Cumhuriyeti Geri Almak – Seçim İttifakı [Salık: Feza TİRYAKİ] PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 10 Mart 2011 23:01 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 3019 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Paylaş

http://img163.imageshack.us/img163/8956/f25.png(Bu konuşmalar çok önemli! Mutlaka okuyunuz, okutunuz)

Bu Pazar( 6 Mart) Ulusal Kanal’da Kurtul Altuğ’un yönettiği Politikanın Nabzı programında „Cumhuriyeti Geri Almak“ için yapılacak seçim ittifakı tartışıldı.

Hüsamettin Cindoruk, Arslan Bulut ve Hakan Bayrakçı milyonlara ulaştırılması gereken tarihî uyarılar yaptılar. Çözümü anlattılar. Her bir konuşmacı ayrı ayrı milletimize seslendiler. Yol gösterdiler.

Yayına ilgi öylesine büyükmüş ki yayın sırasında onbinlerce e-posta gelmiş ve bilgisayarlar kilitlenmiş...


Ayrıca Pazartesi günkü yazısında Arslan Bulut o izlenceden söz ediyor ve özellikle Cindoruk’un “Cumhuriyeti geri alalım” sözüne kulak verilmesi gerektiğini belirtiyor. „Bu tespitte bulunan kişi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yapmıştır ve halen Türk siyasetinin en tecrübeli ismidir,“diyor. Cindoruk’un siyası tarihimizdeki görevlerini sayarak bu sözleri söyleyen kişinin sıradan biri olmadığını belirtiyor...

Gerçekten Cindoruk sıradan bir siyasetçi değil, bir devlet adamıdır. Cumhuriyetin ilkelerini savunan, siyasi görüşünü bir yana bırakarak her görüşten yurtseverle birleşmenin gerektiğine inanan, şu andaki tehlikeleri görüp milletine söyleyen..

Onun özellikleri saymakla bitmez: Parti kuruculuğu, parti başkanlığı, Cumhurbaşkanlığına vekâlet, TBMM Başkanlığı... Yarım asırdan fazla siyasetin içinde olup ülkemizin Menderes dönemi dahil her dönemini görmesi, geçiş dönemlerinde siyasi bedel ödemesi (hapis yatması) ve mesleğinin avukat olması önemli özellikleridir.

Arslan Bulut, çok sevilen ve güvenilen gazeteci yazardır. Yeniçağ gazetesinde yazıyor. Milliyetçi yazılarıyla gençlere yol gösteren, halkımızın gönlünde önemli bir yeri olan yazardır. Şu sözleri günümüzün tehlikelerini göstermesi bakımından ne kadar önemlidir:

"Türklük kavramını sadece ve sadece vatandaşlığa bağlayarak sulandırmak, etnik taleplere de meşruiyet kazandırmaktır!
Bir devlet, sadece ortak kültürü ve millet olma bilincini geliştirmek ve beslemekle yükümlüdür.
Kimsenin diline, kültürüne karışmamak gerekir ama, milliyetçilik ve milli kimlik anlayışını sulandırmaya kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur! Bu sulandırma, Türk varlığına yönelmiş en büyük saldırıdır."

Hakan Bayrakçı, araştırmacı, tarihçi, gazeteci yazar kimliğiyle oradaydı.

Özellikle seçim araştırmalarıyla ilgili matematiksel kesin bilgiler üzerinde durdu. Üç yolumuz vardır diyerek her üç yolu ve sonuçlarını açıkladı.Halkımızın bilgisine sundu.

Siyasi görüşlerinde değil, Türkiye’nin geleceğine duydukları endişelerde birleşen bu üç isim, artık senlik benlik yok, biz varız dediler. Halkımızı birleşmeye, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini korumağa ve Türkiye’nin dışardan, ABD eliyle değil, Türk Milleti eliyle yönetilebilmesi için seçimde partilere güçbirliği önerdiler…
Bu üç önemli kişinin konuşmaları:

HÜSAMETTİN CİNDORUK

Millî Devlette Dirlik, Millette Birlik

İçişleri Bakanı’nın bu sözüne yalan demeye dilim varmıyor. Tek tesellim yakında görevini bırakacak olması. Yasalarımıza göre yerine bağımsız bakan geliyor. İçişleri, Adliye, Ulaştırma Bakanlıkları değiştirilir. Adalet bakanlığına Sami Selçuk getirilmeli. Yargıtay’dan gelmiş. Onun Adalet Bakanı olması tartışmaları bitirir. İçişleri Bakanı tarafsız biri olmalı: Necmettin Karaduman kâmil bir kişidir.

