Mustafa YILDIRIM

Mustafa YILDIRIM



Mülazim’den Teğmen’e: Kahramanlar Acı Çeker! / Mustafa YILDIRIM PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 15 Temmuz 2013 00:50
Kâbe’yi koruyordun arkadaşlarınla. Mekkeli Hüseyin bin Haşimi’nin adamları, gazyağı püskürtüp yaktılar karargâhınızı.

O gün Kâbe çevresinde kırbaçlayarak öldürdüler arkadaşlarını. 

Nablus’u savunurken 21 yaşındaydın. 40 askerinle işgalcinin koca tümenini durdurdun ve şehit düştünüz. Nabluslular işgalciye hiç, ama hiç direnmediler.

Tulkerim’e son saldırısıydı işgal koalisyonunun. Ordu komutanınız çekip gitti. Kalakaldın arkadaşlarınla; ama yılmadın 32 süvarilerinle yürüdün geceleri; Halep sokaklarında İngiliz-Haşimi koalisyonuna karşı savaştın ve şehit düştün!

Der’a istasyonuna dek getirmiştin Amman’dan hastane trenini. Yaralı askerlere, kadınlara, çocuklara kıydı işgalcinin yandaşı, Faysal bin Haşimi’nin maşaları. Senin gırtlağına cembiye ile üşürdü şeyhin adamları.

Emir geldi payitahttan, silahlarınızı topladılar; ordunuzu dağıttılar. “Ya istiklal Ya Ölüm!” diyen sesi duydunuz. Aç, susuzdunuz; bir köye yaklaştınız Bursa ovasında. “Yunanla başımızı derde sokacaksınız” diyen köylüler sopalarla saldırdılar.

Manisa’da direnelim diye konuşurken taşladılar sizi, padişah yanlıları!

Durdurmak için işgalciyi gönüllü gençleri topladın. “İslama ve padişahımıza karşı mı çıkıyorsunuz?” diyen Buldan’ın mollaları dağıttılar gönüllüleri. Aynı mollalar papazlarla kol kola verip karşıladılar Yunanlı kumandanı ve teslim ettiler kasabalarını.

Sen aldırmadın Teğmen; “Ya İstiklal Ya Ölüm” çağrısına uyup kurtardın teslim olanları bile!

*

Kumandanların selama durdular Amerikan zırhlıları 1947’de Boğaziçi’ne girerken, senin için yandı! Öğrenci kardeşlerine çevirttiler namlunu. “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek ters astın tüfeğini. İşkenceye çektiler seni, yabancı devlete “biat” etmedin diye!

Zincirle dövdürdüler Doğulu onbaşıya Metris hapishanesinde. İçine gömüp onur yaranı, “Ya İstiklal Ya Ölüm” diye diye dayandın.

Müttefik diye ezberlettikleri emperyalisti gördün sınır boylarında sana mermi yağdıranlara gökten yardım paketi atarken. Müttefikin kalleşliğini anlatmaya çalıştın paşalara, işaret koydular siciline!

*

Acı acı anımsıyorsun şimdi; Harb Okulunu bitirdiğin günü:

Yoklamada numaran okununca arkadaşların gibi sen de bağırmıştın, “Burada!” diye.

1283” dendiğinde hep birden haykırmıştınız; “İçimizde!” diye.

1283”ün “Ya İstiklal Ya Ölüm!” diyen sesi, seni bırakmadı her nereye gitsen!

Paşalar güvendi, sen güvenmedin emperyalist müttefikin gücüne!

Gün oldu; içindeki “1283”ü dışa vurdun! İşte ne olduysa o yüzden oldu ve bir kere daha zindandasın.

*

1918’de Mekke’de sırtına inen kırbaç…

Der’a istasyonunda boğazını kana boyayan Arap cembiyesi…

Kurtarmak istediklerinin sırtını karartan sopaları…

Ellerin kelepçeliyken baldırlarını yaran onbaşının zinciri…

Amerika ile ilişkilerimiz ortak değerlere dayanır” diyen paşanın gülümsemesi…

Hayır, bunlar değil içini kavuran!

Boğazına düğümlenen o ses yakıyor göğsünün sol yanını!

