1. yüz (Toplam 1 yüz)

Salgın 2 (Hayatı Ertelemek)

İletiGönderilme zamanı: Çrş Mar 18, 2020 10:22
gönderen zafer atun
Bugün itibarı ile Türkiye’de salgından ilk ölüm vakası duyuruldu.
89 yaşında bir erkek hasta öldü. Vaka sayısı 47 den 98’e yükseldi yani katlandı.
Suçu tamamen gene yurtdışına atacağız. Zaten virüs yurtdışı kaynaklı değil mi? Biz öngörülü bir millet ve hükümet olarak gerekli önlemleri zaten almıştık.

Yurtları boşaltarak çocukları gece yarısı sokağa atıp yerlerine umreye gidip müslümanlıklarını perçinleyen 21bin vatandaştan 3bin 4binini yerleştirdik.
Diğerleri? Onlar daha önceden gelip evlerine dağıldılar. Evde hesapta karantinadalar!
Hem beyaz tulumlu adamlar devamlı ilaçlama yapmıyor mu? Cafe ve kahveler hamam, sauna, yüzme havuzlarını kapatmadık mı. Okulları tatil etmedik mi. Okullar tatil olunca 12 yaş altı çocuğu olan anneleri idari izinli saymadık mı.
Bunu fırsat bilen ailenin babası da izin patlatıp ailesini alarak tatile çıkmadı mı. Sezonundan önce tüm yazlıklar açılmadı mı.
Bankalar bile müşterilerini şube içine almayıp kapının önünde bekletip üçer beşer içeri alıp hesapta önlem almadılar mı.
E daha ne yapacağız ki. Hem genetiğimiz yüzünden virüs bizi pek etkilemeyecek dediler. Evde otur otur nereye kadar, zaten sinema, tiyatro ve eğlence merkezleri de kapalı, bir yürüyüş yapıp eşi dostu görmeyelim mi. Evde iyot gibi yalnız mı oturalım.

Ya işte böyle, yurdum insanı aynı böyle diyor. Olayın ciddiyeti ve vahametini anlamaktan halen çok uzağız. Önümüzdeki 10 gün çok şeye gebe. Çünkü virüs ülkede yayılacağı kadar yayıldı. İtalya ve İspanya’dan bir farkımız kalmayacak.
Bir farkla onlarda bir kültür ve insana saygı olayı var. Bizde bunlar hak getire.
Zaten bu olay patlak verdiğinden beri dünyada sadece bizim ülkede mallar beşe altıya fiyat olarak katladı ve karaborsa başlamadı mı. Ülke ve ülke insanı olarak gene vurdumduymazlığımızı ve boş vermişliğimizi gösterdik.
Halbuki İtalya bir Avrupa ülkesi idi ve AB’den yardım istemişti. Hiçbir ülke yardım etmedi, bari solunum cihazı gönderin dediler o da gelmedi. Çağrıları yanıtsız kaldı. Çünkü herkes kendi derdine düşmüştü. Sonra Çin’den bir uçak dolusu doktor geldi İtalya’ya ardından bir uçak daha ondan da gerekli tıbbi cihazlar ve solunum cihazları çıktı. İtalya’ya Çin elverdi. İtalyanlar minnetle Çinlilerle el ele verdiler. Sanırım Virüs çok can yakmasına karşın İtalya’da önce durağanlaşıp sonra gerilemeye başlayacak. Çünkü halk da artık olayın vahametine vardı. Ayrıca bu hastalığın en pis yanı solunum yetmezliğinden ölmekti. Yani boğuluyordunuz. Tek çare solunum cihazıydı.

Ya Türkiye, insanlar hala olayı çok büyütüyorsunuz gripten de insanlar ölüyor hatta daha fazla ölüyor noktasındalar. Yaşamlarında en küçük bir düzenleme yapmadılar. Tatile devam, gezmeye devam çok ama çok mutluyuz zaten bu yaşlıları etkiliyormuş hem bula bula beni mi bulacak diye düşünen çok ama çok büyük bir çoğunluk varken ne yaparsanız yapın netice elde edemezsiniz.

Halbuki çevremizde her ülkede salgın patladığında, İran’da insanlar onar onar ölmeye başladığında sınırları kapatıp düğmeye basabilirdik.
Tüm uçuşlar ülkeye giriş çıkışlar kapatılabilirdi. (Biz turist gelecek diyerek Aspendosu ve buradaki açık alanları ilaçladık nede olsa turist para demekti)
Her şeyi ithal eden ülkemde önlem olarak solunum cihazı ithal edebilirdik.
Alkolü bile dışarıdan ithal ediyoruz. Şimdi dezenfekte için alkol birinci eleman hadi bakalım şeker fabrikalarının şimdi önemini anladınız mı. Alkol şekerden elde edilen yan türev üründü ama bugün artık şeker fabrikaları çalışmıyor. Şekeri de alkolü de ithal ediyoruz.
Merkez bankasının olağanüstü durumlar için ayırdığı kara gün parasını da bütçe açığını kapatmak için kullandık. Şimdi para da yok. Hadi bakalım hayırlı işler.
Öyle boş konuşmakla hamasi nutuklarla iş yürümüyor. Olağanüstü durum planımız yok ya da yeni yeni yapılmaya çalışılıyor. Ama iş işten geçtikten sonra.
Devasa şehir hastaneleri yaptık bir uçtan bir uca neredeyse arabayla gidilebiliyor. Ama umrecileri yurtlara hem de toplu halde tıktık. Nasıl önleyeceğiz salgının yayılmasını? Okuyup üfleyerek mi?
O kocaman hastaneler böyle bir durumda işe yaramıyorsa ne zaman kullanılacak. Sağlıkta atama bekleyen bir dolu sağlıkçı varken neden bunları atamıyorsunuz. Memleketin imama değil sağlıkçıya, öğretmene, hastaneye ihtiyacı olduğunu ne zaman anlayacağız.
Hiv salgınında bile gizli kamera çekimlerinde biz Türk’üz bize bir şey olmaz demedik mi. Bu dramatik bir espriye dönüşmedi mi.

Millet olarak önce tedbir sonra tevekkül demeyi 21’ci yüzyılda bile öğrenemedik. Sonuçta cahilleşen toplumların ama salgınlarla, ama savaşlarla, ama boyunduruk altına girerek öyle ya da böyle yok olduğunu biliyoruz.
Bilmek bir şey ifade etmiyor önlem olarak ne yapıyoruz.
Sorulması gereken asıl soru bu.
Cahilleşen toplumlar köleleşirler…
Zafer ATUN
18/03/2020
zaferatun.wordpress.com