Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

Genel & Güncel Konular

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Cmt Tem 10, 2010 23:01


TÜSİAD ve APO

Hani “zapturapt altına alınacak” denilmişti ya, yok öyle bir durum!.. İmralı bülbülü şakımaya devam ediyor...

İsteklerini tekrarladı ve...

“Önce seçim barajının düşürülmesini, TMK’nın kaldırılmasını, çocukların salıverilmesini, KCK tutuklularının serbest bırakılmasını, sonra da demokratik anayasa hazırlanmasını istiyorum” dedi... Yoksa “iç savaş” tehdidi yaptı...

Söyleyeceğim şu...

Kendisinin serbest bırakılması temelinde (Siyaset yapacakmış), özerk bölge, ilk üç maddesi de değişecek, Türklük kavramına son verilecek anayasa istiyor...

İlk etapta da seçim barajının düşürülmesini, belediyelerin yetkilerinin artırılmasını dayatıyor.
Olmazsa olmazları bu başlıklar altında...

Şimdi gelelim TÜSİAD’a...


Başkan Hanım bir süredir ısrarla kamuoyu oluşturarak adeta bir “PKK ile buluşma” zemini hazırlıyor!..

Son demecinden satırlar sunalım...

“... TÜSİAD olarak bu seçim sisteminin değişmesi gereği üzerinde çok duruyoruz. Türkiye gibi çeşitli renkleri olan bir ülkenin bölgesel farklılıkları parlamentoya baraj sistemiyle yansımıyor. Bugün yüzde 10’un demokratik bir baraj olduğunu da söyleyemeyiz...

... Bunları aşmış bir parlamento sil baştan anayasa yapabilir.

... Belediyelerin artık Ankara’dan gelecek ödenekle değil biraz kendi içinde verimli çalışacağı bir sistemle yönetilmesi gerekiyor...

... Eğitim sistemimizin biraz daha analitik olması bir ihtiyaç. Tek tip insan yerine düşünce özgürlüğü olan gençler yetiştirecek bir yapıya ihtiyaç var...”

Başkan hamfendiyi ve cemaatini, PKK başı ile müthiş uyumları nedeniyle tebrik ederiz.

Demokrasi dediğiniz de budur zaten...


TÜSİAD’ın bu yöndeki başarılı atılımlarını biliyoruz..!

Milletin zihnine “federasyon” rüzgarlarını üfleyen de bu değerli cemaat olmuştur. Bir takım çıkıntılara hazırlatılan raporlarla atılan temeller üzerinde çalınan mayaların patentleri nal gibi ortadadır...

Abdullah Öcalan, 1993’de, İstanbul’da yayınlattığı gazetesinde yazdığı yazısında, “Bizi yalnız tabanımız değil artık büyük sermaye çevreleri de destekliyor” diye yazacak kadar ileri götürdüğü birliktelikleri afişe etmişti... Hâlâ öğrenemedik, kimdi o “destek sermaye grupları” acaba!..

TÜSİAD ile kan kardeşliği bilinen TESEV gibi sermaye tabanlı örgütlenmelerin de ağzından benzer dayatmaların geldiğine bakarak, Cumhuriyet’e nasıl yön verilmeğe çalışıldığı, ne büyük ittifaklar çerçevesinde yürütüldüğü anlaşılabilir...

TÜSİAD Başkanı, bir de “Ve de tabii ki tam anlamıyla bağımsız bir medya istiyoruz. Gelişmiş bir demokrasi için olmazsa olmaz şart” diyor ki tam bir kara mizahtır!..

Medya neden özgür değil, kim kontrol ediyor ablacım??! Şöyle bir elindeki ipin ucuna bak kuklacıyı anlarsın!..

Gerçek şudur ki, “Bağlı medya” doksanlı yıllarda yoğunlaşan küresel teslimiyetçilik çerçevesinde PKK terörüne azami desteği vermiş, Devletin karşısına PKK adına dikilmiştir.. APO celladının en sevimli fotoğrafları ile demeçleri yer almış, devletin mücadele inisiyatifinin önüne set çekilmiştir...

Bu medyaya yön veren para babaları kimlerdi...

Kimlerdi en büyük ilanlarla destekleyip manşetleri yönlendirenler...

TÜSİAD bugün gene birdenbire ortaya çıkıp, PKK ile mücadelenin yoğunlaştığı bir zamanda “bildik” dayatmalar yapıyor...

Aynen dış sermayenin istediği ayar biçiminde...



Behiç KILIÇ / YENİÇAĞ / 11 Temmuz 2010




-
Hüseyin Çelik'in önemli buluyorum dediği açıklamalar -8.sayfa-...O yüzden sayın Behiç Kılıç'ın yazısını buraya ekledim...Sürüler yine leş cenazesinde resmi bir araca bez bağlamış dolanmışlar...Yine "intikam" paçavraları asmışlar...

Zaten vardı AKP iktidarının PKK açılımı olağan kıldı(!)

Gelelim büyük sürülere.Bilenler vardır o toplantı ve democracy bu!..

TÜSİAD toplantısından...
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Çrş Tem 28, 2010 15:20

Şırnak’ta yapılan festivalde “devlete isyan” denemesi

TERÖR
Çarşamba, 28 Temmuz 2010

Şınak’ın Beytüşşebap İlçesi yakınlarındaki Kato Dağı’nda bulunan Laleşi Yaylası’nda düzenlenen Kuzu Kırkma Festivali önceki gün sona erdi.

Festivale katılan yaklaşık 3 bin kişi araçlarıyla ilçeye dönerken, güvenlik görevlileri kimlik kontrolü ve arama yapmak istedi. Buna karşı çıkanlar ile güvenlik görevlileri arasında başlayan gerginlik arbedeye dönüştü.

Festivale katılanlar tepki için yaylaya dönerken, Kaymakam Soner Karataşoğlu halkı sakinleştirmeye çalıştı. Ancak Karataşoğlu ve güvenlik görevlileri taşlı-sopalı saldırıya uğradı. Karataşoğlu bölgeden uzaklaştırılırken, makam aracının camları kırıldı.

Karataşoğlu, “Kendini bilmez birkaç kişi, provokasyon yapmak için bize ve güvenlik güçlerine taşla saldırmaya çalıştı” dedi.

haberiniz.com
En son Başkomutan tarafından Cmt Eyl 18, 2010 16:51 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kez düzenlendi.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Cmt Tem 31, 2010 16:08

Resim

Kürtler özerklik ilan ediyor

...Özerk Kürdistan olacak


Baydemir yine konuştu!
31 Temmuz 2010

Munzur Kültür ve Doğa Festivali etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Kürt Sorunu Muhataplık Konusu ve Demokratik Özerklik” konulu panele katılmak üzere Tunceli'ye gelen Baydemir, panel öncesi, önceki gün açılışı yapılan Dersim İsyanı'nın lideri Seyit Rıza Parkı ve heykelini ziyaret etti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Tunceli'de büyük tartışma yaratacak açıklamalarda bulundu:



"... belediye binamızın önünde ay yıldızlı Türk bayrağımızla sarı-kırmızı-yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur" diye soran Osman Baydemir, AKP'nin milli birlik ve beraberlik projesi olarak dillendirdiği açılıma karşılık "bir milli birlik ve beraberlik açılımı da bizden" diyerek şu görüşlere yer verdi:

"Demokratik Türkiye bütün etnik kimliklerin, emekçilerin inançların hiç birtanesinin kendisini dışarıda görmediği baskılanmadığı kendini özgürce ifade ettiği ve aynı zamanda gelir dağılımında da adeletin sağlandığı demokratik müreffeh bir Türkiye yaratma projesidir. Peki demokratik müreffeh bir Türkiye nasıl olacak? Özerk Doğu Karadeniz olacak Özerk Orta Karadiniz olacak, aynı zamanda Demokratik Türkiye Özerk Kürdistan olacak. Biri çıkıp sen yanlış anlamışsın diyebilir ama ben böyle anladım. Ben böyle yorumluyorum. Demokratik özerklik projesinde TBMM var olmaya kesinlikle devam edecektir. Asla buna bir itiraz yok TBMM devam edecektir İstiklal Marşı, Türkiye'de okunmaya devam edecektir.

Buna hiçbir itiraz yok Türk bayrağı Türkiye’de dalgalanmaya devam edecektir. Buna da hiçbir itirazımız yok ama bununla birlikte her bölgede bölgesel parlemento olacaktır. Bu bölgesel parlamentolardan bir tanesi de Kürdistan Bölgesel Parlamentosu olacaktır. Türk bayrağının yanında Türkiye bayrağının yanında benim dedelerimin, hepinizin dedelerinin de katkısı ile ödemiş olduğu bedelle elde edilen ve şu an asılan bayrağın yanında elbette ki Kürt halkının da yerel renkleri, bayrağı da gökyüzünde olacaktır. Belediye binamızın önünde ay yıldızlı Türk bayrağımızla sarı kırmızı yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur"


Hatay’ın Dörtyol İlçesi'nde 4 polis memurunun şehit olduğu saldırıyı değerlendiren Baydemir, PKK’nın saldırılarını ‘devrimci şiddet’ olarak tanımladı

İm (Kod): Tümünü seç
http://www.gazete5.com/haber/osman-baydemir-turk-bayragi-aciklamasi-tuncelide-31-temmuz-201-32164.htm
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Pzt Ağu 02, 2010 1:27


"Özerk Kürdistan Parlamentosu"


Türkiye, iki yıldır kesintisiz olarak “darbe” ile yatıp “Kürt Sorunu” ile kalkıyor. Türkiye’de siyaset adeta konu körü olmuş durumdadır. Türkiye’nin bütün kurum ve kuruluşları “Kürt/terör” konusundan başka bir şeyi düşünemez hale gelmiş bulunuyor. Medya, siyaset, STK ve diplomasi ağız birliği etmişçesine aynı şeyleri söylemiyor adeta dayatıyor.

İktidar “Kürt Sorunu” dediği olguyu “Kürt açılımı” yaparak çözeceğini iddia etmiş ve bunu kamuoyuna bir anlamda taahhüt de etmiştir. “Kürt” ya da “Demokratik Açılım” adı altında başlayan süreç Türkiye’nin gündeminin böylece ana konusu haline gelmiştir.

İktidar, açılımının nerede başlayıp, nerede biteceğini kamuoyuna açıklamış değildir. Bu yüzden açılıma herkes kendine göre bir anlam ve içerik yüklüyor. PKK ise açılımın kendi eylem, cinayet ve katliamlarının sonucu olduğunu biliyor. PKK vurarak, katlederek, yakıp yıkarak “Kürt Sorunu”nu daha çok Türkiye’nin gündemine sokuyor. Bu yüzden de eylemlerine ara vermeden devam ediyor.

Kışkırtılan ‘Kürtçüler’ ile şımartılan ‘teröristler’ de fırsat bu fırsat diyerek AKP iktidarı henüz işbaşındayken devletten koparabileceğini kopartmaya çalışmaktadır.

Açılım neyi açıyor?

    “Açılım” politikası denilen şey tam bir münafıklıktır. Birlik ve beraberlik içinde yaşayan insanların arasına fitne sokmaktır. Kafa karıştırmaktır. Olayları saptırmaktır. Sapla samanı birbirine karıştırmaktır. “Demokratik açılım”ın yalnızca bir işe, birbiriyle iç içe yaşayan insanların arasını açmaya yaradığı ortaya çıkmıştır.