Her türlü ihanete karşın seni ayakta tutan, taş duvarları delip soğuk odalara ulaşan o ses hala “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyor ve fısıldıyor sana:

Nihayetinde vatana olan namus borcumuzu ödedik!

Öyleyse sen de dayanmalısın, çünkü insanlık tarihinin her sayfasında yazılıdır:

Kahramanlar acı çeker!
Mustafa YILDIRIM / 7 Aralık 2012
Son Güncelleme: Pazar, 14 Temmuz 2013 21:52
 
Sivil Örümceğin Ağında - 26. Basım PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 06 Temmuz 2013 19:01
“project democracy”
Resim


26. BASIM


UDY Ulus Dağı Yayınları Ltd.

Boyut: 15 X 21,5 cm
Fıyatı: 34 TL (KDV İçinde)
Sayfa sayısı: 592
Kuşe Kapak: Leikam 350 g
Kağıt: Enzo Creamy 60 g
ISBN: 978- 975 - 6047 – 18 - 7
26. Basım: Haziran 2013

“Tokat gibi bir kitap.”
Attila İlhan

“Mustafa Yıldırım’ın dillere destan kitabı.”
İlhan Selçuk

“Her Türk bu kitabı okumalı!”
Rauf Denktaş
.
.
YANKILAR
Mustafa Yıldırım, Türkiye`de tanıdığım en iyi ve gerçekçi araştırmacılardan biri. Onun Sivil Örümceğin Ağında kitabı, bugüne kadar okuduklarımın en muhteşemi idi. Ülkemizi sarmala alan iç ve dış güçler o kitapta belgeleriyle anlatılmıştı.” Emin Çölaşan, Sözcü, 2 Ocak 2011
“Bu kitabı okumadan çağımızın ve küreselleşmenin önemli kurumlarından biri olan sivil toplum kuruluşlarının (STK) gerçek yüzünü anlaman mümkün değil. Mustafa Yıldırım da Uğur Mumcu gibi üstün yetenekli bir araştırmacı olduğu kadar, çok da iyi bir yazar. Ulus Dağı'na Düşen Ateş Mustafa Yıldırım'ın mutlaka okunması gereken belgesel romanı... Çok çekici bir roman üslubuyla anlatılan gerçek…

'Bağımsızlık ve özgürlük bayrağını elden düşürmeyecek olanlara ve karanlığı yakacak olanlara'' ithaf edilmiş. Şimdi anladın mı Sevgili, neden ''Keşke Uğur bunu okusaydı'' dediğimi? Sen mutlaka oku. Ben bu bayramda Mustafa Yıldırım'ın henüz okumadığım ''58 Gün'' ünü bitireceğim.”Ali Sirmen, Cumhuriyet, 8.1. 2006
Binnaz Toprak (CHP MV) TESEV ve Açık Toplum Enstitüsü gibi vakıf ve kuruluşların Soros tarafından finanse edilmesinden hiç de rahatsız olmadığını” ifade ediyor; “Bu vakıfların Soros tarafından destekleniyor olmasının vakıf faaliyetlerinin şüphe ile karşılanmasını gerektirmediğini” söylüyor. B. Toprak, Soros’un doğrudan ABD Hazinesi ve istihbarat kuruluşu olan CIA - NED fonlarından desteklendiğini acaba bilmiyor olabilir mi? Yabancı bir devletin parası ile nasıl “sivil “ toplum faaliyeti yapılacağı hakkında bizi bilgilendirebilir mi?.. Bir bilim insanı olarak, bu konuda yazılmış – kendi adının da geçtiği - ve rekor sayıda baskı yapan SİVİL ÖRÜMCEĞİN AĞINDA ve ORTAĞIN ÇOCUKLARI isimli çok önemli 2 kitabını da okumamış olabilir mi?” Ufuk Söylemez, Sözcü, 13.5.2011
Milleti aydınlatmaktan çok, milleti korkutup sindirmeye hizmet ettiler.

