Sömürmek İçin ‘’Neo’’ Araç; Demokrasi / Osman ÇELİK Yazdır
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 17
ZayıfEn iyi 
Türkiye Ağı
Cuma, 07 Ekim 2011 12:19 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 11640 kişi bu içeriğe erişmiştir.

Mademki Türk ve Yunan hükümetleri ulusal bütünlüklerinin ve özgür uluslar olarak varlıklarını sürdürebilmek için gerekli mali ve diğer yardımları istemişlerdir. (…)

Mademki bu ulusların, ulusal bütünlükleri ve varlıkları Birleşik devletlerin ve bütün hürriyet sever halkların güvenliği bakımından önemli olup şu sıradan yardımın alınmasına bağlıdır.’ [1]

M. Emin Değer bu sözleri şöyle yorumlamaktadır;

Bu sözlerin, Ulusal kimliğimize saldırı olduğunu düşünemedik.Ulusal bağımsızlık savaşı vermiş bir ülkenin çocukları, böyle bir aşağılanmayı nasıl kabul edebilir?

Dünyanın 92 ülkesinde devlet yönetimlerine paralel yönetim şebekesi oluşturan ABD’nin son başkanlık seçimleriyle birlikte politikalarının değişeceğini küreselleşme ile birlikte ‘Neo con’ olarak da anılan G.W Bush döneminde ki uygulamalarını terk ederek ulus devletlerin varlığına yönelik negatif politikalarını bir yana bıraktığı noktasında öngörüler ve stratejik açılımlar yapılmaktadır.

Obama’nın demokrat partili olmasından ötürü bu yönde politik bir algı oluştuğu gerekçesi ile çeşitli görüşler ileri sürülmektedir.Amerikan politikalarının değişmediğini ve değişmeyeceğini ancak taktik ve stratejisinin değiştiği söylemek çok daha gerçekçi bir yaklaşım olsa gerek. Şöyle ki; ABD politikalarının değiştiğini söyleyenler Amerika Birleşik Devletleri tarihi ve Dünya tarihini dinsel, siyasal, ekonomik olarak gözden geçirdikleri zaman gerçeği fark etmemeleri söz konusu dahi olamaz. Bu projenin sahipleri ve uygulayıcı yöneticisi ABD, binlerce yıldır var ola gelen bir hâkimiyet mücadelesinin, savaşının devamında elde edilen menfaatlerini korumaya çalışan çıkar odaklarının hâkimiyeti altındadır. Bu odaklar Dünyanın bilinen tarihi içinde her devletin sistem mekanizmaları içinde var olmuşlar ve tarihin her zamanında iktidar mücadelesini günün imkân ve şartları içinde vermişlerdir.

İnsanlığın özlediği ve özendirildiği hak, hukuk, adalet kavramlarının hiçbir şüpheye yer bırakmadan uygulandığı bir yaşam vaat eden yönetim sistemleri, dinsel, ekonomik, siyasal her anlamda maalesef bu çıkar odakları tarafından gasp edilmiş ve içerikleri kendi menfaat algılarına göre düzenlenerek toplumlara servis edilir durumdadır. Bu bağlamda ABD’nin dayattığı yeni Dünya Düzeni ve politikalarının örtüsü olan yumuşak ismi Küreselleşme(Emperyalizm),bireyi küreselleştirirken toplumsal yaşamın içinde ötekiler yaratarak, ortak iradenin ve bütünlüğün yok edilerek yeni sömürgeler edinme plan ve projelerinden vaz geçtiğinin söylenmesi insanın aklına şu sorular gelmektedir.

ABD’nin ve yönetiminde bulunan çıkar odaklarının Dünyanın 92 ülkesinde devlet yönetimlerine paralel oluşturduğu yönetim şebekelerinden ve işlevlerinden elde ettiği menfaatlerini yaptığı fena uygulamalardan ötürü pişmanlık duyarak dünyanın artık bağımsız devletlerin oluşturduğu ABD’nin de bu milletler ve devletler cemiyetinde eşit statülü olmaya karar verdiğini mi düşünmeliyiz? Yoksa ABD ne yapmak istiyor?

ABD Türkiye ilişkilerine ve ABD’nin Türkiye’yi de kapsayan ‘project democracy’ adlı projesinin varlık sebebinin var ola gelen dünya sitemi içinde ne kadar, nereye kadar gerçekçi ve geçerli kılınabilecek olduklarını boyutlandırmaya çalışacağız. Demokrasi kavramı Eski Yunan’a uzanmaktadır.’Krasi’ ile biten diğer sözcükler gibi (örneğin, otokrasi, aristokrasi ve bürokrasi) demokrasi Yunanca bir sözcük olan güç, iktidar anlamına gelen ‘kratos’tan türemiştir. Demos ise fakirler, halk yığınları anlamlarına gelen bir sözcüktür.[2] ‘Din, Devlet, Demokrasi ‘adlı kitabında Ahmet Akgül Demokrasi sözcüğünün ifade ettiği ‘halkın yönetimi’ anlamına şu yorumu getirmektedir.’Halkın yönetimi’ deyimi bize fazla bir şey anlatmamaktadır. Demokrasi yaygın olarak kullanılan her sözcüğün hiçbir şey ifade etmemesi tehlikesi vardır ve bu tehlike demokrasi sözcüğü içinde geçerlidir.’demektedir.

    21.yüz yılın hegonomik gücü olarak kendisini dayatan ABD’nin geliştirdiği politikaların amaç ve hedeflerinin aracı haline getirdiği en başta ‘demokrasi’ olmak üzere küreselleşme, özgürlük, ahlak, kültür, din, ekonomi, siyaset gibi kavramların dünyanın diğer milletlerine ihracı ve etki alanları ile birlikte incelemek gereklidir. Çünkü ulusal egemenlik düşüncesinin yerine ikame edilmeye çalışılan Küreselleşme, demokrasi vs.


