Korkunç Tablo / İsmail MÜFTÜOĞLU PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 28 Mayıs 2012 10:52 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 3728 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Paylaş

AKP hükümetini bizim eleştirmemize gerek yoktur. Ancak sadece yaptıklarını sıralayacak olursak, korkunç bir tablo ile karşılaşırız. 

Şöyle ki;

11 Eylül 2001 tarihinde ABD’nde ‘ikiz kuleler’ diye adlandırılan ve ABD’nin dünya ticaret merkezi olarak bilinen binalara bir uçak saldırısı yapıldı. Bu saldırı sonucunda 3.000 kişinin öldüğü söylendi. Bu işin sorumlu sanığı Usame bin Ladin, nedeni ise ABD’nin Ortadoğu Müslüman ülkelerinin işgaline zemin hazırlamaktı.

Nitekim ABD’nin 43. Başkanı olan George W. Bush, bu olayın vukuundan hemen sonra yaptığı açıklamada, “Tanrı beni ilahi bir misyonla görevlendirdi. Bu bir din savaşıdır. Geniş ve uzun vadeli haçlı savaşı başlamıştır. Ya benimlesiniz yada karşımda” diyerek maksadını açığa vurmuştur.

Bu mantık çerçevesinde 7 Ekim 2001 tarihinde önce Afganistan bombalara hedef oldu. Binlerce masum insan öldürüldü. Bir nevi Amerikan emperyalizmi devam etsin düşüncesiyle, takribi bin sekiz yüz civarında Türk askeri, elan Afganistan’da bulunmaktadır.

Afganistan’ın vurulmasından sonra, 20 Mart 2003 tarihinde de, kitle imha silahları bahanesiyle ve Irak’ın özgürleştirilmesi, insan hakları ve demokrasi yalanı ile Irak vuruldu. Bir buçuk milyon civarında Iraklı masum insan öldürüldü. İki milyona yakın Iraklı göçe mecbur bırakıldı. Beş milyondan ziyade çocuk yektim kaldı. Yüz binleri aşan Iraklı Müslüman kadına tecavüz edildi. Irak’ın yer altı ve yer üstü kaynakları da ABD’nin eline geçti.

Ülkemizin o zaman ki Dışişleri Bakanı olan, şimdi de Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Sayın Abdullah Gül, Irak’ın vurulmasından önce, 6 Şubat 2003 tarihli Milliyet gazetesinde yer alan açıklamasında; “Artık Amerika ile hareket edeceğiz… Günah bizden gitti… ABD kesinlikle doğru yoldu… Biz destekleyelim, siz vurun” ifadeleriyle bir nevi ABD’nin jandarmalığına soyunmuş oldu. Sayın Abdullah Gül, daha sonra da; “ABD çocuklarını barışa feda etti” diyebilmiştir.

Sayın Tayyip Erdoğan’ın da, 31 Mart 2003 tarihinde The Wall Street Journal gazetesinde yer alan; “Irak’ta savaşan ABD’li kahraman bay ve bayan askerlere, en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusuyla dua ediyoruz” şeklindeki açıklamalarına rastlıyoruz. Sayısı yukarıda belirtilen bunca Müslüman Iraklının yerine ABD askerlerine duada bulunmak, akıl tutulması değil de nedir?

Aynı olaylar karşısında merhum Erbakan ise; “Irak’ta ölen bir tek çocuğun vebalini yedi sülaleniz alnını hiç secdeden kaldırmasa da ödeyemeyecektir” açıklamasında bulunmuş ve böylece gömlek değiştirenlerle değiştirmeyenlerin farkını ortaya koymuştur.