Sivil aydınlarımız bir dönem Frankenştayn kitapları yazdılar: Ahtapotun Kolları, Örümceğin Ağları, Kıskaçtaki Türkiye, Kuşatılan Türkiye vb…

Yazanların ortak özelliği, örgütsüz aydın olmalarıydı. Örgütsüz oldukları için umutsuzlardı. Kafaları yalnız, ahtapotun kollarında nasıl çırpındığımızı anlatmaya çalışıyordu. Ahtapotun kollarından kurtulmak için pratikleri yoktu. O nedenle program, strateji ve siyasetleri de yoktu. Yalnızca Türkiye’nin örümcek ağları içinde çırpınışını ortaya koyuyorlardı. Aslında çırpınan kendileriydi. Dolayısıyla milleti aydınlatmaktan çok, milleti korkutup sindirmeye hizmet ettiler.Doğu Perinçek, Aydınlık, 11 Mayıs 2013
"Project Democracy’nin şemasını çıkarmadan, hiçbir olaya doğru teşhis koyamazsınız. Teşhis doğru olmayınca, yanlış tedavilerle vakit geçirirsiniz... İnsanlığın nasıl köleleştirildiğini yazan aydınlar arasında, Mustafa Yıldırım’ın özel bir yeri var artık! En çok insan haysiyetine değer verdikleri için, ezberlediklerini tekrarlamaktan başka hiçbir özelliği olmayan insanların bilinçsiz eleştirilerine de tahammül ederler…

Bilgi düzeyi ve feraset itibariyle yetersiz olanlar, böyle durumlarda, işin kolayına kaçar; ‘Bu adam bu kadar bilgiyi nereden alıyor?’ derler. Bilmezler ki, o aydınlar, herkes uyurken sabahlara kadar çalışmıştır…Arslan Bulut, Yeni Çağ, 10 Mayıs 2004
Ulus Dağı Yayınları Kültür Basım ve Tic. Ltd. Şti. 0312 418 08 73 Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Genel Dağıtım: DOST 0312 430 48 95 Faks: 0312 435 75 96
Son Güncelleme: Cumartesi, 06 Temmuz 2013 19:05
 
İran’dan Emir: Türk Halkı İnkılâpçı Liderini Desteklemeli! / Mustafa YILDIRIM PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 03 Temmuz 2013 20:29

İRAN’DAN EMİR: TÜRK HALKI İNKILÂPÇI LİDERİNİ DESTEKLEMELİ!

Bir kez ilkesizliğe kapıldın mı, savrulmaktan kurtulamaz; kendi gücüne ve ilkelerine güvenmez; basit mantık kurgularıyla hurafelere takılıp kalırsın:

Şu devlet benim düşmanımdır. Bu devlet o düşmana karşıdır. Öyleyse düşmanımın düşmanı bu devlet dostumdur!

Buralardaki diktatöre karşıyım. Bizim diktatörümüz o devletin yandaşıdır. Düşmanımın düşmanı devletin diktatörü, bizim diktatörden daha iyidir, öyleyse o yabancı diktatör de dostumuzdur!

Kendi kendilerini toplumun öncüsü ilan edenlerin bu tür hurafeleri, her zaman olduğu gibi yolu şaşırtıyor. Yola dönmek ve karanlıktan sıyrılmak için yakın geçmişin bazı örnek olaylarını yeniden düşünmek gerekiyor: 

Mısır’da halk alanlara çıkınca ABD yönetimi, isyanı sonuna dek destekledi. ABD’nin “düşmanı” denilen İran yönetimi de destekledi ve hatta Rehber İmam Ali Hameney, Mısır ordusunu isyancıları desteklemeye çağırdı. Yani ABD-İran aynı saftaydılar.

Mısır’da Müslüman Kardeşler Örgütü’nü destekleyen İran yönetimi, Suriye’de onlara karşı çıkıyor. Aynı İran yönetimi, AKP’yi Suriye’de “Büyük Şeytan” ABD ile işbirliği yapmakla suçluyor; ama Türkiye’deki direnişe karşı çıkıyor ve Müslümanları (İran’a göre Hizbullahileri), İnkılâpçı AKP liderlerini desteklemeye çağırıyor.

Mısır’da Müslüman Kardeşlerin diktatörüne karşı özgürlük isteyenler isyan ediyor. Türkiye’de özgürlük direnişçilerini destekleyenler, Mısırlı isyancıları da destekliyor.

