Ya Başaramazsak? Başarırız!.. / Figen ÖZEN PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 22 Mart 2013 23:04 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 4712 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Paylaş

"BİR DEVLET YOK EDİLİYOR!" Ürkütücü...
"EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ "SAYIN" ÖCALAN'INDIR!" Toplum alıştırılıyor!..

İki yazımın başlığı ve ikincisinin içeriği için iki ayrı yorum... Gerçekten birinci başlık ürkütücü mü? Olabilir. Ama gerçek...

21 Mart'ta PKK'nın zafer tamtamları çaldığı alanlarda, devleti bulabildiniz mi? Tek bir Türk bayrağı var mıydı? Ürkütücü de olsa, bu gün alanlardan yansıyan fotoğraflarda devletin yok edildiğini ve tek egemen gücün Öcalan olduğu açıkça görülmektedir. Bu yazı ve başlıkların içerdiği gerçekler, sizleri bilmem ama benim suratımda bir şamar gibi patlamıştır.

Nereye kadar, yineliyorum ürkütücü olsa da gerçekleri yadsıyacak veya görmezden geleceğiz?


“Saygıdeğer Türkiye halkı, bugün kadim Anadolu’yu Türkiye olarak yaşayan Türk halkı bilmeli ki, Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları, kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır. Gerçek anlamında bu kardeşlik hukukunda, fetih inkar ret ve imha yoktur, olmamalıdır. Kapitalist moderniteye dayalı son yüzyılın baskı imha ve asimilasyon politikaları halkı bağlamayan iktidar elitinin tüm tarihi ve kardeşlik hukukunu reddeden çabaları reddetmektedir. Bu zulüm cenderesinden ortaklaşa çıkış yapmak için hepimizin Orta Doğu’nun temel iki stratejik gücü olarak, kendi öz kültür ve uygarlıklarına uygun şekilde demokratik modernimizi inşa etmeye çağırıyorum. Bu çağrıma bir cevap yok mu?”

Öcalan'ın barış maskesi ile üstü örtülen çağrısındaki "kendi öz kültür uygun bir şekilde demokratik modernize inşa etme" tümcesi doğrudan, doğruya özerklik ilanının ifadesidir.

"Ortadoğu ve Orta Asya halkları artık uyanıyor. Kendine ve aslına dönüyor. Birbirlerine karşı kışkırtıcı ve köreltici savaşlara ve çatışmalara dur diyor... Bugün artık yeni bir Türkiye'ye, yeni bir Ortadoğu'ya ve yeni bir geleceğe uyanıyoruz."

Öcalan bu sözleriyle de Ortadoğu ve Orta Asya'da var olan ulus devletlerin içindeki tüm etnik kökenleri de isyana ve hatta savaşa teşvik etmektedir.

“Zamanın ruhunu okuyamayanlar tarihin çöp sepetine giderler. Suyun akışına direnenler uçuruma sürüklenirler.”

Bu cümle ise doğrudan doğruya bir tehdittir. Öcalan bu ifadesi devlete adeta bir muhtıra vermektedir.

"BASKICI REJİMLER MİLÂDINI DOLDURMUŞTUR"

"Baskıcı rejimler ve inkarcı anlayışlar artık miladını doldurmuştur. Ortadoğu halkı artık uyanıyor. Kendine dönüyor. Çatışmalara artık dur diyor. Yüz binler, milyonlar artık kardeşlik diyor, barış diyor"

"Bu mücadeleyi bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır. Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak, bizim aslımızı ve özümüzü inkar eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalattır"

Görüldüğü gibi Öcalan bir taraftan "Misak-ı Milli" derken diğer taraftan açıkça ulus devletin yapısına saldırmakta ve rejimi "baskıcı" olarak nitelendirmektedir.

Güçlendirilmiş yerel yönetimler ve Misak-ı Milli...

Kendi savunma gücü, bayrağı, yerel meclisi ve ana dilde eğitim yapan bir eğitimi olan bir özerk bölge...Ana yurttan kopmanın ilk adımı...

İşte Öcalan'ın sözde barış mesajında gizli olan detaylar..

İmralı hükümlüsü, bölücü başı Öcalan Cumhuriyet dönemini "tarihe, kardeşlik hukukuna ters düşen bir zulüm cenderesi" olarak tanımlamıştır.

Türk'ün son yurdu Anadolu'yu "Kürdistan ve Anadolu" hitabıyla ikiye bölmüş ve bu coğrafyada yaşayan " Ermeniler, Türkmenler, Asurlar, Arapla ve diğer halk topluluklarına" özgürlük çağrısında bulunmuş, kısacası isyan edin, bölün parçalayın demiştir.

"Bu bir isyandır, ben bu isyanın lideriyim" diyen bölücü başı, bu isyan sayesinde "Kürtler aslını, özbenliğini, kimliğini yeniden kazandı" ifadesiyle de iktidara karşı kazandıkları zaferi bir kez daha vurgulamıştır.

