1. yüz (Toplam 1 yüz)

EKONOMİNİN DİYALEKTİĞİ (VI)

İletiGönderilme zamanı: Pzt Şub 24, 2020 23:02
gönderen Habip Hamza Erdem
EKONOMİNİN DİYALEKTİĞİ (VI)
‘Diyalektik’in diyalektiği
Etimolojik olarak ‘Diyalektik’, Eski Yunanca’da ‘dia’-logos’a (yani diyalog) benzer biçimde ‘dia’-legein [konuşmak (parler)] yani tartışmak, inandırmaya çalışmak (convaincre), kanıtlamaya çalışmak (argumentation), kendi söylediklerinin ussallığını göstermek (raisonnement) anlamına gelmektedir.
Ancak, ortaya çıktığı günden günümüze o denli anlam değişikliğine uğramıştır ki, neredeyse her düşünürün bir bir ‘diyalektik’i olmuştur denilebilir.
Tıpkı, ‘Devlet’, ‘Demokrasi’ ve ‘Cumhuriyet’ terimlerinin uğradıkları anlam değişiklikleri gibi.
İşte, inceleme konumuz olan ‘ekonomi’ de böyledir, ‘ekonominin diyalektiği’ de böyle.
O nedenle, büyük ‘ekonomist’ler için ekonomi politiğin ‘nesne’sini (objet) değiştirmiştir denilmektedir.
Buraya bir mim koymamız gerekiyor.
Öte yandan diyalektik, lise kitaplarında yazıldığı gibi sıradan bir tez/antitez/sentez üçlemesiyle ele alındığında, felsefenin temel sorunlarından Özne/Nesne (Sujet/Objet) ilişkisini gereği gibi ele almamıza olanak vermemektedir.
Sokrates’te (-470-399) diyalektik, diyaloga giren kişilerde yeni düşüncelerin (esprit) doğması ve bilgiye (connaissance) ulaşılmasını sağlıyandır.
Platon’da (-428-347) tartışma sanatı olan diyalektik, duyumsal bilgiden İdé’lere yükselmeye yaramaktadır.
Tüm Orta-Çağ boyunca ise güzel söz söyleme sanatına (Rhétorique) karşılık biçimsel düşünüş manığı (logique formelle) olarak görülmüştür.
Hegel’le (1770-1834) birlikte, diyalektik gerçekliğin yapısal çelişkisi üzerine kurulmuştur denilebilir. Öyle ki, Esprit’nin bu çelişkileri bir süreç (processus) içinde çöze çöze kendisini gerçekleştirmesi sözkonusu olacaktır. “Ainsi l’esprit qui se forme mûrit lentement et silencieusement jusqu’à sa nouvelle figure, désintègre fragement par fragement l’édifice de son monde précédent” Hegel, Science de la logique
Marx ise, Hegel’ci diyalektikin ‘maddecî’ yorumunu yapmaktan öte bir şey eklememiştir denilebilir: “Sous son aspect rationnel, elle (la dialectique) ... inclut du même coup l’intelligence de leur négation fatale, de leur destruction nécessaire; parce que saisissant le mouvement même, dont toute forme faite n’est qu’une configuration transitoire, rien ne serait lui imposer; parce qu’elle est essentillement critique et révolutionnaire”. Marx, Capital t.I (abç)
Böylece ‘diyalektik’in, eleştirel ve devrimci yorumuna ulaşılmıştır.
Ne var ki, Marx’tan sonra hem ‘diyalektik’i kullanan, hem onun ‘eleştirel’ ve ‘devrimci’ yönüne vurgu yapan o kadar çok farklı ‘yorum’lar geliştirilmiştir saymakla bitmez.
Böylece, ne diyalektiği ve ne de Marx’ı bilmeyen ama ‘diyalektik’ denilince tüyleri diken diken olanlar değil ama, aynı yöntemi kullananlar arasında da uçurumlar kadar açık ve uçuk ‘yorumlar’ yapılabilmiştir.
Bunlara, yeri geldikçe değineceğiz.
Ancak, geçen yazılarımızda formel mantığın olumsuzlama (négation) terimini ama diyalektiğin reddetme (renonciation) terimini kullandığına ilişkin bir açıklık getirmek gerekiyor olabilir.
Nitekim Hegel de, doğrudan olumsuzlama değil ama belli bir olumsuzlama (négation déterminé)’dan sözederek, onun, zamanın, türümün, gelişmenin, ortadan kalkma ve yeniden ortaya çıkmanın bir ‘ürünü’ olduğunu söylemektedir: “La négation déterminée est donc l’oeuvre même du temps, genèse, développement, disparition et réapparition des contradictions”.
Dolayısıyla, zaman zaman bizim de ‘olumsuzlama’ derken, mantıktaki gibi değil ama ‘diyalektik’teki gibi belirlenmiş olumsuzlamadan (la négation déterminé) sözettiğimiz anlaşılmalıdır.
Bunun önemi nedir diye sorulacak olursa, bu olumsuzlamanın gelişmenin hem kökeni (türüm-genèse) ve hem de ‘motor’u olduğundadır diyeceğiz.
İkinci önemli konu ise, bu ‘diyalektik’in ‘maddeci’ olmasıdır.
Buna Karel Kosik, Somutun Diyalektiği (La dialectique du concret) demektedir, ki öncelikle bu konuyu açmamız gerekecek.
(Sürecek)