Ulusal Tarım - Küreselci Saldırı / Uluslararası Çiftlik: Türkiye

İzlem (Strateji) - Bazen barışın, bazen de savaşın sanatı...

Ulusal Tarım - Küreselci Saldırı / Uluslararası Çiftlik: Türkiye

İletigönderen sarıçizmelimehmetağa » Sal May 10, 2011 4:14

ULUSLARARASI ÇİFTLİK: TRAKYA

Resim
En verimli tarım alanı yeni planla uluslararası tekel çiftliği halini alacak.
Küçükler bitecek!

Edİrne, Tekirdağ ve Kırklareli kalkınma ajanslarının birleştirilmesiyle oluşturulan TRAKAB tehlikeli bir girişime imza atıyor. “Trakya Çevre Düzeni Planı” ile verimli topraklar çiftçinin elinden alınıp birleştirilerek uluslararası devlere satılacak.

Tekellerin gözü çiftçinin toprağında
Trakya Kalkınma Birliği aracılığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine yaptırılan “Trakya
Çevre Düzeni Planı” ile, Trakya’yı uluslararası tekellerin çiftliği haline getirecekler.



Haber : Salim YAVAŞOĞLU

Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli illeri Kalkınma Ajansları’nın birleştirilmesi ile oluşturulan Trakya Kalkınma Birliği (TRAKAB) eliyle Trakya toprakları üzerinde yeni oyunlar oynanıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından parası da kendisi tarafından ödenerek yaptırılan “Trakya Çevre Düzeni Planı” ile bölge uluslarası tekellerin çiftliği haline getiriliyor. Yeni planla, Trakya toprakları, Tarımsal Alt Bölge (TAB) ve Tarımsal Organize Bölgeleri (TOB) adı altında çiftçinin elinden elinden alınıp, birleştiriliyor. Sonrasında ise büyük tarım ve hayvancılık işletmelerine dönüştürülüyor.

Plan İBB’den
Üç ili kapsayan Trakya Bölgesi için Trakya Üniversitesi öncülüğünde 2004 yılında hazırlanıp, Çevre Bakanlığı tarafından onaylanan “Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı” AKP tarafından 2006’da iptal edildi. İptal gerekçesinde ise, “İstanbul ve Trakya planlarının uyumlaştırılmak amacıyla” denildi. Planın iptali için imzalanan protokolü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli valileri ve Çevre Bakanlığı imzaladı. TRAKAB’ın yeni imar planı hazırlama işi 2.6 milyon Lira bedelle İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi’ne (İMEP) verildi.

Altın gibi korunmalı
İptal edilen planın hazırlanmasına öncülük eden dönemin Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, “Plan bedelinin 600 bin TL’sini TRAKAB, 2 milyon TL’sini de İstanbul Büyükşehir Belediyesi verdi. Bu kadar parayı neyin karşılığı olarak verdiği açıktır” dedi. 2004 yılında yapılan planın, İstanbul’un Trakya’ya yayılımını önleyen, tarım alanlarını, doğal, kültürel ve tarihsel olarak korumacı özellikte olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İnci, “Trakya’da yaşayanlar İstanbul sanayisinin buraya taşınmasına karşı çıktı. Trakya, Türkiye’nin yüzölçümünün yüzde 2.3’ü. Ama tarım yapılabilen Türkiye topraklarının yüzde 8.5’i. Yani verimlilik Orta Anadolu’nun üç katı. Bu toprakların altın gibi korunması lazım” açıklamasını yaptı.

Faaliyetler tek elden sevk ve idare edilecek
İstanbul’un şimdi kendine uygun bir plan yaptığını kaydeden Prof. Dr. Osman İnci, Trakya’nın 19 TOB (Tarımsal Organize Bölgesi) ve 14 TAB’a (Tarımsal Alt Bölge) bölündüğünü belirterek şöyle konuşuyor: “Plan notlarında açıkça, ’faaliyetlerin bir arada yapılacağı, tek elden sevk ve idare edileceği’yazılı. ’Arazi toplulaştırma çalışmalarının öncelikle yapılması’ planlanıyor. Bu araziler kimin olacak? Çiftçinin durumu ne olacak? Atatürk’ün kurduğu Tekirdağ İnanlı, Lüleburgaz Sarmısaklı ve Türkgeldi Tohum ve Damızlık Hayvan Üretim çiftliklerini özelleştirdiler. Yeniden TOB, TAB adı altında ne olduğu bilinmeyen işletmeler kuruyorlar. Devlet üretme çiftliklerini özelleştirenler, bu yeni işletmeleri kime verecek?”

