Mustafa YILDIRIM

Mustafa YILDIRIM



Sivil Örümcek Ağının Düğümcüsü TESEV-2 "T.C. Karşıtlarıyla İşbirliği" / Mustafa YILDIRIM PDF Yazdır e-Posta
Salı, 24 Nisan 2012 17:27

Boğaziçi Üniversitesi Vakfı, Ankara Üniversitesi Siyasi Bilimler Vakfı ve Eczacıbaşı’nın Vakfı ortak girişimiyle ve ayrıca 200 kişinin katılımıyla oluşturulan TESEV’in kurucuları arasından bazı büyük şirketlerin sahiplerini ve yöneticilerini, ABD’nin güvenlik şirketi RAND (İşbirliği yapan bazıları ‘think-tank’ diyerek toplantılarını aklamaya çalışıyorlar) bağlantılı kişileri, evinde George Soros ile toplantı yapanları, üniversite rektörlerini anımsatmıştık.

TESEV’in yayınladığı bazı raporlara ya da konferanslara bakıp “Ne var bunda? İşte onlar da fikirlerini yayınlıyorlar!” diyenler çoğunlukta. Bu raporlar ve konferanslar, TESEV yöneticilerinin açıklamalarından, kurucuların-yöneticilerin sivil ağ bağlantılarından, yurtdışı katılımlarından, konferansçıların kimliklerinden ve ABD-İsrail destekçisi çalışmalarından, ABD istihbarat ve dışişleri görevlerinin ilişkilerinden ayrı tutulduğunda, salt düşünce eylemi olarak görülebilir.

Örneğin ‘İmam Hatip Okulları’ ya da ‘Müslüman Kadınlar’ araştırmalarını, ABD’nin “Uluslararası Din Hürriyeti” operasyonundan; iç göç ile ilgili çalışmayı, Lozan’ın mübadele maddelerinden ve Kürt federe devleti girişimlerinden; ‘azınlık hukuku’ çalışmalarını, ABD-AB’nin “Müslüman azınlıkların hakları tanınmalıdır” çağrılarından.

Tümünü, ABD Kongresi’nce hazırlatılarak, Kurtuluş Savaşçılarını birer iç isyancı konumuna indirgeyerek, Lozan’ın yasal temellerini yok sayan raporla birlikte, Pekin-Varşova konferanslarında ABD delegelerini Türkiye karşıtı konuşmalarından ayrı değerlendirirseniz senaryonun tümünü anlamamış olursunuz.

TESEV’in çalışmalarını olumsuz bulanların çoğu, vakfın kurucu-yöneticilerinden birkaçının ilişkileriyle sınırlı eleştirilerde bulunurken, bu vakfın kurucusu şirketleri ve ABD bağlantılarını görmezden gelmektedirler.

Bu son derece doğal, çünkü TESEV, Sivil Örümcek Ağı’ndaki önemli işlevine uygun olarak birçok kurum ve kişiyle içli-dışlı çalışıyor; devletin kurumlarından büyük destek alıyor.

TESEV KİME KİMİNLE ÇALIŞIYOR

TESEV’in çalışmaları Türkiye’nin ulusal yapısına olumlu katkı sağlamaktan çok, ABD-AB-Yunanistan-İsrail ittifakına destek yığmaktadır. Bu desteği büyütmek için elinden geleni yapan TESEV’in ulusal güvenliğin tartışıldığı günlerde İstanbul’a getirip konuşturduğu yabancılardan birkaç örnek, vakfın işlevini anlamlandıracaktır:

Strobe Talbot, ABD’nin ünlü güvenlik elemanlarındandır. TESEV, her konuğuna yaptığı gibi Talbot’u da Boğaziçi Üniversitesi’nde konuşturdu.

Talbot, Irak’ın silahlı işgalini aklayacak konuşmayla Türkleri ABD desteğine çağırıyordu. Talbot aslında kendi devletinin çıkarlarına bağlı bir kişidir. Onu bir düşünür gibi, tarafı olduğumuz bir savaş başlamak üzereyken getirenler, onun şu açıklamasını bilmiyor olamazlar:

“Demokrasiler (ülkeler), ticaret ve diplomaside güvenilir ortaklar olmalıdırlar ve Amerikan çıkarlarına uyumlu savunma ve dış politika izlemelidirler!”

