ULUSAL GÜVENLİK VE DIŞ POLİTİKADA İSTİKRARSIZLIĞIMIZIN NEDENLERİ

Üniversiteli Gençler Burada Yazıyor

ULUSAL GÜVENLİK VE DIŞ POLİTİKADA İSTİKRARSIZLIĞIMIZIN NEDENLERİ

İletigönderen mithat akar 1923 » Sal Ara 22, 2015 22:58

ULUSAL GÜVENLİK VE DIŞ POLİTİKADA İSTİKRARSIZLIĞIMIZIN NEDENLERİ

1 - TÜRK DEVLET GELENEĞİ VE DEVLETİ AYAKTA TUTAN TEMEL İLKELER

Devletlerin iç ve dış politikalarında tarihsel,siyasal ve askeri temellerde değişmez politikaları vardır.Hangi parti iktidara gelirse gelsin,hangi hükümet şekli kurulursa kurulsun bu iktidarlar geleneksel devlet politikasını sürdürmekle yükümlüdürler.
Bu durum devletlerin kuruluş felsefesine ,rejimin niteliğine,ordu-anayasal yapısına,toplumsal kültürüne,jeopolitik konumuna göre değişiklikler gösterir.

Türkiye Cumhuriyeti,5000 yıllık Türk devlet geleneğinin devamı olarak anti emperyalist ulusal kurtuluş savaşı sonucu kurulan,kuruluş felsefesini Türk milliyetçiliğine dayandıran,Milli-Üniter Devlet yapısına uygun olarak inşa edilen bir devlettir.Bu yüzden bir çok devlet gibi Türk Devletinin de “değişmezleri” bulunmaktadır.Bu “değişmezler” 1990’larda “Kırmızı Çizgi” olarak da adlandırılmıştır.Aslında bu vurgular Türk Devletini ayakta tutan,devletin devamlılığını sağlayan temel ilkeler olarak da adlandırılır.Bu ilkeler Anayasa ile güvence altına alınmış,devletin yapısı ve niteliği yasalarla olduğu kadar ,devlet yapısını milletiyle koruyan Türk Silahlı Kuvvetleri de anayasa ve devletin mukavemet gücü olarak sistem içerisindeki yerini almıştır. Bu temel ilkeleri hatırlayacak olursak:

Anayasal Anlamda Değiştirilemeyecek İlkeler
1. Madde
Devletin Şekli

Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir

2. Madde
Cumhuriyetin Nitelikleri

Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

3. Madde
Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Bayrağı, Milli Marşı ve Başkenti Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Milli marşı "İstiklal Marşı" dır.

Başkenti Ankara'dır.

Anayasal anlamda devletin niteliği tanımlanmış ve devlet deyim yerindeyse kendi niteliğini ve temel yapısını korumak için bir set örmüştür.
Bu ilkeler siyasi partilerin programlarına ya da iktidarı kuran hükümetlerin politik bakış açılarına göre değiştirilemeyecek ilkeler olarak yer etmiştir.
Türkiye’deki kurumsal yapılar,iç ve dış politika ve güvenlik anlayışının bu ilkelere ve kurallara göre şekillenmesi ise Türk devlet yapısının devamlılığı için kesinlikle önemlidir.Türkiye 1938’den sonra kendi milli politik ekseninden Batı emperyalizminin şekillendirdiği eksene doğru kaymaya başlasa da zaman zaman milli güvenlik-milli dış politika anlayışını ortaya koymuştur.Farklı bir ifade ile tarihsel köklerinin sürekliliğinin sağladığı etki ile devlet içerisinde temel organ olan kurumlar kimi zamanlarda mili duruşunu ve ağırlığını ortaya koymuştur.Bunun için çok gerilere gitmeden ,yakın zamandan ,hepimizin bildiği örnekleri vermek daha faydalı olacak kanısındayım.

2 - TEMEL TEHDİT ALGILAMASI DOĞRULTUSUNDA MİLLİ EKSENDE ORTAYA KOYULAN HALKALAR

NATO ve ABD tehdidine rağmen 1974 Kıbrıs Harekatı ilk akla gelen örnek olarak verilebilir.

1990’larda ABD’nin Ortadoğu’ya yerleşmesini Türk Silahlı Kuvvetleri “bölgesel ve ulusal tehdit “ olarak tanımlamıştır.

1995’te ABD denetiminde olan Irak kuzeyinde Türk Silahlı Kuvvetleri “Çelik Harekatı” adını verdiği operasyon düzenlemiş;o dönemde Irak kuzeyinde oluşacak olan olası bir Uydu Devlet yapısı oluşmadan engellemiştir.