    Güneydoğu’da meydana gelen olaylara “Kürt Sorunu” adını vererek bu sorunu “demokratik açılım” yaparak çözmeye kalkmak PKK’nın oyununa gelmek demektir.

    Bölücü ve ayrılıkçılar yarattıkları bu şartlarda önüne “demokratik” kelimesi koyarak bölücülüğe makul ve meşru zemin yaratmış oldular. Son zamanlarda meydana gelen terörist olayların demokratik açılımın durdurulmasına neden olduğunu söyleyenler de bilerek ya da bilmeyerek teröristlerin amaçlarına hizmet etmektedir.

    Malum mahfiller “ana dilde eğitim” ile anayasaya “etnik kimlik” yani “Kürt kimliği” nin sokulmasını talep ediyorlar. Milli devlet ve üniter yapının içinde bu taleplerin karşılanması mümkün değildir. Bu durum zorunlu olarak idari yapının “federatif” bir hüviyete bürünmesi sonucunu doğuracaktır.

    Bölücüler iki dilli, iki halklı ve iki bayraklı bir anayasa amaçlamaktadır. Türkiye, “her halkın kendi kaderini tayin etme hakkı”nı zaten tanımıştır. İki halkı da tanırsa bu defa iki halka da kendi kaderini tayin etme hakkını vermesi gerekir. İşte bu nokta da Türkiye’yi silahlı olarak değil ama anayasaya uygun olarak bölmek için referandum gündeme sokulmuş olacaktır.


Baydemir de böyle buyuruyor!

BDP, İmralı, Kandil üçgeni bu nedenle “demokratik özerklik” talebini dile getiriyor. Son olarak BDP’li Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir “Özerk Kürdistan parlamentosu” kurulmasını istedi. Baydemir, “... belediye binamızın önünde ay yıldızlı Türk bayrağımızla sarı-kırmızı-yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur” dedi. İşi daha da ileri götürerek, “Özerk Doğu Karadeniz olacak, Özerk Orta Karadeniz olacak, aynı zamanda Demokratik Türkiye Özerk Kürdistan olacak” diye sıraladı...

Demokratik açılımın birileri tarafından Türkiye’nin demokratik yöntemlerle bölünmesi olgusu olarak algılandığı yeterince açık değil midir? Amaç yeterince açık değil midir? Açıksa yapılacak olanın ne olduğu da belli değil midir?

Not: Bilindiği gibi bu Osman Baydemir, bir süre önce Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne alenen hakaret değil, küfür etmişti. Hâlâ hakkında ne işlem yapıldığı kamuoyuna açıklanmış değildir! Generallere meydan okuyanların Baydemir söz konusu olunca suspus kesilmelerinin nedeni ne olabilir?)


02.08.10
Özcan YENİÇERİ
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Çrş Ağu 04, 2010 15:01


‘Kürdistan' dememize niye kızıyorsunuz?


REFERANDUMU boykot mitinglerini sürdüren BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ağrı'da yaptığı konuşmada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a seslenirken, “Norşin'e ‘Norşin' diyen sizsiniz. Şimdi bizim ‘Kürdistan' dememize niye kızıyor sunuz?” dedi.

Erzurum Caddesi'nde BDP tarafından bugün saat 13.00’da düzenlenen mitinge BDP Van Milletvekili Fatma Kurtulan, Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş, Hakkari Milletvekili Hamit Geylani, Muş Milletvekili Nuri Yaman ve ilçe belediye başkanları katıldı. bölücü başı Abdullah Öcalan lehine sloganların atıldığı mitinge yaklaşık bin kişi katıldı. ‘Kürdistan seninle gurur duyuyor' sloganı arasında seçim otobüsünün üzerine çıkan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, referanduma değindi...


TÜRKİYE ÖZERK BİR YAPIYA KAVUŞACAKTIR

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in geçen cumartesi günü yaptığı konuşmalardan nedeniyle hakkında soruşturma açıldığını anlatırken “Bir Belediye Başkanı düşüncelerini söylemeyecek mi?” dedi. Demirtaş, şöyle devam etti:

AKP’ye göre söylemeyecek. Demokratik özerklik partimizin Türkiye için çözüm önerisidir. ‘Türkiye özerk bölgelerden oluşmalıdır. Türkiye özerk idari yapıya kavuşmalıdır’ projesi, BDP'nin resmi projesidir. Bu mutlaka ve mutlaka hayata geçireceğimiz bir projedir.

Demokratik özerklik bu ülkenin demokrasiye giden aydınlık yoludur.

Hayata geçecektir. Türkiye’de kurulacak özerk bölgelerde herkes kendi diliyle, inancı ve birlikteliğiyle yaşayacaktır. Tek çözüm yolu budur. Bölünmeyi istemeyen böyle bir çözüme destek vermelidir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan gidip Norşin'e ‘Norşin' dediler. Şimdi biz ‘Kürdistan' deyince niye kızıyorsunuz?


İm (Kod): Tümünü seç
http://haber.gazetevatan.com/kurdistan-dememize-niye-kiziyorsunuz/321156/9/Siyaset
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Pzt Ağu 09, 2010 16:24


[img]http://foto.gazetevatan.com/newpics/news/090820101657250165060.jpg[/img]

Silopi'de gerginlik, Hakkari'de PKK'lılar için taziye çadırı!


ŞIRNAK'ın Cizre ile Silopi İlçesi'nde dün gece Diyarbakır’da toplanan Demokratik Toplum Kongresi’nde (DTK) alınan ‘Demokratik özerlikle ilgili çabalar sürecek’ açıklaması ardından Silopi’de gösteri yapan gruplar polisle çatışırken, Cizre'de havai fişek göstericileri yapıldı.

Diyarbakır'da hafta sonunda toplanan DTK’dan ‘demokratik özerlik’ kararı çıkacağı söylenmisi üzerine bazı kişiler gruplar halinde Şırnak'ın Silopi ve Cizre İlçesi'nde toplanıp bekledi. Silopi'de yaklaşık 5 bin kişi mahallelerde bir araya gelerek terör örgütü PKK ve elebaşı Abdullah Öcalan lehine sloganlar atarak yürüyüş yaparken, ‘Demokratik özerkliği yükselteceğiz’ yazılı pankart açtı.


Nuh Mahallesi'ne yürüyüşe başlayan grubun dağılması için polis uyarı yaptı. Ancak, göstericilerin dağılmadı. Bazı kişilerin polise havai fişek ve taşlarla saldırması üzerine polis, gaz bombası kullanıp, göstericileri dağıttı. İlçede olaylar gece geç saatlere kadar sürdü.


Cizre'de ise BDP binası önünde toplanan yaklaşık 5 bin kişi havai fişekler attı. Polisin sıkı güvenlik önlemleri aldı. Havai fişek atanlar daha sonra dağıldı.



İm (Kod): Tümünü seç
http://haber.gazetevatan.com/silopide-gerginlik-hakkaride-pkklilar-icin-taziye-cadiri/322167/1/Gundem
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Çrş Eyl 15, 2010 18:08


Evet'ten sonra ilk somut talep!..

BDP'den çok tehlikeli girişim

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yapılacak yeni anayasada ‘demokratik özerklik’ ifadesinin yazılmasının gerekmediğini söyledi.

Anayasaya ‘Bölge Yönetimi’ eklensin

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yapılacak yeni anayasada ‘demokratik özerklik’ ifadesinin yazılmasının gerekmediğini söyledi.

Demirtaş, “Şu anda örneğin idari modelimiz il, ilçe, belediye ve köy şeklinde diye ayrılmış. Bunlara bir de bölge eklensin diyoruz. Dolayısıyla bir bölge yönetimi anayasada tariflenirse, bu bölge yönetiminin yetkileri ve işte seçim usulleri vesaire bunlar yasa ile belirlenir” dedi.

BDP’li Demirtaş, ana dilde eğitim için bölgede okulların bir hafta boykot edilmesine ilişkin Kürt Eğitim ve Dil Hareketi adı altındaki grubun aldığı kararı desteklediklerini ve velilerin çocuklarını 20- 25 eylül tarihlerinde okula göndermeyeceklerini ileri sürdü.

‘Sembol de kullanılsın’

Demirtaş, şöyle devam etti:

“Anayasa milleti, etnik kimliği ve dili tek olarak tanımlıyor. Bu tekçi özelliğin ortadan kaldırılması lazım. Türkiye’de temel problem budur. Tek bir inancı tanımlıyor, tek bir mezhebi tanımlıyor. Oysa Türkiye’nin çok kültürlü ve çok inançlı bir ülke. Aynı zamanda değişik mezhepler var. Bütün bunların yeni anayasada önünün açılması lazım. Her bölge, ortak bayrağın yanında kullanmak istediği sembol varsa, o sembolü de kullansın.”

gazete5.com






ÖCALAN'IN İSTEDİĞİ 'ADAM'... AB'nin Akil Adamları, referandumun hemen ardından İstanbul ve Diyarbakır'da temaslarda bulunmak üzere Türkiye'ye geldi


Komisyon başkanı olan ve IRA ile İngiltere arasında mekik dokuyan Nobel Barış ödüllü Ahtisaari'nin adı, Kürt sorunun çözümü için 2 yıl önce Öcalan tarafından gündeme getirilmişti

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecine destek vermek amacıyla kurulan ve kamuoyunda 'Akil Adamlar' olarak bilinen Bağımsız Türkiye Komisyonu üyeleri, Diyarbakır ve İstanbul'da temaslarda bulunacak. Açık Toplum Vakfı ve British Council işbirliğiyle kurulan komisyonun başkanlığını, 2008 Nobel Barış Ödülü'nü alan Finlandiya'nın eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari yapıyor. Komisyon üyeleri dün İstanbul'a geldi ve bugün de Diyarbakır'a geçiyor.

Akil Adamlar, Vali Mustafa Toprak, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP'nin eski eşbaşkanları Ahmet Türk, Aysel Tuğluk ve şehrin önde gelen STK'larının yöneticileri ile görüşecek. Bağımsız Türkiye Komisyonu'nun Diyarbakır'a gelecek üyeleri arasında Başkan Ahtisaari'nin yanı sıra Avusturya Dışişleri eski Müsteşarı Albert Rohan ve İspanya eski Dışişleri Bakanı Marcelino Oreja Aguirre de yer alıyor.

30 yıldan uzun süredir Namibya'dan Kosova'ya barış için arabuluculuk yapan Ahtisaari ve beraberindeki heyetin Diyarbakır'daki temaslarının ardından İstanbul'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile bir araya gelmesi planlanıyor.

Namİbya'nIn bağımsızlığı için mücadele eden SWAPO gerillalarıyla Güney Afrika arasında irtibat kuran, IRA ile İngiltere arasında bir dönem mekik dokuyan ve BM'nin Kosova özel temsilcisi olan Finlandiya'nın eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari'nin ismi Kürt sorununun çözümü için 2 yıl önce terör örgütü başı Abdullah Öcalan tarafından gündeme getirilmişti.

Öcalan ve daha sonra Murat Karayılan bir Akil Adamlar Komisyonu kurulmasını önermişti. Öcalan, komisyon üyelerinin devletin seçeceği kişilerden oluşabileceğini belirterek, eski Dışişleri Bakanı ve Büyükelçi İlter Türkmen'in ismini zikretmişti. Öcalan, komisyonda AB'den de Ahtisaari gibi kişilerin bulunmasını talep etmişti.