Böyle yapılırsa hükümet de rahatlar.
Biz zamanında bu maddelere (seçimde üç bakanlığın bağımsız olması) itiraz etmiştik. Ama şimdi görüyoruz ki gerekliymiş. Eğer yine (geçen seçimdeki gibi) müsteşar ve vali tayini yapılırsa bu tartışmalar sürecek ve seçim süreci gerginleşecek.
Başbakan diyor ki:” Bu tartışmanın faturası bize çıkarılmaz. Yargı işini yapıyor!”
Acaba öyle mi?

Bu Silivri mahkemeleri

Bu Silivri mahkemeleri nasıl başladı?

Bir gün Adalet Bakanlığı kararıyla Beşiktaş’taki Ağır ceza mahkemesi ikiye bölündü.
Silivri Cezaevi’ne bir mahkeme kuruldu.

Orada mahkeme ve mahkeme salonu yoktu. Bir spor salonu mahkemeye dönüştürüldü.
Türkiye’de hapishane içinde, değil ağır ceza mahkemesi , mahkeme yok!

Bir cezaevi içine ağır ceza mahkemesi kurulması o kadar şaibelidir!

Başbakan bunun:
Hem senaryosunu yazıyor.
Hem rejisörlüğünü yapıyor.
Hem de başaktördür!

Orada mahkemeler açtı. Savcılar, hakimler tayin etti.
HSYK, bunları (şikâyet edilen), bu hakim ve savcıları değiştirmek istedi.
O(başbakan), hakim ve savcıların kalmasını temin etti.
HSYK’yi de değiştirmek istediler. HSYK refarandumda değiştirildi.
Halkı kandırarak...
O hakim ve savcılar orada kaldılar.

HSYK değiştirildi.

Millî kahramanlarımız , terörle mücadele edenlerin yargılanmasına yardımcı oluyorlar!

Demokrasi terörü
Yargının siyasallaşması


Bizi kimsenin aldatması mümkün değil!

Bu durum, demokrasi terörünün kesin bir sonucudur. Çok değerli yargıçlarımız var. Sözüm onlara değil.
Yargının siyasallaşması...

Ama belli bir mahkemenin belli bir davayı belli bir hedefe yönlendirmesine mahkemeyi siyasallaştırabilmesine bakın...
2-3 senedir içerde yatan gazetecilerimiz var.

Her iki mahkemenin başkanı ikna olamıyor.
Son Balyoz, nihai hüküm gibi...Bu kişilerin elinde ordu var. Kuvvet komutanları, kolordu komutanları var.

Kolordu çok önemlidir! Biz İstiklâl Savaşımızı kolordularla kazandık!
Elinde kolordu olan kişiler darbe yapmıyorlar. Ve savcılık bu vehimlerle iddianame hazırlıyor.

Mahkeme başkanı, burada suç yok, dava yok, diyor!
Ağır Ceza Reisi, mahkeme başkanıdır! Ağır Ceza Reisi, babadır. Saygındır. Geçerken ayağa kalkılır.
Ağır Ceza Reisini ikna edemeyen savcı Balbay’ı nasıl ikna edecek?

Tedarik edilmiş hakimler, tedarik edilmiş savcılar

O hakim ve savcı için üzülüyorum!

Adalet subjektif değildir! Objektiftir !

Doğruyu bulmak için yıllara ihtiyaç yok !

Burada, tedarik edilmiş hakimler, tedarik edilmiş savcılar…
Bunu yaşadık. 1960 öncesinde. Üç kişilik basın mahkemesi vardı. O mahkemenin reisi tedarik edilmiş hakimdi. Yine de o zamanlar burada, “ikiye bir”oyla, beraat kararları alınmıştı.

Bir kısmı ideolojik de olabilir hakimin. Burada ortada bir ideoloji yok! İddia var! Bir anımı anlatayım:

İşkence yıllar sonra tekrarlanıyor

Doğan Yurdakul. Yön dergisi yazıişleri müdürü. Avcıoğlu’nun kayınbiraderi. Bir gün ablası, annesi geldi. 12 Mart sürecinde. Kanlı pantolonu gösterdiler. Annesine göndermişler. Annesi yıkamamış. Babası Kocaeli valisiydi.
Nihat Erim’den(başbakan) randevu aldık. Ondan sonra bir miktar işkencede azalma oldu.
İşkence yıllar sonra tekrarlanıyor. Manevi bakımdan hiç farkı yok!

