte olan ortamlardır ve hareketin içine yumuşak bir geçiş sağlamaktadır. Hem öğretmenler hem de FGC'ye üye öğrenciler, gayrimüslim ülkelerde İslam'ın erdemlerini, Müslüman ülkelerde de FGC hareketinin erdemlerini methederek daha çok üye çekmeye çalışmaktadırlar.

Türkiye Sanayici ve İşadamları Konfederasyonu (TUSKON) çatısı altında toplanan birtakım varlıklı Türk ile birçok orta ve küçük işletme sahibi, FGC'nin iş dünyasındaki uzantısı. Bu hareketin faizsiz İslami bankacılık hizmeti sunan Bank Asya, Işık Sigorta adında bir sigorta şirketi ve Asya Finans gibi finans kuruluşları da var. FGH'nin Washington merkezli Rumi Forum gibi düşünce kuruluşları ve ayrıca yine Washington merkezli önde gelen bazı düşünce kuruluşlarının Türkiye konulu programlarına destek verdiği bilinmektedir. Son olarak FGH'nin dünya çapında, felaketlerde de yardımcı olan ve sadaka veren "Kimse Yok mu" gibi yardım kuruluşları da bulunmaktadır.

FGC'nin yapısını, sempatizanlar, üyeler ve çalışanlardan oluşan üç eş merkezli halkalar olarak düşünmek mümkün. Dıştaki halka, FGC evlerinde düzenlenen haftalık tartışma oturumlarına katılan üyeleri içeren sempatizanlar ile FGC hizmetleri alıp bağışlardan faydalanan lise öğrencileri gibi diğerlerinden oluşmaktadır. Ortadaki halkayı, bağışları dış halkanın faaliyetlerini desteklemenin yanısıra iç halkanın maaşlarını ödeyen işadamlarının bulunduğu üyeler oluşturmaktadır. Bu iç halka, öğretmenler, gazeteciler, lobiciler ve FGC okullarında çalışan yöneticiler gibi çalışanları, düşünce kuruluşlarını, lobi ve iş gruplarını ve medya kollarını kapsamaktadır. Çalışanlar daha çok harekete kendilerini adamış üyeler. Bazıları, FGC'ye, 1970'ler ve 80'lerde Gülen, Türk camilerinde henüz imamken grubun hızlandırılmış eğitim programları, liseleri ve yurtları vasıtasıyla katıldıkları görülmektedir. Altın Nesil diye bilinen bu grup, Gülen'in müridleri olarak düşünülebilir.

Üç halka birbirini ağ gibi sarmaktadır. Örneğin, FGC işletmelerinin reklamları en çok FGC medyasınca yapılırken, FGC'ye ait medya FGC sempatizanlarının, işletmelerinin ve okullarının insanların ilgisini çekebilecek hikâyelerini, profillerini yayımlamaktadır. FGC üyeleri ve sempatizanları, tatillerini FGC'ye ait otellerde geçirmekte ve FGC'ye ait dükkânlardan alışveriş ederken FGC'nin mali kurumlarına yatırım yapmaktadırlar. FGC işletmelerince finanse edilen FGC eğitim programlarının mezunları yurtdışında FGC okullarında öğretmenlik yapmaktadırlar.

Tek Ses, İki Mesaj

FGC, ABD'ye yapılan 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra küresel olarak göze çarptı. Hareket, Müslümanlar tarafından kitapta yer alan inançlar olarak görülen -İslam tarafından kabul edilen- Hristiyanlık ve Museviliğe karşı hoşgörüyü ve dinler arası diyalogu desteklemekle iftihar etmektedir.

FGC, hoşgörü ve ekümenik diyalog markasını, FGC'ye ait veya değil prestijli kuruluşlarda düzenlenen konferanslar ve Gülen ile Musevi ve Hristiyan dini liderleri arasındaki görüşmeler yoluyla aktarmaktadır. FGC, İslamın Hristiyanlık ve Museviliğe hoşgörülü tavrını hareketin özel bir markası gibi pazarlamaktadır.