Zaten TESEV Direktörü eski Büyükelçi Özden Samberk de, Irak’ın işgalinden önce “Bir sivil toplum lideri olarak diyorum ki, Türkiye’nin yeri stratejik müttefikinin yanıdır” diyerek Amerikan dış politikasına yeterli desteği vermişti.

John Brademas, Yunan asıllı eski senatör, Onasis Vakfı Başkanı ve Helen Mirasını Koruma Vakfı Başkanı idi. Daha da önemlisi Sivil örümcek Ağı’nın merkez örgütü NED’in on yıla yakın başkanlığını yapan kişiydi. Öylesine önemli bir adamdı ki, yönetiminde TESEV’den de kişiler bulunan TUSİAD heyeti, Amerika’ya gidip, T.C. Anayasasının değiştirilmesiyle ilgili raporu Brademas’a vermişti.

19 Şubat 2001 para krizinden hemen sonra Kemal Derviş, arkadaşı John Wolfowitz’in de desteğiyle T.C. hükümetine bakan olarak atanmıştı. Derviş’in sözüyle “kriz içinde reformlar” yapılmaya başlanmıştı. Sıra, Kıbrıs’ın Annan Planı denilerek, ABD-AB-Atina İttifakına devrine gelmişti. TESEV, Brademas’ı İstanbul’a getirdi. Brademas, Boğaziçi’nde Atina tezlerini sonuna dek propaganda etmek ve kişisel dostluklar edinmek olanağı buldu.

John Brademas
’ın Türkiye sevgisi(!) geçmişe dayanmaktadır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hemen ardından öne geçen Brademas, hem Türkiye’ye, hem de Kıbrıslı Türklere karşı ambargo yasalarının çıkmasını sağlamıştı.

ABD hazinesinden ve AB fonlarından milyonlara varan dolar ve Euro alan, Quantum bankerlerinin temsilcisi Soros’un en büyük parasal desteğine sahip olan TESEV, ABD tarafından en çok desteklenen ARI Derneği ile birlikte daha birçok T.C. aleyhtarını İstanbul’a taşımıştır. Bunların içinde en önemli Türk düşmanı ise Yunan asıllı Amerikalı John Sitilides’tir. (Quantum bankerlerinin hanedanlarlıkları, kara-para, P2 Masonları ilişkileri için bkz. Sivil Örümceğin Ağında)

Atina’nın Amerika’daki beşinci kolu John Sitilides, Abdullah Öcalan’ın teslim günlerinde Türkiye aleyhine imza toplayarak, Amerikan Başkanı’na dilekçe veren kişidir. Onun ve Alan Makowsky gibi, TESEV konuğu İsrail destekçilerini, “Ordu Siyaset” uzmanı İngilizleri, Washington’da ortaklık geliştirdikleri Sorosçuları bu satırlara sığdıramayız.


Mustafa YILDIRIM / 8 Kasım 2006


Not: Türklerin Türkçeyi öldürme girişimlerine karşı savaşınız! Yazarları, yayıncıları, televizyoncuları, öğretmenleri uyarınız! Konuyla ilgili yazılar için bakınız: “www.10dakika.tv

Son Güncelleme: Perşembe, 26 Nisan 2012 08:01
 
Sivil Örümcek Ağının Düğümcüsü TESEV-1 "Amerikan CFR'nin Kopyası Bir Kuruluş" / Mustafa YILDIRIM PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 22 Nisan 2012 19:15

TESEV’in ne olup olmadığını, birçok dergide yayınlamıştık. Ayrıca TESEV, 2004 yılında yayınlanan “Project Democracy – Sivil Örümceğin Ağında” kitabının da en önemli bölümü olmuştu.

Son günlerde, TESEV’in Ordu ile ilgili değerlendirme kitabı yayınlanınca Genel Kurmay Başkanı konuştu ve ortalık ayağa kalktı. Ancak toz duman arasında TESEV’in ne olup olmadığı yine anlaşılamadı. Şimdi Türkiye basınının yer vermediği TESEV geçmişini özetleyelim:

Nejat Eczacıbaşı, 1961’de ‘Ekonomik ve Sosyal Etütler Konferans Heyeti’ni oluşturdu. Seçkin kuruluş daha sonra ‘Sosyal Etütler Konferans Vakfı’ oldu.

