Mütercim aydın ya da Türkiyeli aydın(!) / Prof. Dr. Nurullah ÇETİN PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 01 Haziran 2012 07:27 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 3466 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Paylaş

Bu tip aydının başlıca belirgin vasıfları şunlardır: 

1. Mütercimlik: Bu tip, tamamen tercümeci aydındır. Yani dışardan, başka milletlerin bilim ve fikir adamlarının, filozof ve ideologlarının ürettiği bilgi, proje ve fikirleri kendi dillerine tercüme etmekle yetinirler. Yerli ve millî tabana dayalı telif üretim yapmak yerine başkalarının fikirlerini aktarmakla yetinirler. Bunların bağımsız ve bağlantısız fikir üretebilme yetenekleri gelişmemiştir. Dışardan hazır ideoloji, politik proje ve felsefe alırlar, onları kendi toplumlarına uyarlamaya çalışırlar. 

Yabancı fikir ve ideolojileri kendi milletlerine deli gömleği gibi giydirmeye uğraşırlar. Bu tutumda bazıları samimi kişilerdir. Yani gerçekten yabancıların kendilerine özgü şartlar doğrultusunda ürettikleri fikir ve bilgileri bizim için de gerekli ve geçerli gördükleri ve doğruluğuna inandıkları için onları aktarmakla yetinirler. Ancak mütercim aydınların çoğu, samimi ve iyi niyetli değildir. Bunlar, Türk milletinin iyiliğini değil; kötülüğünü isterler. Bizim üzerimizde siyasî, askerî, ekonomik, kültürel emelleri olan emperyalist ülkelerin taşeronu olarak çalışırlar.

Dış kaynaklı odakların ya da onların yerli uzantılarının ve işbirlikçilerin sunduğu maddi imkanlarla satın alınırlar ve kendilerini onlara hizmet etmekle görevli hissederler. Mesela içinde bulunduğumuz coğrafyayla ilgili olarak kendileri yerli ve millî bir proje üretmezler. Yani bu coğrafyaya dair Türk milletinin millî menfaatleri ve diğer milletlerin de iyiliği doğrultusunda yüzde yüz yerli bir politik proje üretmezler.

Bunun yerine hazır Amerika'nın ürettiği tamamen Amerikan emperyalizmine hizmet eden bir Büyük Orta Doğu Projesini tercüme edivermekle yetinirler. Amerika'nın bu projesinin bizim için de ne kadar faydalı olduğunu anlatmaya çalışırlar. Amerika'nın Büyük Orta Doğu Projesinin dışında kalmak yerine içine dahil olup olaylara müdahil olacaklarını izah etmeye çalışırlar.

Amerika'nın projesinin yardımcı uygulama memuru olmayı ortak olmak olarak algılarlar ve Türk milletine böyle yuttururlar. Bilimde, sanatta, edebiyatta, düşüncede, felsefede hemen her alanda bu böyledir. Ecnebilerin ağızlarına bakarlar. Fikir ve bilgi üretim merkezi olarak oraları görürler, kendileri hiç bu zahmetlere girmezler. Onlardan çıkacak sözü ayet gibi belleyip hemen bize aktarma telaşına düşerler.

2. Milliyetsizlik: Bunlar, kendilerini Türk milletine mensup hissetmezler. Milliyetsizdirler. Kendilerini Türk olarak değil de dünya vatandaşı olarak takdim ederler. "Türküz" demezler, "Türkiyeliyiz" derler.

Milliyetsiz hümanist olmakla övünürler. Ancak milliyetsizlikleri Türk milletine mensup olmamakla sınırlıdır. Yoksa yazı ve konuşmalarının satır araları didiklenirse aslında fanatik birer Amerikancı, birer İngilizci, Fransızcı, Almancı, Rusçu, Çinci, Ermenici, Rumcu, Kürtçü filan oldukları anlaşılıverir. Bunlar, mensup oldukları, içinden çıktıkları, ekmeğiyle beslendikleri Türk milletinin maddi ve manevi tüm değerlerini yok etmek için seferber olmuşlardır.

Millî ve manevî değerlerini, Türk'ü Türk yapan her şeyini, tarihsel, kültürel, ekonomik nitelikli her türlü zenginliğini elinden alıp yok etmek için çalışırlar.

Türk milletini değersizleştirmek, kültürsüzleştirmek, vatansızlaştırmak, kozmopolit bir yığına dönüştürmek, geçmişi ve geleceği yani hatıraları ve hayalleri olmayan, tarih bilincinden ve gelecek tasavvurundan yoksun, ruhsuz, duygusuz ölü bir yığına dönüştürmek istemektedirler. Bu tutumun nihaî amacı, Türk milletinin tasfiyesidir.Bunun için bazı taktikler kullanırlar. Bunların bazıları şunlardır:

Millî Değerleri Aşağılayarak Değersizleştirmeye Çalışır: Milliyetsiz, Türkiyeli mütercim aydın, Türk milletinin yüzyıllara uzanan köklü, büyük, asil, muhteşem kültür ve medeniyet birikimini çeşitli yöntem ve üsluplarla aşağılar ve onların bir değerinin olmadığını vurgular. Böylece Türk milletinin özgüvenini, kendine olan saygısını, inancını yok etmek ister.