Oysa sepah (Humeyni özel kuvvetleri) eski komutanlarından ve şimdilerde İran Genelkurmay Başkanı Tüm. Hasan Firuzabadi, “inkılâpçı” dediği yöneticilerin desteklenmesini istiyor:

Müslüman ve kardeş Türk halkı, devrimci liderlerinin arkasında durmalı. Aynı şekilde kardeş ve devrimci Mısır halkı da seçilmiş, devrimci cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin arkasında durmalılar… tüm Müslümanlar, Suriye halkının yaptığı gibi devrimci liderlerine destek vermeliler.



DURAN ADAMLARA KARŞI ÖRGÜTLÜ DURAN ADAMLAR

İran yönetimi şimdilerde “ılımlılık” görüntüsüne bürünüyor. Rehber İmam Hameney, güya “reformcuHasan Ruhani’nin devlet başkanlığını anında onayladı.

Ayetullah Ruhani, İnkılâp Güvenlik Konseyi sözcüsüydü. 1999’da İran’da reform isteyen öğrenciler eli sopalı-silahlı inkılâp milislerince (Basij) ezilirken Türkiye’den özgürlüğü destekleyen açıklamalar duyulmuştu. Hasan Ruhani, Türkiye’ye gereken yanıtın çok yakında verileceğini ilan etmişti.

Aynı günlerde Ankara’daki al Kudüs Kuvvetleri ameliyatçıları İran’dan Türkiye’ye dönmüşler ve Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’yı öldürmeye hazırlanıyorlardı.

Şimdi İran Devlet Başkanı Hasan Ruhani, düşman bellediğiniz ABD’yi eleştiren iki söz edince ona “dostumuz” deyip manşete mi çıkaracaksınız?


DİKKAT KERE DİKKAT!

Taksim’de duran adamların karşısına dikilen ve göğüslerinde “Duran Adamlara Karşı Duran Adamlar” yazan kişileri merak etmezseniz kimin kimi desteklediğini anlamak güçleşir. Gelişmeleri seçebilmek için Kürt Hizbullahilerin (Şimdi HUDA-PAR) tutumunu izlemek gerekiyor. Yoksa ellerinde çivili sopalarla, bıçaklarla saldıran yerli “Basij” elemanlarını, sıradan serseri sanıp yanarsınız.

İşin özü İslam dünyasını Rehber İmam Humeyni Hattı’nda birleştirmeye çalışan İran yönetimi, kendi yayılmacılık yolunda ilkeli davranıyor! Yeni koloniciliğin önderi ABD de kendi haksızlık-zalimlik yolunda ilkeli! Türkiye’deki hükümet ve hatta PKK da kendi davlarına sadık!

Ne ki bir gün bakarsınız birbirlerine düşman sandıklarınız size karşı birleşivermişler!

Öyleyse asıl sorun, Türkiye’de yakın tarihi unutuveren slogancı-kestirmecilerdedir.

Ancak her ne olursa olsun, el alemin yönetimlerine, uydurma barışçılıklara, sözde “anti-emperyalist” sıfat edinen yayılmacılara değil, kendi tarihsel ilkelerine ve insancıl erdemlerine bağlı kalan gerçek özgürlükçüler, hem kendilerinin hem de insanlığın önünü açacaklardır! Tıpkı 90 yıl önce olduğu gibi!

Not: “Ne Amerika, ne İran, ne de İsrail” deyişimizi “gericilik” sayanlar, belki de olayları izledikçe kendilerine gelirler de “Atatürkçüyüm” demeye hak kazanırlar.

Mustafa YILDIRIM / 1 Temmuz 2013

 
Neo “İnkılab-ı İslam” Lugatı / Mustafa YILDIRIM PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 26 Haziran 2013 19:11
NEO “İNKILAB-I İSLAM” LUGATI

Sardar

“İslam İnkılabı’nın başkumandanı, 900 yıldır yapılamayanı yaparak, Türkün milliyetçiliğini çiğneyen cihad eri; İslamcılığın son sadrhalifesi.
Mobil Kefen

Sardarın İslam İnkılabı yolunda yanında taşıdığı şehadet giysisi.
Bir Milyon

Sardar’ın işaretine bakan 12’sinden 70’ine İslam İnkılabı erleri; inkılabın eli sopalı vurucu gönüllüleri.
Zabıta

Sardar’ın emrinde Taguti rejimin ordusundan bağımsız;

İnkılab silahlı erleri.
15.000’ler

İslam İnkılabı’nın üniformalı-üniformasız muhafızları. Nam-ı diğer, Sepah-i Anadolu

Komutanları Sardar tarafından atanır.
T.C.