1982–1983 yılında ABD, ‘yarı açık’ “Anti-Communist Leage” örgütlenmesinden ‘açık operasyon’ örgütlenmesine geçmişti. Artık ülkelerde, dernek, vakıf, meslek odaları örgütlenmesiyle bir ağ oluşturulacak ve iç-dış siyaset içerden denetim altına alınarak, uzaktan kumandaya bağlanacaktı. Türkiye de operasyonun hedefi olmakta gecikmedi.

Bu arada, 1984 yılında, Boğaziçi Üniversitesi Vakfı, Ankara Üniversitesi Siyasi Bilimler Vakfı ve Eczacıbaşı’nın Vakfı ortak girişimle TESEV’i kurdular. Kuruluşa ayrıca 200 kişi katıldı. (Kurucuların tam listesi için bkz. Sivil Örümceğin Ağında 23. ve 24. Basım)

TESEV kurucu ve yöneticileri arasındaki seçkin kişiler, Türkiye’de oluşturulacak geniş ağın düğümlerini oluşturdular. Kişiler kişilere, kurumlar kurumlara bağlanıyordu. Birkaçını anımsamak yeterlidir:

Bülent Eczacıbaşı, Feyyaz Berker
(Tekfen Holding), Can Paker (Henkel-TUSİAD, Sabancı Holding, Soros Açık Toplum), İshak Alaton (Alarko Holding), Mehmet Kabasakal (ISO, TESAV, CHP, Sosyaldemokrasi Okulu), Hasan Karaçal (DPT, Tarih Vakfı), Ziya Müezzinoğlu, Üstün Ergüder (Boğaziçi Ünv. Rektörü, Soros Açık Toplum, Sabancı Üniversitesi, IPM- İstanbul Politika Merkezi), Gündüz Aktan (Emekli B. Elçi, TESEV direktörü, sonradan ASAM Başkanı), Kemal Kılıçdaroğlu (Hesap Uzmanı), Cüneyt Zapsu… (IPM ve Amerikan bağlantıları için bkz. Ortağın Çocukları, 2. ve 3. Basım)

Kurucular arasında ve yönetimde yer alan 4 kişi bağlantıları ilginçleştiriyor. Bunlardan Tarhan Erdem, CHP eski milletvekili, eski Sanayi Bakanı, 1999–2000 arasında CHP Genel sekreteriydi. Erdal İnönü’nün 2 yıl önce (2004) son siyasal parti girişimi olarak başlattığı ‘Yeni Oluşum’un tüzüğünü hazırladı. Ancak Tarhan Erdem’in en erdemli işi, Doğan Medya Koordinatörlüğü ve Radikal’de köşe yazarlığıdır.

TESEV direktörü Özden Samberk, Dışişleri Müsteşarı, Almanya, İspanya, Belçika ve İngiltere’de Büyükelçi idi. Turgut Özal döneminde Cumhurbaşkanlığı danışmanıydı. TESEV’e hareket getirdi. Kürt konferanslarına katıldı.

Fikret Toksöz, Marmara Belediyeler Birliği sekreteridir ve Murat Belge Başkanlığında kurulan Helsinki Yurttaşlar Derneği kurucusudur. Toksöz, aynı zamanda TESEV’in “yerel otonomi” çalışmalarında baş aktördür.

CIA-RAND COOPERATION ve TESEV

TESEV kurucuları ve yönetim kurulu üyeleri arasındaki en ünlü kişiye geçmeden önce ‘RAND Corporation’ı anımsayalım. Bu şirket, 1948’de ABD Hava Kuvvetleri ve silah sanayicileriyle birlikte kurulmuştu. ‘Think Tank’ adı bu kuruluşla başladı. RAND, güvenlik tasarımları, raporları hazırlayarak devletine ve sanayicilere yarar sağlamaktadır.

Yönetiminde generaller ve CIA emektarları bulunuyor. 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Türkiye’de istasyon şefliği yapmış olan Paul Bernard Henze ve Graham Edmund Fuller de RAND’da görevlidirler. RAND, ‘Graduate Institute’ adlı eğitim kurumuyla ülkelere destek vermektedir.