1998’de bölücü örgütün ele başını muhafaza eden Suriye’ye karşı dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Attila Ateş ,Suriye sınırında yaptığı konuşmada ,”APO teslim edilmezse Türkiye’nin Suriye’ye gireceğini “beyan etmesi sonucunda dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad bölücü örgütün ele başını Suriye’den çıkarmış,1999 Şubat ayında Türkiye APO’yu Kenya’da teslim almıştı.

1998-2002 yılları arasında Türk Silahlı Kuvvetleri “Kuzey Irak’ta kurulacak olan olası bir Kürt Devleti bizim için savaş nedeni sayılacaktır.” Açıklamasını Genelkurmay Başkanlığı aracılığı ile yapmış ve milli güvenlik anlayışını ortaya koymuştur. ( Bu açıklama dönemin Genelkurmay Başkanı Org.Hüseyin Kıvrıkoğlu tarafından bizzat beyan edildi )
Aynı dönemlerde Türk Devleti iç güvenlik açısından ve Cumhuriyet rejimi açısından iki temel tehdit kavramını açıklamıştır:

1 – Bölücü terör örgütü ( Etnik bölücülük )

2 – İrtica ( her türlü gericilik )

Bu iki temel tehdit gerektiğinde “Silah zoruyla ezilecektir.”
Türk Devleti gerek “tehdit algılaması” gerekse de ulusal ve bölgesel olarak kendi milli güvenliğini zaafa uğratacak kaynakları doğru saptamış,gerektiğinde bu odaklara 1995 Çelik Harekatı’ı örneğindeki gibi,bizzat müdahale etmiştir.

Türkiye yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi kendi milli güvenlik stratejisini ortaya koyduğu her dönemden kazanımla çıkmıştır.

3 - MİLLİ GÜVENLİK VE MİLLİ EGEMENLİĞİMİZİN EN DERİN ZAAFA UĞRADIĞI HALKALAR

Fakat milli-üniter devlet anlayışı ve bunun pratikte ortaya koyulması 2002 Kasım ayı itibariyle önce sürece yayılarak,sonrasında açık-örtülü operasyonlarla en derin tasfiye aşamasına gelmiştir.
Şimdi yukarıdaki örnekleri esas alarak Türk Devlet yapısını zaafa uğratan uygulamaları örnekleyelim.

2003’te ABD’nin Irak’ı işgaliyle Irak kuzeyinde kurulan Uydu Kürt Devleti ilk olarak Türkiye tarafından tanınmıştır.Bu bölgesel olduğu kadar – ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapı;aynı zamanda iç güvenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü tehdit etmektedir.Türkiye’deki politik iktidarın,Türk Devlet yapısına düşman olan bir aşiret liderini “devlet protokolü” katında karşılaması ise ayrıca değerlendirilmeli.
İç güvenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü tehdit eden,Batı emperyalizmi tarafından özellikle 1991’den bu yana desteklenen bölücü örgüt “çözüm süreci” ekseninde “müzakereler” yoluyla muhatap alınmış,bölücü örgütün siyasal-silahlı anlamda güçlenmesine zemin hazırlanmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Batı’nın ve özellikle İngiltere ve AB’nin kucağına itilmiştir.

Türk devletinin kurucu felsefesi yani Türk milliyetçiliği,kültürel-sosyal ve siyasal anlamda “hasım ideoloji” ilan edilmiştir.Oysa Türkiye’nin asli unsuru Türk milletidir.Bir asli unsurun ,kendi ulusal çıkarlarını bütün çıkarların üstünde tutmasının ifadesi olan milliyetçilik,milleti ayakta tutan,milletin devamlılığını sağlayan yegane etmendir.

Anayasanın tanımladığı Türklük kavramı inkar edilmiştir.Türk Devleti’nin milli-üniter yapısı tartışmaya açılmış/hala da açılmaktadır.
Daha önce kendi mili çıkarlarımız doğrultusunda müdahale ettiğimiz Suriye’ye,bu kez başka bir devletin çıkarları doğrultusunda politik iktidar açık-örtülü operasyonlarla müdahale yöntemi geliştirmeye başlamıştır.Bunun doğal sonucu olarak Suriye’yi karşısına alan Türkiye;Suriye’nin doğal müttefiki olan Rusya ve İran’ı,son dönemde de Irak Merkezi Hükümeti’ni karşısına almış;bölgede Barzani ve İsrail dışında şu anda ittifak kuracağımız bir kuvvet ya da devlet kalmamıştır.