FGC'nin şu üç mesajı; ekümeniklik, inançlararası diyalog ve hoşgörü, Gülen'in Türkiye'deki siyasi baskıdan kaçarak ABD'ye gitmesinden sonra daha da olgunlaştı. O zamandan beri hareket, İslamcı hareketlerin küresel çapta belirgin bir işareti olan Amerikan karşıtlığından açıkça uzak durmakta. Hareketin Today's Zaman gibi İngilizce gazeteler aracılığıyla yayılan üç mesajı, ABD ve İngiltere dahil Batı'da hoş karşılanmakta ve Zaman gibi Türkiye'de çıkan Türkçe gazeteler ise, FGC mesajları üzerine farklı makaleler yayınlamaktadırlar. Today's Zaman bu mesaja sadık kalırken Zaman, mevcut küresel ekonomik çöküşün, 40 milyar Amerikan doları Lehman Brothers'tan İsrail'e aktarıldığında başladığını iddia eden bir haber yapmıştır. Zaman ve Today's Zaman ikiz gazeteler olsalar da, bu önemli iddia Today's Zaman'da yer bulmamıştır. Bu bağlamda, biri Batı'ya, diğeri de Türkiye'ye hitap eden iki ayrı FGC sesini hissettiren örnekler çok. 8 Kasım 2008'de Zaman, İstanbul'da Müslümanlığa geçen bir Yahudi ailesinin hikâyesini haber yapmıştı. Hikâyede, ailenin Türk Yahudi cemaatinden dışlandığını öne sürerken cemaati hiç de sempatik göstermeyecek şekilde sunuyordu. Bu hikâye de Batı'da okunan Today's Zaman'da yer almamıştı.

FGC, AK Parti ve Ordu

Geleneksel olarak FGC birçok siyasi partiyi desteklemekte ve partizan olmayan bir duruşu var. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisinin kuruluşundan bu yana Gülen hareketi, AK Partiye tam destek vermiştir. Bu, birçok kişinin Gülen hareketini AK Parti ile ilişkilendirmesine neden olmakla birlikte yanlış bir öncül gibi görünmekte. AK Parti ve Gülen hareketi, sosyal olarak muhafazakâr değerleri ve İslam ile siyaset karışımını destekleseler de onlar iki rakip siyasi örgüt. Dahası, AK Parti ile FGC arasında en azından ideolojik çekişme var gibi görünmekte. AK Parti kadrosu, FGC'nin yalnızca ekümeniklik ve dinler arası diyaloga verdiği önemi samimiyetsiz bulurken, FGC üyeleri de, AK Partiyi kalitesiz bir hareket olarak değerlendirmektedir.

Yine de Türkiye'deki siyasi gücü elde tutma gayesi, FGC ve AK Partiyi çıkar ittifakında birleştirmektedir. Analitik açıdan bakıldığında AK Parti ile FGC'nin biraradalığının sembiyotik olduğu söylenebilir. AK Parti, FGC üyelerinin kilit önemdeki bürokratik mevkilere atanmalarını ve FGC kurumlarının korunmasını sağlayan bir iktidar partisi olarak FGC'ye önemli kazanç sağlamaktadır.

Örneğin, Dışişleri Bakanlığı döneminde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk diplomatik makamlarına, FGC kurumlarındaki etkinliklere katılmaları ve bu tür organizasyonlara destek vermeleri yönünde gizli genelge göndermişti. Bu sırada, FGC de AK Partiye para, medya desteği ve seçmen nakli de sağlamaktadır.

AK Partinin 2002'de iktidara gelişiyle birlikte FGC üyeleri ve sempatizanlarının, bakanlıklar ve Türk Emniyeti de dahil Türk Devletinin kilit pozisyonlarına atanmaya başlandığı bilinmektedir. Emniyetteki stratejik olmayan pozisyonlarsa FGC üyesi olmayanlara kalmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'de bazıları, polisin teknolojik donanımlı istihbarat birimi, stratejik personeli ve yurtdışı birimlerinin FGC'nin kontrolünde olduğuna inanmaktadır. FGC'nin Emniyet'teki nüfuzu ve Türk iç istihbaratı içindeki önemli yeri, Gülen hareketinin manevi bir örgüt olma iddiasıyla çelişen tartışmalı bir durum. FGC ve AK Partiye muhalif çevrelerle eleştirel kesimler, hatta Türk ordusunun üst rütbeli subayları, FGC tarafından Türk polisi aracılığıyla gizlice incelenmekten korkmaktadır. Türk ordusuyla ilgili istihbarat akışı genellikle FGC'nin sahibi olduğu Zaman gibi gazetelerde başlamaktadır. Bu sırada, telaşe memuru bazı laik Türkler kanıtları olmadan, FGC'nin, Türkiye ve Orta Avrasya'da ılımlı İslamı teşvik etmek amacıyla CIA tarafından finanse edildiğini iddia etmektedir. İlginçtir ki, 2007'de Rusya, "aşırılıkçı" doğasından dolayı FGC altyapısının üzerine gitmeye başladı.

