Unutturulan Kardeşlik / Cengiz ÖZAKINCI

Araştırmacı - Yazar

Unutturulan Kardeşlik / Cengiz ÖZAKINCI

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Eki 30, 2017 12:15

Unutturulan KardeşlikResim

Birinci Dünya Savaşı’nın galip devletleri, daha savaş sürerken gizli anlaşmalar yaparak Osmanlı İmparatorluğu topraklarını aralarında paylaşmışlardı. 8 Mayıs 1916’da İngiltere ve Fransa arasında imzalanan Sykes-Picot Antlaşmasına göre, Doğu Anadolu’da bir Büyük Ermenistan kurulacaktı; fakat Kürdistan yoktu.

ResimNisan 1917’de ABD, İngiltere-Fransa-İtalya-Rusya’nın yanında savaşa girdi. Barış ilkelerini Ocak 1918’de 14 madde olarak açıklayan ABD Başkanı Woodrow Wilson, Aralık 1919’da Dışişlerine gönderdiği telgrafta, Doğu Anadolu’da bir Büyük Ermenistan kurulması için gereken her şeyin yapılmasını buyurmuştu. İngiltere, kendi güdümünde kurmayı tasarladığı Büyük Ermenistan’ı ABD’ye kaptırmak durumuyla karşılaşınca, o toprakların hiç değilse yarısını Kürdistan yaparak ele geçirmeye yöneldi. Doğu Anadolu’da İngiltere güdümünde özerk ya da bağımsız bir Kürdistan, ilk kez 1919’da işte böyle gündeme gelmişti.

İngiliz Askeri İstihbarat Subayı Noel, yanına Bedirhan aşiretinden Kamuran ve Celadet’i de alarak, Nisan 1919’da Doğu Anadolu’yu dolaşmaya başlamış; Kürt yurttaşlarımıza Türklerden ayrı bir ırk olduklarını, bu nedenle ayrı devlet kurma haklarının bulunduğunu, Türklere karşı bağımsızlık savaşına girişmeleri durumunda, İngiltere’nin kendilerine her türlü yardımı yapacağını söylüyordu. Noel’in Nisan 1919’da yani Atatürk Samsun’a ayak basmadan bir ay önce İngiltere Dışişlerine verdiği raporlara göre; görüştüğü Kürt aşiretleri, Mr. Noel’in isteklerini "Türkler ve Kürtler kardeştir, biz Türklerden ayrılmayız" diyerek reddediyordu. İngiltere’nin beklentilerini boşa çıkartan Türk-Kürt kardeşliği, Atatürk’ün Samsun’a çıkışından sonra çektiği telgraflarda şöyle yer alıyordu:

Resim•28 Mayıs 1919: “Diyarbekir’deki Kürt Kulübü ile Türkler arasında bazı çeşitli muhalefet varmış. Bunun her iki kardeş ırk için ne elim neticelere sebebiyet vereceğini siz çok iyi takdir edersiniz.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.2, sf. 336)

•16 Haziran 1919: “Kürtleri de bir öz kardeş olarak aguşumuza katıp bütün milleti tek bir nokta etrafında birleştirmek ve bunu dünyaya Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyetleri vasıtasıyla göstermek karar ve azmindeyim.” (a.g.e-c.2, sf. 391)

•16 Haziran 1919: “Cemil Paşazade Kasım Bey’e: Kürtlerin devletten ayrılarak İngilizlerin himayesinde bağımsız Kürdistan kurmaları teorisini doğru bulmam, tasvib etmem. Çünkü bu teori, muhakkak Ermenistan lehine İngilizler tarafından tertip edilmiş bir plandır... Tabii ki bunu reddettim ve edeceğim. Kürtlerle Türkler birbirinden koparılmayı, ayrılmayı kabul etmez özkardeştirler; bugün için vicdani borcumuz, Kürtler, Türkler, bütün İslami unsurlar tek vücut ve tek yürek olarak bağımsızlığımızı savunmak ve vatanın parçalanmasını önlemektir.” (a.g.e-c.2, sf. 388)

Resim•18 Haziran 1919: “İngiliz himayesinde bağımsız bir Kürdistan kurulması hakkındaki İngiliz propagandası ve bunun taraftarları bertaraf edildi. Kürtler de Türklerle birleşti.” (a.g.e-c.2, sf. 394)