TESEV kurucusu Yılmaz Argüden de, bu mekteptendir. Argüden, 1978-1980 arasında Koç Holding ARGE’de yönetim kurulu başkanıydı, 1980-1985 arasında RAND’ın Stratejik Analizcisi, daha sonra Dünya Bankası Kredi Bölümü yöneticisi oldu. 1991 yılında Başbakan Mesut Yılmaz’ın Başdanışmanıydı. 2006’da İsrail kurucusu olarak bilinen ve dünya para ağının en büyük aktörü sayılan Rothscild’ların İstanbul Şubesi yöneticisi oldu.

TESEV’in danışmanları arasındaki T.C Dışişleri Bakanlığı eski görevlileri, çok sayıdaki akademisyen, şirket yöneticisi geniş bir ağ oluşturmaktadır. RAND için Türkiye’de İslam raporunu hazırlayan, Georgetown University CMCU (Müslüman Hırıstiyan Anlayış Merkezi- Merve Kavakçı ve Fethullah Gülen konferanslarıyla dikkat çekti) ve Sabancı Üniversitesi öğretim görevlilerinden Sabri Sayarı, Florida International University’ den Oktay Ural, Dünya Bankası’ndan Baran Tuncer, Sabancı Üniversitesi rektörü Tosun Terzioğlu, Columbia University’den Dani Rodrik, Moon’un Kasım Gülek’ten sonraki PWPA Türkiye Temsilcisi Erdoğan Aklin, Hurşit Güneş en ünlüleridir.

“Ordu-Siyaset” araştırmacısı, İsrail örgütü WINEP bültenlerinin en önemli kişisi, İngiltere’den Türkiye’ye gönderilen Alevi-Sünni araştırmacılarının destekçisi William Hale, TESEV konferansçıları arasında en dikkat çekici kişidir. (WINEP-Türkiye-CIA, AKP ve TSK geniş ilişkileri için bkz. Ortağın Çocukları)

*

TESEV, ABD’nin ve AB’nin ortaklaşa yürüttükleri Türkiye’yi özerkleştirme (Bana göre ‘Anadolu Federe Devleti’ oluşturma), Ortadoğu, Kafkasya ve Asya’da ‘kolonileştirme’ girişimlerinin en önemli destekçisi ARI Derneği ile birlikte Türkiye Sivil Örümcek Ağı’nın ilmik dokuyucusudur.


Mustafa YILDIRIM / 7 Ekim 2006


Not: Türklerin Türkçeyi öldürme girişimlerine karşı savaşınız! Yazarları, yayıncıları, televizyoncuları, öğretmenleri uyarınız! Konuyla ilgili yazılar için bakınız: “www.10dakika.tv

 
Türkçeyi Öldürdükçe Kabalaşıyorlar - 1 / Mustafa YILDIRIM PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 12 Nisan 2012 16:38
Türkçenin fiilleri çekilir, anlatım akıcılaşır, yeni yeni sözcükler türerdi. Fiillere ekler gelir, zaman ve durum uygun eklerle belirtilir, uzun uzun anlatım gereksizleşir, yalın ve ses uyumlu sözler dökülürdü.

Yapmak” fiilini biricik fiil olarak kullanarak geri kalan fiillerimiz çekemeyenler, anlatmakta zorluk çekiyorlar. Dilleri dolandıkça dolanmaya başladı.

Yardımcı fiilsiz konuşamaz oldular. Artık “Çalışmıyorlar”, “Çalışma gerçekleştiriyorlar”. “İyi görünmüyorlar”, ama “Kötü görüntü çiziyorlar”.

Bununla kalsa iyi; ama öyle olmuyor, “Giriniz” yerine “giriş yap” diye diye “girmek” fiili öldürüldü. “Oyuna giriyor” diyemeyince öldürülen “girmek” filinin yerini “dahil olmak” alıyor ve “Mücadeleye dahil oluyor” deyip geçiyorlar.


Köklerin çekimleri ölünce yapabilme yeteneğini, olasılığını bildiren anlatım da öldü.


Birkaç örnek: “Haftaya okula başlayabilir”, “Yarın gelebilir”, “O kayayı kaldırabilir”, “Ülkeyi bölebilirler”, “Hastalıktan ölebilir” diyemiyorlar. Çok şaşıracaksınız, ama akıl almaz bir uydurmacılığa sapıyorlar:

“Haftaya okula başlaması söz konusu”, “Ülkenin bölünmesi söz konusu”, “O kayayı kaldırabilmesi söz konusu”, “Hastalıktan ölmesi söz konusu”.