Taguti devletin simgesi.

İslam İnkılabınca silinecek ve yerine Anadolu İslam Federe Devleti kurulacak.
T.L (Türk Lirası)

Taguti devletin küresel damgası; Ermeni çengeliyle yozlaştırılması gereken Türk simgesi.
Türkiye

İslam İnkılabı’nın “Dar’ül Harbi”; mücadele alanı.
ABD – AB - İsrail

Taguti devleti yıkarken geçici müttefikler
PKK-Kürt Hizbullahileri

Taguti devleti yıkma ortakları.
Kum

İslam İnkılab merkezi; inkılabcı tedbirlerin esin kaynağı.
30 Mayıs

Taguti rejim yandaşı ladinilerin isyanı; lanet günü.

İnkılab erlerinin destanıyla kabiliyeti kırılacaktır.
The Generals

Taguti devletin parçalayan “açılıma devam” diyen İnkılab paşaları.
Silivri Jandarması

Taguti rejimin hapse atılan generallerini aşağılayan İnkılab yedek kuvveti.
“Cemaat”

ABD’nin tavrına uyumlu fetvalar yayan uyumlu-ılımlı holding.
Yeni Amerikan Çağı’nın Yerli Liberali

Kilise-Cemaat arasında beynamaz; yani entel-ibre akrebi.
Reis-i Cumhur-i Çankaya

İslam inkılabının kadife eldiveni, derindeki rehberi.




CUMHURİYETİN KARŞI-SÖZLÜĞÜ

Taksim Direnişi

Söz-yazı-yorum gerektirmeyecek denli açık Cumhuriyet direnişi.

Karanlığa uzanan tüneli çatlatan “gerçek destan.”
Çarşı

1918-1922 İstiklal Harbı döneminde Kuvayı Milliye’nin yiğitler yatağı.
“Antalya Uyuma, vatanına sahip çık!”

Akdeniz’den yankılanarak Karadeniz kıyılarına vuran uyanış çağrısı.



SONUÇ

Başbakan sizin devletin hukukuna değil İslam İnkılabı hukukuna uygun konuşuyor ve emrediyor, çünkü 900 yıldır ilk kez ele geçirilen devlet yönetimini bırakmak ve inkılabdan dönmek caiz değildir!

Mustafa YILDIRIM / 26 Haziran 2013
Not:
Humeyni devletinin yeni başkanı Ayetullah Hassan Ruhani’nin Türkiye düşmanlığı 1999’de Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın katlinden önceki sözleri gelecek yazıda...

 


 

Son Güncelleme: Çarşamba, 26 Haziran 2013 19:12
 
Mustafa YILDIRIM Sivil Örümceğin Ağında'nın Önsözüne Ne Yazdı? / Gerçek Edebiyat PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 29 Mayıs 2013 20:01

ABD parti örgütlerinin, Quantum Şirketi [Temsilcileri George Soros] bankerlerinin, Alman, İngiliz, Fransız, Hollanda, Belçika, İran siyasal partilerinin, İsrail bağlantılı vakıfların ve uluslararası şirketlerin kurduğu örgütlerden oluşan ve istihbarat örgütlerince desteklenen şebekenin çabalarıyla birçok ülkede kitleler eylemlere sürüklendiler.

Ülke bütçelerini aşan paralarla kışkırtılan eylemlerle tarihsel köklere dayanan kurumlar parçalandı; çok partili, ama güdümlü siyasal ortam oluşturuldu. Ülkelerin doğal kaynakları, sanayileri, para piyasaları, bankerlerin-kartellerin eline geçti. NATO Genişletme Projesi uyarınca ülkelerde, bu arada Türkiye’de de, Brüksel ve Washington’dan yönetilen gençlik örgütleri kuruldu. Uzay savaşları teknolojisiyle donanan yeni üslerle bağımsızlık isteyenlere karşı saldırı üsleri oluşturuldu. Ülkelerde din perdesi arkasına gizlenmiş baskıcı-gerici şebekeler, güvenlik ve yargı kurumlarını tümüyle yabancılara teslim ettiler.