Bunun 12 Eylül’den ne farkı var?

Şimdi kanlı pantolon yok!
Şimdi kelepçe var! Ve ayrıca:
Varsayımlar var! Suç işlediği varsayımı!
Bunun 12 Eylül’den ne farkı var?

Fark metotta

Fark metotta var.Ellerinden gelse bunu da yapacaklar ama AB normları var.
Gözaltı gibi bir tedbir kurumu bu kadar ortaya konur mu?
Bu savcılarımıza va hakimlerimize faturayı çıkarıyorum. Diğerlerine değil...
Hakim ve savcılar kitleside bundan üzüntü duyuyorlar.
Göreceksiniz tanrı izin verirse bu seçimden sonra bu hakim ve savcılar ortadan gidecek! Gerçek ve hak ortaya çıkacak!

Bunun faturası size çıkacaktır!

Bu gözaltılara ihtiyaç yok!

Nasıl kolay kanun çıkartıyorsun. Kanun maddesine bir fıkra eklersiniz, bu durum çözülür.
Bunun faturası size çıkacaktır! Türk seçmeni size bu faturayı çıkaracaktır!
İnsanın içinde bir adalet duygusu ve vicdanı varsa bunun normal olmadığını bilmektedir!
Bu Cumhurbaşkanı bir tek kanunu iptal etmemiştir!

HSYK kanununu ortadan kaldıran kanunu şimşek gibi yürürlüğe koymuştur.
Adaletin temel kurumlarından biri, zaman aşımı kurumunu bile yok saymış, ayıp saymış.

Medya gruplarının suçu

Acaba bu sonucun alınmasında medya gruplarının suçu yok mu? Patronlarının kusuru yok mu?
Sizden başka hiç bir kanal bizi çağırmadı. Keşke vaktiyle bizim kehanetlerimizi, sözlerimizi dinleseydiler! Sözlerimizi köşelerine koysaydılar!..

3-4 gazete kaldı. Yeniçağ, Sözcü, yeni Aydınlık gibi...Basın özgürlüğünü savunan bir iki gazete kaldı.

Silivri’de hücre zulmü

Adalet Bakanı... Ceza ve Tevkifevleri Genel müdürlüğü vardır. Bütün cezaevi Adalet Bakanı’nın kontrolü altındadır.
Bu olanları Adalet Bakanı bilir.

Daha ileri gideyim: Olanlar, Başbakan’ın bilgisi dahilindedir !

Tecrit benimde başıma geldi. Zincirbozan’da. İdari bir karardır.

Burada ise korkutmak ve dışardakileri muhalefetten vazgeçirmek için yapılmıştır.
Bu tecritten Başbakan’ın haberi vardır.
İşte söylüyorum: Eğer haberi yoksa müdürü görevden alsın...

Seçimdeki partiler

CHP, MHP ekseninde bir ittifak kurulabilseydi...

27 parti seçime girme hakkı elde etti. Örgütlü olanı 6-7 tanesidir. Gerisi sanal parti. DSP’nin sıkıntısı bu seçime katılmazsa kapatılacak olması.
DP ekseninde ittifak düşündük. DSP formülü, DSP sanal bir partiyle katılabilirdi. Bazi adaylar gösterirdi bazı yerlerde, formül bulunurdu. Çok vakit kaybettik. DP’de yeni yönetim Saadet’le işbirliği düşünüyor. O Millî Görüş. Millî Görüş’ün ikinci baskısı olur!
Benim istediğim partiyi aşmak. Partiyi aşarak bu durumu nasıl çözeriz?

Geçmişi tartışmıyorum.
Anamuhalefet ve öbür muhalefet partileri bunu tartışmalı!

-İktidar olmayı hedefleyen,
-Millî devlette dirlik isteyen,
-Millette birlik isteyen, herkesi biraraya getirelim!
Ortak zemin, ortak düşüncede.
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı olarak yeni bir Anayasa hazırlayalım ve yürürlüğe koyalım.

Burada metot önemli. Çok angaje olmuş düşünce partileri buna zarara vermemeli!

Ortak zemin –ortak düşünce!..

Bunlar bir hedef(?) koymuş!

Millî Görüş bu Cumhuriyetin kuruluşunda yok!
Başbakan iki partili bir meclis istiyor. Ne demek bu? Ekseriyet sistemi projesine kesin hat çiziyor.2012’de ne olmak istiyor? Başkan!
Başkan: Otorite ve diktatörlük! 33’ün üzerinde vekil çıkarırsa Anayasayı değiştirecek! Kamuoyu baskısına bakın. 450 milletvekiliçıkarmak. Projesi bu!