4 - RUSYA VE HDP/PKK

1999’dan bu yana bölücü terör örgütüne destek vermeyen Suriye ve Rusya;son dönemde PYD/PKK ile temasa geçmektedir.Türkiye-Rusya arasındaki gerginlikten istifade etmeye çalışan bölücü terör örgütü ,ABD ve Rusya arasındaki çelişkiden de faydalanarak iki “büyük” devlet karşısında kendisini açık artırma yoluyla pazarlama yönelimine girmiştir.Ne olursa olsun bir devletin,başka bir devlete karşı terör örgütü ya da örgütlerini desteklemesi onaylanamaz.Ancak Suriye ve Rusya’yı 2011’den sonra bu yanlış politikaya iten nedenlerin arasında politik iktidarın,ABD stratejisi doğrultusunda bölge ülkelerini karşısına alması da gözden kaçırılmaması gereken bir etmen olarak kaydedilmeli.ABD-PKK ya da Rusya-HDP/PYD/PKK ilişkilerinden fayda sağlayacak olan iki odak varsa bunlar ABD ve PKK’dır.
Bölge ülkelerine terör ihraç etmekte aracı olanlar,terör ihraç edilen ülkenin kaosundan mutlaka etkilenir.Türkiye’nin ,Suriye’ye karşı terörün cephe gerisi olma durumu;Türkiye’deki sınır güvenliği ve iç güvenliği olumsuz olarak etkilemiştir.Ülkemizde patlayan bombalar,dışarıdan bakıldığında bizi az gelişmiş bir Ortadoğu ya da K.Afrika ülkesi konumuna doğru sürüklemektedir.

Rusya-Suriye-İran eksenini ,Batı’nın çıkarları doğrultusunda karşımıza almamız;ekonomik-ticari dengeleri sarstığı gibi ;dış ilişkilerde ittifak anlayışımızı da geriletmiştir.Az önce de bahsettiğimiz gibi;bölgede İsrail ve Barzani dışında ittifak kuracağımız bir kuvvet kalmadığı gibi,İslam Birliği adı altında kurulan yapay ittifakta Suudi Arabistan’ın öncülüğünü kabul etmek zorunda kaldık.Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan birlik Şii ittifaka karşı Sünni ittifak anlayışını ortaya koymakta ve bölgeler arası bir mezhep çatışmasını kolaylaştırma adımı olarak okunmalı.

Gücünü milletten alan Türk Silahlı Kuvvetleri 2003’ten itibaren başlatılan operasyonlarla ,kendi ülkesinde kuşatılan ordu konumuna sürüklenmiştir.Türk milletinin tarihsel ve geleneksel olarak en çok değer verdiği kurum olan Türk ordusunun yıpratılması ,askeri personelin ve milletin uzun yıllar üzerinden atamayacağı bir yıpranma payı bırakmıştır.Ordu-millet,devlet-millet arasında ve dvletin kurumları arasında güvensizlik tohumları ekilmiştir.

Örnekler çoğaltılabilir.Fakat ana hatları ile daha çok da ulusal güvenlik ekseninde ele aldığımız konular ,devlet geleneği;devlet-toplum arasındaki bağın önemi,milleti ve devleti ayakta tutan kolonların sunumu açısından yeterli verileri bize sunmaktadır.

Başkalarından ödünç aldığımız kavramlarla düşünürsek,kendi milli çıkarlarımız temelinde değil,başka devletlerin çıkarları temelinde hareket ederiz.Türkiye 1938’den itibaren adım adım kendi milli merkezinden uzaklaşarak,Batı emperyalizminin eksenine doğru kaymıştır.

Bu gün ise geldiğimiz noktada,iç güvenlik ve genel olarak milli güvenliğimizin ,Batı politikaları doğrultusunda hareket ettiğimiz için ,tehlikeye girdiğini görüyoruz.Yeniden kendi ayaklarımız üzerinde durmak için en başta kendi kavramlarımızla,kendi milli bağımsızlık ve milli egemenliğimizi esas alarak hareket etmeliyiz.Bunun tek yolu ,mevcut sistemin,işleyişin dışında ,partiler üstü bir zeminde,tabandan gelen halk örgütlerini kurarak bir basınç oluşturmakla mümkündür.NATO ve ABD’ye bağımlı hareket ettiğimiz müddetçe,düşmanımız artar-dostumuz azalır.Dahası kendi elimizle güvenliğimizi,egemenliğimizi başka ordulara teslim etmeye devam ederiz.İstiklali Tam Türkiye emperyalizmden her anlamda bağımsız hareket ettiğimiz gün kurulacak.

Mithat Akar – Gaziantep
Kullanıcı küçük betizi
mithat akar 1923
Üye
Üye
 
İletiler: 298
Kayıt: Çrş Ağu 28, 2013 16:18

Şu dizine dön: Gençlik Diyor ki

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x