2004 yılında kurulan Bağımsız Türkiye Komisyonu bugüne kadar biri 2005'te, biri de 2009'da olmak üzere iki ayrı Türkiye raporu yayımladı. Komisyon, 'Avrupa'da Türkiye: Kısırdöngüyü Kırmak' başlıklı ikinci Türkiye raporunu, geçen yıl Avrupa'nın başlıca başkentlerine giderek Avrupa kamuoyuna ve karar vericilere bizzat sundu. Komisyon raporlarında 'Avrupa hükümetleri taahhütlerini yerine getirmeli. Türkiye de geniş tabanlı bir reform süreci başlatarak Avrupa'daki destekçilerini teşvik etmeli' görüşünü dile getiriyor.


nethaber.com





acilimi-in-mimari-barkey-den-2-perde-t26046.html
pkk-evet-dedi-t26111.html
basbakan-federalizm-hedefini-acikladi-okyanus-otesinden-t26377.html
acik-toplum-yola-sorossuz-devam-edecek-mis-t18007.html#p104017
global-iliskiler-forumu-gif-t23729.html#p131117
acik-toplumcular-yeniden-faaliyete-gecti-t19174.html#p110126
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Cum Eyl 17, 2010 18:20


PKK'YLA ARABULUCUNUN İSMİ NASIL BELİRLENDİ?
Toplumsal hafızamızın zayıflığı, günlük yaşamamız ve duygularımızın esiri olmamız nasıl da sömürülüyor!..

Şu “Akil Adamlar” denen, Bağımsız Türkiye Komisyonu’nun Diyarbakır’dan başlatıp, İstanbul’da bitirdiği turdan söz ediyoruz. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Finlandiye eski Cumhurbaşkanı Ahtisaari’nin başkanlık yaptığı bu ziyaretlere “arabuluculuk” anlamı yüklenmemesini istemiş. Hatta, “Milli egemenliği güçlü olan, demokratik kurumları yerleşmiş olan bir ülkeyiz. Bizim iç meselelerimiz için arabuluculuk gibi bir kuruma hiçbir zaman ihtiyacımız olmadı, olamaz. Ahtisaari Türkiye dostudur, objektiftir…” demiş.

Ahtisaari ve o heyet bal gibi “arabulucu”, üstelik de “taraf”tır. Bunun delilini ortaya koymadan önce PKK kanadıyla yapılması planlanan iki görüşmeyi daha listemize alalım ki, tabloyu toptan değerlendirebilelim.

    Hakkari’de 10 vatandaşımızın ölümüne yol açan mayın saldırısı olmasa, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, BDP eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak’la buluşacakmış!.. Bir de Öcalan’ın talimatıyla kurulan, yine onun talimatıyla Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un başkan yapıldığı, fiilen “Kürdistan Parlamentosu” olduğu halde, “Demokratik Toplum Kongresi” diye yutturulmaya çalışılan heyetin, bir başka koldan yürüttüğü temaslar var. Referandumdan önce Barzani ve Talabani’yle görüşüp, “Türkiye’de barışın inşa edilmesi” için yardım istediler. Bugünlerde ise Cumhurbaşkanı Gül, iktidar ve CHP’den randevu bekliyorlar. Randevu talebinde bulunan kim? 1 Eylül’de BDP’nin Batman mitinginde, “Başbakan, ‘Öcalan’la görüşmedik’ diyor. Barış için görüşeceksin” diyen Ahmet Türk!..

Unutmuş olanlara, İmralı’daki zatın, “Ahtissaari arabulucu olabilir” ve “Benim muhatap alınmam şart değil, BDP’yle de görüşülebilir…” şeklindeki sözlerini de hatırlatalım…

15 GÜN ÖNCE NELER KONUŞULDU?

Başbakan Erdoğan, referandum sürecinde “ateşkes” için İmralı’yla görüşüldüğünü söyleyenleri “şerefsizlikle” suçladı. İktidarın böyle bir “şerefsizlik” yapmayacağını belirtirken de “İmralı’yla AKP’lilerin değil, devletin ve istihbarat birimlerinin görüştüğünü” açıkladı.

Öcalan’ın, “Benimle görüşmek şart değil” diyerek adres gösterdiği BDP, Başbakan Erdoğan’dan randevu istemiş, ancak Erdoğan programı uygun olmadığı için Yardımcısı Cemil Çiçek’i görevlendirmiş!.. Acaba Çiçek, BDP’lilerle kimin adına görüşecekti; Başbakan mı, AKP Genel Başkanı adına mı?.. Ya da iktidarı mı, devleti mi temsil edecekti?..

Niye soruyoruz? Tarih 21 Ağustos… Çiçek, BDP’nin “demokratik özerklik” talebiyle ilgili şöyle konuştuğu için:

“Demokratik özerklik denilen şey, Türkiye’de Kuzey Irak’taki yapıya benzer bir yapı oluşturmaktır. En kestirmesi, en anlaşılırı. Öyle demokratik özerklik, yerel yönetimler falan filan bu kadar lafa bu işi boğmayalım. Yapılmak istenen şey, Kuzey Irak’taki modele benzer Türkiye’de bir model oluşsun, sonra da şimdi bağımsızlık ilan etmek risklidir bunun bedeli var, konjonktür ileride uygun olduğunda da biz varmak istediğimiz yere varalım. Benim anladığım budur. Ama şimdi bu telaffuz edilmiyor. Bu riskli bulunuyor. Konjonktörün buna müsait olmadığı ifade ediliyor. Ama bu arada iş oraya gelebilsin diye, ‘Türkiye soykırım yapıyor’ deyin, ‘Türkiye şunu yapıyor’ deyin, konuyu siyasallaştırın, başka uluslararası güçleri bu işe müdahil edin…”

Bu görevi Çiçek’e, Erdoğan verdiğine göre, “elçiye zeval olmaz” deyip, Erdoğan’ın sadece 12 gün önce Diyarbakır’dan dönerken, yaptığı şu değerlendirmeleri kayda geçelim:

- Parlamentoda ne yaptıkları ortada. Estek köstek dışında, kavga çıkarmanın dışında bir katkıları yok. Bunlar maalesef bir türlü parti olamadılar. Türkiye’nin partisi olamadılar. Sandığın üzerine çarpı koyuyorlar, milli iradenin üzerine çarpı atandan parti olur mu?

- BDP’liler Kürtlerin tek temsilcisi olduklarını iddia ediyorlar, asla... Selahattin Demirtaş... Sen önce bir Kürt ol bakalım. Sen Diyarbakırlı değilsin bir defa. Akın Birdal, Niğdeli. Kürtlükle ne ilgisi var? Ufuk Uras aynı şekilde... Birçok şey şirazesinden çıkmış durumda. Oysa Türkiye bunları aşmış. Kız alıp vermiş. İngiltere-IRA, İspanya-ETA örnekleri ile karıştırmasınlar. Onlar apayrı. Çok yanlış düşünüyorlar. Yanlış yere kanalize oluyorlar. Dünyadan yanlış örnekler veriyorlar. Çok konuşmayayım ama bunun faturasını da öderler.

Sorması ayıp olacak ama “BDP’liler Kürtlerin temsilcisi” olmadığına göre, Cemil Çiçek onlarla kimin temsilcisi diye görüşecekti? PKK veya İmralı’nın mı? Ve dahi ne görüşeceklerdi? Sözde “ateşkes”in uzatılmasını, değil mi?

Gerçekten, “birçok şey” değil, artık her şey “şirazesinden çıkmış” durumda!..

“OBJEKTİF” ARABULUCUNUN 55 SAYFALIK RAPORU

“Akil Adam”, Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Ahtisaari’nin el attığı tüm anlaşmazlıkları, “bölme” işlemi ile sonuçlandırdığı biliniyor. Kendileri PKK konusunda da arabulucudur ve Davutoğlu’nun iddiasının aksine, “objektif” değil, “taraf”tır. İşte belgemiz:

Tam 1 yıl önce yine Açık Toplum Vakfı ve British Council’in desteğiyle, “Avrupa’da Türkiye: Kısır Döngüyü Kırmak” başlıklı, 55 sayfalık bir rapor hazırladılar. Raporun ana teması Kıbrıs olduğu için Atina’dan yola çıktılar. Türkiye’ye gelip, Gül, Erdoğan ve diğer yetkililerle görüştüler. Ardından Kıbrıs’a, oradan da Brüksel’e geçtiler. Rapora göre, Türkiye’nin AB üyeliğini engelleyen sadece Kıbrıs değildi, “Ermeni soykırımı” ile “Kürt sorunu” da vardı. Onun için bunlara da değinildi.

Ve bakın Türkiye’nin “demokratikleşmesi” ve “Kürt sorunu”nun halli için hangi önerilerde bulundular:

- Yeni bir anayasa, AB’ye katılmak için gerekli değildir, ancak yeni bir anayasa yapmak, hem önemli reformların önündeki engelleri kaldırır, hem de Türkiye’nin gerçekten demokratik bir toplum ve modern bir AB devleti olma yönündeki niyetinin açık bir ifadesi olur.

- İfade özgürlüğü, Terörle Mücadele Kanunu’ndaki terör tanımı daraltılarak, mahkeme ve güvenlik güçlerinin kısıtlayıcı düzenlemelerinin yorum ve uygulanmasında Avrupa standartları temin edilerek sağlanabilir.

- Üst düzey generaller tarafından kamuoyuna yönelik uzun siyasi konuşmalar yapma uygulaması sona erdirmelidir.

- Bazı Kürtler özerklikten, çok daha az sayıda Kürt ise Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeler için bağımsızlıktan söz etmektedir. Özerkliğin, ülkenin batısında yaşayanlar Kürtler için olumsuz sonuçları olabilir.

- Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi yasaklaması büyük olasılıkla Kürt sorununun çözümüne katkı sağlamayacaktır.

- Türk basınında uzun zaman boyunca bahsi geçen, Silahlı Kuvvetler ve güvenlik güçlerinin 1990’lı yıllarda Kürt milliyetçilerini ölüm timleriyle öldürmekten sorumlu olduğundan şüphelenilen bazı üyeleri, 2008 yılındaki Ergenekon örgütü duruşması sonrası cezaevine konmuş ve yeni deliller savcıların o yıllarda kaybolan Kürtler ile ilgili bazı davaları yeniden açmalarına imkan tanımıştır.

- Ekonomik kalkınma ve siyasi reformlar açısından Türkiye’de Türk-Kürt gerilimini azaltan önemli gelişmeler olmuştur. Ancak daha yapılması gereken çok şey vardır. Bu liberalleşme, Kürt dilinin yayında, kamu binalarında, okullarda ve siyasi konuşmalarda kullanılabilmesi için gerekli tüm yasal düzenlemeler ve anayasal güvencelerle desteklenmelidir. Kürtçe yer adları üzerindeki yasaklar kaldırılmalı ve üniversitelerde Kürt enstitülerinin kurulmasına izin verilmelidir.

- Anayasanın, bir etnik kökene diğerlerine göre daha çok ayrıcalık tanıyormuş gibi görünen maddeleri yeniden yazılarak, Türkiye’nin tüm vatandaşları için gerçek anlamda eşitlik sağlanmalıdır.

