Mustafa YILDIRIM

Mustafa YILDIRIM



Düş Satıcıları Karanlıkta Debeleniyor! / Mustafa YILDIRIM PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 19 Ocak 2011 02:43
http://img836.imageshack.us/img836/3336/6565eeat454533.pngDemokrasi diye diye koalisyona ortak olan iyi niyetliler çoğunlukla yanılgılarının bedelini ağır öderler. İyi niyetliler ilerisini gerisini düşünmeden iktidarı değiştirirken eylem ortaklarının hiç gizlemediği amacını bir an olsun unuturlar ya da kitlelerin yeni bir diktaya izin vermeyeceğini sanırlar.

Orada da öyle oldu. Demokrasi, çok partili düzen diyerek var olanı yıkanlar kısa sürede şaşırdılar. Önce yüzlerce yıllık kurumsal yapılar aşındırıldı. Ortaklar aldırmadı, çünkü onların siyasal amacı da var olanı değiştirmekti. Hem yönetime görece ılımlı kişiler getirilmişti.

Yasların üstünde yeni yönetim oluşumlarına da dikkat etmeyenler, hükümetin değişmesi ve ülkenin tepeden emirlerle yönetilmesiyle uyanacaklardı, ama demokrasi sarhoşluğu kitleyi sardığından arkalarında güç kalmadığını gördüler.

Birkaç ay içinde bir emirle gazeteler kapatıldı. Gerekçe basiti; muhalefet eden kim varsa eski yönetimin, yabancı devletin ajanlarıydılar.

Yasaklar adım adım yayıldı. Yazarlar direnmeye çalıştılar, ama geç kalmışlardı. Dünyaca tanınmış edebiyatçılar, şairler, kadın-erkek ayrımsız ve sorgusuz sualsiz öldürülüyorlardı.

Özgürlük yolunda yürümüş olan üniversite gençliğinin önderleri, kızlı-erkekli hapislere tıkıldılar. Demokrasi-özgürlük aşkıyla coşan üniversite gençliği kısa sürede suskunlaştı.

Görünürde seçilmişlerin meclisi vardı; ancak tüm kurumların üstünde yüce karar verici vardı. Meclisin görevi yüce kişinin kararlarına yasal görüntü sağlamaktan öteye geçmiyordu.

Yeni düzeni koruyacak yeni silahlı güçler yalnızca bir görüşün elemanlarından oluşuyordu. Tüm kurumlara onların adamları yerleştiriliyordu.

Kim ki hukuktan, adaletten söz ediyor hapse tıkılıyordu. İlk ve tek amaç yalnızca sağ kalabilmekti. Geçmiş diktatörler döneminin çeyrek hukuku bile aranır olmuştu.

Artık tek iktidar vardı; en yüce kişilerden oluşan kurul, onların emrinden çıkmayan mahkemeler, polisler, subaylar, sivillerden oluşan silahlı ekipler.



Komşu ülkeler de sığınak olmaktan çıktı. Çünkü o ülkelerden de militanlar devşirilmiş, inanç yakınlığı olanlar da açıktan korumacılığa soyunmuşlardı. Canını zor kurtaranlar da komşu ülkelerde birer birer katledildi. Komşu ülke yönetimleri aldırmadılar.

İşin başında demokrasi-özgürlük diye ortaklığa katılanlar aldanmışlardı, ama artık direnemezlerdi çünkü silahlı zalime karşı direnebilecek ne önderleri kalmıştı ne de güçleri.



Sanatçılar yok oldular, çünkü sanat özgürlük isterdi. Müzikçiler eserlerini kendi ülkelerinde yurttaşlarına dinletemedikleri için kahırlıydılar.

Acımasız kurallar ne müzisyen, ne ressam, ne de heykelci bıraktı.

Yazarlar ve sanatçılar yaşayabilselerdi bu oyuna nasıl geldiklerini sorgulayacaklardı.



Türkiye’de her açılımın, her sahte barışçılığın kuyruğuna takılıveren usta sanatçılar hala yaşadıklarına göre şöhret ya da para uğruna kimleri desteklediklerini ayrımsamaya başladılar mı dersiniz?

Hiç sanmam! Bir değil üç kez şeytana uyananın aklı da vicdanı da çürüyüp gidiyor!

Öyle olmazsa akşamları TV’lerde saatlerce fetvacılık oynayacaklarına önce günah çıkartırlar sonra da fantezileri, ham hayalleri bir yana bırakırlar ve faşizm ortamında seçim düşleri satan, gevezelikten başka bir şey bilmeyen parti yönetimlerini çoktan işe koşarlardı.



24 Ocak 2011 Akşamı Foça’da “Doğudan Batıdan İşgal ve Suikastlar” üstüne “o yarım kalan söz”ün bir bölümünü tamamlamaya çalışacağım.
 