FGC'nin Türk ordusuyla ilişkisi gergin bir durumda. Emniyet ve Türk bürokrasisindeki varlıklarına rağmen FGC'nin Türk Silahlı Kuvvetlerinde temsilcisi yok. Bu nedenle Türk ordusu yılda iki defa personelini gözden geçirip İslami gruplar ve tarikatlarla, özellikle FGC ile ilişkisi olan personelini ihraç etmektedir. Ordu FGC üyelerine yönelik soğuk tavrıyla FGC'yi, kendisine, muhalif etmiştir. 2007'den bu yana FGC'ye ait medya, Türk ordusuna veryansın etmektedir. Bu medya, dikkati çeken bir şekilde ordu karşıtı iddialar ile emekli ve faal ordu personelinin Ergenekon davasında AK Parti Hükümetine yönelik darbe iddiasına karıştıklarına dair Emniyet kaynaklı bilgileri yayımlamaktadır. Temmuz 2008'de Emniyet'ten sızan istihbaratı kullanarak Zaman ve diğer FGC medyası, ordunun darbe planı iddiasına karıştığını iddia ederek Ergenekon hakkındaki haberlere önemli yorumlarda bulunmuştur.

Türkiye'nin Üçüncü Gücü

AK Parti yanlısı gazeteler, orduyu eleştirmekten kaçınırken FGC'ye ait medya kuruluşlarında ordu eleştirilmeye devam etmektedir. Bu durum, akıllara, AK Parti ile FGC arasında Türk ordusu konusunda farklı görüşler olduğunu getirmektedir. Ortak aklın AK Partinin liderliğindeki "İslamcı blok" ve ordunun öncülüğündeki "laik blok" olarak iki kutuplu bir dünya düşünmek gerektiğini ileri sürmesine karşın Türkiye'yi, ordu, AK Parti ve FGC'den oluşan bir ülke olarak düşünmek daha doğru olabilir.

FGC'nin kontrolünde siyasi ve ekonomik gücün birleşmesi ve hareketin, hem AK Parti hem de Türk ordusu ile gelişmekte olan ilişkisi böyle bir analitik görüşü daha da makul kılmaktadır. FGC büyüyen tabanıyla kısa sürede AK Parti ile yedi yıldır sürdürdüğü sembiyotik ilişkisini daha rahat gözden geçirebilir. Görünen o ki, FGC, Türkiye'de daha büyük bir pay istiyor. Hareket, üyelerini ve sempatizanlarını orduya yerleştirene kadar orduya daha da şiddetle karşı koymayı sürdürecek.

Öte yandan Türkiye, Mart 2009'da ülke genelinde seçimlere gidecekken şu günlerde AK Partinin siyasi arenada başarısız olması halinde siyasi bir strateji seçeneği olarak FGC'nin AK Parti dışında diğer partilere de sınırlı desteğini artırabileceği yönünde bazı işaretler var. Ne var ki bu, FGC'nin AK Parti ile köprüleri yakacağı anlamına gelmez. Hareket daha çok nüfuzlu siyasi parti ile sembiyotik ilişkinin faydalarını görmek için AK Partiye destek vermeyi sürdürecektir. Pek olası değilse de gelecekte ordu ile AK Partinin hesaplaşmaya girmesi halinde, FGC derhal, 2007'de ordunun internet sitesinde AK Partiye karşı bir uyarı yayımlaması üzerine yaptığı gibi AK Parti ile dayanışma içine girecektir.

FGC belki de Türkiye'nin en iyi örgütlenmiş taban hareketi. Bunun da ötesinde hareketin çok sayıda sosyal ve ekonomik kuruluşu, istihbarat araçları, küresel ağı ve hedef daha çok uluslararası arena gibi görünse de Batı'da ilgiyle karşılanan bir mesajı var. FGC fiilen Türk siyasetinde bir üçüncü güç ve dünya önümüzdeki yıllarda bununla ilgili çok şey duyacak.
Resim
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Şu dizine dön: Bağlantılı Gelişmeler ve Değerlendirmeler | S. Ö.

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

cron

x