Ülkemizde azınlık milliyetçiliği örgütlenmesi ve İran Şia yayılmacılığı, örümcek ağıyla bütünleşti. TESEV, ARI gibi ana örgütlerin güdümünde “yerel yönetimlere özerklik” başlığı altında baştılan çalışmalarla federasyon alt yapısı tamamlandı. Yabancı devletlerin elçiliklerinde, yayılma örgütlerinde yıllarca çalışanlar meclise girdiler, hatta bakan oldular.



Ulusalcı muhalefet ya ezildi ya da ele geçirildi; tek merkezden yönetilen medya oluşturuldu. TSK, yeniden yapılanma programıyla, eğitiminden birlik düzenine dek değiştirildi; “Dünyada Barış” ilkesinden uzaklaşıldı; ABD-AB’nin tasarladığı yeni kolonicilik düzenine uygun ideolojiyle donatıldı ve sömürgeciliğin destek gücüne dönüştürüldü.

Örümcek Ağı” örgütleri, yerli işbirlikçileriyle seçtikleri “umut veren lider adaylarını” ABD’ye gönderdiler. Bazı üniversitelerde Amerikan ajanlarının odaklandığı merkezler açıldı. Bu merkezler gençleri, Amerika’da bile “gerici” olarak nitelenen örgütlerle ilişkilendirdiler, ABD Dışişleri’nin “Genç Siyasi Lider” programlarıyla Amerika’ya taşıdılar. Gazeteciler aynı kanallarla etkili kişilerle ilişkilendirildiler. Koloniciliği destekleyecek yeni yetme yazarlar, ABD’de kurslardan geçirilerek piyasaya sürüldü. *

Güdümlü “sivil-asker” şebekesinin yıllardır yabancılarla birlikte hazırladığı Anayasa tasarıları, Cumhuriyet devletinin temellerini yıkacak biçimde yasalaştırıldı. Ulusal birliği parçalayacak; halkı çatışmaya sürükleyecek yeni yapılanmalarla paralel yönetimler oluşturuldu. ABD ajanlarının amaçladıkları gibi, “toplumsal algılama dizgesi” yeniden üretildi.

Uluslararası Din Hürriyeti” operasyonuyla güçlendirilen ‘cemaat’ örgütleri, azınlık milliyetçisi liberal teslimiyetçiler, İran İslam Devrimi merkezinden silah-para alan al-Quds ve Hizbullah örgütleri, aynı cephede buluştular. Kürt milliyetçiliğini güçlendiren sivil şebekenin katkılarıyla “açılım-barış” denilerek yurt birliği parçalanmaya başlandı. Bu girişimin alt yapısını oluşturan sivil şebekenin önde gelenleri “akil adam” komisyonlarına seçilerek, egemen devleti parçalama kararlarını benimsetmek için çalışmaya başladılar.

Bu kitabı dokuz yıldır etkisizleştirmeye çabalayanlar, bildik yöntemlere başvurdular. Akiller arasına giren taraflı gazete yazarı, “Mustafa Yıldırım’ın, istihbarat raporlarıyla sivil toplumu fişlediği, Sivil Örümceğin Ağında kitabı” diye yazdı. **

Araştırmanın bir istihbarat raporunun kitaplaştırılmış biçimi olduğu izleniminin yaratılması, yıkım operatörlerinin de amaçlarına uygundur. Bu tür kişiler, bazen gereğinden çok bölümler aktardığım açık-resmi örgüt raporlarını, yabancı yayınları görmezden geliyor; sözde sivilleri ve iktidar sahiplerini kışkırtmaya çalışıyorlar. Oysa operasyonun tarihsel geçmişi ve temel yapısı ele alınmış; ana örgütler çözümlenmiş; başka ülkelerden operasyon örnekleri verilmiş; tüm adlar açık raporlardan, yayınlanmış biyografilerden alınmıştır.