Kavramlarının, kelime anlamlarını farklı anlamlar yükleyerek ve bunu da teorisyenler tarafından bilinçli yapıldığının farkında olarak ‘kelimelerin anlamını değiştirerek her şeyi değiştirmenin mümkün olduğunu görmek durumundayız. Her değişimin sebebini, üretim araçlarının el değiştirmesi olarak göremeyiz. Bazen önce kelimeler değişir, sonra üretim araçları el değiştirir.’[3] Amerika, anlamı ülkeden ülkeye değişen ve değiştirilen ‘demokrasiyi’ kendi sömürü amaçları için kullanmaktadır. Oyunu kuran ABD, 3.Dünya ülkesi olarak tariflendirdiği bizim gibi ülkelere ‘demokrasiyi ‘öğretmeyi, öğretirken de müdahale etmek istediği bölgede ki ülkelerin iç işlerine karışmada araç olarak kendi dış politikasında amaç olarak tespit etmiştir.

Batı yayılmacılığının temelinde var olan iktisadi ve siyasal sistemlerin örtülmesi için, dinsel komplo teorilerinin yardımı ile sıra dışı çıkar öbeklerinin palazlanmasını sağlamaktadır. Bu tarihsel yöntem sayesinde ABD, ortaya çıkan durumdan elde edilen çıkarlar sayesinde; aşağılayıcı ve onur kırıcı baskıların sonuçlarını kullanarak milletlerin içinde soğuk savaş sürecinde ürettiği kültür ajanları ve ürettiği fikirlerin kendisinin olduğunu zanneden ancak ABD menfaatlerine hizmet eden kendi kültürüne, kimliğine yabancılaşmış insanlar vasıtasıyla sonuca gitmeye çalışmaktadır.

Binlerce yıllık dünya tarihi içinde üremiş veya bütünlüğün içinde nokta kadar dahi olsa her türlü farklılıkları kaşıyarak, ajanlarına kaşıtarak devletlerin ve milletlerin bölünmelerini demokrasi adı altında sağlamanın pisikolojik, ideolojik, dünya milletler alanında geçerli olan adı olan ‘demokrasiyi’ küresel anlamda olmazsa olmaz olarak anlamlandırmakta ve dayatmaktadır.

    ‘Demokrasi’ günümüzde ABD’nin ve bu ülkenin yöneticileri olan çıkar odaklarının, küresel hegemonyasının devamı için bir araç ve Amerika’nın dünya milletlerini kendi dünya sistemine bağımlı kılmak için kullandığı ideolojisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

    ABD, demokrasiyi öğrettiğini söyleyerek sürdürdüğü bu süreç içinde ilgili ülkelerde çeşitli gizli ve açık operasyonları desteklemekte ve yapmaktadır.


    Bu bağlamda Amerikan Başkanı Truman’ın hazırlattığı ‘National Security Directive (NSD 10/2) ‘ adlı belgede bu durum açıkça şöyle belirtiliyor; ‘Amerika Birleşik Devletleri’nin dış ülkelerde ki açık eylemleri, örtülü (gizli) operasyonlarla desteklenmelidir.’[4]


Yeni Dünya Düzeni

1982 yılında ABD Başkanı Reagen tarafından adı ‘project democracy’[5] olarak konulmuştur. Demokratikleştirme projesi ve demokratikleştirirken yeni sömürgeler edinme ve edinirken dünya’nın hegonomik gücü olabilme ve bu durumun uzun bir iktidarının devamı için Hassan Sabbahlar ve müritleri federasyonlarının bir konfederasyon olarak yeni Dünya Düzeni ideali altında teşkilatlandırılması projesi olarak karşımıza çıkıyor.

İki kutuplu dünya sisteminin (Soğuk savaş) bitişi ile ilişkilendirilen yeni Dünya düzeninin altında yatan Dünya hâkimiyet mücadelesi süreci tarihsel bir derinliğe sahiptir. Bu bağlamda Dünya tarihi açısından önemli olan Amerika kıtasının keşif öncesi ve sonrası Dünya jeopolitiğini incelerken, din, siyaset, ekonomi ilişkisi göz ardı edilmemelidir. Çünkü bu gün yürürlükte olan sömürgeleştirme projelerinin temelinde tarih ve var olan din, siyaset, ekonomi örtülü ilişkileri vardır.

ABD’nin tarihini ve dış politikasının tarihsel derinliğini ve uygulamalarını anlamak ve bilmek bu güne kadar var ola gelen olayları analiz etmemiz için önemlidir. Buz dağının görünen yüzü, bize buz dağının görünmeyen yüzünün derinliği ve içeriği hakkında bilgi sahibi olmamızda en azından el feneri olacaktır. Olay ve hadiselere yapacağımız kestirim için gerekli olan ana hatlarımız tarihi gerçekler, ABD’nin dış politikasının kavramları ve temel mekanizması, Amerikan dış politikasının temel kurucu kavramları olabilir.


[1] M. Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye ‘Yunanistan ve Türkiye’ye Yardım sağlamak için Kanun’ s.349
[2] Ahmet Akgül-Din Devlet Demokrasisi s:14
[3] Arslan Bulut-Batı ve İrtica, Siyasi Ümmetçiliğe karşı direnen Türk Milliyetçiliği, s;456
[4] Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında, s.9
[5] Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında, s.9


 

11640 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Son Güncelleme: Cuma, 07 Ekim 2011 21:39