Meraların yanına TOB
Trakya’nın 19 TOB (Tarımsal Organize Bölgesi) ve 14 TAB’a (Tarımsal Alt Bölge) bölündüğünü TOB denilen işletmelerin tamamen sanayiye yönelik olduğuna dikkat çeken ve, “Çorlu, Çerkezköy, Saray, Hayrabolu, Malkara’da hayvancılık yapılacak. Marmara Ereğlisi gibi yerlerde dış mekan süs bitkileri yetiştirilecek” diyen Prof. Dr. İnci, şu uyarı ve iddialarda bulundu: “TOB’lar tam da meraların yanına kuruluyor. Meralar kamuya aittir ve köylünün kullanımındadır. TOB adı altında özel sektör tarafından kurulacak hayvan yetiştirme çiftliğine 4 bin Angus getirilirse köylünün 400 baş hayvanı nerede otlayacak? Şarköy, Enez, Kofçağaz, Saray gibi Trakya’nın derinliklerine Truva atı yerleştiriliyor. Buraları sanayiye açılarak İstanbul’un arka bahçesine dönüştürülecek.”

İstanbul’a da zararlı
Prof. Dr. İnce, bu planın sadece Trakya’ya değil, İstanbul’a da zarar vereceğini, çünkü Trakya’nın geçmişte olduğu gibi bugün de İstanbul’u beslediğini, Büyükşehir plancılarının ise kentin tarihsel yaşam kaynaklarını göz ardı ettiklerini belirterek şunları söylüyor: “Bizim planımız, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin plancılarıyla birlikte ve bölgedeki tüm sivil, kamu, özel kurumların görüş ve katkıları alınarak şeffaf, açık ve en demokratik hazırlık süreciyle üretilmiştı. İBB planında ise bizler bir yana, hiçbir kurumla ilişki kurulmadığı gibi, topraklarımızın verimliliğini sağlayan akarsularımız da İSKİ tarafından İstanbul’a aktarılıyor.”

Kanalın öte yanı
Öte yandan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ’çılgın proje’ ile takdim ettiği ’Kanal İstanbul’, aynı zamanda Trakya’yı, Meriç’in Yunanistan’dan ayırdığı gibi fiziki olarak İstanbul’dan da ayırıyor. Trakya’da bu planla birlikte Türkiye’nin hiç bir yerinde görülmeyen mülkiyet ilişkileri ve buna bağlı üretim sistemi oluşturulmak isteniyor. Trakya’da adeta ekonomik ve sosyal yapılanmasıyla ayrı bir eyalet planlanıyor.

İptali için Danıştay’a 100 dava
Siyasi iktidar çevreleri haricinde Trakya bölgesinde kabul görmeyen 1/100.000 ölçekli ’Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı’ hakkında yüzden fazla kuruluş, yürütmenin iptali için Danıştay’a başvurdu. Bakanlık planına karşı Danıştay’da açılan iptal davası dilekçelerinde şöyle denildi: “Plan Çevre korumacı değildir. Çünkü Trakya Bölgesindeki çevre kirliliğinin önlenmesi için etkin idari tedbirler, kararlar, notlar ve düzenlemeler içermemektedir. Plan bu açıdan da bakıldığında Açıkça çevre kanununa aykırıdır. Dava konusu planda ciddi hiçbir ekolojik karar bulunmamaktadır. Oysa Bakanlığın kuruluş kanunu, her tür planda ekolojik kararların yer almasını zorunlu tutmaktadır. Onaylanan bu planla 1. sınıf verimli tarım arazileri sanayileşmeye açılmıştır.”