Emperyalizmin Katharsis Dayatmacılığına Kahyalık Yapar: "Katharsis", Yunanca bir kelime olup genel anlamıyla ruhun günahlardan arınması demektir. Eski Yunan felsefe ve edebiyatında çok kullanılır. Din ya da sanat gibi araçlarla ruhun tutkulardan, günahlardan arınması faaliyetlerinin genel adıdır. Bu, Batı kültür tarihinde önemli bir kavram ve anlayıştır. Emperyalist Batı, bunu bize dönük psikolojik savaşlarında etkili bir şekilde kullanmaktadır.

Oryantalist Batı, Müslüman Türk milletinin kültürel kodlarına vâkıf olduğu için bu kavramı emperyal amaçları doğrultusunda dönüştürerek rahatlıkla kullanmaktadır. Bizim bir tasavvuf geleneğimiz ve birikimimiz var. Bizim kültürel geleneğimizde tevbe ederek, yaptıklarından pişman olarak, çile çekerek, zühd ve takva ile günahlardan arınma, temizlenme çabamız vardır. Buna tezkiye-i nefs denir. Biz, vicdan sahibi insanlarız. Yaptığımız yanlışlıklardan ve kötülüklerden pişman olmasını, tevbe etmesini ve özür dilemesini biliriz. Ancak dikkat edilsin, yapmadığımız kötülükler, işlemediğimiz cinayetler için de özür filan dileyecek kadar da aptal değiliz. El çabukluğuyla kandırılabilecek kadar saf değiliz. Biz medenî insanlarız. İçimizdeki sömürge aydını, bu kültürel geleneğimizi emperyalist amaçlar doğrultusunda şöyle kullanıyor:

Diyor ki: "Biz Türk milleti olarak, tarihimizle yüzleşmeliyiz, kendimizle yüzleşmeliyiz, katliamlar yaptık, onu astık bunu kestik, şunu yaptık bunu yaptık, bunları kabul edelim, özür dileyelim. Özür dilemek erdemdir. Böylece tarihsel günahlarımızdan arınalım, vicdanen müsterih olalım. Vicdanen rahatlayalım."

Mebzul miktardaki karanlık aydınlardan buna benzer lafları bolca duymaktayız. İşte bu tutum, emperyalist batının bize dönük katharsis dayatmasıdır. İçimizdeki sömürge aydını da bu dayatmanın kahyalığını yapıyor. Yapmadığımız katliamlardan, işlemediğimiz suçlardan dolayı özür dilersek ne olur? Hiçbir şey olmaz, ne olacak demeyin. Bunun arkasından bir kere şahsiyetiniz, millî kişiliğiniz, bireysel kişiliğiniz silinir, eciş bücüş olur. Özgüveniniz gider. Tarihinize, atalarınıza karşı düşman hâle gelirsiniz.

Tarihinizle, millî kimliğinizle bağınız kopar; kozmopolit, ruhsuz, değersiz, tarihsiz, kimliksiz, kişiliksiz ibişler hâline dönersiniz. Bu, batının ıhdırma politikasıdır. Bununla kalmıyor. Sizinle alakası olmayan suçlamaları kabul etmekle cezalandırılıyorsunuz, tazminat ödemeye mahkum ediliyorsunuz, topraklarınız elinizden alınıyor, daha bir sürü şey. Onurlu, şerefli bir millet, millet olma bilincine sahip olan bir insan, emperyalist Batının bu katharsis dayatmasını kabul edemez. Türkiyeli aydın, Türk milleti üzerinde bu psikolojik savaşı bugün yoğunluklu olarak uygulamaktadır.

Türk düşmanı karanlık aydın, Türk milletini, devletini, atalarını, tarihini haksız yere suçlayarak Türk milletini cezalandırmak istemekten sadistçe zevk alır. Bu, aslında Batılı emperyalist efendilerinin yaptığı ve işbirlikçilerine telkin ettiği bir şeydir. Mesela Türk tarihini sunarken, Türklerin ne kadar zalim birer kan dökücü, savaşçı, fetihçi, barbar, soykırımcı filan olduğunu söyleyerek Türk gençliğinin atalarına olan saygısını, güven ve inancını yok etmeyi planlamıştır. Bunu yaparken mesela Amerikalıların, Avrupalıların, Rusların ya da başkalarının büyük kitlesel kıyımlarına değinmeyi aklının ucundan bile geçirmez. Bunlara göre Batı medenîdir, biz ilkeliz. Çünkü Batı, onlara bunu böyle öğretmiştir.

Mesela Birinci Dünya Savaşı sırasındaki olayları kendince yorumlayarak Türkleri Ermeni soykırımcısı ilan eder, bu konuda kampanyalar açar, ama daha yakın zamanlarda Ermeni Asala terör örgütü cinayetlerini ya da Azerbaycan'daki Hocalı katliamını yok sayar ve görmezlikten gelir. Sonuç olarak içimizde mebzul miktarda yuvalanmış, Müslüman Türk'ün gazetelerini, televizyonlarını, partilerini patırtılarını, okullarını, üniversitelerini işgal etmiş, sarmaşık gibi sarmış olan karanlık aydınları, Avrupa ve Amerika'nın etki ajanı, sözcüsü, beslemesi, paralı borazanı olan tam teslimiyetçi aydın müsveddelerini tanımadıkça asil Türk milletinin başı beladan kurtulamaz. Bu böyle biline.

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN - 31 Mayıs 2012
Yeni Mesaj

Paylaş
3466 kişi bu içeriğe erişmiştir.
 
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!