Ortalıkta, kısa ya da uzun sözler yok! Bir kişinin ya da bir olayın yazıyla sözü de edilmiyor. Adam göz göre göre yatağında ölüyor, ama sözde ölüyormuş gibi “ölmesi söz konusu” diyor.

Alay mı ediyor yoksa ne yapıyor? Öğrencinin başını copla yarmışlar, ama bilgiçlerin en bilgici o kişi, “Öğrencinin kafasının yarılması söz konusu” diyor.

Uzun süredir “İyi başladılar” demiyorlardı, şimdiyse “İyi start aldılar” bile diyemiyorlar; “Kötü bir başlangıç gerçekleştirmeleri söz konusu” diyorlar.


Bilgiçler sıfatları da bozuyorlar!

Kök ölünce anlatım düzeni de bozulunca Türkçe sıfatlar da yalnız başlarına kullanılamıyorlar.


Sarı kitap” yerine “Sarı olan kitap” dediler. “Kurumla sözleşmesi bitti (sona erdi)” yerine “Kurumla olan sözleşmesi sonlandı” demeye başladılar.

Dersimlilerle Aygün arasında anlaşma” demek onlara çok kaba görünmüş olmalı ki ısrarla “Dersimlilerle Aygün arasında olan anlaşma” diyorlar.

Mavi gökyüzü” yok onlar için, ama “Mavi olan gökyüzü” var!


Türkçede sayılar çok yalın kullanılırdı. Şimdilerde öyle değil!


3 şehit verdik” denilince “Şehitlerimizi cisim, eşya yerine koydu” diyerek küplere binenler, “3 tane öğrenci”, “5 tane oyuncu” demekten utanmıyorlar.

Öğrencilerden biri” yerine “Öğrencilerden bir tanesi”; “Ayşe de iyi oyuncularımızdan bir tanesi” diyerek kabalaşıyorlar.


Durum ekleri “de” ve “da” nereye gitti?


Binlerce yıldır durum belirten “de” ve “da” ekleri bilgiçlerin, çirkinliği “kibarlık” sanan sözde televizyon sunucularının dilinde yok oldular. Kısaca “çantada” derken, şimdi hemen herkes “çanta içinde” diyor. O da yetmiyor “çanta içerisinde” demeye başlıyorlar.

Artık “okulda”, “sınıfta” değil “okul içerisinde”, “sınıf içerisinde”; “takımda” değil “takım içerisinde”; “Türkiye’de” değil “Türkiye içerisinde” diyorlar. Dedikçe de başları göğe eriyordur.


Güzelim “de” ve “da” ekleri öldürülünce, “anlam” sözcüğümüz de soysuzlaştırıldı.


Bu çocuklar matematikte çok iyiler”, “Takım ataklarda başarılı”, “Sibel çok hızlı koşuyor” diyemez olanlar, “Bu çocuklar matematik anlamında inanılmaz iyiler” , “Takım sağdan bindirme anlamında inanılmaz başarı sağlıyor”, “Sibel koşu anlamında inanılmaz süratli” diyerek çarpıcı konuştuklarını sanıyorlar.

Dilimizin öldürülmesiyle ve kabalıklarla ilgilenmeyen Türkçe günlükçüler, dil dernekçiler, milyonlarca çocuğumuzu ve gençlerimizi etkileyerek dilimizi çürüten televizyon sunucularını, sözde edebiyatçıları, çocuk kitabı yazarlarını, spor kulübü yöneticilerini uyarmayı iş edinecekler mi?

Şimdilik öyle bir umut yok!

Dil kabalıklarına bir sonraki yazıda değinmeyi sürdüreceğiz.
Mustafa YILDIRIM / Ankara, 29 Mart 2012 - 10dakika.tv
GÜNCEL DİL KAHRAMANLIKLARI ve KABALIKLARI

Start vererek başlayalım!Güntekin Onay, NTV Spor

Başarı yaşattı şimdiye dek olan haftalarda.Lig TV, Bir bayan sunucu

Geri dönememe gibi bir durum meydana gelebilir.Prof. Dr. Turgay Renklikurt

Burak’ı durdurma konsepti anlamındaBir karşılaşma anlatıcısı

Burada bir ekleme daha yapayım da yanlış anlama olmasın.Siyasal tartışmada bir profesör