Tarımı bitirme niyetinin ürünü
Trakya topraklarının yüzde 74’ünü tarımsal araziler oluşturuyor. Ziraat mühendisleri topraklardaki verimliliğin Konya, Niğde ya da Eskişehir’deki tarım arazilerinden 3-4 kat daha fazla olduğunu belirtiyorlar. Ayçiçeğinin yüzde 63’ü, pirincin yüzde 44’ü, buğdayın yüzde 9’u Trakya’da üretilirken böylesi bir bölgeyi, ’İstanbul’da istenmeyen sanayi’ye yatırım alanı yapmak, ’bugünün kalkınma politikaları’nı uygulayan iktidarın ’tarımı bitirme’niyetinin ürünü olarak yorumlanıyor. Ülkemizde henüz örneği olmayan ve başka alt bölge planlarında da rastlanılmayan TAB ve TOB projelerinin kapsamları açık değil. Planın satır aralarında ifade edilen küresel ölçek ve küresel ekonomi saptamalarıyla amacın, Trakya’nın doğasının, topraklarının küresel sermaye hareketlerine açılmasının olduğu ortaya çıkıyor.




YENİÇAĞ, 8 Mayıs 2011
En son sarıçizmelimehmetağa tarafından Cum May 13, 2011 0:31 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kez düzenlendi.
Kullanıcı küçük betizi
sarıçizmelimehmetağa
Üye
Üye
 
İletiler: 18
Kayıt: Pzr Nis 03, 2011 21:55

Re: Ulusal Tarım - Küreselci Saldırı / Uluslararası Çiftlik: Trakya

İletigönderen sarıçizmelimehmetağa » Prş May 12, 2011 23:28

NE İLK NE DE SON; YAĞMALANAN BİR CUMHURİYET KAZANIMI: KAYSERİ ŞEKER A.Ş.
 : “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir, kimsesizlerin en kimsesizi ise köylüdür”

Mustafa Kemal ATATÜRK

Nafile bir bekleyiş olduğunu bile bile… Günlerdir, haftalardır, aylardır bekliyoruz!!! Bir etkili veya yetkili kişi çıkarda çiftçimize doğru bilgileri söyler mi diye…

Öncelikle şunu açık ve net olarak belirtelim: ülkelerin tarım politikalarını kurum veya kuruluşlar değil, hükümetler belirler. Kurum veya kuruluşlar, hükümetlerin kendilerine verdiği yetkiler dahilinde hareket edebilirler.

Kayseri Şeker Fabrikası; Şeker Kurumu, Tarım Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının dolayısı ile iktidardaki hükümetlerin denetimindedir.

Hal böyleyken; Hükümet, 9 sene boyunca Kayseri Şekerdeki kötü yönetime ve yolsuzluğa hangi sebeple göz yummuştur? Kayseri Şeker’i göz göre göre neden çıkmaz bir sokağa sokmuştur?

Bu tarım politikaları ile şeker pancarı tarımının yaşama ihtimali yoktur.

Şöyle ki:

Ülkemizde neden isteyen istediği kadar buğday ekebilmekte iken pancar ekememektedir?

Çünkü uluslararası şeker şirketleri böyle istemektedir. Bu ülkede kota konan ilk ürün, tütündür. Ve bugün tütün ve sigara sektörünün tamamı ecnebi şirketlerin eline geçmiştir. Tütün üretici sayısı 356 bin’den 65 bin’e gerilemiştir.

Devlet şeker fabrikalarının özelleştirilme süreci, dünyanın en büyük şeker şirketi olan ED&F MAN’ın içinde bulunduğu konsorsiyuma emanet edilmiştir. 12 Eylül halkoylaması sonucununda yapılan Anayasa değişikliğine bağlı olarak Danıştay’ın değiştirilecek yapısı ile Devlet Şeker Fabrikalar’ının satışının önünde bir engel kalmayacaktır. Hatırlanacağı üzere Danıştay 13. dairesi, daha önce Turhal, Çorum, Yozgat, Kırşehir ve Kastamonu Şeker Fabrikalar’ının satışını durdurmuştu.