Condoleezza Rice, 7.8.2003 tarihli Washington Post gazetesinde yayınlanan makalesinde Büyük Ortadoğu Projesi ile 22 İslam ülkesinin sınırlarının değiştirileceğini dillendirmiş, Sayın Tayyip Erdoğan Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanlığı için bu açıklamalara kayıtsız kalmıştır. Ama Sayın Başbakan 16.2.2004 tarihinde Kanal D’de yayınlanan Teke Tek programında; “Ben özellikle Diyarbakır’a çok farklı bakıyorum. (Mesut Yılmaz gibi) Hani Amerika’nın da düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya! Genişletilmiş Ortadoğu, bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir. Bir merkez olabilir” diyebilmiş, 13 Ocak 2009 tarihli AKP grup toplantısında da; “Değerli arkadaşlar. Büyük Ortadoğu Projesinin amaçları bellidir ve o amaçların içerisinde Türkiye’nin üstlendiği görev de bellidir. Büyük Ortadoğu Projesi Ortadoğu barışına yönelik kurulmuş, burada Türkiye’ye de bir görev verildi. Biz bu görevi üstlendik” açıklamasını yapmak suretiyle Büyük Ortadoğu Projesini sahiplendiğini ortaya koymuştur.

Merhum Erbakan da bu konuda; “AKP’nin kendisine sorarsan ben memlekete, millete hizmet ediyorum der. Ama Siyonizm öyle ustadır ki; kim ben mi? Ben hiç Siyonizm’e hizmet eder miyim şarkısını söylettirerek kendi ordusunda işbirlikçileri askeri talim yaptırır. Hizmet etmiyorum zannedersin, halbuki hizmet eden ordunun içindesin, haberin yok. Siyonizm seni kullanıyor” açıklamalarıyla AKP’nin yanlış siyasetine dikkat çekmiştir.

Okuduğumuz ve dinlediğimiz kadarıyla bütün dünya İsrail’e hizmet etmektedir. Bazıları direkt, bazıları dolaylı. Bunun teyidi olarak, batılı siyasilerin açıklamalarına bakacak olursak;

İngiliz Dışişleri Bakanı ve Başbakanı olan Winston Churchill; “Dünyada büyük bir olayın ve büyük bir planın yapıldığını ve bizim de bu planda sadık bir uşak olarak hizmet edebileceğimizi görmeyen göz kördür.”

Eishenhower; “Dünyada sosyal, siyasal, ekonomik olayların arkasında İsrail’le birlikte bizim planlarımız vardır.”

Jimmy Carter; “İsrail’in başarısı politik bir mesele değildir. Gerçekleşmesi şart olan bir inançtır.”

Ronald Reagan; “Armegedon’u yaşayacçak olan nesil biz olabiliriz.”

George W. Bush; “ABD sonsuza dek İsrail’in yanında olacaktır. Çünkü İsrail; Tanrı’nın seçilmiş bir halk için vaat ettiği topraktır.”

12.2.2010 tarihinde de, ABD milletvekili Michele Bachmann; “İsrail’i desteklemezsek Tanrı çarpar” diyerek one minute çıkışının bir anlam ifade etmediğini vurgulamış oldu.

Zaten 30.1.2009 tarihinde Davos’ta one minute diyen Sayın Başbakan, arkasından; “Benim tepkim moderatöredir, Peres’e değil” diyerek çark etmiştir. Daha sonra, 19 Eylül 2009 tarihinde Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumunun Viyana’da yapılan 53. Genel Kurulunda İsrail’e nükleer programına ilişkin uygulanacak yaptırımlar konusunda Türkiye çekimser oy kullanmıştır. 10 Mayıs 2010 tarihinde de, İsrail’in 1972 yılından beri girmeye çalıştığı Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) üyeliği Türkiye’nin onay vermesiyle kabul edilmiştir.

31 Mayıs 2010 tarihinde vuku bulan Mavi Marmara olayından sonra da ciddi bir tedbir alınamadığı gibi, dokuz insanımızın şehit edilmesinin hesabı da sorulamamıştır. Diğer taraftan, Sayın Başbakan “NATO’nun ne işi var Libya’da” derken, daha sonra Libya’ya NATO emrinde Mehmetçik gönderilmiştir. Suriye ile müşterek Bakanlar Kurulu icra edilmiş, Bodrum’da aileler müşterek tatil yapmıştır. Daha sonra ise, verilen talimatlar sonucu iki ülke birbirine düşman hale getirilmiştir. Yani önce dost, sonra düşman. Böyle bir tablonun izahı var mıdır?


İsmail MÜFTÜOĞLU, 24 Mayıs 2012
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Paylaş
3728 kişi bu içeriğe erişmiştir.
 
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!