1. yüz (Toplam 1 yüz)

143 trilyon buhar oldu. Başbakan soruşturma izni vermedi!

İletiGönderilme zamanı: Sal Oca 18, 2011 18:52
gönderen ugursurmeli
Başbakanlık Teftiş Kurulu Başmüfettişi Sinan Erol, GSGM yetkililerini ciddiyetsizlikle ve kurumu 143 trilyon trilyon zarara uğratmakla suçladı. Fakat Erol'un 'soruşturma izni' talebine Başbakan Erdoğan "Hayır" dedi.

Başbakanlık Teftiş Kurulu Başmüfettişi Sinan Erol, 8 Mart 2010 tarihli raporunda eski GSGM Genel Müdürü Mehmet Atalay ve mevcut Genel Müdür Yunus Akgül için soruşturma izni istedi. Erol, TOKİ yetkilileri hakkında ise ayrı bir inceleme yapmak için izin talep etti. Fakat, 29 Mart 2010’da Başbakanlık makamı bu talepleri reddetti.

“Bu hayıflanma kabul edilemez”

GSGM Genel Müdürü Yunus Akgül, müfettişe gönderdiği cevabında, 6 Ağustos 2007 tarihli ek protokolü anlatırken, kurumunu şöyle savundu: "52 bin kişilik Seyrantepe Stadı’nın GSGM'ye devredilmesi ve Ali Sami Yen arazisinden elde edilecek gelirin yüzde 39'unun TOKİ'ye, yüzde 61'inin ise GSGM'ye ait olacağı kararlaştırılmıştır. TOKİ'nin ihaleyi kazanan Eren Talu&Alke İnşaat Ortak Girişimi ile 19 Ekim 2007'de imzalanan sözleşme feshedilmemiş olsaydı, genel müdürlüğümüze ödenmesi gereken pay yaklaşık olarak 143 milyon TL olacaktı."

Başmüfettiş Erol ise, raporunda bu cevabı değerlendirirken şu sert yorumu yaptı: "Ortak Girişim Grubu, işi bıraktıktan ve TOKİ sözleşmeyi feshettikten sonra, 'O sözleşme feshedilmemiş olsaydı 143 milyon TL alacaktık' şeklindeki hayıflanma kabul edilebilir olmaktan uzaktır. Fesih tarihi itibariyle TOKİ'nin GSGM'ye 143 milyon TL gelir payı ödemesinin sözü edilmemektedir."

İşte Başmüfettiş Sinan Erol'un vardığı sonuç:

1- Atalay ve Akgül, takas işleminin Başbakanın (Recep Tayyip Erdoğan) onayı, GSGM'nin bağlı olduğunu devlet bakanı ve başbakan yardımcısı (Mehmet Ali Şahin) ve maliye bakanının (Kemal Unakıtan) imzaladığı protokolle gerçekleştirildiğini; genel müdürlük olarak işlemlere herhangi bir müdahalelerinin ve inisiyatiflerinin olmadığını ileri sürmüştür. Ancak başbakanın bir onayına rastlanmamıştır. Daha sonra bu husus, sayın başbakanın şifahi olur ve muvafakati şeklinde izah edilmiştir. Ancak GSGM, katma bütçeli ve bağımsız bir kurum olduğu belirtilir. Başbakanlığa veya bir bakanlığa bağlılığı yönetseldir. GSGM yetkililerinin dayanak aldığı ve beyanlarında sürekli atıfta bulundukları 28 Ağustos 2006 tarihli protokolün, genel hatlarıyla yol ve yön gösterici, siyasi irade olarak böyle bir projeye uygunluk ifade eden bir siyasi irade mahiyetinde olduğu, takas işleminin çok taraflı olmasından doğacak bürokratik engellerin aşılmasına yardımcı olmaktan ibaret böyle bir siyasi irade desteğinin başka türlü yorumlanmaması gerektiği düşünülmektedir. Kaldı ki, söz konusu protokolde ve eklerinde tarafların haklarını belirleme görev ve sorumluluğunun GSGM'ye ait olduğu anlaşılmaktadır.

2- Protokoldeki, takas edilen GSGM'ye ait Ali Sami Yen arazisi ile Hazine'ye ait Seyrantepe arazilerinin üzerinde mevcut ve inşa edilecek yapıların değerlendirilmesi gibi çok ciddi bir görevin ve sorumluluğun GSGM ve Milli Emlak Genel Müdürlüğü yerine neden bizzat bakanlarca değerlendirileceği hususu anlaşılamamıştır.

