1. yüz (Toplam 1 yüz)

Hocalı Katliamı 18. Yılında

İletiGönderilme zamanı: Cum Şub 26, 2010 16:23
gönderen Başkomutan
Katliamı Ermenilerle beraber ortak yapan Rusların Izvestiya gazetesi şöyle yazıyordu: “Çocukların kulakları, bir kadının yüzünün bir kısmı, kesilmiştir. Erkeklerin kafa derileri yüzülmüştür… … Ben tepede yüzden fazla ceset gördüm. Bir erkeğin kafası kopartılmıştı…”
Fransızların ünlü gazetesi Le Monde ise katliamı şöyle anlatıyor: “Ağdam'daki yabancı gazeteciler, Hocalı'da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları sökülmüş insanlar görmüşler”





Hocalı Katliamı

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da, Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı. Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı... Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken,diğeri elindeki demir parayı havaya attı:
-Akçik, manç? .. (Kızmı, oğlan mı
-Akçik... (Kız)
Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı…

Yukardaki satırlar bir kurgu film sahnesini değil Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azerbaycan Türkü’nün türlü yöntemlerle vahşice katledildiği tarihi bir hakikati yansıtıyor. 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur. Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise
rehin alınmış, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış
Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu. Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi. 26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî
katliamlarından birini yaptılar. 26 Şubat gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı. Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanın gözü önünde evladını,evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. Kesik kafaları
sepetlere doldurdular.

Bugün soykırım iddialarıyla feryat edip dünyayı Türklere karşı nefret hisleri ile doldurmaya çalışan Ermenilerin Hocalı ve Azerbaycan’ın diğer bölgelerinde yaptıkları insanlık dışı canavarlığın konu edilmemesi ne garip değilmi.Oysa yaşananlar kendini insan olarak gören hiç bir varlığın kabul edebileceği şeyler değildi.Ama biz Türkiye’de sapık bir katilin öldürdüğü Ermeni gazeteci için bile onbinlerce insan sokaklara dökülüp bu cinayeti lanetledik.Ama buna rağmen Ermenilerin tarih boyunca Türklere yaptıkları zulüm ve katliamlardan dolayı pişmanlıklarını duymadık ve kendi katillleri kınadıklarını görmedik. Eh ne de olsa kendi katilleri iyidir, kendi katliamları da makbuldur.

Her türlü insanlık suçuna karşı olunduğu gibi Türklere ve müslümanlara karşı işlenen suçlara da karşıyız demelidir tüm dünya milletleri.Uydurma soykırım yalanıyla kendilerine sahte bir mağduriyet yaratmaya çalışmaları boşunadır.

Geçen yüzyılda Rusların güdümünde Türklere karşı yöneltilen Ermeni saldırıları şimdide Batı dünyasının desteği ile gerçek dışı senaryolar peşindedir.

Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için
ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.

Tüm insanların can güvenliklerinin en öncelikli konu olduğuna inanıyoruz. İnsanca yaşama hakkına saygılıyız , ama Türk’lüğümüzden ve Müslümanlığımızdan feragat etmemize gerek yoktur.

Hocalı katliamında ve tarih boyunca Balkanlarda , Kafkaslarda , Ortadoğuda katledilen milyonlarca insanımızı rahmet ve minnetle anıyor , aziz hatıralarını saygıyla yadediyorum.

Süheyl Çobanoğlu / internetajans / 26.02.10

Re: Hocalı Katliamı...

İletiGönderilme zamanı: Cum Şub 26, 2010 16:31
gönderen Başkomutan
Hocalı katliamı 18. yılında

Ermeni güçlerinin 25-26 Şubat 1992'de Yukarı Karabağ'ın Hocalı kentinde sivil halka yönelik yaptıkları katliamda hayatını kaybedenler, Azerbaycan'da anılıyor.

Bakü- Hocalı katliamının 18. yıl dönümü nedeniyle düzenlenen resmi törenler, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, Hocalı katliamı kurbanlarının anısına dikilen anıta çelenk koymasıyla başladı.

Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliğinde, Ermeni güçlerinin 25-26 Şubat 1992'de Yukarı Karabağ'ın Hocalı kentinde sivil halka yönelik yaptıkları katliamda hayatını kaybedenleri anma töreni düzenlendi.

Törende, Bakü Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Nesiman Yagublu, katliamda hayatını kaybedenler anısına hazırladığı sinevizyon gösterisini sundu.

"Ermeniler Hocalı katliamında çocuk, kadın ayrımı yapmadan masum insanları öldürmüştür" diyen Yagublu, Hocalı katliamında yaşananların vahşet olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Hulusi Kılıç da Hocalı katliamında yaşanan olayların insanlık dışı olduğunu belirterek, "Kardeşlerimiz bu topraklarda katledilmişlerdir" dedi.


Hocalı katliamı

SSCB'nin son döneminde Ermenistan'ın Azerbaycan'dan toprak talebiyle başlayan çatışmalar, her iki ülkenin bağımsız olmasıyla savaşa dönüştü.

Ermeni güçleri Ermenistan'da konuşlanmış Rus askeri güçlerinin desteğiyle Azerbaycan topraklarını işgal etmeye başlarken, Azerbaycan Türklerine karşı kıyım ve katliamlar da hız kazandı.

Azerbaycan kaynaklarına göre, Yukarı Karabağ bölgesindeki Hankendi'de konuşlanan Rus 366'ncı motorize alayının desteğindeki Ermeni güçleri, 25 Şubat 1992 gecesi ağır silah ateşi desteğiyle bir süredir kuşatma altında tutulan Hocalı kentine girdi.

Ermeni güçleri, bölgedeki çatışmalar nedeniyle 7 ila 10 bin olarak bilinen nüfusun 4 bine kadar düştüğü kentteki yaşlı ve çocuklardan oluşan sivil halkı ayrım yapmadan vahşice katlederken, kentten şans eseri kurtulanların ifadeleriyle uygulanan vahşet gün yüzüne çıktı.

Bölgeye belli bir süre sonra girmesine izin verilen yabancı gazetecilerin izlenimleri Batı ve Rus medyasında, ''tarihte eşi görülmemiş vahşet, gözleri oyulan, derileri yüzülen çocuk ve kadın cesetleri, diri diri yakılan insanlar'' gibi ifadelerle yer aldı.

Daha sonra yapılan belirlemeler doğrultusundaki resmi açıklamalara göre, Hocalı'da çoğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 613 kişi katledildi, 1275 kişinin esir veya kayıp olduğu kesinleşti.

Ancak söz konusu belirleme çalışması bölgeye ilişkin önceki kayıtlı nüfus ve şans eseri katliamlardan kurtulanların ifadeleri doğrultusunda yapılabildiği için, gerçekte Hocalı'daki katliamda hayatını kaybedenlerin çok daha fazla olabileceği ifade ediliyor.

Kayıp olarak bilinenlerin bir bölümünün de katliam kurbanları arasında olduğu öngörülürken, halen Ermeni işgali altında olması nedeniyle bölgede geniş çaplı bir inceleme bugüne kadar yapılamadı.

Yukarı Karabağ bölgesinde bu katliamlar sırasında bölgedeki Ermeni güçlerinin başında ise bir önceki ve bugünkü Ermenistan cumhurbaşkanları Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan gibi isimler de yer alıyordu.



Kamu-Sen'den protesto

Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ile Türk Dünyası İnsan Hakları Federasyonu Başkanı Abdullah Buksur, Hocalı Katliamının 18. yılı dolayısıyla BM binası önüne siyah çelenk koydu.

Abdullah Buksur, BM binası önünde toplanan Kamu-Sen ve Türk Dünyası İnsan Hakları Federasyonu üyeleri adına yaptığı konuşmada, Hocalı'da sivil halkın dini ve milli kimliklerinden dolayı kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan akla hayale gelmeyecek işkencelerle tamamen yok etmek amacıyla katledildiğini söyledi.