“Objektif Ahtisaari”nin raporunda, “PKK ve hapisteki lideri Öcalan meşru siyasi muhataplar değillerdir” denildiğini, “milli kurtuluş amacı gütmelerinin” değil, “kullandığı metotlar, haraç, uyuşturucu kaçakçılığı, ordu karakollarına, sivillere ve Avrupa turistlere yönelik bombalı saldırılar düzenlemesinin suç teşkil eden eylemler” olarak nitelendirildiğini de belirtelim.

Hakkını teslim edelim raporda, “Bazı AB devletleri, bilgi karşılığı istihbarat birimlerinin, örgütün elemanları ile anlaşmalar yapmasına izin vermiş, bilinen PKK elemanlarının AB üyesi ülkelerin kanunlarını çiğnedikten sonra adaletten kaçmalarına göz yummuş, bu kişilerin Türkiye’ye geri gönderilmesi veya ilgili ülkede mahkemeye çıkartılması konusunda Türkiye ile işbirliğinden kaçınarak, PKK’ya çok müsamaha göstermiştir…” gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya kondu. Satır aralarına sıkıştırılsa bile!..

“Akil Adamlar”ın önerileri ile PKK-BDP’nin talepleri ne kadar da örtüşmüş değil mi?.. Bakalım, Türkiye’dekibu son turun ardından hangi “merkezlere” gidip, hangi yeni “önerilerde” bulunacaklar?!..

“Akil Adamlar”dan bahsetmişken; Referandum sürecinde Kılıçdaroğlu’nun “genel affa” ilişkin sözleri üzerine Başbakan Erdoğan’ın, “Akıl hocanız kim?” diye sorduğunu hatırlayıverdik… Niyeyse?!..

Müyesser Yıldız
17.09.10


Ahtisaari Gül ile görüştü

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari ile görüştü.
Çırağan Sarayı'ndaki görüşme saat 10.00'da başladı. Basına kapalı gerçekleşen görüşmede basın mensuplarının görüntü almalarına izin verildi.
Ahtisaari, dün de Diyarbakır'a giderek BDP'liler ile görüşmüştü.

Komisyonun Nobel Barış ödüllü başkanı Martti Ahtisaari ve beraberindeki heyeti önce Başbakan Erdoğan olmabahçedeki Başbakanlık Ofisi`nde kabul etti. Basının başında görüntü almasına izin verilen görüşme, bir saat sürdü. Görüşmede, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile TBMM AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış da hazır bulundu.
Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı ve Bağımsız Türkiye Komisyonu Başkanı Martti Ahtisaari daha sonra da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ile Çırağan Sarayı`nda biraraya geldi.

http://www.gazete5.com/haber/ahtisaari- ... -42084.htm


TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE KATİL DEMEYE DEVAM EDİYORLAR...

Demirtaş'tan Provokasyon İddiası!

Hakkari'deki mayınlı saldırı iktidar ile BDP'nin görüşmesini yine iptal etti. Demirtaş, bu saldırının provokasyon olduğunu iddia etti.

Hakkari'de bu sabah sivil bir minibüs yola döşenen mayınla patladı. Patlama sonucu 10 kişi hayatını kaybederken üç kişi de yaralandı. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bu saldırının provokasyon olduğunu ileri sürdü. Hükümet ile yapacakları görüşmenin Hakkari’deki mayın patlamasının ardından iptal edildiğini açıkladı.

Demirtaş ayrıca, Hakkari'de 9 PKK'lıyı öldürenlerle, 10 kişinin hayatını kaybettiği minibüs saldırısını gerçekleştiren kişilerin aynı kişiler olduğunu iddia etti.

İm (Kod): Tümünü seç
http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=328966


AKP Hakkâri Milletvekili Abdulmuttalip Özbek saldırı ile ilgili NTV'de sözde ateşkes ilan eden PKK terör örgütüne yapılan operasyonda öldürülen 9 terörist için ateşkes ilan edilmişken bunlar yaşanmamalı şeklinde konuştu...

SİNSİ PLAN!..

[img]http://www.haberiniz.com/components/com_fpslideshow/images/mansetcanta.jpg[/img]



Asker çantası provokasyon çıktı

PKK’nın olay yerine asker çantası bıraktığı dinlemeye takılan telefon talimatıyla ortaya çıktı.
Hakkari’de 9 kişinin öldüğü minibüs saldırısını askere yüklemek isteyen PKK’nın olay yerine asker çantası bıraktığı dinlemeye takılan KCK’lının telefon talimatıyla ortaya çıktı.

İçinde üçü çocuk 13 kişi bulunan, Aydın Erol yönetimindeki köy minibüsü, Hakkari Geçitli köyünden 15 kilometre mesafedeki Durankaya beldesine gitmek üzere yola çıktı. Köyden 4 kilometre uzaklıkta, minibüsün virajda yavaşladığı sırada, yola yerleştirilen mayın uzaktan kumandayla patlatıldı.

Hurda yığınına dönen araçtaki dokuz kişi hayatını kaybetti. Yaralanan ve durumu ağır olan dört kişi ise hemen hastanelere kaldırıldı. Yaralılar arasındaki 15 aylık bebek, hava ambulansı ile Malatya'ya gönderildi.

Patlamanın ardından olay yerine çok sayıda asker sevk edildi. Uzman ekipler, bölgede inceleme yaptı. İncelemede, yolun ortasına döşenen patlayıcının metrelerce uzayan kablo ile bağlandığı ve bu yolla patlatıldığı belirlendi. Bu sırada bir grup köylü, olay yerine yakın bir noktada asker çantaları bulunduğunu öne sürdü.

Çantalardan birinde iki adet mayın, diğerinde ise dürbün ve kasatura vardı. Çantanın üzerinde yazan isim ise Hakkâri Dağ Komando Tugayı idi. Köylüler, patlayıcıların askerlere ait olduğunu, yine olay yerine yakın bir noktada üzerinde MKE yazısı bulunan havan mermisi ve çok sayıda G3 mermisi bulduklarını savundu. Ancak olay yerinde bulunduğu ileri sürülen 2 askeri çantanın da bir provokasyon olduğu Hakkari Terörle Mücadele Şubesi'nin yaptığı teknik takipte ortaya çıktı.

Sabah gazetesinin haberine göre polis tarafından takip edilen KCK üyesi bazı BDP'liler olay bölgesindeki milisleri arayarak provokasyon talimatı verdi. Teknik takibe takılan telefon görüşmesinde "Bırakılan asker çantasını ön plana çıkarın, provokasyonu sahiplenin!" denildiği öğrenildi. İddiaya göre minibüse mayınlı saldırıyı düzenleyen PKK timi olay yerine daha önceden ele geçirdikleri iki askeri sırt çantasını bıraktı. Sırt çantaları Hakkâri Dağ Komando Tugayı'na aitti.

Konuyla ilgili açıklama yapan terör uzmanı şunları söyledi: "Askeri operasyonlarda çatışma alanında zaman zaman askeri malzemenin kalması çok doğaldır. Burada aynı şey sözkonusu. PKK'lılar çatışma bölgesinde buldukları iki sırt çantasını daha sonra kullanmak için yanlarına almışlar. Bu çanta belki de Gediktepe'de şehit edilen askerlere ait. Yapılan plan her yönüyle dökülüyor. Böyle bir saçmalığa dağdaki terörist bile inanmaz."

KÖY BOYKOTA KATILMIŞTI

Öte yandan Hakkâri polisi saldırıyı organize eden 3 PKK militanının kimliğine de ulaştı. Yapılan tespitlere göre son Geçitli köyündeki son saldırıyı, daha önce Hakkari merkezde Aziz Tan isimli imamı şehit eden aynı grup gerçekleştirdi. Timin liderliğini ise Serhat kod adlı Ferhat A.'nın yaptığı belirtildi. Yaklaşık 300 haneli Geçitli, halkının referandum boykotuna katıldığı, sandıklardan sadece 5 oy çıktığı belirtiliyor.

Genelkurmay da olayla ilgili açıklamasında terör örgütünün yerleştirdiği mayının patlaması sonuçu 9 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Bazı köylüler, hâkim tepelerde yedi kişinin olayı izlediğini, fark edildiklerinde kaçtığını, komutanların telsizle helikopter istediğini ancak helikopter görmedikleri öne sürdü. Öte yandan, saldırıda yaralanan tümü çocuk 4 kişi çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı.

MAYINLAR RUS YAPIMI

Saldırıda yaşamını yitirenlerin isimleri ise şöyle: Aydın Erol, Enes Erol, Eşref Gür, Şirin Kurt, Abuzeyt İdem, Cane Dayan, Simeha Dayan, Zarife Çiftçi, Nurulluh Umut Çiftçi. Yaşamlarını yitirenlerin toprağa verilmesi için Geçitli köyünde hazırlıklar tamamlandı. 9 kişi için mezar yerleri iş makineleriyle kazıldı.

Valilik, olay yerine 50 metre mesafede iki adet sırt çantası içinde Rus yapımı iki antitank mayın ve havan içinde patlatma düzenekli C4 plastik patlayıcı bulunduğunu açıkladı.

http://www.internetajans.com/default.asp?NID=100252
17.09.2010
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen borabey » Cmt Eyl 18, 2010 15:53

değerli dostlar,

Uzun bir aradan sonra tekrar sizlerle beraber olmanın heyecanı içinde, susturulan SESAR'ın eski bir analizi ile ( oynan oyun ve sergilenen senaryo hep aynı) güncel konuya bir katkıda bulunmak istiyorum. Sevgi ve saygılarımla...



“BÖLÜCÜ HAREKET”E YENİ YAKLAŞIMLAR




Unutmayınız ki; “sadece sonucu tartışmaya odaklı Türk Siyaseti ve siyasetçileri”, “terör”ü anlamak için bir cinayet dedektifi titizliği ile yaşananları inceleyerek “tetikçiler”i değil “arka plan azmettiricileri”ni bularak sorunu çözebileceklerini hep göz ardı etmişler, ettirilmişlerdir.

1984’li yıllardan beri giderek tırmanan, bölücü başı Öcalan’ın Türkiye’ye teslimi ile yeni bir viraj alan, son Şemdinli Olayları ile de “son düzlüğe” çıkan bölücü terör sorunun üzerindeki örtüyü çekmeye yönelik süreci başlatıyoruz.

Şemdinli’de meydana gelen provokasyon-ihanet göstermiştir ki; Türkiye, bölücülerin “rekabet üssü” haline gelmiştir.

Irak’ın kuzeyinde ABD-İngiltere-İsrail şemsiyesi altında oluşmaya çalışan yapıya kayıtsız kalındıkça, hatta sıcak davrandıkça içerideki “bölücü unsurlar” da aynen Irak’ın kuzeyindeki hainler gibi ABD+İngiltere+İsrail desteğini sağlama peşinde olmuşlardır.

Türk Askeri’ni kendi vatanında “işgalci” olarak gören zihniyet, kendisi gibi düşünenlerle işbirliği yaparak Güneydoğu Anadolu’yu Türksüzleştirmek için çeşitli provokasyonlara girişmektedir.

Malesef bu provokasyonlar, teröristler, bölücüler, hainler ve işbirlikçiler kendileri gibi olanların saf tuttuğu basın kuruluşlarında, nereden beslendiği belli olan kalemler tarafından güya “hukukun tesisi, adaletin tecellisi” adı altında teşvik edilmekte ve korunmaktadır.