Örümcek ağını destekleyen CIA, MOSSAD, MI6, BND, EYP, SAVAMA, VEVAK, al-Quds Kuvvetleri gibi örgütlerin içerdeki şebekeleri ortaya çıkarılmadıkça, “danışman” kılıklı ajanlar devletten, partilerden temizlenmedikçe, kökten yıkım engellenemez.

Görev zordur; sınırsız özveri ister. Örneğin ressam Mark Lombardi [1951-2000] tablolarında, Bush ailesi, Harken Energy firması, Suudlar, Usame Bin Ladin ile birçok güç odağının para ilişkilerini, CIA’dan James Bath’ın Suudi bağlantılarını, biyolojik-kimyasal silah-nükleer teknoloji kanallarını sergiledi. FBI elemanları sergiyi bastı. Müze tabloların götürülmesine izin vermedi; ama Lombardi, kısa süre sonra atölyesinde boynundan asılı bulundu. Venezuela’da büyük oy farkıyla iktidara gelen Hugo Chavez Frias yönetimine ve parlamentoya karşı 2002’de sivil-asker darbesi düzenlendi. ABD’den para aldığı kanıtlanan subaylarla, NED ağının “sivil toplum örgütleri” ve işadamları parlamentoya el koydular. Halk parlamentoyu kuşattı; darbeci subaylar, CIA yardımıyla Miami’ye kaçtılar. Savcı Danilo Anderson [1966-2004], polis-asker-savcı-yargıç-sivil, 400’e yakın kişi hakkında casusluluktan, darbecilikten, cinayetten dava dosyası hazırladı. Silahlı suikast girişiminden kurtulan Anderson, on beş gün sonra taşıtına C4 patlayıcı yerleştirilerek öldürüldü.

Kitabın yeni baskısını da, önceki basımlar gibi, sanatçı Mark Lombardi’ye ve ilkeli, bağımsız, dürüst savcılık dersi veren Danilo Anderson’a; İran’da yargısız-savunmasız canlarına kıyılan sanatçılara-yazarlara-ozanlara; gerçeklerin ardında koşarken öldürülen gazetecilere, bilim insanlarına ve hukukçulara adıyor; karanlığı yakma uğraşımda desteklerini esirgemeyenlere bir kez daha teşekkür ediyorum.


Mustafa YILDIRIM / 16 Mayıs 2013 - GerçekEdebiyat.com


* TSK, akademisyenler, edebiyatçılar, gazeteciler, gençler üzerindeki operasyonun ayrıntıları; Türkiye’de çalışan CIA elemanları listesi için bu kitabın devamı Ortağın Çocukları kitabından yararlanılabilir. 2007-2009 arasında NED’den para alan ve 2010 ön-programına alınan sivil(!) örgütlerin görevleri listesine de aynı kitapta yer verildi.
** Yıldıray Oğur, “Ergenekon’un özoğulları”, Taraf, 28 Mart 2009.
*** Kitap, 1999’da yazıldığında TESEV’in o yıllardaki etkili kişilerinden söz edilmişti. Sözü edilmeyenlerin birçoğu sonraki yıllarda, Kemal Kılıçdaroğlu gibi, önemli konumlara yükseldiler. Bu nedenle TESEV’in kurucularının listesi, 23.-26. basımlara (s. 579-580) eklendi.
**** Azerbaycan’ın Kasım 2005 seçimlerinden önce yazılan Azerbaycan’da Proje Demokratiya kitabı Bakû’de yayınlanamayınca özeti “Sivil örümceğin Ağında”da yayınlanabilmişti. Azerbaycan kitabı, 2006’da Türkiye’de yayınlandı. Eksik bilgilendirmeye yol açmamak için Sivil Örümceğin Ağında’nın Azerbaycan bölümü yeni basımlarda çıkarıldı. Ayrıca Uğur Mumcu’yla ilgili son bölüm, cinayet suçluları yakalanmadan önce yazılmıştı. Türk aydınlarına, güvenlik görevlilerine, yabancı diplomatlara kıyan İran al Kudüs Kuvvetleri’nin Türkiye’deki cinayetleri, yeni bir kitabın konusu olduğundan bu bölüm güncellenmemiştir.

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 29 Mayıs 2013 20:03
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 3 / 13
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!