YURDUMUN EN BÜYÜK BAYRAMI BUGÜN

YURDUMUN EN BÜYÜK BAYRAMI BUGÜN

İletigönderen Feza Tiryaki » Sal Eki 30, 2018 15:06

YURDUMUN EN BÜYÜK BAYRAMI BUGÜN


Köyden çıkıp, yol üstündeki kaç küçük köyü geçtikten sonra, Kaş’a gelmeden, yıkık dökük bir marangoz işliğinde, bir de bir benzinlikte (Tormo) bayram için asılmış ilk bayrakları gördük. Oraya kadar, “Acaba bayram, önceki yıllar gibi yine iptal mi edildi? Biz günü mü şaşırdık?” deyip durduk. Ülkemizin en büyük bayramının en küçük bir izi bile yoktu yollarda, evlerde… Köylerde taşımalı sistem başlayalı okul yoktu ki bayrak görelim, eskisi gibi öğretmenlerin ışığıyla aydınlanılsın, bayram seyran bilinsin…

Tepelerden, oya gibi işli, yerleşimsiz görünümlü yemyeşil ağaçlı adaları, gökmavi denizle birleşen yeşil kıyıları seyrederek Kaş’a girdik. Yazın, festivallerde yıkılan, yollarında adım atılamayan Kaş, sakin.

Biz anacaddeden Cumhuriyet Meydanı’na hızlı hızlı inerken, suratları düşmüş, canları sıkkın bazı öğrenciler yukarıya, ters yöne doğru gidiyorlardı. Saat dokuz yirmi, yoksa bayram başlamış bitmiş mi? 30 Ağustos’ta, Demre’de, böylesini yaşamıştık. Dokuz buçuk- on sularında gittiğimizde Atatürk anıtının oraya, kimsecikler yoktu. Anıta, tenekeden, canlı çiçeksiz iki mi üç mü ne çelenk konmuş, meydan boştu. Köşedeki pastaneye sorduğum da, orada çoktan tören yapıldı, bitti, dağıldılar, dendiydi.

Sonucunda, saldırgan Yunan’ı ve arkasındaki güçleri denize döktüğümüz Büyük Taaruz’un zaferi, Zafer Bayramı’mız böyle kutlanmıştı yaz ortasında. Halk ilgisiz, bayram sönük… Binalarda, asılı bayrak ara da bul…

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na bu kez Kaş’ta katılacaktık, en azından Atatürk Anıtı’nda saygı duruşunda bulunmak, İstiklal Marşı’mızı çalarlarken birlikte söylemek, ben de buradayım, Cumhuriyet’in bireyiyim, yetiştirdiklerinden biriyim, Cumhuriyet sahipsiz değil, gözbebeğim, demek için orada olmalıydık.

Hava nasıl da güzeldi. Yaz günü gibi, sıcacık ama terletmiyor, bunaltmıyor. Kaç kez anlatmışımdır, bilmeyenlere diyeyim: Kaş Meydanı, denizin kıyısından başlıyor, limanda. Meydanın çevresinde eski, korunmuş alçacık iki katlı yapılar, geride, ağaçların ötesinde, dimdik yükselen yemyeşil dağ sırası…

Günümüzden sanki bir yüz yıl öncesine gidiveriyoruz. Çevreyi korumak, geçmişi izleriyle geleceğe taşımak, yeni kuşaklara bir armağan… Bizler için de, geçmişi yeniden yaşamak, zamanda kaybolmak demek bu…

Bayram başlamamış. Atatürk Anıtı’na yakın, üstte gerili ipte, iki büyükçe bayrak asılı, biri Atatürk’lü. Törene katılan öğrenciler anıt çevresinde. Bayrak taşıyanlar yanda, halk, alçacık yapıların balkonlarında, önünde, parkın yanında ayakta, sandalyelerde oturanların gerisinde yine ayakta duranlar…

Bir yer bulup, sağa sola bakınırken; takım elbiseli, güzel giyimli, traşlı (Artık ortalık sakallıdan geçilmiyor, Cumhuriyet’in yüzlerini özlemişiz.), gençten biri (sunucu, öğretmen) bayramı başlatıyor:

“Selam olsun sınır boylarında bekleyenlere / Selam olsun bize Cumhuriyeti hediye edenlere / Binlerce selam olsun Mustafa Kemal’e…”(Reşat Karabağ)

Kaymakamım… diye başlayarak önem sırasıyla meydandaki topluluğa sesleniyor: “Hepiniz hoş geldiniz!” Ardından programı açıklıyor. Devlet temsilcileri (Kaymakam, Garnizon Komutanı, Belediye Başkanı) öğrencilerin, halkın bayramını birlikte meydanda dolanarak kutluyorlar.