Uluslararası piyasalarda maliyeti pancar şekerinin çok çok altında olan kamış şekerinin 1 tonunun ülkemize maliyeti 1200 dolar iken, Devlet Şeker Fabrikaları kilosu 1.85 liradan 15 ay vadeli şeker satmaktadır.

Şekerin perakende satışı peşindir ve kg fiyatı 2,3 – 2,5 lira aralığındadır. İsteyen en yakın markete uğrayarak öğrenebilir.

Özel kooperatif fabrikaları bu haksız rekabetin karşısında şekeri peşin satabilmek için %16 – 18 kırım yapmak mecburiyetinde kalmaktadır.

Yani özel kooperatifler kilosu 1,55 – 1,6 liradan şeker satmaktadır. 2,3 ile 1,6 arasındaki farkın aslan payını şeker baronları kalanını ise ufak toptancılar ve marketler almaktadır.

Kayseri Şeker Fabrikası’nın dolayısı ile çiftçilerimizin, ufak toptancı ve marketleri çıkarsak senelik kaybı yaklaşık (292.000*0,4)120 milyon liradır. (Eski parayla 120 trilyon – Kayseri Şeker A.Ş’nin şeker kotası 292. 000 tondur).

Madde kaybolmaz yer değiştirir. Çiftçilerin alınteri olan bu para kimlerin cebine gitmektedir?

Bu paranın yarısı çiftçiye dağıtılsa 16 polar pancarın taban fiyatı 145tl/ton olur.

Türkiye genelinde ise buradan elde edilen getiri senelik (2.200.000*0,4) 880 milyon lira eder.


İşte bu sebepledir ki:

*** Konya Şeker Entegre tesis kurup şekeri işleyerek piyasaya sürmekte ve yaklaşık aynı miktarlarda pancar işleyen iki fabrika; Kayseri Şeker’in karı 18 trilyonda kalırken, Konya Şeker 119 trilyon kar etmektedir.

(Listeye giren üç şeker fabrikasından ikisi 137 milyon 414 bin liralık kar elde ettiler. Konya Şeker 119 milyon 321 bin lira, Kayseri Şeker ise 18 milyon 93 bin liralık kar sağlarken, listeye yeni giren Amasya Şeker 714 bin lira zarar etti . Türkiye İş Bankası A.Ş haftalık sektör raporu)

*** Konya Şeker Çumra Şeker Fabrikasını özsermayesi ile yaparken, Kayseri Şeker Boğazlıyan Şeker Fabrikasını yaparken 124.5 milyon euro kredi kullanıyor.

Şeker Kurumu’nun ve Devlet Şeker Fabrikaları’nın başında AKP Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir AKSU’nun kardeşi Mehmet Azmi AKSU vardır.

Kayseri Şeker’e gelince:

Fabrika yönetimi, fabrikanın borcunu açıklayamamaktadır. Banka, sigorta, maliye ve piyasaya olan borç bir an önce açıklanmalıdır.

*** Bizim edindiğimiz bilgi borcun 850 milyon( eski parayla 850 trilyon) olduğudur. Bu borcun temerrüte düşen kısmı ne kadardır. Eğer bu rakam doğru ise; Kayseri Şeker için yapılacak fazla bir şey kalmamış demektir. 850 milyonun senelik faizi asgari 100 milyon eder. Senelik karı 18 milyon olan bir kurumun bu borcu ödeyebilme ihtimali yoktur. Fabrikanın, iyi yönetilmesi durumunda edebileceği kar senelik 60 milyon civarındadır.

*** Yolsuzluk ve kötü yönetimden ötürü Kayseri Şeker’in 9 senelik toplam kaybı yaklaşık 1.5 milyar liradır. Bu rakamın afaki olduğunu düşüneneler, Kayseri Şeker’in yaklaşık olarak eşdeğeri olan Konya Şekerle; 9 yıllık bilanço, yatırım, alacak ve borcun karşılaştırmasını yaparlarsa herşey daha net anlaşılabilir. Sadece 2009 yılı karları arasındaki fark 100 milyon liradır.


Kota meselesi

1-) Şeker Fabrikaları’nın pancar kotalarını Şeker Kurumu değil Şeker Fabrikası yönetimleri belirler. Şeker Kurumu, fabrikaların şeker kotalarını belirlemektedir. Fabrika yönetimleri, pancar kotalarını kendileri belirlemekte serbesttir.