Misak-ı Milli göndermesi, bölünmeye yapılan çağrının sadece ve sadece bir kılıfıdır.

21 Mart'ta çığırtkanların okuduğu bu barış(!) çağrısı, Öcalan'ın iktidara verdiği bir muhtıradır.

Bölücüler, PKK'BDP/KARAYILAN şer ittifakı meydanlarda, iktidarın onlara altın tepsilerde sunduğu zaferi devlet koruması altında kutlamışlardır.

Meydanlarda PKK paçavraları ve Öcalan posterleri açılmıştır.

Özelikle gençler üzerinde "KÜRDİSTAN" yazılı gömlekler giymiştir.

Kürtçeyi bir kenara bırakın, bir aklı evvel Lazca türküler okuyarak, bölücülere destek vermiştir.

"Özerk Kürdistan" ve "Öcalan'a özgürlük" naraları yeri göğü çınlatmıştır.

SEVR çöplükten çıkarılmış ve pis kokularını etrafa yaymaya başlamıştır.

Erdoğan ve Öcalan Çanakkale Zaferi için aynı tanımlamayı yapmış ve Türk milletini dışlamışlardır.

İçişleri Bakanı "Dıyarbakır'da neden alanlarda Türk bayrağı yoktu" diye hayıflanmakta, diğer taraftan da "Öcalan'ın posterlerinin açılmasının suçu ve suçluyu övmek olduğunu" söylemiştir. Böylece Sn. Bakan bu güruhu suça teşvik eden gerçek suçlunun, bakanı olduğu iktidarın olduğunu da itiraf etmektedir.

Ve Şimdi...

Milletin ve ülkenin bölünmez bütünlüğü, bağımsızlığı tehlikededir.

Tıpkı 19 Mayıs !919'da olduğu gibi...

"Ankara'da iktidar koltuğunda oturan siyasiler, sorumluklarını yerine getirmemektedirler.
Tıpkı 19 Mayıs 1919'daki İstanbul Hükümeti gibi...


* Kürt Teal-i, İslam Teal-i, Rum-Pontus, İngiliz muhipleri, Wilson Prensipleri Cemiyetleri'nin artıkları ülkeyi bölmek için bir araya gelmiştir.

Tıpkı 19 Mayıs 1919'da olduğu gibi...

*Türk ordusunun komuta kademesi esarete mahkum edilerek, TSK adeta terhis edilmiş ve etkisizleştirilmiştir.
*Mütareke basını, Öcalan'ı ve iktidarın terörist başı karşısındaki zafiyetini alkışlamaktadır.


Tıpkı 19 Mayıs 1919'da olduğu gibi...

Üstelik milletin bir bölümü de "fakr-u zaruret" içinde değildir. Kuvvacıların elindeki telgraf telleri bilgi ağına dönüşmüştür. Olanaklar, birleşmek, bütünleşmek ve örgütlenmek için fazlasıyla vardır.

Ancak örgütlemedeki yetersizlik, bazı parti ve kuruluşların Türk milletini yadsıyarak yaptıkları önderlik çabası,milli birleşik cephenin kuruluşuna engel olmaktadır. Türk milleti sen, ben, benim partim, senin partim kavgasından mutlaka vaz geçmelidir.

Aksi halde "BİR DEVLET YOK EDİLİYOR!" sahneye gecikmeden konulacak ve işleve geçirilecektir.

Artık "Hatt-ı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır.O satıhta bütün vatandır."

Savunma cepheleri sadece Silivri için değil, tüm vatan için kurulmalıdır. Çünkü vatan kurtarılmazsa, tüm ülke SİLİVRİ'leşecektir.

Yazdıklarım ürkütücü mü?

Evet, ürkütücü; ama gerçek... Türk milleti toprak üzerindeki derin uykusuna devam ettiği takdirde, "EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ÖCALAN'INDIR!"

Ama yadsınamaz bir gerçek gözümüzün önünde durmaktadır. Bağımsızlık Savaşı... O zaman milletin azim ve kararı bu rezil işgale derhal son verecektir.

Ya başaramazsak?

"BİR ULUS VARLIĞINI VE BAĞIMSIZLIĞINI SAĞLAMAK İÇİN DÜŞÜNCE SINIRLARINI AŞAN GİRİŞİMLER VE FEDAKÂRLIKLARDA BULUNDUKTAN SONRA BAŞARILI OLUR. YA BAŞARILI OLMAZSA DEMEK, O ULUSUN ÖLMÜŞ OLACAĞINA KARAR VERMEKTİR."
M.Kemâl Atatürk

Ölmeyi, ulusca ölümümüze karar verilmesini kabul etmiyor ve ret ediyoruz.

BAŞARACAĞIZ!..


Çare: "YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM" şiarıdır.

Figen ÖZEN, 22 Mart 2013

Paylaş
4712 kişi bu içeriğe erişmiştir.
 
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?