Her şair olanaksızı olanaklı kılmak…Çağdaş Türk Dili Dergisi

Penaltıyı yaptıran isim olarak adları var.Bir TV anlatıcısı

İkaz etmesi anlamında bir uyarıda bulunmadı.Bir Lig TV anlatıcısı

İran’dan gelen gazda azalma meydana geldiği öğrenildi.Haber Türk

Erdoğan’a brif edilip edilmediğini de merak ediyorum.Bir köşe yazısı

İlk ve tek ve yegane…NTV

Dişi aslanlarGS TV ve gazeteler, GS Bayan takımı için…

Kafaları önde, suratları gülmüyor.Bir TV sunucusu

Not: Adları not edilmeyenler de olmuş. Bazı kahramanları korumak gibi bir amacım yok.
Öğrenciler, görev sizindir! Öğretmenlerinizi uyarınız. Saçmalıkları yayın kaynağı ya da olay yeri bildirerek “www.10dakika.tv” ye yazınız. Internette sergileyiniz!

 
“Vicdanlı Kapitalizm Yoktur!” “Üçüncü Yol Mümkün!” / Mustafa YILDIRIM PDF Yazdır e-Posta
Salı, 03 Nisan 2012 17:56
VİCDANLI KAPİTALİZM YOKTUR!

ÜÇÜNCÜ YOL MÜMKÜN!” [*]


Neydi o “küreselleşme”nin kutsandığı günler: Bilgi ve sıcak ilgi çağındaydık onlara göre. Ülke sınırları ak-kara, sıcak-soğuk her türlü paraya açıldıkça dünya cennete dönüşecek; demokrasi yıldızı evreni aydınlatacaktı.

Soldan sıyırtma aydınımsılar da bayram çocukları gibiydiler; “açılım”dan yanaydılar. Artık emperyalizm falan yoktu, açılım-saçılım-saydamlık çağı başladı diye hoplayıp duruyorlardı. Bazıları ABD hazinesinden dolarları aldılar; kendilerine “kızıl feminsitler” deyip Amerikan başkanının yanına tünediler.
(Bakınız Sivil Örümceğin Ağında, Ortağın Çocukları, anahtar sözcük Ka-Der.)


Bu geçmişin sözde “devrimcileri” Stratejik Ortağın Çocuklarıyla el ele verdiler; çöplüğün soytarısı oldular. Yetinmediler şeyhlerin-şıhların mahkemeleri el geçirmelerine “Gönül rahatlığıyla evet!” dediler. Ortadoğulu, Kuzey Afrikalı çocuklarına bulanan Barrak Obama’yı kurtarıcı diye tanıtan o sosyalistler(!), sevinçten ağladılar.

O sıralarda kara vicdanlı bankerler, petrol-gaz vurguncuları, cennetlerini büyüttükçe büyüttüler. Kahverengi-yeşil vicdanlı yerliler de iç piyasayı ele geçirdiler.

Karanlık ve kanlı gelişmeleri, bu yeni kolonicilik dönemini önce anlamak, sonra savaşım için kafa yormak gerekiyor; çünkü çözüm üretmezsek yok olup gideceğiz. 

İktisatçı Sayın Ufuk Söylemez de hiç boş durmuyor; kesintisiz izliyor, inceliyor, düşünüyor ve sloganlarla uğraşmak yerine
“Ekonomimizi IMF olmadan, ateşi yüksek borçlar almadan da düzlüğe çıkarabiliriz”
diyor ve sağlam verilerle somut çözümleri sıralıyor.

Kemal Derviş’ten medet uman sözde halkçıların yaptığı gibi ezbercilik ve taklitçilik kolaycılığına kaçmıyor Sayın Söylemez; acil çözümleri madde madde sıralıyor; programı birlikte geliştirelim, diyor. 14 maddelik öneriden bazıları:

Sınırsız ve kontrolsüz bir yabancılaşmanın, tüm sektörlerde önünü açan, ‘Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ şeklindeki finansal de-regülasyon politikalarına” ayar verilmelidir.

Belli sektörlerde yabancı payının belirlenen oranları aşmaması için tarife dışı önlemlerle birlikte kontrol ve sınırlar” getirilmelidir.