BM'nin 1948'de Soykırım Suçunu Önleme ve Cezalandırma Anlaşması'nda, soykırımı, resmen uluslararası bir insanlık suçu olarak tanımladığını belirten Buksur, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu nedenle Ermeni ordusunun gerçekleştirdiği bu katliamı biz soykırım olarak tanımlıyoruz. Hocalı için adalet istiyoruz. Hocalı soykırımını yapan ve Ermenistan'ı o dönemde yönetenler hesap versin istiyoruz. Onlar hesap vermedikçe dünyada soykırımlar yaşanacaktır.

İslam Kalkınma Örgütüne üye 51 devlet parlamentosu, bu faciayı insanlığa karşı işlenen cinayet gibi tanımaya ve yapılacak kampanyaya hem milli hem de uluslararası alanda tam destek verme kararı almıştır. Türkiye bir an önce bu kararı TBMM'den geçirerek uygulamaya koymalıdır.''


CUMHURİYET

Re: Hocalı Katliamı 18. Yılında

İletiGönderilme zamanı: Cum Şub 26, 2010 19:12
gönderen Başkomutan
‘Haç’ın hatırı var, ‘Hilal’in yok!


Takılmayın şu İsrail edepsizliği işine. Ders çıkartması gerekenler çıkartmış olmalı. Ermeni kör düğümü yaklaşıyor. Dikkatleri oraya çevirme zamanı.

24 Nisan’a daha üç aya yakın zaman olmasına rağmen Ermeni Diasporası dünyanın dört bir yanında harekete geçti. Bulundukları ülke kanunlarını Türkiye aleyhine oluşturtma ve kullanma konusunda onlar kadar mahir olan başka bir diaspora yok. Onlar 1915 yaygaracılığı yapıyorlar. Ama kimse daha 18 yıl evvel Dağlık Karabağ’da Hocalı’da olanları onların gözüne dayama gerçekçiliğini gösteremiyor. Dinime küfreden bari Müslüman olsa diye Türkçe’deki güzel ata sözünü hatırlatırcasına, Kafkasların Miloseviç’i Koçaryan’ın ‘Katliam Başılığı’nı yaptığı Hocali Katliamı’nın

18’inci yıl dönümü.

Hocalı Soykırım Günü bugün uyduruk salonlarda kuru nutuklarla veya hamasi konuşmalarla güya anılacak. Sonra herkes işine gücüne dönecek. Oysa kalıcı, dünyayı ayağa kaldırıcı birşeyler yapabilmeliydik. Ermenistan’ın işgali altında bulunan Dağlık Karabağ bölgesinde 26 Şubat 1992’de bakın neler olmuştu. Hiö değilse bir kez daha hatırlayalım istedik, Servet Hassan o günleri bakın nasıl aktarıyor;

“Babası gözleri önünde öldürülen ve katliam sırasında 8 yaşında olan Hezangül Emirova, olay günü Ermeni askerlerin babasını önce bir ağaca bağladığını söylüyor: ‘sonra Ermeni askerler, babamdan, Karabağ’ın Ermeni toprağı olduğunu söylemesini istedi. Babamın ‘3 çocuğum var, üçünü de öldürseniz söylemem’ demesi üzerine Ermeni askerleri babamın üzerine benzin dökerek onu diri diri yaktılar’ diyor gözleri yaşlı... Üstelik, yabancı basın da olayları gözlemlemiş... Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da olduğu gibi... Bugün, sadece bir avuç Azeri’nin ‘Unutmadık!’,’Unutturmayacağız!’ çığlıklarını kim duyuyor ki? Halbuki, üzerinden sadece 18 yıl geçmiş, sanki 114 yıl geçmiş gibi, unutuldu bile...

Biz, gündeme oturan taze katliam haberlerini izlerken, vahşete tanık olanların ‘o gece’yi unutması mümkün değil ... Hocalı katliamına tanık olan ve daha sonra Beyrut’a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, ‘For the Sake of Cross’ (Haç’ın Hatırı İçin) isimli kitabında (Sayfa: 62-63) vahşeti şöyle anlatıyor: ‘...Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”

Hamdi YILMAZ - Anayurt Gzt. / 26.02.10

Re: Hocalı Katliamı 18. Yılında

İletiGönderilme zamanı: Cum Şub 26, 2010 21:43
gönderen bezgin
Hocalı şehitleri anıldı

Atatürk Üniversitesi (A.Ü) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erol Kürkçüoğlu, ''Hocalı'da yapılan bir Türk soykırımıdır'' dedi.
Azerbaycan'ın Kars Başkonsolosluğu ile Iğdır-Azerbaycan Dil, Tarih ve Kültür Birliğini Yaşatma ve Destekleme Derneği tarafından organize edilen ''Hocalı Şehitlerini Anma Programı'', Iğdır Kültür Sarayı'nda yapıldı.