Olağanüstü bir durumla karşı karşıya Türkiye!

Bunlar bir hedef(?) koymuş!

Bunların müthiş bir para gücü var. Dün gördüm: Başbakan konuşuyor. Önemsiz bir konuşmasını 7 televizyon kanalı birden veriyor!
Cumhuriyetin içinde bulunduğu tehlikeye karşı tedbir almalı!
DP etrafında „Evimiz Türkiye“projesini başlattık Çok da ilerlemişti.MHP, CHP ekseninde bir ittifak kurabilseydik...
Gücünüzü abartmak insanî duygulardır. Ama Türkiye’de olağanüstü şartlar oluşuyor!

Tayyip Erdoğan’ın istikbâli Türkiye’nin istikbâli olmamalı!

Tayyip Erdoğan’ın istikbâli Türkiye’nin istikbâli olmamalı!

90 senelik Cumhuriyetimiz var!

Dersim olayını konuşuyor. İşine geleni batırıyor. Tarih- Coğrafya bilmiyor!
Bir şey biliyor: Konuşmasını!

Demokrasiyi araç yapmış! Kurumların hepsi kendine çalışıyor!

Yüzde elli sekiz bundan ortaya çıktı. Olağanüstü hallerden biri de bu: Para gücü.
Önümüzdeki seçimde pek çok parti seçimin son günlerinde ortadan kaybolacak. Maddi gücü yetmeyecek!
Bunların parası onlarda yok!
Ayrıca terör var ! Terörün verdiği kayıp matematiksel olarak hesaplanmaz. Psikolojik olarak herkesde güvensizlik var.

Siyaset inat işi değildir!

HAKAN BAYRAKÇI

Türkiye’nin Önünde Üç Tablo Var

Dördüncü Bir Tablo Yoktur


Konuşmayı keyifle dinledim. Hüsamettin Cindoruk’un üslübu budur.
Konuşmasını;
İlkokul mezunu anlar.
Lise mezunu anlar.
Üniversite mezunu anlar.

Mahkeme Reisi. Reis sıfatıysa, hem Ergenekon, hem Balyoz davasında bazı basının dikkatinden kaçıyor.
Bu işlerin kilidi bu, her iki dava.
1. Reis: Mahkeme Reisi diyor ki, bu davanın tutuklu devam etmesi için yeni delil yok, tutukluluğa gerek yok.
2. Tecrit : Cezaevi, Adalet Bakanlığının personelidir.
Tecrit uygulaması, Adalet Bakanı ve Başbakan’ın bilgisi dahilindedir. Onların bir talimatıyla olur.
3. Silivri : Davanıın görüldüğü yer, uzak olsun taktiğiyle burası seçildi.

Bunlar herkesin bilmesi gereken mevzulardır.
Geçen akşam arkadaşlarım infial halindeydiler.
Ne oluyor bu iş? Eyvah!
İlk defa dün geceki halet-i ruhiyeyi beğenmedim.

Türkiye’nin önündeki üç şık

Türkiye’nin önünde üç şık var, siyasi açıdan. Kim ne alırsa alsın, Meclis aritmetiği:
550 sandalye. AKP’nin:
1. Durum: 276’yi geçmesi .
2. Durum: 330’u geçmesi, Anayasa için referanduma gitmek gerekir.
3. Durum: 367’yi geçmesi Anayasayı değiştirir.
Son anketlere bakıyorum:
276’yı güle oynaya geçecek bir AKPgörünüyor.
Anketler rüştünü ispatladı. Bir aşağı, üç yukarı biliyorlar.

Üç yol gözüküyor:

1. Barajın altı gibi görünen partiler, tüm partiler tek başına seçme girer.
CHP ayrı, MHP ayrı tek başına seçime girer. Bu tabloda:
AKP: 276’yı geçecektir. 330’u bile zorlar.

Temennilerimle analiz yapamam! Matematik budur!

2. CHP’nin hem sağı, hem solu gözetmesi, 3-4-5… tane başka siyasi partiyi
kendi çatısına alarak bu partilerin ve hareketlerin adaylarını CHP listesine alarak seçime girmesi. (DSP, İP, Abdüllatif Şener’in Türkiye Partisi, Yurt Partisi, Pamukoğlu’nun HEPAR’ı…Hepsini buraya katın!