Ekonomiyi sıcak para cennetine dönüştüren, üretimi ve istihdamı da yok eden denetimsiz kısa vadeli spekülatif yabancı sermayeye” vergi konmalı ve ülkede kalış “süre ve miktarına göre değişen sıcak para vergisi” alınmalıdır.

Özelleştirmede karlı ve tekel konumundaki kuruluşların haraç-mezat yabancılara satışı durdurulmalı” ve “işçilere karşı haksız uygulamalara son verilmeli.

Doğu ve Güneydoğu’da işsizliği önlemek için devletin öncülüğünde, bölge insanının da ortak edileceği işletmeler açılmalı, Tarım Birlikleri yeniden örgütlenmeli.


Maliyeden sorumlu Devlet Bakanlığı deneyiminden geçen, gelişmelerden dersler çıkaran Sayın Söylemez, Türkiye’nin dolar milyarderi sayısının Japonya, İngiltere, Fransa, İtalya, Kanada, Arabistan’dakilerden çok daha yüksek olduğunu saptıyor. Üstelik kişi başına ulusal gelir bu zengin ülkelerdekilerden kat be kat düşük!

Liberal” görüşlü diye de nitelenen Sayın Söylemez, “1 Mayıs”ı yazıyor; “Bu ülkede ne zaman geniş halk kitleleri” diyor, “demokratik-barışçı ve vatansever, halktan, emekten yana, bağımsızlıktan ve ülke çıkarlarından yana, kitlesel hareketler yapsalar, kanla, baskıyla, tertiple, zorbalıkla ve şiddetle bastırıldılar” diye de ekliyor.

Bir yanda TESEV-TUSİAD-NED-QUANTUM Bankerleri’nin örümcek ağına kapılıp giden, Avrupa’nın kolonici sosyalistlerine “Yoldaşlarım!” diye seslenen parti başkanı; Bağımsız Cumhuriyet Devleti’ni kuranları katliamcılıkla karalayan CHP Başkanı, öte yanda yurdun kaynaklarını peşkeş çektirmemek için ulusal aklıyla bağımsızlık için savaşanlar.

Sayın Ufuk Söylemez’in “Vicdanlı Kapitalizm Yoktur” adlı kitabından yaralanarak emperyalizme ve içerdeki ortaklarına karşı bir acil ekonomik-siyasal eylem planı çıkarmak olanaklıdır.

Kitabı okuduktan sonra, Sayın Ufuk Söylemez, yurdun kentlerini dolaşsa, esnafa, sanayiciye, çiftçiye, işçilere ve özellikle Anadolu gazetecilerine gerçekleri ve acil programını anlatsa, çözümü onlarla birlikte geliştirse, demekten kendimi alamadım.
Mustafa YILDIRIM / Ankara, 1 Nisan 2012
[*] Ufuk Söylemez, VİCDANLI KAPİTALİZM YOKTUR, Ekonomide ve Siyasette Üçüncü Yol Mümkün, Destek Yayınevi, İstanbul, Şubat 2012

Not: Türklerin Türkçeyi öldürme girişimlerine karşı savaşınız! Yazarları, yayıncıları, televizyoncuları, öğretmenleri uyarınız! Konuyla ilgili yazılar için bakınız: “www.10dakika.tv
Son Güncelleme: Salı, 03 Nisan 2012 20:04
 
“İÇİN” Öldü, “ADINA” Soysuzlaştı! / Mustafa YILDIRIM PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 30 Mart 2012 11:45
Profesör Hanım, ekranda birdenbire “Yaşama şansını devam ettirebilmek adına kök yapmak zorunda…” dedi. [*]

Haydi, şu piyango düşkünlüğümüz döneminden kalma “şans” sözcüğünün “olanak” , “olasılık” ya da “imkân” yerine saçma sapan kullanılmasını bir yana bırakalım.

Hatta “sürdürmek” yerine hiç, ama hiç gereği yokken “devam ettirmek” denilmesini de görmezden gelelim.

Kök salmak” yerine sanki fabrikada kök üretilmiş gibi “kök yapmak” demesini de atlayalım.

Hatta “yapmak” fiilini, yardımcı fiile dönüştürerek Türkçenin kökü fiil çekimlerinin kurutulmasını bile unutalım.

Ancak, isme yemek pişirtenlerin, isme top oynatanların öz be öz “ad” sözcüğümüze ettikleri kötülüğün sonucudur “için” yerine “adına” denmesi.