Saygı duruşuyla başlıyor bayram, ardından İstiklal Marşı. Bunu gördük, duyduk, birlikte de söyledik ya… Gel de gözyaşlarını tut…

Şiirsel sözlerle, şiirlerden alıntılarla bayram sunumu sürüyor:

“Durmadan dalgalan şanlı bayrağım / Yurdumun en büyük bayramı bugün / Ufuklar gül açsın, gülsün toprağım, / Yurdumun en büyük bayramı bugün.” (Uluğ Turanlıoğlu)

Tam bu anda, denizdeki gemiler, onlarcası birlikte, sirenlerini öttürüyorlar, dakikalarca süren bir düdüklü kutlama… Bir benzeri zor gürülür böyle karadan denizden ortak bayram kutlamanın. Daha sonra, çocuklar marşlar okurken de, denizden, Atatürk resimleri, Türk bayraklarıyla baştan aşağı donatılmış, bayraksız tek bir açık yeri bırakılmamış bir kocaman gemi sirenlerini öttürerek limana yanaştı, yavaş yavaş dolandı önümüzde. Görüntü, çok görkemliydi, etkileyiciydi…

Sunucu, her arada, şiirlerden bölümler okumayı sürdürüyor:

“Hani bulutlu gökte birden şimşek çakar ya!/ O zifiri karanlık birden aydınlanır ya! / Hani kurak bir yazda, birden yağmur yağar ya! / İşte öyle bir günde kuruldu Cumhuriyet!” (Kasım Kaplan)

Kaymakam’ın konuşması bilgilendirici, kısa. Atatürk’ün:

“Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz!” sözünden hemen sonra, “En son halkımız, 15 Temmuz hain darbe girişimi karşısında Kurtuluş Savaşındaki kararlılığını göstermiş, öyle mücadele etmiştir…” demesine pek şaşırmadık. Artık böyle. Emir demiri kesiyor…

Atatürk’ün özlü sözü, “Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklâli yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlatlarından ibarettir. Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.” denildikten sonra yeniden bayramımız kutlandı:

“Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun!”

Burada sunucudan yine coşturan dizeler:

“Rengini kanımdan alan bayrağım. / Ata’mdan yadigâr kalan bayrağım. / Gözüme, gönlüme dolan bayrağım. / Selam sana hâlden, maziden selam, /Sayısız şehitten, gaziden selam…” (Oğuz Öcal)

İlk kez bu bayramda tanık oluyorum, daha önceden böyle bir uygulama var mıydı, bilmem. Altı gün önceden yayınlanan bayram duyurusunda da olmayan bir şey gerçekleşiyor. Belki de her yerde aynı şey oluyor bugün:

Cumhurbaşkanı mesajı okunuyor.

“Aziz milletim!” diye başlayan, “Cumhuriyet Bayramını tebrik ediyorum” diye süren.

“Bin yıllık vatanımız Anadolu toprakları…” (Nasıl, bin yıllık mı? En az on bin yıllık olduğu, Türklerin burada tarihten beri var oldukları tarihçilerce belgelenmedi miydi?)

Konuşmanın bir yerinde: “ … İstanbul Yeni Hava Limanı bu ışıklardan biridir…”

“2023, hediyelerimizle taçlandırılacak…” “Ülkemiz dünyanın 17. Ekonomisi olduğu halde insani yardımda bir numara…” Konuşmanın sonu yine bir kere daha “Tebrik ediyorum…”

Sunucu bu dizelerden sonra şiir okuyacak öğrenciyi çağırıyor:

“Bu öyle bir ışık ki bir daha sönmeyecek, / Bu yola baş koyanlar, geriye dönmeyecek./ İlelebet sürecek, bu sevda dinmeyecek / Bir “Deha”nın peşinde kuruldu Cumhuriyet.”