•24 Haziran 1919: “Kürtler,kayıtsız şartsız; devletten ve Türk kardeşlerinden ayrılmayacaklarını, bu uğurda en son neferlerine varıncaya dek canlarını vermeye hazır olduklarını söylemişlerdir.” (a .g.e - c.3, sf.117)

•28 Temmuz 1919: “Türk ve Kürt kardeşler, milletin talih ve mukadderatına, birbirinden ayrılmasına, tarih ve varlığımız engel olduğundan, amacımızın gerçekleşmesi için, en büyük bir yetkiyle çalışmak, özellikle bizlere düşen görevlerdir.” (a.g.e-c.3, sf. 247)

•24 Eylül 1919: “Kürtler ve Türkler arasında bir kardeş savaşına neden olmak için, Kürtleri İngiliz himayesi altında bağımsız bir Kürdistan tasarısına katmak üzere kışkırttılar”. (a.g.e-c.4, sf. 109)

•15 Eylül 1919: “Türk ve Kürtün birbirinden ayrılmaz iki öz kardeş olarak yaşamakta devam eyleyeceği (...) sarsılmaz bir vücut halinde iç ve dış düşmanlarımıza karşı demirden bir kale halinde kalacağı kuşkusuzdur.” (a.g.e-c.4, sf. 39)

•15 Eylül 1919: “Siirt’te Garzanlı Aşiret Reisi Cemil Çeto Bey’e: (...) Bütün Kürt kardeşlerimizin ... bağlılıklarını ilan eden dostça tezahüratlarınız ... şükran duygusu uyandırdı.” (a.g.e-c.4, sf. 40)

•6 Kasım 1919: “Doğu Anadolu’nun soylu bir unsuru olan Kürt kardeşlerimizin... milli harekat ve örgütün en bağlı ve güçlü bir uzvu bulundukları apaçıktır.” (c.5 sf.108)

•3 Aralık 1919: “Kürt asil kavminin Türk kardeşleriyle ayrılmaz bir yiğitlik kitlesi oluşturduğu bütün dünyaca bilinmektedir.” (a.g.e-c.5, sf.329)

•15 Ocak 1920: “Garzan’da Kürdistan Meşayihi İzamından Hazreti Ziyaeddin Efendi Hazariyle Arkadaşlarına: Kürt ile Türk, bu iki öz kardeş, dindaş, elele vererek kutsal birliğini savunmaya kararlıdır.” (a.g.e-c.6, sf 149)

•15 Ocak 1920: “Eruh, Garzan Aşiretleri Reisi Musa ve Zinya Aşireti reisi Resul Beylere ve Arkadaşlarına: .. Bütün Kürtlerin Türk karde şleriyle beraber canlarını vermeye hazır bulunduklarına dair hükümete, yabancı temsilciliklere çektiğiniz telgrafı büyük bir kıvançla öğrendik. Fedakâr Kürt kardeşlerimizin bu hamiyetli ve dini eserlerine şükran sunarız.” (a.g.e-c.6, sf 148)

ResimElyazılarından aktardığımız bu sözler Atatürk’ün Kürt yurttaşlarımızı yalnızca “manevi anlamda” değil, gerçek anlamda soydaş, ırkdaş, kandaş, öz, gerçek kardeş olarak nitelediğini gösteriyor; ve dahası bu, tek yanlı, karşılıksız bir yargı da değildir. Doğu illerimizden TBMM’ye ve Paris Barış Konferansı’na çektikleri telgraflarda Kürt yurttaşlarımız da Türkler’i kendi soydaşları, özkardeşleri, ırkdaşları olarak nitelemişlerdi:

•1 Aralık 1919: Siirt sancağından ileri gelen birçok kişi, İçişleri Bakanlığı’na gönderdikleri telgraflarda, Kürtlerle Türklerin etle tırnak gibi birbirinden ayrılmaz bir bütün oluşturduklarını bildiriyorlar. (B.N.Şimşir, Kürtçülük-I, c1, sf. 365)

•23 Aralık 1919: Yenigün gazetesinin başlığı: “Erzurum’dan dikkat çekici bir telgraf: Kürtlerle Türkler birbirinden ayrılmaz”diyor. (a.g.e., sf. 365)

