Yüz Yıllık Yanlışlık / Cengiz ÖZAKINCI

Araştırmacı - Yazar

Yüz Yıllık Yanlışlık / Cengiz ÖZAKINCI

İletigönderen Balasagun » Cum Eki 30, 2015 9:51

YÜZ YILLIK YANLIŞLIK
Atatürk, Birdwood, Harington ve Çanakkale 1915



Resim
“Yüzyıllık Yalnızlık” Marquez’in bir romanı; benim anlatacağım “yalnızlık” değil, “yanlışlık”; ancak bu “yanlışlık” romanlara taş çıkartacak türden.


Önce 50 yıl geriye gidelim. Sadi Borak’ın 10 Kasım 1964 günlü Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan, “Çanakkale Olayları Arasında: Mustafa Kemal ve Birdwood” başlıklı yazısını okuyalım:

Anzak (A.N.Z.A.C.) kolordusunun Komutanı General Birdwood 1915’te Arıburnu’nda, aynı yılın Ağustos’unda yine o bölge ile Conkbayırı’nda Mustafa Kemal’e karşı savaşmış ve mağlûp olmuştur. Bu General, Mütarekede Pera Palas Otelinde Mustafa Kemal ile dikkate değer bir konuşma yapmıştır. Doktor Râsim Ferit (Talay)’ın Hikmet Bayur’a anlattığına göre olay şöyle geçmiştir: General Birdwood, İstanbul İşgal Komutanı [1]  olarak karargâhiyle Perapalas Oteline yerleşir. Çanakkale’den dönmüş [2]  olan Mustafa Kemal de aynı oteldedir. Bir gün, Birdwood’un refakat subayı sporcu Sedat Rıza Bey, Dr. Râsim Ferit Bey’e müracaat ederek ‘Birdwood’un Mustafa Kemal’le görüşmek istediğini, bu görüşmenin sağlanması için aracılık etmesini’ rica eder. Doktor, General’in hu arzusunu Mustafa Kemal’e bildirir, o da: “Gelsin.” der.

İngiliz Generali son derece saygılı davranır ve birkaç nezaket sözünden sonra aralarında şöyle bir konuşma geçer:

Resim“Ekselans, bizi nasıl yendiniz?”

Mustafa Kemal: “Sizin de, bizim de tarih ceridelerimiz var: tarih yazar.”

Birdwood: “Sizin ağzınızdan öğrenmek istiyorum.”

Bunun üzerine Mustafa Kemal, Dr. Râsim Ferit Talay’dan kâğıt ve kalem ister. O da bir reçete kâğıdı ile altın kurşun kalemini verir. Mustafa Kemal bir kroki çizer ve onu göstererek söyle der:

“Şu tarihte karaya çıktınız; filânca saate kadar siz şu, biz bu durumda idik. Her şey lehinizde idi. Neden şu çizgide durdunuz, ilerlemediniz?”

“Askerlerimiz çok yorulmuştu.” Bundan sonra Conkbayırı’nın krokisini çizen Mustafa Kemal:

“Siz filân gün şu istikamette hareket ettiniz ve şu durumu aldınız. Niçin ilerlemediniz?”

Birdwood: “Biz ilerledikçe arkadan su yetişmedi. Askerimiz susuz kaldı ve durdu.”

“Görüyorsunuz ki ben bir şey yapmadım; önce yorgunluk, sonra susuzluk ordunuzu durdurdu.

Ayağa kalkan Birdwood:

“Sizin gibi kahraman ve ulüvvu cenap sahihi bir General tanımadım” der. İki General kalkar, kucaklaşır ve sonra otururlar. Giderken Birdwood:

“Müsaade ederseniz,” der; “bu kâğıtla bu kalemi hâtıra olarak saklayayım” Ve saklar.