Liseli kız öğrencinin okuduğu şiir, eskinin en güzel şiirlerinden biri, Ömer Bedrettin Uşaklı’dan:

“Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti, / Zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti…”

Yine liseli Beyza, “29 Ekim’in Sırrı” adlı kısa bir açıklama okudu. “Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim’de Cumhuriyeti ilan etmesinin sırrı var, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’ni (Ateşkes) unutmadı Atatürk!” diyerek sözlerini şöyle bağladı:

“Sağ ol Atam!
Var ol kahraman Türk Milleti!
Yaşasın Cumhuriyet!”

“Cumhuriyet destanımızdır, şiirimizdir, onu yaşatmak yükseltmek görevimizdir.” Sunucunun bu sözlerinden sonra yine aynı liseden bir kız öğrenci “Cumhuriyet “şiiri okudu:

“Ay yıldızlı bayrağım, / Semaları donatmış./ Bugün bayram var diye,/ Şafak erkenden atmış.” (İ. Hakkı Talas)

Burada, Atatürk İlköğretim Okulu öğrencilerinden folklor gösterisi izleneceği duyuruldu, daha önce ise Müzik öğretmeni eşliğinde gitarlarıyla gelen çocuklar iki parça çaldılar, öğretmenleri etraflarında dolanarak parçaları halkla birlikte okuttu. Dağ Başını Duman Almış’a katılım çoktu ama “Hayat Bayram Olsa” adlı eski pop parçasına pek katılınmadı…

Halk oyunu (yöresel giyimli), erkek çocukların, sonra oyuna katılan kızların oyunları ilgiyle, coşkuyla izlendi. Son oyunları, bakınız sözlerin güzelliğine: “Tahtalıkta kalbur var, a kuzum a canım. Ak çuvalda bulgur var, al da gel al da gel. Oğlan girdi bahçeye a kuzum a canım. Yağlığında lokum var, al da gel al da gel.”

Sunucu, yeniden bayram şiirlerine döndü:

“Ağaçlar bezensin, dallar süslensin. / Bahçeler donansın, güller süslensin./ Ata’nın açtığı yollar süslensin. / Yurdumun en büyük bayramı bugün.”

Atatürk Ortaokulu’ndan Büşra’nın;

“ Kahraman Atatürk’ten / Armağansın sen bize.” diye başladığı şiirinin (İ. Hakkı Sunat) sonu, Cumhuriyet’i korumaya ant içmekle bitiyordu:

“Korumaya ant içtim / Seni, nabzım vurdukça./ Başımızın tacısın, / Var ol, dünya durdukça.”

Törenin burasındaki küçük konsere ne demeli? Öyle güzeldi ki, ne denilse yetmez. Çocuklar, kırmızıya beyaz, ay yıldızlı gömlekli, siyah pantolonlu, müzik öğretmenleri karşılarında, sarı saçları omuzlarına dökülü, çağdaş görünümlü genç bir kadın öğretmen. Neler söylemediler neler… Eskiden her bayram radyolarımızı, televizyonlarımızı inleten, meydanlarda, statlarda çalınan marşlarımız. Askerlerimizden duymaya alıştığımız, göz yaşartan coşkun tınılar:

“Yürü, bu yol şeref zafer yolu. / Durma yürü, haydi hep ileri!”
https://www.youtube.com/watch?v=U-fTzMO-1vk
Dağ Başını Duman Almış (Gençlik Marşı)
https://www.youtube.com/watch?v=GNPl0-4tVjg
Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa (İzmir’in Dağlarında)
https://www.youtube.com/watch?v=pgHmlmzhfgk
Onuncu Yıl Marşı
https://www.youtube.com/watch?v=Pt2WsB2Y0_w

Bayramın geçit töreni başlamadan önceki “bitiş dizelerini” tok sesiyle okudu sunucu öğretmenimiz:

“Kan akıttık can verdik, öyle kavuştuk sana / Adın bile veriyor bahtiyarlık insana / Seviyoruz biz seni canımızdan ileri /Atamıza söz verdik, dönmeyeceğiz geri!”

*
“Eğer birgün uğruna gerekirse canımız / Damarımızda saklıdır, senin için kanımız / Yaşamak için ölmek davasıdır hürriyet / Yüz binlerce şehidin adıdır Cumhuriyet…”
(İ. Hakkı Kaytanlı)

Geçit törenini ayakta alkışlayarak izledik. Ne güzel öğretmenlerdi onlar, ne güzel öğrencilerdi, gençlerdi…

Hele okul bandolarından sonra davul zurnalı yöre ekibi… Sırmalı cepkenlerini, şayaklarını giymişler, başları yörük bezleriyle sarılı beş kişilik ekip. Birine başlık bulunamamış olmalı, beyaz kasket takmış. Her yaştan çalgıcı bir arada. Saçları ağarmıştan, yeni yetişen erişkine. Ne çaldılar ne çaldılar, yürüyerek meydandan ayrılırlarken, cadde boyu giderlerken… Çocuklar peşlerinde…

İşte bayram buydu! Davul zurnasız ulusal şenlik olur muydu?

