YAPANIN YANINA..

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

YAPANIN YANINA..

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Cmt Tem 20, 2019 14:31

YAPANIN YANINA..
‘Yapanın yanına kalmaz’ diye bir uzsözümüz var, değil mi?
Ama ‘Yapanın yanına kalıyor’ diye de bir gerçeklik var.
‘Kuram başka, eylem başka’ sözüne taş çıkartan bir gerçeklik..
Dilbilgisi açısından, modaya uysun diye, “gerçekleştirilen gerçekleştirenin yanına kalır” gibi bir tümce kuralım.
Bu saçma tümce, şimdilerde, Türkçe düşmanı, televizyoncu, yazar/çizer, konuşmacı tarafından ‘olağan’mış gibi kullanılıyor ya, benim de burada, cici gibi çatlayasım geliyor.
Bu dilbilgisi dersinden sonra, bunun ‘siyaset’teki ‘ders’ine gelelim.
Bu sabah, Deniz Baykal’ın televizyonda söylediklerini dinlerken, benim ‘siyaset’ ve ‘politika’ ayırımıma ne kadar yaklaştığını gördüm.
‘Siyaset’ diyordu Deniz Baykal, uzun zamandır ‘maneviyatı’nı yitirmiş bulunmakta.
Güzel.
Buradaki ‘maneviyat’ın, mesai saati içinde Cuma namazına gitmekle kesinlikle ilgisinin olmadığını baştan belirtelim.
Bu maneviyatın, Montesquieu’nün ‘Esprit’ dediği ve bizim ‘Yasaların Ruhu’ diye çevirdiğimiz ‘ruh’tan başkası olmadığı da açıktır.
Ve bu ‘ruh’un, çember sakallı hocanın ‘gel deyince gelen git deyince giden ruh’la bir ilgisinin olmadığını da ekleyelim.
Bu ‘ruh’un, daha doğrusu ‘esprit’nin, ‘insanın kendini aşması’na yol açan, ‘insanın insanlığa doğru ilerlemesi’ne olanak verecek, ‘zamane’ değil ama ‘zamanın ruhu’ denilebilecek bir ‘esprit’ olduğunun altını çizelim.
Yineleme olacak ama, yinelenemekte yarar var, Türkiye’de moda olarak kullanılan ‘zamanın ruhu’ teriminin ‘esprit’si de anlaşılmamış olup, her konuda olduğu gibi o da yanlış anlatılmaktadır.
Montesquie’nün, ‘yasaların ruhu’yla anlatmak istediği, belli başlı ‘hükûmet’ biçimlerinden olan Cumhuriyet, Monarşi ve Despotluk rejimlerindeki ‘yapı’ (nature) ile ‘ilke’ (principe) ayırımında yatmaktadır.
Yani hükûmet ya da ‘Devlet’lerin apaçık olarak ‘yaptıkları’, onların ‘yapı’ veya ‘doğa’larını vermektedir.
Oysa bir de, ‘yapılanlar’ın, insanlığın insanlığa doğru yürüşüne ‘katkı’ sunup sunmadığına bakılmalıdır.
Sözgelimi, ‘adalet’, ‘eşitlik’, ‘özgürlük’ ya da herhangi bir ‘ilke’, yani tam da bu anlamda bir ‘ruh’, bir ‘esprit’ taşıyıp taşımadığına bakmak gerekmektedir.
Ve yine ‘zamanın ruhu’, şimdilerde (actuel) yapılmış olanların dillendirilmesi değil ama ‘yapılması gerekenler’le ilgili olarak tasarlanan ‘ilkeler’ veya ‘ruh’ ya da ‘esprit’dir diyeceğiz.
Aksi halde ‘zamanın ruhu’ olduğu yerde kalmış olacak, sanki tarihin tekerleği dönmemiş olacaktır.
Demek ki, ‘zamanın ruhu’ varolan ya da yapılmış (gerçekleştirmek !!! ) ve yapılmakta olanlar, daha doğrusu, zamane olanlar değil, ama yapılması gerekenlerin ‘ruh’ ya da ‘esprit’si olmaktadır.
‘Ruh’ ya da ‘Esprit’sini nereden aldığı bilinen ‘hükûmet’lerin, ‘yapı’ ve ‘doğa’ları üzerine, acaba ‘demokrasi’ midir, ‘monarşi’ mi ya da ‘despotluk’ mudur üzerine ‘kafa yormak’ yerine; ki Türkiye’de ‘bilim diye yapılan’ bundan başkası değildir; bu yapılan ve yapılmakta olanların ‘ruh’, ‘esprit’ ya da ‘ilke’leri üzerine ‘kafa yormak’ gerekmektedir.
İşte Baykal’ın uzun zamandır yirtirdiğini söylediği ‘Siyasetin maneviyatı’ tam da budur.
Yoksa milletvekillerinin duaların tamamını ezberlemeleri, zekat verip hacca gitmeleri falan değildir, bu bir.
İkincisi ve Baykal’ın anlamakta zorlandığı konu; ‘Devri Sabık’ yaratma korkusudur.
Bunu da ‘doğal’ karşılamk gerekir.
Çünkü kendisi de bir ‘siyaset’çi olup, ancak zaman zaman ‘politika’ yapabilmektedir.
‘Siyasetin maneviyatını yitirmesi’nde kendi katkılarının olduğunu yadsımak mümkün müdür?
Baykal’ın sözlerini ‘hocanın dediğini yap ama yaptıkların yapma’ biçiminde değerlendirmek gerekir.
Bu yazıyı sonlandırmak için şöyle diyelim: ‘Devri sabık’ yaratmadan ‘siyaset’e ne ‘maneviyat’, ne ‘ruh’, ne ‘esprit’ ve ne de ‘ilke’ kazandırılabilir.
‘Yapanın yanına kalacak’ olduktan sonra, siyaset sadece ve yalnızca, yapma ‘fırsat’ını yakalama ‘aracı’ olmaktan öteye gidemez.
Ve kesinlikle, ‘kendini aşma’ ve adına maneviyat, ruh, esprit, ilke ya da ne denirse o olan bir ‘dinamik’ kazandırmak olan ‘politika’ya dönüşemeyecektir.
İşte ‘zamanın ruhu’ ile ‘zamane’ arasındaki fark da budur, ‘siyaset’ ile ‘politika’ arasındaki fark da bu.
Gerisi lafı güzaftır.
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1021
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x