Uzlaşma Komisyonu'na Katılmak Bizi Niçin Korkutuyor?..

Uzlaşma Komisyonu'na Katılmak Bizi Niçin Korkutuyor?..

İletigönderen faruk haksal » Cmt Kas 05, 2011 10:20

Bir önemli yetkili, kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun “halkla ilişkiler” bürosu gibi çalışacağını ileri sürüyor.
Hayır bizce ileri sürmüyor, bir gerçeğin tüyosunu veriyor.
Önemli bir açıklamadır yapılan.
Söylenişi basit, ama içeriği oldukça zengin bir itiraftır.
Anayasa uzlaşma komisyonu, adı üstünde… Fırına sürülen yeni Anayasa metni konusundaki uzlaşmaların sağlanacağı bir kuruldur, değil mi?
Hayır değildir!
Ya nedir?
Bir “halkla ilişkiler bürosu…”
İlişki kurulan halka yutturulacak yeni Anayasa paketinin ambalajlandığı ortaklaşa bir komisyon!.. Böyle buyuruyor sayın yetkili.
Ama siz bu yetkili ile aynı düşüncede olmayabilirsiniz.
Bu komisyonun önemli işler becereceğine ikna edilmiş olabilirsiniz.
Ya da bu komisyonun içinde olmanın tezgâha sürülen oyunu bozabileceği konusunda umutlu olabilirsiniz.
Ve bu umut, gerçek verilere ve tutarlı düşüncelere de dayanabilir.
Gelin gelişmelere “olmayana ergi” yöntemi ile bir başka pencereden bakalım…
Muhalefet partileri, bu komisyonun içinde ortaya koyacakları kırmızı çizgilerini aslanlar gibi savunup, kurgulanan halkla ilişkiler bürosundan hareket ederek, millete neyin yanlış ve neyin doğru olduğunu anlatma imkânını yakalayabilirlerse, kötü mü olur?...
Yüzme öğrenmek için gerekli olan birinci koşul, denize girmektir.
Sudan kaçmak değil.
Bizce muhalefet partilerinin söz konusu komisyona temsilci vermeleri doğru bir davranıştır. Er meydanından kaçarak yürütülecek “istemezükçü” politikanın gerçek nedenlerini halka anlatmak zordur.
Bizce işin içinde bulunarak, Cumhuriyet’in değerlerini, gerçek demokrasiyi ve yerle bir edilen hukuk devleti ilkesini her mevzide savunmak en doğru stratejidir.
Önemli olan, AKP’nin yerleştirmek istediği düzenin anayasal kılıfının dışında ve hatta karşısında olmaktır.
Bu duruştan asla ödün vermeyen bir politikayı yürütülen siyasetin pusulası haline getirebilmektir.
Üniter ve tam bağımsız bir ülke, sosyal hukuk devleti, Cumhuriyet’in değerleri ve Atatürk ilkelerinden taviz vermemek ve bu esasları her cephede, her komisyonda, her kurulda, her mecliste savunmak ve siyasi mücadeleye kitleleri ortak edecek stratejileri cesurca ortaya koymak ve sürdürmektir.
Mücadele meydanlarda ise meydanlarda, Mecliste ise Mecliste ve Komisyonlarda ise, komisyonlarda sürdürülecektir.
Meydanı bırakıp mücadeleye sırtını dönmenin çeşitli biçimleri vardır.
Bizce söz konusu “uzlaşı” komisyonuna katılmamak da bu kaçışlardan bir tanesidir.
Uzlaşma komisyonuna cesur bir dik duruşla girilmelidir, asla uzlaşılması mümkün olmayan ilkeler açık bir dille ortaya konulmalı ve uzlaşma komisyonu, uzlaşılması mümkün olmayan temel esasların halka anlatılmasına yönelik bir zemin olarak değerlendirilmelidir.
Korkunun ecele faydası yoktur.
Meydanların terk edilmesini savunanlar kendilerine olan güven duygularını bir ölçüde yitirmiş bir yeniklik psikolojisinin baskısı altında kalmış olabilirler.
Oysa milletçe bu oyunu bozmak için çalışmalı, bu mücadele içinde kendimize güvenmeli ve ortaya çıkartacağımız sonuçla öğünmeliyiz…”
Yani kısacası, çalışmalı, güvenmeli ve öğünmeliyiz...

farukhaksal@superonline.com

LÜTFEN “TIK”LAYINIZ:
http://www.soruyusormak.com
http://www.dnm-ler.com
http://www.kitlecizgisi.com
Faruk Haksal
Kullanıcı küçük betizi
faruk haksal
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 344
Kayıt: Pzt May 24, 2010 10:01

Şu dizine dön: Faruk HAKSAL

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

cron

x