Türkiye geneli: 2009/2010, 2010/2011, 2011/2012 A şekeri kotaları sırası ile 2438, 2200, 2200 bin tondur. 2009/2010 sezonunda 2.438.000 ton olan Türkiye geneli A şekeri kotası 2010/2011 yılında 2.200.000′e düşmesine rağmen, aynı yıl Kayseri Şeker Fabrikası yönetimi seçim telaşı ile fabrikanın pancar kotasını artırarak kendine yakın olan çiftçilere kota dağıtmıştır. Bu durumda, fabrikanın ürettiği şekerin bir kısmı C kotasına girecektir. Bu alenen fabrikayı zarara uğratmaktır.

2-) 2010/2011 dönemi şeker piyasası kotalarının 2011/2012 döneminde de değişmeyeceği açıklanmıştır. Buna göre, 1 Eylül 2011′de başlayacak ve 31 Ağustos 2012′de sona erecek pazarlama dönemi içinde, yurtiçi piyasada en fazla 2 milyon 444 bin ton şeker satılabilecek. Bunun 2 milyon 200 bin tonu pancar şekeri, 244 bin tonu da nişasta bazlı şekerden (NBŞ) oluşacak. Ayrıca, pancar şekerinden ihtiyat stoku olarak değerlendirilen B kotası kapsamında 88 bin ton şeker tutulacak.

Yani; geçen sene ile bu sene arasında Şeker Fabrikaları’nın şeker kotalarında herhangi bir azalma söz konusu değildir.

3-) Şeker kurumundan edindiğimiz bilgiye göre; açıklananın aksine Kayseri Şeker Fabrikasının 2011/2012(bu sezon) pancar sezonunda şeker kotasının 68 bin ton düşürüldüğü doğru değildir.

Pancar kotalarının düşürülmesinin gerçek sebebini yönetim açıklamak zorundadır.

4-) Pancar ekim alanlarının daralması ve kotaların düşürülmesinin temel sebepleri;

a-) Yaklaşık 1 milyon ton olan kaçak şeker girişinin önlenmemesidir. Buna mukabil 1,5 milyon dekar pancar ekilememektedir.

b-) Hükümetlerin şeker kanununda değişiklik yaparak, Nişasta Bazlı Şekeri ülkemize sokması ve kotasını artırmasıdır. 244bin NBŞ kotası demek asgari 350 bin dekar pancarın ekilememesi demektir.

Türkiye’de pancar şekeri kurulu kapasitesi 3 milyon 148 bin ton’dur. Üretilen şeker, mevsim şartlarına bağlı olarak 2 milyon ton seviyelerindedir. 1 milyon ton şekerin işlenmemesi asgari 40 bin tam istihdamın sağlanamamasıdır.

Şeker Kurumu’nun internet sitesindeki bilgilere göre:

“Türkiye’de nişasta bazlı şeker üretimi 2008/2009 pazarlama yılında 448 000 ton, 2009/2010 pazarlama yılında 540 000 ton olmuştur. Oysa NBŞ kotası, 2008/2009 yılında 267 000 ton, 2009/2010 yılında 271 000 tondur. NBŞ ihracatı 2008/2009 yılında 56 900 ton, 2009/2010 yılında 39 600 tondur. Buna göre üretilen NBŞ’nin 2008/2009 yılında 124 100 ton, 2009/2010 sezonunda 229 400 ton’u kota fazlasıdır ve kayıtdışıdır. 2010 yılında hiçbir NBŞ üreticisi firmaya ceza kesilmemiş ve yaptırım uygulanmamıştır.”

Eğer uygulansaydı 2008/2009 yılında kota fazlası üretim yapan firmalar 2009/2010 yılında kota fazlası üretim yapamazdı. Hiçbir ticari kurum satamadığı bir malın üretimini bir sonraki sene artırarak yapmaz ve yapamaz. Bu süreç tamamı ile Şeker Kurumunun sorumluluğundadır.