•17 Mart 1921: Doğu ve Güneydoğu’dan T.B.M.M’ye gönderilen çok sayıda telgrafta Türklerle Kürtlerin kardeş oldukları, Londra Konferansı’nda Ankara Hükümeti delegelerinin aynı zamanda Kürtleri de temsil ettiği bildiriliyor. Meclis’te okunan İzoli, Aluçlu, Bariçkan, Zeyve, Deyükan aşiretleri reislerinin gönderdiği 17 imzalı bir telgrafta: “T.B.M.M Hükümeti dahilinde Kürtlüğün Türklükten ayrı bir unsur (ayrı bir etnik topluluk, ayrı bir soy) olarak görülmesini hiç bir zaman işitmek istemediğimizi bildirir, başarı dileklerimizle saygılarımızı sunarız.” deniyor. (a.g.e., sf. 482)

•3 Ekim 1921: Dersim Mebusu Hasan Hayri Bey, TBMM gizli oturumunda yaptığı konuşmada, kendilerini Kürt olarak tanımlayan aşiretlerin gerçekte Türk olduklarını açıklıyor. (TBMM Zabıt Cerideleri)

Resim•Dersim Mebusu Diyab Ağa, Lozan’da İngilizlerin Kürtler’e ayrı yönetim kurduracakları söylentisine nasıl öfkelendiğini şöyle anlatıyor: “Bir kere de Lozan Konferansı sırasında kürsüye çıktım. Aha bizim memleket ahalisi Kürtmüş, orada bir Kürt Hükümeti kuracaklarmış, bunu duyunca kızdım kürsüye çıkıverdim. Gene sustular: “Lâilaheillâh Muhammedürresullâllah” dedim. “Gerek Şafiî, gerek Hambelî, gerek Hanefî hepimizin kıblesi birdir. Meclisimiz, kulübümüz, dinimiz, milletimiz birdir. Biz Kürt değil, biz Türk’üz . Hepiniz Lâilaheillâh demişsiniz. Şimden sonra mı, ayrı bir din, ayrı bir millet olacağız.” dedim. Gene el çırptılar, İsmet Paşa ayakta kürsünün yanına gelmiş, sakalımın dibine yaklaşmıştı. O da coştu, o da el vurdu. (Enver Behnan, “İlk Millet Meclisinin Yüz Yaşındaki Mebusu Anlatıyor”, Yeni Gün, 27 Temmuz 1931)

ResimBundan başka, Erzincan’dan on ayrı Kürt aşiret lideri de Fransız Yüksek Komiserliğine yolladıkları telgrafta "Türklerin ve Kürtlerin soy ve din itibarıyla kardeş olduklarını" vurgulamış; Türklerden ayrı özerk bir Kürdistan istemediklerini bildirmişlerdi.

Lozan Barış Konferansı’nda İngilizler, Kürtler’in ayrı bir ırk olduklarını, ırklarının ayrı olması nedeniyle ayrı bir devlet kurma hakları bulunduğunu öne sürmüşlerdi. İsmet İnönü, Lord Curzon’un ırk ayrımcılığına karşı çıkarak şöyle dedi:

“Kürt halkının İran kökenli olduğu öne sürülmüştür; oysa, bu iddiayı, Kürtlerin Turan kökenli olduğunu kabul eden Encyclopedia Britannica yalanlamaktadır. Zaten Anadolu’yu tanıyanlar bilirler ki, gerek töre, gerek gelenek ve görenek bakımından, Kürtler hiç bir yönden Türklerden farklı değildirler; ayrı dilleri konuşmakla birlikte, bu iki halk, soy, inanç ve görenek bakımlarından tek bir bütün meydana getirmek t e d i r.”

* * *

Türkiye Cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşı yıllarında toplumumuzu bölmeye yönelik ırk ayrımcılığını boşa çıkartan Türk-Kürt Özkarde şliği ve Üniter Laik Demokratik Ulus Devlet temeli üzerinde kurulmuştur.

Cumhuriyetimizi yıkmayı amaçlayanlar, yıllardır kardeşliğimizi ırk ayrımcılığıyla ve araya kan davası sokarak unutturup, ulusumuzu, ülkemizi, devletimizi parçalamaya çalışmaktadır.

Aradan geçen yaklaşık yüz yılda toplumumuzu bölünmenin eşiğine sürükleyen şey; ırk ayrımı propagandalarının etkisiyle unutturulan kardeşliğimizdir.

İşte bu yüzden Karl Jasper’in ünlü sözünü hiç usumuzdan çıkarmayalım: "Unutmak ihanettir."

Cengiz ÖZAKINCI, “Bütün Dünya”, Eylül 2017
cengizozakinci@butundunya.com.tr
cengizozakincibd@gmail.com
PDF
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12345
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Cengiz ÖZAKINCI

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x