Ya, CHP ülkenin yüksek çıkarı, âtisi için böyle bir ulusal demokrasi birlikteliği ile seçime gitmek zorundalar…
O zaman enteresan sonuçlar çıkar.
Bir artı iki eşittir üç etmez! O üç birliktelik dokuz- on edebilir!
Bu CHP’yi iktidar yapar.
Mecliste çok seslilik sağlar.

3. Eğer CHP tek başına girer ise, bir yol daha vardır. O da şudur:

Az önce saydığım baraj altı gibi gözüken partilerin kendi aralarında güç birliği yapmaları…
Dışardan adaylarını verecek. Genel başkanlar aday olacak. Gel çatıma denmeyecek! Bu oluşum da böylece meclise girecek.

Türkiye’nin önündeki üç tablo budur!
Dördüncü bir tablo yoktur!

Eğer seçimlere birinci duruma göre girilirse bütün siyasi partilerde deprem olur!


ARSLAN BULUT

Cumhuriyeti Geri Alalım!


Gazetelerin, gözaltına alınma ve mahkemeye sevk edilme olaylarını konuşuyoruz ama meselenin nesnel çerçevesini çizmeyi unutuyoruz.

11 Eylül hadisesi. İkizkulelerin bombalanması!..

Rusya’nın bile, Amerika’nın Afganistan işgaline destek vermesi...Sanki demokrasi bunu gerektiriyormuş gibi Irak’ta 1,5 milyon insanın katledilmesine izin verdi...Guatemala davası bile unutuldu. Irak’ta Afganistan’da zulüm devam ediyor.

„Hrant Dink,““ Misyonerlerin öldürülmesi“, „Papaz cinayeti...“
Bunlar Türkiye’nin 11 Eylül’ü.
Hrant Dink olayı: Nedim Şen bunu ortaya çıkaran gazeteci.

Ergenekon’u başlatan bu gizli güç kim?

Kamuoyundaki rüzgâr... Ergenekon, Balyoz soruşturmaları bunun üzerine bina edildi.
Hazırlıkları vardı ama Hrant Dink cinayeti gibi olaylar gerekiyordu düğmeye basmak için.
Bu hareketi plânlayanların Türkiye’ye yönelik bir ideolojileri mutlaka var.

Mahir Kaynak açıklıyor:

Bir gizli güç bir kaç gazeteye bilgiler veriyor. Kim olduğu belli olmayan bir gizli güç... Sonra soruşturmalar başlıyor. İki yıldır Nedim Şener dinleniyormuş.

Bu gizli güç kim?
Adalet yönlendiren, hukuku yönlendiren bu gizli güç kim?
Ergenekon’u başlatan bu gizli güç?


Deşifre olacağını gördükleri için Nedim Şener üzerine gidiyorlar.
Müesser Yıldız. Çok önemli bir kitabı var:
„Türkiye’nin Başına Örülen Çoraplar“
Diğerlerini tanımamakla beraber...ama arkadaşlarım kefil oluyor.

Göremediğimiz konu

Uluslararası bir güç Türkiye’yi alıp bir yere götürüyor. Üniter yapısının, mülkiyetinin, tapusunuun değiştirilmesi isteniyor! Göremediğimiz konu bu maalesef!

Siyasal yöne gelince, Cindoruk, „Evimiz Türkiye“ projesini geliştirdi.

1. Alternatif olarak CHP’nin bunu alternatif hale getirip „Evimiz Türkiye“ye sahip çıkması.
2. CHP çıkamıyorsa MHP’nin sahip çıkması.
3. İkisi de sahip çıkmıyorsa bunun dışındakiler(MHP,CHP dışındaki) bir araya gelerek birisinin amblemi altında seçime gitmesi.

CHP bunu göremedi. MHP’de zaten böyle bir yaklaşım yok!..

Osman Pamukoğlu...Yaşar Nuri Öztürk’ü de unutmayın. Masum Türker’in ve diğerlerinin bir araya gelmesi mecliste 4. grup oluşturur diyelim...(BDP’yi grup olarak saymıyorum. BDP parti ise de onlar bağımsız etnik siyaseti takip ediyorlar)

Bu hareketler içinde, yalnız başına hiç biri barajı geçemez. Oysa bu durumda bunların alternatif hâle gelmeleri bile mümkün.
Bu iş şu bir hafta içinde yapılmalı.