Arkalarından ayrılamadık, çocukluğumuza döndük, zamanı Kaş’ta durdurduk!..

Akşama fener alaylı kutlaması var Kaş’ın. Duyuruları yok, duvarlarda yazılı değil ama Kaş yöresinde yaşayanlar, geleneksel Cumhuriyet yürüyüşünü, saatler süren gece kutlamalarını çok iyi biliyorlar.

Genç öğretmenimiz, başlatırken töreni, doğruyu demiş. Bir kez daha öğrendik bugün:

“Yurdumuzun en büyük bayramı bugün!”

“Tarihe sığmayan şanlar Türk’ündür./ Ölümden korkmayan canlar Türk’ündür./ Bayrağa renk veren kanlar Türk’ündür,/ Yurdumun en büyük bayramı bugün.
*
Ata’mız her zaman kalbimizde hız / Ülkümüz uğrunda ölmek ahtımız,/ Şölenler kurulsun, içilsin kımız,/ Yurdumun en büyük bayramı bugün.
*
Kanını toprağa katanımız var, / Bayrağın altında yatanımız var,/ Destanlar kaynağı vatanımız var,/ Yurdumun en büyük bayramı bugün…”


Feza Tiryaki, 29 Ekim 2018
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 729
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Re: YURDUMUN EN BÜYÜK BAYRAMI BUGÜN

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Sal Eki 30, 2018 18:04

Muhteşem bir yazı. Çok değerli yazarı sayın Feza TİRYAKİ'ye en yürekten tebrikler, teşekkürler ve en iyi dileklerle bu ulu ve kutsal ulusal ve toplumsal bayrama bir ithaf da ben Gönül'den :

TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE BUGÜN 29 EKİM ATEŞLERİ YANIYOR

Türkiye’nin her yerinde bugün 29 EKİM ateşleri yanıyor.
Yani herkes ulu ve en ulusal demokratik devrimi anıyor.

Yaşasın en ulusal ve en toplumsal 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mız.
Yaşasın O’nu bize armağan etmiş olan ATA’mız ve kahramanlarımız.
Yaşasın O’nu ve onları en haklı bir gururla kutlayanlar.
Yaşasın O’nu ve onları en derin bir onurla kutsayanlar.

Kahrolsun O’nun ve onların tüm açık ve gizli iç ve dış düşmanları.
Kahrolsun O’nu ve onları yok saymaya yeltenen BOP hayranları.
Kahrolsun O’na ve onlara el, dil ve bel uzatan o SEVR hortlakları.
Kahrolsun O’na ve onlara iftira ve küfür eden tüm kılıç artıkları.

Yaşasın Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’e ebedi rahmet, minnet ve hasret.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm düşmanlarına sonsuz lanet ve nefret.

Gönül Pınar Atacı, 29.EKİM.2018
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 326
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02

Re: YURDUMUN EN BÜYÜK BAYRAMI BUGÜN

İletigönderen Feza Tiryaki » Sal Eki 30, 2018 18:37

Gönül Hanım, çok teşekkür ederim güzel sözlerinize, yazım alışılmadık bir yazıydı, eski bayramlarımızın bir benzerini günümüzde eskiyi koruyan küçük bir ilçede duygulanarak yaşadığım için başkalarına da aynı duyguları yaşatmak istedim. Marşlarımız dinlensin, anneler babalar çocuklarına dinletsinler, şiirlerimiz okunsun, bu bayramı nasıl kutlardık yeniden anımsanılsın istedim. Beni yüreklendirdiniz, sağ olun. Katkınız, özgün dizeleriniz için de ayrıca teşekkürler...
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 729
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Re: YURDUMUN EN BÜYÜK BAYRAMI BUGÜN

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Prş Kas 01, 2018 13:46

Çok değerli ve sevgili Feza TİRYAKİ'e de benden özel teşekkürler, selamlar, sevgiler, saygılar, yeni başarılar ve en iyi dilekler.
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 326
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02


Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x