A kotası fazlası pancar şekerinin piyasada satılması durumunda şeker fabrikalarına anında cezai işlem uygulayan Şeker Kurumu aynı yaptırımı NBŞ üreticilerine uygulayamamaktadır.

Peki NBŞ üreticileri ile pancar şekeri üreticileri arasında ne fark vardır?

Birinin üretimini küresel şirketler diğerinin üretimini Türk çiftçisi yapmaktadır. Biri küresel sermaye diğeri milli sermayedir. Birinin ürettiği katmadeğer ecnebiye gitmekte diğerinin ürettiği katmadeğer memleketimizde kalmaktadır.


Kayseri Şeker A.Ş mevcut yönetimi, bu gerçekleri görerek derhal önlem almalı ve çiftçilerimiz bu konuları gözardı etmeden fabrika yöneticileri ile görüşmeler yapmalıdır. Aksi taktirde çok ağır bedeller ödenmesi hatta ödenemeyecek bedellerin ortaya çıkması sürpriz olmayacaktır. Şu an itibari ile bile bankalara kredi borcu olmayan çiftçi sayısı yok denecek kadar azdır.

2011 yılında seçim olması sebebiyle bir takım esneklikler gösterilecektir fakat sonrasında çiftçilerimizi ve küçük esnafı çok sıkıntılı günler beklemektedir.

Şeker pancarı tarımından asgari 6 milyon insan geçimini sağlamakta ve bu sektör senede 5 milyarlık katma değer üretmektedir. Küresel şirketlerin göz diktiği bu sektörü savunmak sadece pancar eken çiftçinin değil, bu ülkede yaşayan herkesin görevidir.

Şeker pancarı, Türk tarımının en stratejik kalesidir. Ve bu kalenin ana direklerinin ikisinden biri olan Kayseri Şeker, küresel tefecilerin cenderesine düşürülmüştür.

2001 yılında; 8 kg pancarla 1 litre mazot alan çiftçi bugün 1 litre mazotu 38 kg pancar ile, 1 kg pancarla 2.5 kg DAP gübre alan çiftçi bugün 1kg DAP gübreyi 1.2 kg pancar ile alabilmekte, 0.5 ton pancarla yaptırdığı işçiliği bugün 1.3 ton pancar ile yaptırabilmektedir.

Çiftçilerimiz ve yurttaşlarımız, nitelikli bilgilere sahip olmayan orta zeka seviyesindeki insanları başlarına yönetici olarak seçtikleri sürece enselerine inen tokat katmerlenecek ve gelen gideni aratacaktır.

"Gerçeği bilmeyen sadece aptaldır. Fakat gerçeği bilen ve ona yalan diyen, suçludur, canidir."

Bertolt BRECHT


Yukardaki metin, CHP’li arkadaşlarımızın ısrarı üzerine Kılıçdaroğlu’nun Boğazlıyan mitinginden önce bizzat arkadaşlarımız tarafından Sayın Kılıçdaroğlu’na elden verilmiş ve Kılıçdaroğlu metni okumuştur.

Mitingde: NBŞ ve pancarın kota sorunlarına yüzeysel olarak değinilmiş diğer meselelerden bahsedilmemiştir.

* Bölge çiftçisinin son 9 senede iç edilen 1.5 katrilyonu ve yağmalanan bir cumhuriyet kazanımı,

* 6 milyon insana ekmek veren şeker fabrikalarının ve pancar tarımının dünya şeker devi ED&F MAN’ın, Cargill’in ve küresel sermayenin insafına bırakılması,

* NBŞ’nin insan sağlığına zaraları,

* NBŞ’nin kota fazlası üretimi,

* Tefecilerin, her sene pancar çiftçisinin sırtından sağladığı yaklaşık 1 katrilyonluk getiri,

* Kemal DERVİŞ’in başımıza bela ettiği üst kurullardan biri olan şeker üst kurulunun varlığı,

AKP, MHP genel başkanları gibi sayın Kılıçdaroğlu’nu da rahatsız etmemiştir.

Bir zamanlar ihanet sayılabilecek mesele nihayet meşruiyet kazanarak bugünlerde çözümlenmek üzeredir ve bu günahın vebali, muhalefeti ve iktidarıyla tüm meclisindir. Kayseri Şeker’in, şehir merkezinde kalan 5.800.000 metrekarelik arazisi satışa çıkarılmıştır.