* * *

Eğer bu konuşma gerçekse; demek ki Çanakkale’de işgalci orduları yenilgiye uğratan, Mehmetçiklerimiz değildi; dahası, Atatürk de orada bir komutan olarak işgalcileri yenilgiye uğratacak bir şey yapmamıştı; işgalciler, yorgunluk ve susuzluk sonucu yenilmişlerdi; üstelik de bunu Atatürk kendi ağzıyla söylüyordu.

ResimResim

Sadi Borak, bu anlatıyı, Yusuf Hikmet Bayur’un tam bir yıl önce 10 Kasım 1963’te yayımlanan “Atatürk - Hayatı ve Eseri” adlı kitabından aktarmıştı. Bayur, Atatürk döneminde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Büyük Elçilik, Bakanlık, Milletvekilliği gibi önemli görevlerde bulunmuş; Atatürk’ten sonra Menderes’in Demokrat Partisi’nden milletvekili olmuş; 27 Mayıs döneminde Yassıada’da yargılanıp 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. “Tarih Profesörü”ydü; profesörlüğü sıradan bir profesörlük olmayıp “Profesörlerin Profesörü” anlamına gelen “Ordinaryüs Profesör”lüktü. Bu kitabı da 1963 affıyla hapisten çıktıktan sonra Atatürk’ün ölüm yıldönümüne denk getirilerek, 10 Kasım 1963 günü yayınlanmıştı.

Mustafa Kemal-Birdwood anlatısı, o günden bugüne, 50 yıl boyunca başka yazarların kitaplarında, makalelerinde, köşe yazılarında Bayur kaynak gösterilerek aktarılacak ve okullarda, tarih derslerinde öğretilecekti. Sadi Borak bu anlatıyı çok beğenmiş olmalı ki, ilk yazısından 16 yıl sonra 25 Nisan 1980 günü, işgal güçlerinin Gelibolu’ya çıktıkları günün yıldönümüne denk getirerek, Cumhuriyet gazetesinde bir kez daha yayımladı. 1983’te “Ata ve İstanbul” kitabında yine yayımladı. Kurmaca “Mustafa Kemal-Birdwood” görüşmesi, 1983’te Türk Tarih Kurumu’nca yayımlanan U. Kocatürk’ün “Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi” kitabında “gerçek olgu” gibi gösterildikten sonra; süreç içinde başka kitaplara aktarılarak yayılacaktı. [3] 

Oysa, Birdwood ile Mustafa Kemal hiç görüşmemişlerdi.

Bu gerçeği ilk kez Sn. Sermet Atacanlı, ilk basımı 2006’da yapılan “Atatürk ve Çanakkale’nin Komutanları” adlı kitabında ortaya koydu. Kitabın “İstanbul’da Yapıldığı Söylenen Atatürk-Birdwood Görüşmesi İle İlgili Bir Düzeltme” başlıklı bölümünde: “Bu anlatımda bir yanlışlık vardır.” diyordu Sn. Atacanlı; “Zira Birdwood o tarihte İstanbul’da değil, Batı Cephesinde Almanlara karşı savaşan kuvvetlerin başındadır. Bu hususu ayrıntılı bir biçimde kaleme almış olduğu otobiyografisinde de görmek mümkündür, İstanbul’a ilk gelişi ise, hem kendi anılarında yazıldığı üzere, hem de ziyareti sırasında Türk basınında yer alan ve metni ileride verilecek demeçten anlaşılacağı gibi, çok sonra, 1935 yılındadır. Bu görüşmeyle ilgili olarak ya Hikmet Bayur’un, ya da Dr. Rasim Ferit’in Birdwood’u muhtemelen Müttefik İşgal Kuvvetleri Komutanı İngiliz General Charles Harington ile karıştırmış olabilecekleri akla gelmektedir.”

* * *

Peki, Bayur’un kitabında bu konuşma Birdwood ile değil de Harington ile Atatürk arasında gösterilseydi; işgal orduları Çanakkale’de Mehmetçiğe değil de susuzluğa ve yorgunluğa yenildi diyen o sözler Atatürk’e ait denebilecek midir?