3- Siyasi iradeyi temsil eden ve üst makam mevkiindeki bakanların, bu projeye ilişkin protokolleri ayrıntısına bu derece müdahil olmaları, kurumsal sorumluluk bakımından rutin dışı görülmekle birlikte; bu tür bir müdahale veya yönlendirmeyle GSGM'nin çıkarlarına aykırı sonuçlanmış bir husus varsa bu sorumluluk doğrudan GSGM'ye ait olacaktır. Kurumun hak ve çıkarlarını koruma sorumluluğunun GSGM'ye ait olduğu açıktır.

4- GSGM yetkililerinin, siyasi otoritenin arazi takasına ilişkin protokollerle tavrını belli ettiğini yönündeki cevabı gerçeği yansıtmamaktadır. 6 Ağustos 2007 tarihli ek protokol, GSGM Birinci Hukuk Müşaviri Zübeyd Aydın'ın koordinatörlüğünde, GSGM Tesisler Daire Başkan Vekili H. H. Şen, Emlak Şube Müdür Vekili İ. H. Erkan ve Harita Kadastro Mühendisi H. Karslı tarafından siyasi otoritenin oluruna hazırlanmıştır. GSGM, protokollerden, amaçlanan mezkur projeden başından beri bilgi ve inisiyatif sahibidir. GSGM'nin 'herhangi bir müdahalemiz ve inisiyatifimiz olmaksızın yapıldı' yönündeki izahı gerçek değildir.

5- GSGM yetkililerince, tatminkar bir çalışma yapılmadan hazırlanan ek protokolün 5. maddesi, GSGM'ye verilmesi öngörülen pay oran ve miktarının kurum çıkarlarına uygunluğunun nasıl hesaplandığı, daha doğrusu niçin hesaplanmadığı anlaşılamamıştır. Burada aranması gereken husus, mutlaka kurum zararı olup olmaması değil; takas işleminde idare hak ve payının, piyasa şartlarına ve emsallerine, hak ve nefaset kurallarına uygun korunup korunmadığından ibarettir.

6- GSGM'nin talebiyle, bedeli Galatasaray tarafından ödenmek suretiyle Avrupa Değerleme ve Danışmanlık A.Ş. isimli bir şirkete yaptırılan 44 sayfalık ekspertiz raporunun önce sadece 35. ve 36. sayfaları müfettişliğimize gönderilmiştir. İkinci bir yazıyla istediğimizde 36. sayfa yine gönderilmemiştir. Bu rapor, 'Ali Sami Yen arazisi 312 milyon dolar, Seyrantepe arazisi 120 milyon dolar eder' demektedir. Bu çalışmanın, işin devamındaki gelişmeler karşısında, her nedense, ne TOKİ ne de GSGM tarafından sahiplenilmediği, savunulmadığı görülmüştür.

7- TOKİ'nin GSGM'ye gönderdiği ve GSGM'nin beş ayı aşkın süredir 'incelenmekte olduğunu' beyan ettiği 2 No'lu Ek Protokol taslağı, GSGM yönünden işaret ettiğimiz bu olumsuz gelişmelere hazırlık mahiyetindedir. Taslakta, 'Eren Talu&Alke grubunun feshedilen sözleşmesi nedeniyle süren hukuki süreç sonucu, TOKİ tarafından bu firmalara ödenecek tüm tutar, Seyrantepe projesinin inşaat bedeline dahil edilecektir' denilmektedir. Böylece TOKİ'nin, dava sonucu doğacak faturanın doğrudan GSGM'ye fatura etme hazırlığı içinde olduğu görülmektedir.

8- GSGM'nin hazırladığı mütalaada bu protokol kabul edilemez bulunmuş olmakla birlikte, fiili durum karşısında ne yapılacağına, TOKİ aleyhine bir takipte bulunulup bulunulmamasına, bu takibin süresi ve süreci gibi hususlara hiç girilmemiştir. Aynı mütalaada TOKİ'ye, 'Ali Sami Yen arazisinin ne şekilde değerlendirileceğinin belli olup olmadığı' sorulmaktadır. Halbuki bu sorunun, 2006'da imzalanan ilk protokolden önce sorulması gerekirdi.

9- GSGM'nin, arazi takası sonucunda Ali Sami Yen'i vermenin karşılığında hem 52 bin kişilik stat ham de ciddi bir gelir payı tahsil etmek konusunda, elinde hiçbir somut ve bağlayıcı sözleşme olmamasına rağmen, TOKİ'ye sadece 'konuşma' seviyesinde 'güvendiği' anlaşılmaktadır.