ADINA / Mustafa YILDIRIM PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 06 Kasım 2010 02:09

http://www.ataryemez.com/wp-content/uploads/2009/09/spiker-01.jpg

Arkadaşıma “Yeryüzünde kendi dili öldürmenin kolayını Türkler buldu” deyince hemen üstüne alındı ve “Türkçeyi yaşatmak ‘adına’ elimizden geleni yapıyoruz” deyiverdi.

Sözü esirgeyecek değildim: “Dünyada hangi toplum, ulus, millet ve her neyse vardır ki ‘için’ sözcüğünü öldürür?

Ne demek istiyorsun?

Sizin cumhuriyetçi gazetenin haberlerine, köşe yazılarına bir bak bakalım ‘için ’ diyecek yerde kaç kez ‘adına’ diyorlar?

Hiç öyle şey olur mu? Herkes bilir ki Ahmet’in ‘adına’ imza atılır, gazete ‘adına’ konuşulur. Yani kişinin ya da kuruluşun yerine iş yapmak adına…

Birden durakladı, “Hay Allah” dedi, “Aslında ‘yapmak için’ diyecektim.

Aldırma” dedim, “dile bir yanlışlık yapışınca kurtulmak zordur.”

İyi de bu yanlışlık nasıl başladı? Biz, köylümüz kentlimiz yüzlerce ve hatta binlerce yıldır hep ‘için’ derdik!

Kolay oldu. Bir futbol karşılaşması anlatıcısının yaklaşık 21 yıl önce ‘Topa vuracak oyuncu’ yerine her nedense ‘Topa vuracak isim’ demesiyle başladı bozulma.

Hiç ‘isim’ topa vurur mu? Ahmet vurur, oyuncu vurur…

Oldu işte! İpin ucu öyle kaçtı ki geçenlerde bir başka anlatıcı da ‘İsmi çok anılan bir isim’ deyiverdi.

Ya için nasıl öldü?

O da bir futbol teknik yöneticisinin işi! Büyüklüğünü göstermek için edebiyat parçalamaya başlamış ve ‘Almanya’yı yenmek için’ diyeceği yerde ‘yenmek adına gidiyoruz’ demişti. Sonra gerisi geldi. Özel televizyonların özensiz, sonradan görme anlatıcıları Ural-Altay’dan gelme binlerce yıllık ‘için’ sözcüğünü öldürdükleri gibi güzelim ‘adına’ sözcüğümüze de kıydılar. Yazarlar, aydın geçinenler de kirli işe bulaştılar ve cinayete yardımcı oldular. Yineliyorum, dünyanın hiçbir toplumu, ‘için’ yerine ‘adına’ demez

Arkadaşım birden canlandı: “Bu top anlatıcıları var ya çok etkili insanlar. Geçenlerde Lig TV’de kullandığı sözcük sayısı yirmi biri geçmeyen genç adam program konuğuna ‘Ben bunu senin suratına söyleyeyim de…’ dedi. Karşılaşmayı anlatırken ‘Başı’ ve “yüzü’ demiyor da ‘Kafası kanıyor, suratına darbe aldı’ diyor.

Bunlar da ayrı bir tür! Kabalık artık moda oldu! Sağ olsun devletin tepesindeki yöneticiler! Var olsun yeni yetme Anglo-Amerikan tezgâhından geçen yazarlar!

Haklısın, bu yazarlar İngilizce düşünüp Türkçe roman yazıyorlar ve…

Arkadaşımın sözünü kesmek zorunda kaldım: “ ‘İçin’ sözcüğünü kurtaralım, ‘adına’ sözcüğüne gerçek anlamını yeniden kazandıralım derken başımıza iş almayalım!

Ne de olsa devir, Molla (Melaye) Kadılar devri!

Kemal Bey ve mozaikçi arkadaşları, ‘Cumhurbaşkanı da endişeli’ diyerek işin kolayına kaçsalar da Cumhurun Reisi Yüksek İslami Adalet Şurasını kendi İslam’ının kurallarına uygun oluşturuyor!

Washington, Atina, Brüksel, Londra, Roma, Erivan, Tahran, Şam, Bağdat, Erbil, Riyad, Moskova keyifle izliyor, her adıma alkış tutuyor.”

Böylesi bir durumda sözü mü olur ‘için’in?

Olmaz olur mu? Baksana en Türkçü partinin önderleri bile ‘entegrasyon’ hocasından özür diliyorlar, biz senin okullarına yardım ettik’ diyorlar. Ne için? Amerika ile ‘entegrasyon’ için! Yani, için oğlu için!


Son Güncelleme: Cumartesi, 06 Kasım 2010 02:14
 
<< Başlangıç < Önceki 11 12 13 Sonraki > Son >>

Sayfa 13 / 13
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!