Tutsak alınmış insanı top atsanız uyandıramazsınız tatlı uykusundan

Tutsak alınmış insanı top atsanız uyandıramazsınız tatlı uykusundan

İletigönderen İlteriş Kağan » Çrş Şub 12, 2020 1:18

Cehalete tutsak bir ülkede yaşamak.
ilginçtir ki türkiyede cehalet ve fakirlik gurur kaynağı olarak sunuluyor. Cahilin cahile bir şey öğretmesi, kaldırım taşıyla kuluçkaya yatan bir tavuktan çifte yumurta beklemeye benzer. Cahil iktidarların gözüyse başkasının kümesindedir. Erdem, onlar için boş çuval, delik kovadır. Ne akıl ne gerçek doldurabilirsiniz o kovayı, o çuvalı.Cehalet yönetir artık ülkeyi. Tutsak alınmış insanı top atsanız uyandıramazsınız tatlı uykusundan.
Resim
Sokağa çıkarsak çok kelle alırız, çok kan dökülür diyen mafya babasından; iç sorunları “Yüzde kırk dokuzu evde zor tutuyorum”, uluslararası sorunları da “Kodum mu oturturum” sokak ağzıyla çözen ülke ; dokuz yaşında bir kız çocuğunu hareminize alabilirsiniz diyen Diyanet fetvasından sokaktaki vukuatları suç işleyenin bacağını kırarak çözmeyi öneren İç İşleri Bakanına durumu bu cehalet ve şiddet sarmalında görmek gerekiyor.

Yöneticisi, böyle de çarşı pazardaki anasının gözü cahil, sütten çıkmış ak kaşık mı? Odunu ıslatıp satan oduncu; pirince, mercimeğe taş karıştıran zahireci, sütü sulandıran mandıracı, bir eli terazinin kefesindeki zerzevatçı, has kıymaya kuyruk yağı katan kasap, bakır bileziği altın suyuna batırıp satan sarraf, kısmeti kapalı komşu kızına büyü bozan mahalle imamı, eşeği boyayıp babasına satan nalbant...

Çoğu cahilliğin, yalanın, hilebazlığın dümenini çeviren, yelkenini indiren, küreğine asılan bu yurdun OT'ları değil mi? Ülke, beşik oyucusundan mezar kazıcısına binmiş bir alamete, gidiyor kıyamete..

Cehalet; top, tüfek ve en tehlikeli silahlarla sınıra dayanmış düşmandan daha tehlikelidir.Bir millet için en büyük tehlike, cehalettir. Cahil bir milletin düşmana ihtiyacı yoktur. Onun kendine verebileceği zararı ne en güçlü düşman verebilir ne de en tehlikeli silah.Bu düşman; en güçlü devletleri güçsüz kılar, en güçlü orduları yok eder ve en gelişmiş yurtları harabeye çevirir. O düşman; cehalettir.

gerçekleri söyleyen aydınlar mahkûm olur, sahte vaatlerle ve duygusal cümlelerle milleti kandırıp gazını alanlar yükselir. Devlet yönetme vasfına sahip olmayanlar, yalakalıkları sayesinde yönetici makamına gelir. İş hakkedene değil, eşe dosta verilir. Dini, siyasi ve milli duygular, siyasetçiler için milletin kalbini fethetme aracı olarak görülür ve tüm değerler tahrip edilir. Bir millet için en büyük talihsizlik, cahil insanlar tarafından yönetilmektir. Cahil kişiler tarafından yönetilen her millet; gerilemeye, çökmeye ve tüm değerlerini yitirmeye mahkumdur. Bu, kaçınılmaz sondur.

Cahil bir toplumu alın; en zengin, en ileri, en güçlü bir ülke sınırları içine yerleştirin; hiç şüphe yoktur ki günün birinde o ülke batacaktır. Eğitimli bir toplumu alın; geri, yoksul, verimsiz topraklar üstüne kurulu bir ülkeye yerleştirin; o ülke yükselecektir. Millet olarak yükselmenin yolu; eğitimdir.

Cehalet değişime uğrayınca mahiyet ve fonksiyonunu yitirmiyor. Bir ülkede ya da toplumda gücü ele geçiren cehaletin haddini bilmez, şımarık bir hale gelmesi, saldırganlaşması toplumlar için büyük bir tehlikedir! Sonuçta bu cahil kafa, mağduriyet edebiyatı da yaparak kendinden üstün her şeye saldırır; hak hukuk tanımaz.“
İyi ki de okumamışım” diyen ve okumamış olmakla, diploma sahibi olmamakla övünen ve şimdilerde muktedirlerce el üstünde tutulan Cübbeli Ahmet de aslında cehaletiyle piyasadadır.

İşte cehalet böyle bir şey. Bu muhterem, cehaletinin cesur küstahlığı ile cehennemde yakmayan kefen, her türlü beladan koruyan okunmuş terlikler, her derde deva muskalar satıp entelektüellere de demediğini bırakmamaktadır. Ne acıdır ki bu güne kadar kalkınmışlığın ve hayatın olmazsa olmazı olan FEN bilimlerini dışlamayan, kabul eden bir tarikata da liderine de rastlayamadık.

“Cahilin cesareti cehaletindendir” diye bir güzel sözümüz vardır. Asla ve asla cehalet kutsanmamalı, itibar edilmemeli aksine ötelenmelidir. Halka inmek değil halkı yukarı almaktır aslolan“Bir Ülkede Cehalet, İhanetle Birleşirse, Halk Perişan Olur…“

“Cahil, yedikçe yer.
Doymak nedir bilmez.
Cahili bol olan ülkede dürüst insan barınmaz.
Cahilin teki, bir deniz yolculuğunda
can simidini yemiş.
Cahilin açtığı yaralar, kolay kolay kapanmaz.
Yükselmiş bir cahile, çevresindeki
hiç kimse, ‘cahil’ diyemez.
Cahille tartışayım deme,
yaralar ya da öldürür.
Cahil, güçlüdür.
Gücünü başka cahillerden alır.
Yalancıyla cahil arasındaki kavga
hangisinin önde yürüyeceğiyle ilgilidir.
Cahil, gül bahçesine girdiğinde
bülbüller susar.
Cahille baş etmek için
onun dilini, dinini, gelmişini geçmişini öğren.
Cahil, imdat kolunu kazadan sonra çeker.
Cahil, geçmişle geleceği birbirine karıştırır.
Ve buna şimdiki zaman adını verir.
Cahil, sesi kısık olduğunda bile
sürekli bağırır.
Cahilin amacı bir cahiller cumhuriyetidir.
Her dinden, her mezhepten yalancı vardır.
Ama en çok yalancı, en cahiller arasından
çıkar, dini ne olursa olsun
Cahilin ağzından ‘acaba’ sözcüğü çıkmaz.
Onun her söylediği yalan mutlaktır.
Cahil, yalancıyla dost olmuş;
Sonra da olanlar olmuş.
Cahilin yol göstericisi bir başka cahildir.
Zeki cahil yoktur, kurnaz cahil vardır.
Cahili tahrik etmeyin, tahrip eder.”
Kalemine sağlık Edgü Usta, doğru söze ne denir?
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 27
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Şu dizine dön: Gazete Köşe Yazarları

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

x