Ne yazık ki “bölücü terrorün arkasındaki karanlık el”; işinin ehli oluşu, bu konulardaki tecrübesi ve uyumlu çalışan yapısı ile Türk Devleti’ni, Türk İstihbaratı’nı ve Türk Milleti’ni ustaca kandırmış, gözünü hep “sanal hedefler”e odaklamıştır.

İşte bugün bu “oyun”a son verecek bir süreci başlatacağımıza inanıyoruz! Bu süreci tahlil edebilmek amacıyla, 12 Eylül 1980 öncesine, oradan da günümüze terörün seyir defterini belirlemek zarureti hasıl olmaktadır.

12 Eylül 1980’den önce Türkiye yoğun bir sağ-sol çatışmasına itilirken, yurt dışında da Türk diplomatlar ASALA terör örgütü tarafından peş peşe şehit ediliyordu. Ermeni terör örgütü ASALA diplomatlarımızın suikastlerini üstleniyordu.

Bütün dikkatimizi o dönemde bağımsız bir devletleri olmayan Ermeniler’in üzerine diktik. Onların soykırım suçlamaları, geçmişteki ve günümüzdeki toprak taleplerine bakarak; ASALA’nın Türkiye’ye yönelik güçlü bir saldırıya başladığını düşündük, düşündürüldük!

Hiçbir zaman sormadık, “Bir devletleri dahi olmayan Ermeniler bu istihbarat ve lojistik açıdan ustaca planlanan suikastları yapabilir mi?” diye?

Hiç sormadık, “Ermeniler’in tuzağa düşürülmüşlerini ‘tetikçi’ olarak kullanan emperyalist devletler veya da devlet hangisi olabilir?” diye?

Çünkü Ermeni Diasporası ve onların satın aldığı kalemler; “soykırım”, “tazminat” ve “toprak talepleri”ni dillendirince “Suçlu meydanda, hiç aramaya gerek yok!” diye düşündük!!!

Bugünkü Ermenistan’da yaşayan 3-3,5 milyon Ermeni’nin Türkiye'den toprak alabileceğini düşündük ve düşündürüldük..!

Hiç sormadık, “Ermeni Soykırımı’nı Türkiye’ye dayatanlar Ermeniler mi, yoksa perdenin arkasındaki başka devletler veya devlet mi?” diye?

ASALA’yı önüne gelen devlet kullanmış olabilir ama “asıl patron”unu nedense hiç merak etmedik…!

12 Eylül 1980’den sonra da olmayan Ermeni terör örgütü ASALA bir iki küçük hamle ile bitiriliverdi. “Neden bu iş çok kolay bitti?” diye niçin sormadık?




ASALA GİTTİ PKK GELDİ...!


Çünkü ASALA ile ancak o kadar gidilebilirdi. Onun yerine birileri PKK’yı kullanmaya başlamıştı. Dolayısı ile zaten nüfusları az olan Ermeniler’i dünya ve Türkiye ölçeğinde terörize ederek zor duruma düşürmek yerine, onların diasporalarının siyasal ve entelektüel gücünü, sözde soykırımı ellerine vererek kullanmak çok daha akıllıca ve şeytanca olurdu..!

Bu arada Türkiye’de daha geniş bir alanda yaşayan, vatandaşımız ve kardeşimiz Kürtler’i “ayrılıkçı”, “bölücü” hale getirerek, büyük bir silahlı güç oluşturarak, kırsalda ve kentlerde Türkiye çok zorlanabilirdi..!

Ermeniler de, PKK’nın arkasındaki güç olarak gösterilirse oyun iyiden iyiye tutardı.

Türkiye böylece hiç alışık olmadığı bir savaş sürecine sokulmuş oluyordu…


Bu alışık olmadığımız “ASİMETRİK SAVAŞ”tı..!

Türkiye tam bir asimetrik savaş ile karşı karşıya bırakılmıştı.

Görünen; bir avuç Ermeni Türkiye’ye soykırımı, tazminatı ve toprak talebini dayatıyor, üstelik PKK’yı da destekleyerek ülkemizi bölünme tehdidi altında tutuyordu.

Yine, güya PKK’nın yaptığı eylemleri bırakın düşünmeyi, aklının ucundan bile geçirmeyerek bazı ayrılıkçı Kürtler de yine güya inanılmaz istihbarat, lojistik ve gerilla savaşı örnekleri göstererek Türkiye’yi bölme yolunda ilerliyordu. Arkalarında ise malesef inandırıldığımız gibi Ermeniler vardı. Bir avuç ayrılıkçı Kürt’ün de bu gücü elde edebileceğini düşündük, daha doğrusu düşündürüldük.

Kabul edelim ki; bu oyunu Ermeniler de, ayrılıkçı Kürtler de ve malesef Türkiye de sevmişti. Çünkü herkesin kendisini iyi hissetmesini sağlayacak bir boyut “büyük tezgah”ın içine serpiştirilerek oynatılıyordu. Herkesi yanıltacak istihbarat, herkesin bulabileceği deliller haline getirilerek uygun yerlere yerleştirilmişti.

Yıl 2005, “büyük tezgahtar”; ASALA’dan sonra, PKK’nın da işinin bittiğini, yeni bir at bulduğunu ilan etti!



PKK da ASALA gibi FESİH EDİLİYOR YA DA MİNİMİZE EDİLİYOR !!!


Kendimizi iyi hissetmemiz için Türkiye’ye teslim aldığı izlenimi verilerek teslim edilen bölücü örgüt PKK lideri Öcalan da çok fena aldatılmıştı. Bölücü Öcalan, PKK’nın arkasındaki gücü çoğu kez derin NATO olarak değerlendiriyordu!!!

PKK’nın ve eylemlerinin arkasındaki asıl gücü, PKK’nın yüzüne Ermeni ve Bölücü Kürt maskesi geçiren esas gücü biliyoruz!

ABD+İngiltere ve hepsinden önemlisi bir asimetrik savaş ustası İSRAİL!

Barzani ve Talabani gibi yeni oyuncaklar bulunmuşken Öcalan’a ihtiyaç kalmamıştı. Ancak tümüyle de gözden çıkarılamazdı!! Öcalan “bölücü bir stepne” olarak İmralı’da otursa da göz çıkarmazdı!!!

Aslında bu büyük oyunun AMACINI herkes biliyordu!

Ancak koltuk hırsına yenik düşenler “senaristle ittifak etmek”ten de geri kalmıyordu.

Bu oyunun amacı açıktı. Sovyetler’in dağılmaya yüz tuttuğu bir süreçte Ermenistan’la arası iyi bir Türkiye’nin Orta Asya ‘da ve Orta Doğu da ağırlığı çok olurdu.

Türkiye ile arası bozuk olan Ermenistan’ın Azerbaycan ile arasının bozulması; senaristin Türkiye’nin Hazar’a uzak kalması için istediği oyundu. Türkiye’nin içeride yaşanacak bölücü fesatla da Orta Doğu’ya uzak kalması sağlanacak, oyunun diğer bir ayağı tamamlanacaktı.

Nitekim İsrail’de, Pentagon ve Londra’da gözleri petro-dolardan başka bir şey görmeyenler, Türkiye’nin güçlü ordusu ile bölgede etkin olmasını, laik, demokratik ve huzurlu ülke, farklı etnik unsurları bir arada barış içinde yaşatan güçlü devlet olmasına daha fazla izin vermezlerdi. Kardeş kardeşe düşman edilmeli, onlar birbirlerini yerken birileri yorganı götürmeliydi.

Yıllarca PKK’yı, Öcalan’ı ve ayrılıkçı etnik yapıya, Ermeni desteğini, gözümüzün önünde sallayarak bizi hipnotize edenler yanı başımızda kukla bir Kürt Devleti kuruverdiler.

Şimdi sıra Öcalan’dan daha hain, omurgasız olan Barzani ve Talabani gibileri kullanarak, Öcalan’ı saf dışı ederek, Irak’taki gibi bir yapıyı Türkiye’de de oluşturmak istiyorlar.



Şemdinli’de son yaşananlara bir de bu gözle bakarsak;



1- Şemdinli’de yaşananlar Türk Devleti’nin halkına karşı bir eylem içinde olamayacağını açıkça gösteriyor,

2- Şemdinli’de istihbaratı çok iyi olan stratejik ortaklarımızın (ABD, İsrail, İngiliz) Türk güvenlik birimlerini bir istihbarat tuzağına düşürdükleri görülüyor.

3- Halkı sokağa PKK’nın döktüğü ve Roj TV’nin kışkırttığı iddia edilerek (ve PKK Barzani ve Talabani Tarafından kullanılarak) Barzani ve Talabani gibi omurgasızlarla işbirliğine zorlandığımız görülüyor,

4- Şemdinli de ki olayın failleri olarak askeri gören AKP İktidarı ve işbirlikçi kalemler “susurluk” benzetmesi ile orduyu yıldırmaya ve pasifize etmeye, Türk Ordusunu kendi halkı ile karşı karşıya getirmeye çalışıyor.

Ancak Osmanlı Devleti ordusu ile oynanarak yıkılmıştı. Şimdi Türk Silahlı Kuvvetleri ile oynanarak Türkiye'yi de tarihten sileceklerini düşünenler var. TSK ve Türk Milleti bu oyunu bozacaktır.

5- Irak’taki operasyonun bittiği, Suriye ve İran aldatmacası ile dikkati dağıtılan Türkiye’ye sıranın geldiğini, buna yönelik operasyonun başladığı ilan ediliyor,

6- ABD’nin Roj TV için devreye girmesi iddiası içinde bulunduğumuz hipnozu sürdürmek ve gözümüzü boyamak amacını güttüğünü görmemiz engelleniyor. (İmajı bozulan ABD'nin Türk kamuoyuna yönelik bu sempati ihracı ne yazık ki samimi değil.)

7- Asimetrik Savaş’ın ustası olan İsrail’in Filistin’de uyguladığı yöntemler, Şemdinli, Yüksekova, Van ve Mersin gibi illerimizde yaşananlardan açıkça teşhis ediliyor.

8- Kıbrıs’ta M. Ali Talat, Avrupa'da AB, AKP İktidarı, Sayın Gen. Kur. Başkanının uyumu, basın-TV kullanılarak demokrasi adına Türkiye’nin bloke edilmesi sağlanıyor.

9- Güneydoğu Anadolu’da karşımızda PKK var sanarak (tabii ki var) asıl azmettiricileri, asıl tahrikçileri gözden kaçırıyoruz.

10- İstihbaratçılarımız, Dışişleri Bakanlığı bürokratlarımız ciddi yanılgı içine itiliyorlar.

11- “Devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne” aykırı anayasamızı yok sayan politikalar ve son demeçler, Gazi Mustafa Kemal’in Gençliğe Hitabesi’ndeki şartların oluştuğundan haberiniz var mı? Sorusunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sıralarında oturan Sayın Milletvekillerine sormamıza neden oluyor!!!



Saklamaya gerek yok!


Bundan böyle, Güneydoğumuz’da ABD, İsrail ve İngiltere’nin, işbirlikçilerinin, uzantılarının geliştirdiği politikalarla mücadele içinde olacağız. Türk Devletinin ve Türk Milletinin her daim duruma göre dolabından her bedene uygun gömleği olduğunu hatırlatırız.
Bölücü örgüt PKK lideri Öcalan’ın ve ayrılıkça Kürtlerin oyunun senaristi tarafından nasıl kandırıldığı ortadadır.