10- GSGM'nin konuya 'sporun ve spor kulüplerinin desteklenmesi' şeklinde genel çerçeveden baktığı görülmektedir. Başarısız olmakla birlikte bu trampa (takas) teşebbüsü sonucunda Seyrantepe Projesi ile Galatasaray Spor Kulübü'ne ciddi bir avantaj sağlandığını, prestij kazandırıldığını ve neticesinde somut bir kaynak (aktarıldığı iddiası tartışılabilir olmakla birlikte) yaratıldığını kabul etmek gerekir.

11- Şu an itibariyle GSGM, Ali Sami Yen arazisinin mülkiyetini TOKİ'ye devretmiş, karşılığında sadece inşaatı devam eden ve bittiğinde Galatasaray'a bedelsiz kullandırma vaadinde bulunulmuş bir Seyrantepe Projesiyle karşı karşıyadır.

12- TOKİ, Eren Talu&Alke grubuyla sözleşmeyi feshederken, GSGM'nin muvafakatini almamış ve sözleşmedeki taahhütten de onu mahrum bırakmıştır. TOKİ, sözleşmeyi tek taraflı feshetmiş olmasının bedelini GSGM'ye ödetmek istemektedir. GSGM'nin ise, başlangıçtan itibaren bu takas işine gösterdiği ilgisizliğin, kendisine ait bir taşınmazın değerlendirilmesi işini TOKİ'ye havale etmenin zararını/bedelini ödememek için elinde yeterli hukuki argümanı olmadığından, TOKİ'nin 2 No'lu Ek Protokol talebini aylardır cevaplayamadığı görülmüştür. Esasen TOKi, GSGM'nin hak ve çıkarlarını korumakla yükümlü de değildir.

13- Bu itibarla, TOKİ'nin Eren Talu&Alke grubuyla imzaladığı sözleşmeyi tek taraflı ve keyfi olarak feshettiği iddiaları, GSGM'nin hak ve paylarını azaltması hatta kısmen ortadan kaldırması sonucunu doğuran işlemlerde bir usulsüzlük olup olmadığı; protokollerin konusunu teşkil eden Ali Sami Yen arazisiyle ilgili mülkiyet ve taahhüt ilişkisinin ne olacağı; Seyrantepe'de inşası süren stadın açılır-kapanır çatısının iptal edildiği ve otoparkın stadın altına alındığı ve sair unsurların aydınlığa kavuşabilmesi için TOKİ bünyesinde bir inceleme başlatılması gerektiği mütalaa olunmaktadır.

Müfettişten ağır itham: Ciddiyetsizler!

Sinan Erol raporunda, GSGM eski Genel Müdürü Mehmet Atalay ve mevcut Genel Müdür Yunus Akgül'ün, kendilerine yöneltilen sorulara verdikleri cevapların tatminkar ve ikna edici olmadığını belirtti. İkilinin, metin olarak son sayfadaki ıslak imza ve fotokopiler hariç birbirinin aynı cevaplar gönderdiğini belirten başmüfettiş, "Atalay ve Akgül'ün, soruşturmayı ciddiye almadığı görülmektedir. Ali Sami Yen ve Seyrantepe arazilerinin parasal mukayesinin yapılıp yapılmadığı yönündeki somut sorumuza karşılık verilen, 'hizmetlerin yürütülmesi sırasında mali açıdan getiri-götürüsünün ne olduğu veya olacağı değil, kamu hizmetinin en iyi şekilde yürütülmesidir' şeklindeki cevap anlaşılabilir olmaktan uzak; kamu mallarının değerlendirilmesi için gereken dengeleri ciddiye almayan bir anlayıştır” dedi.

Atalay ve Akgül’ü, 'kurum çıkarlarını korumamak, tedbirsiz, kayıtsız ve ihmalkar' davranmakla suçlayan Başmüfettiş Erol, raporunda son olarak şu yorumu yaptı: "GSGM yetkilileri, Ali Sami Yen Stadyumu'nun arazisini, kendilerine hiçbir finansman külfeti getirmeyecek bir yöntemle ve sonradan TOKİ'nin deklare ettiği gibi 'arsa satışı' veya 'hasılat paylaşımı' yöntemiyle değerlendirmeye malik oldukları halde, taşınmazın değerlendirilmesi işini TOKİ'ye havale etmişlerdir. Hiçbir somut garanti ve taahhüt almadan Ali Sami Yen'i TOKİ'ye devretmiş ve TOKİ'nin elde edeceği gelir/kar miktarı kadar gelir kaybına uğramak mahiyetinde bir tasarrufa razı olmuşlardır.”

Dipnot TV