Programda konuşan Iğdır-Azerbaycan Dil, Tarih ve Kültür Birliğini Yaşatma ve Destekleme Derneği Başkanı Ziya Zakir Acar, ''Hocalı'da yaşananların büyük Ermenistan yaratmak hülyasının bir ürünü olduğunu'' söyledi.

Azerbaycan'ın Kars Başkonsolosluğuna bağlı Iğdır Temsilcisi Rafik Rüstemoğlu konuşmasında, büyük Ermenistan devleti hayali içinde olan Ermeniler'in, 1915-1918 yılları arasında yaptıkları ''Türk soykırımının bir benzerinin 1992 yılında Azerbaycan'da uygulandığını'' ifade ederek, ''Ermeniler, Hocalı'da masum sivil vatandaşları öldürmüştür. Orada yaşananların arka planında ise Türk milletine karşı duyulan kin vardır'' dedi.

Atatürk Üniversitesi (A.Ü) Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erol Kürkçüoğlu, kendi coğrafyalarında bağımsız yaşamaktan başka amaçları bulunmayan ve savaşla yakından uzaktan alakası olmayan sivil vatandaşların Hocalı'da öldürüldüklerini ifade etti.

Ermenilerin, ''Türklere yaptıkları soykırımın en yakın örneğinin Hocalı'' olduğunu belirten Doç. Dr. Kürkçüoğlu, şunları kaydetti:
''Fakat dünyaya Türkler bize soykırım yaptı yalanlarını uydurmuşlardır. Türk tarihinde soykırım yoktur. Bizler merhametli, darda kalanlara kucak açan insanlarız. Tarihe bakarsak Ermeniler 1918 yılında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde 519 bin Türk insanının şehit etmiştir. Tespit edilmiş 185 toplu mezar var. Bu gerçeği kamuoyuna iyi anlatmalıyız. Bilimsel değerdeki çalışmaları herkes bilmeli, Ermeni yalanlarını yüzlerine vurmalıyız. Ermeniler hep kin ve nefrete dayalı siyaset yapmaktadırlar. Bugün de aynısını yapıyorlar. Türkler Ermenilere soykırım yapmamıştır, soykırımı yapan Ermenilerdir. Fakat diasporaları sayesinde biz suçsuzken suçlu duruma düşürülüyoruz. Bu yalanlara karşı, herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır. Hocalı'da yapılan bir Türk soykırımıdır.''

A.Ü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kerem Karabulut ise Ermeniler'in her fırsatta Türk milletine karşı kin ve nefret beslediğini savunarak, Ermenistan ile sınır kapılarının açılması konusunu değerlendirdi.

Ermenilerin 2009 yılında toplam ihracatının 700 milyon dolar olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karabulut, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye ticaret hacminin yüzde 1'i kadar bile değildir. Bugün Ermenistan çok güç durumdadır. Türkiye Ermenilere kapıları açarsa, Azerbaycan Ermenistan karşısında yenilmiş olacaktır. Ermeniler zafer kazanmış olacaktır. Buna çok iyi dikkat etmek lazımdır. Kapı açılırsa Ermenistan ile ticaretimiz en çok olacağı 40 milyon dolar olur. Bu da zor gerçekleşecek bir rakamdır. Sürekli Türkiye karşıtı politika izleyen Ermenistan yönetimleri, sınır kapısının ticarete açılmasıyla güçlenecek ve böylece daha demokratik ve barış yanlısı çözüm yolları da zayıflamış olacaktır. Bu da Türkiye'ye karşı güdülen mevcut yanlış politikaları cesaretlendirecektir.''

Memleket Haber, 26.02.2010