Soykırım konferanslarının bir yanıltmaca olarak ve entegre oyunun bir parçası olarak kimler tarafından organize edildiği açıklanmalıdır. Azeri-Ermeni, Türk-Ermeni problemi bu kapsamla yeniden ele alınmalıdır. Ermenilerin arkasında ki İsrail-Siyonist elini Ermeniler de teşhis etmelidir.

Herkes hesabını yeniden yapmalı, kast sistemi yaratarak düzensizliği sürekli hale getirmek isteyenlerin, bölgemize kan ve gözyaşı vaat edenlerin elinde oyuncak olmak istemeyenler, kendilerine kimin kol kanat gerdiğini ve gereceğini unutmamalılar.

Önümüzdeki süreçte yaşanacakların baş aktörü olma hevesinde olan Barzani ve Talabani, muhatap alınmamalı, hatta, Türkiye’ye girişlerine izin verilmemelidir.

Barzani ve Talabani’nin arkasındaki ele sesleniyoruz. Sizi tanıyor, oyununuzu biliyoruz. Asıl Türk Milleti sizi ve işbirlikçilerinizi tükrüğü ile boğmaya muktedirdir.



Siyasi ve Etnik üçkağıt burada bitmiştir!


Bu bağlamda Türkiye’nin Irak olmadığını, Irak’taki Saddam, Barzani, Talabani ve türevlerinin farkında olduğumuzu, ancak artık onlarında bugünden sonra yaşama şanslarının kalmadığını açıkça söylüyoruz.

Etnik sorunu çözeceğim diye üst-alt kimlik tartışması başlatanların ilga İhaneti-Vataniye Kanununun gerekçelerine bakmalarını öneriyoruz.

İlga İhaneti Vataniye Kanunu çerçevesinde, Devletinin ve Milletinin aleyhine hazırlanan eylem planına oyuncu olarak katılanlara Tarihe bakmalarını, Türk Milleti’nin Sevr’i imzalayanların mevkisi ve makamı ne olursa olsun nasıl hatırladığını ve akıbetlerini, araştırmalarını tavsiye ediyoruz.

Anayasanın 2. Maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti,toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik,laik ve sosyal bir hukuk Devletidir” derken madde gerekçesinde “bütün fertlerin kaderde, kıvançta ve tasada ortak ve bölünmez bir bütün teşkil etmeleri” olarak tanımlanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, 20 07 1971 Gün 71/3 E, 71/1 Sayılı ve 08 05 1980 gün, 79/1 E, 80/1 Karar Sayılı kararlarıyla Türk Milliyetçiliği ile ırk düşüncesi ve başka kökten gelen toplulukların ayrı tutulması düşüncesine yer olmadığı, din, dil ve mezhep ileri sürülerek oluşturulmak istenen ayrılık çabalarına taviz verilmediği içtihadında bulunmuştur.

Anayasa Madde 3; “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.”

Bu hüküm, Misak-ı Milli de ifade edilen “birbiriyle kaynaşmış olarak yaşayanların gerçekten ve hukukça ayrılık kabul etmek bir bütün olduğu” bunun Erzurum ve Sivas Kongrelerinde gündeme gelerek”, Misak-ı millinin gösterdiği sınırlar içinde birbirleriyle kaynaşmış olarak yaşayanların gerçekten ve hukukça ayrılık kabul etmek bir bütün oldukları” ifadesini bularak kabul görmüştür.

Atatürk, kendi el yazısıyla düzenlediği notlarında; “ Bugünkü Türk milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş, yurttaş ve millettaşlarımız vardır.. Bu yanlış göstermeler, hiçbir millet ferdi üzerinde üzüntü ve kınamadan başka bir tesir hasıl etmemiştir. Çünkü bu millet fertleri de, umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe, ahlaka ve hukuka sahip bulunuyorlar. Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkına Türk Milleti denir”

Anayasanın 10 maddesi, 12/1 maddesi, 13 ve 14 maddeleri açıktır. Anayasanın 14 maddesinin son fıkrası “ Anayasanın hiçbir hükmü, Anayasa da yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlanamaz” şeklinde açıktır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/2 ve 11/2 maddeleriyle Anayasa’nın 13 ve 14 maddelerinde sayılan sebeplerle hak ve özgürlüklerin kullanımına kanunla tahdit konulabileceği kabul edilmiştir. (*İddianameden alınmıştır)

Başbakan'a, yaptığı açıklamaların, üst kimlik-alt kimlik tartışmaları ile halen İmralı da hükümlü bulunan bölücü örgüt PKK lideri Abdullah ÖCALAN’IN söylediklerinden ne farkı var diye sorulduğunda acaba cevabı nedir?

Ayrılıkçı Kürtlerin, bölücü Öcalan’ın mahkum olmasının nedeni Anayasanın “Devletimizin ve Milletimizin bölünmez bütünlüğü değiştirilemez” ana hükümlerine aykırı eylemleridir. Başbakan'ın söyledikleri de bu bağlamda değerlendirileceğine göre bölücü örgütün liderini yeniden yargılayıp serbest bırakın dedikleri zaman cevabınız ne olacaktır?

Sayın Başbakan'a, Sayın Bakanlara, Sayın Genelkurmay Başkanına, Sayın Milletvekillerine ve AB politikaları adına tüm yapılanlara sessiz kalan, destek verenlere, ülkeyi parçalamaya, devleti bölmeye yönelik politikalarla kime ve neye destek verdiklerini görmeleri, verdikleri desteğin hukuken ne anlama geldiğini anlamaları için, “Ankara (ilga) Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 1997/514 Hz. Numaralı, 1999/98 E, 1999/78 İddianame numaralı Öcalan hakkındaki İDDİANAMEYE (*) bakmalarını kendi yaptıkları hakkında bir karar vermelerini öneriyoruz.

Kabul edilmesi mümkün olmayan bölücü örgüt eylemlerinden daha çok, Türk Milletini üst kimlik - alt kimlik demeçleri, politikaları ile milletimizi derinden yaralayıp, parçaladıklarının farkında olmayanlar, buna destek verenlerin izledikleri politikalarla 70 milyonu ve bölge ülkelerinde ki milyonlarca Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, petro-dolardan başka gözleri bir şey görmeyen emperyalizme yem ettiklerini ,insanlığın affetmeyeceği bir cürümü işlediklerini hatırlatıyor ve tarihe not düşüyoruz.



Saygılar

SESAR
Kullanıcı küçük betizi
borabey
Üye
Üye
 
İletiler: 333
Kayıt: Çrş Haz 25, 2008 14:06

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen borabey » Cmt Eyl 18, 2010 16:02

değerli dostlar,

Olaylar, tahminimizin ötesinde hem çok hızlı gelişiyor hem de şeffaflaşıyor. 2005 yılından itibaren siyasal iktidarı değil DEVLETİ ELE GEÇİRME hesapları yapanların küstahlığı ve şımarıklığı alenen ortaya çıkıyor, ama milli ve zinde güçler nerede? Son 5 yıldır sürdürülegelen psikolojik hareketin meyvelerini almaya başladıklarını zannedenler yanıldıklarını göreceklerdir. Başta TSK olmak üzere tüm milli kurum ve kuruluşları, milli değerleri pasifize ettiklerini düşünenler şunu unutmasınlar ki ! KARANLIKTAN AYIDINLIĞA ÇIKIŞIN TEK GÜVENCESİ TÜRK MİLLETİNİN AZİM VE İRADESİDİR.2023'ün Türkiye'sinin dizayn edildiği süreçte son söz Türk Milletinin olacaktır. Türk-Kürt iç savaş senaryo ve beklentileri boşa çıkacaktır..Hem de Milli Kürtlerin mensubiyet ve aidiyet duygularının gün yüzüne çıkması ile birlikte.... Kürt Şerif'in Paris Konferansına yaptığı başvurunun ertesi günü Diyarbakır Müdafa-i hukuk cemiyetini kuran kürt eşrafının, ulemasının, din adamlarının ve önde gelenlerinin Paris Konferansına çektikleri telgraftaki irade, Lord Curzon'a Kürt Milletvekilerinin BMM çatısı altında verdikleri tarihi cevaplar ve Diyab Ağa'nın, Meclisin Kayseriye taşınma hazırlığı aşamasında Ataürk'e söylediği "Paşam biz kaçmaya değil ölmeye geldik" sözü ve hain işbirlikçi kürtler yerine kaderde tasada kıvançta birlikteliği seçen büyük çoğunluktaki kürtlerin milli çıkışı ile bu oyun bozulacaktır. Yeter ki devlet ve siyasal iktidar , kişisel hırs ve gündelik çıkarları yerine gerçek ülke gündemine sahip çıksın....
Kullanıcı küçük betizi
borabey
Üye
Üye
 
İletiler: 333
Kayıt: Çrş Haz 25, 2008 14:06

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Cmt Eyl 18, 2010 16:50


KİM BU AKİL ADAMLAR

Referandum öncesi ülkemize sıcak para akışının artışı referandum sonucunun Batı sermayesince önceden bilindiğini gösteriyordu bize. Borsa uzmanları 12 Eylül’den çok önce yabancı yatırımcının referandumda “Evet”e yatırım yaptığını yazıp çizdiler zaten.

Kılıçdaroğlu Brüksel’e giderken, “Avrupalı siyasetçilere bizim liberallerin yalanlarını, AKP’nin gerçek yüzünü anlatacağım” diyordu.

Batı’nın AKP’ye verdiği desteği liberal aydınlar tarafından kandırılmasına bağlayabilir miyiz? Yoksa liberal aydınlara o yalanları söyleten Batı’mı?

Referandum sürecinde bir bölümünün daha önce isimlerini bile duymadığımız sanatçılar birdenbire medyada boy gösterdi, Türk halkını “Yetmez ama evet” sloganıyla “Evet” oyu kullanmaya ikna etmeye çalıştılar. “Yetmez ama Evet” hareketine baktığımız zaman hareketin arkasında Soros’un kurduğu Açık Toplum Enstitüsü’nden ve AB fonlarından beslenen aydınları görüyoruz.

Özellikle Bilgi, Sabancı ve Boğaziçi Üniversitelerinde yuvalanmış olan Açık Toplum Enstitüsü’de görev yapmış isimlere baktığımızda aralarında AKP’ye destek vermeyen, cemaate sıcak bakmayan tek bir isim bile görmek mümkün değil.

İşte Açık Toplum Enstitü’sü için çalışmış, ya da çalışmakta olan bazı isimler:

Can Paker (TESEV YK Bşk, Canan Barlas’ın ağabeyi, Mehmet Barlas’ın kayın biraderi)

Salim Uslu (HAK-İŞ Konfederasyonu Başkanı)

Eser Karakaş (Bahçeşehir Ü. Öğr. Üyesi, Star Gazetesi yazarı)

Şahin Alpay (Zaman Gazetesi yazarı)

Murat Belge (Bilgi Ü. Öğr. üyesi, Taraf Gazetesi yazarı)

Baskın Oran (Ankara Ü. Öğr. Üyesi)

Halil Berktay (Sabancı Ü. Öğr. Üyesi, Taraf Gazetesi yazarı)

Neşe Düzel (Taraf Gazetesi yazarı)

Eyüp Can (Elif Şafak’ın kocası, Radikal Gazetesi yeni yayın yönetmeni)

Oğuz Özerden (Bilgi Ü. Mütevelli Hey. Baş.,)

Üstün Ergüder (Boğaziçi Ü. eski rektörü)

Ahmet İnsel (Galatasaray Ü. Öğr. Üyesi, Radikal yazarı)

Osman Kavala (Kavala Şirketler Grubu Başkanı, TESEV YK.Üyesi)

İshak Alaton (Alarko Şirketler Topluluğunun başı)

Açık Toplum Enstitü’süne hizmet eden TC vatandaşları arasında CHP’ye, ya da MHP’ye yakın tek bir isim yoktur, olması da beklenmez zaten. AB ve Soros fonları AKP’yi destekleyen işte bu dinci ve liberal zevata, ya da yakınlarına gidiyor. Bu zevat ABD ve AB çıkarları doğrultusunda AKP’yi destekliyor, diğer bir ifadeyle, AB ve ABD’nin maşası olarak görev yapıyorlar.