Şimdi şu satırları utanarak yazıyorum; çünkü hiçbir ulus, hiçbir toplum hiçbir dili bu denli soysuzlaştırmamıştır. Utanıyorum, çünkü soysuzlaştırma suçluları çocuklar değil, yetişkinlerin, bilim insanlarının, yazarların, avukatların, doktorların, mühendislerin, öğretmenlerin, sanatçıların çoğunluğu!

Adına” diyebilmemiz için bir “ad” gerekmez mi? “Okul adına” konuşuruz. “Sibel” adına imza atarız. Devletimiz adına savunuruz.

Ne oldu da “için” yerine “adına” demeye başladık? Hangi kendini bilmez kişi “yenmek için” yerine “yenmek adına” diyerek bilgiçlik tasladı?

Şimdi ayrımsamıyoruz; ama güzelim “için” sözcüğü öldü.

Adına” sözcüğü de soysuzlaştı. Birkaç örnek:

“Galibiyet kazanmak adına çalışma gerçekleştirmedik!” (Yenmek için iyi çalışmadık.)

“Öldürmek adına ateş ediyor.” (Öldürmek için ateş ediyor.)


Yabancı merakından yararlanarak iyi bir örnek daha verelim:

Yabancı İngilizce dilinde “We play to win” diyor. Bu sözde “name” (“ad” ya da “adına)” yok. Ne ki çevirmen dürüst davranmıyor. Cümlede “name” yokken “Yenmek adına oynuyoruz” diye çeviriyor. Çevirmenin belleğinde artık “için” sözcüğü yok!


Acı çekmeniz için şu örnek yeter:
“İşi bitirmek adına Valilik adına imza attı.”


Beğenmediniz! Ne yapalım ki güzelim “için” sözcüğünü siz öldürmüş; “adına” sözcüğünü de siz soysuzlaştırmıştınız.


Öğretmenler! Görev sizi bekliyor!

Ucuz televizyon yayınlarının öldürdüğü dili kurtarmak için (‘adına’ değil) öğrencileri uyarınız! Hatta profesörleri de!

Bir söz de Türklere: Ay yıldızlı sancağı sallayarak Türk marşları söylemek güzel, ama kendi dilini öldürenlerin bayrağını da ellerinden alırlar!


Sonuç:

Düzgün Türkçeli kitaplar okumayanlar, gazetelerde, televizyonlarda, tiyatrolarda vb. 15-20 uydurma cümle kalıbıyla işlerini yürütüyorlar! Arapça-Farsça-Rumca-Ermenice karmaşası Osmanlıcayla söylersek; “El insaf yahu!


Basından, yayından örnekler:

“Kitap-yazar ilişkisi adına birkaç satır daha…” Melih Aşık, Milliyet, 1.12.2011 (ilişkisiyle ilgili ya da ilişkisi üstüne...)

“Cumhuriyetimizi unutturmak adına gayret harcandığı günümüzde, sanatçılarımızın özverili gayretleri büyük önem taşıyor.” Deniz Banoğlu, Aydınlık, 29.10.2011 (Cumhuriyetimizi unutturmak için çok uğraşılan günümüzde sanatçılarımızın özverili çalışmaları…)

“Dişin sızlama yapmasını durdurmak adına…” Bir TV reklamından (Diş sızısını durdurmak için)

“… mesleğim adına endişeli değildim.” Serdar Akinan, Akşam, 26.12.2012 (mesleğim için)


[*] Akademisyen adaylarının “master” ya da “Doktora” tezlerinde dil kötüyse profesörler aday kişiyi uyarırlardı. Prof. aslında demek istiyor ki “Yaşamını sürdürmek için kökünü derinlere salması (kök salması) gerekiyor.
Mustafa YILDIRIM / Ankara, 3 Mart 2012 - 10dakika.tv
Not: En çok kötü örneği gönderen öğrenciye “Ulus Dağı’na Düşen Ateş” kitabımı imzalayarak adresine göndereceğim.
Öğrenciler, görev sizindir! Öğretmenlerinizi uyarınız. Saçmalıkları yayın kaynağı ya da olay yeri bildirerek “www.10dakika.tv” ye yazın. Internette sergileyin!
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 10 / 13
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!