Müşterisinin ise Hollanda Kraliyet ailesi olması muhtemeldir.

1989 – 1999 yıllarında Boğazlıyan Belediye Başkanı, 2007 genel seçiminde Yozgat 2. sıra vekil adayı(CHP’li) Yavuz AKSOY, kayseri şekerin, 2002 – 2010 yılları arası en etkili yönetim kurulu üyesidir. Kayseri şeker yönetim kurulu eski başkanı Vedat Ali ÖZIŞIK, MHP – DSP- ANAP koalisyon hükümeti döneminde Tarım Bakanlığı MHP’de iken başkan yapılmış ve 2002 – 2010 yılları arasında yönetim kurulu başkanlığında bulunmuştur. Aynı şekilde bir diğer eski yönetim kurulu üyesi ve eski yönetim kurulu başkanı olan Mehmet COŞAR, 2009 yılı yerel yönetimler seçiminde AKP’nin Boğazlıyan belediye başkan adayıdır. Ve bu liste; AKP, CHP ve MHP yöneticilerinin isimleriyle uzar gider… Bu insanların hepsinin yaptığı yolsuzluk ve fabrikayı uğrattığı trilyonlarca liralık zararlar devletin resmi belgeleriyle sabit ve elimizde mevcuttur.

Bizler, Yozgat bölgesinde, bizlere sunulan bir siyasi alternatif olmasını isterdik…

Herşey o kadar açık ki, yeterki uyuyor numarası yapmayalım…

Boğazlıyan Kaymakamı ve ilk milli şehidimiz Mehmet Kemal Bey’in 10 Nisan 1919’da Beyazıt meydanında idam edilirken haykırdığı gibi…

“ECNEBİ DEVLETLERE YARANMAK İÇİN BİZİ ASIYORLAR”

Ve bu aymazlıkla, tarihe bir Kemal Bey daha vereceğiz…

Boğazlıyan bölge çiftçileri

Zehra ALTINTAŞ, Ahmet ALTINTAŞ, Ali ÖZKAN, İsmet ÖZKAN, Yusuf ÖZKAN, İlyas ÖCAL, Yakup ÖCAL, Taliha ÖCAL, Ali ÖZTÜRK, Savaş YILDIZ, Kamil İLHAN, Şevket ÖCAL, Hacı Hüseyin ÖCAL, Mehmet İÇÖZ, Nevzat İÇÖZ, Koray ALTINTAŞ, Veli ALTINTAŞ, Aydın BOĞAZLIYANLIOĞLU, Mustafa DEMİRCİ, Ali İhsan ALTINTAŞ, Deniz ALTINTAŞ, Kemal AÇIKEL, Murat ŞAHMURAT, Hacı ERTÜRK, İkram RÜZGAR, Salih ERTÜRK, Yener DEMİRTAŞ

Ve ismini sayamadığımız yüzlerce çiftçi ve esnaf…




İLK KURŞUN, 12 Mayıs 2011
En son sarıçizmelimehmetağa tarafından Cum May 13, 2011 2:33 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kez düzenlendi.
Kullanıcı küçük betizi
sarıçizmelimehmetağa
Üye
Üye
 
İletiler: 18
Kayıt: Pzr Nis 03, 2011 21:55

Re: Ulusal Tarım - Küreselci Saldırı / Uluslararası Çiftlik: Türkiye

İletigönderen midnightman » Cum May 13, 2011 2:33

artik gercegi gorun.dunya hicbir ulke bu kadar cok ihaneti kaldiramaz.bu kuresel yikim boyle gitmez.bu kotu gidis mutlaka engellenmelidir.baska bir care yoktur.herkes bu gercegin farkinda olmalidir.cok gec olmadan uyanin artik.titreyin ve dustugunuz yerden kalkin uyanin uyandirin.
Kullanıcı küçük betizi
midnightman
Üye
Üye
 
İletiler: 5
Kayıt: Pzt Tem 06, 2009 11:44


Şu dizine dön: İzlem (Strateji)

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x