Referandumda anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin hemen ertesinde Nobel Barış Ödülü sahibi Finlandiya eski cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari Açık Toplum Enstitüsü’nün organizasyonuyla Türkiye'ye geldi, Diyarbakır'da sivil toplum kuruluşları, Osman Baydemir, Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk ile görüştükten sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de görüştü.

Ahtisahari, Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununun çözümü için kurulmasını önerdiği "Akil adamlar" grubuna önerdiği, PKK taleplerine sıcak bakan bir isim.

Bu akil adamın bilinen en büyük başarısı(!) ara buluculuk üstlendiği tüm ülkelerin bölünmüş olması. Ahtisaari’nin tek bir reçetesi var: Bölmek. Bu gerçeğe bir yazarımız dikkat çekmiş. Bu yazar ulusalcı bir yazar değil, yandaş Sabah Gazetesi’nin köşe yazarlarından Erdal Şafak. Yandaş yazarlar bile olan biteni görmek zorunda kalıyorlar artık.

Her şey açık seçik ortada, Batı açıkça, “biz sizi bölmek istiyoruz” diyor, bölmek için de dincileri ve liberalleri kullanıyor. Kimsenin kimseyi yanlış bilgilendirdiği, kimsenin kimseyi kandırdığı yok. Oyun son derece açık ve dürüstçe oynanıyor.

Sadece biz Türkler kafamızı kuma sokmuşuz o kadar.

A. Metin Akpınar
17.09.2010
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Eyl 20, 2010 21:37

"AKP ve Kürt temsilciler diyalog kurdu"

Martti Ahtisaari ekibinin raportörü Albert Rohan İrlanda örneğini vererek, önümüzdeki dönemde terör meselesi için "uluslararası toplumun devreye girebileceğini" söylerken bir de ilginç açıklama da bulundu.

Gittiği her ülkede kaos yaratan ve geçtiğimiz günlerde bir "heyetle" Türkiye'ye gelerek Diyarbakır'da yapan Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari'nin ekibinden ilk provokatif açıklama geldi.

Terör örgütü PKK'nın "Akil Adamlar" olarak yansıttığı Ahtisaari başkanlığındaki sözde "Bağımsız Komisyon"un raportörü Albert Rohan, PKK'nın eylemsizlik kararını uzatmasını isteyerek ileriki süreçlerde İrlanda örneğinde olduğu gibi uluslararası toplumun devreye girebileceğini ileri sürdü.

PKK'nın yayın organına yine terör örgütünün ağzıyla konuşan Rohan, Hakkari saldırısının PKK tarafından değil derin ve tehlikeli güçler tarafından gerçekleştirilen bir provokasyon olduğunu ileri sürerek şöyle konuştu:

“Ama Türk hükümeti ve Kürt temsilciler arasında bir diyalog kurulmuş durumda ve sürmekte. Bu nedenle umuyoruz ki barışçıl çözüm çabaları sekteye uğramaz.”

Rohan'ın "Kürt temsilciler" sözüyle BDP'yi mi PKK'yı mı kastettiği ise açıklık kazanmadı.

TÜRK ORDUSU'NU ELEŞTİRDİ, ERDOĞAN VE GÜL'Ü ÖVDÜ

Albert Rohan Türk Ordusu'na da saldırırken Ordunun bu diyalog ve gelişmelerden rahatsız olduğunu söyledi. Rohan “Ordu konusu karmaşık bir sorun. Ama başlangıç açısından biz komisyon olarak, PKK'nin tek taraflı eylemsizlik kararını 20 Eylül tarihinden itibaren uzatmasını istiyoruz. Bu önemli bir adım olacak. Görüşmeler sürüyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye'deki temaslarından umutlu olduklarını belirten Rohan, özellikle Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül ile olan görüşmelerini “oldukça iyi” olarak nitelendirdi.


Gazete5, 20 Eylül 2010
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 11175
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Pzt Eki 11, 2010 19:05

BDP'li Yıldız: Özerk Kürdistan'da Türkçe ikinci dil olacak
Türkçe ikinci dil olacak!'

'Türkçe ikinci dil olacak!'BDP Grup Başkan Vekili ve Batman Milletvekili Bengi Yıldız, Kürt sorunun çözümü konusunda formül hazırladıklarını beliterek, “Bu sistem içerisinde Kürtler Kürdistan'da, Özerk Kürdistan’da kendi dillerini birinci dil olarak kullanacak. Birinci resmi dilleri Kürtçe olacak, ikinci dilleri de Türkçe olacak” dedi.

İm (Kod): Tümünü seç
http://haber.gazetevatan.com/turkce-ikinci-dil-olacak/334038/1/Gundem


Hükümet ve BDP 'Federasyon Anayasası' için anlaştı
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Pzt Eki 25, 2010 19:07

Kürtçe marşta saygı duruşu

HAK-PAR, 4. Olağan Büyük Kongresi İnşaat Mühendisleri Odası Kongre Salonu’nda gerçekleştirildi

Kürt orjinli Hak ve Özgürlükler Partisi(HAKPAR) Genel Başkanı Bayram Bozyel, “Türkiye’nin çoğulcu yapısına uygun en gerçekçi çözümün federasyon” olduğunu belirterek, Kürtçe’nin eğitim dili olmasını istedi. Bozyel, PKK’yı ise üstü kapalı eleştirerek, örgütün silahlı mücadeleye son vermesini talep etti.

Kongreye AKP Genel Başkanı Yardımcısı Salih Kapusuz, Diyarbakır Milletvekilleri İhsan Arslan ve Abdurrahman Kurt’ta katıldı. Milletvekilleri, Kürtler’in ortak marşı “Ey Rakib” okunurken saygı duruşunda bulunan kalabalığa eşlik etti.

HAK-PAR, 4. Olağan Büyük Kongresi İnşaat Mühendisleri Odası Kongre Salonu’nda gerçekleştirildi. 450 delegenin katıldığı kongrede salona “Anadilde eğitim vazgeçilemez haktır” pankartı asıldı. Türk bayrağının asılmadığı kongrede İstiklal Marşı da okunmaması dikkat çekti.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın da mesaj gönderdiği kongrede Kürt marşı okunurken ön sırada oturan Kapusuz, Arslan ve Kurt, kalabalığa eşlik ederek ayağa kalktı ve saygı duruşunda bulundu. Kongrede sık sık “Çözüm federasyon”, “Kürtçe eğitim dili olsun” ve “Her şey özgür Kürdistan için” sloganları atıldı. Seçimlerde, tek aday Bayram Bozyel, 196 oyla yeniden genel başkan seçildi.


haberiniz.com
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Türkiye Düşmanları Saldırıyor! Adım Adım İç Savaşa Doğru

İletigönderen Başkomutan » Pzr Kas 21, 2010 19:11

[img]http://www.haberiniz.com/components/com_fpslideshow/images/mansetAB.jpg[/img]
AB’nin “Kürt Konferansı” Merakı

PKK terör örgütü, siyasi uzanımları ve dış destekçileri niyetlerini geçmişe göre daha açık dile getirmektedir.

Avrupa Parlamentosunda Kürt Konferansı Avrupa Parlamentosunda (AP) Aşırı Sol Grubun (Gue/NGL) Düzenlediği 7. Kürt Konferansı 17 Kasım 2010’da başladı. Konferansın iki gün sürmesi bekleniyor. Bu yılki konferansı değerlendirmeden önce konferansın geçmişini hatırlamak doğru olabilir.

Konferansların başlaması

Kürt Konferansları Danielle Mitterrand’ın “Kürt sorununa” olan özel ilgisi nedeniyle uluslararası platformlarda yapılır hale gelmişti. Mitterand’ın Ermenilere karşı da özel bir ilgisi olduğu hatırlanabilir.

1989 yılında Paris’te yapılan Kürt Konferansı’na DEP’li milletvekilleri ile SHP’li yedi Milletvekili de katılmış ve sonradan SHP’liler partilerinden ihraç edilmişlerdi. Partiden İhraç edilenlerin kurduğu Sosyalist Birlik Partisi’nin (SBP) tüzüğünde de anadilde eğitim, kültürel açılımlar vb. ibareler yer almıştı. SBP`nin 1992`de yapılan kongresinde “Kürtler`in bağımsız devlet hakkı” da savunulmuştu.[1] 1990 ile 2005 yılları arasında da Kürt Konferansları yapıldı ancak bunların birçoğu uluslararası nitelikte değildi ve AB parlamentosu çatısı altında gerçekleşmemişti.

2005 yılında Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari`nin Fransa`ya yaptığı 3 günlük ziyareti esnasında, Fransa Ulusal Meclisi`nde, 2 ayrı Kürt konferansı düzenlendi. Türkiye`den konuşmacıların da katıldığı, “Ortadoğu`nun Demokratikleşmesi ve Kürt Halkının Sorunları” konulu ilk konferansta,[2] Kürtlerin yaşadığı bütün ülkelerde demokrasinin gelişmesinin, Kürt sorununun çözümünden geçtiğini vurgulanarak daha çok Suriye Kürtlerinin sorunları tartışılmıştı.

19-20 Eylül 2005’de Avrupa Parlamentosu`nda, “AB, Türkiye ve Kürtler” konulu 2. Uluslararası Konferans yapıldı. Konferansta Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell ve Avrupa Komisyonu Üyesi Olli Rehn`ın yanı sıra, Leyla Zana, Orhan Pamuk, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Danielle Mitterrand gibi kişiler katıldılar. Konferansa katılanlar arasında Avrupa Kürt Dernekleri Konfererasyonu (Kon-Kurd) Başkanı Ali Yiğit'de bulunuyordu.[3] Konferansta “Üyelik Müzakerelerinin Prosedürü ve Şartları”, “AB ve Türkiye için Perspektifler”, “İnsan Hakları”, “Demokrasi ve Barış” başlıkları altında sunumlar yapıldı.

Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Empati Grubu tarafından “Demokratik Çözüm Arayışları - Türkiye`nin Kürt Meselesi` başlıklı konferans İstanbul Bilgi Üniversitesi`nde 11-12 Mart 2006’da yapıldı.[4] Osmanlı Ermenileri` konulu konferansta Bilgi Üniversitesi`nde yapılmış ve birçok protesto gösterilerine neden olmuştu. Söz konusu konferansta “Sözde Ermeni soykırım” iddiaları da dolaylı olarak gündeme gelmişti. `


29 Eylül 2007’de dördüncüsü düzenlenen “Türkiye`de Kürtler: Barış Süreci İçin Temel Gereksinimler” başlıklı konferans, Diyarbakır Belediyesi’ne ait tiyatro salonunda düzenlenmiş, organizasyonu Alman Heinrich Böll Vakfı ile Diyarbakır Barosu yapmıştı.[5] Bu konferansa çok sayıda yabancı “araştırmacı” ve AB parlamentosundan milletvekili de katılmıştı.

