YENİ BİR DÜNYA KURULUYOR

YENİ BİR DÜNYA KURULUYOR

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Pzt Eki 24, 2016 0:37

YENİ BİR DÜNYA KURULUYOR
İsmet Paşa’nın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni aşağılayan mektubuna karşılık olarak ABD Başkanı Johnson’a verdiği yanıtta “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır” dediği ileri sürülmektedir.
Özde, İsmet Paşa, Türkiye’nin “NATO ittifakı çerçevesinde korunması konusunda herhangi bir kuşkuya yer verilmemesini” ve eğer üye devletlerin Türkiye’nin yanında yer alıp almayacakları tartışmasına girmeleri sözkonsu olursa, bunun “hukuk”la bağdaşmayacağını vurgulamıştır.
Ve daha sonra Time Dergisi’ne yaptığı açıklamada; “Kıbrıs'taki bu haksız durum devam eder, müttefikler bizi yalnız bırakır, NATO yanımızda olmaz, anlayışsızlık hüküm sürer, Türk azınlık ezilir, bu böyle devam ederse; günün birinde Batı'nın bu savunma sistemi yıkılır, yeni şartlarla yeni bir sistem ve dünya kurulur, Türkiye de bu yeni dünya içinde yerini bulur.” demiştir.
Nitekim, o sözlerin edildiği dönemden elli yıl sonra “yeni koşullarda yeni bir dünya kurulmaya başlamış”tır. Türkiye’nin ‘orada’ yerini alıp almayacağı ise henüz ‘kesin’ olmasa da bir ‘eğilim’ olarak ortaya çıkmıştır.
Yeni Avrasya Yüzyılı
Yeni bir ‘Yüzyılın’ eşiğinde olduğumuz doğrudur ama şu çok sözü edilen ‘Avrasyacılık’ gerçekte bir ‘sistem’ midir, ‘strateji’ midir yoksa bir ‘ideoloji’ midir?

Eğer Avrasya, denildiği gibi ‘Avrupa ve Asya’dan oluşacaksa Türkiye’nin burada yer almaması sözkonusu olmayacaktır.
Ama daha önce, bu ‘Yeni Dünya’nın bir ‘sistem’ olup olamayacağına bakılmalıdır.
(Az) bilindiği üzere, herhangi bir ‘toplumsal sistem’, ‘üretim biçimi’ de denilebilir, bir maddi ‘altyapı’ ve ideolojik bir ‘üstyapı’dan oluşmakta olup, bu iki yapının ‘tutarlı’ bir ‘bütünlük’ oluşturması gerekmektedir.
Oysa Avrupa ve Asya coğrafyalarında yaşayan halkların hem alt ve hem de üst yapıları arasında ‘uyum’ şöyle dursun ‘çelişki’ bile vardır.
Tam da bu nedenle, ‘Avrasyacılık’ bugünden bir ‘sistem’ olarak değil ama bir ‘strateji’ olarak değerlendirilmelidir.
Ne var ki, başlangıçta salt ‘Avrupamerkezcilik’e karşıt olarak ortaya çıkan ‘Asyacılık’, ya da ‘Batıcılık’a karşılık ‘Doğuculuk stratejileri’, ideolojik ve ekonomik zenginlikler de kazanarak, içinde bulunduğumuz yüzyılı bir ‘Avrasya yüzyılı’ yapma yolunda önemli adımlar atmaktadır.
Deniz ve Kara Uygarlıkları
Avrupamerkezciliğin ‘Deniz yoluyla’ yaygınlaşmasına karşılık, Avrasyacılık ‘Karadan’ yaygınlaşma ‘stratejisi’ uygulamaktadır.
Gerçekten de gerek Hollanda ve ardından İngiltere (O arada Portekiz ve İspanya) hegemonyalarını hep ‘Denizaşırı’ alanlarda ve ‘Deniz yolu’yla kurmuşlardır.
Oysa Çin’in Batı’ya açılma ‘stratejisi’ olarak yeni ‘İpek yolu’nun karasal niteliği aşağıdaki haritadan kolayca izlenebilir.

Haritada mavi renkle gösterilen ‘Deniz yolu’nun ayrıntıları için de aşağıdaki haritaya yakından bakılamaldır.

Haritalara bakarken, karadan Musul Vilayeti (Musul, Kerkük, Süleymaniye kazalarıyla bugünkü Kuzey Irak Özerk Bölgesi’ne karşılık gelmektedir) ve denizden Yemen ve Somali’nin ‘jeostratejik konumları’ dikkat çekmiş olmalıdır.
İşte bugün Orta-Doğu’da yaşanmakta olan ‘Büyük Çatışma’, özde Avrasyacılık ile Avrupamerkezciliğin egemenlik çatışması olup, o arada din, mezhep ve etnik ‘sorunlar’ sadece ve yalnızca bu ‘çatışmanın sosu’nu oluşturmaktadırlar.
Geçerken bu ayracı açmamızın nedeni ise, ayağında takunya başta takke ile ‘strateji’ kurmak şöyle dursun, olup biteni anlamanın zorluğunu dile getirmek içindir.
Tam da burada Avrasyacılık ile İnanç ve Gelenek ilişkisine değinilebilir.
Önemli ideologlarından olan Alexandre Douguine’ne göre, Avrasyacılık stratejisi, Avrupamerkezciliğin ‘ekonomide liberalizm’ ideolojisi başta olmak üzere ‘liberal demokrasi’, ‘modernizm’, ‘serbest ticaret’, ‘teknoloji’, ‘maddecilik’ ve ‘soyluluk’ politikalarını temelden eleştirir. Bunlar ‘Deniz uygarlığı’nın değerleridirler.
Buna karşılık Gelenek ve İnançlar başta olmak üzere ‘tarih’, ‘aile’ ve en çok da ‘etik’ konusunda duyarlı olmak gerekmektedir ki, bu da ‘kara uygurlağının’ gerekleridirler.
Oysa takke ve takunya ideolojileri, ‘deniz uygarlığı’nın değerlerini ‘etik’ten yoksun bir biçimde uygulamakta olup yoz bir ‘kara uygarlığı’ savunuculuğu yaparlar ki, insanlık için en tehlikeli olan da budur.
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 953
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Habip Hamza ERDEM

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x