Neden Millî İrade? / Erhan SANDIKÇI Yazdır
Salı, 20 Ağustos 2013 20:33 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 14942 kişi bu içeriğe erişmiştir.

İnsan olmanın temel amacı mutluluğa ulaşmaktır. Her din, ideoloji, felsefe, düşünce akımı insanın mutluluğunu amaçlar ve insanların mutluluğa ulaşması için ne yapmaları gerektiğini bildirir. İnsan elbette toplumsal bir varlık olduğu için ve yaşamını başka insanlarla birlikte sürdürdüğü için bireysel mutluluğunu içinde bulunduğu toplumun mutluluğu ile birleştirir. Kendi mutluluğunu başkalarının mutluluğu ile birleştirmediği takdirde, yani kendini mutlu edecek koşulları başkalarının mutluluğunu sağlayacak koşullarla ortak paydada buluşturmazsa yalnız, içe kapanık, geçimsiz ve kaçınılmaz olarak mutsuz bir ömür yaşar. Bu, toplum içindeki bireyler için de böyledir, dünya üzerindeki milletler için de…

İnsan, mutluluğa ancak kendi özgür iradesi ve emeğiyle ulaştığında gerçekten mutlu olabilir. Başkalarının emir ve yönlendirmeleriyle varılan sonuçlar insana en fazla geçici bir mutluluk sağlayabilir. Kişi mutluluğuna özgür iradesiyle ve -toplumsal yaşamın kaçınılmaz bir gereği olarak- ortak (kolektif) hareket ile sahip olabilir.

Yaşadığımız topraklar üzerinde kendimizin ve milletimizin mutlu olmasını, haksızlıklara uğramadan hak ettiklerine kavuşmasını ve emeğinin karşılığını almasını istiyorsak milletimizin ve vatanımızın tam bağımsızlığını sağlamak zorundayız. Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk milletinden gayrısı söz sahibi olursa, hele de o söz sahibi olanlar dünyayı kana boyayan kötü niyetli çevreler olursa acı, kan ve gözyaşı içinde sürünüp gideriz ki, gidiyoruz da! Gâzi Mustafa Kemâl “Hangi istiklâl vardır ki, yabancıların öğütleriyle, yabancıların plânlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir!” derken buna dikkat çekmiştir. Terör, katliamlar, emek sömürüsü, hukuksuzluklar, ekonomik adaletsizlikler, yolsuzluklar… Yabancıların öğütleri ve yabancıları plânlarıyla bir yere varmaya çalıştığımız için bunların içinde boğuluyoruz.

İhtiyaç duyduğumuz şey millî iradedir, millî iradenin gerçekten uygulanması ve egemen olmasıdır. Çünkü başka bir yöntemle mutlu bireyler olmamız olanaksızdır, ancak kendimizi tüketim kültürünün yalanlarıyla kandırıp bireyci birer ahmak olursak başka! Çocuklarımız, torunlarımız da ancak ve ancak özgür bir ülkede mutlu bir şekilde yaşayabilirler. Vereceğimiz mücadele, Türk yurdunda Türk milletinin egemen olması uğrunadır. Tüm dünyanın mutluluğu için gerekli olan, sömürgecilerin değil ulusların kendi topraklarında hâkim güç olmasıdır. Bunun yani millî iradenin anlamı, Türk yurdunda Türk milletinin söz sahibi olmasıdır. Oysa bugün Türkiye’de ne Türk milleti egemendir ne de “millî irade” adı altında sergilenen maskaralıklar millî iradeyi yansıtmaktadır.

Topraklarında yabancı askerler, yabancı devletlerin askeri üsleri, yabancı ülkelerin füze radarları, yabancı ülkelerin ajanları olan bir yerde millî iradeden bahsedilebilir mi? Siyasetçileri, basını, askerî yöneticileri, dernekleri, sermayedarları yabancıların öğütleriyle hareket eden bir ülke nasıl o ülkenin halkı tarafından yönetiliyor olabilir? Yalnızca belirli aralıklarla bir kâğıda mühür vurup sandığa atmak, egemen olmak için yeterli midir? Üstelik o sandığın başında da bin bir türlü hilebazlık döndürülüyorken!

Gerçek demokrasi için, gerçek demokrasinin temel şartlarından olan tam bağımsızlık ve adalet için sıkı sıkıya sarılmamız gereken kavram millî iradedir. Zorluklar ne kadar büyük olursa olsun, şu unutulmamalıdır: Mutluluk, hiçbir zaman vazgeçilecek kadar uzakta değildir. Hiçbir uzaklık, mutluluktan vazgeçecek kadar büyük değildir.

Erhan SANDIKÇI, 20 Ağustos 2013

Resim
http://www.milliiradebildirisi.org

14942 kişi bu içeriğe erişmiştir.