Birdwood ile Harington’u karıştırmış olabilecekleri düşünülen kişilerin, Atatürk’ün sözlerini de eksik ya da yanlış aktarmış olabilecekleri, niçin akla gelmiyor? 1918’de Pera Palas’ta Atatürk Harington Konuşması nasıl muhtemel görülebiliyor?

Resim [4] ResimResim

Usumuzu kurcalayan bu soruların yanıtları şöyle:

Hasan İzzettin Dinamo, 1966’da yayımlanan “Kutsal İsyan” adlı romanında, bir Mustafa Kemal - Harington Karşılaşması uydurmuştur. Romana göre, Mustafa Kemal 1918’de Pera Palas’ta kaldığı günlerde, otelin lokantasında yemeğini yemiş, ilerideki masada oturan Harington, ona garsonla haber göndererek, kahve içmek üzere kendi masasına çağırmış; Mustafa Kemal garsona, ben ev sahibiyim, o konuk, o benim masama gelsin, diyerek Harington’un davetini reddetmiş. Yayımlandığı 1966’dan bu yana “romanı gerçek sanan”(!) pek çok yazar, Mustafa Kemal’in 1918’de Pera Palas’ta İşgal Kuvvetleri Komutanı Harington’la karşılaştığını ve onu işte böyle terslediğini yazmıştır. [5] 

Atatürk, Bayur’un kitabında aktardığı konuşmayı, Sn. Atacanlı’nın hiç karşılaşmadıklarını saptadığı Birdvvood’la yapmış olamaz; ancak madem ki pek çok yazar, Atatürk’ün Pera Palas’ta Harington ile karşılaştığını yazmaktadır; öyleyse Atatürk’ün o konuşmayı Birdvvood ile değil de Harington ile yapmış olduğu ileri sürülebilecektir. Ancak, bunun iki güçlü engeli vardır.

ResimBirincisi: dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Sn. Mete Akyol, 24.05.1981 - 06.06.1981 tarihleri arasında, Milliyet gazetesinde, Atatürk’ün manevi oğlu Abdurrahim Tuncak’la yaptığı uzun söyleşiyi yayımlamıştır.

Bu söyleşide, Atatürk’ün 1918’de Pera Palas’ta kaldığı günlerde, arada bir annesinin, kızkardeşinin ve kendisinin bulunduğu eve de uğradığını belirten Tuncak, Pera Palas’ta diğer masadaki İngiliz subayların Atatürk’ü garson aracılığıyla kahve içmek üzere masalarına davet ettiklerini; buna karşılık, garsona; “onlar bu ülkede misafir, ev sahibi benim, onlar gelsin benim kahvemi içsinler” diyen Atatürk’ün, başından geçen bu olayı evde gülerek anlattığını söylemiştir. Atatürk’ün olayı anlatırken, İşgal Kuvvetleri Komutanı Harington’dan söz etmediği görülmektedir. Olaya Harington adını sokan, “Kutsal İsyan” yazarı H. İ. Dinamo’dur.

İkincisi: Atatürk’ün 1918’de Pera Palas’ta Harington ile karşılaşmış olması olanaksızdır. Harington’un 1940’ta İngiltere’de yayımlanan otobiyografisini [1]  [6]  okudum ve yazdıklarını, İngiliz “The Times” gazetesinin 1915-1923 yıllan arasında yayımladığı Harington haberleriyle karşılaştırdım. Sonuç: Harington, Çanakkale Savaşı’nda yoktur. 2 Kasım 1920’ye dek İngiltere’dedir. [7] 

İngiltere’de iken işgal Güçleri Komutanı olarak atanmış ve İstanbul’a, 8 Kasım 1920 günü ulaşmıştır. [8]  Daha önceden İstanbul’da kendisi için hazırlanmış olan Krupp Acentası’na ait Huber Köşküne yerleşmiştir; yani Pera Palas otelinde kalmamıştır. [9]  2 Ekim 1923 günü Londra’ya dönmek üzere İstanbul’dan ayrılmıştır. [10] 

Atatürk ile Birdwood hiç karşılaşmadıkları gibi; Atatürk ile Harington da yaşamları boyunca hiç bir zaman biraraya gelip karşılıklı konuşmamışlardır.