Teorik olarak bunlar ama Türkiye’de seçimlere baktğımızda, Demirel,Özal dönemleri, Tayyip Erdoğan dönemlerine mevcut şartlar içinde politikalarına baktığımızda:

Menderes, bir umuttu.
Özal, bir umuttu.
Ecevi, bir umuttu.
Tayyip Erdoğan kriz üzerine umut oldu.

Umut Olmak gerekiyor

Şimdi fikrî ve ekonomik düzeyde umut olmak gerekiyor!
MHP’nin,CHP’nin ne gibi projeleri var?

Umut yaratmak!

(Burada Kurtul Altuğ, Atatürk’ün, “Vatan mevzubahis ise gerisi teferruattır!”sözünü hatırlatıyor.)

CHP’nin Baykal’dan sonra böyle bir misyonu, görünüşü var mı?
Ben endişeliyim, bilmiyorum. Ben bilmiyorum.
Vatandaş ne bilecek?

CHP… Umut olması en önemlisi bence…
Ecevit seçimde konuşuyordu: Yarın oylarınızla kurtulacaksınız! diye.
Öyle bir rüzgâr onu getirdi! Milleti heyecanlandırdı.

Cumhuriyeti geri alalım!

Bu tip programları bilmeyen, kitap okumayan ve siyasî meseleri takip etmeyen geniş bir kitle var. Tayyip Erdoğan onlara hitap ediyor. Onların oylarıyla iktidar oluyor.

Bunları önceleri söyledik ama o zaman kompo teorisi dediler.
Bilenlerin bilmeyenlere anlatması gerekiyor.

Cumhuriyeti geri alalım!
AKP millî bir parti değil!

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Türkiye Cumhuriyeti olmaktan çıkaran hamleler yapıldı.
AKP Türkiye Cumhuriyeti kanunlarıyla kurulmuş hukuki meşru bir parti değil mi?
AKP millî bir parti değil!

Amerikan projesi olarak kurulan bir partidir ! CFR’den gönderilen programla...
CHP, MHP Kılıçdaroğlu, Bahçeli...Hiç biri bu kadar önemli bir bilgiyi kullanmadıl

Bizde bu bilgi belgeleriyle var!

CFR tarafından gönderilen program aynen alınmıştır!

Cumhuriyetimizi geri alalım derken Amerika’dan geri alalım!
Türkiye Cumhuriyeti Amerika’dan yönetilen bir devlet oldu!
Libya bile bağımsız hareket edebiliyor.

Türkiye kimin devleti olur?


AKP böyle devam ederse Türkiye Amerika’nın merkezi hâline gelecek!

Bir haber var:
Amerika, İstanbul’un Dünya Finans Merkezi olmasını destekliyor,diye. AKP Başkanı’da bunu söylüyor! Sorular:
1. Dünya finansı kimin elinde? Düşünün!
2. Bu finans İstanbul’a gelirse İstanbul kimin eline geçecek?
3. İstanbul dünya finansının eline geçerse Türkiye kimin devleti olur?

Erdoğan İstanbul’u başkent yapaca’m diyor.

O zaman İstanbul Türkiye’nin mi başkenti olacak?
Türkiye hangi finansın devleti olacak?
Devletin egemenliği Türk Milletinin elinde mi olacak

Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün faaliyetlerinden habersiz olanlara bu durumu anlatmalıyız!

Haber: Feza Tiryak, 10 Mart 2011

Önemli- Ekleme: Bu yazıyı dört saatlik televizyon programından dinlerken aldığım notlarla hazırladım. Konuşmacıların ara ara söyledikleri bütün önemli sözlerini bir araya getirerek bütünlük oluşturdum.Bu uzun yazı üç ana başlıktan oluşuyor. Başlıklar ve konuşmacılar şöyle:

HÜSAMETTİN CİNDORUK
Millî Devlette Dirlik, Millette Birlik

HAKAN BAYRAKÇI
Türkiye’nin Önünde Üç Tablo Var
Dördüncü Bir Tablo Yoktur

ARSLAN BULUT
Cumhuriyeti Geri Alalım

Birbirinden bağımsız ama bir o kadar da birbiriyle bağlantılı bu üç konuşmayı mümkün olduğu kadar çok kişiye ulaştıralım. Unutmayınız: Bizim eksiğimiz iletişim. Basın ve yayında yer alamamak. Kitlelere ulaşamamak. Tehlikeleri ve çözümü duyuramamak...


Feza Tiryaki, 10 Mart 2011

 

Paylaş
3019 kişi bu içeriğe erişmiştir.
 
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!