Aralık 2007 de Avrupa Parlamentosu'nda yapılan ve iki gün süren "AB, Türkiye ve Kürtler" Konferansı’nda ise AB`nin terör örgütü ilan ettiği PKK propagandası yapıldı. "Öcalansız olmaz", "Öcalan`ın Kürt soruna çözüm teklifleri" gibi kitapçıklar dağıtıldı. Konferansın sonunda yayınlanan nihai bildiride de tartışmalı tekliflere yer verildi. Bildiride PKK`nın terör örgütleri listesine konulması kararının gözden geçirilmesi, Kürt halkının "anayasal" olarak tanınması, anadilde eğitimin sağlanması, PKK ile müzakerelere girilmesi gibi talepler dile getirildi. Nihai bildiride öne çıkan unsurlar şunlardı:[6]


· İmralı`daki hapishane acilen kapatılmalıdır. "Sayın Öcalan`ın" mahkumiyet şartları ve özellikle de sağlığına ilişkin Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi`nin tavsiyeleri dikkate alınmalıdır.

· Avrupa hükümetleri, Avrupa`da faaliyet gösteren ve Türkiye`yi barışçıl çerçevede eleştiren örgütleri soruşturmamalıdır. Özellikle bazı Kürt örgütlerinin tanımlanmasını gözden geçirmelidir.

· Türk hükümeti, Türkiye`de Kürt halkının mevcudiyetinin anayasada tanınması için geniş katılımlı bir tartışma başlatmalıdır.

· Türkiye ve Avrupa Birliği, anadilde eğitimin sağlanması için bir plan geliştirmelidir.



Kasım 2008’de yapılan Konferansa bu defa Avrupalı parlamenterler katılmazken, Avrupa`nın çeşitli yerlerinden gelen Kürt kökenli göçmenler katıldılar. Terör örgütü PKK`nın destekçisi Roj TV tüm konferansı canlı yayınladı. Konferansta bir konuşma yapan Belge Yayınları`nın sahibi İnsan Hakları Aktivisti Ragip Zarakolu “Bu de fakto bir savaş olduğu için bu hareketin önderi de de fakto savaş esiri gibi tutuluyor. Eğer Öcalan bir terör suçlusuysa hapishanede tutulması gerekir, ama askeri bir garnizonda tek başına tutuluyor ki bu bir savaş esiri statüsü değil midir ? “ diye sordu.[7]

Nisan 2009’da Erbil’de yapılması planlanan konferansın belirsiz bir zamana ertelenmesinde ise Ankara`nın Kürt açılımının etkili olduğu öğrenilmişti,

Türkiye’nin, Konferans hazırlıkları sırasında Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ne, “Bu platform PKK`nın propagandasına dönüşürse, aramızda kurulmaya başlayan tüm köprüleri atarız” mesajını vermiş ve daha sonra da konferans önce Nisan`dan Mayıs`a, sonra da Ağustos`a ertelenmişti. Bu kararda Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi`in Türkiye`nin adımlarını beklemesinin etkili olduğu, Demokratik açılıma paralel pişmanlıkla ilgili TCK`daki maddenin esnetilmesi, Abdullah Öcalan`ın tecridinin son bulması gibi adımlar atılmasının beklendiği[8] bilgileri basına yansımıştı.

Şubat 2010’da “Türkiye ve Kürt sorunu: Siyasi diyalog ve barış inşası” konulu Brüksel`deki 6. Kürt konferansının gündemini “demokratik açılım süreci” oluşturdu. Kürtçe başladığı konuşmasına tercüme sorunu nedeniyle Türkçe devam eden Leyla Zana, Avrupa Birliği ve Washington`un terör örgütleri listesinde yer alan PKK`nın dışlanmamasını istedi. Barış ve Demokrasi Partisi milletvekili Emine Ayna "Diyalog söz konusuysa, PKK`ya terör örgütü diyemeyiz” ifadesini kullandı. Avrupa Birliği Komisyonu ise diyalog önerisini reddetti.[9]



17-18 Kasım 2010 Konferansı ve ilk basına yansıyanlar

Avrupa Parlamentosunda Aşırı Sol Grubun (Gue/NGL) Düzenlediği "Türkiye ve Kürtler: Barışa giden yolda zorluklarla yüzleşmek" gündemiyle 17 Kasım 2010’da başlayan 7. Kürt Konferansı’nın açılış konuşmasını yapan AP'nin sol grup üyesi Jurgen Klute, “Türkiye'de 12 Eylülde yapılan halk oylamasında oldukça yüksek katılım oranının Türk toplumunun değişiklik isteğini yansıttığını belirtti ve Türk makamlarının bu süreci ileriye götürmesini istedi”.

Klute, “terör örgütü PKK'nın eylemsizlik kararına Türk hükümetince de karşılık verilmesi ve barışçıl çözüm için siyasi irade gösterilmesi gerektiğini”[10] ifade etti. Konferansta konuşan Demirtaş, “Eşit durumda olan ve birbirini yenememiş iki gücün barış sürecinin çok zor olacağını, gelinen aşamada Öcalan’la görüşülmesinin normal olduğunu, Hükümet’in varsa elindeki açılımı bir an önce açıklamasını, Hükümetin, Kürt hareketinin terörist olmadığını ve önderliğinin terörist olmadığını kabul etmesi gerektiğini”[11] ifade etmiştir.

Eski DEP milletvekili Leyla Zana’da “PKK’nın, 2011 seçimlerine kadar uzattığı eylemsizlik sürecinin fırsat olarak değerlendirilmesini, ilk etapta atılabilecek adımları da ifade ve toplanma özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, Kürtçenin kamusal alanlarda kullanılmasının önünün açılması ve seçim barajının düşürülmesi olduğunu, bütün takvimlerin seçim sonrasına ertelenmesinin sadece güven bunalımına yol açmayacağını, provokatif eylemlere de yol açabileceğini, Öcalan’ın toplumla buluşturulmasının artık engellenemeyeceğini”[12] ifade etmiştir.

Aynı konferansa katılan gazeteci Cengiz Çandar ise "KCK davasının bir utanç olduğunu, PKK’nin terör örgütü olduğuna hiç inanmadığını, PKK lideri Abdullah Öcalan ile diyalog sürecinin de son derece önemli olduğunu, Öcalan ile görüşmelerin başladığını, Başbakan tarafından da bunun doğrulandığını ve meşruiyet kazandırıldığını, anadilde eğitim konusunun sivil itaatsizlik eylemine doğru yol aldığını, bunun çok faydalı bir durum olduğunu, sivil itaatsizliğin ve bir anlamda sivil direnme olduğunu, yol almaya başladığı zaman, silahlı mücadelenin en anlamlı alternatifi haline geleceğini, AKP’nin yola çıkmaya gönüllü bir parti olduğunu, niyet boyutunda Kürt sorunu çözmek istediğini”[13] ifade etmiştir.


Bütün bu konferanslar incelendiğinde ortak özellikleri görmek hiç de zor değildir.

· Hepsinin sonucunda ortaya çıkan hususlar değişik ifadelerle Türkiye’nin ilerleme raporlarında yer almıştır.

· Hepsinde Öcalan’a tecridin kaldırılması ya da cezaevi koşullarının iyileştirilmesi, ana dilde eğitim, anayasanın değiştirilmesi gibi hususlar ifade edilmiştir.

· Hepsinin ya organizasyonunda ya da AB parlamentosunda gerçekleştirilmesinde, AB parlamentosunda ki aşırı sol partiler ve/veya amaçlarına her zaman şüphe ile yaklaşılan vakıflar yer almıştır.

· Konferanslar, Kürt dilinin yaratılması/geliştirilmesi/kullanılmasında araç ya da amaç olmuşlardır.

· PKK terör örgütü AB’de terör örgütü olarak gösterilmesine rağmen bu konferanslarda örgüt ve elebaşı övülmüş, savunulmuş Interpol tarafından aranan örgüt mensupları zaman zaman bu konferanslara katılmışlardır. ROJ TV naklen yayınlamıştır.

· PKK terör örgütü ve güvenlik güçlerinin eşit statüde olduğu izlenimi yaratılmaya çalışılmıştır. (“taraflar silah bıraksın”, “Eşit durumda olan ve birbirini yenememiş iki güç”)

· Bazı konferansların içeriği, düzenleyenler ve/veya katılanlar aynı zamanda “Ermeni Soykırım” iddialarını da gündeme getiren kişi ya da gruplardır.

· Konferanslar özellikle 2005 yılından itibaren gelenekselleşmiş, daha düzenli ve organize yapılmaktadır.


17/18 Kasım’da yapılan konferansta konuşmacıların gündeme getirdiği hususlar da dikkate alındığında, Türkiye’nin bir yol ayrımına doğru süratle itildiği görülebilir. “Olumlu iklimin oluştuğu düşünülen politik ortamda” kuvvetli beklentilerin de geliştiği görülmektedir. PKK terör örgütü, siyasi uzanımları ve/veya dış destekçileri niyetlerini geçmişe göre daha açık dille getirmektedir. Fakat kamuoyu özellikle AB’nin gerçek niyetini, Hükümetin ise “müzakere” kapsamında ki taahhütlerini merak etmektedir.

(21.Yüzyıl Dergisi)

haberiniz.com

__________________________

[1] “89 model` Anadol daha demokratmış”, Star Gazetesi, 13 Ağustos 2009.

[2] “Fransa meclisi`nde Kürt konferansı”, Ortadoğu Gazetesi, 03 Aralık 2005.

[3] “Avrupa Parlamentosu`nda Kürt Konferansı rezaleti”, Ortadoğu Gazetesi, 01 Ağustos 2005.

[4] Sabah Gazetesi, 12 Mart 2006.

[5] Zaman, http://www.zaman.com.tr, 29 Eylül 2007

[6] “Kürt Konferansı: İmralı'yı kapatın, Öcalan'ın sıhhatine dikkat edin”, Zaman, 6 Aralık 2007 .http://www.zaman.com.tr/ haber.do?haberno=621683.

[7] “Öcalan `suçlu değil savaş esiri”, Yeni Şafak, 14 Kasım 2008.

[8] “Kürt konferansı askıda” , Sabah, 22 Mayıs 2009.

[9] “AB`den Ayna ve Zana`ya ret”, Zaman, http://www.zaman.com.tr, 04 Şubat 2010

[10] “Avrupa Parlamentosunda Kurt Konferansı”, http://www.sondakika.com/haber- avrupa-parlamentosunda-kurt-konferansi-2370950/, 18 Kasım 2010

[11]“Eşit durumdaki güçlerin barış süreci zor olacaktır”, Milliyet, http://www.milliyet.com.tr/esit-durumda ... efault.htm, 18 Kasım 2010.

[12] “Eşit durumdaki güçlerin barış süreci zor olacaktır”, Milliyet, http://www.milliyet.com.tr/esit-durumda ... efault.htm, 18 Kasım 2010

[13] “Çandar: PKK terörist örgüt değil, Delil Fırat”, Fırat news agency, http://www.firatnews.com/index .php? rupel=nuce nuceID =3 6178, 17 Kasım 2010
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

ÖncekiSonraki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

x