Atatürk, o gelmeden önce, 16 Mayıs 1919 günü İstanbul’dan Anadolu’ya geçmiş ve o İstanbul’dan ayrıldıktan çok sonra İstanbul’a gelmiştir; ikisi hiç bir zaman aynı tarihlerde İstanbul’da bulunmamışlardır. Tıpkı Sn. Atacanlı’nın çok önemli ve değerli kitaplarında, çok doğru olarak saptadığı üzere, Atatürk ile Birdvvood hiç karşılaşmadıkları gibi; Atatürk ile Harington da -belgelerle saptadığımız üzere- yaşamları boyunca hiç bir zaman biraraya gelip karşılıklı konuşmamışlardır. Dolayısıyla, Çanakkale Savaşı’nda işgal ordusu “yorgunluğa ve susuzluğa yenildi” gibi sözler, Atatürk tarafından, Birdvvood’a söylenmiş olamayacağı gibi; Harington’a da söylenmiş olamaz.

İşgal ordusunun Çanakkale Kara Savaşları’nda yenilgi sürecini başlatan an; ilk gün -yani çıkartma birliklerinin mataraları, kendilerine iki gün yetecek suyla dolu iken- onların Gelibolu Yarımadası’ndaki su kaynaklarına doğru hızla ilerleyişlerinin, Atatürk tarafından süngü hücumuyla durdurulduğu; ve ardından çıktıkları sahile geri püskürtülecekleri andır. Atatürk bunu “kazandığımız an, bu andır” sözleriyle vurgulamıştır. Eğer işgalci birlikler, Atatürk tarafından, ilk gün ve tam o anda durdurulmuş olmasalardı, onlar daha ilk günden su kaynaklarının bulunduğu yerleri ellerine geçirmiş olacaklardı. İşgal ordusu, evet su sorunu yaşadı; ancak bu, çıkartmanın ilk gününde, karşılarına onların nereye çıkartma yapacaklarını önceden kestiren ve su kaynaklarına doğru ilerleyişlerini tam zamanında durduran bir askerin: Atatürk’ün çıkmış olması nedeniyledir. İşgalci devletlerin savaş raporlarında ve İngiliz Savaş Bakanı Churchill’in kitabında, Atatürk’ü “Kaderin Adamı” olarak nitelemesi; bu nedenledir.

25 Nisan 1915 sabahı Gelibolu Yarımadası’na çıkan Anzak askerlerinin yenilgisine neden arayanların azımsanmayacak bir bölümü, bu sonucu İngiliz komutanların beceriksizliğine bağlamakta; kimi tarihçiler de Anzakları “eşeklerin önderlik ettiği arslanlar” sözleriyle övmektedir. Bu benzetide, İngiliz komutanlar “eşek”, Anzak askerleri “arslan” oluyor. Oysa Çanakkale’de ne İngiliz komutanlar “eşek”, ne de Anzaklar “arslan”dı; yalnızca karşılarına “Kaderin Adamı” (Atatürk) ve yurdunu kanının son damlasına dek savunan göğsü iman dolu arslan Mehmetçikler dikilmişti; hepsi bu...

Tarihçi Yusuf Hikmet Bayur’un 1963’te yayınladığı Mustafa Kemal - Birdwood diyalogu, İngilizleri Anzakların suçlamalarından aklamaya ve Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’ndaki başarısını -kendi ağzından çıkmış gibi sunulan sözlerle- yok saydırmaya yönelik bir Psikolojik Savaş aracı olarak kullanılıyor.

Tarihin bir Psikolojik Savaş aracı olarak kullanılması; “dünyanın en eski mesleği” denli eskidir. Tek avuntumuz, propaganda aracı olmaktan sakınan dürüst tarihçilerin -sayıları azalmış olsa da- varlığıdır.

