Küresel taşeronluk / Rifat SERDAROĞLU PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 20 Kasım 2011 09:29 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 3232 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Paylaş

Yabancı basını takip edenler bu sıralar Türkiye’den “sub-contractor” yani “Küresel Taşeron” olarak bahsedildiğini üzülerek görmektedirler. Yabancı basını, Türkiye’deki gibi kontrol etmek mümkün olmadığı için bu deyiş, Türkiye tarafından sadece reddedilmektedir.

Davudoğullarından Dışişleri Bakanı Ahmet Bey; “Hangi ülke ne düşünürse düşünsün, iddialı söylüyorum, Türkiye’nin geliştirdiği her politika Ankara damgalıdır, Ankara imzalıdır” diye açıklama yapmak zorunda kaldı.

Türk Dış Politikasının üstüne böyle bir leke düştüğünün dış basın tarafından iddia edilmesi dahi, ülkesini seven herkesi rahatsız eder, etmelidir de.

Libya da başlayan, Mısır da devam eden ve halen Suriye de kurgulanmakta olan zik-zaglara bakınca, AKP’nin uyguladığı dış politikaların Ankara kaynaklı değil, Başbakan Erdoğan’ın eşbaşkanı olduğu Büyük Ortadoğu Projesinin sahibi Washington kaynaklı olduğu çok net görülmektedir…

Suriye’deki baskıcı Baas Rejimi elbette ki günün birinde yıkılacaktır.

Fakat bu yıkımın taşeronluğunu niçin biz yükleniyoruz? Haydi diyelim ki, kendi ülkemizde ki “İnsan Hakları” problemini hallettik ve tüm dünyada insan hakları savunuculuğu rolünü üstlendik. Tamam da, niçin yalnız Suriye? Niçin Suudi Arabistan değil? Niçin Yemen deki insan katliamını görmezden geliyoruz? Diğer Arap ülkelerindeki insan hakları ihlallerini niçin dillendirmiyoruz?

Kimse kendini kandırmasın. Yapılmak istenen tıpkı Irakta, Tunus’ta, Libya’da, Mısır’da olduğu gibi Suriye’de de Amerika’nın emrine girecek bir yönetim oluşturmaktır.

Suriye ziyaretini yeni tamamlayan Gazeteci Rıza Zelyut bakın neler yazıyor;

“Suriye’ye gidip bu ülkeyi inceleyen birisi olarak rahatça söylüyorum ki; Bugünkü Suriye, ARAP Ülkeleri içinde en demokratik ve en çağdaş ülkedir. Halkın büyük bölümü de tamamen Sünnileşmiş olan ve ülkenin zenginliğini de Sünni kesime sunan Beşşar Esad’ı desteklemektedir.

Lakin Esad, İsrail ile anlaşma yapmaya yanaşmamaktadır. Bu da Ortadoğu’ya yönelik ABD planlarını zora sokmaktadır. Bu yüzden Esad’ı devirip yerine Amerikancı bir iktidar getirmek istiyorlar. Bunun için de Hama-Humus hattında etkili olan gerici “Müslüman Kardeşler” örgütünü kullanıyorlar. Bu örgüte Suudi Arabistan’a hakim olan Vehhabi Kralı, muazzam yardım yapıyor. Türkiye’den ve İsrail’den bu terör gruplarına silah sağlanıyor. Müslüman Kardeşler ve Vehhabi sapkınlar birtakım suçluları, serserileri de kullanarak ülke içinde terör yaratıyor. Bunlar, işledikleri vahşi cinayetleri bile Esad rejiminin sırtına yıkacak şekilde medya operasyonları yürütüyorlar. Yakalanan ve korkunç cinayetlerini itiraf eden bu katil takımı ile ilgili haberler bizim halka asla sunulmuyor.

Gerçeği görelim; Bugün Türkiye’de PKK ne yapıyor ise, Suriyeli muhalifler diye adlandırılan terör grupları da aynısını yapıyor. Bunlar canilikte daha ileriler. İnsanların kolunu bacağını kesip, gözlerini çıkartarak içlerindeki vahşeti de gösteriyorlar…”


Arap Ligi denilen örgütün ise başta Suudi Krallığı olmak üzere diğer Emirlik ve Şeyhlikler dahil tamamına yakınının ABD’nin emir kulu oldukları net olarak bilinmektedir…

Türkiye’nin Suriye bataklığına iyice sürüklenmesi için ABD tarafından iki tane önemli nokta planlanmaktadır;

* Türk Ordusunun, Suriye’ye girerek bir tampon bölge oluşturması,
* Türkiye’nin bölgedeki tarihten gelen gücü kullanarak Suriye Ordusunun parçalanması…

Bu ve benzeri planlar, Türkiye’nin felaketini hazırlayacak oyunlardır. Bu oyuna Türkiye asla düşmemelidir.

Bildiğiniz gibi PKK sempatizanları “demokratik özerklik” ilan etmişler ve bu densizliklerinin uluslararası sahada tanınması için çalışmalara başlamışlardır. Yarın, PKK ile mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı “Barış Gücü” istenmeyeceğini ve Türkiye’nin parçalanmasından sadece zevk duyacak “Sevr düzenleyicilerinin” bu çağrıya olumlu cevap vermeyeceklerini kim garanti edebilir?

Yoksa istenen ve Türk Milletine hazırlanmakta olan tuzak bu mudur?...

Yakında hem İmralı’da, hem de Oslo’da yapılan görüşmelerin perde arkası açıklanır biz de yeni hainlerimizi öğrenmiş oluruz…



Rifat SERDAROĞLU - 16 Kasım 2011, Ege'de Son Söz
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Paylaş
3232 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Son Güncelleme: Pazar, 20 Kasım 2011 09:30
 
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!