Dipçe:
 [1]  General Birdwood, hiç bir zaman İstanbul işgal Kuvvetleri Komutanı olmadı.
 [2]  Mustafa Kemal, 1918 yılında İstanbul’a Çanakkale’den dönmüş değil, Adana’dan gelmiştir.
 [3]  Birdwood-Mustafa Kemal görüşmesini “gerçek” olarak gösteren kitaplardan örnekler: Yusuf Hikmet Bayur, “Atatürk - Hayatı ve Eseri”, 1963, s.230-231. / Die Welt des Islams, 1964, 9-10. ciltler, s. 106. (Bayur’u kaynak göstererek.) / Sadi Borak, 10.11.1964 Cumhuriyet gazetesi. / Sadi Borak, “Bilinmeyen Yönleriyle Atatürk”, 1966, s.29. / Sadi Borak. 25.04.1981, Cumhuriyet gazetesi. / Utkan Kocatürk, “Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Kronolojisi”, 1983, s.8 [Kaynağı: 16 Kasım 1918 : Atatürk’ün Pera Palas’ta Çanakkale savaşlarına katılmış olan İngiliz Generali William Birdwood ile görüşmesi (Sadi Borak, “Ata ve İstanbul”, 1983., s.88-89)] / Jak Deleon, “İstanbul’un Yaşayan Tadı”, 1989, s.19 / Alev Coşkun, “Samsundan Önce Bilinmeyen 6 Ay”, 2008, s. 58 (Birdwood olmayabilir, Harrington olabilir, adını belirtmeyeceğiz, kaydıyla) / Erol Mütercimler, “Fikrimizin Rehberi”, 2008, s. 439, 440. - 2014, s.462.4.
 [4]  Sermet Atacanlı, “Atatürk ve Çanakkale’nin Komutanları”, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Şubat 2015, s.320.
 [5]  Harington - Mustafa Kemal karşılaşmasını “gerçek” olarak gösteren kitaplardan örnekler: Hasan İzzettin Dinamo, “Kutsal İsyan” Ocak 1966, c.l, s.206. [Şemsi Belli’nin “Makbule Atadan Anlatıyor: Ağabeyim Mustafa Kemal” adlı kitabında (Selis Kitaplar y., 2005) Abdurrahim Tunçak’ın 2 Mart 1956 günlü Dün ve Bugün dergisinde (sayı 18, s.23-25) “Atatürk’ün de Makbule Hanımın da Manevi Evladıyım” başlıklı bir söyleşisinin yayımlandığı belirtilmektedir, (a.g.e-s. 63, dn.20) / Celal Bayar, “Ben de Yazdım”, 1972, c.8, s.2549-2550. / Şevket Süreyya Aydemir, “Tek Adam”, 1974, c.l, s.357. / Jak Deleon, “Eski İstanbul’un Yaşayan Tadı”, 1989, s. 18. / Şerafettin Turan, “Mustafa Kemal Atatürk: Kendine Özgü Bir Yaşam ve Kişilik”, 2004., s. 171. (“bir kaynağa göre”, kaydıyla.) / Erol Mütercimler, “Bu Vatan Böyle Kurtuldu”, 2005., s. 173. / Erol Mütercimler, “Fikrimizin Rehberi”, 2008, s. 439. (2014, s.461-462.)
 [6]  General Sir Charles Harington. “Tim Harington Looks Back”, John Murrey, 1940. (Bkz: Appendix 1, s.81., 83., 86., 100.,101.) The Times, 03.11.1920.
 [7]  The Times.
 [8]  10.11.1920. The Times.
 [9]  03.11.1920.
 [10]  The Times, 12.10.1923


Cengiz ÖZAKINCI, “Bütün Dünya”, Eylül 2015
cengizozakinci@butundunya.com.tr
PDF
“Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki aslî cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin”
Kullanıcı küçük betizi
Balasagun
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 3524
Kayıt: Cum Eki 17, 2008 13:18

Şu dizine dön: Cengiz ÖZAKINCI

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x